İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/312 E. 2024/592 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/312
- Karar No
- 2024/592
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL ASLİYE 2.TİCARET MAHKEMESİ DOSYA NO : 2023/312 KARAR NO : 2024/592 DAVA : TAZMİNAT (Rücuen Tazminat) DAVA TARİHİ : 12/03/2013 KARAR TARİHİ : 23/09/2024 Yukarıda açık kimliği yazılı taraflar arasında görülen TAZMİNAT davasının mahkememizde yapılan yargılaması neticesinde verilen 28/05/2021 tarih ve 2021/270 E. 2021/396 K.sayılı kararın İstinafı üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesinin 22/03/2023 tarih ve ... E....K.sayılı kararı ile hükmün kaldırılarak dosyanın iadesi üzerine yeniden yapılan açık yargılama sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA; Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; dava dilekçesinde liste-tablo halinde açıklanan 23 farklı trafik kazasında yaralanan 28 farklı sigortalısının görmüş oldukları tedaviler nedeniyle sunulan sağlık hizmetleri için, müvekkili şirketin özel sağlık sigortası poliçesi kapsamında ödemiş olduğu tedavi giderleri üzerine kendi sigortalılarının haklarına halef olduğunu, müvekkilinin ödediği tedavi giderleri toplamı üzerinden, her bir kazada tabloda gösterilen davalı ... şirketinin sigortalılarının kaza tespit tutanaklarında tespit edilen kusur oranları nispetinde hesaplanan 111.197,16 TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizleri ile birlikte davalı ... şirketinden ve 6111 sayılı Yasa gereği sorumlu olan davalı ...'dan sorumlu oldukları nispette tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; 5/02/2011 tarihli ve 27857 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6111 sayılı Yasa uyarınca ''Trafik kazaları sebebiyle üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer bütün resmi ve özel sağlık kurum ve kuruluşlarının sundukları sağlık hizmet bedelleri, kazazedenin sosyal güvencesi olup olmadığına bakılmaksızın Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanır'' hükmü uyarınca, ... şirketlerinin tedavi giderlerinden sorumluluğunun kalmadığını, ...'nın sorumlu olduğunu, bu nedenle davaya taraf olmadıklarını belirterek, davanın husumet yokluğundan, zamanaşımından ve esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE HUKUKİ NİTELENDİRME: Dava, trafik kazasında yaralanan dava dışı sigortalısına tedavi gideri ödeyen davacı özel sağlık sigorta şirketinin, TTK md 1472 kapsamında sigortalısının haklarına halef olması nedeniyle, ödediği tutarı kazaya karışan aracın ... şirketine rücuu talebine ilişkin maddi tazminat davasıdır. Mahkememizde yapılan yargılama sonunda 28/05/2021 tarih ve ... E.... K.sayılı karar ile "... Ana dosyada deliller ve dosya kapsamı Mahkemece incelenebilir hale geldikten sonra, davada davalı ... şirketine tedavi gideri rücuu talep edilen 24.05.2005 tarihinde ... plakalı aracın karıştığı ...'da meydana gelen trafik kazasında yaralanan (davacının özel sağlık sigortalısı) ...için ödenen 7.124,98 TL tedavi giderine yönelik tazminat talebi açısından, davalı vekilince yasal sürede cevap dilekçesinde ileri sürülen zamanaşımı def'i yönünden yapılan incelemede, dava tarihi itibariyle zamanaşımının dolmuş olduğu tespit edildiğinden, bu talep kısmı yönünden açılan davanın ana dosyadan tefrikine karar vermek gerekmiştir. Söz konusu tefrik üzerine bahsi geçen kazaya ilişkin rücuen tazminat davası Mahkememizin ... E dosyasına kaydedilmiş