İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/233 E. 2024/984 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2024/233
Karar No
2024/984
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/233 Esas KARAR NO : 2024/984 DAVA : Tazminat (Özel Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 08/04/2024 KARAR TARİHİ : 18/12/2024 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Özel Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; " ... sigorta A.ş nezdinde ... poliçe numaralı Kasko Poliçesi ile güvence altına almış olduğunuz Müvekkil şirkete ait ... plakalı araç 21.09.2023 günü geçirmiş olduğu trafik kazasında müvekkile ait araç hasara uğramıştır. 2-)Meydana gelen hasar sonrasında müvekkilimiz, poliçe genel ve özel şartlarında gösterildiği davalı sigorta şirketine hasar ihbarında bulunmuş ve davalı sigorta şirketi hasarın tespiti için sigorta eksperi görevlendirilmiştir. Sigorta Eksperince hazırlanan kasko ekspertiz raporunda müvekkil şirkete ait ... plakalı araç onarımının ekonomik olmaması sebebi ile ... işlemine tabi tutulmuştur. Şikayet edilen şirket tarafından müvekkilimize gönderilen ibranamede söz konusu aracın piyasa rayiç değerinin 2.150.000,00 TL olduğu tespiti yapılarak müvekkilimize 2.150.000,00 TL ödemede bulunulmuştur. Müvekkilimiz ibranameye fazlaya ilişkin dava ve talep hakları saklı kalmak kaydı ile imzalamıştır. 3-)Müvekkilimizin aracının değeri, kazanın meydana gelmiş olduğu tarih olan 21.09.2023 tarihindeki değeri itibari ile sovtaj bedeli dahil tespit etmiş olunan ikinci el piyasa fiyatı olan 2.150.000,00 TL’nin çok üzerindedir. İş bu sebeple bu piyasa rayiç bedeli olan 2.150.000,00 TL’ye açıkça itiraz ederek davalı tarafından gönderilen ibraname itiraz-ı kayıtla imzalanmılmıştır. Müvekkilimizin aracının ikinci el değeri belirlenirken reel bir araştırma yapılmamış, hakkaniyetli bir bedel tespiti yapılmamıştır. Bu durum açıkça yürürlükteki 5684 Sayılı Sigortacılık Kanunun ve ilgili yönetmelik ve yönergelere aykırı bir durumdur. Müvekkilimize ait aracın kaza tarihindeki piyasa değeri ekte sunmuş olduğumuz emsal araştırmalarında anlaşılacağı şekilde yaklaşık 2.500.000,00 TL civarındadır. Sayın mahkemenizde yapılacak olan yargılama da müvekkilimizin aracının rayiç piyasa değerinin ne kadar olduğu husus netlik kazanacaktır. 4-)Yargıtay yerleşik içtihatlarında da belirtmiş olduğu şekilde (‘Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.12.2010 tarih ve ....E. ...K. Sayılı ilamında vurgulandığı üzere hukukumuzda gerçek zarar ilkesi geçerlidir.’ . Yine aynı şekilde Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun ...E. ...K. Sayılı ilamında da ‘….Kısaca, tazminat miktarının belirlenmesinde, zarar görenin gerçek zararının esas alınması zorunlu olup; burada ilke, zarar doğurucu eylem, zarar görenin malvarlığında gerçekten ne miktarda bir azalmaya neden olmuş ise, zarar verenin tazminat borcu da, o miktarda olmalıdır.’ ) vurgulandığı üzere, zarar görenin mal varlığında gerçekte ne miktarda azalış olduğunun tespit edilmesi gerekir. Dolayısıyla Müvekkilimizin aracında meydana gelen hasar miktarının da, bu açıklamalar ışığında ve hakkaniyetle tespit edilmesi gerekirdi. Davalı sigorta şirketi, müvekkilin aracında meydana gelen zarardan dolayı aracın rayiç değerini afaki bir şekilde belirlemiştir. Sayın Mahkmenizde yapılacak yargılama da dosyamızın bilirkişiye tevdi edilmesi durumunda aracın rayiç değerinin daha fazla olduğu tespit edilecektir. 