İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/180 E. 2024/835 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2024/180
Karar No
2024/835
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/180 KARAR NO : 2024/835 DAVA : Şirketin İhyası DAVA TARİHİ : 16/03/2024 KARAR TARİHİ : 27/11/2024 Ayırma kararları sonrası sadece ...nün davalı olduğu dava dosyasında yapılan açık yargılama sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacılar vekili dava dilekçesi ile; müvekkillerinin, ihyası istenilen şirkett aleyhine ... 21. İş Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasına istinaden hizmet tespit davası açmış olduğunu, yargılamanın devam ettiğini, adı geçen yargılama sırasında şirketin ticaret sicil kayıtlarından resen terkin olunmasına dair kayıt bulunduğunu, bu nedenle sicil müdürlüğüne dahi davanın yöneltildiğini, kendi kanaatlerine göre şirket tüzel kişiliği devam etse dahi ilk derece mahkeme kararı ve BAM kararına uymak zorunda kalmaları nedeniyle bu davayı açtıklarını, bu nedenlerle adı geçen ...nin ihya olunmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı sicil müdürlüğü vekilinin cevap dilekçesi ile; Ticaret Sicil Müdürlüğüne ... ticaret sicil numarası ile kayıtlı bulunan ...nin dosyasında yapılan inceleme neticesinde; dava konusu şirketin, 6103 sayılı Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 20/1 maddesi ve Anonim ve Limited Şirketlerin Sermayelerini Yeni Asgari Tutarlara Yükseltmelerine ve Kuruluşu ve Esas Sözleşme Değişikliği İzne Tabi Anonim Şirketlerin Belirlenmesine İlişkin Tebliğ’in 7. maddesi kapsamında; "vergi kaydının terkin edildiği" ve "sebebi ne olursa olsun aralıksız son beş yıla ait olağan genel kurul toplantısının yapılmadığı" hususlarının belirlenmesinin ardından, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun Geçici 7’nci maddesi ile “Münfesih Olmasına Veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler İle Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğ”in 5’inci maddesi gereğince re'sen terkin kapsamına alındığını, tebligat ve ilan prosedürlerinin yerine getirilmesinin ardından 07/07/2014 tarihinde sicil kaydının re’sen terkin edildiği anlaşılmış olduğunu, müvekkil Ticaret Sicili Müdürlüğünce söz konusu şirkete, belirtilen süre içerisinde münfesih olma sebeplerini ortadan kaldıran işlemlerin yerine getirildiğinin ispatlayıcı belgelerle birlikte bildirilmemesi ya da tasfiye memurunun bildirilmemesi hâlinde söz konusu şirketin unvanının ticaret sicilinden silineceği, şirkete ait malvarlığının kaydın silinme tarihinden itibaren on yıl sonra Hazineye intikal edeceği ve bunun kesin olduğu ihtarında bulunulduğunu, ancak bu ihtara rağmen söz konusu şirket yukarıdaki yükümlülüklerini yerine getirmemiş olduğunu, re’sen terkin işlemi hukuka ve kanuni prosedüre uygun olduğu gibi, davacı vekilince re’sen terkin işleminin eksik veya usulsüz olduğuna dair bir iddia ileri sürülmemiş olduğunu, dava konusu şirket bakımından üçüncü kişi konumunda olan davacı tarafça re'sen terkin işleminin usule aykırı olduğu iddiasının ileri sürülmesi de mümkün olmadığını, TTK Geçici 7.Madde Fıkra 2 hükmüne de aykırı bir durum bulunmadığından nitekim bu yönde bir iddia da ileri sürülmediğinden müvekkil müdürlük aleyhine isnat edilebilecek bir kusur ve sorumluluğun bulunmamakta olduğunu, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur. Uyuşmazlık, ihyası talep olunan şirketin taraf olduğu ... 21.