İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/221 E. 2025/40 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/221
- Karar No
- 2025/40
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO:2024/221 Esas KARAR NO:2025/40 DAVA:Tazminat (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ :03/04/2024 KARAR TARİHİ:21/01/2025 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamaları sonunda : GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA: Davacı vekili tarafından Mahkememize sunulan dava dilekçesinde özetle; "Müvekkil Şirket çalışanlarının dava konusu yazılımdaki hataları bildirmesine, bu hususlarla ilgili yazılı / sözlü görüşmelere rağmen Davalı Şirket tarafından ayıp giderilemeyince, Müvekkil Şirket, 17 Ağustos 2023 tarihinde ... Noterliği’nin ... yevmiye no.lu ihtarnamesini keşide ederek, fazlaya dair “tüm hakları saklı olmak kaydıyla” Sözleşme’nin kalan aylarına ilişkin bedellerin iadesini talep etmiştir [EK-3: .... Noterliği’nin 7 Ağustos 2023 tarihli ve ... yevmiye no.lu ihtarnamesi]. İhtarname Davalı Şirket’e 22 Ağustos 2023 tarihinde tebliğ edilmiş, ancak Davalı Şirket tarafından cevap verilmemiştir. Müvekkil Şirket bu Uygulamadan hiçbir zaman beklenilen faydayı sağlayamadığı için, sözleşmeden dönerek karşı tarafa ödenen bütün bedelin iadesini talep etme gereği hâsıl olmuştur. Bu kapsamda Sözleşme bedelinin tamamını talep etmek için Müvekkil Şirket tarafından ticari davalarda zorunlu arabuluculuk sürecine başvurulmuş fakat Davalı Şirket’le anlaşmaya varılamamıştır. Tarafımızca arabuluculuğa başvurulması sonrasında Davalı Şirket tarafından ... Noterliğinin 17 Kasım 2023 tarihli ... no’lu ihtarnamesi Müvekkil Şirket’e keşide edilmiştir. Bu kapsamda fazlaya dair talep ve dava haklarımız saklı kalmak kaydıyla Müvekkil Şirket’in, Sözleşme kapsamında kendisine gereği gibi ifa edilmemiş olan Uygulama için Davalı Şirket’e ödemiş olduğu 92.400 TL + %18 KDV olmak üzere toplam 109.032 TL’nin ödeme tarihi olan 09.12.2022 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile iadesi talepli huzurdaki davanın ikame edilmesi gerekliliği doğmuştur. Ayıplı ifada bulunan davalı şirket, müvekkil şirket’in peşinen ödediği meblağın iadesi ile sorumludur. Davalı Şirket, Sözleşme kapsamında Uygulama ile ilgili kariyer platformları aracılığıyla elde edilen verilerin yazılım aracılığı ile Müvekkil Şirket nezdinde toplanması, aday havuzu oluşturulması, aday başvurularının eşleştirilmesi ve muhafaza edilmesi hizmetlerinin sağlanacağını taahhüt etmiştir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (“TBK”) m. 471/2 uyarınca “Yüklenicinin özen borcundan doğan sorumluluğunun belirlenmesinde, benzer alandaki işleri üstlenen basiretli bir yüklenicinin göstermesi gereken meslekî ve teknik kurallara uygun davranışı esas alınır.”. Davalı Şirket’in Uygulama’yı Sözleşme’ye ve her halükarda dürüstlük kuralına göre belirlenecek kullanım amacına elverişli bir şekilde teslim etmekle yükümlü olduğu açıktır. Ancak Müvekkil Şirket’e taahhüt edilen kullanım amacı gerçekleşmemiş, bazı sistemler çalışmamış, birçok veri kaybı yaşanmış ve Müvekkil Şirket hem maliyet hem de zaman kaybına uğramıştır. Sözleşme’nin 3.2. maddesinde “Sözleşme 07.11.2022 tarihinde yürürlüğe girer, ilk sözleşme yılına özel faturalandırma Kasım’22-Aralık’23 (14 Ay) aralığını kapsayacaktır.” hükmü yer almaktadır. Dolayısıyla hukuken belirli vade söz konusu olduğunu ve vade geldiğinde tam ve çalışır durumda teslim borcunun muaccel olduğunu belirtmek isteriz. Nitekim Sözleşme’nin 4.1.maddesinde de “Satıcı, Uygulamayı belirlenen ücretlerin ödenmesi karşılığında alıcıya sağlayacaktır.” hükmü mevcuttur. Bu kapsamda Müvekkil Şirket tarafından 09.12.2022 tarihinde 109.032 TL’nin ödenmesi ile beraber, Davalı Şirket de Sözleşme’ye uygun ifa ile yükümlü hale gelmiştir. Somut olayda da Müvekkil Şirket, Uygulama’yı kullanmaya başladığında çeşitli sorunlar ortaya çıkmış, bunun üzerine bunların çözümü için Davalı Şirket yetkilileri ile iletişime geçilmiştir [EK-6: Uygulama’da ortaya çıkan sorunlara ilişkin Müvekkil Şirket çalışanları ile Davalı Şirket çalışanları arasındaki yazışmalar]. Bu noktada, Sözleşme’nin 6.5. maddesi gereği “Taraflar arasındaki olası ihtilaflar durumunda, tarafların konuyla