İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/89 E. 2024/335 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2024/89
Karar No
2024/335
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/89 Esas KARAR NO : 2024/335 DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 07/02/2024 KARAR TARİHİ : 28/05/2024 Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili 07/02/2024 tarihli dava dilekçesinde özetle; Davalı tarafından müvekkili ... ve dava dışı borçlular ..., ..., ...Tic. Ve San. Ltd. Şti. aleyhine ... 22. İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyası nezdinde kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla icra takibi başlatıldığını, müvekkili şirketin davalı alacaklıya herhangi bir borcu olmadığı gibi icra takibine konu kambiyo senedi kapsamında da müvekkili şirketin borçlu olduğunun kabul edilmesinin mümkün olamayacağını, takibe dayanak gösterilen 250.000,00 TL bedelli 30.08.2020 vade tarihli bono asıl borçlu ... tarafından şahsi borcuna istinaden keşide edilmiş olup müvekkili şirketin davalı alacaklıya hiçbir borcu olmadığını, müvekkili şirketin ismi kefil kısmına daha sonraki bir tarihte farklı kalem ve yazı tipi ile eklendiğini, senet metni incelendiğinde senedin sadece ... tarafından şahsi borcu için düzenlendiği ve imza bölümüne ... tarafından şahsi olarak iki adet imza atıldığı ve borçtan asıl sorumlu olan kişinin ... olduğunu, müvekkili şirketin ünvanının kefil hanesine sonradan eklendiğinin çok açık bir şekilde görüldüğünü, senet metninde müvekkili şirketin ünvanının doğru yazılmadığı gibi şirkete ait vergi numarası veya kaşe gibi herhangi başka bir bilginin de bulunmadığını, senet üzerinde ... tarafından açığa atılmış iki adet imza bulunduğunu ancak müvekkili şirketin ismi üzerine atılmış bir imzanın söz konusu olmadığını, yine şirket adına temsilen imza atıldığına ilişkin bir ibarenin de bulunmadığını, oysa kambiyo senedinde temsilden söz edebilmek için ya “temsilen”, “temsilcisi”, “vekaleten”, “adına” gibi ibareler kullanmak ya da düzenleyen tüzel kişiye ait ünvanın üzerini imzalamak gerektiğini, şayet bu iki durumdan birinin söz konusu değilse, temsilcinin bizzat kendini borçlandırmak amacı ile senedi imzaladığının kabul edilmesi gerektiğini, bu konuda Yargıtay kararlarının mevcut olduğunu, senet metninde müvekkili şirket adına temsilen imza atıldığına ilişkin herhangi bir ibare bulunmadığı gibi imzaların ikisinin de açığa atıldığını, müvekkili şirketin kaşesi ya da ismi, ünvanı üzerine atılmış bir imzanın söz konusu olmadığını, hal böyleyken ilgili senet bakımından müvekkili şirketin borçlu olduğunun kabul edilmesinin mümkün olmadığını, dava konusu kambiyo senedindeki mizaların müvekkili şirket adına atıldığını kabul etmemek kaydıyla bir an için aksi düşünülse bile yapılan aval işlemi temsil yetkisi sınırları açılarak gerçekleştirildiğinden geçersiz olduğunu beyan ederek, öncelikle teminatsız veya uygun görülecek bir teminat karşılığında ... 22. İcra Dairesi'nin ...E. Sayılı takibin durdurulmasını, davanın kabulü ile müvekkilinin ... 22. İcra Müdürlüğü'nün ...Esas sayılı takibe konu yapılan senet dolayısıyla davalı tarafa borçlu olmadığının tespitini ve takibin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili 29/02/2024 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili tarafından davacı şirket ve diğer dava dışı borçlular ..., ... ve ...Ltd. Şti. aleyhine ... 22. İcra Müdürlüğü'nün...E. sayılı dosyası ile kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla icra takibi başlatıldığını, açılan işbu davanın husumet yokluğu nedeniyle reddinin gerektiğini, söz konusu icra takibine konu 250.000,00 TL bedelli ve 30.08.2020 vade tarihli senet incelendiğinde müvekkilinin lehtar olmadığı ve senedin lehtar olarak dava dışı borçlulardan ...Ltd. Şti.'ye keşide edildiği açıkça görüleceğini, söz konusu senet keşideci tarafından... Ltd. Şti.'ye keşide edilmiş olup anılan şirket tarafından ciranta ...'e ciro edildiğini, ... tarafından da ciro edilerek senetin müvekkiline teslim edildiğini, dolayısıyla davacının senet borçlusu olmadığına ilişkin dava dilekçesinde belirtmiş olduğu iddialarının lehtar ... Ltd. Şti.'ye yöneltmesi gerekirken söz konusu iddiaları müvekkiline yönelterek yalnızca müvekkili aleyhine huzurdaki davanın açılması