İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/91 E. 2025/290 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/91
- Karar No
- 2025/290
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/91 Esas KARAR NO : 2025/290 DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 11/02/2024 KARAR TARİHİ : 15/04/2025 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamaları sonunda; TALEP: Davacı vekilinin mahkememize vermiş olduğu dilekçesinde özetle: " Davacı müvekkil; eğitim sektörüyle iştigal eden, bu alanda çeşitli faaliyetler gerçekleştiren ve hizmet sunan bir firmadır. Şirket yetkilileri ve çalışanları TTK m. 18/2' ye göre "basiretli bir iş adamı gibi" hareket etme yükümlülüklerine harfiyen uymakta, ticari hayatta bu özelliklerle tanınmakta, kendilerine güven ve saygı duyulmaktadır. Müvekkil firma ile davalı firma da, yukarıda belirttiğimiz özellikler ışığında ticari ilişki kurmuşlardır. Taraflar arasında akdedilen sözleşme ekte sunulmaktadır.İşbu ticari ilişki neticesinde müvekkil şirket, toplamda 440.605,00 TL tutarındaki malı davalı firmaya satmış ve teslim etmiş, ifa sorumluluğunu yerine getirmiştir. Satışa ilişkin faturalar davalı-borçlu firmaya gönderilmiş, davalı tarafından da kabul edilmiş ve müvekkil şirketin ticari defterlerine işlenmiştir. Davalı şirket tarafından ise vadesinde herhangi bir ödeme gerçekleştirilmemiştir. Davalı-borçlu şirket, davacı müvekkil şirket yetkilisi ve çalışanlarının iyiniyetli tüm çaba ve uğraşlarına rağmen ifa görevini yerine getirmemiş, bakiye borcunu ödememiştir. Güven ilişkisini kötüye kullanmış, borcunu ödemeyerek müvekkil firmayı oldukça güç bir durumda bırakmıştır. Davacı müvekkil, tüm ve çaba ve uğraşlarına rağmen alacağını tahsil edemediğinden tarafımızca davalı borçlu aleyhine 30/11/2023 tarihinde ... 30. İcra Müdürlüğü'nün ...E. Sayılı dosyası ile icra takibi başlatılmıştır. Borçlu şirkete ödeme emri tebliğ edilmiştir. Davalı firma; 7 günlük süresi içerisinde mesnetsiz, hukuka aykırı ve kötüniyetli olarak borca, tüm ferilere, faiz oran ve miktarına itiraz etmiştir. İtiraz nedeniyle icra takibi durdurulmuştur. Taraflar arasındaki ticari ilişki neticesinde yapılan satışların tamamı müvekkil şirket tarafından faturalandırılmış ve bu faturalar davalı şirkete teslim edilmiştir. TTK m. 21/2 "Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır." hükmü gereğince davalı firmanın borca, tüm ferilere, faiz oran ve miktarına itirazının hukuka aykırı ve kötüniyetli olduğu sabittir. İşbu davanın açılabilmesi amacıyla, dava şartı olarak tarafımızca zorunlu arabuluculuğa başvurulmuş olup (...) herhangi bir anlaşma ortamı sağlanamamıştır. Arabuluculuk başvurumuzun barkodlu son oturum tutanaklarını dilekçemiz ekinde sunmaktayız.Davalı-borçlunun hukuka aykırı ve kötüniyetli itirazlarının iptaline, takibin devamına, %20' den az olmamak kaydı ile icra inkar tazminatına mahkum edilmesi, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesi amacıyla işbu davayı açma zaruriyeti hasıl olmuştur. Fazlaya dair haklarımız saklı kalmak kaydıyla, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olan; borca, faize, ferilerine, faiz oran ve miktarına yönelik itirazın iptaline, takibin devamına, davalının %20' den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkumiyetine, yargılama masrafları ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini" talep ve dava etmiştir. SAVUNMA: Davalı vekilinin cevap dilekçesi başlıklı bir dilekçe sunmuş olduğu ancak dilekçenin içeriğinin boş olduğu ve ekinde herhangi bir evrakın bulunmadığı anlaşıldı. DELİLLER VE GEREKÇE: Dava, Taraflar arasında ticari ilişkinin devam ettiği, akdedilen sözleşmeye istinaden davacı tarafından 440.605,00 TL tutarındaki ürünün davalı şirkete satılarak teslim edildiği ve fatura düzenlendiği ancak davalı tarafın faturaya konu borcu ödemediği iddiasıyla başlattığı icra takibine yapılan itirazın iptali davasıdır. Emsal mahiyetteki İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi'nin ...E ... K sayılı ilamında özetle; "Satım sözleşmesinde satıcının ana edimi satılanı teslim borcudur. Davacı alıcı satım bedelini ödediğine göre, satıcının