İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/522 E. 2024/30 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/522
- Karar No
- 2024/30
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2023/522 Esas KARAR NO : 2024/30 DAVA : Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 02/08/2023 KARAR TARİHİ : 16/01/2024 Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Dava: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirketin 2003 yılında arsa ofisi olarak kurulduğunu, uzun süredir ... Şirketler bünyesinde faaliyet gösterdiğini, davacının senelerdir ... projelerle gayrimenkul sektöründe hizmet verdiğini, şikayetlerine konu ...Projesi 2500 parselden oluşan 300 m2, 350 m2 ve 400 m2 arasında imarlı ve ifrazlı arsalardan meydana geldiğini ve ... ili ... ilçesi ... mevkinde içerisinde barındırdığını, imar durumu %20 oturumlu zemin kat ve 1. Kat ve çatı katından oluşan tripleks villa ile tek katlı konut projeleriyle; 270 adet devremülk, alışveriş merkezi ve dinlenme tesisi alanlarıyla bir ... proje olarak müvekkili tarafından gerçekleştirildiğini, müvekkilinin işin yapıldığına dair duyduğu inançla, proje kapsamında müşterilere satışlar yapmaya başladığını, sözler ve taahhütler verdiğini, satış kampanyaları yürütmeye devam ettiğini, tapu intikallerini sağladığını, projenin tamamlanacağına dair güven duygusuyla davalı şirkete ve sahibine yaptığı ödemelerin iadesinin gerçekleştirilmediği ve edimin hiç yahut gereği gibi yerine getirilmediğini, taşınmazların yapımının sağlanabilmesi adına başka taşeronlarla imzalamak zorunda kalındığını, proje bazında milyonlarca lira zarara uğradığını, davalı tarafından yapılması taahhüt edilen ancak yapılmayan villalar nedeniyle her bir villa için ortalama iki buçuk yıldan uzun zaman gecikme yaşandığını, bu gecikmelerin tamamının davacıya kar ve müşteri kaybı olarak yansıdığını beyanla davanın kabulüne, davalının müvekkili firmaya ait ... Projesi kapsamında sözleşmesel ve yasal yükümlülüklerini ifada temerrüde düşmüş olması sebebiyle fazlaya dair her türlü alacak, tazminat, müspet, munzam ve gecikme zararı talep ile cezai şart bedeli ve sair alacak ve tazminat isteme hakkı saklı kalmak kaydıyla; davalı tarafa yapılmış olan ödemelerin iadesi ile 3.kişi yüklenicilere ifa ettirilmek zorunda kalınan edimlerin ödemesi gerçekleştirilmiş olunan mal ve hizmetlerin bedel iadeleri için kısmi alacak olarak şimdilik 25.000,00 TL, kalemlerden ödemenin gerçekleştirildiği tarihi bilinenler bakımından anılan tarihten itibaren, bilinmiyorsa davalı tarafın temerrüde düştüğü tarihten bu yana işlenmiş ticari temerrüt faiziyle birlikte davalıdan alınarak müvekkiline verilmesini, tedbir taleplerinin kabulü ile yargılama harç, masraf ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Toplanan Deliller: ... Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... Soruşturma sayılı dosyasının UYAP kayıtları, ... Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... Soruşturma sayılı dosyasının UYAP kayıtları, ayrı ayrı celp edilerek dosya arasına alınmıştır. Delillerin Değerlendirilmesi ve Gerekçe: 6100 sayılı HMK'nın 119. maddesinde "Dava dilekçesinde aşağıdaki hususlar bulunur: a) Mahkemenin adı. b) Davacı ile davalının adı, soyadı ve adresleri. c) Davacının Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası. ç) Varsa tarafların kanuni temsilcilerinin ve davacı vekilinin adı, soyadı ve adresleri. d) Davanın konusu ve malvarlığı haklarına ilişkin davalarda, dava konusunun değeri. e) Davacının iddiasının dayanağı olan bütün vakıaların sıra numarası altında açık özetleri. f) İddia edilen her bir vakıanın hangi delillerle ispat edileceği. g) Dayanılan hukuki sebepler. ğ) Açık bir şekilde talep sonucu. h) Davacının, varsa kanuni temsilcisinin veya vekilinin imzası. (2) Birinci fıkranın (a), (d), (e), (f) ve (g) bentleri dışında kalan hususların eksik olması hâlinde, hâkim davacıya eksikliği tamamlaması için bir haftalık kesin süre verir. Bu süre içinde eksikliğin tamamlanmaması hâlinde dava açılmamış sayılır." düzenlemesi ile dava dilekçesinin kapsamı belirtilmiştir. Bu madde uyarınca davacının dava dilekçesinde, iddiasının dayanağı olan bütün vakıaların sıra numarası altında açık özetlerini, her bir vakıanın hangi delille ispat edileceğini ve dayanılan hukukî sebeplerini göstermesi gerektiği gibi taleplerini de belirtmelidir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 31.maddesi ile “Hâkim, uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu kıldığı durumlarda, maddi veya hukuki açıdan belirsiz yahut çelişkili gördüğü hususlar hakkında, taraflara açıklama yaptırabilir; soru sorabilir; delil gösterilmesini isteyebilir” hükmü düzenleme altına alınmıştır. Buna göre; dava dilekçesinin, talep sonucu veya içeriğinden dava konusunun ne olduğu anlaşılmıyorsa hâkim, davacıya dava konusunun ne olduğunu anılan madde uyarınca açıklattırabilir. Dava dilekçesinin netice-i talep kısmının incelenmesinde; " yukarıda ayrıntısıyla açıklanan diğer zarar kalemlerinin yargılamada yapılacak keşif, inceleme ve alınacak raporlardan sonra ancak tespit edilecek olmasından ötürü dava tarihi itibariyle kesin şekilde bilinemediğinden belirsiz alacak olarak şimdilik 25.000,00 TL" şeklinde davanın açıldığı görülmektedir. Dilekçe içeriğinde ise ilgili zarar kalemler hakkında aynen ve birebir; "Yukarıda yer alan açıklamalarımız uyarınca Mahkemeniz tarafından görüleceği üzere, Davalı tarafından yüklenilen işin hiç yahut gereği gibi yapılmamış olması sebebiyle Müvekkil ciddi zarara uğramış bu bağlamda huzurdaki dava ile Sayın Mahkemenizden; 5.2.1.) Müvekkilin işi 3. kişilere yaptırarak hata, eksik ve kusurun giderilmesi için ödemiş olduğu yukarıda listelenen tutanaklardaki tutarların temerrüt tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte hesaplanarak; 5.2.2.) Müvekkilin tamamı yakın müşterileri olan iş bu dilekçenin 1.6. bölümünde ismi geçen villa sahiplerine karşı yaşadığı ticari mahcubiyetten, müşteri ve prestij kaybı ile firmasının isminin bu şekilde bir gecikme ve sorunlu bir işmiş gibi lanse edilmesinden ötürü uğramış olduğu manevi zararının; 5.2.3.) Müvekkil'in Sözleşme'ye Davalı'nın aykırı hareketleri sebebiyle 3. kişilere ifada zorunlu kalarak fark rakam olarak ödemek zorunda kaldığı, malzeme ve işçilik fiyat farkından dolayı uğramış olduğu zararının, 5.2.4.) Villaların taahhüt edilen vadelerde müşterilerine tesliminde yaşanan gecikmeden kaynaklı her villada Müvekkilin müşterilerinden alacağı ödemelerde yaşadığı tahsilat gecikmelerinden dolayı uğradığı zararın, 5.2.5.) Müvekkilin kendi imalat operasyonunda yaşadığı aksaklıklar, program ve planlamasında ek mali kaynaklar bulmaya onu