İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/318 E. 2024/632 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2023/318
Karar No
2024/632
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2023/318 Esas KARAR NO : 2024/632 DAVA : İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 11/05/2023 KARAR TARİHİ : 19/11/2024 Mahkememizde görülmekte olan İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili 11/05/2023 tarihli dava dilekçesinde özetle; Müvekkilİ şirketin 1971 yılında mühendislik plastikleri konusunda üretim ve pazarlama yapmak amacı ile kurulmuş olup sayısı otuzu bulan tescilli markaları, sektörünün tanınırlık seviyesini git gide yükseltmiş bir firma olduğunu, hem yurt içinde hem de yurt dışında satış yapan müvekkili firmanın, ... tesislerinden aracısız olarak hizmet vermeyi ilke edindiğini, bu nedenle ürün gönderimlerini de aracı veya komisyoncu herhangi bir firma olmaksızın kendisinin gönderdiğini, bu şekilde davalı ... A.Ş. ile anlaşan müvekkili şirketin davalı firma ile yurt dışı ürün gönderimi işlemlerinde çalıştığını, bu nedenle taraflar arasında cari hesap ilişkisi kurulduğunu, taraflar arasındaki ilişki devam ederken davalı tarafın müvekkili şirket ile aralarında olan anlaşma hükümlerini ihlal edecek şekilde, 15.815,04 TL tutarında bir fatura kestiğini, müvekkili şirketin söz konusu fatura bedelinin fahiş olduğunu belirterek fatura itiraz süresi dahilinde 16/03/2022 tarihli ... numaralı iade faturası düzenleyerek davalı firmaya ilettiğini, fakat davalı firmanın kötü niyetli davranarak bahsi geçen faturayı ... 32. İcra Dairesi'nin... Esas sayılı dosyası ile icra takibine konu ettiğini, bu nedenle müvekkili şirketin haciz tehdidi altında istenilen fatura bedelini ödemek durumunda kalmış ise de davalı tarafın haksız bir şekilde elde ettiği bedelin iadesi için huzurdaki davayı ikame etme zorunluluğu doğduğunu, müvekkii şirket ile arasındaki anlaşmanın dışına çıkarak fahiş tutarda fatura düzenleyen, müvekkil şirketçe bu faturaya itiraz edilmesine ve iade faturası düzenlenmesine rağmen ilgili faturayı icra takibine konu eden davalı tarafın haksız kazanç sağlandığını, arabuluculuk görüşmelerinin anlaşamamam ile sonuçlandığını beyan ederek, müvekkili şirket tarafından davalı tarafça ikame edilen ... 32. İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasına Davalı vekili 19/06/2023 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Zaman aşımı itirazlarının olduğunu, davacı tarafın dava konusu talep ve iddialarını kabul anlamına gelmemekle birlikte davacı tarafın dava konusu talep ve iddiaları zaman aşımına uğradığını, üstelik huzurda görülen dava kısmi istemli olduğunu, kısmi davada dava konusu edilmeyen kısımlar yönünden de zaman aşımı süreleri işlemeye devam ettiğini, zaman aşımı itirazları dikkate alınarak zaman aşımı itirazlarının kabulüyle davanın usulden reddine karar verilmesini talep ettiklerini, davacının dava değerini net olarak belirttiği halde huzurda görülen davayı kısmi istemli ikame ettiğini, alacak iddiası net bir şekilde belli olduğu halde kısmi dava açılmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davanın hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmesini talep ettiklerini, dava dilekçesinin içeriğinden taraflar arasında akdi ilişki gerçekleştiğinin ihtilafsız olduğunun ortada olduğunu, müvekkili şirket ile davacı şirket arasında cari hesap ilişkisi çerçevesinde ticari faaliyet gerçekleştiğini, işbu ticari ilişki sonucu müvekkili şirketin davacı şirketten olan alacağını tahsil etmek amacıyla davacı aleyhine ... 32. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davacının dayanak icra dosyasına itirazı olmadığını, borcu da ihtiraz-i kayıt şerh etmeksizin ödediğini, gelinen aşamada davacının haksız tahsilat iddiası ile huzurda görülen davayı müvekkili şirkete yöneltmesinin hukuka aykırı olduğunu, üstelik davacının dava dilekçesinde tahsilatın ne sebeple haksız olduğu konusunda somut bir açıklamada yapmadığını, müvekkili şirketin davacı taraftan olan dava konusu alacağı sözleşme, fatura, cari hesap tablosu, ticari defter ve kayıt vs. her türlü yasal delil ile sabit olduğunu beyan ederek, zaman aşımı ve hukuki yarar yokluğu itirazlarının kabulü ile davanın usulden reddini, davanın esastan reddini, fazlaya ilişkin haklarının saklı tutulmasını, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı taraf tahmiline karar verilmesini arz ve talep etmiştir. DELİLLER: Bilirkişi raporu, ... 32. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası UYAP kayıtları, ... Vergi Dairesi Müdürlüğü yazı cevabı, ... Vergi Dairesi Başkanlığı yazı cevabı, ... Vergi Dairesi Müdürlüğü yazı cevabı, taraf beyanları ve tüm dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ: 15/01/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle; "Davacı şirketin, davaya konu incelenen 2021 ve 2022 yıllarına ait yasal ticari defter/e- defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerini yasal süresi içerisinde yaptırılmış/verilmiş olduğu, yasal ticari defterleri üzerinde yapılan usul incelemelerinde kayıtların VUK. 215-219 maddesi hükümleri ile Tekdüzen Hesap Planı Genel Tebliğine uygun olarak tutulduğu ve defterlerin birbirlerini teyit ettikleri görülmüş olup, 6102 sayılı TTK.'nunu ile HMUK.'nun 222. maddesi amir hükümlerine göre davacı şirketin davaya konu 2021 ve 2022 yıllarına ait yasal ticari defter ve e-defterleri delil kudretine haiz görülmüş olup, nihai takdirin Sayın Mahkeme'nin olduğu, Davacı şirketin, davaya konu incelenen 2021 ve 2022 yıllarına att yasal ticari defter /e-defter kayıtlarına göre; 27.10.2022 davalmın takip tarihi itibariyle davacıdan borç/alacak bakiye durumunun 0,00.-TL (sıfır), 31.12.2022 tarihi itibariyle de davacının davalıya kalan asıl borç bakiyesi tutarının ise 15,815,04.-TL olarak tespit edildiği, Davalı tarafından davacı aleyhine... 32. İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile 27.10.2022 tarihinde İlamsız Takiplerde Ödeme Emriyle 15.815,04.-TL Asıl Alacak, 2.098,09.-TL İşlemiş faiz olmak üzere toplamda 17.913,13.-TL üzerinden takip baştattığı, takibin 17.913,13.-TL üzerinden kesinleştiği ve 24.11.2022 tarihli dosya kapak hesabına göre ise de 22.946,85.-TL bakiye borç miktarı hesap edildiği, Davacı tarafından dava dosyasına sunulan ...Bankası A.Ş. ... Şubesi işlem dekontuna göre; davacı tarafından 24.11.2022 tarihinde ... 32. İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasına 22.946,85.- TL E.F.T. ödemesi yapıldığı ve takip konusu borcun ödendiği, İstirdat tatebini haklı gösterecek somut ve inandırıcı se bep ve kanıt tespit edilemediği," sonuç ve kanaatine varılmıştır. 11/09/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle; "Davalı tarafın 2021, 2022 yıllarına ait ticari defterlerinin tasdik işlemleri yasal süreleri içerisinde yapıldığı, Davalı taraf kayıtlarına göre 31.12.2022 tarihi itibariyle tarafların arasındaki ticari işlemler sonucunda alacak-borç bakiyesinin “0”(sıfır) olduğu, Davalının 01.01.2022 hesap açılışında bakiye 15.815,04 TL alacağının 2021 yılında yapılan işlerden kaynaklandığı, Davacının 16.03.2022 tarihli iade faturasının mutabakata dayanmadığı, tek yanlı olarak tanzim edilen davacı iade faturasına istinaden alacaklanmasının somut olaya uymadığı, Davacının alıcı ödemeli, alıcı sorumluluğunda satış yapması halinde, bunun taşıyıcı yanca kabul edilmediği sürece, gönderen sıfatı ile davacının navlun ödeme sorumluluğuna etkisi olmayacağı, Davacının icra takibi sürecinde ödemek durumunda kaldığı borcun davalı yanca görülen taşıma işlerine dayandığı, itiraz edilmeyen faturalardan bakiye için ödendiği," sonuç ve kanaatine varılmıştır. GEREKÇE: Dava, kargo taşımasından