İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2021/461 E. 2025/484 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2021/461
- Karar No
- 2025/484
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2021/461 Esas KARAR NO : 2025/484 DAVA : Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (İtirazın İptali) DAVA TARİHİ : 15/02/2017 KARAR TARİHİ : 02/07/2025 Mahkememizde görülmekte olan Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (İtirazın İptali) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA VE TALEP : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili banka ile dava dışı borçlu ...Tic. Ltd. Şti. arasında genel kredi sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşmede davalı ...'ın müşterek borçlu ve müteselsil kefalet şerhi ile imzaladığını, sözleşme hükümlerine uyulmadığından dava dışı şirket ve davalı tarafından kullanılan nakit ve gayri nakit kredilerin kat edildiğini, borçlu ve kefillere ... 16. Noter'inin ... tarih, ... yevmiye numaralı ihtarnamesinin keşide edildiğini ancak borcun tahsilatının yapılamaması sebebi ile bu defa genel kredi sözleşmesini müşterek borçlu müteselsil kefil olarak imzalayan ... ve diğerleri aleyhine işbu davaya konu ... 23. İcra Müdürlüğü'nün... Esas sayılı icra takibi başlatıldığını, davalının itirazı üzerine takibin durduğunu ileri sürerek, itirazın iptali ile takibin devamına, davalının %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemeye mahkum edilmesine, masraf ve vekalet ücretinin davalı yana bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP : Davalı vekili davaya cevap dilekçesinde özetle; Davalı müvekkilinin sözleşmede müşterek borçlu ve müşterek müteselsil kefalet şerhini içeren imzasının bulunmadığını, davacı tarafın dava dosyasına sunduğu Genel Kredi Sözleşmesinde görüleceği üzere davalı müvekkilinin müştereken ve müteselsilen borç altına sokan usulüne göre düzenlenmiş ve kanuni unsurları tam olan genel kredi sözleşmesinin mevcut olmadığını, davalı müvekkilinin kefilliğinin geçerli olduğu kabul edilse bile ...'ın 01.10.2010 tarihinde şirket hisselerini noterden satarak ticaret siciline ilan ettirdiğini, davacı ile dava dışı asıl borçlu ...Tic. Ltd, Şti arasında imzalanan sözleşme gereğince 2009 tarihinden itibaren krediler alınarak ödendiğini, davalı müvekkilin sorumlu olduğu tarih olan 01.07.2013 tarihine kadar ödenmemiş bir borcu bulunmadığını, icra takibine konu olan kredi alacağının 2013 yılına ait krediler olduğunu, davalının ortağı olduğu şirket ile herhangi bir ilgisi kalmadığını, bu sebeplerle de sözleşmenin tarafı olan şirketin borcunun olup olmadığının, borcu varsa ne kadar borcunun olduğunun bilmesine imkanı olmadığını beyan ederek davanın reddine, kötü niyetle icra takibine girişilmesi nedeniyle %20 den az olmamak kaydı ile kötü niyet tazminatına ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir DELİLLER : ... 23. İcra Müdürlüğünün... E sayılı dosyası, genel kredi sözleşmesi, ... 16.Noteri'nin ...tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ve tebliği, ihtarname ve tebliğ şerhi örnekleri, davacı banka kayıtları, bilirkişi incelemesi sonucu alınan raporlar. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ KABUL VE GEREKÇE: Davacı tarafından açılan dava, İİK 67.maddesine dayalı itirazın iptali davasıdır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacı banka ile dava dışı borçlu ...Şti arasında imzalanan davalı ...'