İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/399 E. 2024/847 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/399
- Karar No
- 2024/847
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/399 Esas KARAR NO : 2024/847 DAVA : Tazminat (Özel Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 16/09/2014 KARAR TARİHİ : 26/11/2024 Taraflar arasında görülen davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda: GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili tarafından mahkememize ibraz edilmiş olan dava dilekçesinde özetle; ... ... sevk ve idaresindeki ... plakalı araç ile ... ...... ' ın sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın çarpışması sonucu meydana gelen trafik kazısı neticesinde, ... plakalı araçta yolcu olarak bulunan ... 'ün yaralandığını, davalı ... şirketi nezdinde sigortalı bulunan ... plakalı araç sürücüsünün kusurlu olduğunu, kaza neticesinde müvekkilinde tüm vücut fonksiyon kaybı ve buna bağlı olarak meslekte kazanma gücü kaybı ile efor kaybı ve gerek tedavi süreci gerekse tedaviden sonra oluşan tedavi ve bakım giderlerinin meydana geldiğini, dava konusu kazaya sebebiyet veren aracın davalı ... nezdinde ... nolu Z.M.M.S paliçesi ile sigortalı olduğunu, müvekkilinin Adli Yardım talebinin olduğunu, avans ödemesi ve geçici ödeme taleplerinin olduğunu, şimdilik müvekkili için 1.000,00 TL maddi tazminatın davalıdan kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsilini beyan ve talep etmiştir. Davalı vekili tarafından mahkememize ibraz edilmiş olan cevap dilekçesinde özetle; ... plakalı aracın, sigortacı şirket tarafından tanzim edilen 28/03/2012-28/03/2013 tarihleri arasında vadeli ... poliçe no'lu Z.M.M.S paliçesi ile sigortalı olduğunu, davacı yana 23.07.2014 tarihinde 25.923,96 TL ödeme yapıldığını, davacıdan bu ödemeyi takiben ibraname alındığını, İdame edilen bu davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının zararını ispat etmesi gerektiğini, kazaya ilişkin ATK'dan maluliyet durumu ve maluliyetin kaza ile illiyeti hakkında rapor alınmasını, geçici ödeme talebinin reddine karar verilmesi gerektiğini, kusur tespitinin yapılması ve maddi tazminatın hesaplanması için dosyanın aktüerya uzmanı bilirkişiye gönderilmesini, SGK'dan rücuya tabi bir ödeme alınıp alınmadığının araştırılmasını, alınmış ise bu tutarın tazminat hesabından mahsubunu, tedavi giderlerinden müvekkilinin sorumlu olmadığını, temerrüt tarihinin kaza tarihi olmadığını faiz olarak yasal faiz istetilmesi gerektiğini ve davanın reddine karar verilmesini beyan ve talep etmiştir. Mahkememizce yapılan kontrolde; işbu davanın 16.09.2014 tarihinde açılmakla mahkememizin 2014/... Esasına kaydının yapılmış olduğu, mahkememizce yapılan yargılama sonucunda 2019/... Karar Sayılı ile 30.01.2019 tarihinde verilen; "1-Davanın KABULÜ İle davacının maddi tazminat yönünden 91.572,29 TL maddi tazminatın ödeme tarihi olan 23/07/2014 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine," şeklindeki karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine ... Mahkemesi ... Hukuk Dairesinin 2019/... Esas, 2021/... Karar Sayılı, 10.06.2021 tarihli ilamı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş olduğu, işbu karara karşı Temyiz Yasa yoluna başvurulması üzerine Yargıtay ... Hukuk Dairesinin 2021/... Esas, 2023/... Karar Sayılı, 31.10.2023 Tarihli "Uyuşmazlık; davacının yolcu olarak bulunduğu kapalı kasa kamyonet ile davalı ... şirketi tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile teminat altına alınan aracın 03.09.2012 tarihinde karıştığı çift taraflı trafik kazası sonucu davacının yaralanarak malul kalmasından kaynaklanan sürekli iş göremezlik tazminatı, geçici iş göremezlik tazminatı ile geçici bakıcı gideri tazminatı istemine ilişkindir. ... Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına, kusur oranlarının belirlenmesinin yerinde olmasına, ceza mahkemesinde alınan raporlar ile davacının yolcu olması nedeniyle karşı aracın sigorta şirketi yönünden kusur oranının %100 olarak kabulünün yerinde olmasına, davalıca sigortalı aracın ticari olduğu ve yük nakli amaçlı kullanıldığının sabit olmasına göre avans faizine hükmedilmesinin isabetli olmasına, davalının temerrüt tarihinin ödeme tarihi olarak kabulünün yerinde olmasına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. ... Bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde; davacının yolculuk yaptığı aracın kapalı kasa kamyonet olduğu, araçtaki koltuk sayısının 3 olduğu, buna rağmen kaza tespit tutanağı ve tüm dosya kapsamına göre araca sürücü dahil 12 kişi binerek 9 kişi ile istiap haddinin aşıldığı, davacının kamyonetin kasasında yolculuk yaptığı sabittir. Şu halde, tazminattan istiap haddinin aşılmasından kaynaklı %20 oranında müterafik kusur indirimi yapılması gerekirken bu husus göz ardı edilerek indirim yapılmaması, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin müterafik kusura yönelik istinaf itirazlarının esastan reddine dair karar verilmesi isabetli olmamıştır. Bu nedenle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılarak, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir." şeklindeki gerekçeli ilamı ile mahkememizin 30.01.2019 tarihli hükmü kaldırılmakla dosya mahkememizin işbu esasına kaydı yapılarak yargılamaya devam olunmuştur. Tüm dosya kapsamı birlikte incelendiğinde; Dava, davacının yolcu olarak bulunduğu kapalı kasa kamyonet ile davalı ... şirketi tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile teminat altına alınan aracın 03.09.2012 tarihinde karıştığı çift taraflı trafik kazası sonucu davacının yaralanarak malul kalmasından kaynaklanan sürekli iş göremezlik tazminatı, geçici iş göremezlik tazminatı ile geçici bakıcı gideri tazminatının davalı ... şirketinden tahsili istemine ilişkindir. Somut olayda; dava dışı ... ...'ın sevk ve idaresindeki ve davalı ... şirketi nezdinde ZMMS ile sigortalı bulunan ... plakalı araç ile dava dışı ... ......'ın sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın 03/09/2012 tarihinde çarpışması sonucunda ... plakalı araçta yolcu olarak bulunan davacı ...'ün yaralanması sebebiyle sürekli iş göremezlik tazminatı, geçici iş göremezlik tazminatı ile geçici bakıcı gideri tazminatının ZMMS kapsamında davalı ... şirketinden tahsili istemi ile işbu davanın açılmış olduğu anlaşılmıştır. 2918 sayılı KTK'nın 111. maddesi uyarınca, tazminat miktarlarına ilişkin olup da yetersiz veya fahiş olduğu açıkça belli olan anlaşmalar veya uzlaşmalar yapıldıkları tarihten itibaren 2 yıl içinde iptal edilebilirler. Yasa'nın bu hükmünden yararlanmak için ibra belgesinin iptalinin açıkça ve ayrıca istenmesine gerek olmayıp, dava sırasında bu husus ileri sürülebileceği gibi, yapıldığı tarihten itibaren 2 yıl içinde hükümlerinin kabul edilmediğine ilişkin bir irade açıklaması da yeterlidir. Yasada belirtilen 2 yıllık süre, hak düşürücü süre olup re'sen dikkate alınması gerekir ( Bknz. Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2021/4974 Esas, 2021/6943 Karar Sayılı, 18/10/2021 Tarihli ilamı). İşbu yasal düzenleme uyarınca somut olayda yapılan kontrolde davalı tarafından davadan önce ödemenin 23.07.2014 tarihinde yapıldığı, işbu davanın ise 16.09.2014 tarihinde 2 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı görülmekle yargılama yapılmıştır. Haksız Fiillerden doğan borç ilişkileri Türk Borçlar Kanununun 49. Ve devamı hükümlerinde düzenlenmiş olup 49. Maddenin "(1)Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. (2)Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür." şeklindeki düzenlemesi ve aynı kanunun Zararın ve kusurun ispatı başlıklı 50. Maddesinin "(1) Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. (2)Uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler." şeklindeki düzenlemesi uyarınca bir haksız fiil sonucunda zarar görenin tazminat isteminde bulunabilmesi için ortada haksız fiilin bulunması, failin kusur olması, talepte bulunan şahısta zararın meydana gelmiş olması ve zarar ile fiil arasında illiyet bağının olması gerekmektedir. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 85/1. maddesinde, “bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yararlanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, araç işletenin bu zarardan sorumlu olacağı”, aynı yasanın 85/son maddesinde ise, “işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur” hükümlerine yer verilmiş, Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın A-1. maddesinde de, “sigortacı bu poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermesinden dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder” şeklinde ifade edilmiştir. Bir zarar sigortası türü olan zorunlu mali sorumluluk sigortasında sigortacı işletenin sorumluluğunu yine ancak sorumlu olduğu çerçevede karşılamakla yükümlüdür. Bu bakımdan zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi ile işletenin poliçe limiti dahilinde tazminat sorumluluğunu yüklenen sigorta şirketi gerçek zarardan, işletenin ve eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru oranında sorumlu tutulabilecektir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 54. maddesinde, bedensel zarar kapsamına giren zarar türleri sayılmış olup bu maddeye göre vücut bütünlüğünün ihlali halinde mağdurun malvarlığında meydana gelmesi muhtemel olan azalmanın ve dolayısıyla maddi zararın türleri; tedavi giderleri, kazanç kaybı, çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar şeklinde düzenlenmiştir. 6111 sayılı Kanun'un 59.maddesi ile değişik Karayolları Trafik Kanunu'nun 98.maddesinde Sosyal Güvenlik Kurumu'nca karşılanacak sağlık hizmeti bedellerinin neler olduğu açıklanıp sınırlandırılmıştır. KTK'nın 98.maddesi gereği SGK Başkanlığı'nın sorumlu olduğu sağlık giderleri, trafik kazaları nedeniyle üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer resmi ve özel sağlık kuruluşlarında yapılan tıbbi tedaviye ilişkin sağlık hizmet bedellerinden ibarettir. SGK'nın hangi sağlık giderlerinden sorumlu olduğu kanunla belirlenmiştir. Yerleşik yargıtay içtihatları, TBK'nın 54.maddesi ile KTK'nın 98.maddesi hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, kazadaki yaralanmadan kaynaklanan geçici işgöremezlik ve bakıcı giderine ilişkin zararından sorumluluk, zarara neden olanlar ile bu kişilerin sorumluluğunu poliçe ile üstlenen sigorta şirketine aittir. Nitekim mahkememizin işbu dosyası ile benzer mahiyette bulunan Yargıtay ... Hukuk Dairesi'nin 2021/... Esas, 2021/2452 Karar Sayılı İlamı ve Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 2019/6271 Esas, 2020/8104 Karar Sayılı İlamı, Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesinin 2021/2156 Esas, 2022/1585 Karar Sayılı, 21/10/2022 Tarihli ilamı, Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesinin 2021/2933 Esas, 2023/1562 Karar Sayılı, 21/09/2023 Tarihli ilamı da bu yöndedir. Yargılama esnasında (bozma öncesi) davacı asilin tedavi evrakları celp edilerek ATK'dan davacının maluliyetinin bulunup bulunmadığına, geçici iş göremezlik süresinin tespitine ilişkin olarak rapor tanzim edilmesi istenilmiş olup dosyaya ibraz edilen 07.08.2017 tarihli raporda raporda özetle; ... kızı 1988 doğumlu ...’