İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/95 E. 2024/536 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2022/95
- Karar No
- 2024/536
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ (DENİZCİLİK İHTİSAS MAHKEMESİ SIFATIYLA) ESAS NO :2022/95 Esas KARAR NO :2024/536 DAVA :İtirazın İptali DAVA TARİHİ :08/04/2021 KARAR TARİHİ :24/12/2024 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket nezdinde ... nolu 27.10.2018 - 27.10.2019 vadeli nakliyat abonman sözleşme poliçesi ve ... nolu ... Nakliyat Sigorta poliçesi kapsamında sigortalı bulunan davalılarca Çin'den Mozambik'e nakliyesi gerçekleştirilen mermer cinsi emtianın tahliye esnasında hasarlı olduğunun tespit edildiğini, yapılan ekspertiz çalışmaları sonucunda emtiada meydana gelen zarar 84.473,95 TL olarak belirlendiğini ve bu miktarın 04.12.2019 tarihinde sigortalıya ödendiğini, ödenen tutardan % 10 ilave bedel düşürülerek davalılardan 76.794,50 TL talep edildiğini, hasarın ödenmesi ile sözleşme şartları ve TTK'nın 1472. maddesi hükmüne göre şirketlerinin sigortalının yerine kaim olmuş ve sigortalının zarara sebebiyet verenler aleyhine mevcut her türlü hakları müvekkili şirkete intikal ettiğini, ayrıca olay ve hasar sebebi ile üçüncü şahıslara karşı dava ve taraf hakkı müvekkili şirkete temlik edilmiş olduğundan müvekkili şirketin temlik hükümlerine göre de zarara sebebiyet verenler aleyhine her türlü hak şirketlerine intikal ettiğini belirterek davalıların ... İcra Müdürlüğünün 2020/... Esas ve ... İcra Müdürlüğünün 2020/... Esas sayılı dosyalardan yapmış oldukları itirazların iptalini, icranın devamını, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesini, davalılar aleyhine % 20 icra inkar tazminatı ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... A.Ş vekili cevap dilekçesinde özetle; Çin Halk Cumhuriyetinin Qingdao Limanında Türkiye'ye uğramaksızın yabancı ülkelerde aktarım yapılarak ... 'in ... Limanına yapılan dava konusu taşıma merkezi Kopenhag/ Danimarka'da olan ... 'nin ... numaralı konşimento ile gerçekleştirdiğini, konşimento ile yapılan taşımalarda yükleme -taşıma -boşaltma-teslim ve sair ameliyelerin nasıl ve ne şekilde yapılacağını, taşıma sırasında çıkacak uyuşmazlıklar halinde uygulanacak hukuk ve uyuşmazlığın görüleceği yetkili mahkemenin içinde konşimento hükümlerinin uygulanması gerektiğini, kırk ambar taşıması olan konteyner taşımalarında esas tutulması gerekenin navlun sözleşmesi hükümleri olduğunu, dökme yük taşımacılığından farklı olarak kırk ambar taşımalarında taşıyana tüm taşıma şartlarının konşimentoların arkalarına derç ettiklerini, farklı bir ihtilaf ile ilgili olarak 14.02.2019 tarihinde ... na konşimento hakkında görüş alındığını, konteyner taşımacılığında genel kargo ve dökme yük taşımacılığından farklı olarak ayrıca bir cearter parti ya da navlun sözleşmesi akdetmedikleri için konteyner taşımacılığı yapan taşıyanlar tüm taşıma şartlarını konşimentoların arkasına şerh ettiğini, konteyner taşımacılığına ilişkin konşimentonun arkasında yer alan bu yöndeki taşıma şartları ise navlun sözleşmesi hükmünde olup, yükletende dahil olmak üzere konşimentonun tarafları ile konşimentoyu ciro ile devralan muhtemel hamiller için bağlayıcı olduğunu, dava konusu taşımaya ilişkin konşimentonun taşıma şartlarını içeren arka yüzünde yer alan navlun sözleşmesinin 26. maddesinde Milletlerarası Yetki Anlaşması bulunduğunu, 26. maddede "iş bu konşimento İngiliz Yasalarına tabi olduğunu ve buna göre yollanacak ve bunun altında meydana gelen tüm itilaflar Londra'daki İngiliz Yüksek Adalet Mahkemesi tarafından herhangi başka bir ülke mahkemelerini