İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2021/610 E. 2024/640 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2021/610
Karar No
2024/640
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2021/610 KARAR NO : 2024/640 DAVA : Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (İtirazın İptali) DAVA TARİHİ : 17/09/2021 KARAR TARİHİ : 02/10/2024 Mahkememizde görülmekte olan banka dışındaki diğer kredi kuruluşlarına ilişkin düzenlemelerden kaynaklanan (itirazın iptali) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dilekçesi ile; müvekkili bankanın...Şubesi kredi müşterisi olan ... Şirketi lehine ..., ..., ..., ..., ..., ...Ve ...'nın müteselsil kefaletleriyle krediler kullandırılmış olduğunu, davalı borçlular ..., ..., ..., ..., ...,... ve ..., müteselsil kefil sıfatı ile imzalamış oldukları genel kredi sözleşmeleri ve mevzuat gereğince borçtan sorumlu olup müteselsil kefiller yönünden alacağın tamamı üzerinden ilamsız takibe geçilmiş olduğunu, davalı/borçlular ile müvekkil banka arasında akdedilen genel kredi sözleşmeleri gereğince hesaplanan temerrüt faiz oranı usul ve yasaya uygun olduğunu, gerek genel kredi sözleşmelerinin anılan hükümleri, gerek Merkez Bankası bildirimleri ve gerekse de 6102 sayılı T.T.K.'nın 8. maddesi ile 3095 sayılı Kanunun 2. maddesi hükümleri gereğince; müvekkili bankanın davalı/borçlulardan olan alacağı sabit olup müvekkil bankanın talep etmiş olduğu temerrüt faizi oranları usul ve yasalara uygun olduğunu, genel kredi ve teminat sözleşmeleri uyarınca müvekkili bankanın depo talebinin usule ve yasaya uygun olduğunu, davalı borçlular ile müvekkili banka arasında imzalanan genel kredi ve teminat sözleşmeleri uyarınca müvekkili bankanın ticari defter ve kayıtlarının kesin delil niteliğinde olacağının düzenlenmiş olduğunu, TBK 100. Madde gereği haklarımız saklı kalmak kaydıyla; davalıların ... 12. İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyasına vaki itirazlarının iptaline, takibin takip talehbindeki kayıt ve şartlarla devamına, davalılar aleyhine% 20'den az olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar vekili cevap dilekçesi ile 15.08.2018 tarihinde ... adına düzenleyip teslim etmiş oldukları teminat mektubunun vadesi 02.05.2019 olup işbu borç 12.04.2019 da ödenmek suretiyle kapatılmış olduğunu, 12.04.2019 tarihinde ...firması ... yeni kullanacağı kredi için davacı banka nezdinde yeni teminat mektubu talebinde bulunmuş olduğunu, 13.01.2020 tarihli olarak yeniden teminat mektubu tanzim edilmiş olduğunu, işbu teminat mektubunun konusu oluşturan borç 27.12.2019 tarihinde eksiksiz ödenmiş olduğunu, Türk parası hesabına bağlı ... teminatlı spot eşit taksitli ihracaat kredisi 21.06.2021 tarihi itibariyle kat edilmiş; bor tutarının faiz, vergi, masraf, gecikme faizi ve diğer tüm masraf ferileri ile 1.074.833,48 TL olduğu belirtilmiş olduğunu, burada ödenen taksit sayısı ve sözleşmesel faizlerde göz önünde bulundurulduğunda bu rakamın çıkmasının mümkün olmadığını, işbu rakamın ne şekilde tahakkuk ettirildiğinin anlaşılamamış olduğunu, çek koçan bedeli olarak bildirilen taleplerinde haksız olduğunu, şu zamana kadar karşılıksız çıkması nedeniyle ödenen bir çek koçanı bedeli de bulunmamakta olduğunu, ... teminatlı kredi de muaccel olmadığını,... tarihli ... sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesindeki ... teminatlarına ilişkin yeniden yapılandırma uygulanmamış olduğunu, bu yönüyle de muacceliyet kazanmadığının açık olduğunu, davanın reddine ve %20 den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini savunmuştur. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, takibe esas sözleşme içeriği dikkate alındığında takip tarihinde belirtilen her bir miktar nedeni ile asıl borçludan talep edilebilecek miktarların ne olduğu, özellikle kefiller yönünden ihtarnamenin davalı kefile tebliğ olunması halinde, kefillerin temerrüd tarihinden takip tarihine kadar asıl alacağa uygulanacak temerrüd faizinden sorumluluğu açık olmakla kefil yönünden kat ihtarnamesinin davalıya tebliği tarihine göre önel süresinin eklenerek temerrüd tarihinin tespiti, bu çerçevede davalı kefilin kendi temerrüd tarihine kadar olan kefalet sınırları içinde kalmak koşulu ile asıl alacak ve asıl borçlunun temerrüdünden sorumlu olacak olması, bu çerçevede davalı kefiller yönünden temerrüd için hesap kat ihtarının kefile tebliğinin şart olması, sözleşmede öngörülmediği sürece İİK.m.68 hükmünün kefil yönünden uygulanmasının ise mümkün olmaması, kefil yönünden temerrüd tarihinin ne şekilde belirlendiğinin açıklanması, buna göre temerrüd tarihinin tespiti (Yargıtay 19.HD ...E., ...K.sayılı ilamı) Yargıtay uygulaması ve sözleşme hükümleri karşısında bilirkişi tarafından banka kayıtları üzerinde inceleme yapılarak bankanın temerrüd halinde uyguladığı en yüksek faiz oranının belirlenmesi, bu orana gerekli ilave yapılarak borçluların sorumlu olduğu temerrüd faizinin tespiti, (Yargıtay 19.HD ...E., ...K.sayılı ilamı yine konu ile ilgili Yargıtay Genel Hukuk Kurulunun ve 19HD'nin emsal uygulamaları) kefillerin gayri nakdi kredilerden dolayı sorumluluğuna dair sözleşme hükümlerine göre sorumlu olup olmadığı, buna göre her bir davalıdan talep olunan ve hesaplanan miktarların ne olduğu, özellikle teminat mektuplarının eksiksiz olarak ödendiğinin davalı tarafından somutlaştırıp somutlaştıramadığı, ne şekilde somutlaştırıldığı, davacının kayıtlarından bu durumun anlaşılır olup olmadığı, çek koçan bedelinin buna göre talep edilip edilemeyeceği, ... teminatlı kredinin muaccel olup olmadığı, ne şekilde muaccel olup olmadığı, Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin bu yönden muacceliyete engel olup olmadığı, her bir davalıdan talep edilebilecek alacak kalemlerinin tek tek ne olduğu, kredi alacak miktarının noktalarında toplanmaktadır. Taraflar arasında, davalı şirketin asıl borçlu, davalı gerçek kişilerin kefil olduğu, süresi içinde icra müdürlüğüne itiraz sunulduğu, itiraz dilekçesinin davacı alacaklıya tebliğ edilmediği, itirazın iptali davasının ise süresi içinde açılmış olduğu tartışmasızdır. Yargılama aşamasında tüm davalıların vekilinin icra dosyasına dilekçe sunarak icra takibindeki itirazlarından vazgeçtikleri, ... 12. İcra Müdürlüğünün ...E.sayılı icra dosyasına istinaden verdiği 01/10/2024 tarihli cevabi yazı ile bu durumun anlaşıldığı açıktır. Esasen borçlular vekilinin 30/07/2024 tarihi itibariyle icra müdürlüğüne sunmuş olduğu dilekçe ile tüm borçlular yönünden icra dosyasındaki itirazlarından vazgeçildiği beyan edilmiş, yargılama aşamasında da davacı alacaklı vekili ise davalılardan herhangi bir vekalet ücreti, yargılama gideri, icra inkar tazminatı, yargılama giderleri ve vekalet ücreti talep etmediğini imzalı beyanı ile açıklamıştır. Dayanak icra müdürlüğü nezdinde yapılan ayrıntılı araştırma ve taraf vekillerinin beyan dilekçelerine göre davalıların mahkememizde dava açıldıktan sonra icra dosyasına yönelik itirazlarından feragat ettikleri ve bu suretle itirazlardan vazgeçmiş sayılmaları gerekir. Öncelikle belirtmek gerekir ki tüm davalılar icra dosyasına sunulan itiraz ile icra dosyasına itiraz etmiş olup dava tarihi itibariyle ise adı geçen davalı borçlular yönünden usulüne uygun olarak yapılmış