usul ve yasaya aykırı olduğunu, icra takibine konu senetin hem davacı şirket adına hem de keşide tarihinde davacı şirketin yetkilisi olan ...'nın şahsı adına keşide edilmiş olup ayrıca yine davacı şirketin kefil olarak gösterildiğini, bu nedenle davacı şirketin sorumlu olmadığına ilişkin iddiaların kabul edilebilmesinin mümkün olmadığını, yalnızca şahıs adına keşide edilen senetlerde yalnızca bir imza atıldığının aşikar olup icra takibine konu senette çift imza bulunmasının dahi davacının iddialarının gerçek dışı olduğunun tek başına ispatı olduğunu, senet metni incelendiğinde yazıların tamamının aynı yazı tipinde ve aynı kalem ile yazıldığının herhangi bir inceleme yapılmaya gerek duyulmaksızın alenen görülmekte olup söz konusu iddianın davacı tarafın haklı çıkma maksadıyla ortaya atmış olduğu gerçek dışı ve mesnetsiz bir iddialardan ibaret olduğunu, keşide tarihinde şirket yetkilisi olan ...'ya ilişkin herhangi bir yetki sınırlaması yapıldığına ilişkin davacı şirket tarafından beyanda bulunulmadığını ve bu hususta bir delil sunulmamış olup dava dışı borçlu ...'nın yetkilisi sıfatıyla şirket adına vermiş olduğu aval usule uygun olup hukuken aranan şartlara haiz olduğunu, bu nedenle söz konusu işlemin geçersiz olduğuna ilişkin iddiaların yersiz ve mesnetsiz olup davacının bu iddialarına itibar edilmesinin mümkün olmadığını, icra takibine konu senedin lehtarı olmayan ve müvekkiline karşı dava dilekçesindeki iddiaların ileri sürülebilmesinın mümkün olmaması nedeniyle husumet itirazında bulunduklarını ve bu bakımdan davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesini talep ettiklerini, ayrıca icra takibine konu senedin davacı şirkete ait ticaret sicil kayıtlarından anlaşıldığı üzere keşide tarihi itibariyle davacı şirketin yetkilisi olan dava dışı diğer borçlu ... tarafından davacı şirket adına ve şahsı adına keşide edildiğini, yine yetkili ... tarafından davacı şirket adına aval verildiğinin sabit olduğunu, yani ... ve davacı şirketin icra takibine konu senedin asli borçluları olup ayrıca davacı şirket senette kefil olarak da yer aldığını, söz konusu senetteki 3 adet imzadan işbu hususun anlaşıldığını beyan ederek, davanın husumet yokluğu bakımından reddi ile davanın esastan reddi, vedavacının %20'den az olmamak üzere icra inkar ve kötü niyet tazminatına mahkum edilmesi ile yargılama masrafları ile vekalet ücretinin davacıdan tahsil edilmesini arz ve talep etmiştir. DELİLLER: Taraf beyanları, İTO kayıtları, ticaret sicil kayıtları ve tüm dosya kapsamı. GEREKÇE: Dava, kıymetli evraktan kaynaklı açılan menfi tespit davasıdır. Menfi tespit davalarında ispat yükü kural olarak, takip alacaklısı davalıya aittir. (TMK 6, HMK 190) Ancak davacı hukuki ilişkinin maddi hukuk bakımından hiç doğmadığını değil de sona erdiğini (ödeme yapıldığını) veya yerine getirilmesinden kaçınabileceğini (zamanaşımına uğradığını, ödeme yapıldığı, başkaca bir hukuki ilişkiye dayandırma) ileri sürüyorsa, bu iddiasını borçlu davacı ispat edecektir. Davalı tarafından davacı ... ve dava dışı borçlular ..., ..., ...Ltd. Şti. aleyhine ... 22. İcra Dairesi'nin ...Esas sayılı dosyasında kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla icra takibi başlatılmış, davacının davalı alacaklıya herhangi bir borcu olmadığı, takibe dayanak gösterilen 250.000,00 TL bedelli 30.08.2020 vade tarihli bono asıl borçlu ... tarafından şahsi borcuna istinaden keşide edildiği, senet üzerinde dava dışı ... tarafından açığa atılmış iki adet imza bulunduğunu ancak şirket adına temsilen imza atıldığına ilişkin bir ibarenin de bulunmadığını, dava dışı ...'nın davacı şirketi tek başına temsile yetkisinin bulunmadığı belirtilerek ... 22. İcra Dairesi'nin ... E. sayılı takibe konu yapılan senet dolayısıyla davalı tarafa borçlu olmadığının tespitini talep etmiştir. Davalı yan savunmasında, davacının senet ile ilgili herhangi bir şekilde tahrifat iddiası bulunmadığını, senetteki şekli unsurların tamam olması, senetteki imza dışındaki unsurların borçlu tarafından doldurulmamış olmasının senedin geçerliliğine halel getirmeyeceğinden bahisle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Dava dosyasındaki beyanlardan bonodaki imzanın davacıya ait olduğu yönünde herhangi bir ihtilaf bulunmadığı, ihtilafın dava dışı ...'nın davacıyı şirketi temsile ve borçlandırmaya yetkisinin olup olmadığı noktasında toplandığı ve açılan davada ispat yükünün bu haliyle davacı tarafta olduğu anlaşılmaktadır. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 201. maddesi ile senede bağlı her çeşit iddiaya karşı ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bulunan hukuki işlemler ikibinbeşyüz Türk Lirasından az miktara ait olsa bile tanıkla ispat olunamaz. Huzurdaki davaya konu senedin incelenmesinden, senedin teminat olarak yahut başka amaçla verildiği anlaşılmamaktadır. 6102 sayılı TTK' nun 646. maddesi; "1. Kıymetli evrakın borçlusu, ancak senedin teslimi karşılığında ödeme ile yükümlüdür. 2. Hile veya ağır kusuru bulunmadıkça borçlu, vade geldiğinde, senedin niteliğine göre alacaklı olduğu anlaşılan kişiye ödemede bulunmakla borcundan kurtulur." hükmüne havidir. Benzer bir uyuşmazlıkta Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 14/04/2014 tarih, ... Karar sayılı emsal nitelikte olan bir içtihadında; "Somut olayda, davacı/borçlu, emre yazılı 42.000,00 TL bedelli bonoda yer alan imzasını inkâr etmiş değildir. Senet sebepten mücerret olmakla, davacının ileri sürdüğü iddiaların varlığını yazılı delille ispat yükü altında olduğunun kabulü gereklidir." şeklinde değerlendirmede bulunduğu görülmüştür. Şekli açıdan unsurları tam olan bono üzerinde taraflar seçimlik olarak senedin hangi amaçla düzenlendiğine ilişkin bir kayıt eklememişlerdir. Hukuki ilişkiden mücerret olan senetteki keşideci imzası da inkâr edilmemiştir. Davacı yan dava konusu senedin davacı şirketi tek başına temsile yetkisi olmayan dava dışı ... tarafından verildiği, senedin dava dışı ...'nın şahsi borcu için verildiği iddiasında bulunmuştur. Ancak söz konusu senedin hiçbirinde teminat ya da davacının iddia ettiği hukuki bir ilişki kapsamında verildiği anlaşılmamaktadır. Dava sonrası takibe konu edilen senet, kambiyo senedi vasfında olup illeten mücerrettir. Bonodan dolayı borçlu bulunmadığının ispat yükümlülüğü davacıya aittir. Davacı şirkete ait ticaret sicil gazetesi örneklerinin incelenmesinde; davacı şirket temsilcisi olarak dava dışı ... 06.09.2004 yılında süresiz yetkili olarak seçilmiş, bu yetki 09.08.2021 tarihine kadar devam etmiştir. Ancak uyuşmazlık konusu senet ise 15.01.2020 tarihinde tanzim edilmiş, senedin tanzim tarihi itibariyle dava dışı ...'nın davacı şirketi tek başına temsile ve ilzama yetkili olduğu görülmüştür. Dolayısıyla senedin tanzim tarihi itibariyle dava dışı ... tarafından senedin keşide edilebileceği anlaşılmakla, davacının menfi tespit talebi ile açtığı davanın reddi gerekmiştir. Açılan davada davalı yan kötüniyet tazminatı talep ettiği anlaşılmakla, İİK 72. maddesi kapsamında kötüniyet tazminat talebinin ispatlanamadığından ve şartları oluşmadığından reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Açıklanan yasal gerektici nedenlere göre; 1-Davanın REDDİNE, 2-Davalının kötüniyet tazminat talebinin ispatlanamadığından ve şartları oluşmadığından REDDİNE, 3-Alınması gereken 427,60 TL harçtan peşin alınan toplam 4.269,38 TL harcın mahsubu ile fazla yatırılan 3.841,80 TL harcın karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine, 4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına, 5-Davalı vekili lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi 7/2 maddesi gereğince reddolunan kısım üzerinden hesaplanan 39.500,00 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı tarafa verilmesine, 6-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13 ve 14. Maddeleri ile Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği 26.maddesi gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 7-Yatırılan ve artan gider avansının karar kesinleştiğinde bakiye kısmının yatıran tarafa iadesine, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı davalının yokluğunda verilen karara karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde mahkememize veya başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek istinaf dilekçesi ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.28/05/2024 Katip ... ¸e-imzalıdır Hakim ... ¸e-imzalıdır

Atıf: İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/89, K. 2024/335, T. 28.05.2024, www.arakarar.com/karar/istanbul-4-asliye-ticaret-mahkemesi-2024-89-e-2024-335-k-fa98755dffc3