İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/22 E. 2024/984 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2024/22
Karar No
2024/984
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/22 Esas KARAR NO : 2024/984 DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Haksız Fiilden Kaynaklanan (2918 S.K.Hariç)) DAVA TARİHİ : 10/01/2024 KARAR TARİHİ : 31/12/2024 Taraflar arasında görülen davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda: GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle; davalılar tarafından 23.05.2022 tarihinde...İşletme Müdürlüğü hizmet sahası içinde bulunan Talatpaşa Mahallesi, ... Sokak, No:.. Esenyurt/İstanbul adresinde davalılar tarafından yapılan çalışma esnasında müvekkili şirketin enerji dağıtım altyapısına dahil olan kablo ve tesisata hasar verildiği tespit edildiğini, meydana gelen tesis hasarı ve enerji kesintisi müvekkili şirketin yüklenici şirketi tarafından giderildiğini, işbu hasarın onarımında sarf edilen malzeme, montaj ve işçilik gibi bedellerin zarar verenden tahsili amacıyla -KDV dahil- toplam 2.386,44 -TL borç davalılara tahakkuk ettirildiğini, davalılar tarafından hasar bedellerinin ödenmemesi üzerine davalılar aleyhine 2.386,44-TL hasar bedeli i1e 117,39TL işlemiş faizi olmak üzere toplam 2.503,83-TL'nin tahsili amacıyla İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyası ile ilamsız takip yapıldığını ve söz konusu takibe davalılar tarafından itiraz edildiğini, takibin durduğunu beyanla icra takibine yapılan itirazın iptalini, davalılar aleyhine yüzde %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı... vekilinin mahkememize sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; davaya konu alacağın zamanaşımına uğradığını, müvekkili şirket ile ilgili işlemlerin yükleniciler aracılığı ile yapıldığını, dava konusu çalışmaların... AŞ tarafından yapıldığını, tüm sorumluluğun bu şirkete ait olduğunu, müvekkilin sorumluluğunun bulunmadığını, hasar verildiği bildirilen adreste müvekkilinin bizzat çalışmasının olmadığını, davacı dava konusunu iddialarını mahkeme kanalı ile yaptıracağı bilirkişi incelemesi ile ispatlaması gerektiğini, müvekkili şirketin eylemleri ile dava konusu arasında illiyet bağı bulunmadığını, haksız davanın reddini, takibinde haksız ve kötü niyetli olan alacaklı hakkında takip konusu alacağın %20’sinden az olmamak üzere tazminata mahkûm edilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekilinin mahkememize sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; müvekilinin hasarın meydana gelmesinde herhangi bir kusurunun bulunmadığını, davacı tarafından dosyaya sunulan fotoğrafların hasarın meydana geldiği adrese ait olup olmadığı açıkça belli olmadığını, müvekkili şirket o bölgede çok fazla sayıda kazı çalışması yaptığını, ayrıca sunulan fotoğraf, verildiği iddia olunan hasara ilişkin olmayıp alacağın varlığını ispata yeter olmadığını, müvekkili tarafından bölgede gerçekleştirilen kazı ve altyapı çalışmaları tüm gerekli izinler alınarak usul ve yasalara uygun bir şekilde gerçekleştirildiğini, davacı tarafından sunulan fotoğrafların hasarın meydana geldiği yere ait olduğu düşünülse dahi; davacının döşemiş olduğu kabloların yönetmelik gereği gerekli derinliğe sahip olmadığı, yönetmeliğe aykırı şekilde 80 cm derinlikte bulunması gereken kabloların 20-30 cm derinlikte bulunduğu, yüzeye çok yakın olduğu, herhangi bir koruyucu önlemlerin alınmadığı, üzerine özel renkli kum ve bantların geçilmesi gerekirken bunların hiçbirinin olmadığı, kablo kanalının derinliğinin 80 cm olarak ayarlandıktan sonra en altta 10 cm derinliğinde kum dökülmesi sonrasında kablo bu kumun üstüne yerleştirilmesi gerekmekte iken yapılmadığı, bu kumun üstüne ise sırasıyla uyarı amacı taşıyan kırmızı tuğla (... tuğla) döşenmesi gerekmekte