İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/349 E. 2025/292 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2022/349
- Karar No
- 2025/292
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO:2022/349 Esas KARAR NO :2025/292 DAVA TARİHİ:10/09/2013 KARAR TARİHİ:17/04/2025 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirketin müvekkili davacı şirketin sözleşmesi feshedilen eski bayisi olduğunu eski unvanının ... A.Ş. olduğunu ve taraflar arasında "... İli, Merkez İlçesi, ... Köyü, ... Karayolu Üzeri 5.Km. adresinde bulunan ve tapuda ... İli 19K.IVb Pafta, 2367 Ada, l Parsel' de kayıtlı 4668 m2 lik taşınmazın üzerinde bulunan akaryakıt satış istasyonunun petline kurumsal kimliği altında petline bayisi olarak işletilmesi ve 5015 Sayılı Petrol Piyasası Kanunu ve ilgili mevzuata uygun şekilde akaryakıt bayisi istasyonunda sadece davacı şirkete ait ürünlerin satışının gerçekleşmesi konusunda 21.03.2011 tarihli bir bayilik sözleşmesi akdedildiğini, bu bayilik sözleşmesinin Rekabet Kurumu kararları doğrultusunda sözleşme sürelerinin 5 yıl ile sınırlandırılması sebebiyle karşılıklı anlaşma ile sona erdirilerek 08.06.2011 tarihinde yenilendiğini, daha sonra davalı şirket unvanını tadil etmiş olduğundan EPDK' na lisans tadili başvurusunda bulunduğunu ve taraflar arasında davalının yeni unvanı ile 19.10.2011 tarihli yeni bir bayilik sözleşmesi akdedildiğini, bayilik sözleşmesinin 3/1, 8/e ve 13. maddeleri gereği davalının davacı şirketten akaryakıt alması ve istasyonda satması ve bedellerini ödemesinin zorunlu olduğunu, taraflar arasında 08.06.2011 tarihli asgari mal alım taahhütnamesi, 01.06.2011 tarihli protokol, 01.06.2011 tarihli satış koşullarına ilişkin anlaşma ve 08.06.2011 tarihli bayilik anlaşması akdedildiğini, davalı tarafın bayilik sözleşmesi, protokol ve taahhütlerini birçok defa ihlal ettiğini ve bu sebeple davalıya değişik tarihlerde ihtarnameler keşide edildiğini, daha sonra davalı tarafından ....Noterliği'nin 15 Mayıs 2013 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile bayilik ilişkisinin 30.05.2013 tarihi itibarîyle tek taraflı olarak haksız şekilde feshedilerek sona erdirildiğini, bunun üzerine davacı müvekkili tarafından .... Noterliği'nin 05 Haziran 2013 tarih ve ... yevmiye no'lu cevabi ihtarnamesinin keşide edildiğini, cevabi ihtarnamenin 12.06.2013 tarihinde davalı tarafa tebliğ edildiğini, bayilik sözleşmesinin 25 (son) maddesinde taraflar arasındaki tüm hak ve yükümlülüklerin bu anlaşmaya göre belirlendiğinin belirtildiğini, bu kapsamda davalı şirketin kendisine daha evvel keşide edilen ihtarnamelerde sabit olduğu üzere taraflar arasında yer alan bayilik sözleşmesi, protokol ve asgari mal alım taahhütnamesini müteaddit defalar ihlal ettiğini ve cezai şart borçları yönünden de temerrüde düşmüş olduğu halde bayilik sözleşmesini haksız şekilde tek taraflı olarak feshetme yoluna gittiğini, fesih hususunun davacı müvekkili tarafından 07.06.2013 tarihli ve 6320 referans sayılı yazı ile EPDK' na bildirildiğini, 08.06.2011 tarihli asgari mal alım taahhütnamesine göre 90.900 USD cezai şart alacağı, 01.06.2011 tarihli protokolün 8/a hükmü gereğince 50.000 USD cezai şart alacağı, 01.06.2011 tarihli protokol 7/b.2 hükmü uyarınca 100.000 TL kar mahrumiyeti alacağının davalıdan alınarak davacı müvekkiline ödenmesi gerektiğini, davacı müvekkilinin bayilik sözleşmesinin 5 yıl süreceği inancı ile ve davalının bu yöndeki taahhüdü ile davalıya 160.000 TL tutarında hibe ödemesi yaptığını, bayilik sözleşmesinin davalının haksız erken feshi sebebiyle 2 yıl sürdüğünü, sözleşmenin kalan 3 yıllık süreye karşılık kıstelveym hesabına göre 96.000 TL. tutarındaki kısmının yıllık % 20 işleyecek faizi ile iadesinin gerektiğini, 08.06.2011 tarihli bayilik anlaşması, 01.06.2011 tarihli protokol ve 08.06.2011 tarihli ek ariyet sözleşmesi uyarınca davalıya teslim edilen ve dava dilekçesinde kalem kalem belirtilen ariyet ve demirbaşların bedellerinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesi gerektiğini, davalı tarafın "ticari ilişkinin sona ermesi üzerine davacı tarafın yargılama yapılmasını gerektiren bir konuda likit ve kesin olmayan bir mahiyeti bulunmayan alacak iddiasıyla banka teminat mektubunu nakde tahvil etmiş olduğunu" iddia ettiğini, taraflar arasında akdedilen 08.06.2011 tarihli bayilik sözleşmesi ve 01.06.2011 tarihli protokol hükümlerine göre banka teminat mektubunun bayilik ilişkisinden kaynaklanan tüm borçlar, cezai şartlar, tazminat ve alacakların teminatı olarak verildiğini, davalı tarafın sözleşme/ taahhüt/ protokol ihlalleri durumunda bu teminat mektubunun ayrıca ihtar ve mahkeme kararına gerek