ün 3.09.2012 tarihinde geçirdiği trafik kazasına bağlı arızası sebebiyle 11.10.2008 tarih ve 27021 sayılı resmi gazetede yayımlanan çalışma gücü ve meslekte kazanma gücü kaybı oranı tespit işlemleri yönetmeliğinden yararlanılmak suretiyle ve meslek grup numarası grup 1(bir)kabul olunarak, -E cetveline göre % 15.0 (Yüzdeonbeşnoktasıfır) oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağı, -İyileşme (işgöremezlik) süresinin 03.09.2012 tarihinden itibaren 6 (altı) aya kadar uzayabileceği kanaatine varıldığı mahkememize bildirilmiştir. Alınan işbu raporun hüküm kurmaya ve denetime elverişli olması sebebiyle işbu maluliyet raporu esas alınmak sureti ile meydana gelen kazadaki tarafların kusur oranlarının tespiti, davacı asilin kaza tarihi itibari ile davalıdan talep edebileceği tazminat miktarının belirlenmesi için dosyanın 1 aktüerya uzmanı bilirkişisine, 1 sigorta hukuku alanında uzman bilirkişisi ve 1 trafik kazaları alanında uzman bilirkişiye tevdine karar verilmiş olup bilirkişi heyeti tarafından hazırlanılarak mahkememize ibraz edilmiş olan kök ve ek raporda (davalının yapmış olduğu ödemenin güncellenerek tenzil edilmesi ile birlikte yeniden hesap yapıldığında) özetle; Dava konusu olayın Karayolları Trafik Kanunu Kapsamında TRAFİK KAZASI olduğu, Meydana gelen kazanın “önlenebilir bir KAZA” niteliğinde olduğu, KAÇINILMAZLIK faktörünün etkisinin OLMADIĞI, Söz konusu kaza ile ilgili olarak davacı beyanları ile dosya kapsamına göre; - ... ve (arkasında 58 TP 132 plakalı yarı römork-dorse bağlı) aracın sürücüsü ... ...'ın; kazada % 70 (YÜZDE YETMİŞ) ORANINDA KUSURLU olduğu, - ... plakalı aracın sürücüsü ... ... ...'ın; kazada % 30 (YÜZDE OTUZ) ORANINDA KUSURLU olduğu, Davacıya yapılan ödemeyle davacının ödeme tarihindeki verilere göre maluliyet maddi zararı arasında açık nispetsizlik olduğu, Davacının geçici iş göremezlik nedeniyle nihai ve gerçek maddi zararının (%100 sorumluluk halinde) 4.653,18 TL olduğu, (%70 sorumlu olduğunun kabulü halinde ise) 3.257,23 TL olduğu, Davacının sürekli iş göremezlik nedeniyle nihai ve gerçek maddi zararının (%100 sorumluluk halinde) 116.797,86 TL olduğu, (%70 sorumlu olduğunun kabulü halinde ise) 81.758,50 TL olduğu, bu tutardan davalının yapmış olduğu ödemenin güncel hali olan 35.601,76 TL'nin mahsubu halinde bakiye sürekli iş göremezlik miktarının 46.156,74 TL olduğu, Davacının bakıcı gideri nedeniyle nihai ve gerçek maddi zararının %100 sorumluluk halinde) 5.723,01 TL olduğu, (%70 sorumlu olduğunun kabulü halinde ise) 4.006,11 TL olduğu, Kanaatine varıldığı mahkememize bildirilmiştir. Bozma sonrasında yapılan yargılama esnasında davacı vekili tarafından usuli kazanılmış hak hususunun dikkate alınmaksızın güncel asgari ücrete göre yeniden hesaplama yapılması talebinde bulunmuş olduğu görülmüştür. Öncelikle usuli kazanılmış hak kavramına yönelik olarak açıklama yapılması gerekmekte olup bu kapsamda; Mahkemenin, Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine, o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. 'Usuli kazanılmış hak' olarak tanımlayacağımız bu olgu; mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirdiği gibi, mahkemenin kararını bozmuş olan Yargıtay Hukuk Dairesince; sonradan, ilk bozma kararı ile benimsemiş olduğu esaslara usuli kazanılmış hakka aykırı bir şekilde, ikinci bir bozma kararı verilememektedir (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, Hukuk Genel Kurulu’nun 12.07.2006 gün, 2006/9-508 E., 2006/521 sayılı kararı). Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur. (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK). Mahkememizin işbu dosyası ile benzer mahiyette bulunan Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2024/3435 Esas, 2024/3699 Karar Sayılı, 24.04.2024 Tarihli "... Mahkemenin bozma öncesi kararı davalı vekilinin temyiz istemi üzerine davalı lehine bozulmuştur. Bozma kapsamında Mahkemece yapılan yargılamada alınan 05.10.2021 tarihli bilirkişi raporunda bozma uyarınca hesaplamaya ilişkin diğer hususlar bakımından usuli kazanılmış haklar gözetilmeden güncel asgari ücret verileri ile hesaplama yapılmıştır. Oysa sadece davalı vekili lehine ilk hükmün bozulduğu, bozma kapsamında belirtilen yön dışında 10.09.2020 tarihli kök rapordaki veriler yönünden (tazminata esas alınan gelir, esas alınan asgari ücret yılı, yaşam tablosu, işlemiş/işleyecek dönem tarihleri gibi) davalı lehine usuli kazanılmış hak oluştuğu dikkate alınması gerekirken davalı yararına oluşan usuli kazanılmış hakları ihlal eden ek hesap raporu hükme esas almaya elverişli değildir." şeklindeki güncel ilamı, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2022/10-796 Esas, 2023/625 Karar Sayılı, 14.06.2023 Tarihli "... Hüküm tarihine en yakın tarihteki ücretlerin esas alınması mahkemenin vereceği ilk hükümle ilgili olup bu hükmün yeniden rapor alınmasını gerektirmeyen bir nedenle bozulması hâlinde yeni verilecek hüküm tarihini esas alan bir hesaplama yapılması gerekmeyecek ancak bozma nedeni tazminat hesabı için yeniden rapor alınmasını gerektiriyor ise bu takdirde alınacak raporda sonradan değişen ücretler esas alınarak önceki rapordaki miktarlar itibarıyla varsa usuli kazanılmış hak oluşturan durumlarında dikkate alınacaktır. Hükme esas alınan bilirkişi raporuna yönelik maddi tazminat hesabı noktasında temyiz itirazı bulunmadığı veya Yargıtay Hukuk Dairesince maddi tazminat hesabı yönünden bir aykırılık görülmediği takdirde bu raporun esas alınması gerektiği konusunda usuli kazanılmış hak oluşacağından farklı bir hesaplama içeren yeni rapora göre karar verilmesi usuli kazanılmış hakkın ihlâli sonucunu doğuracaktır." şeklindeki ilamı ve benzer mahiyetteki içtihatlar göz önünde bulundurularak yargılamaya devam olunmuştur. Mahkememizce alınan 04.12.20217 tarihli kök rapor akabinde davacı vekili tarafından harçlandırılmış olarak ibraz edilmiş olan 19.01.2018 tarihli ıslah dilekçesinde özetle; "Bilirkişi raporunda müvekkilin geçici iş göremezlik zararının 3.257,23 TL, sürekli iş göremezlik zararının 72.446,86 TL ve bakıcı gideri zararının 4.006,11 TL olmak üzere toplamda 79.710,2 TL maddi zararının olduğu tespit edilmiştir. Müvekkil için talep ettiğimiz 1.000,00 TL alacağı 78.710,2 TL artırarak bilirkişi raporunda hesaplanan 79.710,2 TL maddi tazminat alacağı talep etmekteyiz." şeklinde davasını ıslah etmiş olduğu, akabinde alınan ek rapora karşı davacı vekili tarafından sunulmuş olan 07.12.2018 tarihli beyan dilekçesi ile birlikte davacı vekilinin "Daha önce beyan ettiğimiz beyan dilekçeside dikkate alınarak; "Tüm bu hükümlere dayanılarak müvekkile kusur isnat edilmeden 116.797,86TL 'lik maddi zarar ödemesinden davacı müvekkilimizin almış olduğu 35.601,76TL ödeme mahsup edilerek toplam 81.196,1TL SÜREKLİ İŞ GÖRMEZLİK MADDİ ZARAR, 4.653,18TL GEÇİCİ İŞ GÖRMEZLİK MADDİ ZARARI ve 5.723,01TL BAKICI GİDERİ NEDENİYLE MADDİ ZARARI ödemesi olmak üzere toplam 91.572,29 TL maddi zarar ödemesi KTK 88/1 'e göre sorumluluk davalı ... şirketine aittir ve davalı ... şirketi tarafınca maddi tazminat ödemesi yapılmalıdır." şeklinde talepte bulunmuş olduğu ve bozma önceki mahkemece bu 2. Beyan dilekçesi dikkate alınarak hüküm tesis edilmiş olduğu, davacı vekili tarafından mahkememizce kurulan ilk hükme karşı herhangi bir yasa yoluna başvurulmadığı, istinaf ve temyiz yasa yoluna başvuran tarafın davalı taraf olduğu, bu hali ile yukarıda anılan içtihatlar da göz önünde bulundurulduğunda tazminat miktarlarının ilk hüküm ile birlikte