iken yapılmadığı, geri kalan boşluğun ise dolgu malzemesi ile doldurulması gerekmekte iken doldurulmadığı, kırmızı tuğlanın "20 cm" üstünde olacak şekilde ikaz bandı yerleştirilmesi gerekmekte iken yerleştirilmediği, bu hasarın meydana gelmesinde tek ve asli kusurlunun davacının kendisi olduğunu, davacı şirketin sadece 20-30 cm derinlikte yüzeye çok yakın bir şekilde kazı yaptığını, elektrik hattının üstüne kum dökmediğini, şerit ve tuğla koymadığını, davacı taraf, söz konusu hasarın meydana gelmesinde kendi kusuru ile sebebiyet verdiğinden müvekkili şirketten herhangi bir hak talebinde bulunmasının mümkün olmadığını, davacı tarafından huzurdaki dava ile talep edilen tazminat miktarı fahiş olduğunu, davacının haksız, hukuka aykırı ve kötüniyetli davanın reddini, davacının %20'den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. Davalı Turkcell vekilinin mahkememize sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; her ne kadar davacı tarafından davaya dayanak icra takibinde borçlu olarak müvekkili şirket gösterilmiş ve neticeten işbu dava müvekkili şirketin taraf sıfatına haiz olmadığını, davaya konusu ve icra takibine konu hasarın oluştuğu iddia edilen adreste müvekkili şirkete ait herhangi bir faaliyetin söz konusu olmadığını, her ne kadar söz konusu tutanakta müvekkili şirketin ismine yer verilmiş ise de; ... bir markayı ihtiva etmekte olup, ...ibaresini içeren tüm markalar ...A.Ş'ye ait olduğunu, öncelikle davanın, husumet yokluğu sebebiyle usulden reddini, hukuki dayanaktan yoksun, haksız davanın tüm talepleri ile birlikte reddi ile icra takibinin iptalini, %20’den az olmamak üzere kötü niyet tazminatının davacı üzerine yükletilmesini talep etmiştir. Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak incelendiğinde; Dava, davacıya ait elektrik kablolarına ve altyapıya davalılar tarafından yapılan kazı sırasında zarar verildiğinden bahisle meydana gelen hasar bedelinin davalılardan tahsili amacıyla başlatılmış olan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Somut olayda ... Mahallesi, ... Sokak, No:.. Esenyurt/İstanbul adresinde 23.05.2022 tarihinde davalılar tarafından yapılan altyapı kazı çalışmaları esnasında davacıya ait tesislerin hasara uğradığını, onarımının -KDV dahil- toplam 2.386,44 -TL tuttuğunu işbu tutarın, davalılardan tahsili amacıyla davalılar aleyhine İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasından 2.386,44-TL asıl alacak, 117,39 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 2.503,83-TL üzerinden icra takibine girişildiği, davalıların itirazı üzerine takibin durması sebebiyle itirazın iptali istemiyle işbu davanın açılmış olduğu, davacı vekili tarafından dava değerinin 2.503,83-TL olarak dava dilekçesi içeriğinde beyan edilmiş olmasına rağmen sehven başlık kısmında 2.521,26 TL olarak bildirilmiş olduğu görülmekle bu hususun maddi hatadan kaynaklı anlaşılmış ve dava değeri 2.503,83 TL kabul edilmiştir. İtirazın iptali davalarında alacaklının, İİK m.67 uyarınca borçlunun süresi içerisinde icra dosyasına yapmış olduğu itirazının, kendisine tebliği tarihinden itibaren bir sene içerisinde genel mahkemelere yapacağı başvuru üzerine genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat etmesi gerektiği hükme bağlanmıştır. Bu süre hak düşürücü nitelikte olup sürenin başlaması için borçlunun itirazının alacaklıya tebliği zorunludur. İşbu dava dosyasının temelini teşkil eden icra dosyasında yapılan kontrolde borçluların süresi içerisinde icra dosyalarına yapmış olduğu itirazın alacaklıya tebliğ edilmediği görülmüştür. Bu nedenle davacının açmış olduğu davasının süresinde olduğu kabul edilmekle yargılama yapılmıştır. Haksız Fiillerden doğan borç ilişkileri Türk Borçlar Kanununun 49. Ve devamı hükümlerinde düzenlenmiş olup 49. Maddenin "(1)Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. (2)Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür." şeklindeki düzenlemesi ve aynı kanunun Zararın ve kusurun ispatı başlıklı 50. Maddesinin "(1) Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. (2)Uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler." şeklindeki düzenlemesi uyarınca bir haksız fiil sonucunda zarar görenin tazminat isteminde bulunabilmesi için ortada haksız fiilin bulunması, failin kusur olması, talepte bulunan şahısta zararın meydana gelmiş olması ve zarar ile fiil arasında illiyet bağının olması gerekmektedir. Davalı Superonline vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili Şirket ile ilgili işler yüklenicileri aracılığıyla anahtar teslim götürü usulü yaptığını, Müvekkilinin dava konusu mahalde bir çalışması bulunmadığı, ancak bir an için var olduğunu düşünsek dahi dava konusu çalışmaların tamamı...A.Ş. tarafından tüm sorumluluklar kendilerine ait olmak üzere yürütüldüğünü, husumetlerinin bulunmadığını beyan ederek itirazda bulunmuş olduğu görülmüş olup mahkememizin işbu dosyası ile benzer mahiyette olan İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesinin 2019/1243 Esas, 2021/1490 Karar Sayılı, 07/07/2021 Tarihli "... Davalı ...A.Ş. işinin bir bölümünü dava dışı şirketlerle imzaladığı sözleşme ile devir etmiş ise de, yapılan işi kontrol ve denetim yükümlülüğü bulunmakta olduğundan BK'nın 55. maddesi uyarınca adam çalıştıran sıfatıyla kusursuz sorumlu olduğu, işi istisna sözleşmesi ile diğer davalıya devretmesi nedeni ile sorumluluktan kurtulamayacağı, aksine müteselsilen sorumlu olmaya devam edeceği dikkate alındığında davalı vekilinin bu yöne değinen istinaf istemi yerinde değildir. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin ESAS NO: 2014/18143 - KARAR NO: 2015/14823 sayılı emsal ilamı)" şeklindeki ilamı uyarınca işbu davalının husumet itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. Eldeki dava bakımından davacının Talatpaşa Mahallesi, ... Sokak, No:.. Esenyurt/İstanbul adresinde bulunan altyapısına, kablolarına, davalıların yapmış olduğu çalışma esnasında zarar verildiğinin iddia edilmesi sebebiyle yargılama esnasında tarafların bildirmiş olduğu tanıklar dinlenilmiş, dosya kablolar alanında uzman elektrik mühendisi bilirkişiye tevdi edilmiş olup bilirkişi tarafından hazırlanan raporda özetle; Elektrik dağıtım şebekesinde yeraltı kabloları 30.11.2000 tarih ve 24246 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan Elektrik Kuvvetli Akım Tesisleri Yönetmeliği'nin 58.b. Maddesine Uygun olarak döşenmek, tesis edilmek zorundadır. Aşağıda ilgili yönetmelik maddeleri verilmiştir: ELEKTRİK KUVVETLİ AKIM TESİSLERİ YÖNETMELİĞİ - Madde 58.b) Kabloların döşenmesi -11) Yeraltına döşenecek kablolar, sokak ve alanlarda en az 80 cm derinliğe gömülmelidir. Bu yerlerin dışında en az 60 cm olmalıdır. Bu derinlik zorunlu durumlarda özel koruyucu önlemler alınarak 20 cm dolaylarında azaltılabilir. -12) Açık havada döşenen kablolar olabildiğince güneş ışınlarının etkilerinden korunmalıdır. -13) Kablolar duruma göre toprak içine, kablo kanallarına yada duvarlara tutturulan delikli tavalara veya merdiven raflara döşenmelidir. Deliksiz. yapılmış tavalarla kablo döşenmesi tavsiye edilmez. Toprak içine yerleştirilen kabloların altında ve üstünde yaklaşık 10 cm kalınlıkta elenmiş kum bulunmalıdır. Kablonun üzerindeki kumun üzerine ve aynı kanala döşenen AG ve YG kabloları arasına tüm kablo boyunca dolu tuğla veya en az 6 cm kalınlıkta beton plaka veya plastik vb. malzemelerden yapılmış koruyucu elemanlar yerleştirilmelidir. Böylece çukuru açan işçilerin kazma darbelerinden kablo korunmalı ve orada kablo bulunduğu önceden anlaşılmalıdır. Bu koruyucunun yaklaşık 30 cm üzerine ise en az 10 cm genişliğinde polietilenden yapılmış uyarı şeridi konulmalıdır. ...