ın müşterek borçlu ve müteselsil kefil olarak sözleşmeyi imzaladığı genel kredi sözleşmesinden dolayı davacının davalıdan alacaklı olup olmadığı alacağı var ise alacak, işlemiş faiz, BSMV miktarı hususlarındadır. Mahkememizin ...E - ... K. sayılı dosyasından verilen 26/11/2018 tarihli "...Davanın kısmen kabulü kısmen reddi ile, davalı tarafından ... 23. İcra Müdürlüğünün ... E sayılı icra dosyasına yöneltilen itirazın 29.099,86 TL asıl alacak, 485,53 TL işlemiş faiz ve 24,28 TL BSMV olmak üzere toplam 29.609,67 TL yönünden iptaline ve takibin bu miktar üzerinden devamına, toplam alacağın % 20 si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine..." dair karar İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nin ...Esas - ...karar saylı 25/05/2021 tarihli kararı ile "...Davacı banka ile dava dışı borçlu ... Ltd. Şti. arasında 07.12.2009 tarihinde düzenlenen 60.000-TL limitli genel kredi sözleşmesinde davava dışı ..., ... ve davalı ...'ın müşterek borçlu-müteselsil kefil sıfatı ile yer aldığı anlaşılmaktadır. Davacı banka vekili tarafından asıl borçlu hakkında yapılan icra takibinden bir netice alınamaması nedeniyle alacağın tahsili için davalılar hakkında icra takibi başlatıldığını ileri sürerek iş bu dava açılmıştır. Her ne kadar davalı vekili, taraflar arasında geçerli bir kefalet sözleşmesi bulunmadığını ileri sürmüş ise de, aynı sözleşmede yer alan "Kefalet Şerhi" başlıklı hükümlerin davalı tarafından diğer kefillerle birlikte imzalandığı, davalının imzasının yanında kefalete ilişkin miktarın belirtildiği, sözleşmenin imzalandığı tarihte yürürlükte olan ve olaya uygulanması gereken 818 Sayılı Borçlar Kanunu hükümleri uyarınca taraflar arasında geçerli bir kefalet sözleşmesi bulunduğu anlaşıldığından davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir. Bunun dışında davalı taraf, asıl borçlu şirkete kredilerin, kendisinin şirket ortaklığından ayrılmasından sonra kullandırıldığını, bu nedenle kredi borçlarından dolayı sorumluluğunun bulunmadığını ileri sürmüş ise de; kefil olan ortak, ortaklıktan ayrılsa bile, onun ortak olduğu zamanda yüklendiği kefaletlerden dolayı sorumluluğu aynı şekilde devam edecektir. Kefaletin sona erme sebeplerinin düzenlendiği Türk Borçlar Kanunu’nun 598 ve devamı maddelerinde ortağın ortaklıktan ayrılması, kefaleti sona erdiren bir neden olarak düzenlenmemiştir. Dolayısıyla ortak ortaklıktan ayrılsa, böylelikle kefil olmasına neden olan temel sebep ortadan kalksa bile, yine de ortak olduğu zamanki kefaletlerinden sorumlu olmaya devam edecektir. Davalının ortaklıktan ayrılması kefalet sözleşmesinden kaynaklanan sorumluluğunu sona erdirmediğinden davalının aksi yöndeki istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir. Davacı banka vekilinin istinaf nedenlerinin incelenmesinde ise; müteselsil kefil olan davalı, asıl borçlunun borcundan (asıl borçlunun temerrüdü dahil) kefalet limiti ile ve kendi temerrüdünün hukuki sonuçları ile sorumludur. Diğer taraftan TTK'nın 8. Maddesi gereğince ticari işlerde faiz oranının serbestçe kararlaştırılması mümkün olup, taraflar arasındaki genel kredi sözleşmesinin 19. Maddesinde temerrüt durumunda banka tarafından kredilere uygulanan en yüksek faiz oranına bu oranın % 50'sinin ilavesiyle bulunacak faiz oranının uygulanacağı kararlaştırılmıştır. Bu durumda davalı kefil yönünden temerrüt tarihine kadar anapara faizi, temerrüt tarihinden takip tarihine kadar bu oranın üzerinden sözleşme hükümlerine uygun olarak belirlenecek temerrüt faiz oranı üzerinden faiz hesaplanması gerekirken, asıl alacağa ihtarnamenin davalıya tebliğ edildiği tarihten takip tarihine kadar somut olayda uygulanma yeri bulunmayan TBK'nın 120. Maddesi esas alınarak faiz hesabı yapan bilirkişi raporunun hükme esas alınması hatalı olmuştur. Öte