kesinleşmiş olduğu, kesinleşen bu miktarlar bakımından davalı lehine usuli kazanılmış hak oluştuğu, bozma konusu yapılmayan rapor bakımından güncel asgari ücret göz önünde bulundurularak yeniden rapor alınmayacağından davacı vekilinin buna yönelik olan talebinin reddine karar verilerek yargılamaya devam olunmuştur. Her ne kadar bilirkişiler tarafından raporun sonuç bölümünde dava dışı sigortalının kusuru olan %70 oranında davalının sorumlu olduğu belirtilerek bu tutar belirtilmiş ve davalı tarafça bu hususta itirazda bulunulmuş ise de mahkememizin işbu dosyası ile benzer mahiyette bulunan Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2016/10038 Esas, 2019/3970 Karar Sayılı, 02/04/2019 Tarihli "...Somut olayda, davalının davacıya (davanın halefiyete dayalı olarak açıldığı gözetildiğinde davacının sigortalısına) karşı sorumluluğu, yasadan (K.T.K. Ve B.K.) kaynaklanan müteselsil sorumluluk esasına dayalı olup, zarara birden fazla kişinin kusuru ile sebep olması halinde bu kişilerin hepsi davacı karşısında müteselsilen sorumlu olmakla, davacının bu kişilerden birinden veya hepsinden zararının tümünü talep etme hakkı mevcuttur. Zarar sorumluları arasındaki kusur dağılımı ise üçüncü kişi konumundaki davacıyı(sigortalısını) etkilemeyecek olup, zarar sorumluları arasındaki iç ilişki açısından önem arz edecektir." şeklindeki gerekçeli ilamı da göz önünde bulundurulduğunda davalı ... şirketinin 3. Kişi konumunda olan davacıya karşı zararın tamamından (%100 kusur durumu kabul edilerek) sorumlu olacağı kabul edilmekle davacının davalıdan; geçici iş göremezlik nedeniyle 4.653,18 TL, sürekli iş göremezlik nedeniyle 116.797,86 TL ve bakıcı gideri nedeniyle 5.723,01 TL olmak üzere toplam 127.174,05 TL talepte bulunabileceği, davalının davadan önce yapmış olduğu ödemenin güncellenmesi ile birlikte 35.601,76 TL'lik sürekli iş göremezlik ödemesi de mahsup edildiğinde davacının bakiye alacağının 91.572,29 TL olacağı kabul edilerek bu tutar üzerinden hüküm kurulmuş olup yüksek yargı mahkemelerince bu tutardan hüküm kurulmasında yapılan hesaplamada bir hata görülmemiş; yalnızca müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğinden bahisle ilk karar bozulmuştur. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun "Tazminat Belirlemesi" başlıklı 51 inci maddesinde, hakimin, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirleyeceği belirtilmiş; "Tazminatın İndirilmesi" başlıklı 52 inci maddesinde ise, zarar gören tarafın, zarara razı olduğu veya kendisinin eylemi zararın doğmasına ya da zararın artmasına yardım ettiği ve zararı yapan kişinin durumunu ağırlaştırdığı takdirde hakimin, zarar ve ziyan tutarını indirebileceği veya zarar ve ziyanı hüküm altına almaktan vazgeçebileceği açıklanmıştır. Karayolları Trafik Yönetmeliğinin 130 uncu maddesine göre; "Kamyon, kamyonet, römork ve yarı römorklarda yük üzerinde insan taşınması yasaktır. Gerekli hallerde, kamyon, kamyonet, römork ve yarı römorklarla; a) Araçların İmal, Tadil ve Montajı Hakkındaki Yönetmelikte belirtilen ölçülere uygun oturma yerleri yapılması, b) Kasa kenarlarının düşmeyi önleyecek şekilde kapalı ve üzerinin örtülü olması şartıyla taşıma sınırının her tonu için 2 yolcu taşınabilir. c) Kısa mesafelerde işçi taşınmasında kullanılacaklar için, kasanın yanı ve arka kapaklarının 90 cm. yükseklikte ve sağlam şekilde kapalı olması, karoser zemininden itibaren en az 120 santimetre yüksekliğinde elle tutulacak sağlam bir korkuluğunun bulunması şartı ile taşıma sınırının her tonu için ayakta 2 yolcu (işçi) taşınabilir. Bu amaçla kullanılan araçların üzeri açık olabilir. d) Yükle birlikte yolcu ve hizmetlilerin taşınmasında aşağıdaki esaslara uyulması mecburidir. 