4-)Konuya ilişkin olarak elde edilen belge ve dokümanlarla birlikte davalı edilen sigorta şirketine ekli e-mail çıktısından da anlaşılacağı şekilde 9 Şubat 2024 tarihinde başvuruda bulunulmuş olmasına rağmen davalı tarafımıza hiçbir cevap vermeyerek talebimizi zımni olarak ret etmiştir. Akababinde zorunlu dava şartı arabulucuya gidilmiş olmasına rağmen Müvekkilimizin zararı giderilmediğinden dolayı dava açılması hasıl olmuştur. Müvekkil şirkete ait aracın 2. El piyasa rayiç bedelinin sayın mahkemenizce yaptırılacak bilirkişi incelemesi ile tespit edileceği baz alınarak, (HMK 107 Maddesi gereği belirsiz alacak davamızı) fazlaya ilişkin talep ve dava hakkımız saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10 TL tazminatın davalı şirketin temerrüde düştüğü tarihten itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı sigorta şirketinden alınarak müvekkile ödenmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı yan üzerine bırakılmasını" talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; "Davacı tarafından dosyaya eksper raporu sunulmuş olmasına ve talebini buna dayandırmış olmasına rağmen; başvuran tarafın ilgili raporu esas almayarak HMK'nın 109'uncu maddelerine dayanarak kısmi alacak davası açmasında hukuki yarar bulunmamaktadır. Kanundaki düzenlenmenin amacına aykırı işbu başvurunun usulden reddi gerekmektedir. Başvuran tarafından sunulan raporun hem başvuru dilekçesinde esas alınmaması hem de eksper ücretinin müvekkil şirketçe karşılanması talebi birbiriyle örtüşmemektedir. TMK 2'nci madde dürüstlük ilkesi ve çelişkili davranış yasağına aykırılık nedeni ile HMK'nın 115'inci maddesi ve 435'inci maddesinin 1'inci fıkrasının (C) bendi gereği huzurdaki başvuruya esasa girilmeden son verilmelidir. Yargıtay ve doktrin görüşleri doğrultusunda ... sayılı başvuruda şu şekilde açıklanmıştır:”Bölünebilirliğin yalnızca parasal bölünebilirlik olarak değerlendirilmesi düşünülemez. Nitekim yasa maddesinde talep konusunun niteliği itibariyle bölünebilirliğinden söz edilmektedir. Niteliği itibarıyla bölünebilirliği olay ve konu esaslı düşünmek gerekmektedir." Açıklanan nedenlerle usule aykırı şekilde kısmi dava olarak yapılan başvurunun usulden reddine karar verilmesini talep etmekteyiz.Müvekkil şirket nezdinde Genişletilmiş Kasko Poliçesi ile sigortalı bulunan ... plakalı aracın 21.09.2023 tarihinde karışmış olduğu kaza neticesinde davacıya ait ... plakalı araçta meydana gelen hasara ilişkin olarak müvekkil şirkete başvuru yapmış olup başvuruya ilişkin olarak hasar dosyası oluşturulmuştur. Araç üzerinde yapılan eksper incelemeleri neticesinde ve araç maliki ile piyasa değeri üzerinden mutabakat yapılarak araç, çekme belgeli pert total işlemi görmüştür. Sovtaj düşüldükten sonra ortaya çıkan bakiye tutar 994.445,00-TL’dir. Söz konusu tutar 15/12/2023 tarihinde davacı yana ödenmiştir. Davacı tarafa yapılan ödeme ile müvekkil şirket sigorta poliçesinden doğan tüm yükümlülüklerini yerine getirmiştir. Bu sebeple işbu haksız ve mesnetsiz başvurunun reddi gerekmektedir. Trafik Sigortası Genel Şartları; Tazminatın Ödenmesi başlıklı B2 Maddesi, “…Hak sahibinin aracın hasarlı haliyle kendisine terk edilmesine onay vermesi halinde aracın riziko tarihindeki rayiç değeri ile hasarlı hali arasındaki tutar zorunlu trafik sigortası limitleri dahilinde kendisine tazminat olarak ödenebilir. Bu durumda ilgisine göre bu maddede yer alan usul çerçevesinde işlem yapılır. Hak sahibinin onayı ile aracı hasarlı haliyle hak sahibine terk ederek tazminatı ödemek isteyen sigortacı, tespit edip hak sahibine bildirdiği sovtaj bedelini bildirimden itibaren 1 aylık süreyle sınırlı olarak garanti etmiş sayılır. Kısmi onarımlarda parçaların sigorta şirketi tarafından tedarik veya tazmin edilmesi halinde hasarlı parçalar talep ettiği takdirde sigortacının malı olur.” hükmünü içermektedir. Müvekkil şirket tarafından yukarıdaki madde kapsamında başvuru sahibiyle mutabık kalınarak araç rayiç ve sovtaj değeri hesaplanmış ve bu doğrultuda ödeme yapılmıştır. Bu nedenle müvekkil şirketin başkaca bir sorumluluğu bulanmamaktadır. İşbu haksız ve kötü niyetli talebin reddi gerekmektedir. Kaza tespit tutanakları kesin delil olmadıkları gibi bilirkişi