İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/58 E. 2024/778 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/58
- Karar No
- 2024/778
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/58 Esas KARAR NO : 2024/778 DAVA : Alacak (Taşınmaz Alım-Satımı Kaynaklı) DAVA TARİHİ : 15/01/2024 KARAR TARİHİ : 18/12/2024 Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Taşınmaz Alım-Satımı Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekilinin dava dilekçesi özetle; davacı şirket ile davalı şirket arasında ticari iş ilişkileri bulunduğunu, bu ilişkiden kaynaklanan taşınmaz ve taşınır alım satımlarının gerçekleştiğini, mevcut alım satımlar takas usulü ile yapıldığını ve gelinen noktada davalı şirketin sözleşmeden kaynaklı borcunu ifa ettikten sonra devredilen taşınmazın ayıplı olduğunun anlaşıldığını, taraflar işbu ticari sözleşme ile davacı müvekkilin adına kayıtlı İstanbul İli, ... İlçesi, ... Mah. ... ada, ... parsel, 9. Kat, 21 nolu dairesini davalı şirkete devretmeyi vadettiğini, davalı şirkette müvekkilin nitelikli ve daha değerli olan taşınmasa binaen uhdesinde bulunan ... İlçesi ... Mahallesi ... Pafta ... ada, 17 parsel 2 numaralı bağımsız bölüm adresinde mukim olan taşınmazını diğer davacı ...'a sözleşme gereği üçüncü kişi yararına olarak devretmeyi ve devamında sahibi olduğu önce 6 adet olarak anlaşılan daha sonra biri iade edilen toplam 5 adet aracı da borçlarına mahsuben davacı müvekkil şirkete devretmeyi vadettiğini, tarafların yapılan tüm bu işlemler ile birbirlerini gayrikabili rücu ederek birbirlerinden hiç bir hak ve alacaklarının kalmadıklarını yazılı olarak beyan ettiklerini, gelinen noktada davacı müvekkilin İstanbul ... ilçesinde bulunan taşınmazına karşılık davalı tarafından verilen araçlar ve ... İlçesi ... mahallesinde bulunan taşınmazla birlikte her iki tarafında birbirlerinden herhangi bir hak ve alacağı kalmamış gibi görünse de davalının davacı müvekkile borcuna binaen takas ettiği dairenin ayıplı çıktığını, söz konusu dairenin aslında vadedilen ve müvekkilin gördüğü alandan yaklaşık 50 metrekare eksik olduğunu, davalı tarafın davacı müvekkili dairenin takas işlemleri gerçekleşmeden önce maliki olduğu daireyi gezdirdiğini ve daireyi detaylıolarak gösterdiğini, davalı daireyi gezdirirken davacı müvekkile dairenin içerisine dahil olan bir odayı bu oda binada ortak alan olması gereken bir yerken sanki dairenin içerisine dahil bir yer gibi gösterdiğini ve hukuka aykırı bu durumu gizleyerek müvekkilinin iradesinin fesada uğradığını, müvekkilinin bu durumdan ancak bina sakinlerinin belediyeye ortak alanın davacı müvekkil tarafından kullanıldığına ilişkin ihbarı ile haberdar olduğunu, açıkça görüleceği üzere satıcının taşınmazda olan niceliksel ayıplara binaen bu ayıpları bilip bilmediği önem arz etmeksizin giderme zorunluluğu olduğundan ve müvekkilin neredeyse taşınmazın 1/3üne tekabül eden metrakare eksikliğinin taşınmazın değerini ciddi manada düşürdüğünden oluşan bu zararın karşılanmasının elzem olduğunu, bu nedenlerle davacı müvekkile davalı tarafından satılan taşınmazın ortak alana dahil edilen alan düşüldüğü takdirde oluşacak değeri ile müvekkile satıldığı haliyle güncel değeri arasındaki farkın hesap edilerek dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile ödenmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir. Davalı vekilinin cevap dilekçesi özetle; Davacı ...'ın taraf sıfatına karşı husumet itirazlarının olduğunu, müvekkil şirket ile davacı şirket arasındaki sözleşmeye taraf olduklarını davacı ...'nın şahit olarak imza ettiğini, davacı tarafın müvekkile ihbarda bulunmadığını huzurda görülen davayı ikame edemeyeceğini, kaldı ki davacı tarafın ayıp iddiasına binaen öne sürülen taleplerin zaman aşımına uğradığını, tapu senedi tarihinin 07/05/2018 tarihli olduğunu, davacı tarafın müvekkile ayıp sebebi ile herhangi bir bildirimde bulunmadığını, bu sebeple dava şartını yerine getirmediğinden huzurdaki davayı ikame etmekte haksız olduğunu, davacı tarafın iddialarında TBK'ya dayanmakta isabetsiz olduğunu, gerek TBK gerekse TTK uyarınca davacı taleplerinin reddi gerektiğini, müvekkil şirketin tecrübeli bir inşaat şirketi ve basiretli bir tacir olduğunu, davacı tarafın müvekkil şirketi ibra ettiğini, bu nedenle haksız ve yasal dayanaktan yoksun davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE: Dava, davalı tarafından davacıya devredilen taşınmazın ayıplı olduğu iddiasıyla alacak istemine ilişkindir. Davacı yan, davacı ve davalının aralarındaki anlaşma uyarınca daire takas ettiklerini, davalının vaat ettiği ve davacının görerek devraldığı