1) Yüklerin sağlam olarak yerleştirilmiş ve bağlanmış olması, 2) Kasanın yan ve arka kapaklarının kapalı olması, 3) Yolcuların kasa içinde ayrılacak bir yerde oturtulması, 4) Yüklerin üzerine hiçbir şekilde yolcu bindirilmemesi, şartıyla yükle birlikte yolcu taşınabilir. " Müterafik kusur; aynı şartlar altındaki makul, dürüst ve ortalama bir kişinin, kendi menfaati icabı, zarara uğramamak için kaçınacağı veya kaçınması gereken bir davranış tarzını ifade etmektedir. (EREN, Fikret. Borçlar Hukuku Genel Hükümler. Y. 2015. S. 582) Zararın doğumu ya da artmasına yol açan fiil, zarar görenin davranışlarından ileri gelmişse müterafik (ortak) kusurdan söz edilir. (KILIÇOĞLU, Ahmet, Borçlar Hukuku Genel Hükümler. Y. 2012, s.418) Buna göre, müterafik kusur indirimi için zarar görenin, zararı önleyici ya da azaltıcı tedbirleri almamasında kusurlu olması aranmaktadır. Müterafik kusur indiriminde her somut olayın özelliğine göre olayın meydana geliş tarzı ve zararın artmasında zarar görenin kusurlu davranışının sonuca etkisi değerlendirilerek uygun oranda bir indirim yapılmasını gerektirir ve zarar görenin müterafik kusurunun tespiti halinde tazminattan uygun bir indirim yapılması, gerek öğretide gerekse Yargıtay İçtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiş bulunmaktadır. Yolcunun istiap haddi aşılarak seyahat etmesi sürüş ve trafik akışı kusurlarından olmayıp, hakim tarafından tazminattan indirim sebebi olarak kabul edilecek hususlardandır. Bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde; davacının yolculuk yaptığı aracın kapalı kasa kamyonet olduğu, araçtaki koltuk sayısının 3 olduğu, buna rağmen kaza tespit tutanağı ve tüm dosya kapsamına göre araca sürücü dahil 12 kişi binerek 9 kişi ile istiap haddinin aşıldığı, davacının kamyonetin kasasında yolculuk yaptığı sabittir. Şu halde, tazminattan istiap haddinin aşılmasından kaynaklı %20 oranında müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğinden davacının davalıdan talep edilebileceği geçici iş göremezlik nedeniyle 4.653,18 TL, sürekli iş göremezlik nedeniyle 116.797,86 TL ve bakıcı gideri nedeniyle 5.723,01 TL olmak üzere toplam 127.174,05 TL'den %20 oranında ayrı ayrı indirim yapıldığında sürekli iş göremezlik nedeniyle 93.438,29 TL, geçici iş göremezlik nedeniyle 3.722,54 TL, bakıcı gideri nedeniyle 4.578,41 TL olmak üzere toplam 101.739,24 TL talepte bulunabileceği, dava açılmadan önce davalı tarafça yapılan sürekli iş göremezlik ödemesinin güncel halinin 35.601,76 TL olması sebebiyle 93.438,29 TL'den bu tutar mahsup edildiğinde 57.836,53 TL sürekli iş göremezlik olmak üzere toplam talebinin neticeten (usuli kazanılmış haklar da göz önünde bulundurularak hesaplama yapıldığında) 66.137,48 TL olacağı kabul edilmekle bu tutar üzerinden davasının kısmen kabulüne karar vermek gerekmiştir. Tüm dosya kapsamı, alınan hüküm kurmaya ve denetime elverişli bilirkişi raporları uyarınca Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2019/4875 Esas, 2020/720 Karar Sayılı, 04/02/2020 Tarihli "... 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunun 99/1 maddesi ile Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortasının Genel Şartlarının B-2 maddelerinde sigortacının zarar giderim yükümlülüğü, zararın ihbarı ve gerekli belgelerin sigortacıya bildirildiği tarihten itibaren 8 iş günü içinde zorunlu mali sorumluluk sigortasının poliçe limiti dahilinde tazminatı ödemekle yükümlü olup, bu sürenin sonunda ödeme yapılmadığı takdirde temerrüt gerçekleşeceği öngörülmüştür. Sigortacının kısmi ödeme yapması halinde ise, söz konusu ödeme tarihi temerrüt tarihi olarak esas alınacaktır." şeklindeki gerekçeli ilamı da göz önünde bulundurulduğunda davalının davadan önce yapmış olduğu ödemenin yeterli olmadığı da görülmekle