İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/340 E. 2024/731 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/340
- Karar No
- 2024/731
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2023/340 Esas KARAR NO : 2024/731 DAVA : Alacak (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı) DAVA TARİHİ : 17/05/2023 KARAR TARİHİ : 06/11/2024 Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Dava: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Taraflar arasında akdedilen 10.01.2023 tarihli sözleşmede yetkili mahkemenin ... Mahkemeleri olarak kabul edildiği, tarafların tacir olması, dava konusu iş ve işlemlerin ticari iş mahiyetinde olması nedeniyle ticaret mahkemesinde açıldığı, zorunlu arabuluculuk şartının yerine getirildiğini, müvekkili ile davalının edimlerinin taraflar arasında akdedilen 10.01.2023 tarihli sözleşme ile belirlendiğini, sözleşmeye göre müvekkilinin sözleşmeden hemen sonra 24.01.2023 tarihinde 17.500,00 Euro, yükleme yapıldıktan ve mallar teslim edilmeden hemen önce 17.500,00 Euro olmak üzere toplamda 35.000,00 Euro ödeyerek edinimini eksiksiz ve tam olarak ifa ettiğini, davalının ise sözleşmede tarif edildiği şekliyle nakliyeyi gerçekleştirmeyerek sözleşmeye aykırı davrandığını, müvekkilinden fazla ödeme tahsil ederek sebepsiz zenginleştiği, davalının 4 adet normal tır ve 2 adet sal kasalı tır ile taşıma edimini yerine getireceğini, normal tır bedelinin 4.600,00 Euro-4 adeti toplam 18.400,00 Euro, sal kasa tır bedelinin 8.300,00 Euro-2 adeti toplam 16.600,00 Euro tuttuğunu, davalının sözleşmede tarif edilen 2 adet saklasa tır ile nakliye işini gerçekleştirmediğini, sözleşmeye aykırı davrandığını, Almanya’da taşımada yükseklik sınırının 410 cm olduğu, sal kasanın yere daha yakın, yükleyeme uygun ve makinanın yüksekliği ile birlikte 410 cm’i geçmesi söz konusu olmayacağından özellikle ve ısrarla sal kasa ile taşınması hususunda madde konulduğunu, dava tarafından müvekkilinin temsilcisi arasında 14.01.2023 tarihli emailde sal kasa araç ve çekici plakalarının 3 metre yüksekliğindeki makine için ..., 3,10 metre yüksekliğindeki makine için ..., standart araç plakalarının ..., ..., ..., ... şeklinde belirtilmesine rağmen taşımanın ..., ..., ..., ..., ..., ... plakalı araçlar ile gerçekleştirildiğinin görüldüğünü, araçların davacıya bildirilen araçlar olmadığını, bütün araçların normal tır olduğu, sal kasa tır olmadığı, normal tır ile sal kasa tır arasında (8.300,00 Euro - 4.600,00 Euro =) 3.700,00 Euro fiyat farkı bulunduğu ve 2 adet sal kasa tır için 7.400,00 TL olduğu, davalının normal tır ile yaptığı taşıma işini sal kasa ile yaptım diyerek sözleşmeye aykırı şekilde gerçekleştirdiğini ve 7.400,00 Euro zenginleştiği, araçların ilk yükleme esnasında bilgisinin verilmediğini, müvekkilinin 4 adet normal - 2 adet sal kasa tır ile yükleme yapıldığını bildiğini, Almanya’dan yüklenmesi esnasında 2 adet sal kasa tır yerine normal tır ile yükleme yapıldığı hususunun bildirilmediğini, TTK 18/3 maddesine göre yazılı onayı alınmadığı, malın satıcısı Almanya’daki firmanın bu konuda yanıltıldığını, tırların varış yeri olan müvekkilinin Konya’daki fabrikasına indirilmesi esnasında fotoğraflandığı ve plaka kontrolü yapıldığı, 2 adet sal kasa tır ile sevkiyatın gerçekleştirilmediğinin anlaşıldığı, sal kasa tır ile taşınması gereken makinaların 410 cm’lik yüksekliği geçecek olması ve normal tır ile taşınması nedeniyle üst aparatları sökülerek taşımanın sağlandığı, sökülen kısımların daha sonra montajı esnasında bir kısım arızaların meydana geldiği, hala giderilemediği, davalının taahhüt ettiği 4 adet normal tır yanında 2 adet sal kasa tır ile taşımayı gerçekleştirmek yerine 6 adet normal tır ile nakliyeyi gerçekleştirerek haksız kazanç sağladığını, ... 