olmaksızın davacı müvekkili tarafından nakde çevrilmesine gayrıkabili rücu şekilde peşinen muvafakat ettiğini, banka teminat mektuplarının süreli olduğunu ve süresi hitamında nakde çevrilmediği takdirde hükümsüz hale geldiğini, bu sebeple müvekkilinin banka teminat mektubunu nakde çevirmek zorunda kaldığını, söz konusu mektubun vadesinin 07.06.2013 olduğunu ve 05.06.2013 tarihinde tazmin edilerek "nakdi teminat niteliği" ile kayıt altına alındığını, bu itibarla davalı tarafın dilekçesinde işin yargılamaya muhtaç olduğu ve teminat mektubunun nakde çevrilemeyeceği iddiasının kabule şayan olmadığını iddia ederek; taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinin, protokol ve asgari mal alım taahhütlerinin davalı tarafından süresinden önce haksız olarak feshedilmiş olması sebepleriyle; 08.06.2011 tarihlî asgari mal alım taahhütnamesi uyarınca 90.900 USD muaccel cezai şart alacağının davalıdan alınarak ihtarnamenin tebliği tarihi olan 12.06.2013 tarihinden itibaren fiili ödeme günündeki kur üzerinden Türk Lirası olarak yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesine, 01.06.2011 tarihlî protokolün 8/a hükmü gereğince 50.000 USD muaccel cezai şart alacağının davalıdan alınarak ihtarnamenin tebliği tarihi olan 12.06.2013 tarihinden itibaren fiili ödeme günündeki kur üzerinden Türk Lirası olarak yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesine, 01.06.2011 tarihli protokolün 4/d hükmü gereğince 96.000 TL hibe alacağının ihtarnamenin tebliği tarihi olan 12.06.2013 tarihinden itibaren yıllık % 20 fazlası ile davacıya ödenmesine, 01.06.2011 tarihli protokol 7/b.2 hükmü uyarınca 100.000 TL kar kaybı tazminatının ihtarnamenin tebliği tarihi olan 12.06.2013 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesine, 08.06.2011 tarihli bayilik sözleşmesinin 11.maddesi ve 01.06.2011 tarihli protokolün 4/b hükmü uyarınca davalıya ariyet olarak verilmiş olan ve halen bayi nezdinde bulunmakta olan petline marka amblem ve kurumsal kimlik kapsamındaki tüm sökülemeyen sabit yatırım menkul malların toplam 63.367,45 USD tutarındaki bedellerinin fiili ödeme günündeki kur üzerinden Türk Lirası olarak yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesine, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın iddialarının fahiş olduğunu, toplam 613.726,00 TL talep ettiğini, ancak davalı müvekkilinin ticari ilişki teminatı oluşturmak üzere davacıya tevdi etmiş olduğu 200.000 TL. tutarlı banka teminat mektubunun davacı tarafından nakde tahvil edilerek bedelinin tahsil edilmiş olduğu hususuna dava dilekçesinde hiç değinilmemiş olmasının davacı tarafça somut olayın içeriğindeki maddi vakıalara ve gerçek duruma aykırı beyan ve taleplerde bulunulduğunu gösterdiğini, taraflar arasındaki ticari ilişkinin teminatını oluşturmak üzere davacıya tevdi edilen ... Bankası ... Sanayi Sitesi Şubesince düzenlenmiş bulunan 200.000 TL. tutarındaki banka teminat mektubu ile ilgili olarak, teminat mektubu bedelinin istirdadını talep hakları saklı kalmak kaydıyla, davacının haklılığının kabulü anlamına gelmemek üzere, davacı taleplerinin kısmen veya tamamen kabulüne karar verilmesi halinde teminat mektubu bedelinin nakde tahvil edildiği tarihten itibaren hesaplanacak reeskont faizi ile birlikte hükmolunacak miktardan tenziline karar verilmesi gerektiğini, davacı tarafın değişik tarihli ihtarlarına karşı gönderilen değişik tarihli cevabi ihtarnamelerde ve şirket yetkililerine de müteaddit defalar şifahen davacı taleplerinin haksızlığına ilişkin somut ve maddi vakıalar bildirilmesine rağmen davacı tarafın tüm bu somut ve maddi vakıaları yok farzederek, müvekkilini baskı altına almaktan başka hiçbir amacı bulunmadığı kolaylıkla görülebilen haksız ve fahiş taleplerinde ısrar ettiğini, müvekkilinin 13.03.2013 tarihinde davacıya başvuruda bulunarak sulhen çözüm teklif ettiğini, davacının da herhangi bir zarara uğramaması amacıyla işin mali yönünün de çözülmesine yönelik olarak ödeme yapmayı teklif ettiğini, ancak davacı tarafın bu hususta olumlu bir yaklaşım sergilemediğini, bu tarihten sonra baskı ve tehdit unsurlarını içeren söylemlerini dile getirmeye devam ettiğini, davacıdan ariyeten teslim alınan malzemelerden bir kısmının davacının alameti farikasını taşıyan kurumsal kimlik malzemelerinin davacı tarafça teslim alındığını, diğer bölümünün ise istasyonda akaryakıt satış faaliyetinin sürdürülebilmesi için davacı tarafından yapılması gereken yatırımlar olduğunu, bunların talep edilmesinin mümkün olmadığını, emsal Yargıtay içtihatlarının da bu yönde olduğunu, müvekkili tarafından davacıya hitaben keşide edilen muhtelif ihtarnameler ve sulhen çözüme ilişkin