ve yapılan yargılama sonucunda, kazanın (5237 s. TCK 01.06.2005'te yürürlüğe girdiğinden) 765 sayılı TCK'nın yürürlükte olduğu 24.05.2005 tarihinde gerçekleştiği, celbedilen kolluk tahkikat evrakı ve trafik kazası tutanağına göre kazanın ölümlü kaza olmayıp yaralamalı kaza olduğu, TBK md 72 uyarınca ceza zamanaşımının uygulanması gerektiği, 765 sayılı TCK md 102/4 hükmü gereği taksirle yaralama suçunun zamanaşımının 5 yıl olduğu, lehe kanun uygulaması zorunluluğu nedeniyle uygulanması gereken zamanaşımı süresinin 5 yıl olduğu, bu trafik kazasıyla ilgili dosyaya suç soruşturma ve ceza yargılamasına ilişkin herhangi bir delil bildirilmediği, 5 yıllık zamanaşımını kesen bir sebep (iddianame düzenlenmesi, yakalama, tutuklama, sorgu, mahkumiyet hükmü vb) bulunsa bile 765 sayılı TCK md 104 gereği uzamış ceza zamanaşımı uygulamasıyla zamanaşımının en fazla yarısı kadar yani 7,5 yıla kadar uzayabileceği, kaza tarihi 24.05.2005 olduğundan uzamış ceza zamanaşımının 24.11.2012'de sona erdiği, davanın ise zamanaşımı sona erdikten sonra 12.03.2013 tarihinde açılmış olduğu anlaşıldığından, davanın zamanaşımından reddine karar vermek gerekmiştir. Davacı sigorta şirketince dava dışı sigortalısı ... için ödenip (... Esastan tefrik edilen) bu davada rücuu talep edilen tedavi gideri, davacı tarafından kaza tarihinde değil 25.02.2010 tarihinde ödendiği ileri sürülmekte ise de, TTK md 1472'ye dayalı rücuen tazminat davalarında zamanaşımı uygulamasına ilişkin Yargıtay İçtihatları Birleştirme Kurulunun ... K sayılı kararı, Yargıtay (Kapatılan) 17.HD'nin ... E ...K, ...E ... K sayılı, Yargıtay 11.HD'nin... E...K sayılı ve benzer pek çok emsal içtihadında da halefiyet hakkına dayalı rücuen tazminat davalarında, aynen sigortalının zarar sorumlusuna karşı açacağı dava gibi değerlendirme yapılarak zamanaşımının (ceza zamanaşımının) kaza tarihinden başlatılması gerektiği, davacı sigorta şirketinin sigortalısına yaptığı ödemenin zamanaşımını kesmeyeceği ve kendisi için zamanaşımının yeniden başlatılmasının mümkün olmadığı vurgulanmaktadır ..." gerekçesi ile davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir. Hükmün istinafı üzerine İstinafı üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesinin 22/03/2023 tarih ve ... E. ... K.sayılı kararı ile "... Somut dosya incelendiğinde; kazada sigortalı ...'ın yaralanmış olması nedeniyle ceza zamanaşımı hükümlerinin nazara alınması ve kaza 5237 sayılı TCK'nın yürürlüğe girdiği 01/06/2005 tarihinden önce 24/05/2005 tarihinde meydana geldiği için zamanaşımı süresinin 765 sayılı TCK hükümlerine göre değerlendirilmesi gerekmektedir. Taksirle yaralama eylemi yönünden 765 sayılı TCK'nın 459. maddesinde öngörülen cezanın miktarına göre TCK'nın 102/4 maddesi uyarınca 5 yıllık zamanaşımı süresi geçerlidir. Kaza tarihi 24/05/2005 olup ceza zamanaşımı süresi 24/05/2010 tarihinde dolmuştur. Ceza zamanaşımı süresi nazara alındığında dava zamanaşımı süresi dolduktan sonra açılmıştır (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 05/06/2015 tarihli ... E., ... K., 16/09/2015 tarihli ... E.... K. sayılı kararları) Ancak 6098 sayılı TBK'nın "Rücu İstemi" başlıklı 73/1.maddesinde; "Rücu istemi, tazminatın tamamının ödendiği ve birlikte sorumlu kişinin öğrenildiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde tazminatın tamamının ödendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar." hükmü yer almaktadır. 