İlk Derece Mahkemesi · Adana 2. Asliye Ticaret Mahkemesi

Adana 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2020/817 E. 2022/804 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Adana 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2020/817
Karar No
2022/804
Karar Tarihi

T.C. ADANA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2020/817 Esas - 2022/804 T.C. ADANA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2020/817 KARAR NO : 2022/804 HAKİM : ... KATİP : ... DAVACILAR :1- ... - ... 2- ... - ... VEKİLİLERİ : ... - ... DAVALI : ... A.Ş - (Yeni Ünvanı: ... A.Ş) - ... VEKİLİ : ... - ... DAVA :Alacak DAVA TARİHİ :25/03/2009 KARAR TARİHİ :27/09/2022 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : ... Mahkememizde görülmekte olan Alacak davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı müvekkillerinin murisi ...'ın bankadan çekilen kredi nedeni ile kredi veren bankanın şubesi olan davalı şirkete 11/02/2008 tarihli ... nolu Yeni Kredi Hayat Sigortası Poliçesi yaptırdığını, muris ...'ın 13/02/2009 tarihinde beyin kanaması nedeni ile vefat ettiğini, bunun üzerine dava konusu poliçe nedeni ile davalı şirkete başvurularak, banka kredi borcu kadar miktarın bankaya, bakiye miktarın da taraflarına ödenmesinin ihbar edildiğini, davalı sigorta şirketinin ödeme yapmayacaklarını bildirdiklerini, muris ...' ın gizlendiği iddia edilen böbrek hastalığı ile ölüm nedeni arasında herhangi bir illiyet bağının da söz konusu olmadığını, riziko gerçekleştikten sonra poliçeden cayma hakkının söz konusu olmadığını, ...' ın kasıtlı bir davranışının söz konusu olmadığını, hayat poliçesinin geçerli bir poliçe olup, kredi borcu kadar bankaya, bakiye miktarın da davacı müvekkillerine ödenmesi gerektiğini belirterek; poliçenin geçerliliğinin tespiti ile banka kredi borcununu davalı şirket tarafından ödenmesine, davacı müvekkilleri tarafından ödenen bakiye kredi miktarı kadar alacağın davalı şirketten tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. SAVUNMA :Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın yetkisiz Mahkemede açıldığını, dosyanın yetkili Mahkeme olan İstanbul Mahkemelerine gönderilmesini, davacının aktif husumet ehliyetinin bulunmadığına ve davanın usulden reddine karar verilmesini, murisin kronik böbrek rahatsızlığının bildirmemesi sebebiyle TTK'nın 1290. Maddesinde düzenlenen ihbar yükümlülüğüne aykırı davrandığını, talep edilen tazminatın fahiş olduğunu belirterek davanın esastan reddedilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE; Dava, hayat sigorta sözleşmesine dayalı tazminat istemine ilişkin olup, davacıların murisi ... tarafından ... ... şubesinden 11.02.2008 tarihinde konut kredisi kullanıldığı, bu kredinin teminatı olarak ... A.Ş. tarafından 11.02.2008 tarihinde 11.02.2008 başlangıç ve 11.02.2013 bitiş tarihli ve ... numaralı Yeni Kredi Hayat Sigorta poliçesinin düzenlendiği, poliçede lehtar olarak ... ... Şubesinin gösterildiği, ...'ın beyin kanaması sonucu 13.02.2009 tarihinde vefat ettiği, poliçeden dolayı davalı sigorta şirketine müracaat edilerek kredi borcu kadar miktarın bankaya, bakiyesinin ise kendilerine ödenmesinin talep edildiği, sigorta şirketi tarafından Hayat Sigortası Genel Şartlarının C.2.2 maddesi gereği beyan yükümlülüğünün yerine getirilmediği gerekçesiyle talebin reddedilmesi üzerine iş bu davanın açıldığı anlaşılmıştır. Mahkememiz tarafından ... A.Ş. Adana şubesi müdürlüğüne müzekkere yazılarak açılan davaya muvafakat edip etmedikleri sorulmuş, "hükmedilecek tazminatın bankalarına ödenmesi kaydıyla davaya muvafakat ettiklerini ve daini mürtehin sıfatlarını saklı tuttuklarını" bildirmişlerdir. Esasen davacıların murisi ... tarafından ... Adana şubesinden konut kredisinin kullanıldığı, bu kredinin teminatı olarak davalı tarafından hayat sigortasının düzenlendiği hususunda taraflar arasında ihtilaf bulunmamaktadır. İhtilaf, poliçenin düzenlenmesi sırasında sigortalı müteveffa ...'