Şebekeleri Enerji Kabloları Montaj (Uygulama) Usul ve Esasları'nda elektrik dağıtım şebekesi yer altı kablolarının nasıl tesis edileceği, kablo kanalının (tranşe'nin) derinliğinin ve eninin kaç cm olmasının gerektiği tanımlanmış ve yer altı kablo kanalının kesit resmi ve ölçüleri verilmiş olup bu kanal kesit resimleri ve ölçüler aşağıdaki şekilde gösterilmiştir. Dava konusu olay, İstanbul'un Esenyurt ilçesinin bir sokağında (Talatpaşa Mahallesi, ... Sokak) meydana gelmiştir. Elektrik Kuvvetli Akım Tesisleri Yönetmi in 58. Maddesi gereğince sokaklardaki yeraltı kablolarının en az 80 cm derine, sokaklar dışındaki diğer alanlarda ise en az 60 cm derine gömülmesi gerekmektedir. Dosyada bulunan ve davacı vekilinin dava dilekçesi ekinde verdiği ve aşağıda Şekil 2'de de gösterilen olay yerine ait fotoğraf incelendiğinde, fotoğraf üzerinden kesin olarak kablo kanalı derinliğini tespit etmek mümkün olmamakla birlikte, ...'ın yer altı kablolarının derinliğinin 80 cm olmadığı, sokak dışındaki diğer alanlarda (bina girişi, meydan vb.) olması gereken 60 cm'den daha az olduğu anlaşılmaktadır. Ayrıca Elektrik Kuvvetli Akım Tesisleri Yönetmeliği'nin 58. Maddesi gereğince “Toprak içine yerleştirilen kabloların altında ve üstünde yaklaşık 10 cm kalınlıkta elenmiş kum bulunmalıdır. Kablonun üzerindeki kumun üzerine ve aynı kanala döşenen AG ve YG kabloları arasına tüm kablo boyunca dolu tuğla veya en az 6 cm kalınlıkta beton plaka veya plastik vb. malzemelerden yapılmış koruyucu elemanlar yerleştirilmelidir. Böylece çukuru açan işçilerin kazma darbelerinden kablo korunmalı ve orada kablo bulunduğu önceden anlaşılmalıdır. Bu koruyucunun yaklaşık 30 cm üzerine ise en az 10 cm genişliğinde polietilenden yapılmış uyarı şeridi konulmalıdır." hükmü bulunmasına rağmen dosyada bulunan tanık beyanlarında bunların olmadığı ifade edilmiştir. Tanıklarca ...'ın tesis ettiği yeraltı kablolarının yönetmelik gereği en az 80 cm derine, zorunlu hallerde en az 60 cm derine gömülmesi gerekirken, yönetmeliğe aykırı şekilde 60 cm'den daha az derinliğe gömüldüğü beyan edilmiştir. Yönetmelikte belirtilen kum, tuğla, ikaz bandı vb. hususlar fotoğraftan tespit edilememektedir. Fotoğraf ve tutanaklar davacı tarafından tek taraflı olarak düzenlenmiştir. Tanıklar, yönetmelik gereği kullanılması gereken, ikaz bandı ve koruyucu malzemelerin ... kablo kanalında kullanılmadığını beyan etmişlerdir. Eğer yeraltı kablo kanalında yönetmeliğe uygun olarak ikaz bandı konulsaydı, davalı şirket çalışanları kazı esnasında ikaz bandını gördüklerinde aşağıda kablo olduğunu anlayacaklar ve dava konusu hasar oluşmayacaktı. Tanıklar fiber optik kablo için kendi teknik şartnameleri gereği 50 cm derinlikte kazı yaptıklarını beyan etmişlerdir. Eğer ...'a ait yeraltı kabloları yönetmeliğe uygun olarak en az 80 cm derinliğe gömülmüş olsaydı, 50 cm derinliğe inilen kazıda ... kablolarının hasar görmeyeceği aşikardır. Sonuç olarak yukarıdaki değerlendirmeler doğrultusunda; davacı ... tarafından yeraltı kablolarının mevzuata uygun olarak döşenmediği kanaatine varılmıştır. ... tarafından kabloların mevzuata uygun olarak en az 80 cm derinliğe gömülecek şekilde döşenmiş olması halinde, davalı şirketin fiber optik kablo döşemek için yer yüzeyinden itibaren maksimum 50 cm'ye kadar kazı yaptığı göz önüne alındığında davalı şirketin kazı ekibinin ... yer altı kablolarına ulaşması mümkün olmayacaktır. Tanık beyanlarından davalı ASM şirketince fiber optik kablo döşemek için yapılan kazı derinliğinin 50 cm olduğu anlaşılmaktadır. Davacı ...'a ait yeraltı. kablolarının ... tarafından Elektrik Kuvvetli Akım Tesisleri Yönetmeliği'nde belirlenen kriterlere uygun döşenmemesi sebebiyle dava konusu hasarın oluştuğu kanaatine varılmıştır. ... dava konusu olay incelendiğinde; davacı ...'