İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2020/317 E. 2025/450 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2020/317
Karar No
2025/450
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2020/317 Esas KARAR NO : 2025/450 DAVA : Tazminat DAVA TARİHİ : 18/09/2014 KARAR TARİHİ : 20/06/2025 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının ... no1u ... Sigortası Poliçesi kapsamında sigortalandığını, poliçenin 14.12.2009 tarihli başvuru formundaki beyanlar esaslar alınarak akdedildiğini başvuru formunda 9 nolu soru ile sağlık durumuna ilişkin yöneltilen sorulara “hayır“ yanıtı verildiğini, ancak davalının ... Hastanesinde kasık fıtığı rahatsızlığı sebebiyle geçirdiği ameliyata ilişkin giderlerin incelenmesi sonucunda davalının kasık fıtığı rahatsızlığının poliçe başlangıç tarihinden önce var olduğunun, ancak beyan edilmediğinin anlaşıldığını, incelemede, ... Hastasınin 30.04.2008 tarihli kaydında “sol kasıkta kitle şikayeti ile başvurulduğu, ve 17 senedir sol kasıkta fıtık+ağrı+kabızlık olduğu bilgisine ulaşıldığını, beyan edilmeyen bu rahatsızlığın mevcut şartlarda akit yapılmasına engel olduğunu, TTK 1279. Md. ve poliçe özel şartları 15/9. uyarınca poliçe başlangıç tarihinden öncesine dayanan rahatsızlıkların gerektirdiği tetkik ve tedavilerin poliçe teminat kapsamı dışında kaldığını, davalının poliçe yapılmasından önce rahatsızlığını beyan etmiş olması halinde, ya poliçe hiç akdedilmeyecek ya da şarta bağlı olarak akdedileceğini, beyansızlık sebebiyle doğru risk değerlendirmesi yapılamadığını, ... Sigortası Özel Şartları 18. md. gereğince rücu haklarının bulunduğunu, davalıya ... Noterliği aracılığıyla ... Yev. No lu ... tarihli ihtarname gönderildiğini, ancak sonuç alınamadığını, bu nedenlerle 19.842,59 TL tedavi giderinin ihtarla gerçekleşen temerrüt tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; yanlış beyanda bulunulmadığını, poliçenin düzenlendiği dönemde operasyonu gerektirecek ciddi bir rahatsızlığının bulunmadığını, davacı ile 2010 tarihinde yeni bir sigorta sözleşmesi akdedildiğini, 14.12.2009 tarihli dava konusu sözleşmenin hükmünün kalmadığını, davacının yanıltıcı beyana dayanarak sözleşmesi feshedip operasyon bedelini geri istemesinin hukuka aykırı olduğunu, primlerin ödendiğini, talep edilen operasyon bedelinin fahiş olduğunu belirterek açılarak davanın reddine karar verilmesi talep edilmiştir. DELİLLER: Bilirkişi Raporu, ATK Raporu, ... Sigorta Başvuru Formu, Sigorta Poliçesi, İhtarnameler, Hasta Dosyası, bozma ilamı, taraf beyanları ve tüm dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ: 17/07/2012 Tarihli Bilirkişi Raporunda Özetle; "davalının sigorta öncesi sağlık formunda vermiş olduğu cevaplarla, 30/04/2008 tarihli ... Hastanesinin Anamnem formunda davalının öyküsü ile ilgili olarak verilen bilgiler arasında uyumsuzluk olduğu, bu uyumsuzluğun kasten değil de kusur neticesi olduğu kanaatine ulaşıldığı taktirde ise tahsil edilen prim miktarı ile gerçekte tahakkık ettirilmesi gereken prim arasında orana göre ödeme yapılması gerekeceğinden bu halde (tahsil edilen prim/tahsil edilmesi gereken prim)xtazminat miktarı formülü ile ödenmesi gereken tazminat miktarının bulunabileceği, dava konusu miktar ile bulunan bu miktar arasındaki farkın davacıya ödenmesi gerekeceği, dosyada bulunan deliller itibarıyla bu hesaplamanın yapılmasının mümkün olmadığı" sonuç ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir. 04/11/2013 Tarihli Bilirkişi Ek Raporunda Özetle; "davalının 14/12/2009 tarihinde ... sigortası başvuru ve bilgilendirme formunu imzalayarak...Sigorta A.