24.Noterliği’nin ... tarihinde ... yevmiye nolu marifetiyle bildirilmesine rağmen davalının haksız kazandığı 7.400,00 Euro’yu ödemediğini, dava açma zorunda kalındığı diğer hususlarla birlikte belirtilerek 7.400,00 Euro’nun davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, Euro kuru üzerinden temerrüde düşürüldüğü 30.03.2023 tarihinden başlamak üzere Merkez Bankası döviz kuru faiz oranı üzerinden hesap edilmesine, yargılama giderlerini ödemeye mahkum edilmesine, arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karşı yan vekâlet ücretinin 3 katına kadar hükmedilerek davalı taraftan alınıp müvekkiline verilmesine karar verilmesi talep ve dava etmiştir. Cevap: Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; Müvekkilinin merkezinin bulunduğu yerin ..., yetkili mahkemenin İstanbul Anadolu Mahkemeleri olduğu, davacı ile aralarında ıslak imzalı bir anlaşma durumunun söz konusu olmadığı, müvekkili şirketin uzun yıllardır nakliye sektörünün tanınan firmalarından olduğunu, davacı firmanın ürettiği malları nakliye firmaları vasıtasıyla devamlı suretle yurt dışına ihraç eden uluslararası nakliye firmaları ile devamlı çalışan bir firma olduğu, nakliye sektöründe çeşitli firmalardan teklifler toplayarak taşıma işini yaptırdığı, bu tutumun basiretli tüccar yükümlülüğünün kanuni bir gereği olduğu, taşıma işini veren davacı firmanın eşyalarının zamanında, tam ve eksiksiz olarak yerine ulaştırıldığı, müvekkilinin nakliye edimini gereği gibi yerine getirdiği, piyasa araştırması yapılarak teklif ettikleri navlun bedelinin kabul edildiği, tüm işler bitip memnuniyet sağlandıktan sonra aslında fiyatınız çok yüksekmiş, bizi kazıkladınız, sebepsiz zenginleştiniz tarsında bir iddiadan ibaret olduğu, bedel iadesi istemelerinin hukuki bir dayanağı olmadığı, taşıma işinde fiyatı ehillik, güvenilirlik, operasyon takibi, işin arkasında durma, bilinirlik, tavsiye, tecrübe gibi manevi unsurlarla birlikte aynı zamanda yükün cinsi, ağırlığı, yüksekliği, dorsede m2’ye basan yük ağırlığı, hacmi, yükün değeri, istenen ve yüke uygun aracın piyasa koşulları gibi fiziksel unsurların toplamının navlun bedelini oluşturduğu, bu doğrultuda teklif şeklinde taşınması istenen yükün cinsine uygun araçların navlun bedellerinin davacı firmaya teklif edildiği ve uygun görülerek kabul edildiği, taşıma işinde araçların sal kasa olmaması nedeniyle sebepsiz zenginleşildiği iddiasının yersiz olduğu, işleri gördükten sonra biten iş üzerinden sonradan haksız ve sebepsiz yere zenginleşme hayal ve hevesinde olduklarını, bahse konu iki aracın esasen sal kasa olduğu, dorselerin kenarlarından ve üstten açılır-kapanır nitelikte olduğu, yük dorsenin enini geçer seviyede ise nakliyecinin bu kasanın etraflarını açtırarak da taşıyabileceği, gönderilen araçların yükleme yerine kapalı halde geldiğini görünce yükler sığıyor, kapalı halde daha güvenli olur, makinelerimiz de zarar görmez diyerek kenarları açtırmayanın, sal kasa hale getirmeyenin davacının kendileri