İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/594 E. 2025/81 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2024/594
Karar No
2025/81
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2024/594 Esas KARAR NO : 2025/81

DAVA : İtirazın İptali (Taşınmaz Kira Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 01/10/2024 KARAR TARİHİ : 04/02/2025

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Taşınmaz Kira Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Dava: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili İdare ..., ...'nin görev alanı içinde su ve kanalizasyon hizmetlerini yürütmek ve bu amaçla gereken her türlü tesisi kurmak, kurulu olanları devralmak ve bir elden işletmek üzere ... sayılı kanun ile kurulmuş, tüzel kişiliğini haiz bir kamu kuruluşu olduğunu, su ve kanalizasyon hizmetleri noktasında tekel manada yetkili ve görevli kılınan müvekkili idare, yetki ve kapsamına giren hizmet alanlarını ayrıntılı bir biçimde tanzim etmek ve kanunların tatbikini sağlamak amacıyla ve yine 2560 sayılı kanunun verdiği yetkiye müsteniden yönetmelik ve yönergeler tanzim ettiğini ve yürürlüğe koyduğunu, borçlunun itirazının haksız ve dayanaksız olduğunu, davalının, ... nolu sözleme ile idareleri abonesi olduğunu, sözleşmeden kaynaklanan borçtan abone sıfatıyla sorumlu olduğunu, abonman mukavelesi sözleşmenin taraflarını ilzam etmekte ve her iki tarafa edim yükümlülüğü yüklediğini, ancak yapılan yasal takibe karşı süresi içinde borçlu olmadığını iddia ederek borca itiraz edildiğini, icra takibinin durdurulduğunu, davalının ...adresindeki ...numaralı sözleşmenin abonesi olduğunu, sözleşmeye ait tüm borçlardan da yasal olarak sorumlu olduğunu, fazlaya dair talep ve hakları saklı kalmak kaydıyla, ... Adliyesi ... Takip nolu icra dosyasına yapılan itirazın iptaline ve takibin devamına, %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkumiyetine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Cevap: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından ... adresindeki müvekkilinin adına ... numaralı sözleşme olduğunu, bunun sözde abonelik sebebi ile de borç olduğunu ve sözde yapılan tüm ihtarlara rağmen ödeme yapılmadığı iddiası ile bir ... Adliyesi... MTS Takip nolu dosya ile müvekkili aleyhine icra takibi başlatıldığını, müvekkili davacı ile yapılan bir sözleşme ve dolayısıyla davacı ile olan bir aboneliği olmadığı için başlatılan icra takibine müvekkilinin haklı olarak itiraz ettiğini, müvekkilinin yapmış olduğu haklı itiraz karşı davacı tarafından huzurdaki itirazın iptali davası açıldığını, o dönemde bir ... aboneliğinin olması durumunda da bu abonelik müvekkilinin adına değil şirket adına yapılmış olmasının şart olduğunu, davacı ile müvekkili arasında yapılan bir sözleşme olmadığını, şirket merkezinin naklinden yaklaşık bir yıl sonra ...'ye borcu olduğu gerekçesiyle müvekkilinin ev suyu kesilmeye çalışıldığını, müvekkili tarafından yapılan inceleme sonucunda taşındığı adresten dolayı bir borcu olduğu iddiası ile işlemin yapıldığının öğrenildiğini, o dönem ... Müdürlüğüne müracaat edildiğini, yapılan evrak incelemesi sonrasında sahte bir abonelik yapıldığının anlaşıldığını ve müvekkilince bir dilekçe de verildiğini, ancak aradan 20 yıllık bir süre geçtiği için müvekkilince alındısı yapılan bahse konu dilekçe müvekkilinin aramalarına rağmen bulunamadığını, dilekçe alındıktan sonra müvekkilinin ev suyunun kesilmesi işlemlerinin iptal edildiğini ve konu ile ilgili olarak müfettiş görevlendirileceği söylendiğini, ancak müfettiş görevlendirmesi yapıldıysa bu işlemin sonucuna dair bir evrak müvekkilini hiçbir zaman ulaşmadığını, dosyada bulunan ... arası abone föyü incelendiğinde en altta ... tarih ... başvuru nolu bir itiraz hareket bilgisi olduğunu, arabulculuk dava şartının gerçekleşmemesi sebebiyle davanın reddine, dava şartı bakımdan red talepleri kabul edilmezse, dava konusu iddiaları, sözleşmeyi ve fatura borçlarını kabul etmemekle birlikte, fatura alacaklarının zamanaşımına uğramış olması sebebiyle davanın zamanaşımından reddine, zamanaşımı itirazları kabul edilmezse, dosyada bulunan belgelerden de sabit olduğu üzere asıl borçlunun ...LTD. ŞTİ. Olması sebebiyle davanın husumet bakımından reddine, husumet itirazları kabul edilmezse, taraflar arasında imzalanan bir sözleşme olmaması sebebiyle davanın ticari dava olarak görülmesi mümkün olmadığından davanın görev bakamından reddi ile dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesini, görev itirazları kabul edilmezse, müvekkili ile davacı arasında iddia edilen sözleşme imzalandığından ve müvekkilinin davalıya olduğu iddia edilen bir borcu da olmadığından davanın esastan reddine, ... İcra Dairesi'nin ... MTS sayılı dosyasının iptali ile yargılama giderleri, vekalet ücreti ve %20'sinden az olmamak üzere kötüniyet tazminatının davacı şirkete yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Toplanan Deliller: ... Genel Müdürlüğü'nden ...numaralı sözleşmeye ilişkin kayıtlar, ... vergi kimlik numarasında kayıtlı mükellef ...'ın ödevli mükellef ile ilgili sicil bilgileri, ... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasının tüm UYAP kaytıları ayrı ayrı celp edilerek dosya arasına alındı. Delillerin Değerlendirilmesi, Davanın Hukuki Niteliği ve Gerekçe: Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesinde, bu kanundan doğan hukuk davalarının ticari dava sayıldığı, aynı Kanunun 5. maddesinin ikinci fıkrasında, bir yerde ticaret mahkemesi varsa asliye hukuk mahkemesinin vazifesi içinde bulunan ve bu Kanunun 4. maddesi hükmünce ticari sayılan davalara ticaret mahkemesinde bakılacağı hususları düzenlenmiştir. Türk Ticaret Kanununun 3. maddesinde, "Bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir." düzenlemesi getirilmiştir. TTK'nın 14. maddesine göre “Bir ticari işletmeyi kısmen dahi olsa kendi adına işleten kimseye tacir denir.” Aynı Kanunun 17. maddesi hükmünce de; “iktisadi faaliyeti nakdi sermayesinden ziyade bedeni çalışmasına dayanan ve kazancı ancak geçimini sağlamaya yetecek derecede az olan sanat ve ticaret sahipleri tacir değildir.” düzenlemesi yer almaktadır. 5362 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar Meslek Kuruluşları Kanununun 3’üncü maddesinde, Esnaf ve sanatkâr, ister gezici ister sabit bir mekânda bulunsun, Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunca belirlenen esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedenî çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usûlde vergilendirilenler ve işletme hesabı esasına göre deftere tâbi olanlar ile vergiden muaf bulunan meslek ve sanat sahibi kimseler olarak ifade edilmiştir. Ayrıca TTK’nın 1463. maddesinde de, önce 17. maddeye gönderme yapılarak, Bakanlar Kurulunun bu konuda kararname çıkarması halinde onlarda gösterilen miktardan aşağı gayrisafi geliri bulunan sanat ve ticaret erbabından başka hiç kimse kanunun 17. maddesinde tarif edilen esnaftan sayılamaz denmek suretiyle tacir veya esnafın hangi kriterlere göre saptanacağı açık bir biçimde gösterilmiştir. 19.02.1986 tarih ve 19024 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan 25.01.1986 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile TTK'nın 1463. maddesine göre esnaf ve küçük sanatkar ile tacir ve sanayicinin ayrımına dair esaslar tespit edilmiştir. Buna göre; 1- Koordinasyon kurulunca tespit ve yayınlanacak esnaf ve küçük sanatkar kollarına dahil olup da gelir vergisinden muaf olanlar ile kazançları götürü usûlde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre, defter tutanlardan iktisadi faaliyetleri nakdi sermayesinden ziyade, bedeni çalışmalarına dayanan ve kazançları ancak geçimlerini sağlamaya yetecek derecede az olan ve Vergi Usûl Kanununun 177. maddesinin birinci fıkrasının 1 ve 3 nolu bentlerinde yer alan limitlerin yarısını, iki numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve küçük sanatkar, 2- Vergi Usûl Kanununa istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve birinci madde de belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları kararlaştırılmıştır. Vergi Usûl Kanununun 177. maddesinde “Birinci Sınıf Tüccarlar” sayılmış olup bu maddedeki birinci sınıf tacirlerle ilgili şartları taşımayanlar ise ikinci sınıf tacir sayılırlar. İkinci sınıf tacirler ise ticari işletme hesabına göre defter tutarlar. Bir hukukî işlemin veya fiilin TTK'nın kapsamında kaldığının kabul edilmesi için kanunun amacı içerisinde yukarıda tanımları verilen bu kanunda düzenlenen hususlar ile bir ticari işletmeyi ilgilendiren bir hukukî işlemin veya fiilin olması gerekir. Somut olayda Vergi Dairesi Müdürlüğü, Esnaf ve Sanatkarlar Odası ile Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün cevabi yazısı ve dosya kapsamına göre davalının tacir sıfatının bulunmadığı, aboneliğe konu mahallin dükkan olduğunun belirtilmesinin, davanın ticaret mahkemelerinin görev alanına girmesi bakımından yeterli kabul edilemeyeceği anlaşılmakla davanın Asliye Hukuk Mahkemesinde görülerek sonuçlandırılması gerektiği değerlendirildiğinden Mahkememizin görevsizliğine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: (Ayrıntısı ve Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere ); 1-Davanın Mahkememizin görevsizliği sebebiyle dava şartı yokluğundan ve usulden reddine, 2-Mahkememizce görevsizlik kararı verilmesi karşısında kararın taraflarca süresi içinde kanun yoluna başvurmaması nedeniyle karar kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuş ise bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde kararı veren mahkememize başvurularak, dava dosyasının görevli İstanbul Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesinin talep edilmesine, Bu suretle dosyanın akabinde İstanbul Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, 3-Belirtilen sürede talep olmadığı takdirde mahkememizce HMK.m.20 hükmü uyarınca davanın açılmamış sayılmasına dair karar verileceğinin taraf vekillerine bildirilmesine, 4-Yargılama, harç ve giderlerinin görevli mahkemede değerlendirilmesine, Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 (iki) hafta içinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere bulunulan yer yada başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile başvurmak ve istinaf harç ve masraflarını karşılamak koşulu ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'ne istinaf yasa yolunun açık olduğu, istinaf dilekçesinde istinaf yoluna başvuru konusu edilen hususlar ile nedenlerinin belirtilmesinin gerektiği, süresi içerisinde karara karşı istinaf yoluna başvurulmaması halinde hükmün kesinleşeceği ve infaz edilebileceği açıklanmak suretiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 04/02/2025

Katip

Hakim

Atıf: İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/594, K. 2025/81, T. 04.02.2025, www.arakarar.com/karar/istanbul-2-asliye-ticaret-mahkemesi-2024-594-e-2025-81-k-78ddd4c51719