yandan, davacı vekili, dava dilekçesine asıl borçlu hakkında icra takibi başlatıldığını, yapılan takibin sonuçsuz kalması üzerine davalı kefillere müracaat edildiğini ileri sürmesine rağmen, asıl borçlu hakkındaki icra takibi ile alacağın muacceliyetine ilişkin hesap özetleri ve temerrüte ilişkin kat ihtarnameleri dosyaya celbedilmemiştir. Bu husus aynı zamanda tahsilde tekerrüre sebebiyet verilmemesi bakımından da önem arz etmektedir. Bu durumda, asıl borçlu hakkında başlatılan icra dosyası, hesabın hangi tarihte kat ettiğine dair kayıtlar ve asıl borçluya gönderilen ihtarnameler ile taraflar arasındaki genel kredi sözleşmesi ile ilgili tüm belgeler incelenmek ve davalı kefilin de imzasının yer aldığı "kefalet şerhi" başlıklı sözleşme hükümleri değerlendirilmek, uygulanacak faiz oranı bakımından davacı banka tarafından Merkez Bankasına bildirilen en yüksek faiz oranları araştırılmak suretiyle konusunda uzman bir bilirkişiye hesaplama yaptırılarak davalının sorumlu olduğu asıl alacak, işlemiş akdi veya temerrüt faizi, BSMV hesaplanarak sonuca gidilmesi gerekirken, hatalı bilirkişi raporuna itibarla hüküm tesisi yerinde olmamıştır. Açıklanan nedenlerle, taraf vekillerinin istinaf talebinin kabulü ile yerel mahkeme kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılarak yukarıda açıklanan şekilde inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra oluşacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi için dosyanın yerel mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.." ifadelerine yer verilerek mahkememiz kararını kaldırmıştır. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nin ... Esas - ... karar saylı 25/05/2021 tarihli kararı doğrultusunda mahkememizce yargılamaya devam edilmiştir, Davacı tarafça asıl borçlu hakkındaki icra dosya numarası bildirilmiş ve ve davaya konu ... 23.İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı dosyanın aslı gibidir yapılmış bir örneği celp edilmiştir. takibe geçilen alacağa ilişkin hesap özetini de içeren ... 16.Noterliği'nin ... tarihli ... yevmiye nolu ihtarnamesinin bir sureti ile birlikte dosya aynı bilirkişiye tevdi edilerek istinaf kararı doğrultusunda ek rapor aldırılmıştır. Finans ve Bankacılık Danışmanı ... mahkememize sunmuş olduğu ek raporunda özetle; Özetle davacı yanın dava dışı şirket ile gerçekleşen kredili işlemlerine istinaden; A.04.12.2015 ihtarname tarihi itibari ile 29.099,86 TL anapara, 35.645,31 TL faiz ve 1.782,27 TL BSMV olmak üzere toplam 66.527,44 TL alacağı hesaplandığı, B. 04.12.2015 ihtarname ile 05.01.2016 takip tarihi arasında davacı yanın ayrıca 851,17 TL temerrüt faizi ve 42,56 TL BSMV olmak üzere toplam 893,73 TL ayrıca alacağı hesaplandığı, C. Dava dosyasına, davacı yan tarafından davacı bankanın ilgili dönemde uyguladığı en yüksek ticari kredi faiz oranı belgesi sunulmamış olup iş bu husustaki tüm hukuki yorum ve takdir Sayın Mahkemenize ait olmak üzere, davacı yan talebi olan “en yüksek ticari kredi faiz oranı olan %26,00 ya göre” alınması durumunda genel kredi sözleşmesi hükümlerine göre dava konusu temerrüt faiz oranı %39,00 ((%26+(%26*%50)) olarak hesaplandığı..." görüş ve kanaatine varıldığını bildirmiştir. Bilirkişi ek raporuna itirazlar doğrultusunda davacı bankaya yazı yazılarak Merkez Bankasına bildirilen en yüksek faiz oranlarının mahkememize bildirilmesi istenilmiş, gelen cevabi yazı ile birlikte dosya tekrar aynı bilirkişiye tevdi edilerek, özellikle kök rapora yapılan itirazların ve davacı tarafça dosyaya sunulan 19/10/2022 tarihli belgelerin incelenmeleri suretiyle ek rapor düzenlenmesi