bir itiraz söz konusudur. Ne var ki mahkememizce yargılamaya devam olunduğu aşamada, adı geçen davalılar icra dosyasına yönelik itirazlarından vazgeçtiklerini açıklamışlardır. Bilindiği üzere itirazın iptali davasının görülebilmesi açısından hüküm anına kadar itiraz nedeniyle duran bir icra takibinin varlığı zorunludur. Aksi halde itirazın iptali davası söz konusu olamayacaktır. Bu çerçevede adı geçen tüm davalıların icra icra dosyasına yönelik itirazlarından vazgeçmeleri karşısında davanın konusu artık kalmamıştır. Esasen tarafların beyanları içerik olarak dahi bu yöndedir. Yerleşik Yargıtay uygulaması da gözetildiğinde itirazın iptali davasının devam ettiği aşamada borçluların icra dosyasına yönelik itirazlarından vazgeçmeleri durumunda artık itirazın iptali davasının konusuz kaldığı kabul edilmelidir. (Yargıtay 19. HD. ...E. ...K.sayılı ilamı) Adı geçen Yargıtay ilamındaki uygulama gözetildiğinde ise maktu ret harcı alınacaktır. Esasen davacı vekili 02/10/2024 tarihli ve davalılar vekili ise 30/09/2024 tarihli e-imzalı dilekçeleri ile davanın konusuz kaldığından dolayı karar verilmesini, birbirlerinden herhangi bir vekalet ücreti ve yargılama gideri taleplerinin dahi bulunmadığını açıkça beyan etmişlerdir. Bu suretle taraf iradeleri dahi tam olarak uyuşmuştur. Davalıların icra dosyasına yönelik itirazlarından vazgeçmeleri karşısında davacı lehine icra inkar tazminatının takdir edilip edilmeyeceği değerlendirilebilir ise de yargılama aşamasında davacı vekili icra inkar tazminatı ile ilgili dahi aynı yönde karar verilmesini talep etmiştir. HMK m.26 hükmü uyarınca bu taleple bağlı kalınmıştır. Yapılan açıklamalar karşısında taraf vekillerinin müşterek beyanları ve itirazdan vazgeçilmiş olması dikkate alınarak konusuz kalan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına, taraf vekillerinin beyanları karşısında davacının inkar tazminatı talebi ile ilgili karar verilmesine yer olmadığına, davalıların icraya yönelik itirazlarından vazgeçmiş olmaları karşısında ise artık yasal dayanağı bulunmadığından davalıların kötüniyet tazminat talebinin reddine dair karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Taraf vekillerinin müşterek beyanları ve itirazdan vazgeçilmiş olması dikkate alınarak konusuz kalan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına, Taraf vekillerinin beyanları karşısında davacının inkar tazminatı talebi ile ilgili karar verilmesine yer olmadığına, Yasal dayanağı bulunmadığından davalıların kötüniyet tazminat talebinin reddine, 2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL harcın, peşin alınan 82.095,40TL harçtan mahsup edilerek bakiye 81.667,8‬0 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 3-Taraflarca yapılan yargılama giderlerinin üzerilerinde bırakılmasına, 4-Taraf vekillerinin beyanları karşısında taraflar lehine vekalet ücreti ve yargılama giderleri hükmedilmemesine, 5-1.400,00-TL arabuluculuk ücretinin davacı beyanı gereği ileride Bakanlıkça ödenmesi durumunda 6183 sayılı AATUHK hükümleri gereği ücretin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, Kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde mahkememize veya bulunulan yer asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile başvurmak koşuluyla İstanbul BAM nezdinde İstinaf yasa yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin huzurunda ve oy birliği ile karar verildi. Başkan Üye Üye Katip

Atıf: İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2021/610, K. 2024/640, T. 02.10.2024, www.arakarar.com/karar/istanbul-2-asliye-ticaret-mahkemesi-2021-610-e-2024-640-k-7cfa139b2fae