kaynaklı hazırlanan fatura nedeniyle başlatılan icra takibi nedeniyle ödenen bedelin istirdadı davasıdır. Bir davada çekişmeli olguların kimin tarafından ispat edilmesi gerektiği konusuna, ispat yükü denir. Her iki taraf da ispat yükünün kime düştüğünü gözetmeden delil göstermişler ise bu halde hâkimin ispat yükünün hangi tarafa düştüğünü araştırmasına gerek yoktur. Çünkü hâkim, ilk önce tarafların gösterdikleri delilleri incelemekle yükümlüdür. İki tarafın (veya bir tarafın) gösterdiği deliller ile davaya ilişkin bütün çekişmeli olgular aydınlanmış ise yine ispat yükünün hangi tarafa düştüğünü araştırmakta bir yarar yoktur. Buna karşılık, gösterilen delillerin hâkime dava hakkında tam bir kanaat vermemesi halinde, ispat yükünün hangi tarafa düştüğünün tespit edilmesinde yarar vardır. Delillerin davayı etkileyecek çekişmeli hususlarda gösterileceği ve ispat faaliyetinin çekişmeli vakıalar için söz konusu olduğu hususu göz önünde bulundurulmalıdır ( 6100 sayılı HMK m.187/1). TMK 6. maddesinde; "Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür." denilmiştir. HMK'nun "İspat yükü" başlıklı 190. maddesinde ise bu düzenlemeye paralel bir düzenleme getirilmiştir. Anılan maddede "İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir." denilmiştir. İspat yükü ilk önce kural olarak davacıya düşer; yani davacı davasını dayandırdığı olguları ispat etmelidir. Kendisine ispat yükünün düştüğü taraf, uyuşmazlık konusu olguyu ispat edemezse davayı kaybeder. O taraf davacı ise davası reddedilir, davalı ise mahkûm edilir. Kendisine ispat yükü düşmeyen taraf, karşı (kendisine ispat yükü düşen) tarafın iddiasını (olguyu) ispat etmesini bekleyebilir. Kendisine ispat yükü düşen taraf iddiasını ispat edemezse, diğer (kendisine ispat yükü düşmeyen) tarafın onun iddiasının aksini (hilafını) ispat etmesine gerek yoktur; o olgu ispat edilmemiş (yani dava bakımından yok) sayılır. Somut olayda davalı yanca verilen taşıma hizmeti kapsamında hazırlanan faturanın uygun olup olmadığı, davacı yanca icra dosyasına yapılan ödemenin haksız olup olmadığı ve varsa davacı yanca ödenen bedelin istirdadı gerekip gerekmeyeceğinin uyuşmazlık konusu olduğu anlaşılmaktadır. HMK'nun 222/3 maddesi; "İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir." hükmünü içermektedir. Bununla beraber Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E. ...K. ... sayılı kararında; "Yasada delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatının gerektiği düzenlendiğinden, ticari defterlerin kesin delil olduğu anlaşılmaktadır." şeklinde belirtildiği üzere HMK'nun 222'deki şartları oluştuğunda ticari defterlerin ispat gücü bakımından sahibi lehine kesin delil niteliği taşıdığı kabul edilecektir. Yukarıda kapsamda Mahkememizce öncelikle alacağın varlığı için tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmasına, bilirkişi olarak atanacak mali müşavir bilirkişiye bildirilmesine, karar verilmiştir. Davacı yanın ticari defter ve kayıtlarının incelendiği 15/01/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle; "Davacı şirketin, davaya konu incelenen 2021 ve 2022 yıllarına ait yasal ticari defter/e- defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerini yasal süresi içerisinde yaptırılmış/verilmiş olduğu, yasal ticari defterleri üzerinde yapılan usul incelemelerinde kayıtların VUK. 215-219 maddesi hükümleri ile Tekdüzen Hesap Planı Genel Tebliğine uygun olarak tutulduğu ve defterlerin birbirlerini teyit ettikleri görülmüş olup, 6102 sayılı TTK.'nunu ile HMUK.'nun 222. maddesi amir hükümlerine göre davacı şirketin davaya konu 2021 ve 2022 yıllarına ait yasal ticari defter ve e-defterleri delil kudretine haiz görülmüş olup, nihai takdirin Sayın Mahkeme'nin olduğu, Davacı şirketin, davaya konu incelenen 2021 ve 2022 yıllarına att yasal ticari defter /e-defter kayıtlarına göre; 27.10.2022 davalmın takip tarihi itibariyle davacıdan borç/alacak bakiye durumunun 0,00.