olduğu, toplam 6 araçtan dava konusu edilen iki aracın aslında sal kasaya dönüştürülebilir olmalarından değil o iki araca yüklenecek yükün niteliğinden ötürü farklı fiyatlandırıldığını, o iki araçta taşınacak yüklerin yüksekliğinin Almanya - Avrupa otoyol standartlarının üzerinde 4,10 metre olduğuun, yükün yasal olarak taşınabilmesi için düşük dorseli ve dingile basan m2 yük ağırlığına uygun araçların gönderildiğini, bu tip araçların piyasada fazla olduğunu, fiyatların her zaman diğer araçlara göre farklı ve genelde daha pahalı olduğu, taşınacak yükün hacmi, yüksekliği, m2’ye basan ve dingile basan yükün ağırlığının davacı tarafından verildiği ve fiyat teklifinin oluşturulduğu, teklifin kabul edildiği, taşımanın sorunsuz yapılarak ulaştırıldığı ve teslim edildiği diğer hususlarla birlikte belirtilerek yetki itirazının kabulüne, dosyanın yetkili İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemesi’ne gönderilmesine, haksız ve kanunsuz davanın reddi ile her türlü masraf ve ücretin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Delillerin Değerlendirilmesi, Davanın Hukuki Niteliği ve Gerekçe ; Taraflar arasında akdedilen 10/01/2023 tarihli taşıma sözleşmesi, taşımayı yapan araçlara ilişkin resimler ve araçların ruhsat kayıtları, CMR belgeleri, ... 24. Noterliğinin ... tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile tebliğ şerhi, taşıma ücretinin ödemesine yönelik dekont suretleri, mail yazışmaları, ticaret sicil kayıtları, TSE müzekkere cevabı celp edilmiş incelenmiştir. Dosya, karayolu taşımacılık alanında uzman bilirkişi ... ile İ.T.Ü. Makine Fakültesinde görevli Akademisyen ve Yüksek Makine Mühendisi ...'den oluşan bilirkişi kuruluna tevdi edilmiş, bilirkişi kurulu tarafından dosyaya sunulan 18/09/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle ve sonuç olarak; ''... 1-) Dava konusu taşımada işinde salkasa tip yarı römork kullanılmadığı, O4 sınıfı standart tenteli kasa tipte ..., ..., ..., ..., ...ve ...m 6 adet yarı römorkların kullanıldığı, taşıma sözleşmesinde beheri için navlun bedelinin 4.600,00 Euro olarak belirlendiği, 2-) Davacının öngörüsüne göre toplam 4 adet standart araç ve 2 adet sal kasa araçla taşıma için toplam 35.000 EURO navlun ile sözleşme akdedildiği, ancak davacının taşıma için öngörülen yükünün tamamının 6 adet standart araçla taşındığı, böylecee davalının sal kasa araçla taşımamasından kaynaklı riskleri üstlendiği, 3-) Taşıyıcının taahhüdünün belli bir noktada bulunan yükü tam ve sağlam bir şekilde varma yerine ulaştırarak gönderilene teslim etmek olduğu, buna karşılık da kararlaştırılan navluna hak kazanacağı gözetilerek, araç tipi değişikliği, aktarma, farklı araç kullanmasının bir zarara yol açmadığı sürece navlundan düşme sebebi olmayacağı, 4-) Davacının “yüke uygun araç” olarak talep ettiği ve davalının taahhüt ettiği taşıt türü kullanılmamasının, bir zarara yol açmadığı, sal kasa araçlar için öngörülen emtianın da tam ve gereği gibi taşındığı, her ne kadar sözleşmede taahhüt edilen araç türü kullanılmamış ise de taşıma sözleşmesi gereği edimlerin davalı yanca gereği gibi ifa edildiği ve tam navluna hak kazanıldığının değerlendirildiği, 5-) Davalının yükleme yerinden boşaltma yerine kadar tüm yükü tam ve sağlam ulaştırdığı, taahhüt ettiği araç tipleri kullanılmamasına karşın, herhangi bir zarar meydana gelmeden sürecin yürütüldüğü, bu