ilgili tüm yazılı ve sistemsel kayıtları yasal delil niteliğinde” kabul edildiğini belirtmek isteriz.Bu yazışmalar incelendiğinde, Müvekkil Şirket çalışanı Dilara Fırtına’nın, Davalı Şirket çalışanlarına uygulamada yaşadıkları bütün sorunları bildirdiği, fakat Davalı Şirket tarafından bunlara bir çözüm bulunamadığı görülecektir. Nitekim mevcut sorunlar çözülemediği gibi, Uygulama’daki farklı işlemlerde de takip eden günlerde problemler yaşanmaya devam etmiştir. Taraflar arasındaki Sözleşme’de, ayıba ilişkin bildirimlerin ne şekilde yapılacağı açıkça kararlaştırılmış değildir. Ayrıca Taraflar, sair bildirimlerin de TTK m. 18/3’e göre yapılmasına ilişkin bir irade ortaya koymamışlar, yalnızca Sözleşme’nin 5.1.maddesinde fesih ihbarlarının yazılı şekilde yapılacağı konusunda bir düzenleme yapmışlardır. Davalı şirket her halükarda kendisine peşin ödenen bedeli sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre iade etmek zorundadır. müvekkil şirket’in uygulama’dan hiçbir zaman beklenilen faydayı sağlayamadığı gerçekliği karşısında, Davalı Şirket’in Müvekkil Şirket tarafından peşin ödenen meblağı iade etmesi gerekmektedir. Sözleşmeden dönme halinde tarafların, sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca birbirlerine verdiklerini iade etmeleri gerekmektedir. Davalı Şirket’in Müvekkil Şirket’e Sözleşme’deki taahhütlerine uygun bir Uygulama teslim etmediği, ayıbın bildirilmesine rağmen giderilmesi için herhangi bir aksiyon almadığı ve Uygulama’nın hiçbir zaman beklenen faydayı sağlamadığı açıktır. Bu kapsamda Müvekkil Şirket’in Uygulama için Davalı Şirket’e ödemiş olduğu 92.400 TL + %18 KDV olmak üzere toplam 109.032 TL’nin ödeme tarihi olan 09.12.2022 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile beraber Davalı Şirket’ten tahsilini..." talep ve dava etmiştir. CEVAP; Davalılar vekili tarafından Mahkememize sunulan cevap dilekçesinde özetle; "Davacı 17.08.2023 tarihli fesih ihbarı ile sözleşmeyi, sözleşmenin "30 günlük bildirimle sebep göstermeksizin" maddesine dayanarak ileriye etkili biçimde feshetmiştir. Sözleşme, fesih ihbarnamesinin müvekkilime ulaşmasından itibaren 30 gün sonunda feshedilmiştir. Fesih, bozucu yenilik doğuran bir haktır, kullanılmakla tükenir. Fesih ihbarı kullanıldıktan sonra geri alınamayacağından davacının sözleşmeden döndüğü iddiası hukuken geçersizdir. Davacı, iddia ettiği sözleşmeye aykırılığın giderilmesi için usulüne uygun bir bildirimde de bulunmamıştır. Sözleşme sürekli edimli bir borç ilişkisi doğurduğu için sözleşmeden dönme imkanı da bulunmamaktadır. Müvekkilim ayıplı ifada bulunmamıştır. Davacının dönme hakkının olduğunu kabul etmemekle birlikte, ayıplı ifa olsa dahi, uygulamanın kullanılamayacağı ölçüde bir ayıp niteliğinde değildir. Davacı bu nedenle de sözleşmeden dönemez. Davacı, uygulamadan hiçbir zaman beklenilen faydayı sağlamadığını, ayıplı ifa olduğunu iddia etmektedir. Davacı bu iddiaları ispatlamakla yükümlüdür. Ancak davacı, bu iddialarını ispatlamak amacıyla sadece iki farklı tarihli e-posta yazışmaları sunabilmiştir. Sözleşme Kasım 2022 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Davacının dava dilekçesi ekinde sunduğu e-posta yazışmalarının tarihleri ise Mart ve Nisan 2023 yılına ilişkindir. Davacı iddia ettiği gibi sözleşmeden beklediği faydayı hiçbir zaman sağlayamamış olsaydı, dört - beş ay geçmeden önce bildirimde bulunurdu. Bu nedenle davacının iddiaları hayatın olağan akışına da aykırıdır. Davacının sunduğu e-postalarda müvekkilimin sistemden kaynaklanan sorunların çözümü için derhal aksiyon aldığı ve gerekli ilgiyi gösterdiği de görülmektedir. Dolayısıyla davacının iddia ettiği gibi ayıplı ifa yoktur. davacı sözleşmeyi, sözleşmede düzenlenen sebep göstermeksizin fesih maddesine dayanarak feshetmiştir. Fesih bozucu yenilik doğurucu bir hak olduğu için kullanılmakla tükenir ve geri alınamaz. Davacının sözleşmeden dönme iddiasının dinlenebilir hiçbir yanı yoktur. Sözleşme, müvekkilimin uygulamasının kullanım hakkı veren bir sözleşme olduğundan sürekli edimlidir, sürekli edimli sözleşmelerden dönülemez, ancak feshi mümkün olur. Yine, davacının iddia ettiği gibi ayıplı ifa bulunmamaktadır. Ayıplı ifa olsa dahi, bu, uygulamanın kullanılamayacak ölçüde bir ayıp değildir. Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesini... " talep etmiştir. (II) YARGILAMA SÜRECİNDE TOPLANAN DELİLLER: (1) Y a z ı l ı D e l i l l e r ; Taraf vekillerinin dilekçelerinde bildirdiği delilleri bildirmek üzere 2 haftalık kesin süre verilmesine karar verilmiştir. Davacı vekili, 20/01/2025 tarihli dilekçesi ile "dava ve davadan doğan kanun yollarına başvuru hakkımız kapsamındaki feragat irademiz ve tarafların yargılama giderlerinden, vekâlet ücretinden feragat iradesi doğrultusunda, Sayın Mahkeme’nin duruşma günü beklenilmeksizin HMK 307 vd. maddeleri uyarınca davanın reddine karar vermesini" talep etmiştir. Davalı vekili, 20/01/2025 tarihli dilekçesi ile "taraflar Sayın Mahkeme tarafından verilecek karara ilişkin yargılama giderleri ve vekalet ücretinden de kayıtsız şartsız ve gayrikabili rücu olarak feragat etmektedir." yönünde beyanda bulunmuştur. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; imza edilen 01/10/2022 tarihli sözleşmenin ayıplı ifa nedeniyle feshi ile ödenen bedelin iadesi istemine ilişkindir. HMK'nın 307. Maddesi,"Feragat, davacının, talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesidir." şeklindeki hükmü, 309. Maddesi, "Feragat ve kabul, dilekçeyle veya yargılama sırasında sözlü olarak yapılır. Feragat ve kabulün hüküm ifade etmesi, karşı tarafın ve mahkemenin muvafakatine bağlı değildir. Kısmen feragat veya kabulde, feragat edilen veya kabul edilen kısmın, dilekçede yahut tutanakta açıkça gösterilmesi gerekir. Feragat ve kabul, kayıtsız ve şartsız olmalıdır. "şeklindeki hükmü ve aynı kanunun 310/1 maddesi ise, "Feragat ve kabul, hüküm kesinleşinceye kadar her zaman yapılabilir." şeklindeki hükmü amirdir. Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacının açmış olduğu davadan feragat ettiği, davacı tarafın açtığı davadan HMK'nın 307. ve 309. maddesine uygun feragat beyanının aynı yasanın 311. maddesine göre kesin hükmün hukuki neticelerini ortaya koyduğu ve kesin delil niteliğinde olduğu anlaşılmakla vaki feragat nedeni ile HMK 307 ila 312 maddeleri ve HMKnın 26. maddesi uyarınca davanın feragat nedeniyle reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 22. maddesine göre; davadan feragat veya davayı kabul veya sulh, muhakemenin ilk celsesinde vuku bulursa, karar ve ilam harcının üçte biri, daha sonra olursa üçte ikisi alınacağı, AAÜT 6 – (1) maddesi uyarınca anlaşmazlık, davanın konusuz kalması, feragat, kabul, sulh veya herhangi bir nedenle; ön inceleme tutanağı imzalanıncaya kadar giderilirse, Tarife hükümleriyle belirlenen ücretlerin yarısına, ön inceleme tutanağı imzalandıktan sonra giderilirse tamamına hükmolunur düzenlemeleri uyarınca yargılama giderleri hüküm altına alınmıştır. HÜKÜM : Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere : 1-Davanın feragat nedeniyle REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince davadan feragat veya davayı kabul veya sulh, muhakemenin ilk celsesinden sonra vuku bulduğundan, maktu karar ve ilam harcının üçte ikisi olan 410,27 TL harcın mahsubu ile fazladan alınan 1.451,73 TL'nin yatıran tarafa iadesine, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı Talentics Bilişim Ve Danışmanlık Anonim Şirketi kendisini vekil ile temsil ettirmiş ise de davalı vekili tarafından "vekalet ücreti isteminin bulunmadığına dair" sunulan dilekçe göz önünde bulundurularak davalı Talentics Bilişim Ve Danışmanlık Anonim Şirketi lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-6325 Sayılı Yasa'nın 18/A-14 maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği'nin m.26 hükmüne göre Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.120,00TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 6- Fazla yatan gider avansı ile delil avansı var ise 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Adalet Bakanlığı Hukuk Muhakemeleri Gider Avansı Tarifesinin 5.maddesine göre karar kesinleştikten sonra istek halinde taraflara iadesine, Gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde mahkememize veya bulunulan yer asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile başvurmak koşuluyla İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzüne karşı karar verildi. 21/01/2025 Katip ... E-imzalıdır Hakim ... E-imzalıdır