-TL (sıfır), 31.12.2022 tarihi itibariyle de davacının davalıya kalan asıl borç bakiyesi tutarının ise 15,815,04.-TL olarak tespit edildiği, Davalı tarafından davacı aleyhine ...32. İcra Dairesi'nin ...Esas sayılı dosyası ile 27.10.2022 tarihinde İlamsız Takiplerde Ödeme Emriyle 15.815,04.-TL Asıl Alacak, 2.098,09.-TL İşlemiş faiz olmak üzere toplamda 17.913,13.-TL üzerinden takip baştattığı, takibin 17.913,13.-TL üzerinden kesinleştiği ve 24.11.2022 tarihli dosya kapak hesabına göre ise de 22.946,85.-TL bakiye borç miktarı hesap edildiği, Davacı tarafından dava dosyasına sunulan ... Bankası A.Ş. ... Şubesi işlem dekontuna göre; davacı tarafından 24.11.2022 tarihinde ...32. İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasına 22.946,85.- TL E.F.T. ödemesi yapıldığı ve takip konusu borcun ödendiği, İstirdat tatebini haklı gösterecek somut ve inandırıcı se bep ve kanıt tespit edilemediği," sonuç ve kanaatine varılmıştır. Talimat raporu da incelenerek, ilgili alacak kalemlerinin ticari kayıtlara işlenip işlenmediği, taraflar arasında cari hesap ilişkisinin olup olmadığı ile dava konusu alacağa konu taşımanın gerçekleşip gerçekleşmediğinin tespiti ile davacının varsa istirdata tabi alacağının tespiti için dosyanın mali müşavir ve taşıma hukuku alanında uzman bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, hazırlanan 11/09/2024 tarihli bilirkişi raporunda; "Davalı tarafın 2021, 2022 yıllarına ait ticari defterlerinin tasdik işlemleri yasal süreleri içerisinde yapıldığı, Davalı taraf kayıtlarına göre 31.12.2022 tarihi itibariyle tarafların arasındaki ticari işlemler sonucunda alacak-borç bakiyesinin “0”(sıfır) olduğu, Davalının 01.01.2022 hesap açılışında bakiye 15.815,04 TL alacağının 2021 yılında yapılan işlerden kaynaklandığı, Davacının 16.03.2022 tarihli iade faturasının mutabakata dayanmadığı, tek yanlı olarak tanzim edilen davacı iade faturasına istinaden alacaklanmasının somut olaya uymadığı, Davacının alıcı ödemeli, alıcı sorumluluğunda satış yapması halinde, bunun taşıyıcı yanca kabul edilmediği sürece, gönderen sıfatı ile davacının navlun ödeme sorumluluğuna etkisi olmayacağı, Davacının icra takibi sürecinde ödemek durumunda kaldığı borcun davalı yanca görülen taşıma işlerine dayandığı, itiraz edilmeyen faturalardan bakiye için ödendiği," anlaşılmakla, davacı yanca fazla ya da haksız ödenen bedel olmadığı anlaşılmakla açılan davanın reddi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Açıklanan yasal gerektirici nedenlere göre; 1-Davanın REDDİNE, 2-Alınması gereken 427,60 TL harçtan peşin alınan 179,90 TL harcın mahsubu ile eksik kalan 247,70 TL harcın davacıdan alınarak Hazineye İrad Kaydına, 3-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13 ve 14. Maddeleri ile Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği 26.maddesi gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 4-Davalı vekili lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesi gereğince reddolunan kısım üzerinden hesaplanan 100,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı tarafa verilmesine, 5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına, 6-Davalı tarafından yapılan 500,00 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı tarafa verilmesine, 7-Taraflarca yatırılan ve artan gider avansının karar kesinleştiğinde bakiye kısmının yatıran tarafa iadesine, Dair, davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı, miktar itibariyle kesin olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulünce anlatıldı.19/11/2024 Katip ¸e-imzalıdır Hakim ¸e-imzalıdır

Atıf: İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/318, K. 2024/632, T. 19.11.2024, www.arakarar.com/karar/istanbul-4-asliye-ticaret-mahkemesi-2023-318-e-2024-632-k-fed9ff30dab1