yazılı teklifte beyan edilmiş olduğu üzere mülkiyeti davacıya ait malzemelerden pompa, mutfak rafı, buzdolabı gibi bazı malzemelerin mutabık kalınacak bedel üzerinden müvekkili tarafından satın alınmak istendiğini, ancak bu teklife olumsuz yanıt veren davacının huzurdaki dava ile malzeme bedeli adı altındaki taleplerinin çok fahiş ve dayanaksız olduğunu, kabulünün mümkün olmadığını, bir an için davacının ariyet malzemelerine ilişkin taleplerinin haklı olduğu düşünülse dahi söz konusu malzemelerin amortismanlarının düşülmesi ve net defter değerinin tespitinin gerektiğini, sözleşmenin feshine sebebiyet veren davacının cezai şart ve kar mahrumiyeti talep etmesinin mümkün olmadığını, davacının, davalının yıllık satış taahhüdünün yerine getirmemiş olması nedeniyle cezai şart tahakkuk ettirerek davalı aleyhine yaptırım uygulanacağını beyan etmesine karşın her bir sözleşme yılı sonunda davalı ile ticari ilişkisini sürdürmeye devam etmiş olduğunu, bu sebeple davacının geçmiş yıllara ilişkin cezai şart talebinde bulunmasının hukuken mümkün olmadığını, satış potansiyelini ve geçmiş yıllarda gerçekleşen satış miktarlarını en iyi bilen taraf olan davacının asla gerçekleşmesinin mümkün olamayacağını bildiği satış taahhüdüne dayalı olarak cezai şarta yönelik talepte bulunmasının TMK'da ifadesini bulan objektif hüsnüniyet ilkesine de aykırı olduğunu, müvekkilinden banka teminat mektubu nedeniyle 200.000 TL tahsil eden davacının huzurdaki davadaki taleplerinin kabulü halinde satılan akaryakıttan elde ettiği gelir dışında 800.000 TL'nin üzerinde bir gelir daha elde etmiş olacağını, davacının cezai şart ve kar mahrumiyeti taleplerini bir arada ileri sürmesinin kanuna, tatbikata ve genel hukuk ilkelerine aykırı olduğunu, ariyet malzemelerine ilişkin taleplerin ise gerek duruma aykırı ve konusu bulunmayan soyut iddialar olduğunu beyan ederek; davanın esastan reddine, müvekkili tarafından davacıya tevdi edilen banka teminat mektubu tutarı olan 200.000 TL ile ilgili olarak istirdat taleplerinin saklı tutulmasına, davacının kısmen veya tamamen kabulüne karar verilecek olması durumunda 200.000 TL.nin nakde tahvil edildiği tarihten itibaren hesaplanacak reeskont faizi ile birlikte hükmolunacak tutardan mahsubuna, yargılama masrafları ve avukatlık ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini savunmuştur. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Mahkememiz tarafından, deliller toplanılmış, ilgili belgeler celp edilerek dosya içerisine alınmıştır. Mahkememizde açılan işbu dava, taraflar arasında yapılmış bulunan 21/03/2011 günlü bayilik sözleşmesinin feshi nedenine dayalı kar kaybı, cezai şart ve ariyet bedeli alacaklarının tahsili istemine ilişkindir. HSYK’ nın 26/8/2014 tarih ve ... sayılı müstemir yetkilere ilişkin kararı gereğince, .... Asliye Ticaret Mahkemesinin dosyaları mahkememize devredilmiştir. Yargılamaya mahkememizin ... Esas'ı üzerinden devam edilmiştir. Mahkememizin ... Esas ... Karar sayılı 20/06/2019 tarihli kararı ile; "1-Davanın kısmen kabulü ile; 50.000USD taraflar arasındaki 01/06/2011 tarihli protokolün 8.maddesinden kaynaklı sözleşmeye aykırılık tazminatı ile 68.782,15TL'nin (KDV dahil 98.244,44TL olarak hesaplanmış ise de; taleple bağlı kalınarak 96.000,00TL yatırım destek bedeli ve bu bedele temerrüt tarihinden, dava tarihine kadar protokolün 4-d maddesi gereğince işleyen yıllık %20 gecikme faizine isabet eden 4.105,87TL ile 39.717,19TL kar mahrumiyeti ve 128.959,09TL (her ne kadar 237.700,00TL ise de 63.367,00USD davacı talebi ile bağlı kalınarak bu miktarın dava tarihindeki kur karşılığı) istasyonda kalan sabit yatırım bedeli olmak üzere belirlenen 268.782,15TL'den 200.000,00TL nakde tahvil edilen teminat mektubunun mahsubu sonrası) 17/06/2013 temerrüt tarihinden itibaren USD cinsi alacağı 3095 sayılı yasanın 4a maddesi gerğeince işleyecek yasal faiz ve bakiye TL cinsi alacağın asıl alacak olan 64.676,18TL'sine (68.782,15TL-4.105,87TL gecikme faizi) tamamı sabit yatırım bedeli olarak benimsenerek temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, Tonaj taahhüdüne ilişkin istem ile sair istemlerin fazlaya ilişkin kısmın REDDİNE, " dair karar verildiği, Verilen kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine dosya İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmiştir. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nin 2019/2405 Esas 2022/678 Karar sayılı 12/05/2022 tarihli ilamı ile; "Bilindiği üzere 6100 sayılı HMK'nın 297 ve 298. maddeleri uyarınca mahkeme kararları, asgari olarak iki tarafın iddia ve savunmalarının özetlerini, incelenen maddi ve hukuki olayın özünü, mahkemeyi sonuca götüren gerekçelerin neler olduğu hususlarını ihtiva etmelidir. Anayasanın 141. maddesinin 3. fıkrası hükmü de mahkeme kararlarının gerekçeli olması gerektiğini düzenlemektedir. Dolayısıyla gerekçe, bir hükmün olmazsa olmaz unsurudur. Taraflar, ancak kararlara konulması gereken gerekçeler sayesinde hükmün hangi maddi ve hukuki nedene dayandırıldığını anlayabilirler. Ayrıca, karar aleyhine yasa yollarına başvurulduğunda da denetim sırasında gerekçe sayesinde kararın usul ve yasaya uygun olup olmadığı denetlenebilir. HMK'nın 297/1-c maddesi gereğince hükümde; taraflar arasındaki çekişmeli vakıalar, bu vakıalar hakkında toplanan delillerin neler olduğu, toplanan delillerin ne suretle tartışılıp değerlendirildiği, bunun sonucunda hangi vakıaların sabit görüldüğü, bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin neler olduğunun gösterilmesi zorunludur. HMK'nın 297/2 maddesine göre ise hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. Bu itibarla, denetime elverişli nitelikte olmayan bir kararla ilgili olarak istinaf denetim ve yargılaması yapılarak bir hüküm verilemeyecektir. Kararın gerekçesiz olması, gerekçe ile hüküm çelişkisi veya yasada düzenlenen unsurları içermeyen bir hüküm verilmesi kamu düzenine ilişkin bir aykırılık olup, delillerin hiç değerlendirilmemiş olduğu derecesinde yargılama işlemlerinin eksik bırakıldığının kabulü gerekmektedir. Somut olayda; mahkemece yapılan yargılama sonucunda "Davanın kısmen kabulü ile; 50.000-USD taraflar arasındaki 01/06/2011 tarihli protokolün 8. maddesinden kaynaklı sözleşmeye aykırılık tazminatı ile 68.782,15TL'nin (KDV dahil 98.244,44TL olarak hesaplanmış ise de; taleple bağlı kalınarak 96.000,00TL yatırım destek bedeli ve bu bedele temerrüt tarihinden, dava tarihine kadar protokolün 4-d maddesi gereğince işleyen yıllık %20 gecikme faizine isabet eden 4.105,87TL ile 39.717,19TL kar mahrumiyeti ve 128.959,09TL (her ne kadar 237.700,00TL ise de 63.367,00USD davacı talebi ile bağlı kalınarak bu miktarın dava tarihindeki kur karşılığı) istasyonda kalan sabit yatırım bedeli olmak üzere belirlenen 268.782,15TL'den 200.000,00TL nakde tahvil edilen teminat mektubunun mahsubu sonrası) 17/06/2013 temerrüt tarihinden itibaren USD cinsi alacağı 3095 sayılı yasanın 4a maddesi gerğeince işleyecek yasal faiz ve bakiye TL cinsi alacağın asıl alacak olan 64.676,18TL'sine (68.782,15TL-4.105,87TL gecikme faizi) tamamı sabit yatırım bedeli olarak benimsenerek temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, tonaj taahhüdüne ilişkin istem ile sair istemlerin fazlaya ilişkin kısmın reddine" şeklinde karar verilmiştir. Bu kapsamda; mahkemece bilirkişi raporları aynen kopyalanarak gerekçeli karar oluşturulduğu, taraflar arasındaki çekişmeli vakıalar, bu vakıalar hakkında toplanan delillerin neler olduğu, toplanan delillerin ne suretle tartışılıp değerlendirildiği, bunun sonucunda hangi vakıaların sabit görüldüğü, bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin neler olduğunun gösterilmediği, kurulan hükümde ise davacının hangi talebinin kabul, hangi talebinin reddedildiğinin açık olmadığı, mahkeme gerekçesinde tartışılıp varılan sonuca göre yapılacak hesaplamaların hüküm kısmında gösterildiği, hükmün bu şekliyle infazı kabil olmayıp uygulamada tereddüte yol açabilecek nitelikte bulunduğu anlaşılmaktadır. Bu haliyle denetime elverişli nitelikte olmayan hükmün istinaf denetimine tabi tutulması da mümkün değildir. Bu nedenle taraf vekillerinin diğer istinaf gerekçeleri incelenmeksizin, usul kurallarına uygun ve denetlenebilir bir karar verilmek üzere kararın kaldırılmasına karar verilmesi gerekmiştir. " gerekçesi ile mahkememiz kararı kaldırılmış olup, dosya mahkememize gönderilmiş ve mahkememizin 2022/349 Esas'ına kaydının yapıldığı anlaşılmıştır. Mahkememiz tarafından, mahkememizin ... sayılı kararının kaldırılmasından sonra mahkememizin 2022/349 Esas sayılı dosyasından; Mahkememiz kaldırma kararında belirtilen esaslar dahilinde inceleme yapılması için ara karar oluşturulmuş ve dosya bilirkişi kuruluna yeniden tevdi edilmiştir. Bilirkişiler ... tarafından hazırlanan 06.01.2025 tarihli raporunda özetle; "1-Tespit, analiz ve değerlendirmelerimiz ile hesaplamalarımıza ayrıntılı olarak raporumuz içerisinde yer verilirken, önceki raporlarımızda ilgili bölümlerede atıflarda bulunulduğu, 2-Taraflar arasındaki sözleşmenin davalı tarafça tek taraflı olarak feshi çerçevesinde , huzurdaki davaya konu çekişmeli vakıaların temelini, feshin haklı olup olmadığı hususu ile bu bağlamda davalı tarafça ileri sürülen gerekçelerin oluşturduğu değerlendirmemizden hareketle, çekişmeli vakıaların tespit ve