itecek şekilde zorda kalması, 3. kişilerle yapılmak zorunda kalınan iş ve anlaşmalardaki aksama ve iptaller ile ortaya çıkan ek bekleme süreleri, işletilen gecikme tazminatı ve cezai şart, yapılan ön ödemelerin iade edilmemesinden doğan zararlar, Müvekkilin şirket iç plan ve programında sebep olunan aksaklık ve zararları, 5.2.6.) Sözleşme'deki borç ve taahhütlerine aykırılığı sebebiyle Müvekkilin uğramış olduğu tüm ek masraf ve harcamalar ile her türlü müspet ve munzam zararları ile şartları oluşan cezai şart ödemelerinin, 5.2.7.) ... A.Ş. ile 19.5.2022 tarihinde ... 30 adet villa tadilatı 01 konulu Yüklenici Sözleşmesi'nin yapılmasına sebep olunduğu için iş bu Sözleşme için Müvekkilin ödemek zorunda kaldığı sözleşme bedelinin ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faiziyle birlikte müspet zarar olarak tazmini, 5.2.8.) Yine aynı şirket olan ... Tic. A.Ş.'nin inşaat boya tadilat işleri konulu 14.9.2022 tarihli 366.980,00 TL tutarlı faturası ile çeşitli malzeme satışının konu edildiği 30.7.2022 tarihli 100.466,97 TL tutarlı fatura bedelinin ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faiziyle hesaplanarak Davalı'dan alınması ve Müvekkile ödenmesi, 5.2.9.) ... Projesindeki Davalı'nın yarım bıraktığı ve yahut da hiç başlamadığı işlerin yapılması amacıyla Yüklenici ...'ın üçüncü kişi olarak ifa ettiği işler, malzemeler ve işçilik için yapılan ödemelerin ticrai temerrüt faiziyle hesaplanması ve ödenmesi, 5.2.10.) Yüklenici ... tarafından ... parseldeki tek katlı evde tamamlanan işler için ödenen 53.000,00 TL'nin ticari avans faiziyle birlikte Davalı'dan tahsili, 5.2.11.) ... Proje olarak ....parseldeki işte gerçekleştirilen 56.000,00 TL tutarlı Yüklenici ... ödemesinin ticari avans faiziyle Davalı'dan tahsili, 5.2.12.) Müşteri ... adına ...parseldeki işte gerçekleştirilen 512.828,00 TL tutarlı ... İnş. ödemesinin ticari avans faiziyle Davalı'dan tahsili, 5.2.13.) Müşteri ... adına olarak ... parseldeki işte gerçekleştirilen 53.000,00 TL tutarlı Yüklenici... ödemesinin ticari avans faiziyle Davalı'dan tahsili, 5.2.14.) Muhtelif eksik ve hatalı imalat düzeltmelerinin yapıldığı işte gerçekleştirilen 711.000,00 TL tutarlı Yüklenici ...Tic. A.Ş. ödemesinin ticari avans faiziyle Davalı'dan tahsili, 5.2.15.) Sair işler ve gerçekleştirilen ödemelerin faiziyle alınması" şeklinde zarar kalemleri bir kısmı hakkında bedel belirtilerek bir kısmı hakkında ise dava konusu değer gösterilmeksizin ve gösterilen dava değerleri üzerinde ise herhangi bir harç yatırılmaksızın yine dilekçedeki ifade ile " Sayın Mahkemeniz nezdinde davayı ödemelerin iadesi, 3. kişilerin ifasını istemeden kaynaklı zararlar bakımından kısmi alacak ve diğer zararların tazmini açısından ancak yargılama ile ortaya çıkacak ve hesaplanabilecek tutarlar olmaları bakımından belirsiz alacak davası olarak ikame etmekteyiz." şeklinde ifade edilmiştir. Dava dilekçesinde belirsiz alacak davası olarak gösterildiği iddia olunan bir kısım talepler yönünden dava konusu değerin gösterilmediği, her bir zarar kalemi için ayrı ayrı yargılama ve denetim yapılacağından dava konusu değerin her bir zarar kalemi için ayrı ayrı olarak gösterilmesi gerektiği kanun hükmü gereğidir. Yine dava konusu değerin zikredildiği bir kısım kalemler yönünden ise kısmi dava açılmış ise kısmi davada yalnızca dava konusu