dairenin 50 metre kare eksik olduğunu, davalı tarafın dairenin takas işlemleri gerçekleşmeden önce davacıya daireyi gezdirdiğini ve daireyi detaylı olarak gösterdiğini, davalının daireyi gezdirirken davacıya dairenin içerisine dahil olan bir odayı, bu oda binada ortak alanda olması gereken bir yerken, sanki dairenin içerisine dahil bir yer gibi göstererek davacının iradesini fesada uğrattığını iddia etmiş; davalı yan ise, sözleşmenin 04/05/2018 tarihinde imzalandığını ve tapunun da 07/05/2018 tarihinde devredildiğini, süresinde ayıp ihbarında bulunulmadığını savunmuştur. Taraf beyanlarından ve ... Belediye Başkanlığı müzekkere cevabından, uyuşmazlığa konu alan için belediye tarafından, yıkım kararı verilmediği, davacının yıkımı kendisinin gerçekleştirdiği tespit edilmiştir. TTK'nın 23/1-c. maddesinde yer alan "...Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür..." hükmü ile TBK'nın "Alıcının bildiği ayıplar " kenar başlıklı 222. maddesindeki "Satıcı, satış sözleşmesinin kurulduğu sırada alıcı tarafından bilinen ayıplardan sorumlu değildir. Satıcı, alıcının satılanı yeterince gözden geçirmekle görebileceği ayıplardan da, ancak böyle bir ayıbın bulunmadığını ayrıca üstlenmişse sorumlu olur." şeklindeki hükmü ve TBK'nın "Gözden geçirme ve satıcıya bildirme" kenar başlıklı 223. maddesindeki "ihbara yönelik" "Alıcı, devraldığı satılanın durumunu işlerin olağan akışına göre imkân bulunur bulunmaz gözden geçirmek ve satılanda satıcının sorumluluğunu gerektiren bir ayıp görürse, bunu uygun bir süre içinde ona bildirmek zorundadır. Alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır." şeklindeki hükümleri birlikte değerlendirildiğinde; davacı ...'ın, davacı şirket yetkilisi ... 'ın kızı olduğu, taraflar arasındaki sözleşmeyi şahit sıfatıyla imzaladığı, davalının bu davacı yönünden husumet itirazında bulunduğu ancak davacı ...'nın uyuşmazlığa konu taşınmazın sahibi olması nedeniyle davada hukuki yararının ve aktif husumetinin bulunması nedeniyle davalının bu davacı yönünden husumet itirazının yerinde olmadığı, davalının ayıp ihbarının süresinde yapılmadığı itirazı yönünden, 04.05.2018 tarihli sözleşmeyi akdeden davacı ... Ltd. Şti. bir inşaat şirketi olup, inşaat sektöründe tecrübelidir, TTK'nın "Tacir olmanın hükümleri " kenar başlığı altında düzenlenen 18/2. maddesindeki "Her tacirin, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerekir." şeklindeki hükmü gereği kendisinden beklenen ticari faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesidir. Dolayısıyla davacı şirket bir dairede var olduğu iddia edilen ayıbı kolaylıkla anlayabilecek durumda olup bir daire içerisinde yer alan odanın binanın ortak alanında olması gerekip gerekmediğini de bilebilecek durumdadır. Sözleşmeyi şahit olarak imzalayan ve uyuşmazlığa konu taşınmazın tapusunun devredildiği ... ise davacı şirket yetkilisinin kızı olduğu, dolayısıyla taşınmazın devrine ilişkin tüm süreçlere vakıf olduğu, iddia edilen ayıbın açık ayıp niteliğinde olduğu, tapunun 07/05/2018 tarihinde devredildiği, davanın 2024 yılında açıldığı ve TTK ve TBK' daki ayıp ihbar süresine uyulduğunun davacı yanca ispat edilemediği anlaşılmakla, davanın reddine karar verilmiştir. H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davanın REDDİNE, 2-Yeteri kadar harç alındığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 3-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-13 maddesinin "...Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen ve taraflarca karşılanan arabuluculuk ücreti, yargılama giderlerinden sayılır..." hükmü gereği 3.200,00-TL'sı arabuluculuk ücretinin davacılardan tahsili ile Hazineye gelir kaydedilmesine, 4-Davalı vekili lehine karar tarihindeki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi üzerinden hesap olunan 5.000,00-TL nispi vekalet ücretinin davacılardan tahsili ile davalıya verilmesine, 5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 6-HMK. 333. md. uyarınca davacı tarafından yatırılan gider avansından bakiyesinin kararın kesinleşmesi sonrası davacıya iadesine, Mahkememizin bu kararına karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde, Mahkememize ve Mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine dilekçe verilmek suretiyle ... BAM ilgili Hukuk Dairesince incelenmek üzere istinaf yoluna başvuru hakkı bulunduğuna dair verilen karar, hazır olan davacı vekilinin yüzüne karşı davalının yokluğunda verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.18/12/2024 Katip ... ¸e-imzalıdır Hakim ... ¸e-imzalıdır *Bu evrak 5070 Sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*