6098 sayılı TBK 01/07/2012 tarihinde yürürlüğe girmiş ve TBK'nın 73.maddesinde yer alan zamanaşımı süresi, 818 sayılı BK'da bulunmamakta olup TBK ile ilk kez düzenlenmiştir. 6098 sayılı TBK'nın 73/1.maddesinde yer alan rücu istemine ilişkin hüküm 01/07/2012 tarihinde yürürlüğe girdiğinden, 6101 sayılı Türk Borçlar Kanununun Yürürlüğü Ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 5/2 hükmü uyarınca somut olay değerlendirildiğinde ise zamanaşımının başlangıç tarihi ödeme tarihi olan 25/02/2010 olup 2 yıllık zamanaşımı süresi 25/02/2012 tarihinde dolmuştur. Ancak 6101 sayılı Kanun'un 5/2 hükmü uyarınca dava, Kanun'un yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 1 yıllık ek süre içerisinde 12/03/2013 tarihinde açılmıştır. Bu durumda davanın açıldığı tarih itibariyle 6098 sayılı TBK'nın 73 ve 6101 sayılı Kanun'un 5/2 hükmü uyarınca zamanaşımı süresi dolmadığından verilen karar hatalıdır. ..." gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile mahkememiz kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca kaldırılmasına karar verilerek dosya iade edilmiştir. BAM iade kararından sora yeniden yapılan yargılama sonunda; Zamanaşımı Sorunu; Davalı taraf süresinde verdiği cevap dilekçesinde ileri sürdüğü zamanaşımı def'inin incelenmesi sonucunda mahkememizce verilen ilk kararda taleplerin zamanaşımına uğradığı sonucuna varmıştır. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi ise aynı görüşte değildir. Taleplerin zamanaşımına uğramadığı düşüncesindedir. Yargıtay özel daire kararları ile BAM kararları ilk derece mahkemelerini bağlamaz. Zira Yargıtay bozma kararlarına karşı ilk derece mahkemelerinin direnme hakkı vardır. Her ne kadar BAM kararlarına karşı ilk derece mahkemelerine direnme hakkı tanınmamış ise de HMK.nun 353/1-a,6. Hükmüne dayanarak verilen kesin kararlar usul niteliğinde kaldırma/iade kararlarıdır. Kaldı ki Yargıtay'ımızın bazı dairelerinin zaman zaman HMK.nun 353/1-a,6. Hükmüne dayanarak verilen iade kararlarının kesin olmadığına işaret ederek, kesin iade kararlarına rağmen temyiz istemlerini kabul ederek işin esasına girerek dosyaları inceleyip karara bağladığı gözlemlenmektedir. Bu nedenle ilk derece mahkemeleri bozma/iade kararları ile bağlı değildirler. Bölge adliye mahkemesince verilen gönderme kararına karşı ilk derece mahkemesi direnme kararı veremez. Esasen bölge adliye mahkemesinin ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması yönündeki kararı ile ilk derece mahkemesi kararı iptal edilir ve kararın varlığı ortadan kalkar. Oysa temyiz kanun yolunda incelenen kararın iptal edilerek varlığının ortadan kalkması, Yargıtay tarafından verilen bozma kararı ile değil, ilk derece mahkemesi veya bölge adliye mahkemesince bozmaya uyma kararı verilmesi ile ortaya çıkar. Doktrinde kaldırma kararıyla birlikte bu karara kadar geçerli olan ilk derece mahkemesi kararının bertaraf edildiği ve kaldırma kararının usûl hukukunda sonuç doğuran inşai nitelikte karar olduğu ifade edilmiştir. Bu yönüyle bölge adliye mahkemesinin kararın kaldırılması yönündeki kararı üzerine ilk derece mahkemesinin direnme kararı verebilmesi mevcut hukuk sistemimizde mümkün değildir. İlk derece mahkemesi gönderme kararına göre işlem yapmak mecburiyetindedir. Gönderme kararında bölge adliye mahkemesince delillerin nasıl değerlendirileceğine ilişkin belirlemeler yer almış ise, ilk derece mahkemesi bu belirlemeler ile bağlı olmaz. Bu bakımdan bölge adliye mahkemesi, HMK m. 353/1-a’ya göre