İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/306 E. 2024/802 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/306
- Karar No
- 2024/802
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2023/306 Esas - 2024/802 ESAS NO : 2023/306 Esas KARAR NO : 2024/802 DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 04/05/2023 KARAR TARİHİ : 06/11/2024 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; "Müvekkil şirket klasik cam mozaik ve kristal cam mozaik üretimi yapmaktadır. Müvekkil şirket ile davalı arasında 04/03/2019 tarihli Tedarikçi Satın Alma sözleşmesi yapılmıştır. Her ne kadar delil olarak sunacağımız iş bu sözleşmede sözleşme tarihi yazmasa da davalı ile müvekkil şirket arasında imzalanan satıcı Kondisyon Özet Tablosunda sözleşme tarihi 04/03/2019 olduğu yer almaktadır. İş bu sözleşme gereğince müvekkil şirket, davalının mağazalarında, sanal alışveriş siteleri veya elektronik ortamda, yurtiçinde veya yurt dışında sahibi olduğu tüm dağıtım kanallarında pazarlayacağı/satacağı ürünlerin imalatçısıdır. Davalı ile müvekkil şirket arasında imzalanan 04/03/2019 tarihli sözleşme gereğince müvekkil firma bu tarihten itibaren davalıya ürün vermeye başlamıştır. Davalı ile tüm iletişim mail ve davalının ...’da bulunan mağazası ile fiziki olarak gerçekleşmektedir. Davalı firma müvekkilden ürün tedarik etmesine rağmen 31/12/2020 tarihinden itibaren müvekkile hiçbir ödeme gerçekleştirmemiştir. Davalının müvekkile en son 11/02/2021 tarihinde mail yolu ile göndermiş olduğu Borç Hesapları Mutabakat metninde müvekkile borcu (kendi iddialarına göre) 316.183,12 TL gözükmektedir. Davalı bu tarihten itibaren müvekkile hiçbir ödeme gerçekleştirmemiş olup, davalının ...adresinde bulunan mağazadan müvekkile yapmış olduğu iade mallarla birlikte müvekkil şirkete 260.00,00 TL cari hesap borcu bulunmaktadır. davamızın kabulü ile davalının itirazının iptali ile takibin devamına, kötü niyetli olarak itirazda bulunan davalının alacağın % 20 dan aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin davalıya tahmiline karar verilmesini..." talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; "Müvekkil firma, Türkiye’nin ilk yapı marketi olarak uzun süredir perakende sektöründe faaliyet göstermektedir. Müvekkil şirket, faaliyetlerini elli iki şehirde, pek çok mağazada sürdürmekte; ev, bahçe ve ofis için kullanıma uygun on binlerce ürünün satışını yapmaktadır. Altı yüzden fazla tedarikçi ile çalışan davalı müvekkilin mağazaları her yıl kırk milyonu aşkın müşteri tarafından ziyaret edilmektedir. Davacı da, müvekkil şirketin mağazalarında satılmak üzere ürün tedarik ettiği firmalarından biridir. Müvekkil şirketin; vadeli, sat-öde (satıştan ödemeli), konsinye ve toplu alım şeklinde ürün tedarik ettiği birden farklı tür tedarik sözleşmesi tipi vardır. Davalı müvekkil ile davacı, sözleşme tipinin gerek ticari koşullarla ilgili ilk sayfaları, gerekse metin bölümlerini birlikte değerlendirmiş, görüşmüş ve tartışmışlardır. Nihayetinde bu farklı sözleşme türü/yöntemleri arasından ürün bedellerinin vadeli ödenmesini öngören sözleşmenin imzalanması hususunda anlaşmışlardır. Tarafların, üzerinde anlaşma sağladığı vadeli sözleşmeye göre, ödeme, vadeli şekilde gerçekleştirilmektedir. Buna göre, ay içinde satılan ürünlerin ödemesi, satıldığı ayın son günü vade kabul edilmekte ve bu tarihten 30 gün sonra, fakat sadece satılan ürünlerin ödemesi yapılmaktadır. Bir diğer deyişle, davalı müvekkil tarafından yapılan ödeme, ürünün satılmasına bağlıdır. Davalı müvekkil tarafından, yalnızca satılan ürünlerin ödemesi yapılmakta, satılmayan ürünlerin bedelinin ödemesi ise yapılmamaktadır. Davacı tarafça düzenlenen faturaların vadelendirmeye esas teşkil etmeyeceği, vade ve ödenecek tutarın ise sözleşmede kararlaştırıldığı şekilde uygulanacağı taraflar arasındaki sözleşme ile tartışma dışıdır. Davacı, taraflar arasında sözleşmeler yokmuşçasına,... 24. İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyası ile alacağından bahisle icra takibine geçerek, davalı müvekkil şirkete ödeme emri göndermiştir. Davalı müvekkil şirketin, taraflar arasındaki sözleşmeye göre, tahakkuk etmiş borcu bulunmadığından borca itiraz edilmiştir. davacının davasının REDDİNE, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı yana yükletilmesine karar verilmesini..." savunmuştur. DELİLLER: ... 24. İcra Müdürlüğü'nün ...takip sayılı dosyası, 11/03/2024 tarihli bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; sözleşme ve cari hesaptan kaynaklı olarak davalı aleyhine başlatılan icra takibine yapılan itirazın İİK 67. madde uyarınca iptali talebine ilişkindir. ... 24.İcra Dairesi'nin ... takip sayılı dosyasının incelenmesinde; alacaklısı ... Şirketi tarafından, borçlu ...Şirketi aleyhine 260.000,00TL asıl alacak, 44.235,62TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 304.235,62TL'nin icra takip tarihinden itibaren asıl alacağa yıllık %9,00 oranında faiz işletilmek kaydı ile tahsili talebi ile ilamsız icra takibi başlatıldığı, yasal süresinde borçlu vekilinin borca ve fer'ilerine itiraz ettiği, itiraz sonucunda icra takibinin durduğu, iş bu itirazın iptali davasının mahkememize İİK.m.67 hükmü uyarınca 1 yıllık yasal süresi içerisinde açılmış olduğu anlaşılmıştır. Talimat mahkemesince mali müşavir bilirkişiden alınan 11/03/2024 tarihli raporda özetle; "Davacının ticari defterleri üzerinde yapılan incelemede davalıdan olan alacağının 120.00-ALICILAR hesabında takip edildiği, kayıtlara göre söz konusu hesabin takip tarihi itibariyle bakiyesinin 326.014,32 TL olduğu..." rapor edilmiştir. Ticari defterlerin delil olmasına ilişkin düzenleme HMK 222.maddede yer almaktadır. Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK m.222/1). Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK m.222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur. 22/7/2020 tarihli ve 7251 sayılı Kanunun 23 üncü maddesiyle, HMK m.222/3'de yer alan “ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi” ibaresi “Diğer Tarafın Ticari Defterlerini ibraz etmemes” şeklinde değiştirilmiş, tarafların ticari defterlerini sunmaması hali de usulüne uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için yeterli görülmüştür. Nitekim, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi ... Esas, ...Karar sayılı ilamı ile şu şekilde değerlendirmelerde bulunulmuştur: "...Bu kurallar birlikte değerlendirildiğinde ticari davalarda yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasada delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır. Ticari defterler kesin delillerden ise de ancak HMK'nın 222. maddedeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir. Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekir. Bir taraf kendi defterlerine delil olarak dayanmış ise karşı tarafın ticari defterlerine dayanılmamış olsa da karşı taraf defterlerinin incelenmesi zorunludur. Çünkü tarafın ticari defterleri yasada belirtildiği üzere karşı tarafın ticari defterleri ile uyumlu olduğu takdirde lehine delil olabilecektir. Karşı taraf defterleri incelenmediği takdirde dayanan tarafın kendi defterindeki kayıtların lehe delil olması mümkün değildir. Davacının da bu durumu bilerek ticari defterlere delil olarak dayandığı ve karşı tarafın ticari defterlerinin de incelenmesini istediği kabul edilmelidir. Aksinin kabulü halinde davacının ticari defterleri tek başına delil niteliği taşımadığından dayanılan böyle bir delilin incelenmesine gerek de olmayacaktır. Karşı taraf ticari defterlerini sunar ise birlikte incelenip değerlendirildiğinden delil olup olmadığı sonucuna göre değerlendirilebilecektir. Karşı taraf ticari defterlerini sunmadığı takdirde ise bu davranışı ile kendi ticari defterlerinin davacı defterleri ile uyumlu olup olmadığının incelenmesine engel olduğundan, engel olduğu sonucun varlığını kabul etmiş sayılmalıdır. Tacir olup ticari defter tutmak zorunda olan taraf, ticari defterleri bulunmadığını ileri süremeyeceğinden verilen kesin süreye rağmen ibraz etmediği takdirde, belgenin elinde olmadığına dair yemin etmesine gerek olmaksızın HMK'nın 220/3. maddesi gereğince sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunu mahkeme kabul edebilir. Aksinin kabulü durumunda; karşı tarafın ticari defterlerini sunmaması halinde sunan tarafın muntazam tutulmuş ticari defterlerinin lehe delil olarak kabul edilemeyeceği şeklinde bir sonuç ortaya çıkar ki bu ticari defterleri ve karşı taraf elinde olduğu ileri sürülen belgeleri delil olarak kabul edip sunulmaması halinde sonuçlarını belirleyen HMK'daki açık düzenlemelere aykırı bir yorum olacaktır." demiştir. Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davacı ile davalı arasında alım satım sözleşmesinden kaynaklı süregelen ticari bir ilişki bulunduğu, davacı tarafça mal teslimi yapıldığı ancak teslim edilen mallara ilişkin olarak ödeme yapılmadığı iddia edilerek davalı aleyhine başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali talebiyle iş bu davanın açılmış olduğu anlaşılmıştır. Uyuşmazlığın cari hesaptan kaynaklı olması nedeniyle tarafların ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi ispat açısından önem arz etmektedir. Bu nedenle mahkememizce ticari defterlerin ibraz edilmesi veya mazeret bildirerek yerinde inceleme talep edilmesi, aksi takdirde davacı tarafın ticari defterlerine itibar edileceği hususunda ihtaratıda içerir duruşma zaptının davalı tarafa tebliğ edilmiş ancak davalı tarafça ticari defter ve kayıtlar ibraz edilmemiş, buna ilişkin olarak mazerette bildirilmemiştir. Tacir olup, defter tutmak zorunda olan tarafın , resmi defterlerin bulunmadığını ileri sürmesinin mümkün olmadığından ve yine HMK 222/3 maddesi uyarınca taraflarca ticari defterlerin ibraz edilmemesi halinde karşı tarafın usulüne uygun olarak tutulmuş defter ve kayıtlarının kendi lehine delil olacağının düzenlendiğinden davacı tarafın usulüne uygun olarak tutulmuş ticari defter ve kayıtlarının esas alınması gerektiği anlaşılmış, davacı tarafın usulüne uygun olarak tutulan ticari defter ve kayıtlarına göre takip tarihi itibariyle cari hesaptan kaynaklı olarak davalı yandan 260.000,00 TL alacağının bulunduğu, bu miktarın ödendiğinin davalı tarafça iddia ve ispat edilemediği, bu sebeple icra takibine yapılan itirazın yerinde olmadığı anlaşılmakla davanın kabulüne, alacağın cari hesaptan kaynaklı likit ve hesaplanabilir bir alacak olması nedeniyle davacı lehine % 20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM : Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KABULÜ ile davalı yanın ... 24. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin 260.000,00 TL asıl alacak üzerinden ve takip talebindeki diğer hal ve şartlar üzerinden devamına, 2-260.000,00 TL alacağın % 20si oranında hesaplanan 39.000,00 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Karar tarihi itibariyle 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 17.760,60TL harçtan peşin alınan 2.918,97TL'nin ve davacı tarafça icra dosyasına yatırılan 1.521,18TL harçların toplamı olan 4.440,15TL'nin mahsup edilerek bakiye 13.320,45TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 4-6325 Sayılı Yasa'nın 18/A-14 maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği'nin m.26 hükmüne göre Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.120,00TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 5-Davacı tarafından yatırılan 4.440,15TL peşin harç, 179,90TL başvuru harcı gideri toplamı olan 4.620,05TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davacı vekil ile temsil edildiğinden yürürlükte olan AAÜT gereğince dava değeri olan 260.000,00TL üzerinden hesaplanan 41.600,00TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davacı tarafından yapılan 25,60TL vekalet harcı gideri, 365,00TL tebligat, posta gideri ile 3.000,00TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 3.390,60TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 8-Taraflarca yatırılan gider ve delil avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde HMK.m.333 hükmü uyarınca ilgili tarafa iadesine, Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı davalının yokluğunda verilen gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde mahkememize veya bulunulan yer asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile başvurmak koşuluyla İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi.06/11/2024 Katip ¸e-imza Hakim ¸e-imza