nedenle davalının kararlaştırılan tüm navluna hak kazandığının değerlendirildiği, 6-) Sayın mahkemece aksi kanaat hasıl olması halinde, araç türüne bağlı davalının kazancının azami 7.400 EURO olabileceği, ancak sal kasa yerine standart araç kullanımından dolayı, yüke özen bakımından davalının farklı maliyetlere katlanmış olabileceği, yükün niteliği için araç tipine göre süreç yönetimi yapıldığının da gözetilmesi gerektiği, tespit, hesap, sonuç, görüş ve kanaatine varılmıştır ..." şeklinde tespit edilmiştir. Dava, taşıma sözleşmesinden kaynaklanan alacağın (borca aykırılık sebebiyle) sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca iadesi istemine ilişkindir. Öncelikle belirtmek gerekir ki, davalı cevap dilekçesi ile birlikte 6100 s. HMK 6.maddesi hükmü genel yetki kuralı uyarınca yerleşim yeri itibariyle İstanbul Anadolu Mahkemelerinin yetkili olduğunu ileri sürerek yetki ilk itirazında bulunmuş ise de; taraflar arasında akdedilen ve varlığı tartışmasız olan 10/01/2023 tarihli taşıma sözleşmesinde "bu sözleşmeden doğacak tüm ihtilaflarda İstanbul Mahkemeleri yetkilidir" şeklinde yetki sözleşmesi yapılmış olup, vaki yetki şartı uyarınca İstanbul Mahkemeleri yetkili kılındığından her iki tarafın tüzel kişi tacir olması ve mevcut yetki şartının 6100 s. HMK 17.maddesi uyarınca için geçerli ve taraflar için bağlayıcı nitelikte olduğundan davalının yetki ilk itirazının reddine karar verilmiş, davanın esasının incelenmesine geçilmiştir. Davacı ... A.Ş. ile davalı ... Ltd. Şti. arasında 10/01/2023 tarihli taşıma sözleşmesi imzalanmıştır. Taraflar, taşıma sözleşmesinde ilk yükleme tarihi, yükleme adresi, taşınacak malın cinsi, ağırlığı / tonajı, varış gümrüğü, boşaltma yeri, taşıma süresi, ödeme şekli ve navlun bedelinin yanı sıra özellikle taşımayı gerçekleştirecek araçların cinsi / adeti ve her birinin navlun bedeli hakkında anlaşma sağlamıştır Taşıma sözleşmesi uyarınca, taşımayı gerçekleştirecek araçların cinsi ve adedi noktasında; 3-4 adet tır (kayar çatılı tır) + 2 adet salkasa tır ile taşımanın yapılacağı, navlun bedeli kısmında normal tır (kayar çatılı) için navlunun araç başına 4.600 Euro, salkasa tır için navlun bedelinin araç başına 8.300 Euro olduğu taraflarca kabul edilmiş / mutabık kalınmıştır. Davacı, taşıma sözleşmesi uyarınca 4 adet normal tır için (4x4600 Euro) 18.400 Euro ve 2 adet salkasa tır için (2x8300) 16.600 Euro olmak üzere, işbu taşıma karşılığında toplam 35.000 Euro navlun bedelini ödemeyi kabul ve taahhüt etmiştir. Nitekim, taşıma sözleşmesine uygun olarak davacı, dava dilekçesi ekinde sunulan dekontlardan da görüleceği üzere, 18/01/2023 ve 24/01/2023 tarihlerinde sözleşmede kararlaştırılan şekilde toplam 35.000 Euro navlun bedelini banka havalesi yoluyla davalıya ödemiştir. Davalı taşıma işini ifa etmekle birlikte, taşımanın sözleşmede kararlaştırılan salkasa tır araçlarla yapılmadığı, aksine tüm taşımanın normal tır araçlarla gerçekleştirildiği belirlenmiştir. Davalı, araçların salkasa tır olduğunu, ayrıca araçların üst tentesinin ve yan kapaklarının açılarak salkasa tır araçlara dönüştürebileceğini savunmuştur. Mahkememizce, dava konusu taşımanın gerçekleştirildiği tüm araçlar bakımından salkasa tır yahut normal tır olup olmadığı hakkında araştırma yapılmış, araçların trafik tescil kayıtları, trafik sicil raporları, UYAP sicil bilgileri, tip onaylarına ilişkin TSE yazı cevapları celp edilmiş, araçların tamamının normal tır olduğu, başka bir anlatımla salkasa tır cinsi/tipi araçlar olmadıkları belirlenmiştir. Öte yandan, bu araçlara ilişkin celp edilen tüm kayıtlar, yazı cevapları ile araçların resimlerinin bulunduğu görsellerle birlikte eksik tahkikata sebebiyet vermemek adına bilirkişi incelemesi yaptırılmış, İ.T.