yapmaması gerekirken gönderme kararında davanın esası hakkında da tespitlerde bulunmuş ise, ilk derece mahkemesi bu tespitler ile bağlı olmaz. İstinaf mahkemesinin hatalı olarak yalnız davanın esasına ilişkin belirlemeler ile HMK m. 353/1-a-6’ya dayanarak gönderme kararı vermesi halinde dahi ilk derece mahkemesinin bölge adliye mahkemesinin bu belirlemeleri ile bağlı olması söz konusu değildir (Onur TABAK, Süleyman Demirel Üniversitesi Hukuk Fakültesi Medeni Usul ve İcra İflâs Hukuku Anabilim Dalı Araştırma Görevlisi, AndHD • Cilt: 9, Sayı: 1, Ocak 2023, s. 158). Öncelikle, hakimler idareye karşı bağımsız olduğu kadar kendi meslektaşlarına karşı da bağımsızdırlar. Bunun anlamı şu demektir; bir hakimin verdiği ara karar veya bozmadan/iadeden önceki esasa ilişkin karar kendisinden sonra davaya bakan hakimleri bağlamaz. Her hakim kendi hukuki bilgisine, tecrübesine, dosya kapsamına göre ve yasalara uygun olarak yargılamayı yönetir ve davayı sonuçlandırır. Bu açıklamalardan sonra somut olaya gelince; Davacı sigorta şirketinin talebine konu trafik kazası 24.05.2015 tarihinde meydana gelmiştir. Kaza nedeniyle hasar (tedavi gideri) ödemesi 25.02.2010 tarihinde yapılmıştır. Mülga BK zamanında sigorta rücü talepleri ile ilgili olarak özel bir zamanaşımı süresi öngörülmemiştir. TBK 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Mülga BK döneminde olmayan yeni bir zamanaşımı süresi yasanın 73.marddesi ile düzenlenmiştir. Her ne kadar yeni yasada öngörülen 2 yıllık zamanaşımı süresi 25.02.2012 tarihinde dolmuş ise de 6101 sayılı Türk Borçlar Kanununun Yürürlüğü Ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 5/2.maddesinde belirtilen "Türk Borçlar Kanunu ile hak düşürücü süre veya özel bir zamanaşımı süresi ilk defa öngörülmüş olup da başlangıç tarihi itibarıyla bu süre dolmuşsa, hak sahipleri Türk Borçlar Kanununun yürürlüğe girdiği tarihten başlayarak bir yıllık ek süreden yararlanırlar. Ancak, bu ek süre, Türk Borçlar Kanununda öngörülen süreden daha uzun olamaz." hükmü gereği, davanın açıldığı 12/03/2013 tarihi itibariyle dava zamanaşımı henüz dolmadan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle yukarıda açıklanan İstanbul BAM 45.HD.nin iade kararına mahkememizce de iştirak edilmiştir. Davalı vekilinin zamanaşımı def'i yerinde görülmemiştir. Esas Yönünden; Dava ... (Kapatılan) 49. ATM...E. dosyasında açılmış, mahkemenin kapanması üzerine dosya mahkememize devrolunarak ... E. Sırasına kaydedilmiştir. Yargılama devam ederken davadaki taleplerden biri olan dava dışı sigortalı ...için ödenen tedavi giderinin rücuu talebine ilişkin olan dava dosyadan tefrik edilerek Mahkememizin iş bu ... E (Eski: ...E.) sırasına kaydedilmiştir. Mahkememizin ...E (Kapatılan 49. ATM ... E.) dosyada açılan dava, 23 farklı trafik kazasında yaralanan 28 farklı özel sağlık grup sigortalısı için davacı sigorta şirketi tarafından ödenmiş tedavi giderlerinin, davalı ... şirketine ve ...'ya rücuu talebiyle tek dosya üzerinden açılmış olup, yargılama sırasında Türkiye'nin farklı yerlerinde gerçekleşmiş olan 23 farklı trafik kazasıyla ilgili ve bu kazalarda yaralanan 39 farklı sigortalının tedavileriyle ilgili olarak davacının hasar dosyaları ve poliçeleri, davalının hasar dosyaları ve poliçeleri, kaza tutanakları, bildirilen-tespit edilebilen soruşturma ve ceza dava dosyaları, farklı hastanelerdeki tedavi evrakı ve tetkikleri, araç ve kaza kayıtları, SBGM kayıtları vb. deliller toplanmaya