Ş. Verdiği, formu davalının kendi beyanına göre düzenlediği, davalının öyküsü ile ilgili olarak verilen bilgiler arasında uyumsuzluklar bulunduğu, bahse konu form düzenlenirken gerçeğe aykırı düzenlenmesi nedeni ile bir kısım masraflar ve giderlerin teminat dışında kalacağı poliçenin özel şartlar bölümünde açıkça belirtilmiştir. Özel şartlar bölümünün 15/9 dıkrası-17-20md. Uyumsuzluğunun tamamen davalının hastı ile yapıldığı kanaatine varıldığı taktirde davalı için yapılan 19.842,59 TL tutarındaki miktarın davacıya ödenmesi gerekecekti. Ancak uyumsuzluğun kasten değil de kusur neticesi olduğu kanaatine ulaşıldığı taktirde tahsil edilen prim miktarı ile gerçekte tahakkuk ettirilmesi gereken prim arasında orana göre ödeme yapılması gerekecektir. 2219 sayılı hususi hastaneler kanunun 31 md ve özel hastaneler tüzüğünün 34 md hükümlerine göre özel hastanelerde yatan hastalardan sınıflarına göre alınacak ücretleri Sağlık Bakanlığının uygun gördüğü ücretleri aşamayacağı belirtilmiştir. YTTK 1439 md hükmü gereğince rizikonun gerçekleşmesinden sonra sigorta ettiren ihmali ile beyan yükümlülüğü ihlal edildiği taktirde bu ihlal tazminatın veya bedelin miktarına yahut rizikonun gerçekleşmesine etki edebilecek nitelikte ise ihmalin derecesine göre tazminattan indirim yapılır. Davalının kendi kusuru nedeni ile teminatın poliçe kapsamı dışında bulunduğu davalının kasık fıtığı rahatsızlığının belirtilmiş olsa idi kendisinden sağlık poliçesine istinaden kasık fıtığına ilişkin muafiyet alınacağı esasına göre teminat dışı olduğu sonucuna varılmaktadır. TTK. 1439 ve 1440 maddeleri dikkate alındığında (tahsil edilen prim/tahsil edilmesi gereken prim)xtazminat miktarı formülü ile ödenmesi gereken tazminat miktarı bulunabilecektir. Uyumsuzluğun kasten değil kusur neticesi olduğu kanaatine ulaşıldığı taktirde dava konusu 19.842,59 TL miktar ile hesaplama sonucu bulunan miktar arasındaki farkın davacıya ödenmesi gerekebileceği" sonuç ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir. 08/07/2015 Tarihli Bilirkişi Raporunda Özetle; "1- Davacı ... şirketi tarafından davalı ile ilgili olarak ... sigorta poliçesi düzenlendiği, düzenlenen poliçe kapsamından, davalının 24.02.2011 tarihinde kasık fıtığı ameliyatı dolayısıyla 19.842,59 TL tedavi giderinin, hastane tarafından davacıya fatura edildiği, 2- ... Hastanesi tarafından davalı ile ilgili gönderilen hasta dosyasında bulunan 30.08.2008 tarihli “Genel Cerrahi Hasta Sorgu ve Muayene Formu” nda açıkça “sol kasıkta fıtık” teşhisi konulmuş olup, formun “TAKİP” bölümünde de “laporoskopie önerildi. Hasta açık ameliyatı uygun görüyor. Karar verince yatırılacak” yazılmış olmasına göre, poliçe başlarıgğıç tarihinden önce İlk poliçe 14.12,2009-2010) ameliyata konu rahatsızlığın var olduğu ve ameliyatla tedavi önerildiği, poliçe özel şartları 15/9. Md. gereğince, esasen sigorta şirketine bildirilip bildirilmediğine bakılmaksızın rizikonun teminat kapsamı dışında kaldığı, poliçe başlangıç tarihinde sigortalının ihbar mükellefiyetine uygun davranıp davranmadığının bu madde gereğince önemi bulunmadığı, 3-Ameliyata konu rahatsızlığın teşhisi konulmuş olup, davalı sigortalının bilgisinde olduğu, tedavinin ameliyat olduğu konularının ilk poliçe düzenlenmeden sigortalı tarafından bilindiği, buna karşın ilk poliçe