istenilmiş, bilirkişi mahkememize sunmuş olduğu 13/07/2023 tarihli ek raporunda özetle; "...Dava dosyasına sunulan belge kapsamında, yapılan hesaplamalar dahilinde, davacı yanın kök ve ek raporlarımızda tespit edilen hesap kat ediliş tarihi itibari ile 30.723,42 TL (29.099,86 TL anapara ve 1.623,56 TL birikmiş akdi tutar) alacağına istinaden; i. Hesap kat edildiği tarihleri ile 04.12.2015 ihtarname tarihi arasında 19.578,27 temerrüt faiz ve 978,91 TL BSMV olmak üzere toplam 20.557,18 TL alacak hesaplandığı, ii. Davacı yanın, davalı yanlara Beyoğlu 16. Noterliğinin 04.12.2015 tarih ve 32570 sayılı yevmiye sayılı ihtarnamesi ile temerrüde düşürdüğü ve ihtarname tebliğ tarihinden 1 gün sonrasına kadar süre verdiği, yapılan tebliğin geçerli olup olmadığı hususundaki tüm hukuki yorum ve takdir Sayın Mahkemenize ait olmak üzere, dava dosyasına sunulan tebliğ mazbatasından ilgili ihtarnamenin davalı kefiller tebligatının muhtarlığa tebliğ edildiği 08.12.2015 tarihinin alınması durumunda; temerrüt tarihi olarak 09.12.2015 alınarak; 09.12.2015 tebliğ ile 05.01.2016 takip tarihi arasında 407,41 TL temerrüt faizi ve 20,37 TL BSMV olmak üzere toplam 427,78 TL alacak hesaplandığı, iii. Teknik/bilirkişi hesaplamalarına yönelik Sayın Mahkemeniz talebine istinaden davacı yan tarafından, ihtarnamenin hazırlandığı 04.12.2015 ile temerrüt tarihi olan 09.12.2015 tarihlerinin hesaplanmasına yönelik ilgili tarih aralığında 76,81 TL temerrüt faiz ve 3,84 TL BSMV olmak üzere toplam 80,65 TL olarak hesaplanmıştır. B. Davalı yanın kök ve ek raporumuza itirazlarına yönelik değerlendirmelerimiz aşağıdaki gibidir. i. Davacı ile davalı arasında yapılan Genel Kredi Sözleşmesi tarihi 07.12.2009 olup borçlu dava dışı şirket ...Tic. Ltd. Şti. müşterek borçlu-müteselsil kefil sıfatı ile Mustafa Nalbat, Hakan Nalbat ve ...’ın yer aldığı bir adet 60.000 TL tutarında “Genel Kredi Sözleşmesi” bulunmakta olup ilgili sözleşmesi 64. Sayfada “Müşterek Borçlu Müteselsil Kefil/Kefiller” altında yer almakta olup tutar ve adres bilgileri yer almaktadır, ii. 01.07.2012 tarihinden itibaren ise yeni Borçlar Kanunu hükümleri uygulanması gerektiği yönündeki hukuki nitelikteki konuya ilişkin olarak dava dosyasında davacı bankanın kefaletten feragat ettiğine dair herhangi bir belge görülememiş, davalı yanın da aynı şekilde ek bir belge sunduğu tespit edilememiştir. Sayın Mahkemenize bilgi amaçlı olarak; Genel Kredi Sözleşme tarihi 07.12.2009 tarihlidir. Kredi sözleşme tarihi ile takibe konu kredi kullandırım tarihleri 01.07.2012 tarihli Yeni Borçlar Kanunu öncesindedir, iii. Yeni Borçlar Kanunu gereğince geçerli kefilliğinin bulunmaması sebepleriyle icraya konu borçtan sorumluluğunun bulunmadığına yönelik “hukuki konudaki itirazı” Sayın Mahkemeniz yorum ve takdirinde olup kredi sözleşme ve takibe konu kredi kullandırım tarihleri yukarıda detayları ile belirtilmiştir, iv. Yeni Borçlar Kanunu gereğince davalı müvekkil açısından geçerli bir kefalet sözleşmesi bulunmadığını, BK583. Maddesine yönelik “… yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır.” şeklinde düzenlendiğini ancak dava dosyasına sunulan genel kredi sözleşmesinde böyle bir ibare veya yazı bulunmadığına yönelik “hukuki konudaki itirazı” Sayın Mahkemeniz yorum ve takdirinde olup kredi sözleşmesinde böyle bir ibare tespit edilememiştir. Kredi sözleşmesine yönelik bilgiler ve takibe konu kredi kullandırım tarihleri detayları ile belirtilmiştir...." yönünde görüş ve kanaat bildirmiştir. Taraf vekillerinin itirazları ve alınmış olan bilirkişi kök ve ek raporları ile istinaf kararı incelenerek rapor düzenlenmesi hususunda dosya bu defa farklı bilirkişi Bankacı ...'a tevdi edilmiştir. Bilirkişi ... düzenlemiş olduğu 15/02/2024 tarihli raporunda özetle;"....Davacı banka kredi alacağına ilişkin, davalının ... 