artık teslim borcunu ifa ettiğini ispatlaması gerekir. Tacirler arasındaki satım sözleşmesinde, teslimin kural olarak yazılı belgeyle kanıtlanması gerekmektedir. Davalı tarafından, emtiaların teslimine ilişkin sevk irsaliyeleri ile saha giriş ve çıkış kayıtları sunulmuştur. Mahkemece, davacı adına emtiayı teslim alan araç sürücüleri de bu belgelerdeki imzalara göre tanık olarak dinlenmiştir. Tanıkların irsaliyelerdeki imzalarını kabul ettikleri anlaşılmaktadır. Şantiye giriş çıkış kayıtlarında, davacı şirket yetkililerinin ve bu kişilerin yakınlarının da teslim tarihinde emtiaların teslim edildiği şantiyeye giriş çıkış yaptıkları, davacı adına hurdaları teslim alan araçların araç giriş çıkış kayıtlarına ... AŞ adına dosyaya gönderildiği anlaşlmıştır. Satım sözleşmesinde kural olarak, emtianın teslimi olgusu tanık delili ile kanıtlanamayacak ise de, dosya kapsamındaki sevk irsaliyeleri şantiye giriş çıkış kayıtları dikkate alınarak, emtiaların davacı şirket adına mal ve hizmet teslimini kabulü yetkili kişilerce teslim alındığı açıktır. Dosyadaki belgeler, şantiye giriş çıkış kayıtları, fatura ve sevk irsaliyeleri dikkate alındığında, davacı ile dava dışı araç sürücüleri arasında taşıma sözleşmesi ilişkisinin bulunduğu, taşıma sözleşmesinin şekil şartına bağlı olmaması nedeniyle ayrıca yazılı bir taşıma sözlemesinin ispatına gerek bulunmadığı anlaşılmıştır. Bu durumda, davalı satıcı teslim edimini usulüne uygun delillerle kanıtlamış olup, teslim ve emtiaların hasar ve nefii alıcıya geçtiğinden, teslim edilen emtiaların teslim alanlarca başka şekilde kullanılmasından kaynaklı sorumluluğun satıcıya yüklenemeyeceği anlaşılmıştır." şeklinde karar verilmiştir. Mahkememizin 15/04/2025 tarih 3 numaralı celsesine ...'nin yemin etmek için geldiği ve yemin için hazır bulunduğu, yemininde ise; "Davacı ile olan ticari ilişkimizde davacı tarafa hiçbir şekilde borcum olmadığı, özetle açılan dava ve icra takibindeki alacakların hiçbir şekilde gerçekleştiği yansıtmadığı, davacı tarafa borçsuz olduğum konusunda namusum, şerefim ve kutsal saydığım bütün inanç ve değerlerim üzerine yemin ederim" şeklinde yemin etmiştir. Mahkememizin 15/04/2025 tarih 3 numaralı celsesine ...'nin yemin etmek için geldiği ve yemin için hazır bulunduğu, yemininde ise "Davacı ile olan ticari ilişkimizde davacı tarafa hiçbir şekilde borcum olmadığı, özetle açılan dava ve icra takibindeki alacakların hiçbir şekilde gerçekleştiği yansıtmadığı, davacı tarafa borçsuz olduğum konusunda namusum, şerefim ve kutsal saydığım bütün inanç ve değerlerim üzerine yemin ederim" şeklinde yemin etmiştir. Mahkememiz ara kararı gereği dosyanın alanında uzman mali bilirkişiye tevdii edildiği ve bilirkişinin mahkememize vermiş oldukları raporda özetle: "Taraflarca ibraz edilen yasal defterlerin süresi içinde açılış ve kapanış tasdiklerinin yapılmış olduğu, defter beratlarının Maliye Bakanlığı'na verilmiş olduğu görülmüştür. Davacı yan kayıtlarında iş bu davaya ve takibe konu ... Nolu ve 440.605.-TL bedelli faturanın kayıtlı olduğu, e-arşiv fatura olarak keşide edildiği ve ayrı bir. İrsaliye düzenlenmediği, fatura üzerinde irsaliye yerine geçer” ifadesi yer aldığı, teslim alan kaşe ya da imzası bulunmadığı, dolayısıyla fatura içeriği kitapların tesliminin ispata muhtaç olarak değerlendirildiği, Davalı yan kayıtlarında söz konusu faturanın kaydı olmadığı, e-arşiv fatura olarak keşide edilen bu faturanın -davalının e-arşiv fatura kullanıcısı olmaması sebebiyle- davalıya tebliğine ilişkin belge ibraz edilemediği, dolayısıyla davacının alacağının ispata muhtaç olduğu" şeklinde görüş ve kanaat bildirmiştir. Mahkememiz ara kararı gereği mali bilirkişiye ek rapor için tevdiine karar verildiği heyete sözleşme hukukundan kaynaklanan nitelikli hesaplamalar uzmanı bilirkişisinin eklendiği ve heyetten rapor alınmak üzere dosyanın bilirkişilere tevdii edilerek bilirkişilerin mahkememize sunmuş oldukları raporda özetle: "Taraflar arasındaki sözleşmenin ilgili maddelerine göre taraflar arasında franchise sözleşmesi imzalandığı, franchise sözleşmesinde, malların veya malzemelerin franchise verenden ya da üçüncü