döneminde kendisine açıkça “kasık fıtığı” rahatsızlığı sorulmasına karşın beyan etmemesinde KASITLI davranışının bulunduğu, 2. yıl poliçe düzenlenmesinde beyan formu alınmamış olmasının sigortalıyı beyanda bulunma mükellefiyetinden kurtarmayacağı, MK 2. Md. gereğince iyi niyet kurallarına uygun davranma yükümlülüğü bulunduğu, 4- Davacı ... şirketinin ödemiş olduğu ameliyat giderlerini, poliçe özel şartı 18,Müd. gereğince isteyebileceği," sonuç ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir. 06/11/2020 Tarihli Bilirkişi Raporunda Özetle; "Sayın Mahkemece davacı ... şirketinin poliçeyi mevcut hastalık ile yapabileceğinin kabulü halinde ödenmesi gerekli olan primin daha yüksek olması sigortacılık uygulaması gereğidir. Ancak, dosya mevcudundan primin hesaplanması mümkün gözükmemektedir. Bu doğrultuda; (poliçeye ait primin sıfırdan hesaplanması tamamen sektörel risk analiz uzmanlığı gerektirdiğinde ve bu konuda uzmanlığım bulunmadığından hesaplama yapılamamaktadır.) dava konusu “kasık tahatsızlığı” mevcut olarak tanzim edilecek sigorta poliçesine ait ortalama primlerin tespiti için ülkemizde sağlık sigorta poliçesi tanzim eden sektörün üç (8) büyük sigorta şirketine tezkere yazılarak davalı ... ile (14.12.2009 ve 15.12.2010 tarihlerindeki) aynı yaş ve hastalık geçmişine sahip, dava konusu kasık rahatsızlığı bildirilmiş durumda, gelir, eğitim durumu, çalışma statüsü, poliçe süresi, poliçe yenilenme gibi bilgiler ışığında kesilecek prim bedeline ilişkin verilecek cevaba göre ortalama prim bedeli tespit edilebilecek ve proporsiyon hesabı da bu bilgiler kapsamında ortalama olarak hesaplanabilecektir." sonuç ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir. 21/02/2022 Tarihli Bilirkişi Raporunda Özetle; "Sayın Mahkemenin vermiş olduğu özellikli göreve istinaden, aşağıdaki görüşlere varılmıştır, 5.4. Bölüm 3'de alıntılar yapılan 06.11.2020 Tarihli Bilirkişi Kök Raporu'na tamamen katılım sağlanmış olmakla beraber, Hastalığın beyan edilmesi halinde ödenmesi gereken prim artacak olup, Verilen göreve istinaden, varsayım olarak eğer böylesine bir risk için hesap edilebilecek sigorta ücretinin, var olan poliçe primi ile oranlanması sonucunda; En iyi senaryoda hasar tutarının 9679,50'si, ödenmeli (15.775,23 TL), En kötü senaryoda hasar tutarının 611,31'i ödenmeli (2.244,51 TL), Ortalama senaryoda hasar tutarının 645,41'i, ödenmeli (9.009,87 TL) olacaktı, Dosya üzerinde incelemelere, önceki Bilirkişi Raporları ve — davacı Sigortacının sözleşmeyi örmesinden önceki döneme ait 30.04.2008 tarihli hastane kayıtları ve hastalık tarihçesine istinaden, Sigortacının bu türden bir hastalığı/iski, sözleşmenin örülmesinden bilmesi ile (risk farkındalığı) teknik fiyatlandırma çalışmasını, en senaryo'ya (5.2.2 dayanarak yapabileceği, 5.5. Davacı Sigortalı alacağının bu durumda, ödenen tutardan (19.842,59) asıl ödenmesi gereken tutarın (2.244,51) eksiltilmesi ile hesap edilebileceği, bu durumda Sigortacının (19.842,59 TL – 2.244,51 TL) 17.598,08 TL kadar davalıdan alacağı olabileceği, 5.6. Diğer senaryolara göre, tabloda görüleceği gibi, iyimser senaryo ’da 4.067,36 TL alacağı, ortalama senaryoda ise 10.832,72 alacağı olabileceği, 5.7. Uzlaşmazlık ile ilgili sadece görüş bildirildiği," sonuç ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir. 09/06/2023 Tarihli Bilirkişi Raporunda Özetle; "Niha-i takdir Sayın Mahkemenizde olmak üzere detayları yukarıda verilen inceleme ve değerlendirmeler