çalışılmış, davanın açılış biçimi ve dosya kapsamı itibariyle toplanması gereken çok fazla delil olduğundan delil toplanma aşaması çok uzun sürmüştür. Dosyada daha sonra (davalılar arasında zorunlu dava arkadaşlığı da bulunmadığından) ...'ya karşı açılan davanın dosyamızdan tefrikine karar verilmiş, tefrik edilen dosyada "...'ya karşı açılmış davada iş (sosyal güvenlik) mahkemesi görevli olduğu" gerekçesiyle mahkememizce görevsizlik kararı verilmiş ve görevli mahkemeye gönderilmiştir. Ana dosyadan görevsizlik nedeniyle bir davalı (...) yönünden yapılan tefrik sonrası, Mahkememizin 2014/869 E dosyasında davalı olarak sadece ... Sigorta AŞ kalmıştır. Ana dosyadan ikinci tefrikle oluşturulan iş bu dosyada da bu nedenle tek davalı (... Sig.) bulunmaktadır. Dosyamızın tefrik edildiği 2014/869 E ana dosya yargılaması sırasında, davacı tarafından özel hastane ve tedavi kuruluşlarına ödenen tedavi giderlerinin, tedavilerin türü-niteliği itibariyle tedavinin yapıldığı-ödendiği dönemin özel tedavi kuruluşu ederlerine yani piyasa rayiçlerine uygun olup olmadığı konusunda, doktor bilirkişiden rapor alınmıştır. Ayrıca davalıların davacının ödediği tedavi giderinden sorumluluk durumlarının ilgili ... mevzuatı da gözetilerek bildirilmesi için bir bilirkişiden daha rapor alınmıştır. Mahkememizce alınan 04.05.2024 tarihli bilirkişi heyet raporunda; Dava konusu trafik kazası nedeniyle ... plaka numaralı hususi otomobilin sürücüsü ...’in % 100 (yüzde yüz) oranında tamamen asli kusurlu olduğu, (dava dışı ve davamıza konu)... plaka numaralı hususi otomobilin sürücüsü ...’ın kusursuz olduğu, olayın meydana gelmesinde, dava konusu zararın doğmasında veya artmasında başkaca kusurlu kişi, kurum, kuruluş veya etkili faktör bulunmadığı, 24.05.2005 kaza tarihinde davalı Trafik Sigortacısının düzenlediği ZMSS Poliçesi sorumluluk limitlerinin, Tedavi masrafları için kişi başına 5.000.- TL ve Sakatlanma/Ölüm halinde 50.000,00 -TL olduğunun ... Hesabı internet sayfasından tespit edildiği, kaza tarihi itibari ile sağlık giderleri açısından, “...25.02.2011 tarihinde 6111 sayılı “Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun” yürürlüğe girdiği, bu Kanunun, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun “Sağlık Hizmet Bedellerinin Ödenmesi” başlıklı 98. maddesini “Trafik kazaları sebebiyle üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer bütün resmî ve özel sağlık kurum ve kuruluşlarının sundukları sağlık hizmet bedelleri, kazazedenin sosyal güvencesi olup olmadığına bakılmaksızın genel sağlık sigortalısı sayılanlar için belirlenen sağlık hizmeti geri ödeme usul ve esasları çerçevesinde Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanır. (…)” şeklinde değiştiren 59. maddesi ve “Bu Kanunun yayımlandığı tarihten önce meydana gelen trafik kazaları nedeniyle sunulan sağlık hizmet bedelleri Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanır.” hükmünü amir Geçici Madde 1 ile söz konusu kanunun yayımlandığı tarihten önce meydana gelen trafik kazaları da dahil olmak üzere, trafik kazası sebebi ile kazazedelerin sağlık hizmet bedellerinin, sosyal güvenceleri olup olmadığına bakılmaksızın Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanacağının hükme bağlandığı, her ne kadar kaza tarihi 24.05.2005’de olsa ilgili maddeye istinaden kanunun yayımlandığı tarihten önce meydana gelen trafik kazaları nedeniyle sunulan sağlık hizmet bedelleri Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılandığı tespit edildiği, sorumluluk tutarının araç sürücüsünün kusuruna bağlı olarak hesap edilebileceği, davacının operasyonlardan sonra evindeki iyileşme sürecinde 1.500,00.