Ü. Makine Fakültesi Otomotiv Birimi Öğretim Görevlisi ve Yüksek Makine Mühendisi uzman bilirkişi tarafından sunulan 18/09/2024 tarihli raporda ifade edildiği üzere, somut taşıma işinde kullanılan tüm araçların O4 sınıfı tenteli kasa yarı römork tipinde normal tır araçlar olduğu, salkasa tabir edilen araçlardan olmadığı, ayrıca yan kapaklarının ve/veya üst tentesinin açılmasının araçları salkasa tır tipine de dönüştürmeyeceği, dava konusu taşıma işinde toplam 6 adet kayar veya kaymaz çatılı O4 sınıfı standart tenteli kasa tipindeki yarı römork normal tır araçların kullanıldığı, bu araçların sözleşmede beher bedelinin 4.600 Euro olarak olduğu belirtilmiş, salkasa tır olmadıkları ifade edilmiştir. Mahkememizce, ayrıntılı, gerekçeli ve denetime elverişli olan rapordaki mütalaaya iştirak edilmiş, davalı tarafın araçların salkasa tır olduğu ve araçların üst tentesinin ve yan kapaklarının açılarak salkasa tır araçlara dönüştürebileceğini savunması(na) ispat edilemediğinden itibar edilmemiştir. Buraya kadar anlatılan hususlar hakkında taraflar arasında çekişme yoktur. Davacı, sözleşme uyarınca salkasa tır ile normal tır arasında (8.300 Euro - 4.600 Euro) 3.700 Euro ücret farkı olduğunu, taşımanın sözleşmede belirtilen iki adet salkasa tır ile yapılmadığını, taşımanın tamamının normal 6 adet tır ile yapıldığını, bu nedenle iki adet salkasa tır araç farkı olan toplam 7.400 Euronın borca aykırılık sebebiyle ve sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca iadesini talep etmiştir. Davalı, taşıma sözleşmesinden kaynaklanan edimin/borcun yerine getirildiğini, taşımanın sorunsuz ifa edildiğini, sebepsiz zenginleşmenin bulunmadığını savunmuştur. Uyuşmazlığın temeli, sözleşmede kararlaştırılan ve taraflarca mutabık kalınan salkasa tır araçlar yerine normal tır araçlarla taşıma işi / edimi yapıldığından, davacının ücret farkının iadesini isteyip isteyemeyeceği noktasında toplanmaktadır. Mahkememizce, talepler uyarınca bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Taşıma uzmanı bilirkişi 18/09/2024 tarihli raporunda; davalının sözleşmede iki adet salkasa tır araç ile taşıma taahhüdünde bulunduğu halde taşıma işinin tamamının aynı tip normal kasa tır araçlar ile yapıldığını, ancak sözleşmeye riayet edilmemesine rağmen zayi, hasar veya gecikmenin yaşanmadığını, böyle bir risk gerçekleşmediği için araç tipine bakılmaksızın davalı taşıyıcının navlun bedelinin iadesini gerektiren bir durum olmadığı mütalaasında bulunmuştur Mahkememizce bilirkişi incelemesi yaptırılmış ve rapor alınmış ise de; raporda belirtilen mütalaa mahkememiz için mutlak bağlayıcı nitelikte değildir. Bilirkişi raporundan ayrılmayı gerektirir nedenler gösterilerek ve gerekçesi açıklanarak pekala aksine karar verilmesi mümkündür. Nitekim, bilirkişi raporu takdiri bir delil olup, kesin delil mahiyetinde de değildir. Ayrıca, dava konusu edime yönelik değerlendirme mahkememizin takdirinde ve mahkememize aittir. Bilirkişi raporunda da ifade edildiği üzere, taşımanın salkasa