analizlerimizin ise , raporumuzun II.C bölümünde ayrıntılı olarak sayın mahkemenin takdirlerine sunulduğu; 3-Davalının sözleşme feshinde haklı bulunup bulunmadığının takdiri sayın mahkemeye ait olmak üzere, davalının sözleşme feshinde haklı bulunduğunun sayın mahkemece benimsenmesi halinde, 25.09.2023 tarihli görevlendirme kararının 1. Maddesi kapsamında sıralanan dava konusu alacak kalemlerinin talebi ile ilgili temel koşulun oluştuğundan söz edilebileceği değerlendirmemizin de sayın mahkemenin takdirinde bulunduğu, 4-Görevlendirme ara kararının 1. Maddesinin ilk dört bendinde sıralanan dava konusu alacaklar ile ilgili olarak uzmanlık alanlarımız çerçevesinde teknik yönleri ile itibariyle talep koşullarının oluşup oluşmadığı yönünden yaptığımız incelemelerimiz sonucunda ise; A)Davacının dava konusu cezai şart talepleri iki kalemden oluşmakta; -Davacı tarafça 08.06.2011 tarihli mal alım taahhütnamesi gereğince talep ettiği cezai şart alacağı 96.365,30 USD olarak hesaplanmasına karşın, davacı tarafın talebi ile sınırlı olarak talep edilebilecek tutarın 90,900 USD ile sınırlı bulunacağı; -Taraflar arasındaki 01.06.2011 tarihli protokol çerçevesinde talep edilebilecek cezai şart tutarının ise , yine talep ile bağlı olarak 50.000,00 USD tutarında olabileceği; -Raporumuz içerisinde incelendiği tarihte temerrüt tarihinin 17.06.2013 olarak benimsenmesi halinde, hesaplanan cezai şart tutarlarının bu tarihten tahsili tarihine kadar işleyecek yasal faizinin de talep edilebileceği, -Cezai şart tutarlarının davalının ekonomik olarak mahvına sebebiyet verecek nitelikte olup olmadığı çerçevesinde; 06.08.2018 tarihli 3. Ek raporumuzda belirtildiği gibi ve bu kez 31.12.2024 tarih itibariyle incelenen varlık ve kaynak yapısına göre de cezai şart tutarının, davalı şirketin ekonomik yönden mahvına sebep olacak bir düzeyde olduğundan söz etmenin güç göründüğü, davalı şirketin 31.12.2014 tarihi itibariyle raporlanan finansal verileri ve o tarihteki kur değerlerinden hareketle yaptığımız analizde cezai şart tutarından tenkisin, analiz ve hesaplamalarımıza konu tarihteki veri sınırları içerisinde finansal yönden zorunlu görünmediği; B)Davacının dava konusu hibe alacağı ile ilgili tutarın, sözleşmenin davalı şirket tarafından feshi tarihinden itibaren ve işlemeden kalan süresine isabet eden miktarının gerek sözleşme hükmü gerekse ödemenin özü itibariyle davacı tarafça geri istenmesi koşullarının oluştuğu sayın mahkemece benimsendiği takdirde; -Talep edilebilecek hibe alacağının KDV hariç tutarının 83.258,00 TL olacağı ve ödeme tarihinde geçerli oran üzerinden hesaplanacak KDV'si birlikte talep edilebileceği; -Ayrıca yeni protokolün 4/d hükmü uyarınca (KDV hariç tutarı üzerinden hesaplanacak) yıllık %20 oranındaki faizinin, fesih tarihinden ( 30.05.2013) tahsiline kadar işleyecek miktarının da talep edilebileceği; C)Davacının dava konusu yoksun kalınan kar kaybı olarak tazminini talep edebileceği tutarın, raporumuzun ilgili bölümünde ayrıntıları sunulan yöntemden hareketle hesaplandığı, buna göre; -Sözleşme feshinden önceki yıl ortalamalarına göre aylık yoksun kalınan muhtemel kar kaybının 6.619,53 TL olarak hesaplandığı; -Sayın mahkemece yoksun kalınan kar kaybı hesabında esas alınacak makul sürenin 6 ay olduğunun benimsenmesi halinde bu süreye isabet eden tutarın ise (6.619,53 TL x 6 ay =) 39.717,19 TL olacağı; -Hesaplanan yoksun kalınan kar tutarının, davalı şirketin temerrüde düştüğü 17.06.2013 tarihinden itibaren ve tahsil edileceği tarihe kadar işleyecek yasal faiziyle birlikte talep edilebileceği; D)08.06.2011 tarihli ek ariyet sözleşmesinde yer alan ve raporumuz içerisinde listelenen tesis, araç ve gereçlerin bedellerinin 63.367,45 USD olduğu; dava tarihi (10.09.2013 tarihi itibariyle teslim edilmeyen tesis, araç ve gereçlerin ise, yıpranma payları da dikkate alınmak suretiyle tespit edilen değerlerinin raporumuzun ilgili bölümünde listelendiği ve toplam tutarının da 48.948,20 olarak USD hesaplandığı" şeklinde mütalaada bulunulduğu görülmüştür. Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda; Mahkememizde açılmış bulunan işbu davada davacı ... .. AŞ ile davalı ... ... .. AŞ arasında 21/03/2011 tarihli bayilik ve 08/06/2011 tarihli tadil sözleşmesi ile yeni unvan ile 19/10/2011 tarihli sözleşmelerin yapıldığı, bayilik ve 08/06/2011 tarihli taahhütname gereğince davacı şirkete ait unvan altında petrol ürünleri satmak ve pazarlamak için davalı şirketin ... ili Merkez ilçesi ... köyü ... yolu üzerinde bulunan Ada 2367 1 nolu parsel sayılı ve 4668 m2 alanın arsa üzerinde petrol ürünleri (akaryakıt) satış istasyonu yapılarak petrol istasyonu işletilirken davalı tarafından, bayilik ve satış sözleşmelerinin ihlal edilmesi nedeniyle davacıya pek çok ihtarda bulunduğu ve davalının .... Noterliğinin 15/05/2013 günlü ve ... yevmiyeli ihtarnamesi ile bayilik sözleşmesinin tek taraflı olarak sona erdirildiği tartışmasızdır. Davacı şirket, davalı yana çektiği .... Noterliğinin 05/06/2013 gün ve ... yevmiye no.lu davalı yana 12/06/2013 günü tebliğ edilen, fesih ihtarına karşı cevabi ihtarnamede, feshin haksız olduğunu belirterek sözleşmeden kaynaklanan haklarını talep ettiğini ihtaren bildirmiş ve işbu davada sözleşmenin davalı tarafından haksız fesih edildiği iddiası ile; 1-a-08/06/2011 tarihli Asgari Mal Alım Taahhütnamesi'ne uygun mal alımı yapılmadığı iddiası ile 90.900-USD cezai şart alacağının, b-01/06/2011 tarihli protokolün 8a maddesi uyarınca 50.000-USD cezai şart alacağının, Olmak üzere toplam 140.900-USD alacağın 12/06/2013 tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi gereğince işleyecek faiziyle birlikte fiili ödeme günündeki kur karşılığı Türk Lirası olarak yasal faiziyle birlikte, 2-a-01/06/2011 tarihli protokolün 7/b.2 maddesi uyarınca 100.000-TL kar kaybı alacağının, 16/06/2013 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte, b-01/06/2011 tarihli protokolün 4/d maddesi uyarınca davalıya ödenmiş 96.000-TL hibe alacağının, 12/06/2013 tarihinden itibaren işleyecek yıllık %20 faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 3-08/06/2011 tarihli bayilik sözleşmesi 11.maddesi ile 01/06/2011 tarihli protokolün 4/b maddesi gereğince ariyet olarak davalıya verilmiş bulunan ve halen davalı nezdinde bulunan ... marka amblem ve kurumsal kimlik kapsamındaki tüm sökülemeyen sabit yatırım menkul mallar için toplam 63.367,45-USD tutarındaki bedelin fiili ödeme günündeki kur üzerinden Türk Lirası olarak yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsilini ve davacıya verilmesini, sözleşme ve protokollere dayalı olarak talep etmektedir. Mahkememiz tarafından davalı bayinin sözleşmeyi ihtarnamesinde belirttiği konular detaylı incelenerek haklı olarak fesih edip etmediği, tespit ve tartışılarak davacının sözleşmeden kaynaklanan yukarıda belirtilen tazminat ve alacak taleplerini hangilerinin haklı, hangilerinin haksız olduğunun tespiti için bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Mahkememiz tarafından yapılan ilk inceleme sonucunda verilen ...-... sayılı ve 20/06/2019 günlü karar ile davanın kısmen kabulüne ilişkin; "Davanın kısmen kabulü ile; 50.000USD taraflar arasındaki 01/06/2011 tarihli protokolün 8.maddesinden kaynaklı sözleşmeye aykırılık tazminatı ile 68.782,15TL'nin (KDV dahil 98.244,44TL olarak hesaplanmış ise de; taleple bağlı kalınarak 96.000,00TL yatırım destek bedeli ve bu bedele temerrüt tarihinden, dava tarihine kadar protokolün 4-d maddesi gereğince işleyen yıllık %20 gecikme faizine isabet eden 4.105,87TL ile 39.717,19TL kar mahrumiyeti ve 128.959,09TL (her ne kadar 237.700,00TL ise de 63.367,00USD davacı talebi ile bağlı kalınarak bu miktarın dava tarihindeki kur karşılığı) istasyonda kalan sabit yatırım bedeli olmak üzere belirlenen 268.782,15TL'den 200.000,00TL nakde tahvil edilen teminat mektubunun mahsubu sonrası) 17/06/2013 temerrüt tarihinden itibaren USD cinsi alacağı 3095 sayılı yasanın 4a maddesi gerğeince işleyecek yasal faiz ve bakiye TL cinsi alacağın asıl alacak olan 64.676,18TL'sine (68.782,15TL-4.105,87TL gecikme faizi) tamamı sabit yatırım bedeli olarak benimsenerek temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, Tonaj taahhüdüne ilişkin istem ile sair istemlerin fazlaya ilişkin kısmın REDDİNE," şeklinde karar tesis edildiği ve İstanbul BAM 18. H.D. tarafından mahkememiz kararının, 6100 sayılı HMK'nın m.297 ve m.298'de belirtilen iki tarafın iddia ve savunmalarının özetlerini, maddi ve hukuki olayın özünü, mahkemenin varılan sonuca ulaşmasını sağlayan gerekçelerinin neler olduğunun belirtilmesi gerektiği tespit edilerek HMK m.297/1-c maddesi gereğince taraflar arasındaki çekişmeli vakıalar ile varılan sonucun ve hukuki sebeplerinin neler olduğunun açık bir şekilde tespit ve kararda gösterilerek denetime elverişli bir karar yazılması gerektiği gerekçesi ile kaldırıldığı anlaşılmaktadır. Mahkememizce alınan bilirkişi raporları ile toplanan delillere göre, dava konusu uyuşmazlığın çözümü için öncelikle bilirkişi kurulunun yaptığı incelemeler de göz önünde bulundurularak, davalının taraflar arasındaki bayilik sözleşmesini sözleşme süresinden önce fesih ihtarı ile tek taraflı sona erdirmesinin haklı ve yeterli bir sebebinin bulunup bulunmadığının tespiti gerektiği açıktır. Davalı, dava konusu bayilik sözleşmesinin feshine