kişilerden alınmasına ilişkin satım sözleşmeleri yapılabildiği, bu sözleşmelerin ise “franchise sözleşmesi çerçevesinde yapılan bağımsız sözleşmeler” olduğu, Karşılıklı borç yükleyen bir sözleşmenin ifası isteminde bulunan tarafın, sözleşmenin koşullarına ve özelliklerine göre daha sonra ifa etme hakkı olmadıkça, kendi borcunu ifa etmiş ya da ifasını önermiş olması gerektiği, somut ihtilafta davacı taraf söz konusu ürünleri teslim ettiğini iddia ettiği, davalı tarafın ise ürünlerin teslim edilmediğini beyan ettiği, heyetimizin mali üyesinin kök raporda da belirttiği üzere fatura içeriği kitapların tesliminin ispata muhtaç olduğunun düşünüldüğü, Ticari ilişkide bir malı alıcıya teslim etmesine rağmen bedelinin ödenmediğini ileri süren satıcının, öncelikli olarak malı fiili olarak teslim ettiğini ispat etmesi gerektiği, dava konusu fatura e-arşiv fatura olup, fatura üzerinde “irsaliye yerine geçer” şerhi yazdığından, fatura üzerinde teslim alan isim imzası olması gerektiği, ancak faturaüzerinde herhangi bir teslim alan isim ve imzası görülmediği, dosya mübrez belgelerde söz konusu kitapların teslimi hususunu ispatlayan bir bilgi ya da belgeye rastlanılamadığı, Sayın Mahkeme, söz konusu kitapların davalı tarafa teslim edildiği kanaatinde ise ya da davacı tarafından bu hususu ispata yarar bir bilgi veya belge dosyaya ibraz edilirse, söz konusu kitapların bedelinin davalı tarafça ödenmesi gerekeceği" şeklinde görüş ve kanaat bildirmişlerdir. Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak incelendiğinde; davacı tarafından keşide ettiği faturaya konu kitapların davalı tarafa teslim edilmiş olmasına rağmen davalı tarafından ödeme yapılmadığı iddia edilmiş, davalı tarafça ise bahse konu kitapların kendilerine teslim edilmediği savunulmuştur. Bilirkişiler tarafından yapılan incelemelerde faturanın davacı tarafın defter ve kayıtlarında bulunduğu ancak davalı tarafın defter ve kayıtlarında bulunmadığı ve ayrıca uyuşmazlık konusu faturanın üzerinde davalı tarafın kitapları teslim aldığına dair herhangi bir imza bulunmadığı tespit edilmiştir. Bu kapsamda emsal alınan istinaf ilamında da belirtildiği üzere tacirler arası satım sözleşmelerinde teslimin yazılı belge ile ispatlanması gerekmektedir. Somut uyuşmazlıkta ispat yükü altında bulunan davacı tarafça teslime ilişkin herhangi bir yazılı delil sunulmamıştır. Davacı tarafça dava dilekçesinde yemin deliline dayanılmış, mahkememizce yemin delili hatırlatılmış ve davalılara yemin teklif edilmiştir. 15/04/2025 tarihli celseye davalı asiller iştirak etmiş ve kendilerine yöneltilen yemin teklifini usulüne uygun şekilde eda etmişlerdir. Dolayısıyla davacı tarafça uyuşmazlık konusu faturanın kaynağı olan kitapların davalılara teslim edildiğinin ispat edilemediği anlaşılmakla davanın reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere : 1-Davanın REDDİNE, 2- Karar tarihi itibariyle 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL harcın peşin alınan 5.376,52 TL harçtan mahsup edilerek 4.761,12 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 3-Davacı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinden bırakılmasına, 4-Davalı tarafından yapılan her hangi bir masraf bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 5-Davalı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden yürürlükte olan A.A.Ü.T. gereğince dava değeri olan 445.167,98 TL üzerinden hesaplanan 70.775,20 TL'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-6325 Sayılı Yasa'nın 18/A-14 maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği'nin m.26 hükmüne göre Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 7-Taraflarca yatırılan gider ve delil avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde HMK.m.333 hükmü uyarınca ilgili tarafa iadesine, Dair; taraf vekillerinin yüzüne karşı ve davalı asillerin yüzüne karşı verilen gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde mahkememize veya bulunulan yer asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile başvurmak koşuluyla İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 15/04/2025 Katip ... e-imzalıdır Hakim ... e-imzalıdır