-TL pansuman giderinin, davacının operasyonlarını gerçekleştirilen hastaneye kontrolleri için giderken yukarıdaki tabloda yer alan akaryakıt giderleri haricinde tahminen 2.500,00 -TL yol giderinin, davacı, iyileşme süresi boyunca tek taraflı canadien tipi koltuk değneğine ihtiyaç duyacağının tıbbi gerçeklik olduğu ve dava konusu olay tarihlerinde bu değneklerin 750,00 –TL giderinin yani toplamda 4.750.-TL belgesiz tedavi giderinden davalı sigortacının sorumlu olabileceği, 32.003,72 TL belgeli tedavi giderinin SUT hükümlerine bağlı miktarından ise ...’nın sorumlu olabileceği (araç sürücüsünün kusur oranına göre hesaplama yapılabileceği) yönünde görüş bildirilmiştir. Yukarıdaki açıklamalardan sonra somut olaya gelince; 24.05.2017-Salı günü saat 08:20 sıralarında sürücü ... (....) sevk ve idaresindeki, kendi adına tescilli, davalı ... Sigorta A.Ş. tarafından ZMS (Trafik) sigorta poliçesi ile teminat altına alınmış, ... plaka numaralı, ... marka, ... tipinde, 2004 model, Alüminyum gri renkli hususi otomobil ile ... ili, ... ilçesi, ... mahallesinde bölünmemiş, iki yönlü, iki şeritli ...devlet karayolunun sağ şeridini takiben ... istikametinden ... istikametine düz seyir halinde iken olay mahalli olan ... Hotel civarına geldiğinde aniden karşı şeride girip ön sol kesimleri ile karşı yönden gelen ve seyir şeridinde nizami olarak düz seyir halinde olan, davacı ...Sigorta A.Ş.’ye sağlık sigortalı sürücü ...(1972)’ın sevk ve idaresindeki, kendi adına tescilli, ...’ın yolcu olarak bulunduğu, ... plaka numaralı, ... marka, ... tipinde, 2000 model, ananas sarı renkli hususi otomobilin ön sol kesimlerinin çarpışması sonucu toplam iki taşıtın karıştığı, bir çarpışmanın yaşandığı trafik kazası meydana gelmiş, olay sürücüler ve yolcunun yaralanmaları ile taşıtlarda maddi hasar ile sonuçlanmıştır. K.T.K. Mad. 84/f,g), olayda sevk ve idaresindeki ... plaka numaralı hususi otomobil ile...devlet karayolunun sağ şeridini takiben ... istikametinden ... istikametine düz seyir halinde iken olay mahalli olan ve sağında solunda yol çalışması yapılan kesime geldiğinde aksine davranarak tehlikeleri ön görmeyen, trafik levhası ile sürücülerin bilgilendirildiği yolun icap ve şartlarına uygun olmayan, güvenle sevk ve idare edemeyeceği bir hızla zamanında yavaşlamadan yaklaşan, hızını ve direksiyon sapma açısını ayarlayamayan, direksiyon hakimiyetini ve kontrolünü kaybederek karşı yol bölümüne ani ve kontrolsüzce giren, emniyetle duramayacak mesafede karşı yönden nizami yaklaşan diğer otomobili, hız, konum ve mesafesini dikkate almayan, tehlike bölgesi karşı şeride girerek şeridini, önünü ve manevra alanını kapatıp üzerine doğru yönelerek çarpışmaya neden olan, trafikte can ve mal güvenliğini tehlikeye düşüren, kazaya zemin hazırlayan, dalgın, dikkatsiz, tedbirsiz, özensiz ve kontrolsüz davranan sürücü ...’in %100 (yüzde yüz) oranında tamamen asli kusurlu olduğu, olayda sevk ve idaresindeki ... plaka numaralı hususi otomobil ile bölünmemiş, iki yönlü, iki şeritli... devlet karayolunun sağ şeridini takiben ... istikametinden ... istikametine nizami düz seyir halinde iken olay mahalline geldiğinde karşı yönden gelen otomobil sürücüsünün ani ve kontrolsüz şekilde şeridine girip üzerine yönelmesi sonucu sadmesine