sonucunda; Yargıtay 17 HD’nin 26.02.2020 tarihli ...E: ve...K. Sayılı ilamında “…Eldeki davada sigortalının hastalığını davacı ... şirketinden kasten sakladığının ispat edilmediği, Bu hastalığını beyan etseydi; ödemesi gereken primin artıp artmayacağı, ne kadar prim ödediği konularında araştırma yapılarak TTK 1290.madde kapsamında proporsiyon hesabı yapılması gerekip gerekmediği tartışılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği, …” Şeklinde karar verdiği, Sayın Mahkemenizce davalı ... şirketinden gelen yazıda; “poliçe tesis edilirken kasık fıtığına ek prim uygulanmadığı” denildiği, başka bir deyişle ödenmesi gereken primin artmayacağının ifade edildiği, Yargıtay kararı ve ödenmesi gereken primin artmayacağı esas alındığında; davacı ... şirketi davalı adına 19.842,59 TL ödeme yapmış olup, bu tutarı davalıdan iade alabileceği, ... 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 11.11.2015 tarihli ...E: ve ... K. Sayılı kararında; “… 19.842,59 TL'nin 08.07.2011 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine…” denilmiş olmakla, iş bu karara istinaden; Davacı ... şirketinin 23.08.2011 dava tarihi itibarı ile davalıdan 19.842,59 TL asıl alacak tutarı ve 225,06 TL (%9 yasal faiz) faiz ile birlikte toplam 20.067,65 TL talep edebileceği, tarafların diğer taleplerinin Sayın Mahkemeniz takdirleri içinde kaldığı," sonuç ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir. 24/03/2025 Tarihli Bilirkişi Raporunda Özetle; "Davanın, davacı ... Sigorta A.Ş. (eski ...) ile sigortalısı davalı ...’in arasında ... sigorta poliçesinin düzenlenmesi, poliçenin düzenlendiği esnada doldurulan başvuru formunda ilgili sorulara davalı tarafınca menfi cevap verilmiş olmasına rağmen poliçe döneminde gerçekleşen operasyonun dayanağının poliçe başlangıç tarihinin öncesinde varolan rahatsızlığı olduğunun anlaşılması üzerine davacı ... şirketinin ödemenin rücuen tahsilini talep etmeleri ile açtıkları tazminat talebine karar verilmesi isteminden ibaret olduğu, Yukarıda yapılan açıklamalar muvacehesinde, dosyaya mübrez belge, bilgi, inceleme ve değerlendirmeler neticesinde; i. Davalı ...’in rahatsızlığı sebebi ile ... Sigorta A.Ş. (eski ...) tarafınca ... Hastanesi’ne ödenen 19.842,59.-TL’lik tazminat tutarının, poliçe düzenlenme tarihinde hastalığın beyan edilmiş olması halinde ödenmesi gereken tazminata yönelik yapılan proporsiyon hesabında 3.968,52.-TL olması gerektiği, ii. ... Sigorta A.Ş. (eski ...) tarafınca ödenen tazminatın fazla olarak ödenen kısmının 15.874,07.-TL olduğu, (25.02.2011 ödeme tarihi değeri) iii. Tutara ihtar tarihi itibari ile yasal faiz talebinin bulunduğu, faizde sebepsiz zenginleşme hususunun doğmaması adına tutarın ihtar tarihi değerinin 16.232,23.-TL (onaltıbinikiyüzotuzikiTürklirasıyirmiüçkuruş) olarak hesap edildiği, iv. İhtar tarihi itibari ile rapor tarihinde yasal faizin 21.802,78.-TL olduğu, v. Hesaplanan tazminat farkına ihtar tarihi itibari faiz işletilmesi halinde toplam tutarın (ihtar tarihindeki tazminat fark tutarı 16.232,23.-TL+yasal faiz 21.802,78.-TL) 38.035,01.