İş Mahkemesinin ...E.sayılı dosyası karşısında adı geçen şirketin ihyasının gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır. İhyası talep olunan şirketin 07/07/2014 tarihinde ve resen TTK-geçici 7 madde hükmüne göre resen terkininin gerçekleştiği, dava dosyasında taraf teşkilinin tam ve eksiksiz sağlandığı, bu arada Yargıtay 11.HD nin yerleşik ve devam eden uygulamaları karşısında ve usul ekonomisi gereği ve yargılamanın uzamasına sebebiyet verilmemesi açısından, dava dilekçesinde davalı olarak gösterilen gerçek kişiler ve şirket yönünden farklı nedenlerle değerlendirmeler yapılacağından dolayı halihazırda bu davalılar yönünden ayırma kararlarının verildiği, infaz olunduğu, ayrıca dava dışı bu kişiler yönünden daha önce gerekli kısa kararların dahi oluşturulduğu, şirketin ihya olmasına yönelik olarak davanın açıldığı tartışmasızdır. Yukarıda açıklandığı üzere davacının talebi, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun geçici 7.maddesi uyarınca sicilden re'sen terkin edilen şirket aleyhine açılmış bulunan derdest dava dosyasının bulunması nedeniyle şirket tüzel kişiliğinin ihyasına ilişkindir. Mahkememizin halihazırdaki başkanının AYM'ye başvurusu sonrası Anayasa Mahkemesi Başkanlığının 2023/33 E.sayılı dosyasına istinaden TTK Geçici 7.madde hükmünde yer alan "beş yıl" ibarenin iptal olunduğu, iptale ilişkin Anayasa Mahkemesi Başkanlığının..E.sayılı ... K.sayılı kararının 15/09/2023 tarihinde Resmi Gazetede yayınlandığı, bu çerçevede süre yönünden davanın esasına girilmesine engel halin olmadığı öncelikle kabul edilmiştir. İhyası talep olunan şirketin, halihazırda .. 21.İş Mahkemesinin ...E.sayılı dava dosyasında davalı konumunda olduğu, bu noktada davacının dava dosyasında taraf teşkilinin sağlanması açısından şirket ile ilgili ihya kararı verilmesini talep ettiği anlaşılmaktadır. Dava TTK'nın geçici 7.Madde hükmü çerçevesinde açılmış olup ihyası istenen şirketin merkez adresi karşısında ise mahkememiz yetkilidir. "6102 Sayılı TTK'nun yürürlük tarihinden önce veya 01.07.2015 tarihine kadar şirketin münfesih olmaları, aralıksız son beş yıla ait olağan genel kurul toplantılarının yapılamaması, TTK'nun yürürlüğe girdiği tarihten önce tasfiye işlemlerine başlanılmış olmakla birlikte genel kurulun toplanamaması nedeniyle ara bilançoların ve kati bilançonun genel kurula tevdi edilemediği için ticaret sicilinden terkin edilememeleri sebepleriyle şirketler re'sen terkin edilebilirler. Ticaret sicil müdürlüklerince kapsam dahilindeki şirketlere bir ihtar gönderilir. Bu şirketler tasfiye memuru bildirdikleri takdirde maddede gösterilecek usulde tasfiye edilecek olup, ihtara rağmen tasfiye memuru bildirmeyen şirketlerin unvanı ise ticaret sicilinden re'sen silinir.Ancak, devam eden davası bulunan şirketler için bu madde hükmü uygulanmayacağı gibi sicilden kaydı silinen şirket alacaklıları ile hukuki menfaati bulunanlar haklı sebeplere dayanarak şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebilirler." Somut uyuşmazlıkta davacıların, ihyası talep olunan şirket aleyhine terkin sonrası dava açtığı ,ihyası talep olunan şirket ile ilgili diğer Mahkemedeki yargılamanın devam edebilmesi açısından davacıların ihya davası açmakta hukuki yararının olduğu, bu nedenle davacıların aktif sıfat sahibi olduğu açıktır. Esasen derdest davanın görülebilmesi açısından şirketin ihya olunması zorunludur. Aksi halde davacı tarafından açılan davada taraf teşkilinin yapılabilmesi, davanın hükme bağlanabilmesi, hatta hükmün infaz olunması imkansız hale gelecektir. Kaldı ki ihya kararının verilmemesi, Anayasa m.36 hükmü ile teminat altına alınan adil yargılanma hakkının dahi ihlaline yola açacaktır. Öte yandan davacıların ihyasını istedikleri şirketin sermaye artışının belirtilen tarihe kadar yerine getirmediğinden münfesih duruma düştüğünden bahisle 07/07/2014 tarihinde ticaret sicilinden terkin edildiği anlaşılmaktadır. 