İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/21 E. 2025/351 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2025/21
- Karar No
- 2025/351
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO:2025/21 Esas KARAR NO :2025/351 DAVA:Sigorta (Yangın Sigortası Kaynaklı) DAVA TARİHİ:10/01/2025 KARAR TARİHİ:20/05/2025 Mahkememizde görülmekte olan Sigorta (Yangın Sigortası Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili sigorta şirketi sigortalısı ... Mobilya Day Tük Mal Teks..Ltd Şti'ne ait, ... 51/A adresinde mobilya satış faaliyeti göstermekte olup işyeri ... nolu geniş kapsamlı yangın paket poliçesiyle 11.9.2023 tarihinde sigortalandığını, sigortalının böylesi bir su baskınına karşı alabileceği bir önlemin bulunmadığını, zira hasarın başlangıcı pis su borusunun tıkanmış ve geri basmış olabileceğini, atık su basmasından dolayı işyerinde zemin parkelerinde, duvarlarda zarar meydana gelmiş ve tüm bunların izolesi için de (tamir,sıva, alçıpan,boya,nakliye,işçilik vb) Sigortalıya 17.10.2023 tarihinde 21.339 TL hasar ödemesi yapıldığını, meydana gelen bu hasarda kusur davalı idareye ait olduğu, zira şehrin atık su sistemlerini kurmak işletmek denetlemek bakım ve tamir ve yenilemesini vb yapmak Davalının sorumluluğundadır. Davalı bu sorumluluğuna uygun davranmadığından söz konusu zararın meydana geldiği, bu sebeple ödenen hasarın TTK 1472 md si uyarınca Müvekkil Sigorta şirketine ödenmesi rücuan talep edilmişse de Davalı bundan imtina ettiğini, taraflarınca dava şartı kapsamında İstanbul Arabuluculuk Bürosuna da başvurulmuşsa da uyuşmazlığın çözülemediğini, bu sebep ile arabuluculuk sonrası huzurdaki dava ikame edilmek zorunda kalındığını, tüm bu açıklanan nedenler ile ödenen 21.339 TL tazminatın 17.10.2023 ödeme gününden itibaren işleyecek faiziyle birlikte tahsiline keza yargılama masrafı ve vekalet ücretinin de davalı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; yargı yolu yönünden davanın güncel Uyuşmazlık Mahkemesi kararlarına göre İdare Mahkemesinde açılmasının gerektiğini, Davacı vekili, dava dilekçesinde meydana geldiğini iddia ettiği hasarın, müvekkiline ait tesisatta meydana gelmesi, tek başına müvekkil idareye kusur isnat edilebilmesi ve hasarla idaremiz arasında illiyet bağı kurulabilmesi için yeterli olmadığını, şebekede meydana gelen kaçağın müvekkilinin kusuru sebebiyle meydana geldiğinin kanıtlanmasının gerektiği, dava dilekçesinde idare izafe edilmiş böyle bir kusura yer verilmediğine göre, açılan davanın yerinde olduğunun kabulünün mümkün olmadığını, bina sakinlerince su sızıntılarına karşı alınması gereken hiç bir tedbirin alınmadığı (İzolasyon, drenaj sistemi v.b) tespit edildiğini, özellikle su basman seviyesi altında bulunan binaların muhtemel su baskınlarına karşı bina maliklerinin yönerge ve yönetmeliklerde belirtilen asgari tedbirleri alması kanunen ve teknik olarak gerekliliği, dava konusu yerin projeye uygunluğunun denetlenmesi gerektiğini, öte yandan dava konusu taşınmazın projeye aykırı olarak inşa edilmesi ve zararın bu nedenle oluşması ihtimalide dikkate alınması gereken bir husus olduğu, dolayısıyla bu hususun davanın selameti açısından açıklığa kavuşturulmasını, hasara uğradığı iddia edilen hususların makul ve hakkaniyete uygun olup olmadığının tespiti için mahallinde icra edilecek keşfe muallak olmakla, mahallen keşif icra edilmesini, davacı tarafın hükmedilmesini talep ettiği tazminata ödeme tarihinden itibaren faiz istemi hukuka aykırı olduğu, müvekkilinin idarenin davacıya kesinleşmiş bir borcunun olmadığını, müvekkili idarenin temerrüdü söz konusu olmadığından dava haksız fiile dayalı olarak açıldığından yerleşik Yargıtay İçtihatlarına göre ancak dava tarihinden itibaren yasal faiz talep edebilir, davada talep edilen hasar bedelinin fahiş olduğu, dava konusu bedelin tarafsız bilirkişiler tarafından yeniden tespit edilmesini, haksız açılan haksız ve mesnetsiz usul ve esasa aykırı davanın