-TL olduğu, hesap ve tespit edildiği yönündeki kanaatimi belirten raporumu 5 sahifeden ibaret olmak üzere takdiri Sayın Mahkemenize ait olduğu," sonuç ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir. BOZMA: Mahkememizin 2014/332 Esas 2015/798 Karar 11/11/2015 karar tarihli kararı Yargıtay 17.Hukuk Dairesi'nin ... Esas...Karar 26/02/2020 tarihli kararıyla BOZULMASINA karar verdiği ve Mahkememiz esasına kaydının yapıldığı anlaşıldı. GEREKÇE: Dava, sağlık sigorta poliçesi kapsamında davacı tarafından ödenen tedavi gideri bedelinin, davalıdan tahsili istemine ilişkindir. Davacı ile davalı arasında düzenlenen ... nolu ... Sigortası Poliçesinin ilk olarak 14/12/2009-2010 vadeli olarak düzenlendiği, 14/12/2010-2011 vadeli olarak yenilendiği, davaya konu alacağın dayanağı kasık fıtığı ameliyatının 24/02/2011 tarihinde yenilenen poliçe döneminde yapıldığı anlaşılmakla bu hususta ihtilaf bulunmamaktadır. Uyuşmazlığın davaya konu tedavi giderine ilişkin rahatsızlığın poliçe tanzimi sırasında sigortacıya kasten bildirilip bildirilmediği noktasında toplandığı görülmektedir. Mahkememizin ... Esas ... Karar 11/11/2015 karar tarihli kararını bozan Yargıtay 17.Hukuk Dairesi'nin ... Esas ...Karar 26/02/2020 tarihli kararında; "TTK. hükümlerine göre Poliçe tanzimi sırasında sigortalı, mevcut rahatsızlıklarını kasten gizler ve kasten gizlediği bu rahatsızlık nedeni ile tedavi görür ise talep teminat dışında olup sigorta şirketinin bir sorumluluğu bulunmayacaktır, ancak beyan yükümlülüğünün ihlal edilmesinde sigortalının bir kastının bulunmadığının anlaşılması durumlarda ise talebin teminat dışında kaldığını söylemek mümkün değildir. Bu kapsamda; ilk poliçe tanzim tarihinin 14.12.2009 olması ve ameliyat tarihinin 24.02.2011 yılı olması karşısında davalının poliçe tanziminden önce kendisinde var olan hastalığını poliçenin tanzimi sırasında bildirmemesinde kasıtlı davrandığı söylenemez. Davalının doğru beyan yükümlüğünü kasten ihlal ettiğinin kabul edilmesi için davalının poliçe tanziminden önce var olan kasık fıtığı rahatsızlığının tedavi giderlerinin karşılanması amacı ile poliçe tanzim ettirdiğinin ispatlanması gereklidir. Oysa davalı kendisinde var olan hastalığı kasten gizleyerek bu hastalığının tedavisi amacı ile sağlık sigorta poliçesi yaptırmış olsa idi poliçe tanziminden hemen sonraki tarihlerde, örneğin 2009-2010 yılı içinde ameliyat olması beklenirdi. Oysa davalı, 2011 yılında ameliyat olmuştur. Bu nedenle davacının sırf kasık fıtığı ameliyatı olmak için poliçe düzenlettirdiği ve kasıtlı olarak beyan yükümlülüğünü ihlal ettiği dosya kapsamına uygun düşmemektedir. Özetle; eldeki davada sigortalının hastalığını davacı ... şirketinden kasten sakladığı ispat edilmemiştir. Öte yandan, sigorta sözleşmeleri karşılıklı güven esasına dayanan ve beyana göre düzenlenen sözleşmeler olduğundan sağlık sigortası yapılması sırasında geçirilen veya teşhis edilen bir hastalık var ise bunun bildirilmesi iyi niyetin gereğidir. Yukarıda açıklanan maddi ve hukuksal olgulara göre; bu hastalığını beyan etseydi ödemesi gereken primin artıp artmayacağı, ne kadar prim ödediği konularında araştırma yapılarak TTK 1290.madde kapsamında proporsiyon hesabı yapılması gerekip gerekmediği tartışılarak sonucuna göre bir karar vermek gerektiği," belirtilmiştir. TTK.Madde. 1290 - (1) Çatma, çarpışan gemilerin donatanlarının veya gemi adamlarının kusurlarından ileri gelmişse, bu gemilerin donalanları, gemilerde bulunan kişilerin çalma yüzünden ölümünden veya “yaralanmasından yahut sağlığının bozulmasından doğan zararlardan müteselsilen sorumludur. Bununla beraber, duruma göre bu oranın tespiti mümkün olmaz veya tarafların aynı derecede kusurlu olduğu orlaya çıkarsa, taraflar eşit oranda sorumlu olurlar. (2) Donatanların birbirine rücuunda, her donatan, kusurunun ağırlığı oranında sorumludur. Mahkememizce davalı ...'in poliçenin kesilmesi sırasında mevcut rahatsızlığını beyan etmiş olmasının rizikoyu ağırlaştırıcı nitelik taşımakta olacağı dolayısıyla poliçe kesilmesi esnasında mevcut hastalığını beyan etmiş olsaydı şirket tarafınca yüzde kaç sür-prim uygulanacağı şirkete sorulmuş, matbu olarak sunulabilecek bir sürprim oran listesinin sektörde mevzuatsal ya da uygulama olarak bulunmadığı, somut olayda sürprim hesabını gerektiren bir durum da bulunmadığı, belirtilmiştir. Mahkememizce uyuşmazlık kapsamında birden fazla rapor alınmış ise de 06/11/2020 tarihli bilirkişi raporu, 21/02/2022 tarihli bilirkişi raporu ve 09/06/2023 tarihli bilirkişi raporu uyuşmazlığı aydınlatmaya yeterli olmadığından hükme esas alınmamıştır. Nitekim hazırlanan raporların proporsiyon hesabına uygun yapılmadığı görülmüştür. Hükme esas alınan 24/03/2025 tarihli bilirkişi raporunda; "Davanın, davacı ... Sigorta A.Ş. (eski ...) ile sigortalısı davalı ...’in arasında ... sigorta poliçesinin düzenlenmesi, poliçenin düzenlendiği esnada doldurulan başvuru formunda ilgili sorulara davalı tarafınca menfi cevap verilmiş olmasına rağmen poliçe döneminde gerçekleşen operasyonun dayanağının poliçe başlangıç tarihinin öncesinde varolan rahatsızlığı olduğunun anlaşılması üzerine davacı ... şirketinin ödemenin rücuen tahsilini talep etmeleri ile açtıkları tazminat talebine karar verilmesi isteminden ibaret olduğu, Yukarıda yapılan açıklamalar muvacehesinde, dosyaya mübrez belge, bilgi, inceleme ve değerlendirmeler neticesinde; i. Davalı ...’in rahatsızlığı sebebi ile ... Sigorta A.Ş. (eski ...) tarafınca ... Hastanesi’ne ödenen 19.842,59.-TL’lik tazminat tutarının, poliçe düzenlenme tarihinde hastalığın beyan edilmiş olması halinde ödenmesi gereken tazminata yönelik yapılan proporsiyon hesabında 3.968,52.-TL olması gerektiği, ii....Sigorta A.Ş. (eski ...) tarafınca ödenen tazminatın fazla olarak ödenen kısmının 15.874,07.-TL olduğu, (25.02.2011 ödeme tarihi değeri) iii. Tutara ihtar tarihi itibari ile yasal faiz talebinin bulunduğu, faizde sebepsiz zenginleşme hususunun doğmaması adına tutarın ihtar tarihi değerinin 16.232,23.-TL (onaltıbinikiyüzotuzikiTürklirasıyirmiüçkuruş) olarak hesap edildiği, iv. İhtar tarihi itibari ile rapor tarihinde yasal faizin 21.802,78.-TL olduğu, v. Hesaplanan tazminat farkına ihtar tarihi itibari faiz işletilmesi halinde toplam tutarın (ihtar tarihindeki tazminat fark tutarı 16.232,23.-TL+yasal faiz 21.802,78.-TL) 38.035,01.-TL olduğu, hesap ve tespit edildiği," bildirilmiştir. Yargıtay bozma ilamında da belirtildiği üzere sigorta ettirene verilen rizikoyu ağırlaştırmama yükümlülüğüne ek olarak rizikonun gerçekleşme ihtimalini arttırıcı veya mevcut durumu ağırlaştırıcı işlemlerin olması durumunda ise; sigorta ettirene beyanda bulunma yükümlülüğü getirilmiştir. Bu kapsamda bilirkişi raporundan da belirtildiği üzere sigorta ettirenin beyanı ile sigortacıya, prim farkı isteme veya fesih hakkı tanınarak, sözleşme süresince oluşabilecek prim ve riziko dengesizliklerinin önüne geçilmesi amaçlanmıştır. Burada prim-riziko dengesinin bozulması halinde rizikoyu ağırlaştıran fiil ile rizikonun gerçekleşmesi arasında illiyet bağının varlığı aranmaktadır. İlliyet bağından söz edilememesi durumunda TTK 1439 hükmü gereği tazminat, proporsiyon oranı dikkate alınarak hesaplandığı görülmektedir. Bu kapsamda davalının tedavi kayıtları ve geçmişinden uzun süredir mevcut