yargı yetkisi hariç olmak sureti ile karara bağlanacaktır" denildiğini, FOB teslim şekli yükleme limanında gemide teslim anlamında olduğunu, bu vesile ile eğer tahliye limanında yüklerin gemiden tahliyesi esnasında hasarlandığı iddia ediliyor ise böyle bir hasar sebebi ile zarara uğrayan taraf yükleten ve satıcı konumundaki sigortalı değil FOB teslim şekline göre dava dışı yük alıcısı olduğunu, çünkü FOB teslim şekline göre yüklerin yükleme limanında gemi küpeştesini aşması ile birlikte yük üzerindeki tüm risk ve sorumluluk dava dışı yük alıcısına geçtiğini, Türk Ticaret Kanununun 1185 maddesinin 1. fıkrasında yükte bir hasar var ise bu hasarın haricen belli olması halinde derhal haricen belli olmayan hasarlar içinde en geç 3 gün içinde taşıyana bildirilmesi gerektiğinin belirtildiğini, 1185 maddenin 2. fıkrasında ise her iki tarafın iştiraki ile mahkemelerce yük üzerine bir tespit yaptırılmış ise bildirime gerek kalmadığını, uyuşmazlıkta ne davalı taşıyıcı müvekkiline bir hasar bildirimi nede taşıyıcı müvekkilinin katılımı ile mahkemece yapılan bir hasar tespiti bulunduğunu, dosyada mevcut sigorta ekspertiz raporuna göre sigorta şirketinin hasar meblağını ilk tespit olarak 76.794,50 TL olarak tespit ettiğini, akabinde tespit edilen bedelin % 10 ilave bedel olarak 7679,45 TL ekleme yaptığını ancak hangi haklı gerekçe ile hasar meblağını % 10'luk ilave bedelin eklendiğinin taraflarınca anlaşılamadığını, % 10'luk hasar artırımının sadece sigorta şirketinin sigortalısına ödeyebileceği bir bedel olduğunu, taraflarına böyle bir bedel için rücu edilemeyeceğini, yük hasarlarına ilişkin davalarda TTK. madde 1186 /2 uyarınca taşıyanların ödemesi razı gelen tazminatın toplamının yükün gemiden boşaltıldığı yerdeki kıymete göre hesaplanması gerektiğini belirterek davanın reddi ile yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya bırakılmasını talep etmiştir. Davalı ... ... A.Ş vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın davayı her ne kadar fiili taşıyan ile birlikte davalı müvekkili şirkete karşı ikame etmiş olsa da davalı müvekkili şirketin davaya konu taşımada taşıyan sıfatı ile sorumluluğunun bulunmadığını, davalı müvekkili şirketin taşıma taahhüdünde bulunmadığını, eşyayı taşımayı değil taşıtmayı asıl edim olarak üstlendiği için taşıyan olarak kabul görmesinin mümkün olmadığından meydana geldiği iddia olunan hasardan sorumlu tutulmasının da mümkün olmadığını, davacının meydana geldiğini iddia ettiği hasarın aktarma limanında meydana geldiğini, hasarın meydana geldiği süre zarfında emtianın davalı müvekkili şirketin gözetim ve denetiminde bulunmadığını, herhangi bir hasar meydana gelmiş olsa bile bundan ... numaralı deniz taşıma senedini taşıyan sıfatı ile imzalayan fiili taşıyan diğer davalı ... A. Ş sorumlu olduğunu, TTK. madde 928'de taşıma işleri komisyoncusu zilliyetinde bulunan eşyanın ziyanından ve hasarından sorumludur denildiğini, davalı şirketin taşıma işleri komisyoncusu olarak hareket ettiği varsayımda bile emtianın müvekkili şirketin zilliyetliğinde bulunmadığı için meydana geldiği iddia olunan hasardan dolayı sorumluluğunun söz konusu olamayacağını, hak düşürücü süre itirazında bulunduklarını, davacı sigorta şirketinin TTK 1472 kapsamında sigortasının haklarına halef olduğunu iddia ettiğini, hasar tarihinin 25.06.2019 tarihi olduğunu, TTK. madde 1188 göre taşıyana karşı açılacak her türlü işlem hakkının 1 yıl içinde yargı yoluna başvurulmadığı takdirde düşeceğinin düzenlendiğini, davanın hak düşürücü süreye maruz kaldığını, meydana geldiği iddia olunan hasara ilişkin müşteri katılımı bir rapor tanzim edilmesi