ilişkin .... Noterliğinin 15/05/2013 günlü fesih ihtarnamesi ile 30/05/2013 tarihinde geçerli olmak üzere bayilik sözleşmesini feshederken, "Dava konusu istasyonun bulunduğu bölgede 2011 yılında 6 aylık yol çalışması nedeniyle, davacı ana dağıtıcı firmadan ürünlerin alınamaması ve gecikmeli alınmasına ilişkin davacı davranışları nedeniyle sözleşmenin feshedildiğinin" bildirildiği anlaşılmaktadır. Sözleşmenin yapılmasından kısa bir süre sonra, davacıdan kaynaklanmayan sebeplerle, yol çalışmasından kaynaklanan 6 aylık süre için yaklaşık 2 yıl sonra sözleşmenin feshedilmesi , aynı zamanda akaryakıt dağıtımının tek bir sefer için aksaması ve gecikmesi ve buna ilişkin 29/03/2013 tarihli gecikmeye ilişkin tutanak tutulmuş ise de davacının gecikmenin TÜPRAŞ'tan kaynaklandığını ve tek seferlik olduğunu ileri sürmesi karşısında bunun aksine bir delil de dosyaya yansımadığından, sözleşmenin tutanak tarihinden yaklaşık iki ay sonra 15/05/2013 tarihinde 30/05/2013 tarihinden geçerli olarak sona erdirilmesinin haklı ve iyi niyet kurallarına uygun bir fesih sayılmasının mümkün olmadığı mahkememizce benimsenmiş, bilirkişi kurulu tarafından yapılan tespit ve incelemelerde, feshin haklı olmadığı ve davalı tarafından sözleşmenin haksız fesih ettiği benimsenerek, sözleşme koşulları ve hak ve nefaset kuralları dikkate alınarak davacının talep edebileceği cezai şart alacağı miktarının ve sözleşmenin geri kalan dönemi için davacının yoksun kaldığı kar mahrumiyeti ile yatırım bedellerinin değerlendirilmesi gerektiği sonucuna göre karar tesisi gerektiği mahkememizce benimsenmiştir. Mahkememizce davacı yanın talep ettiği alacak ve tazminatlar yönünden mahkememiz kararının kaldırılmasından sonra, 06/01/2025 günlü raporda talep edilen tazminat ve alacak kalemleri tek tek değerlendirilmiş olup, işbu rapor ve dosya kapsamına göre davacının talep edebileceği tazminatlar; a-Taraflar arasındaki 08/06/2011 tarihli mal alım taahhütnamesi gereğince, davacının cezai şart alacağı olarak 96.365,30-USD olarak cezai şart talep edebileceği belirlendiği ancak talebin 90.900-USD olduğu ve bu taleple sınırlı olarak alacak talep edebileceği, b-Taraflar arasındaki 01/06/2011 günlü protokolün 8/a maddesi gereğince 50.000-USD sözleşmeye aykırılık nedeniyle cezai şart talep edebileceği, c-Davacı şirketin davalı şirkete sözleşme hükümleri gereğince yaptığı hibe nedeniyle sözleşmenin geçen süresi dikkate alınarak 01/06/2011 günlü sözleşmenin 4/d maddesi gereğince 83.258-TL alacağın ödeme tarihindeki KDV oranı üzerinden hesaplanacak KDV'si ve işbu asıl alacağı 17/06/2013 tarihinden itibaren yıllık %20 oranında işleyecek faiziyle birlikte davalıdan tahsili gerektiği, d-Yoksun kalınan kar olarak, aynı sözleşmeye konu bayiliğin, aynı bölgede yeniden altı ay içerisinde tesis edilebileceği, sözleşmenin kalan süresinin altı aydan çok olduğu dikkate alınarak, taraf ticari defter ve kayıtlarına göre altı aylık dönem için hesaplanan yoksun kalınan karın 39.717,19-TL olduğu dikkate alınarak taleple bağlılık kuralı gereğince 17/06/2013 itibariyle işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsili gerektiği, e-08/06/2011 tarihli ariyet sözleşmesi gereğince davalıya ariyet olarak teslim edilen tesis araç ve gereçlerinin teslim tarihindeki bedelleri üzerinden kullanım nedeniyle yıpranma payları düşüldükten sonra belirlenen değerleri nazara alınarak 48.948,20-USD'nin 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi gereğince dava tarihi olan 10/09/2013 tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte talep edebileceği, rapor edilmiş olup raporun dosya kapsamı ile uyumlu olduğu mahkememizce benimsenmiştir. Ayrıca dava konusu edilen cezai şart alacağı yönünden cezai şart tazminatı miktarının 140.900-USD olup sözleşmenin niteliği tarafların sosyal ve ekonomik durumları ve bilirkişilerce yapılan inceleme ve raporda gösterilen sebepler ve özellikle 06/01/2025 günlü raporun 27.sayfası ve 06/08/2018 günlü ek raporda belirtildiği gibi 31/12/2014 itibariyle incelenen varlık ve kaynakların yapısına göre davalı şirketin ekonomik yönden mahvına sebebiyet verecek nitelik ve miktarda olmadığı, cezai şart tutarının davalı şirketin öz kaynaklarının azalması sonucunu doğuracaksa da tacir olan tarafların sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerini ekonomik mahvına sebebiyet vermedikçe hak ve nefaset kuralının da yerine getirilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Davacının talep ettiği ariyet olarak teslim edilen tesis araç ve gereçlerin, teslim tarihindeki bedelleri, kullanım ile yıpranma payları düşüldükten sonra belirlenen değeri üzerinden 48.948,20-USD üzerinden ariyet