tır araçlar yerine tümüyle normal tır tipindeki araçlarla yapıldığı mahkememizce de kabul edilmektedir. Ancak, sözleşmeye riayet edilmemesine rağmen zayi, hasar veya gecikme yaşanmadığı için araç tipine bakılmaksızın davalı taşıyıcının navlun bedelinin iadesini gerektiren bir durum olmadığı görüşü, esasen hukuki bir mütalaa olup, hukuki değerlendirme içerdiğinden Mahkememizin yargısal yorum ve takdirini gerektirmektedir. Bu çerçevede, zayi, hasar veya gecikme riski yaşanmadığı için bedel iadesine gerek olmadığı görüşü, sözleşme hükümlerine ve tarafların edimlerdeki / beklenen menfaatlerine aykırı yorum niteliğindedir. Zira davalı taşıyıcı, iki tarafa borç yükleyen taşıma sözleşmesi uyarınca taşıma işini zaten zayi, hasar veya gecikme olmaksızı davacının menfaatine uygun olarak yerine getirmek zorundadır. Taşıma sözleşmesi kapsamında, davalı borçlunun asli edimi esasen bu husustur. Davalının asli edimini yerine getirmiş olması, davacının sözleşmeden beklediği menfaatin sağlanması /tamamlanması anlamını taşır. Bu nedenle, salt edimini yerine getirdi diye, taraflar arasındaki sözleşmeyi çiğneyen / aykırı hareket eden ve sözleşmede kararlaştırılan araçlarla taşımayı gerçekleştirmeyen, bununla birlikte kar marjını yükseltmek veya sair başka bir sebeple, sözleşmede davalının kendisinin teklif ettiği ve beher araç başına belirlediği navlun bedelini daha ucuza mal etmek isteyen, davalının hukuk düzeninde korunmayacağı açıktır. Açıklanan gerekçe ile, mahkememizce rapordaki görüşten ayrılınmış, rapordaki mütaalaya itibar edilmemiştir. Haklı bir sebep olmaksızın, bir başkasının malvarlığından veya emeğinden zenginleşen, bu zenginleşmeyi geri vermekle yükümlüdür. Bu yükümlülük, özellikle zenginleşmenin geçerli olmayan veya gerçekleşmemiş ya da sona ermiş bir sebebe dayanması durumunda doğmuş olur (6098 s. TBK 77). Taraflar arasında akdedilen taşıma sözleşmesinin varlığı tartışmasızdır. O halde, uyuşmazlığın çözümünde tarafların mutabık kaldığı sözleşme hükümlerinin uygulanması gerekmektedir. Nitekim, her iki tarafın karşılıklı ve birbirine uygun irade beyanlarını içeren sözleşme hükümleri, taraflar için geçerli ve bağlayıcı niteliktedir. Ahde vefa ilkesi, sözleşmeler hukukunda evrensel bir prensiptir. Bu çerçevede, taraflar arasındaki sözleşmenin çiğnenmesi mümkün değildir. Aksine, davranış borca aykırılık sonucunu doğuracaktır. Sözleşmede davalı tarafından verilen teklif uyarınca, normal tır ile salkasa tır araçlar arasında fiyat farkının olduğu, nitekim normal tır için araç başına 4.600 Euro, salkasa tır için araç başına 8.300 Euro navlun bedeli noktasında tarafların mutabık kaldığı, davacı tarafından navlun bedelinin de bu kabul ve şartlar altında davalı taşıyıcıya ödediği, o halde davalının tek taraflı olarak sözleşme hükümlerine çiğnemesinin / aykırı hareket etmesinin mümkün olmadığı, aksine davalının sözleşme hükümleri ve şartları ile bağlı olduğu, sözleşmeye aykırı hareket edilmesi halinde ise bundan doğacak zararı gidermesi gerektiği, nihayetinde davalının salkasa tır araç ile taşıma yapmadığı, bu nedenle 6 adet normal tır araç ile yaptığı taşıma uyarınca ve sözleşme hükümleri gereği hak ettiği navlun bedelinin (4.600 x6) 27.600 Euro olduğu, ancak davalının salkasa tır araç fiyatları ile birlikte davacıdan taşıma bedeli olarak toplam 35.000 Euro navlun bedeli tahsil ettiğinden, sözleşme uyarınca