edilen miktarlar yönünden hüküm tesis edilecek olup, bu miktarlarda ayrıca dava dilekçesinin netice-i talep kısmında gösterilmesi gerekirken gösterilmemiştir. Hukuk yargılamasında bilirkişi raporundan sonra dava ikamesi şeklinde bir yargılama safhası bulunmamakta olup, davacının talep ettiği zarar kalemlerinin öncelikle açıklanması gerekmektedir. Belirsiz alacak-kısmi dava ayrımına dair 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 107.maddesi belirsiz alacak ve tespit davasını düzenlemektedir. Anılan madde, "(1) Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir. (2) Karşı tarafın verdiği bilgi veya tahkikat sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda davacı, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın davanın başında belirtmiş olduğu talebini artırabilir. (3) Ayrıca, kısmi eda davasının açılabildiği hâllerde, tespit davası da açılabilir ve bu durumda hukuki yararın var olduğu kabul edilir." hükmünü içermektedir. Davanın belirsiz alacak davası türünde açılabilmesi için, davanın açıldığı tarih itibariyle uyuşmazlığa konu alacağın miktar veya değerinin tam ve kesin olarak davacı tarafça belirlenememesi gereklidir. Belirleyememe hali, davacının gerekli dikkat ve özeni göstermesine rağmen miktar veya değerin belirlenmesinin kendisinden gerçekten beklenilmemesi durumuna yada objektif olarak imkansızlığa dayanmalıdır. Madde gerekçesinde "Alacaklının bu tür bir dava açması için, dava açacağı miktar ya da değeri tam ve kesin olarak gerçekten belirlemesi mümkün olmamalı yada bu objektif olarak imkânsız olmalıdır. Açılacak davanın miktarı biliniyor yahut tespit edilebiliyorsa, böyle bir dava açılamaz. Çünkü her davada arandığı gibi, burada da hukukî yarar aranacaktır, böyle bir durumda hukukî yararın bulunduğundan söz edilemez. Özellikle, kısmî davaya ilişkin yeni hükümler de dikkate alınıp birlikte değerlendirildiğinde, baştan tespiti mümkün olan hâllerde bu yola başvurulması kabul edilemez." şeklindeki açıklamayla, alacağın belirli veya belirlenebilir nitelikte olması durumunda, belirsiz alacak davası açılarak bu davanın sağladığı imkanlardan yararlanmanın mümkün olmadığına işaret edilmiştir. Alacağın hangi hallerde belirsiz, hangi hallerde belirli veya belirlenebilir olduğu hususunda kesin bir sınıflandırma yapılması mümkün olmayıp, her bir davaya konu alacak bakımından somut olayın özelliklerinin nazara alınarak sonuca gidilmesi gereklidir. 6100 sayılı HMK’nın 107/2. maddesinde, sorunun çözümünde yol gösterici mahiyette kriterlere yer verilmiştir. Anılan madde fıkrasında, karşı tarafın verdiği bilgi veya tahkikat sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda davacının, iddianın genişletilmesi yasağına tâbi olmaksızın davanın başında belirtmiş olduğu talebini artırabileceği hüküm altına alınmış, madde gerekçesinde de "karşı tarafın verdiği bilgiler ve sunduğu delillerle ya da delillerin incelenmesi ve tahkikat işlemleri sonucu (örneği bilirkişi ya da keşif incelemesi sonucu)" belirlenebilme hali açıklanmıştır. Davacının alacağının miktar veya değerini belirleyebilmesi için elinde bulunması gerekli bilgi ve belgelere sahip olmaması ve bu belgelere dava açma hazırlığı döneminde ulaşmasının da (gerçekten) mümkün olmaması ve dolayısıyla alacağın miktarının belirlenmesinin karşı tarafın elinde bulunan bilgi ve belgelerin