İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/724 E. 2025/955 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2025/724
Karar No
2025/955
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO:2025/724 Esas KARAR NO :2025/955 DAVA:İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) DAVA TARİHİ:29/09/2025 KARAR TARİHİ:04/11/2025 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; "... işletmesi Davacı Müvekkil Şirket tarafından yürütülmektedir. Davalı borçluya ait ...plakalı araç ile 27.03.2023-02.01.2025 tarihleri arasında ücret ödenmeksizin ihlalli geçişler yapılmıştır.Geçiş ücretlerini ödemeden geçiş yapan araç sahiplerine, 6001 Sayılı Karayolları Genel Müdürlüğünün Hizmetleri Hakkında Kanun’un 30. maddesinin 7. Fıkrası gereğince, ihlalli geçiş tarihinden itibaren on beş günlük süre içerisinde geçiş bedellerini cezasız olarak ödeyebilme imkanı verilmekte ise de, işbu davaya konu ihlalli geçiş ücretlerinin anılan süre içerisinde ödenmediği tespit edilmiştir. Geçiş ücretlerinin süresi içerisinde ödenmemesi üzerine Müvekkil Şirketçe; Davalı-Borçlu aleyhine .... İcra Dairesi Müdürlüğünün 2025/.... sayılı dosyası ile ödenmeyen geçiş ücretleri ve geçiş ücretlerine 6001 Sayılı Kanunun 30/5 maddesi uyarınca tahakkuk ettirilen geçiş ücretinin 4 katı tutarındaki gecikme cezası alacağının tahsili amacıyla tarihinde icra takibi başlatılmış olup, davalı borçluya ödeme emri tebliğ edilmiştir. Ancak davalı borçlu , '' Borcun tamamına, faize, faiz oranına ve her türlü ferilerine'' itiraz etmiş, davalı borçlu tarafın itirazın süresinde olması sebebiyle takibin durdurulmasına karar verilmiştir. Davalı borçlunun itirazları zaman kazanma amacı ile haksız ve kötüniyetle yapılmış olduğundan, tarafımızca uyuşmazlığın çözümü için öncelikle ...Arabuluculuk Bürosu'na 2025/... Büro dosya numaralı ve 2025/... Arabuluculuk Dosya numaralı dosya ile arabuluculuk süreci başlatılmış ancak Davalı taraf ile Arabuluculuk süreci anlaşmama olarak sonlanmış olduğundan alacağın tahsilini teminen nihayetinde işbu itirazın iptali davasına başvurma zorunluluğu hasıl olmuştur. 1.Zorunlu dava şartı olarak ...Arabuluculuk Bürosu'na 2025/... Büro dosya numaralı ve 2025/... Arabuluculuk Dosya numaralı arabuluculuk dosyası ''Görüşme Sonunda Anlaşamama'' ile sonlanmış olması nedeniyle huzurdaki açılan davamızın kabulü ile; Davalı-Borçlunun .... İcra Dairesi Müdürlüğünün 2025/.... sayılı dosyası dosyası kapsamında yapılan itirazın iptali ile ,Takibin “7144 sayılı Kanun’un 18 inci maddesi ile 6001 sayılı Karayolları Genel Müdürlüğünün Hizmetleri Hakkında Kanun’un 30. maddesinin 5. fıkrasında geçiş ücretine uygulanan “dört katı tutar” ile avans faiz oranlarında yapılan değişiklikler uyarınca faizin değişen oranlarda kademeli olarak hesaplanması gerektiği göz önünde bulundurularak devamına, davalı-Borçlunun İİK.m.67/2.maddesi uyarınca takip konusu alacağın %20' sinden az olmamak üzere İcra inkar tazminatına mahkum edilmesine, Yargılama giderleri ile vekalet ücretinin Davalı-Borçluya tahmiline karar verilmesini..." talep ve dava etmiştir. Davalı asil cevap dilekçesinde özetle; "Davacı taraf, herhangi bir ön bilgilendirme veya ihtarname göndermeksizin doğrudan tarafıma karşı icra takibi başlatmıştır. Oysa ki 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu ve ilgili mevzuat gereği, geçiş ücretlerine ilişkin tahsilat yapılmadan önce ilgilisine ihlalli geçiş bildiriminde bulunulması ve ödeme süresi tanınması gerekmektedir. Tarafıma bu kapsamda hiçbir tebligat yapılmamıştır. Bu nedenle icra takibi usulsüzdür. Aynı yollar kullanılarak daha önce gelen mesajlar yolu ile iki kere dolandırılmış 2019 yılında hgs ihlali borcunuz var 500 lira diye İnternet üzeri açılan linke para yatırdım, İcra takibi, adresim İstanbul'da başlatılmış sonrasında arabuluculuk görüşmesi için tarafıma Ankara'da, müsaitliğim sorulmaksızın, tek taraflı olarak belirlenen bir tarih ve saatte davet yapılmıştır. Bu çağrıya ilişkin hiçbir imzam, katılım beyanım veya muvafakatim bulunmamaktadır. Arabuluculuk süreci bu haliyle usulüne uygun şekilde yürütülmemiştir. Davacı tarafın usulsüz şekilde başlatmış olduğu icra takibi ve geçersiz arabuluculuk süreci nedeniyle davanın usulden reddine, Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini..." savunmuştur. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:. Dava; Haksız eylemden kaynaklanan zarar nedeni kaynaklı olarak itirazın iptali talebine ilişkindir. Davalının tacir olup olmadığına ilişkin olarak... Vergi Dairesine, ...Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne, İstanbul Esnaf ve Sanatkarlar Odası'na müzekkereler yazılarak, deliller toplanmış, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünün cevabında davacının gerçek kişi tacir kaydı bulunmadığı ve ...Vergi Dairesi'nden gelen cevabi yazıda davalının 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 7338 sayılı yasa ile değişik 20/A maddesince basit usulde kazanç elde etmesi nedeniyle vergi beyannamesinin bulunmadığının bildirildiği, İstanbul Esnaf ve Sanatkarlar Odası'ndan gelen cevabi yazıda ise esnaf kaydının bulunduğu bildirilmiştir. Ticari davalar, mutlak ticari davalar ve nispi ticari davalar olmak üzere iki gruba ayrılmaktadır. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın sırf dava konusunun TTK'da düzenlenmesi nedeniyle ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar TTK'nın 4/1. maddesinde bentler hâlinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra ve İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu gruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar ise, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması hâlinde ticari nitelikte sayılan davalardır. TTK'nın 4/1. maddesine göre her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, davacının tacir olması davayı ticari iş haline getirmez. 19.02.1986 tarih ve 19024 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan 25.01.1986 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile TTK'nın 1463. maddesine göre esnaf ve küçük sanatkar ile tacir ve sanayicinin ayrımına dair esaslar tespit edilmiştir. Buna göre; 1- Koordinasyon kurulunca tespit ve yayınlanacak esnaf ve küçük sanatkar kollarına dahil olup da gelir vergisinden muaf olanlar ile kazançları götürü usûlde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre, defter tutanlardan iktisadi faaliyetleri nakdi sermayesinden ziyade, bedeni çalışmalarına dayanan ve kazançları ancak geçimlerini sağlamaya yetecek derecede az olan ve Vergi Usûl Kanununun 177. maddesinin birinci fıkrasının 1 ve 3 nolu bentlerinde yer alan limitlerin yarısını, iki numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve küçük sanatkar, 2- Vergi Usûl Kanununa istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve birinci madde de belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları kararlaştırılmıştır. Vergi Usûl Kanununun 177. maddesinde “Birinci Sınıf Tüccarlar” sayılmış olup bu maddedeki birinci sınıf tacirlerle ilgili şartları taşımayanlar ise ikinci sınıf tacir sayılırlar. İkinci sınıf tacirler ise ticari işletme hesabına göre defter tutarlar. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili ve her iki tarafın tacir olması gerekir. HMK.nun 114.maddesi gereğince mahkemenin görevli bulunması dava şartı olup, HMK.nun 115.maddesi gereğince de davanın her aşamasında re'sen gözetilebileceğinden, mahkememizce yapılan araştırma neticesinde davacının gerçek kişi tacir olmadığı, Vergi Dairesinden gelen cevabi yazıya göre 93 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 7338 sayılı yasa ile değişik 20/A maddesince basit usulde kazanç elde etmesi nedeniyle vergi beyannamesinin bulunmadığı, davalının Esnaf odasında kaydının bulunduğu, davalının tacir olmadığı, dolayısıyla tacirler arasında görülen nispi ticari davanın söz konusu olmadığı, iş bu davanın münhasıran ticari davalar arasında da yer almadığı, genel hükümlere dayalı olarak açılan işbu davaya bakmaya görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu anlaşılmakla davanın görev dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine, karar kesinleştiğinde ve talep halinde dosyanın İstanbul Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM : Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın mahkememizin görevsizliği nedeniyle 6100 sayılı HMK.'nın 114/1(c) ve 115//2. Maddelerine göre usulden reddine, 2-Kararın kesinleşmesi üzerine 2 hafta içerisinde talep halinde dosyanın görevli ve yetkili İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, 3-Yargılama masraflarına ilişkin kararın HMK 331/2. Maddesine göre yetkili ve görevli mahkemece nazara alınmasına, 4-Kararın kesinleşmesi üzerine 2 hafta içerisinde dosyanın görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesinin talep edilmemesi halinde davanın açılmamış sayılması yönünde karar ittihazına, Kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde mahkememize veya bulunulan yer asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile başvurmak koşuluyla İstanbul BAM nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda karar verildi. 04/11/2025 Katip .... e-imza Hakim ... e-imza

Atıf: İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2025/724, K. 2025/955, T. 04.11.2025, www.arakarar.com/karar/istanbul-3-asliye-ticaret-mahkemesi-2025-724-e-2025-955-k-898502074afa