ın belirli bir hastalığının bulunup bulunmadığı, hastalığından haberdar olup olmadığı, hastalık ile ölüm olayı arasında illiyet bağı bulunup bulunmadığı, müteveffanın beyan yükümlüğüne aykırı davranıp davranmadığı, davalı sigorta şirketi tarafından poliçe teminatı kapsamında ödeme yapmasının gerekip gerekmediği noktasından kaynaklanmaktadır. Müteveffaya ait tedavi evrakları celp edilmiş, dosya İstanbul Adli Tıp Kurumuna gönderilmiş, İstanbul Adli Tıp Kurumu 1. Adli Tıp İhtisas Dairesi tarafından düzenlenen 09.09.2015 tarih ve ... sayılı raporda, "müteveffa ...'ın 2005 yılından itibaren kronik böbrek yetmezliği tanısı ile diyalize girdiği, bu hastalığın klinik seyri itibarıyla beyin kanaması riskinin bulunduğu, bu nedenle beyin kanamasının komplikasyon olarak oluşabileceğinin tıbben bilindiği, ancak zamanında otopsi yapılmamış olduğundan beyin kanamasına neden olabilecek diğer faktörler (vaskülit, anevrizma, tm AVM) gibi patolojik durumları dışlanamadığından tanısı konulan ve tedavi uygulanan kronik böbrek yetmezliğinin ölüm olayında kesin olarak etkisi olup olmadığının bilinemediği" belirtilmiştir. Mahkememizce 2009/... E. 2015/... K. Sayılı 29/12/2015 tarihli kararı ile; "müteveffanın böbrek yetmezliği rahatsızlığını gizlemek suretiyle beyan yükümlülüğüne aykırı davrandığı, ölüm sebebinin kronik böbrek yetmezliğinden kaynaklanmadığı hususunun davacı tarafından ispatlanamadığı, sigortacının sözleşmeden cayma hakkının bulunduğundan bahisle davanın reddine" karar verilmiştir. Bu karar, davacı vekilinin temyiz talebi üzerine Yargıtay 17. HD' nin 2020/... E. 2020/... K. sayılı 14/10/2020 tarihli kararı ile; "murisin bildirmediği hastalık ile ölüm arasında doğrudan illiyet bağı bulunmadığının anlaşılması halinde, poliçe tanzimi sırasındaki beyan yükümlülüğü kasten ihlal edilmemiş olup, davanın tümden reddi gerekmez ise de sigortalının kasıtlı olarak sağlık durumunu gizlemesi haricinde eğer sigortacının sorumluluğunu ağırlaştıran ve daha fazla prim almasını gerektiren bir halin varlığında teminatın indirilmesi gerektiğinden, murisin bu hastalığının belirtilmesi halinde ödenmesi gereken prime göre proporsiyon hesabı yapılarak tazminat hesabının yapılması gerektiğinden davacılar vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün bozulmasına" karar verilmiştir. Mahkememizce bozma ilamına uyulmuştur. Poliçede lehine rehin bulunan ... A.Ş., kredi borcunun 30/04/2013 tarihinde kapatıldığını, açılan davaya dain-i mürtehin olarak muvafakat ettiklerini bildirmiştir. İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi'nden alınan 25/03/2022 tarihli raporda; "davacıların murisinin, sözleşmenin yapılması sırasında kronik böbrek yetmezliği rahatsızlığını beyan etmediği, kredi bağlantılı sigorta bilgi formunun 11.5 maddesinde, sigortalının risk değerlendirmesi yapılacağını kabul ettiği ve SGK'dan, Sağlık Bakanlığı'ndan bilgi edinilmesine izin verdiği, bu nedenle sigortacının riziko şahsını inceleme ve sözleşmeyi yapıp yapmaya karar verme özgürlüğü bulunduğu, her iki tarafında müterafik kusurunun olduğu, proporsiyon hesabı yapıldığında davacının 8.996,00 TL alacağının bulunduğunu, uzun süre kronik böbrek yetmezliği hastalığı nedeni ile takip edilen rahatsızlıkları nedeni ile sık sık hastane başvurusu bulunan bir hastada gelişen ani ölümün beyin kanaması riski olarak tanımlanabileceği dosyada ki mevcut raporlarda tespit edilmiş olmakla, ölüm sebebi ile sigorta sözleşmesi yapılmadan önce var olan ve sigortalı olduğu dönemde de takip ve tedavisi devam, kronik böbrek yetmezliği, hastalıkları arasında bir illiyet bağından bahsetmenin mümkün olduğu Adli Tıp raporu ile tespit edilmişse de kesin kanaate varılmadığı sabit olmakla, davacı ve davalının birlikte müterafik kusurlu bulundukları, davacılar alacığının 8.996,00-TL olarak hesap edildiği" belirtilmiştir. 12/09/2022 tarihli ek raporda ise; " aynı görüşlere yer verilmiş, ayrıca kredi borcunun tamamının ödendiği beyan etmişlerdir. Yukarıda açıklanan tüm bu nedenlerle; davacılardan ...'nın eşi, diğer davacı ...'nın annesi ...'ın ... ... şubesinden 11/02/2008 tarihinde ... kredisi kullandığı, krediyi veren banka aracılığıyla ... sigorta A.