raporu niteliğinde de değillerdir. Kusur, derecesi ve dağılımı, hatta olayın oluş şekli özel ve teknik bir çözümleme gerektirmektedir. Bu nedenle talep konusu olayın çözüme kavuşturulması için kusur yönünden öncelikle bilirkişi incelemesi yapılması gerekmektedir. İster kolluk kuvvetleri tarafından hazırlansın, isterse anlaşmalı tutulan kaza zabıtları olsun bu zabıtlardaki kusur oranlarının hükme esas alınamayacağı Yüksek Mahkeme Yargıtay içtihatları ile sabittir. Kusur oranlarının tespiti ancak ve ancak uzman bilirkişiler aracılığı ile yapılabilir. Bu nedenle talep konusu olayda kusur durumu ve dağılımının tespiti için konusunda uzman bilirkişiler -gerekirse Adli Tıp Kurumu- Teknik Üniversiteler -aracılığı ile bilirkişi incelemesi yapılmasını talep ediyoruz. Müvekkil şirketin faiz sorumluluğu bulunduğunu kabul anlamına gelmemek kaydıyla, avans faiz isteminin de haksız olduğunu belirtmek isteriz. Zira başvuru sahibi vekilince gerekçesini anlayamadığımız bir şekilde ticari faiz isteminde bulunulmakta ise de; araç işleteni tacir olmadığı ve araç tescil belgesinde aracın kullanım şeklinin hususi olduğu belirtildiği gibi somut olayda zarar gören 3. kişi konumunda olan başvuru sahibinin işleten ve müvekkil şirket arasında ticari bir ilişki bulunmamakta, tazminat talebi haksız fiilden kaynaklanmaktadır. Karayolları Trafik Kanunu’nun tazminatın biçimi ile ilgili Türk Borçlar Kanunu'nun haksız fiil hükümlerine gönderme yaptığı ve Türk Borçlar Kanunu'nda düzenlenen haksız fiil sorumluluğunda da uygulanacak faizin yasal faiz olduğu dikkate alındığında başvuru sahibi vekilinin avans faiz isteminin reddi gerekmektedir. 1.Yapılan ödemeler nedeni ile müvekkil şirketin sorumluluğunu yerine getirmesi sebebiyle huzurdaki haksız ve mesnetsiz başvurunun usulden ve esastan reddine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini" savunmuştur. DELİLLER: Araç kayıtları, 18/10/2024 tarihli bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, 21/09/2023 tarihinde meydana gelen trafik kazısından kaynaklı olarak davacı yan lehine pert total bedeli farkından kaynaklı olarak alacak koşullarının oluşup oluşmadığı hususunda davadır. Bilirkişiden alınan 18/10/2024 tarihli raporda özetle; "... plakalı çekici ...'ın maddi hasar ile neticelenen dava konusu trafik kazasında kusursuz olduğu,... plakalı çekici sürücüsü ...'nın maddi hasar ile neticelenen dava konusu trafik kazasında e 100 (yüzde yüz) oranında asli derecede kusurlu olduğu kanaatine varılmıştır. Dava konusu trafik kazasında Mahkemenizin ara kararı doğrultusunda kusur oranı tespiti yapılmış ise de, 6754 sayılı bilirkişi kanunu 6. Maddesi kapsamında Bakanlık tarafından 07.09.2020 tarihli bilirkişilerin uyacağı rehber ilkelerin 27. Maddesi gereği (asli kusurlu, tali kusurlu, kusur oranı, müterafık kusur ve hatır taşıması durumu) tespiti Hakim yetkisindedir. Dava konusu ... plakalı Mercedes-Benz marka ... tip, 2012 model beyaz renk çekicinin şasi numarasının ... olduğunun tespit edildiği, aracın “21.09.2023 tarihinde saat 16:55 sıralarında sürücü ... idaresindeki ... plakalı çekici ve buna bağlı ... plakalı römork ile ... ilçesi istikametinden ... ilçesi istikametine seyir halinde iken direksiyon hakimiyetini kaybederek sol şeritte seyir eden ... plakalı çekici ve buna bağlı ... plakalı römorka çarpıp devrilmeleri sonucu kazanın meydana geldiği” dosya kapsamındaki hasar resimleri ile ... Şirketi tarafından 07.11.2023 tarihli ekspertiz raporunda, dava konusu aracın tamamen kullanılamaz hale geldiği, tamir masrafının 1.653.275,57 TL gibi çok yüksek olması sebebiyle pert-total işleminin uygulanmasının uygun olacağı kanaatinin oluştuğu ve kadri maruf sayılmasının yani pert-total işleminin uygulanmasının uygun olacağı; İnternet üzerinde yapılan araştırma neticesinde dava konusu araca emsal hasarsız ortalama piyasa değerinin