gerektiğini, kanunda ekspertizin tüm tarafların kabul ettiği üçüncü bir firmanın yada resmi makam tarafından yapılması gerektiğini, buna karşın ekspertiz raporunun davacı sigorta şirketi tarafından düzenlendiğini, söz konusu ekspertiz raporunun davalı müvekkili şirketin taşıyan sıfatını kabul anlamına gelmemekle birlikte taşıyana karşı kullanamayacağını, TTK. 246 maddede konşimentodan doğan bütün alacakların 1 yılı geçmek ile zaman aşımına uğrayacağının düzenlendiğini, bu kapsamda davacının davasını ve müvekkili şirketin sorumluluğunun kabul anlamına gelmemek kaydı ile davanın zaman aşımı nedeni ile reddini talep ettiklerini, hiçbir şekilde davacının davasını kabul anlamına gelmemekle birlikte davacının ödeme tarihinden itibaren işleyen faizi talep etmiş olmasının hukuka aykırı olduğunu, mahkemece bu talebin reddi gerektiğini, mahkemeden davalı müvekkili şirket aleyhine açılmış olan davanın öncelikle dava şartı yokluğu ve hak düşürücü süre yönünden usulden reddine, esasa girilmesi halinde esastan reddini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya bırakılmasını talep etmiştir. Mahkememizin 12/04/2022 tarihli celsesinde verilen ara karar uyarınca dosyanın bilirkişi heyetine tevdine karar verilmiş olup, bilirkişi heyetinden aldırılan raporda özetle; Tarafların aktif ve pasif husumet ehliyetlerinin olduğu, geçerli bir sigorta sözleşmesinin bulunduğu, geçerli bir sigorta sözleşmesi uyarınca ödeme yapıldığı, hasarın aktarma limanında, henüz davalıların zilyetliğinde iken meydana gelmiş olması ve henüz yükün alıcısına teslim edilmemiş olması nedeniyle TTK m.1185 hükmünde ayrıca bir ihbara gerek olmadığı, hasarın aktarma limanında, henüz davalıların zilyetliğinde iken meydana gelmiş olması nedeniyle davalıların meydana gelen hasardan sorumlu oldukları, sovtaj değerinin düşülmesi ile hasarın 57.595,88 TL olduğu, davacının bu miktarda rücuen tazmin talep edebileceği belirtilmiştir. Mahkememizin 07/03/2023 tarihli celsesinde verilen ara karar uyarınca bilirkişilerden ek rapor alınmasına karar verilmiş olup, aldırılan ek raporda özetle; somut olayda gerek renkli fotoğraflar, gerek siyah beyaz fotoğraflar ve sigorta ekspertiz raporu ile dosya kapsamı diğer deliller birlikte incelenip değerlendirildiğinde, kesin ve net bir sovtaj tespit edilemeyeceği, kök rapor sovtaj tespit ve değerlendirmesinin yerinde olduğu belirtilmiştir. Mahkememizin 06/06/2023 tarihli celsesinde verilen ara karar uyarınca dosyanın bilirkişiye tevdine karar verilmiş olup, bilirkişiden aldırılan raporda özetle; Dava dışı şirketin muhasebe kayıtları incelenmiş olup, iş bu kayıtların dava konusu anlaşmazlığa konu mal zararına ilişkin kayıt atılmadığı, dava dışı şirketin tüm mal kaybı zararlarına ilişkin toplu olarak kayıt yaptığı görülmüştür. Dava dışı işletme tarafından yapılan kayıtlar incelendiğinde 01.04.2019 tarihinde 379.536,91 TL malın diğer stoklu hesabına alındığı görülmüş olup, bu tutarın davaya konu mal zararının tutarını değil taşınan mala ilişkin zararın tamamını gösterdiğinin görüldüğü dava dışı şirketin muhasebe kayıt ve ilkelerine aykırı olarak karşılık ayırması nedeni ile davacı şirketin iddialarının ispatı için dayanak olarak gösterdiği dava dışı şirketin muhasebe kayıtlarından davacının iddialarını ispatlayacak bir verinin bulunmadığının tespit edildiği belirtilmiştir. Mahkememizin 19/12/2023 tarihli celsesinde verilen ara karar uyarınca bilirkişiden ek rapor alınmasına karar verilmiş olup, aldırılan ek raporda özetle; kök rapordaki görüş ve kanaatlerinde bir değişiklik olmadığını belirtmiştir. Mahkememizin 27/06/2024 tarihli celsesinde verilen ara karar uyarınca dosyanın bilirkişiye tevdine karar verilmiş olup, bilirkişiden aldırılan raporda özetle; Dava dışı sigortalı ... A.