sunulmasıyla mümkün hale geleceği durumlarda alacak belirsiz kabul edilmelidir. Alacağın miktarının belirlenebilmesinin, tahkikat aşamasında yapılacak delillerin incelenmesi, bilirkişi incelemesi veya keşif gibi sair işlemlerin yapılmasına bağlı olduğu durumlarda da belirsiz alacak davası açılabileceği kabul edilmelidir. Ne var ki, bir davada bilirkişi incelemesine gidilmesi belirsiz alacak davasının açılabilmesi için yeterli değildir. Bir davada bilirkişiye başvurulmasına rağmen davacı dava açarken alacak miktarını belirleyebiliyorsa, belirsiz alacak davası açılamaz. Kategorik olarak, belirli bir tür davanın veya belirli kişilerin açtığı davaların baştan belirli veya belirsiz alacak davası olduğundan da söz edilemez. Belirsiz alacak davası, bu davaya ilişkin ölçütlerin somut olaya uygulanarak belirlenmesi gerekir. Hakime alacak miktarının tayin ve tespitinde takdir yetkisi tanındığı hallerde (Örn: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu md 50, 51,56), hakimin kullanacağı takdir yetkisi sonucu alacak belirli hale gelebileceğinden, davacının davanın açıldığı tarih itibariyle alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin imkansız olduğu kabul edilmelidir. 6100 sayılı HMK ile birlikte, belirsiz alacak davası açma imkanı tanınmak suretiyle belirsiz alacaklar bakımından hak arama özgürlüğü genişletilmiş; bununla bağlantılı olarak da hukuki yarar bulunmadan kısmi dava açma imkanı da sınırlandırılmıştır. Zaman zaman, 6100 sayılı HMK ile birlikte kabul edilen belirsiz alacak davası ile kısmi davaya ilişkin yeni düzenlemedeki sınırın tam olarak tespit edilemediği, birinin diğeri yerine kullanıldığı görülmektedir. Oysa bu iki davanın amacı ve niteliği ayrıdır. Alacak, belirli veya belirlenebilir ise, belirsiz alacak davası açılamaz; ancak şartları varsa kısmi dava açılması mümkündür. Kanunun kısmi dava açma imkanını sınırlamakla birlikte tamamen ortadan kaldırmadığı da gözetildiğinde, belirli alacaklar için, belirsiz alacak davası açılamasa da, şartları oluştuğunda ve hukuki yarar bulunduğunda kısmi dava açılması mümkündür. Aksi halde, sadece ya belirsiz alacak davası açma veya belirli tam alacak davası açma şeklinde iki imkandan söz edilebilir ki, o zaman da kısmi davaya ilişkin 6100 sayılı Kanunun 109. maddesindeki hükmün fiilen uygulanması söz konusu olamayacaktır. Çünkü belirsiz alacak davası, zaten belirsiz alacak davasının sağladığı imkanlardan yararlanarak açılabilecek; şayet alacak belirli ise de, o zaman sadece tam eda davası açılabilecektir. Bu noktada şu da açıklığa kavuşturulmalıdır ki, şartları bulunmadığı halde dava dilekçesinde davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığı durumda davacıya herhangi bir süre verilmeden hukuki yarar yokluğundan davanın reddi yoluna gidilmelidir. Çünkü, alacağın belirlenebilmesi mümkün iken, böyle bir davanın açılmasına Kanun izin vermemiştir. Böyle bir durumda, belirsiz alacak davası açmakta hukuki yarar yokluğundan dava reddedilmeli, ek bir süre verilmemelidir. Zira, burada talep açıktır, bu sebeple 6100 sayılı Kanun'un 119/1-ğ. maddesinin uygulanarak süre verilmesi mümkün değildir; aslında açılmaması gerektiği halde belirsiz alacak davası açılmış olduğundan, bu konudaki eksiklik de süre verilerek tamamlanamayacağından, dava hukuki yarar yokluğundan reddedilmelidir. Buradaki hukuki yarar, sonradan tamamlanacak nitelikte bir hukuki yarar değildir. Çünkü dava açıldığında o sırada mevcut olmayan hukuki yarar, bunun da açıkça mahkemece bilindiği bir durumda, tamamlanacak bir hukuki yarar değildir. Aksinin kabulü, aslında açık olan talep sonucunun süre verilerek davacı tarafından değiştirilmesi ve bulunmayan hukuki yararın sağlanması için davacıya ek imkan sağlanması anlamına gelecektir ki, buna usûl bakımından imkan yoktur, böyle bir durum taraflar arasındaki eşitlik ilkesine de aykırı olacaktır. Bunun yanında, şayet açılan davada asgari bir miktar gösterilmişse ve bunun alacağın bir bölümü olduğu anlaşılmakla birlikte, belirsiz alacak davası mı yoksa belirli alacak olmakla birlikte kısmi dava mı olduğu anlaşılamıyorsa, bu durumda 6100 sayılı Kanun'un 119/1-ğ. maddesinin aradığı şekilde açıkça talep sonucu belirtilmemiş olacaktır. Talep, talep türü ve davanın niteliği açıkça anlaşılamıyorsa, talep muğlaksa, aynı kanunun dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 119/2. maddesi gereğince, davacıya bir haftalık kesin süre verilerek talebinin belirsiz alacak davası mı, yoksa kısmi dava mı olduğunun belirtilmesi istenmelidir. Verilen bu süreden sonra, davacının talebini açıklamasına göre bir yol izlenmelidir. Eğer talep, davacı tarafından belirsiz alacak davası şeklinde açıklanmış olmakla birlikte, gerçekte belirsiz alacak davası şartlarını taşımıyorsa, o zaman yukarıdaki şekilde hareket edilmeli, hukuki yarar yokluğundan dava reddedilmelidir. Açıklamadan sonra talep belirsiz alacak davası şartlarını taşıyorsa, bu davanın sonuçlarına göre, talep kısmi davanın şartlarını taşıyorsa da kısmi davanın sonuçlarına göre dava yürütülerek karar verilmelidir (Yargıtay 11.Hukuk Dairesi 2016/13485 Esas 2018/4815 Karar). Bu açıklamalar ışığında, 6100 sayılı HMK'nın 31.maddesinde düzenlenen aydınlatma ödevi kapsamında davacıya talep kısmını açıklattırarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiği açıktır (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi 2019/2109 Esas 2019/1682 Karar). Bilirkişi raporundan sonra dava ikame edilmesi açıkça HMK sistematiğine aykırı olup, davalının savunma hakkını da zedeleyeceğinin göz önüne alınması gerekir. Yukarıdaki açıklamalar uyarınca davacı vekiline dava konusu ettiği dava dilekçesinin (i) bendindeki davalı tarafa yapılmış olan ödemeler ile, 3.kişi yüklenicilere ifa ettirilmek zorunda kalınan edimlerin ödemesi gerekleştirilmiş olunan mal ve hizmetlerin bedel iadeleri için ayrı ayrı kısmi dava konusu edilen ve edilemeyen ancak belirli olan miktarların gösterilmesi dava konusu edilen değerlerin açıkça ve tereddütsüz hüküm vermeye elverişli şekilde dava dilekçesinin netice-i talep kısmında göstermesi için HMK m.119/1-d,ğ bentleri uyarınca oluşan tereddütü gidermesi için; dava dilekçesinin 5.2 bent başlığında zikrettiği zarar kalemlerini ayrıştırmasını zarar kalemlerinin hangisi hakkında kısmi dava hangisi hakkında belirsiz alacak davası açtığı açıklaması, tüm zarar kalemleri için ayrı ayrı dava konusu değerin gösterilmesi, belirtilen ve dava konusu edilen değerlerin açıkça ve tereddütsüz hüküm vermeye elverişli şekilde dava dilekçesinin netice-i talep kısmında göstermesi ve ayrıca manevi tazminat olarak talep edilen miktarın gösterilmesi için HMK m.119/1-d,ğ bentleri uyarınca oluşan tereddütü gidermesi için; tüm dava değerleri üzerinden eksik var ise gerekli harçların yatırılması için kesin süre verildiği ve davanın açılmamış sayılmasına karar verileceği hususunun ihtar edildiği, davacı vekili tarafından verilen kesin süre içerisinde 16/08/2023 tarihli beyan dilekçesi sunulduğu anlaşılmaktadır. Dava dilekçesi, 16/08/2023 tarihli beyan dilekçesi ve mahkememizin 03/08/2023 tarihli tensip tutanağı birlikte incelendiğinde, davalı tarafa yapılmış olan ödemeler ile, 3.kişi yüklenicilere ifa ettirilmek zorunda kalınan edimlerin ödemesi gerekleştirilmiş olunan mal ve hizmetlerin bedel iadeleri için ayrı ayrı dava konusu edilen ve edilemeyen ancak belirli olan miktarların gösterilmesi gerektiği, davacı vekili tarafından bu kalemlere ilişkin ayrı ayrı harca esas değerin belirtildiği, ve fakat belirtilen harca esas değerin dava dilekçesinde yer alan ve talep edilen miktarlar ile örtüşmediği, yeni belirlenen tüm dava değeri üzerinden eksik harcın verilen kesin süre içerisinde tamamlanmadığı, manevi tazminat olarak talep edilen miktarın gösterilmediği, zarar kalemlerinin hangisi hakkında kısmi dava hangisi hakkında belirsiz alacak davası açıldığının açıklanmadığı, bu itibarla 6100 sayılı HMK'nın 119/1-d,ğ maddesinde yer alan koşulların dava dilekçesinde bulunmadığı ve kesin süre içerisinde tamamlanmadığı anlaşıldığından 6100 sayılı HMK'nın 119/2.maddesi gereği davanın açılmamış sayılmasına karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: İzah olunan gerekçelerle, 1-6100 sayılı HMK'nın 119/1-d,ğ maddesinin atfı ile 6100 sayılı HMK'nın 119/2.maddesi uyarınca DAVANIN AÇILMAMIŞ SAYILMASINA, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60-TL harçtan başlangıçta peşin alınan 853,88-TL peşin harcın mahsubu ile, fazla alınan 426,28-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 3-Davacı tarafından yargılama nedeniyle yapılan 50,00-TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı tarafından herhangi bir yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 5-Davalı taraf dava ve duruşmalarda kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi 7/1 maddesi uyarınca hesaplanan ve takdir olunan 8.950,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Dava şartı arabuluculuk sürecinde Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.200,00-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan 6183 sayılı Kanuna göre tahsili ile hazineye irat kaydına, 7-Taraflarca yatırılan ancak kullanılmayarak artan bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde re'sen ilgili tarafa iadesine, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalının yokluğunda gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 (iki) hafta içinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere bulunulan yer yada başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile başvurmak ve istinaf harç ve masraflarını karşılamak koşulu ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'ne istinaf yasa yolunun açık olduğu, istinaf dilekçesinde istinaf yoluna başvuru konusu edilen hususlar ile nedenlerinin belirtilmesinin gerektiği, süresi içerisinde karara karşı istinaf yoluna başvurulmaması halinde hükmün kesinleşeceği ve infaz edilebileceği açıklanmak suretiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı16/01/2024 Katip Hakim