maruz kaldığı anlaşılan, kısa süre ve mesafede gerçekleşen olayda etkili rolü, hatalı davranışı, kısa süre ve mesafede kazaya engel olabilmek adına alabileceği herhangi bir tedbir bulunmadığı mütalaa edilen sürücü...’a atfı kabil kusur bulunmadığı, olayın meydana gelmesinde, dava konusu zararın doğmasında veya artmasında başkaca kusurlu kişi, kurum, kuruluş veya etkili faktör bulunmadığı kabul edilmiştir. Bilirkişi incelemesine göre davacının operasyonlardan sonra evindeki iyileşme sürecinde 1.500,00 -TL pansuman giderinin, davacının operasyonlarını gerçekleştirilen hastaneye kontrolleri için giderken raporda belirtilen tabloda yer alan akaryakıt giderleri haricinde tahminen 2.500,00 -TL yol giderinin, davacı, iyileşme süresi boyunca tek taraflı canadien tipi koltuk değneğine ihtiyaç duyacağının tıbbi gerçeklik olduğu ve dava konusu olay tarihlerinde bu değneklerin 750,00 –TL giderinin yani toplamda 4.750.-TL belgesiz tedavi giderinden davalı sigortacının sorumlu olabileceği, 32.003,72 TL belgeli tedavi giderinin SUT hükümlerine bağlı miktarından ise ...’nın sorumlu olabileceği tespit edilmiştir. Dava dışı sigortalı ...için ödenen bedelin 7.124,98.-TL olarak bildirilmesi karşısında Bilirkişi heyetinin davalı sigortalının sorumluluğu yönünden belirlediği 4.750,00.-TL tutarındaki bedel makul bulunmuştur. Bu nedenle mahkememizce de hükme esas alınmıştır. 6100 sayılı HMK.nun 30.maddesinde hakime bir görev olarak yüklenen "Hâkim, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlüdür." hükmü gereği dava ve usul ekonomisi gözetilerek yeni bir heyetten rapor almaya gerek duyulmamış, davanın kısmen kabulüne karar vermek gerekmiş olup aşağıdaki hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan gerekçelerle; Davanın KISMEN KABULÜNE, 1-Ödeme tarihi olan 25.02.2010 tarihinden geçerli avans faizi ile birlikte 4.750,00.-TL tazminatın davalıdan alınarak DAVACIYA VERİLMESİNE, Fazlaya ilişkin taleplerin REDDİNE, 2-Alınması gereken 427,60-TL karar ve ilam harcının DAVALIDAN TAHSİLİ İLE HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 3-Davacı tarafça yapılan posta ve tebligat masrafı 315,00-TL, bilirkişi ücreti 9.000,00-TL toplamı 9.315,00-TL yargılama giderinden davanın kabul/red oranına göre hesaplanan 6.210,02-TL yargılama giderinin DAVALIDAN TAHSİLİ İLE DAVACIYA VERİLMESİNE, BAKİYESİNİN DAVACI ÜZERİNDE BIRAKILMASINA, 4-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden yürürlükteki AAÜT gereğince hesap ve takdir olunan (kabul olan dava değeri üzerinden) 4.750,00-TL vekâlet ücretinin DAVALIDAN TAHSİLİ İLE DAVACIYA VERİLMESİNE, 5-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden yürürlükteki AAÜT gereğince hesap ve takdir olunan (reddolan dava değeri üzerinden) 2.374,98-TL vekâlet ücretinin DAVACIDAN TAHSİLİ İLE DAVALIYA VERİLMESİNE, 6-Davacı tarafından yatırılan gider avansından yargılama sırasında yapılan masraflar ile karar tebliğ giderlerinden geriye kalan avansın karar kesinleştiğinde DAVACIYA İADESİNE, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalının yokluğunda, tarafların gerekçeli kararı tebliğ tarihinden itibaren 2 HAFTA içerisinde mahkememize verecekleri bir dilekçe ile veya bulundukları yerdeki başka bir mahkeme aracılığıyla mahkememize gönderecekleri dilekçe ile HMK. 341.maddesi uyarınca İstanbul BAM. nezdinde İSTİNAF yoluna başvurma hakları bulunduğu hatırlatılmak suretiyle verilen karar açıkça okunup anlatıldı.23/09/2024 KATİP Hakim