Ş.'nin vekili, inceleme esnasında ticari defter ve kayıtlarını sunmayacaklarını kendilerinden istenilen belgeleri daha önceki bilirkişiye ve dosyaya sunduklarını beyan ettiği, Bu nedenle dava dışı sigortalı ... A.Ş.'nin ticari defter ve kayıtları tarafımdan incelenemediği, mahkeme tarafından yapılan görevlendirmede açık bir şekilde dava dışı sigortalı şirketin dava dışı ... şirketine satmış olduğu emtiaya ilişkin olarak sigortalı ile adı geçen şirketler arasındaki kayıtlar tespit edilip sigortalının satın aldığı yüke ilişkin olarak ödeme yapıp yapmadığı, yine yaptığı satışa ilişkin olarak ödeme alıp almadığı, hasara ilişkin mahsuplaşma yada ikame mal kaydının bulunup bulunmadığına dair tespit yapılması istenmiş, Ancak; Dava dışı sigortalı ... A.Ş.'nin ticari defter ve kayıtlarını tarafıma sunmamasından ve dosya içerisinde de belgelerin ve kayıtların mevcut olmamasından dolayı tarafımdan herhangi bir tespitin ve değerlendirmenin yapılamadığı belirtilmiştir. Dava; Taşınan emtiada meydana gelen hasar nedeniyle davacının sigortalısına ödediği hasar bedelinin rücuen tahsili amacıyla başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı tarafça sigortalanan 270.140 kg brüt ağrılığındaki 10 konteyner 213 paket granit mermer emtiasının Sigortalı ... A.ş. tarafından Çin'de bulunan ... LTD. firmasından satın alındığı, emtianın Çin'den Mozambik'te bulunan ... ' ya sevk edilmek üzere ... isimli gemiye 14.04.2019 tarihinde yüklendiği, yükün tahliyesi esnasında bir kısmının hasarlı olduğu tespit edildiği, tespit edilen hasar bedelinin davacı tarafça dava dışı sigortalıya ödendiği, davacının ödediği bu bedeli davalı taşıyana rücu isteği ile icra takibi başlatıldığı, davalının itirazı üzerine eldeki davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Davalı ... vekili milletlerarası yetki itirazında bulunmuş olup, yabancılık unsuru taşıyan uyuşmazlıklar bakımından taraflar yetki sözleşmesi yapabilirlerse de, MÖHUK 47/1 maddesi uyarınca, Türk mahkemelerinin münhasır yetkisini ortadan kaldıran sözleşme yapılması mümkün değildir. TTK’nın 105/2 maddesinde yabancı tacirlerin Türkiye'deki acenteleri aracılığıyla yapılan sözleşmelerden doğacak uyuşmazlıklar yönünden müvekkiline izafeten acente aleyhine dava açılabileceği ve bu hükme aykırı sonuç doğuracak şartların geçersiz olduğu hükme bağlanmış olmakla bu tarz uyuşmazlıklarda Türk mahkemelerine milletlerarası münhasır yetki tanındığı anlaşılmaktadır. Konişmento taşıyan adına Türk acente tarafından düzenlenmiş olup yetki şartının Türk mahkemelerinin münhasır yetkisini ortadan kaldırır nitelikte olması nedeniyle geçersiz olduğu anlaşıldığından, davalı vekilinin milletlerarası yetki itirazı yerinde görülmemiştir. Dosyaya sunulan 25.03.2019 tarihli satış faturasında satıcı sıfatı ... ... Ltd. , alıcı ... A.Ş. Olup Teslim şekli "...(Free on board)" olarak gösterilmiştir. Yükün sigortalı tarafından Çin'de bulunan ... Ltd. firmasından satın alınıp, Çin'den Mozambik'te bulunan ...' ya sevk edildiği dosya kapsamı ile belirlidir. Dava dışı sigortalı ... A.