reddine, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin davacı yana tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER: Dosya kapsamındaki dava dilekçesi, ekleri ve dosyanın tümü hep birlikte incelenmiştir. Davacı sigorta şirketine müzekkere yazılarak hasar dosyasının Mahkememize gönderilmesi istenilmiş, hasar dosyasının Mahkeme dosyamız arasında olduğu görülmüştür. ... Kaymakamlığı Tapu Müdürlüğü' nün 16/01/2025 tarihli yazı cevabının Mahkeme dosyamız arasında olduğu görülmüştür. GEREKÇE Dava, davalıların kazı çalışması sırasında davacının alt yapısına zarar verildiği iddiası ile tazminat talebine ilişkindir. Davacının tazminat talebi niteliği itibariyle haksız fiil sorumluluğuna dayanmaktadır. TBK md. 49’a göre kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Zarar gören karşı tarafın kusurunu ve zarara uğradığını ispat yükü altındadır. Davacı, husumeti ...’ye yöneltmiştir. ... yönünden yapılan incelemede, davalının hukuki konumu itibariyle yargı yolunun caiz olup olmadığı mahkememizce araştırılmıştır. HMK md. 114’te dava şartları düzenlenmiştir. Bu maddenin birinci fıkrasının b bendi “yargı yolunun caiz olması” şeklindedir. Dava şartları yargılamanın her aşamasında mahkeme tarafından kendiliğinden özetilmesi gereken unsurlardır. Bunlardan birinin eksik olması halinde davanın usulden reddine karar verilir. Somut olayda davalı taraf ... olup, ... kamu tüzel kişiliğini haiz bir kuruluştur. ...’nin kamu hizmeti görürken vermiş olduğu zararlar hizmet kusuru kapsamında değerlendirilmektedir. Hizmet kusuruna ilişkin açılacak tam yargı davalarında ise idari yargı yoluna gidilmesi gerekir. Bu hususta Uyuşmazlık Mahkemesi tarafından verilen 05/02/2024 tarihli .... sayılı ilamda “17. Yukarıda anılan mevzuat hükümleri ve yerleşik içtihatlar uyarınca, kamu tüzel kişiliğini haiz ... Müdürlüğünün (...) hizmet kusurundan kaynaklanan zararın ilamsız icra takibine ve dolayısıyla itirazın iptali davasına konu edilmesi hukuken mümkün bulunmamaktadır. Kamu hizmeti yürüten idarenin bu hizmeti yürüttüğü sırada verdiği zararın tazmini istemiyle açılan dava, kamu hizmetinin yöntemine ve hukuka uygun olarak yürütülüp yürütülmediğinin, bu hizmetin yürütülmesinde hizmet kusuru veya başka nedenle idarenin sorumluluğu bulunup bulunmadığının saptanmasını gerektirmektedir. Bu hususların saptanması ise idare hukuku ilkelerine göre yapılabileceğinden, 2577 sayılı Kanun'un ilgili maddesi kapsamında bulunan tam yargı davasının görüm ve çözümünde idari yargı yeri görevli bulunmaktadır. Bu durumda, davalı idarenin hizmet kusuru nedeniyle verdiği ileri sürülen zararın tazmini istemi niteliğindeki davanın, idari yargı yerinde çözümlenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.” şeklinde karar verilmiştir. Somut olayda da yapılan kazı çalışmasının alt yapı sisteminin onarımına ilişkin, davalı idarenin görmekte olduğu kamu hizmetine ilişkin olduğu ve hizmet kusuru olarak nitelendirilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır. Bu sebeple hizmet kusuruna ilişkin idari yargıda dava açılması gerekirken adli yargıda dava açılmasında HMK md. 114/1-b uyarınca yargı yolu caiz olmadığından davanın usulden reddine karar verilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda izah edilen gerekçeye istinaden; 1-Davanın idari yargı yolu caiz olduğundan HMK Madde 114/1-b ve 115/2 uyarınca dava şartı yokluğundan REDDİNE, 2-Yatırılan harç yeterli olduğundan başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T göre hesaplanan 21.339,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 5-Zorunlu arabuluculuk başvurusu nedeniyle devletçe karşılanan 3.600,00-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 6-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde taraflara iadesine, Dair, miktar itibariyle istinaf sınırı altında kaldığından KESİN olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 20/05/2025 Katip ... e-imzalıdır Hakim ... e-imzalıdır