yönünden talebin kabulü gerektiği, fazlaya ilişkin istemin yerinde olmadığı mahkememizce belirlenmiştir. Bu nedenlerle dosya kapsamı, talep edilen tazminat kalemleri, açıklanan sebepler ile dosya kapsamına uygun 06/01/2025 günlü raporda belirtildiği gibi cezai şart, yoksun kalınan kar ve hibe ve yatırım alacaklarına ilişkin talepler ile ilgili olarak, davanın aşağıdaki gibi kısmen kabulü gerektiği sonuç ve kanaatine varılmış ve fazlaya ilişkin istemlerin reddine dair aşağıdaki gibi hüküm tesis etmek gerekmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; Davacının davalı aleyhine açtığı bayilik sözleşmesi davalı tarafça haksız feshedildiği mahkememizce benimsenmekle (davalının feshi haklı sebeplerle yaptığı ispat edilememekle), davacının açtığı davanın KISMEN KABULÜ İLE, 1-a-08/06/2011 tarihli mal alım taahhüdüne dayalı sözleşmenin devam ettiği sürece; taahhüde aykırı olarak eksik mal alımından kaynaklı cezai şart alacağı olarak taleple bağlı kalınarak 90.900-USD cezai şartın temerrüt tarihi olan 17/06/2013 tarihinden itibaren, b-01/06/2011 günlü protokolün 8/a maddesi gereğince bayilik sözleşmesinin haksız feshi nedeniyle 50.000-USD cezai şartın temerrüt tarihi olan 17/06/2013 tarihinden itibaren olmak üzere, Toplam 140.900-USD cezai şart alacağının 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi gereğince işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 2-İadesi istenebilecek hibenin iadesi alacağı yönünden 83.258-TL tutarındaki alacağın protokolün 4/d maddesi gereğince ödeme tarihindeki KDV oranı üzerinden hesaplanacak KDV'si ve işbu asıl alacağı 17/06/2013 tarihinden itibaren yıllık %20 oranında işleyecek faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 3-Mahrum kalınan kar olarak sözleşmenin fesih tarihinden itibaren aynı nitelikte işin davacı tarafından yeni bir bayilik sözleşmesi ile 6 ay içerisinde yapılabileceği benimsenmekle; Bilirkişi heyetince belirlenen 6 aylık yoksun kalınan 39.717,19-TL karın 17/06/2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 4-08/06/2011 tarihli ariyet sözleşmesi gereğince davalıya ariyet olarak teslim edilen tesis araç ve gereçlerinin teslim tarihindeki bedelleri üzerinden kullanım nedeniyle yıpranma payları düşüldükten sonra belirlenen değerleri nazara alınarak 48.948,20-USD'nin 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi gereğince dava tarihi olan 10/09/2013 tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 5-Davacının, davalıya ait 200.000,00-TL teminat mektubunu 05/06/2013 tarihinde nakde çevirdiği anlaşılmakla işbu miktarın 05/06/2013 tarihi itibariyle infaz sırasında tespit edilecek alacaktan mahsubuna, 6-492 sayılı Harçlar Kanunu gereği alınması gereken 34.792,69 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 10.480,95 TL'nin mahsubu ile bakiye 24.311,74 TL bakiye ilam harcının davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, (Kaldırma kararı öncesi yazılan 22/11/2019 tarihli 2019112199ADH2097092 referans numaralı bakiye ilam harcının UYAP sorgusunda Alaybey Vergi Dairesi'nce tahsil edildiği anlaşıldığından fazla alınan 2.874,93 TL harcın karar kesinleştiğinde ve istek halinde davacıya iadesine (492 sayılı Harçlar Kanunu m.8)) 7-Davacı tarafından yapılan tebligat, müzekkere ve posta gideri ile bilirkişi ücreti toplamı olmak üzere 25.108,09 TL yargılama giderinden davanın kabul nispetine göre 20.905,67 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, (Kaldırma kararı öncesi tahsilde tekerrür etmemek üzere) 8-Davalı tarafından yapılan posta gideri ücreti 16,20 TL yargılama giderinden davanın ret nispetine göre 2,71 TL'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, (Kaldırma kararı öncesi tahsilde tekerrür etmemek üzere) 9-Davacı taraf kendini vekil ile temsil ettiğinden yürürlükte olan AAÜT gereği hesaplanan 80.400,29 TL nispi ücreti vekaletin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, (Kaldırma kararı öncesi tahsilde tekerrür etmemek üzere) 10-Davalı taraf kendini vekil ile temsil ettiğinden yürürlükte olan AAÜT gereği hesaplanan 30.000,00 TL maktu ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, (Kaldırma kararı öncesi tahsilde tekerrür etmemek üzere) 11-Davacı tarafından açılan davada, dava açılırken yatırılan 24,30-TL başvuru harcının ve 10.480,95-TL peşin harcın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 12-6100 sayılı HMK m.333 uyarınca karar kesinleştiğinde bakiye avansın ilgililerine iadesine, Dair; taraf vekillerinin yüzüne karşı kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.17/04/2025 Başkan ... ¸e-imzalıdır Üye ... ¸e-imzalıdır Üye ... ¸e-imzalıdır Katip ... ¸e-imzalıdır