davalının kısmi ödeme tarihi olan 23.07.2014 tarihinde temerrüde düştüğünün kabulü ile faizin bu tarihten itibaren başlatılması gerektiği kabul edilmiş; ayrıca sigortalı aracın ticari olduğu ve yük nakli amaçlı kullanıldığının sabit olması sebebiyle temerrüt tarihinden itibaren avans faizine hükmedilmiştir. Mahkememizin işbu dosyası ile benzer mahiyette bulunan ... Adliye Mahkemesi ... Hukuk Dairesinin 2021/... Esas, 2024/... Karar Sayılı, 11.07.2024 Tarihli "... TBK'nın 51. ve 52. maddelerinden kaynaklanan hakkaniyet ve takdiri indirimler nedeniyle, davanın kısmen reddedilmesi halinde, indirimden dolayı reddedilen kısım için vekalet ücreti de takdir edilemez. Bir başka ifade ile davacı lehine hesaplanan maddi tazminatlardan, hatır taşıması ve müterafik kusur nedeniyle yapılan indirimler sonucu belirlenen tazminat tutarları hüküm altına alınırken, red edilen kısmım yönünden davalı lehine vekalet ücretine ve yargılama giderine hükmedilmemesi gerekir.(Yargıtay 17 HD'nın 13/11/2019 tarih ve 2017/2928 E. - 2019/10602 K. sayılı ilamı )"Şeklindeki gerekçeli ilamı da göz önünde bulundurulduğunda işbu davada önceki hükmedilen tazminat miktarından bozma ilamı uyarınca yalnızca müterafik kusur indiriminin yapılmış olması sebebiyle davanın kısmen kabulüne- kısmen reddine karar verilmiş olduğundan davalı lehine vekalet ücreti ve yargılama gideri takdiri yapılmaksızın HMK'nın 373. Maddesinin 4. Fıkrasının "(4) Yargıtayın bozma kararı üzerine ilk derece mahkemesince bozmaya uygun olarak karar verildiği takdirde, bu karara karşı temyiz yoluna başvurulabilir." şeklindeki düzenlemesi uyarınca Temyiz yasa yolu açık olmak üzere aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklanmış olduğu üzere; 1-Davacının davasının KISMEN KABULÜ KISMEN REDDİ ile; 03.09.2012 tarihinde tarihinde meydana gelen trafik kazasından kaynaklı olarak 57.836,53 TL sürekli iş göremezlik, 3.722,54 TL geçici iş göremezlik ve 4.578,41 TL bakıcı gideri olmak üzere toplam 66.137,48 TL maddi tazminatın temerrüt tarihi olan 23.07.2014 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı ... şirketinden tahsili ile davacıya verilmesine, -Davacının fazlaya dair isteminin reddine, 2-Alınması gerekli olan 4.517,85-TL karar ilam harcından dava açılırken başlangıçta peşin olarak alınan 27,70-TL ve ıslah harcı olarak alınan 269,00-TL harcın mahsubu ile eksik kalan 4.221,15-TL'nin davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davacı tarafından yatırılan (peşin harç ve ıslah harcı toplamı olan) 296,70-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Davacı tarafından sarf edilen dava açılış gideri: 29,00-TL ( başvurma, vekalet harcı ) davetiye, posta gideri: 83,75-TL, bilirkişi ücreti: 1.400,00-TL, ATK Fatura Bedeli: 514,50-TL, olmak üzere toplam: 2.027,25-TL yargılama giderinin %83 kabul-red oranı üzerinden hesaplanan 1.682,61-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalanının davacı üzerine bırakılmasına, 5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden kabul edilen miktar üzerinden AAÜT uyarınca hesap ve takdir olunan 30.000,00TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-İşbu davada müterafik kusur nedeniyle yapılan indirimler sonucu red edilen kısım yönünden davalı lehine vekalet ücretine ve yargılama giderine hükmedilmesine yer olmadığına, 7-Taraflarca yatırılan gider avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde davacıya iadesine, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize verilecek dilekçe ile YARGITAY yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 26/11/2024 Katip ... ¸e-imzalıdır Hakim ... ¸e-imzalıdır * İş bu karar 5070 Sayılı Kanun hükümlerine göre güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır.