İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/587 E. 2024/14 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2023/587
Karar No
2024/14
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2023/587 Esas KARAR NO : 2024/14 DAVA : Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 04/10/2023 KARAR TARİHİ : 09/01/2024 Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TALEP: Davacı vekilinin mahkememize verdiği dava dilekçesinde özetle; Davalı ...Ltd. Şti. (...) ile birlikte müvekkili, üç taraf olarak 24.08.2022 tarihli İnşaat Yüklenici ve Finans Sözleşmesini ...nın arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi imzaladığı bir gayrimenkul üzerine inşaat yapmak için imzaladığını, bu Sözleşme kapsamında müvekkili Ana Yüklenici ve Davalı Ortaklık, Alt yüklenici olduğunu, ... da iş sahibi ( arsa sahipleri ile yapılan Sözleşme kapsamında müteahhit) konumunda olduğunu, davalı Adi Ortaklık ile müvekkili arasında ayrıca 28.04.2022 tarihli sözleşmeye paralel aynı tarihli İnşaat Alt Yüklenici Sözleşmesi bulunduğunu, bu sözleşme kapsamında müvekkili iş sahibi (Ana Yüklenici) ve davalı da alt yüklenici (taşeron) konumunda olduğunu, işbu sözleşmeler kapsamında görevlendirilmiş olan Adi Ortaklık, sözleşmelere göre taahhütlerini ve sözleşmeye uygun edimlerini hem ...ya ve hem müvekkiline karşı yerine getirmediğini ve temerrüde düştüğünü, müvekkili 24.08.2022 tarihli sözleşmelere uygun şekilde davalıya ödemeleri yapmış olduğu halde, davalı Adi Ortaklık sözleşmesel edimlerinin bir kısmını yerine getirmediği gibi yapılan işler için sözleşmeye aykırı şekilde ücret farkları isteyerek 03.01.2023 tarihli yazı ile inşaatı ve Sözleşmelerin uygulanmasını haksız yere durdurduğunu, müvekkilinin de bu yazıya cevaben ve daha sonraki kontrollerde ortaya çıkan eksik ve hatalı işleri 10.01.2023 tarihli e-maille davalıya bildirdiğini ve hesap mutabakatı için hesapları istediğini, ancak davalı Adi Ortaklık 13.01.2023 tarihli Gaziosmanpaşa ... Noterliği ...yevmiye nolu ihtarıyla, müvekkilinin sözleşmesel edimlerin yerine getirilmediği iddiasını dile getirerek, müvekkili ile imzalamış olduğu İnşaat Alt Yüklenici Sözleşmesini ve 24.08.2022 tarihli üçlü sözleşmedeki müvekkili ile olan iş (sözleşme) ilişkisini sona erdirdiğini,..., keşide ettiği Beyoğlu ... Noterliği 26.01.2023 tarih ...yevmiye nolu sözleşmenin feshedileceğini ve 2 haftalık süre içerisinde eksiklikler giderilmezse sözleşenin feshedileceğinin ihtarını yolladığını, daha sonra ..., davalının Alt Yüklenici olarak yerine getirmediği edimlerin sorumluluğunu müvekkiline yansıtarak; müvekkiline gönderilen 27.03.2023 tarihli ihtarname ile 24.08.2022 tarihli İnşaat Yüklenici ve Finans Sözleşmesini de feshettiğini, bu sebeple müvekkili, iş sahibi ... ile yaptığı Sözleşme doğrultusunda, inşaat işi bitirildiğinde alması gereken; A Blok 9 nolu dükkanın, A Blok 11 nolu dükkanın ve B Blok 9 nolu dükkanın %50 hissesinin, A Blok 8 ve 9 nolu çatı dubleksi konutların, A Blok 1 ve 4 nolu dairelerin mülkiyetini alamadığını ve bu miktarda zarara uğradığını iddia ederek; 28.04.2022 tarihli sözleşmelerin davalı tarafından haksız olarak feshedildiğinin tespiti ile bu inşaat başarı ile tamamlanmış olsa idi, müvekkilinin ...A.Ş.den inşaat işi karşılığı alması gereken gayrimenkullerin tahmini değeri olan 18.600.000-TLnin davalının kusuru sonucu elde edilmemesi sonucu uğranılan zarar kapsamında 18.600.000 TL ve Sözleşmenin 4. Maddesi gereği 13.01.2023 tarihinden başlamak üzere 20 haftalık ceza bedeli olan 250.000 TL olmak üzere toplam 18.850.000 TL tazminat bedeline karşılık kısmi dava şeklinde şimdilik 500.000 TL'nin ödenmesini, yargılama giderleri ve avukatlık ücretlerinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalılar vekilinin mahkememize verdiği cevap dilekçesinde özetle; Davacının sözleşme imzalanmadan önce sahip olduğu borçları müvekkillerine söylemediğini, müvekkillerinin işbu sözlemeyi yapmaktan vazgeçmemesi adına bu bilgiyi gizlediğini, davacının şirket bile kuramayacak kadar borcu olduğu bilgisini gizlediğini bir nevi hile ile müvekkillerini ikna ettiğini ve sözleşmenin imzalandığını, davacının bu davranışı neticesinde müvekkillerinin ciddi anlamda zarar gördüğünü, davacının inşaatı yaparken tamamen kötü niyetli davranarak dairelerin parasını aldıktan sonra inşaata bir daha uğramadığını, davacının işçilik farklarını kötü niyet göstererek ödemekten kaçındığını ve piyasa şartları karşısında müvekkilleri firmalarını zor durumda bıraktığını, davacı tarafın sözleşmeye dayanarak taşınmaz bedeli talebinde bulunmasının hukuki olmadığını, dava dışı Rea İnşaat tarafından sözleşme geriye etkili olarak feshedildiğini, müvekkilleri tarafından her iş sözleşmeye uygun yapıldığını ve kusurlu imalat bulunmadığını, hiç bir denetim mekanizmasından da ceza alınmadığını savunarak; davanın reddine, yargılama gideri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Mahkememizce yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamına göre; dava, eser sözleşmesinden kaynaklı olarak müspet zarar ve cezai şart isteminden ibarettir. Mahkemelerin görevi kamu düzenine ilişkin olup yargılamanın her aşamasında mahkemece resen göz önüne alınır. Ticaret Mahkemesinin görev alanını düzenleyen 6102 Sayılı TTK'nın 4 ve 5 maddeleri şu şekildedir: "MADDE 4- (1) Her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın; a) Bu Kanunda, b) Türk Medenî Kanununun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde, c) 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde, d) Fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta, e) Borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde, f) Bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde, öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılır. Ancak, herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmeyen havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalar bundan istisnadır. MADDE 5- (1) Aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir." 6100 Sayılı HMK'nın 2.maddesinde ise Asliye Hukuk Mahkemesi'nin görev alanı düzenlenmiş olup, bu madde; " Dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir.'' hükmünü haizdir. Davacı tarafça davalılar aleyhine eser sözleşmesinden kaynaklı olarak alacak davası açılmış olup; davanın nisbi ticari dava olması için her iki tarafın tacir olması ve her iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi gerektiğinden somut olayda ...Ticaret Sicil Müdürlüğüne yazılan müzekkere cevabında davacının tacir kaydının bulunmadığının belirtildiği,... Vergi Dairesine yazılan müzekkere cevabında davacının gelir vergisi beyannamesinin bulunmadığı, vergi tekniği raporuna istinaden adi ortaklık tesis edildiği, bu nedenle davacının tacir olmadığı anlaşılmakla; eldeki davanın ticari dava olarak kabulü ve davada asliye ticaret mahkemesinin görevli olduğunun kabul edilebilmesi mümkün değildir. Bu nedenle, somut olayda; 6102 sayılı TTK hükümlerinin uygulanamayacağı ve uyuşmazlığın çözümünde Asliye Ticaret Mahkemelerinin görevli olmadığı kuşkusuzdur. Genel görevli mahkeme 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 2. maddesi uyarınca aksine bir düzenleme bulunmadıkça Asliye Hukuk Mahkemesidir. Yargıtay içtihatları, yasal düzenlemeler ve tüm bu açıklamalar uyarınca Mahkememizin görevli olmaması, eldeki davaya ilişkin aksine bir düzenleme bulunmadığından Asliye Hukuk Mahkemesi’nin görevli olması sebebiyle davanın görev yönünden usulden reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm fıkrası oluşturulmuştur. KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın 6100 Sayılı H.M.K'nun 114/1-c ve 115/2 maddeleri gereğince dava şartı yokluğundan USULDEN REDDİ ile Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, 2-Görevli Mahkemenin İstanbul Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi olduğuna, 3- 6100 sayılı HMK'nun 20. Maddesi gereğince taraflardan birinin, bu karar süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde kararı veren Mahkemeye başvurarak, dava dosyasının görevli Mahkemeye gönderilmesini talep etmesi halinde dosyanın İstanbul Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi gönderilmesine, 4-Bu süre içerisinde başvuru yapılmadığı takdirde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesine, 5-HMK'nun 331/2 maddesi gereğince yargılama giderlerinin yetkili ve görevli Mahkemece hüküm altına alınmasına, açılmamış sayılmasına karar verildiği takdirde bu kararda değerlendirilmesine, Dair,taraf vekillerinin yüzüne karşı kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 09/01/2024 Katip e-imzalı* Hakim e-imzalı*

Atıf: İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/587, K. 2024/14, T. 09.01.2024, www.arakarar.com/karar/istanbul-20-asliye-ticaret-mahkemesi-2023-587-e-2024-14-k-b7f7f2ad0455