ın yer altı kablolarını yönetmeliğe aykırı olarak 80 cm'den çok daha az derinliğe (takriben 30-40 cm civarına) döşemesi, davalı ... şirketinin yaptığı kazının 50 cm derinlikte olması sebebiyle dava konusu hasar sebebiyle ... şirketine kusur atfedilmesinin uygun olmadığı, dava konusu hasarın meydana gelmesinden davacı ...'ın %100 oranında kusurlu olduğu kanaatine varılmıştır. Şeklinde hazırlanan rapor mahkememize ibraz edilmiştir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 49. maddesi geregince, “Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür”. Bu hüküm dikkate alındığında kusur sorumluluğu olarak tanımlanan haksız fiil sorumluluğunun kurucu unsurları; fiil, zarar, illiyet bağı, kusur ve hukuka aykırılıktır. Haksız bir eylemin tazminat sorumluluğu doğurabilmesi için kusurlu ve hukuka aykırı bir fiil sonucunda zarar doğması, zarar ile fiil arasında da illiyet bağı bulunması gereklidir. Madde 50 gereğince zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. Yine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun (HMK) 190. maddesi gereğince herkes iddiasını ispatla mükelleftir. Somut olayda dinlenen tanık beyanları, alınan bilirkişi raporları bir bütün olarak incelendiğinde; davacının altyapısında meydana gelen hasarın kendi kusurundan kaynaklandığı, zararın oluşmasına davalıların eylemlerinin sebebiyet vermediği anlaşılmakla davacının davasının reddine karar vermek gerekmiştir. Davalıların kötüniyet tazminatı talebinin değerlendirilmesinde ise ; İİK m. 67/2 hükmü uyarınca kötüniyet tazminatı, itirazın iptali davası reddedilince alacaklının takibinde haksız ve kötüniyetli görülmesi durumunda borçlunun istemi üzerine alacaklı aleyhine hükmedilen tazminattır. Kötüniyeti ispat yükü borçludadır, zira TMK m.2 hükmü uyarınca iyiniyetin varlığı asıldır. Yapılan kontrolde davacının davasının reddine karar verilmiş ise de davalı aleyhine başlatılan takipte davalı tarafından davacının kötüniyetli olduğu ispatlanamamış olması nedeni ile davalıların kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklanmış olduğu üzere; 1-Davacının davasının REDDİNE, 2-Davalıların davacı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesi talebinin REDDİNE, 3-Alınması gerekli olan 427,60-TL karar ilam harcı başlangıçta dava açılırken peşin olarak alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 4-Yargılama giderlerinin davacı üzerine bırakılmasına, 5-Davalı...Anonim Şirketi tarafından sarf edilen 440,00-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-Davalı...Anonim Şirketi tarafından sarf edilen 440,00-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 7-Davalılar yargılama esnasında kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesap ve takdir olunan 2.503,83-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 8-Tarafların dava şartı olan arabuluculuk toplantısına katıldıkları halde anlaşamadıkları, arabuluculuk son tutanağı aslından anlaşıldığından 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanun'un 18/A-14 bendi uyarınca ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Suçüstü Ödeneğinden ödenen 3.200,00-TL'nin davacıdan alınarak hazineye irad kaydına. 9-Taraflarca yatırılan gider avansın arta kalan kısmı karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine, Dair, davacı vekili ile davalılar vekilinin yüzüne karşı, HMK madde 341 hükmü uyarınca KESİN olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 31/12/2024 Katip . ¸e-imzalıdır Hakim. ¸e-imzalıdır * İş bu karar 5070 Sayılı Kanun hükümlerine göre güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır.

Atıf: İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/22, K. 2024/984, T. 31.12.2024, www.arakarar.com/karar/istanbul-18-asliye-ticaret-mahkemesi-2024-22-e-2024-984-k-af8bebd6e9e1