rahatsızlığının olduğu görülmüş ve bildirim yükümlüğünün ihlal edildiği anlaşılmıştır. Bilirkişi raporunda sigortalı adayının sağlık durumunun uygun olmaması durumunda başvuru reddedilebilir, kapsam dışı bırakılabilir veya kabul edilebileceği, kişi sınırlarda ise; sür-prim uygulaması ile sigortalanabileceği, sür-prim uygulaması sigorta uygulama koşullarını belirleyen Reasürörlerin uygulama talimatlarına göre, sigortalı adayının beyan ettiği boy/kilo, yaş, cinsiyet gibi özelliklerine, sağlık durumuna ve detaylarına göre değişkenlik gösterdiği, sigorta uygulamalarında; mevcut rahatsızlığın beyan edilmesi halinde sağlık sigortası başvurusunun reddedildiği, yaygın uygulamaya göre reddedilmesi gerektiği halde sigortalıların yanlış beyanı nedeniyle düzenlenmiş poliçelerden kaynaklanan tazminat taleplerine ilişkin indirim oranının belirlenmesi amacıyla Reasürans şirketlerinin kullanmış olduğu teknik kılavuzlarda belirlenen hastalıklar için uygulanacak olan sür-prim yüzdeleri ile risk primi arttırılarak hesaplandığı, hesaplanan bu oranın %500 seviyelerinde olması gerektiği belirtilmesine karşın; uygulamada iyi niyet esasları çerçevesinde sür-prim oranının en fazla %400 olarak uygulanarak hesaplandığı, yapılan hesaplamanın hakkaniyete uygun olduğu anlaşılmakla davanın kısmen kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Açıklanan yasal gerektirici nedenlere göre; 1-Davanın KISMEN KABULÜNE, 15.874,07 TL alacağın temerrüt tarihi olan 08.07.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin REDDİNE, 2-Alınması gereken 1.084,35 TL nispi karar harcından peşin yatırılan toplam 294,70 TL harcın mahsubu ile eksik kalan 789,65 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından yatırılan 294,70 TL peşin harcın davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, 4-Davacı vekili lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesi gereğince hükmolunan kısım üzerinden hesaplanan 15.874,07 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, 5-Davalı vekili lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesi gereğince hükmolunan kısım üzerinden hesaplanan 3.968,52 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı tarafa verilmesine, 6-Davacı tarafından yapılan 18,40 TL başvuru harcı, 2,90 TL vekalet harcı, 7.682,00 TL bilirkişi ücreti ve 460,00 TL posta gideri olmak üzere toplam 8.163,30 TL yargılama giderinin kabul/red oranlarına göre hükmolan kısım üzerinden hesaplanan 6.530,64 TL'sinin davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına, 7-Davalı tarafından yapılan 180,00 TL yargılama giderinin kabul/red oranlarına hükmolunan kısım üzerinden hesaplanan 36,00 TL'sinin davacıdan alınarak davalı tarafa verilmesine, bakiyesinin davalı üzerinde bırakılmasına, Taraflarca yatırılan, kullanılmayarak artan gider avansının kararın kesinleşmesi halinde yatıran tarafa iadesine, Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzlerine karşı verilen karara karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 15 günlük yasal süre içerisinde mahkememize veya başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek temyiz dilekçesi ile Yargıtay nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.20/06/2025 Katip ... ¸e-imzalıdır Hakim ... ¸e-imzalıdır

Atıf: İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2020/317, K. 2025/450, T. 20.06.2025, www.arakarar.com/karar/istanbul-4-asliye-ticaret-mahkemesi-2020-317-e-2025-450-k-bdfecb8c9d23