11/09/2014 tarihinde yürürlüğe giren 6552 sayılı kanun ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun geçici 10.maddesi gereğince sermaye artırımı için tanınan ek süre 30/06/2015 mesai bitimine kadar uzatıldığı, davalı ... Sicil Müdürlüğü tarafından süre beklenmeden şirketin kaydının sicilden re'sen silindiği anlaşılmıştır. Davacı şirketin ihyasını talep etmiş olduğu şirket hakkında ihya kararı verilmesi usulen artık zorunluluktur. Hal böyle olunca ihya kararı verilmesi açısından yasal şartlar gerçekleşmiştir. İhya ise somut olay açısından emsal olarak güncel Yargıtay uygulaması gereği derdest dava ile sınırlı gerçekleştirilmiştir. Zira bu noktada güncel hukuki yararın gözetilmesi asıldır. Ne var ki ihya, sadece davanın görülmesi değil ayrıca bu dava ile ilgili verilecek hükmün kesinleştirilmesi ve icra hukuku açısından infaz işlemlerini dahi kapsayacak şekilde takdir edilmiştir. Zira bir davada verilecek hüküm ancak infaz edildiği ölçüde hukuken vardır. Bu nedenle ihya kararı, derdest davada verilecek hükmün infazını dahi kapsamaktadır. Zaten Yargıtay 11.HD güncel kararlarında da, mutlak ihya talebi olsa dahi Mahkememizce oluşturan karar içeriğine uygun BAM ve İDM kararlarını onamaktadır. (Yargıtay 11.HD ...E....K.sayılı ve uyumlu olan İstanbul BAM 13.HD...E. ...K.sayılı, Yargıtay 11.HD ...E. ... sayılı kararı) Esasen ...nden gelen kayıtlardan ve dayanaklardan dahi anlaşılacağı üzere ihyası talep olunan "şirketin sermaye artışının kabul edildiğine dair kararın tescil ve ilan olunmak üzere müdürlük şubesine harcı ödenerek başvurması ya da şirket faaliyetinin devamının mümkün olmaması halinde ise belirtilen süre içinde tasfiye memuruna bildirim yapılması, ayrıca şirketin davacı veya davalı sıfatıyla devam eden davasının bulunup bulunmadığına ilişkin yazılı beyanının müdürlüğe verilmesi, bu suretle şirketin fesih olma sebebini ortadan kaldıran işlemlerin yerine getirildiğini ispatlayan belgelerle birlikte başvuru yapılmaması ya da tasfiye memurunun bildirilmemesi üzerine şirketin ticaret sicilinden silineceği" yönünde alınan karar şirket tüzel kişiliğine bildirilmeye çalışılmıştır. Türk Ticaret Kanunu'nun geçici 7.maddesinde "Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren iki yıl içinde aşağıdaki hâlleri tespit edilen ya da bildirilen anonim ve limited şirketler ile kooperatiflerin tasfiyeleri ve ticaret sicilinden kayıtlarının silinmesi, ilgili kanunlardaki tasfiye usulüne uyulmaksızın bu madde uyarınca yapılır. Davacı veya davalı sıfatıyla devam eden davaları bulunan şirket veya kooperatiflere bu madde hükümleri uygulanmaz." denilmek sureti ile kanun metninde sayılan halleri tespit edilen şirket ve kooperatiflerin tasfiyesinin TTK hükümlerine uyulmaksızın anılan maddedeki usule göre yapılacağı belirtilmiştir. Diğer bir anlatımla bu madde ile belirtilen sınırlı hallere münhasıran özel bir tasfiye yöntemi getirilmiştir. TTK'nın geçici madde 7/1 hükmünde; "Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren iki yıl içinde aşağıdaki halleri tespit edilen ya da bildirilen anonim ve limited şirketler ile kooperatiflerin tasfiyeleri ve ticaret sicilinden kayıtlarının silinmesi, ilgili kanunlardaki tasfiye usulüne uyulmaksızın bu madde uyarınca yapılır." denilmek suretiyle madde kapsamına giren şirketlerle ilgili yapılacak tasfiye işlemlerinde başka bir yasal düzenlemenin kıyasen uygulanamayacağı kabul edilmiş olduğundan sicilden re'sen terkin edilen şirketler hakkında verilen ihya kararı ile birlikte tasfiye memuru atanmasına gerek yok ise de, TTK'nın geçici madde 7/15.hükmü uyarınca sicilden sermaye artırımı yapmayarak münfesih duruma düşmesi nedeniyle re'sen terkin edilen şirketler bundan müstesnadır. Bu şirketler yönünden yapılacak tasfiye işlemleri için ihya kararı ile birlikte şirkete tasfiye memuru atanması gerekmektedir. "Öte yandan, ihyası talep edilen şirketin, davalı Kurum tarafından sermayesini gerekli tutara artırmadığından bahisle 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesine dayalı olarak 26/03/2014 tarihinde resen ticaret sicilden terkin edildiği anlaşılmaktadır. Dairemizin yerleşik içtihatlarında belirtildiği üzere, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesine dayalı olarak resen ticaret sicilden terkin edilen şirketlerin ihyası için açılan davalarda, ilgili Ticaret Sicil Müdürlüğüne husumet yöneltilmesi gerekli ve yeterli olup şirket ortaklarına ve yetkililerine husumet yöneltilemez. Bu anlamda, resen terkin edilen şirketin ihyası ile birlikte tasfiye memuru atanmasının gerekmesi de şirket ortak ve yetkililerine husumet yöneltilmesini gerektirmez. (Yargıtay 11.HD...E. ...K.sayılı kararından hareket edilmiştir) şeklindeki Yargıtay uygulaması da bu noktada dikkate alınmıştır. Bu çerçevede değişen ve gelişen Yargıtay uygulaması karşısında şirketin ihya olunması dışında ve ayrıca şirkete en son yetkilinin tasfiye memuru dahi atanması gerekmiştir. Esasen bu atamayı yapmaya yasal bir engel dahi yoktur. Hal böyle olunca davalı sicil müdürlüğü aleyhine hüküm kurulmuş olup bu noktada yargılama gideri ve vekalet ücretinin kimin üzerinde kalması gerektiği ise ayrıca Mahkememizce değerlendirilmiştir. Halihazırda Mahkememizce de somut dava açısından dava tarihindeki mevcut yasal düzenlemeler ve Yargıtay uygulaması gözetilmiştir. 29/05/2024 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 7511 sayılı Türk Ticaret Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 16. Maddesi bu noktada dikkate alınmalıdır. İlgili hüküm şu şekildedir: "MADDE 16 - 6102 sayılı Kanunun geçici 7 nci maddesinin onbeşinci fıkrasına aşağıdaki cümle eklenmiştir. “Bu maddede öngörülen usule uygun olarak kaydı silinen şirket veya kooperatifin ihyasına ilişkin yapılacak yargılamada ilgili ticaret sicili müdürlüğü aleyhine yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmolunamaz.” İlgili hükmün uygulamada yorum açısından farklılık yaratabilmesi söz konusu ise de bu noktada madde gerekçesinin dikkate alınmasında da fayda bulunmaktadır. Nitekim madde gerekçesi: Uygulamada, 6102 sayılı Kanunun geçici 7 nci maddesi uyarınca kaydı silinen şirket veya kooperatifler hakkında açılan ihya davalarında, yargılama sonucunda ihya karan ile birlikte davaya yasal hasım olarak iştiraki zorunlu olan ticaret sicili müdürlükleri aleyhine yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmedilebilmektedir. Madde hükümlerini uygulamakla yükümlü olan ve madde uyarınca gerekli işlemleri yerine getiren ticaret sicili müdürlükleri aleyhine bu yönde hüküm tesis edilmesi uygun olmadığından, uygulamada yaşanan tereddüt ve mağduriyetleri ortadan kaldırmak adına ve yürürlüğünden sonra verilecek hükümlerde uygulanmak üzere on beşinci fıkraya son cümle eklenmektedir" şeklindedir. Kanun koyucu, ticaret sicil müdürlüklerinin yasal hasım olduğunu, bu nedenle aleyhe yargılama gideri ve vekalet ücreti takdir olunmamasını aslında amaçlamıştır. Bu kanun koyucunun bir tercihidir. Bilindiği üzere önceki uygulamalarda ve mevcut düzenlemeler gereği davalı sicil müdürlüğü aleyhine yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmedilmesi yönünde Yargıtay kararları mevcuttur. Ne var ki 29/05/2024 tarih ve 32560 sayılı Resmi Gazete de yayımlanan 7515 sayılı Türk Ticaret Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun kapsamında TTK geçici 7.maddesinin 15.fıkrasına yapılan ekleme çerçevesinde, kaydı silinen şirket veya kooperatifin ihyasına ilişkin yapılacak yargılamada ilgili ticaret sicili müdürlüğü aleyhine yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmolunmayacaktır. Nitekim değişen ve güncel Yargıtay uygulamalarında dahi "bu davanın açıldığı tarih uyarınca yürürlükte bulunan 6102 sayılı Kanununun geçici 7.maddesinin 15.fıkrasının son cümlesi uyarınca artık davalı ... müdürlüğünün yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu olamayacağı" benimsenmiş, hatta bu nedenle ilgili BAM kararı dahi Yargıtay tarafından düzeltilerek onanmıştır. (Yargıtay 11.HD ...E. ...K.sayılı kararı) Esasen yukarıda anılan kanun koyucunun gerekçesi ile yukarıda atıf yapılan Yargıtay kararı birbiriyle uyumludur. Böylelikle ilgili Yargıtay kararından da anlaşılacağı üzere kanun değişikliğinin olduğu tarihte derdest olan davalar açısından dahi bu değişiklik dikkate alınacaktır. Zaten bu değişiklik bir usul hükmüdür. Kanunda da aksine bir düzenleme olmadığı bu usul hükmünün, "hemen ve derhal uygulanması" ana ilkedir. Bu çerçevede sicil müdürlüğü aleyhine artık vekalet ücreti ile yargılama giderine hükmedilmeyecektir. Yapılan açıklamalar karşısında davacıların 6102 TTK Geçici 7. Madde uyarınca davalı ... aleyhine açmış olduğu davanın kabulüne, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünün ... sicil numaralı dosyasında kayıtlı iken resen terkin edilen ...’nin ... 21. İş Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasındaki "tüm iş ve işlemler, taraf teşkilinin sağlanması, bu dosyanın kesinleştirilmesi ve infazı ile ilgili tüm iş ve işlemleri dahi kapsamak üzere "adı geçen ...nün ... sicil numarasında kayıtlı ...n İHYASINA, tasfiye memuru olarak ... T.C.kimlik numaralı ...'nun atanmasına, şirketin ihyasına ve tasfiye memuru atanmasına ilişkin kararın kesinleştiğinde ticaret sicilde tescil ve ilanına, Mahkememiz kararının bir suretin ... Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne gönderilmesine, gerekli ilan ve müzekkere masraflarının davacı tarafça karşılanmasına, dava dilekçesinde davalı olarak diğer adı gözükenler haklarındaki davaların ayrılması nedeniyle bu kişiler yönünden bu davada hüküm kurulmasına yer olmadığına dair karar vermek gerekmiştir. (Yargıtay 11.HD ...E. ...K.sayılı kararları) HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacıların 6102 TTK geçici madde 7.hükmü uyarınca davalı ... aleyhine açmış olduğu davanın kabulüne, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünün ... sicil numaralı dosyasında kayıtlı iken resen terkin edilen ...’nin ... 21. İş Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasındaki "tüm iş ve işlemler, taraf teşkilinin sağlanması, bu dosyanın kesinleştirilmesi ve infazı ile ilgili tüm iş ve işlemleri dahi kapsamak üzere "adı geçen ...nün ... sicil numarasında kayıtlı ...n İHYASINA, 2-Tasfiye memuru olarak ... T.C.kimlik numaralı ...'nun atanmasına, 3-Şirketin ihyasına ve tasfiye memuru atanmasına ilişkin kararın kesinleştiğinde ticaret sicili nezdinde tescil ve ilanına, 4-Mahkememiz kararının bir suretinin ...'ne gönderilmesine, 5-Gerekli ilan ve müzekkere masraflarının davacılarca karşılanmasına, 6-Dava dilekçesinde davalı olarak diğer adı gözükenler haklarındaki davaların ayrılması nedeniyle bu kişiler yönünden bu davada hüküm kurulmasına yer olmadığına, 7-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, 8-Davacılar tarafından harcanan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına, 9-Yasal düzenleme gereği davalı sicil müdürlüğü aleyhine vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmemesine, 10-Karar kesinleştiğinde ve talep halinde kullanılmayan gider avansının taraflara iadesine, Kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde mahkememize veya bulunulan yer asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile başvurmak koşuluyla İstanbul BAM nezdinde İstinaf yasa yolu açık olmak üzere davacı vekilinin yüzüne karşı, davalının yokluğunda ve oy birliği ile karar verildi. Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ...

Atıf: İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/180, K. 2024/835, T. 27.11.2024, www.arakarar.com/karar/istanbul-2-asliye-ticaret-mahkemesi-2024-180-e-2024-835-k-ec2e808d98f9