23.İcra Müdürlüğü’nün ...E. sayılı takip dosyasına yapımış olduğu itiraz nedeniyle yapılan hesaplamalar neticesinde davacı bankanın davalıdan sayın mahkemenizce de kabul edilmesi halinde 07.01.2016 takip tarihi itibarı ile tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile 11.785.02 TL asıl alacak 18.62 TL işlemiş akdi faiz, 376.10 TL tem.faizi 18.80 TL BSMV olmak üzere toplam 12.198.54 TL alacaklı olduğunun tespit edildiği, 11.785.02TL asıl alacağa takip tarihinden itibaren % 39 oranında temerrüt faizi ve %5 BSMV davalıdan istenebileceği toplamda 29.740.03 TL banka alacağı tespit edilmiştir...." yönünde görüş ve kanaat bildirmiştir. İtirazlar üzerine dosya tekrar bankacı bilirkişi ...'a tevdi edilmiş, bilirkişi mahkememize sunmuş olduğu 27/01/2025 tarihli ek raporunda özetle; "...Genel Değerlendirme;BAM kararında “....Öte yandan, davacı vekili, dava dilekçesine asıl borçlu hakkında icra takibi başlatıldığını, yapılan takibin sonuçsuz kalması üzerine davalı kefillere müracaat edildiğini ileri sürmesine rağmen, asıl borçlu hakkındaki icra takibi ile alacağın muacceliyetine ilişkin hesap özetleri ve temerrüte ilişkin kat ihtarnameleri dosyaya celbedilmemiştir.” Denilmesine karşın Kefilin borcu asıl borçlunun borcunu geçemeyeceğinden bu konuda herhangi bir değerlendirme yapılamadığı,ve nihai kararın sayın mahkemenizin takdirlerinde olduğu, Keşide edilen ihtarname :Davacı banka davalıya ... 16.Noterliğinin .. tarih ... yevmiye nolu ihtarnamesi keşide edildiği, Tebligat: Davalı kefile gönderilen ihtarnamenin 08.12.2015 tarihinde tebliğ edildiği, Temerrüt: Yasa ve Yargıtay içtihatları doğrultusunda ihtarname ile verilen 1 günlük sürenin sonunda temerrüdünün 10.12.2015 tarihinde başlayacağı mütalaa olunmaktadır. Tebligat: Dava dışı asıl borçluya gönderilen ihtarnamenin tebliğ şerhinin sunulmadığı Ayrıca Bam kararında belirtildiği üzere asıl borçlu hakkında Takip başlatıldığına ilişkin belge sunulmadığı..." yönünde görüş ve kanaat oluştuğunu bildirmiştir. Bilirkişi Raporu dosya kapsamına uygun, ayrıntılı, açıklayıcı ve hüküm kurmaya elverişlidir. Tüm dosya kapsamı değerlendirilmekle; davalı itiraz dilekçesinde sözleşme yapılmadığını, cevap dilekçesinde ise, imzasının yanında müşterek ve müteselsil kefil olduğunun açık bir şekilde yazılı olması gerektiğini, 07/12/2009 tarihinde genel kredi sözleşmesine imza attığını, 01/07/2010 tarihinde şirket hisselerini sattığını, buna rağmen 01/12/2012 tarihine kadar kredilerin ödendiğini, devir tarihinden sonra borçtan sorumlu olmayacağını ileri sürmüş ise de, davalı mahkememize sunduğu cevap dilekçesinde imzasının yanında müşterek ve müteselsil kefil olduğunun açık bir şekilde yazılı olmadığını belirtmek suretiyle imzasını ve sözleşmenin varlığını kabul etmektedir, kaldı ki, davalının yükümlülük altına girdiğini kredi sözleşmesinde kendi el yazısıyla sorumlu olduğu miktarı belirttiği, müşterek borçlu ve müteselsil kefiller başlığı altında davalının ad, soyadı ve imzasının yer aldığı tespit edilmiştir. Dolayısıyla davalının kefil olarak sorumlu olduğu anlaşılmıştır. Davalının şirket hisselerini genel kredi sözleşmesinin imzalanmasından bir yıl kadar sonra devretmiş olması davalının sorumluluğunu ortadan kaldırmaz (Yargıtay 19. HD... E, ... K). Davalının hisselerini devrettikten sonra ödeme yaptığını ifade etmesi ve ödeme yapmış olması dahi borcun varlığını kabul ettiği anlamına gelmektedir. Davacı banka ile dava dışı borçlu ...Şti arasında imzalanan 07/12/2009 tarihli genel kredi sözleşmesini davalı ...'ın müşterek borçlu ve müteselsil kefil olarak imzaladığı, kullandırılan kredinin kararlaştırılan süre içinde ödenmediği anlaşılmakla davalının dava dışı borçlu şirketteki hissesini 2010 yılında satmış olmasının ve Türk Borçlar Kanunu ile getirilen düzenlemelerin davalının kefalet ilişkisinden kaynaklanan sorumluluğunu ortadan kaldırmadığı dikkate alınarak davacı bankanın davalıdan bozma sonrası alınan bilirkişi ...'un hazırladığı bilirkişi kök ve ek raporları ile belirlenen miktarda alacaklı olduğu mahkememizce kabul edilmiştir. Davacı bankanın davalıya ... 16.Noterliğinin ... tarih ...yevmiye nolu ihtarnamesi keşide edildiği, davalı kefile gönderilen ihtarnamenin 08.12.2015 tarihinde tebliğ edildiği, ihtarname ile verilen 1 günlük sürenin sonunda temerrüdünün 10.12.2015 tarihinde başlayacağı değerlendirilmiştir. Asıl borçlu hakkında başlatılan bir takip olmadığı anlaşılmıştır. Mahkememizce alınan bilirkişi raporuna göre 28.754,86 TL asıl alacak, 939,20 TL işlemiş faiz ve 45,97 TL BSMV olmak üzere toplam 29.740,03 TL alacak hesaplanmış ve açıklanan nedenlerle, Davanın kısmen kabulü kısmen reddi ile, davalı tarafından ... 23. İcra Müdürlüğünün ...E sayılı icra dosyasına yöneltilen itirazın 28.754,86 TL asıl alacak, 939,20 TL işlemiş faiz ve 45,97 TL BSMV olmak üzere toplam 29.740,03 TL yönünden iptaline ve takibin bu miktar üzerinden devamına, geçerli bir ilamsız genel icra takibinin varlığı, borçlunun yedi günlük süre içerisinde ödeme emrine itiraz etmiş olması, bir yıl içinde açılmış bir itirazın iptali davası bulunması, davacı alacaklının tazminat istemini dava dilekçesinde açıkça talep etmiş olması ve takip konusu alacağın miktarının belli (likit) olması dikkate alınarak borçlunun itirazının haksız olması nedeniyle toplam alacağın % 20 si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın kısmen kabulü kısmen reddi ile, davalı tarafından ... 23. İcra Müdürlüğünün ... E sayılı icra dosyasına yöneltilen itirazın 28.754,86 TL asıl alacak, 939,20 TL işlemiş faiz ve 45,97 TL BSMV olmak üzere toplam 29.740,03 TL yönünden iptaline ve takibin bu miktar üzerinden devamına, 2-Kabul edilen asıl alacağın(28.754,86 TL) % 20 oranında( 5.750,97 TL) icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Harçlar Kanununca alınması gerekli 2.031,54 TL ilam harcından peşin yatırılan 973,04 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.058,50 TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDEDİLMESİNE, 4-Davacı tarafından yatırılan 973,04 TL peşin harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T gereğince hesaplanan 29.740,03 TL avukatlık ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T gereğince hesaplanan 30.000,00 TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 7-Davalı tarafından yapılan 140,35 TL yargılama giderlerinden 94,03 TL'sinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 8-Davacı tarafından yapılan 31,40 TL başvuru harcı, 9.100,00 TL bilirkişi ücretleri, 495,00 TL tebligat ve müzekkere giderlerinden oluşan toplam 9.626,40 TL yargılama giderlerinin davanın kabulü oranında 3.561,76 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kullanılmayan bakiye gider avanslarının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine, Dair tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süresi içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar davacı vekilinin yüzüne karşı açıkça okunup, usulen anlatıldı. 02/07/2025 Katip ... ¸e-imzalıdır Hakim ... ¸e-imzalıdır