Ş. Tarafından düzenlenen 12/06/2019 tarih 93.105,19 USD tutarlı satış faturası ise alıcı ...Inc. Adına CIF teslim şekli ile düzenlenmiş, tedarikçi olarak da ... Ltd. Şirketi gösterilmiştir. Sigortalının satış faturasına göre davaya konu emtianın CIF satış, yani taşıma sözleşmesinin satıcı-gönderici tarafından yapılıp, mallar gemi küpeştesini geçtikten sonra masraf ve riskin alıcıya geçtiği satım şekli olduğu görülmektedir. CIF satış türü, taşıma ve sigorta bedeli ödenmiş olarak yapılan satış ve teslim şeklini ifade etmektedir. Buna göre taşıma sözleşmesi satıcı- göndericisi tarafından yapılıp alıcının taşıma sırasındaki hasar riskini karşılayacak sigorta poliçesinin de alıcı namlı hesabına satıcı tarafından yaptırılması gerekir. CIF satışta hasarın alıcıya geçmesi nedeniyle rizikodan sonra sigortacının sigortalı konumundaki alıcıya ödemede bulunması gerekmekte olup bu koşullar altında sigortacının halefiyet hakkı doğacaktır. CIF satışa konu poliçede sigortalı, satıcı-gönderici olması durumunda satış yapan sigortalıya sigorta bedelinin ödenmesi, sigortalının mal bedelini tahsil edememiş olmasına bağlıdır. Dava dışı sigortalının ticari defterlerinin incelenmesi ile aldırılan 02/11/2023 tarihli bilirkişi raporunda dava konusu anlaşmazlığa konu mal zararına ilişkin kayıt atılmadığı, dava dışı şirketin tüm mal kaybı zararlarına ilişkin toplu olarak kayıt yaptığı, Dava dışı işletme tarafından yapılan kayıtlar incelendiğinde 01.04.2019 tarihinde 379.536,91 TL malın diğer stoklu hesabına alındığı görülmüş olup, bu tutarın davaya konu mal zararının tutarını değil taşınan mala ilişkin zararın tamamını gösterdiğinin görüldüğü dava dışı şirketin muhasebe kayıt ve ilkelerine aykırı olarak karşılık ayırması nedeni ile davacı şirketin iddialarının ispatı için dayanak olarak gösterdiği dava dışı şirketin muhasebe kayıtlarından davacının iddialarını ispatlayacak bir verinin bulunmadığı belirtilmiştir. Bilirkişi ek raporunda da başkaca bir tespitte bulunulmamış, Mahkememizin 27/06/2024 tarihli ara kararı ile " dava dışı sigortalı ... İnş.'ın ticari defterlerinde inceleme yapılarak Çin'den satın alınarak ... İnc şirketine satmış olduğu emtiaya ilişkin olarak sigortalı ile adı geçen şirketler arasındaki kayıtlar tespit edilip sigortalının satın aldığı yüke ilişkin olarak ödeme yapıp yapmadığı, yine yaptığı satışa ilişkin olarak ödeme alıp almadığı, hasara ilişkin mahsuplaşma yada ikame mal kaydının bulunup bulunmadığı ve buna göre sigortalının zararının oluşup oluşmadığı " bakımından yapılan inceleme için dava dışı sigortalının ticari defterleri sunulmamıştır. Buna göre sigortalı satıcının zararı ve sigortalanabilir bir menfaatinin bulunduğu davacı tarafça ortaya konulamadığından davacının taraf sıfatını kazanamayacağı değerlendirilerek davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: 1-Davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle REDDİNE 2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harç Tarifesi gereğince peşin alınan 1.414,57 TL den karar harcı olan 427,60 TL nin mahsubu ile fazla alınan 986,97 TL'nin kesinleşmeye müteakip talep halinde davacıya iadesine, 3-Davalı ... vekilinin yargı gider toplamı olan 198,50 TL'nin davacıdan alınıp işbu davalıya ödenmesine, bakiye giderin işbu davalı üzerinde bırakılmasına, 4-Davalılar vekilleri için takdir edilen 30.000,00 TL red vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalılara verilmesine, 5-Tarafların dava şartı olan Arabuluculuk toplantısına katıldıkları halde anlaşamadıkları, Arabuluculuk son tutanağından anlaşıldığından 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A-14 bendi uyarınca ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Suçüstü Ödeneğinden ödenen 1.360,00.-TL Arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 6-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 7-Bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine, Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde ... Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.24/12/2024 Katip ... ¸e-imzalıdır Hakim ... ¸e-imzalıdır