aldığı bedelden yine sözleşme uyarınca hak ettiği navlun bedelinin mahsubunun gerektiği, bu suretle davacının 35.000 Euro - 27.600 Euro = 7.400 Euro tutarı borca aykırılık sebebiyle ve sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca iade istemekte haklı olduğu sonucuna varılmıştır. O halde, taşıma işini salkasa tır araçlarla yapacağını belirten ve salkasa tır araçlar için araç başına daha yüksek bedel belirleyerek teklif verip daha yüksek oranda navlun bedeli alan davalının, sözleşmeye aykırı şekilde taşımayı salkasa tır araç yerine normal tır araçlarla yaptığından mal varlığında davacı aleyhine haksız kazanç elde edeceği, bu suretle haklı bir sebep olmaksızın davacının malvarlığı aleyhine zenginleşeceği açıktır. TBK 77.maddesi uyarınca davalı bu zenginleşmeyi geri vermekle yükümlüdür. İşbu dava açılmadan evvel, davacının ... 24. Noterliğinin ... tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile borca aykırılık ve sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca dava konusu ettiği 7.400 Euro paranın 3 gün içinde ödenmesini talep ettiği, ihtarnamenin 08/02/2023 tarihinde davalıya usulüne uygun olarak tebliğ edildiği, davalının (12/02/2023 Pazar günü) 13/02/2023 tarihi itibariyle ödeme yapmadığı için temerrüte düştüğü, bu nedenle temerrüt tarihinden itibaren davacının talebi uyarınca 3095 s. Kanun 4/a. maddesi uyarınca faiz uygulanmasına da karar verilmiştir. Yapılan açıklamalar karşısında, davanın kabulü ile, 7.400,00 Euro alacağın 13/02/2023 temerrüt tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanunun 4/a. maddesi gereğince Devlet Bankalarının yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı üzerinden işleyecek faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: (Gerekçesi ve Ayrıntısı Yukarıda Açıklandığı Üzere); Davanın KABULÜ ile, 1-7.400,00 Euro alacağın 13/02/2023 temerrüt tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanunun 4/a. maddesi gereğince Devlet Bankalarının yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı üzerinden işleyecek faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 2-Kabul edilen dava değeri (7.400,00 Euro x 21.4985 TL = 159.088,90 TL) üzerinden alınması gereken 10.867,36 TL harçtan başlangıçta peşin alınan 2.716,85 TL harcın mahsubu ile eksik kalan bakiye 8.150,51 TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 3-Davacı tarafından yargılama nedeniyle yapılan 2.716,85 TL peşin harç, 169,75 TL posta ve tebligat masrafı, 7.000,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 9.886,60 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 4-Davacı yargılama sırasında kendisini bir vekille temsil ettirdiğinden kabul edilen dava değeri (159.088,90 TL) üzerinden hesaplanan ve karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13/1. maddesi uyarınca maktudan az olmamak koşulu ile belirlenen 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 5-Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.120,00 TL arabuluculuk sarf ücretinin davalıdan tahsil edilerek HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 6-HMK' nın 333. maddesi uyarınca taraflarca yatırılan anacak kullanılmayarak artan bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde resen ilgili tarafa veya vekiline İADESİNE, Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 06/11/2024 Katip ¸e-imzalıdır Hakim ¸e-imzalıdır