rapor tarihinde 3.150.000 TL olduğu, ekspertiz. rapor tarihine endekslendiğinde ise 2.252.618,60 TL ve sovtaj değerinin ise 1.155.555,00 olabileceği kanaatine varılmış olup dosya kapsamında sunulan bilgi ve belgeler ışığında 994.445,00 TL ödeme yapıldığı düşünülürse 102.618,60 TL ek ödeme yapılması gerektiği" şeklinde görüş ve kanaat bildirmişlerdir. Davacı vekili 20/11/2024 tarihli bedel arttırım dilekçesinde özetle; "18.10.2024 tarihli bilirkişi raporu doğrultusunda bedel artırım talebimizin kabulüne ve müddeabihin artırdığımız kısım ile dava dilekçesinde müvekkil şirkete ait ... plakalı araç için talep ettiğimiz pert-total alacağımızı 10,00 TL alacağımızı 102.608,00 TL artırarak 102.618,00-TL maddi zararın davalı tarafın temerrüde düştüğü tarihten itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak müvekkile ödenmesine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini..." Toplanan deliler ve tüm dosya kapsamına göre; davalı şirket nezdinde ZMMS ile sigortalı ve davacı yana ait ... plakalı aracın 21.09.2023 tarihinde maddi hasarlı trafik kazası neticesinde hasarlandığı, davalı şirkete yapılan başvuru sonucu hasar dosyası oluşturulduğu ve davacı yana hasardan kaynaklı olarak 2.150.000,00 TL ödeme yapıldığı, davacı tarafça ödemeye ilişkin mutabakat nameyi fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak imzaladığı, mahkememizce hükme esas alınan ve denetlenebilir bilirkişi raporuna göre; davacı yana ait aracın kazanın meydana gelmesinde her hangi bir kusurunun bulunmadığı, kaza neticesinde hasarlanan davacı yana ait aracın tamir masrafının 1.653.275,57 TL olması sebebiyle pert-total işleminin uygulanmasının uygun olacağı, dava konusu araca emsal hasarsız ortalama piyasa değerinin ekspertiz raporu tarihinde 2.252.618,60 TL olduğu, sovtaj değerinin ise 1.155.555,00 olduğu, davacı yana yapılan 994.445,00 TL ödeme düşüldüğünde davacı yanın 102.618,60 TL bakiye alacağının bulunduğu anlaşılmakla davanın kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM : Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KABULÜ İle 102.618,00 TL'nin 25/02/2024 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine 2-Karar tarihi itibariyle 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 7.009,83 TL harçtan peşin ve tamamlama harcı olarak alınan toplam 2.227,60 TL'nin mahsup edilerek bakiye 4.782,23 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-6325 Sayılı Yasa'nın 18/A-14 maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği'nin m.26 hükmüne göre Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 4-Davacı tarafından yatırılan 2.227,60 TL peşin ve tamamlama harcı, 427,60 TL başvuru harcı gideri toplamı olan 2.655,2‬ TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı vekil ile temsil edildiğinden yürürlükte olan AAÜT gereğince dava değeri olan 102.618,00 TL üzerinden hesaplanan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davacı tarafından yapılan 60,80 TL vekalet harcı gideri, 54,00 TL tebligat, posta gideri ile 10.000,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 10.114,8‬ TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Taraflarca yatırılan gider ve delil avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde HMK.m.333 hükmü uyarınca ilgili tarafa iadesine, Dair; Davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı vekilinin yokluğunda verilen gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde mahkememize veya bulunulan yer asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile başvurmak koşuluyla İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 18/12/2024 Katip e-imzalıdır Hakim e-imzalıdır

Atıf: İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/233, K. 2024/984, T. 18.12.2024, www.arakarar.com/karar/istanbul-3-asliye-ticaret-mahkemesi-2024-233-e-2024-984-k-009b4c8bfde1