Ş tarafından, her türlü vefat halinde 55.889,00 TL bedel üzerinden 5 yıllık hayat sigortası poliçesi düzenlendiği, ...'ın 13/02/2009 tarihinde vefat ettiği, müteveffanın 2005 yılından itibaren kronik böbrek yetmezliği rahatsızlığının bulunduğu, sigorta poliçesi düzenlendiği sırada bu hastalığın beyan edilmediği, ATK 1. İhtisas Kurulu'nun 09/09/2015 tarihli raporunda, bu hastalığın klinik seyri itibarıyla beyin kanaması riskinin bulunduğu, bu nedenle beyin kanamasının komplikasyon olarak oluşabileceğinin tıbben bilindiği, ancak zamanında otopsi yapılmamış olduğundan beyin kanamasına neden olabilecek diğer faktörler (vaskülit, anevrizma, tm AVM) gibi patolojik durumları dışlanamadığından tanısı konulan ve tedavi uygulanan kronik böbrek yetmezliğinin ölüm olayında kesin olarak etkisi olup olmadığının bilinemediği belirtildiği, buna göre; kronik böbrek yetmezliğinin risklerinden bir tanesinin de beyin kanaması olduğu, ancak beyin kanamasına neden olabilecek başka faktörlerin de bulunduğu, kesin ölüm sebebinin tespiti bakımından otopsi yapılmadığı için müteveffanın beyin kanamasının böbrek yetmezliğinden kaynaklanıp kaynaklanmadığının tespit edilmediği, bu nedenle hastalık ile ölüm arasında doğrudan doğruya illiyet bağı bulunduğunun söylenemeyeceği, dosya kapsamında bu sonucun aksine bir delil bulunmadığı, Yargıtay 17. HD.'nin bozma ilamında belirtildiği üzere, hastalığın beyan edilmesi halinde ödenmesi gereken prime göre proporsiyon hesabı yapılması gerektiği, sigortalının poliçe süresinin ikinci yılında vefat ettiği, dosya kapsamına uygun bulunarak hükme esas alınan raporda yapılan proporsiyon hesabına göre, davacıların 8.996,00 TL alacaklarının bulunduğu anlaşıldığından davanın bu miktar üzerinden kısmen kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. (Yargıtay 17. HD. 2020/536 E. 2021/855 K., 2020/239 E. 2021/846 K. , 2019/1748 E., 2020/5947 K.) H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KISMEN KABULÜNE, 8.996,00-TL'nin davalıdan tahsili ile davacılara ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, 2-Karar ve ilam harcı olarak hesaplanan 614,52 TL harcın, 754,60 TL peşin harçtan mahsubu fazla alınan 140,08 TL harcın karar kesinleştiğinde ve istek halinde davacılara iadesine, Davacıların peşin olarak ödediği 754,60 TL harçtan, iadesine karar verilen harcın (140,08 TL) mahsubu ile kalan 614,52 TL harcın davalıdan alınarak davacılara ödenmesine, 3-Davacılar kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden, kararın verildiği tarihte yürürlükte olan AAÜT'ne göre davanın kabul edilen kısmı üzerinden hesaplanan 8.996,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacılara ödenmesine, 4-Davalı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden, kararın verildiği tarihte yürürlükte olan AAÜT'nin 13/2 maddesine göre hesaplanan 8.996,00 TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalıya ödenmesine, 5-Davacılar tarafından yapılan toplam 3.938,30‬ TL yargılama giderinden davanın kabul ve red oranına göre hesaplanan 634,00 TL'sinin davalıdan alınarak davacılara ödenmesine, kalan masrafın davacılar üzerinde bırakılmasına, 6-Davalı tarafından yapılan 500,00 TL yargılama giderinin davanın kabul ve red oranına göre hesaplanan 419,00 TL'sinin davacılardan alınarak davalıya ödenmesine, kalan masrafın davalının üzerinde bırakılmasına 7-Hüküm kesinleştiğinde kullanılmayan gider avansının ilgilisine iadesine. 8-Dair, HMK.'nun 341/1 ve 345.maddesi gereğince; kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde, aynı yasanın 343.maddesi gereğince mahkememize yada başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek dilekçe ile TEMYİZ YOLUNA başvurulabileceği belirtilerek davacı ve davalı vekilinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı 27/09/2022 Katip ... Hakim ...

Atıf: Adana 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2020/817, K. 2022/804, T. 27.09.2022, www.arakarar.com/karar/adana-2-asliye-ticaret-mahkemesi-2020-817-e-2022-804-k-129c1050d00e