İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/852 E. 2025/106 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2023/852
Karar No
2025/106
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO:2023/852 Esas KARAR NO :2025/106 DAVA:İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ:25/12/2023 KARAR TARİHİ:17/02/2025 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı Vekilinin Mahkememize Tevzi Edilen Dava Dilekçesinde Özetle; Davalının müvekkilinden satın aldığı ürünler karşılığında borçlu olduğunu, borcun ödenmemesi üzerinde davalıya yazılı ve sözlü uyarılar yapılmış ise de sonuç vermediğini, bunun üzerine.... İcra Müdürlüğü'nün 2023/... sayılı dosyası ile 46.238,41-TL alacağın tahsili amacıyla icra yoluna başvurduklarını ancak davalı borca itiraz ettiğini, müvekkilinin alacaklarının fatura, irsaliye ve cari hesap ekstreleri ile ortaya konulacağını, davalının müvekkilinin alacağının tahsilini geciktirmek amacıyla icraya itiraz ettiğini iddia ederek; itirazın iptali ile takibin devamını, davalının %20’den aşağı olmamak üzere inkar tazminatına hükmedilmesini, masraf ve ücreti vekaletin davalı bırakılmasını talep ve dava etmiştir. Davalıya usulüne uygun tebligat yapılmış olup, davalı davaya cevap vermeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 128. maddesi uyarınca tüm iddiaları inkar etmiş sayılmıştır. .... İcra Müdürlüğü'nün 2023/... Esas Sayılı icra dosyasının incelemesinde; davacı/alacaklı tarafından davalı/borçlu aleyhine 46.328,41-TL asıl alacak borcunun ödenmesi amacıyla 21/09/2023 tarihinde icra takibi başlatıldığı, borçluya çıkartılan ödeme emrinin 30/09/2023 tarihinde tebliğ edildiği, borçlunun 22/09/2023 tarihinde icra takibine itiraz ettiği, takibin durdurulmasına karar verildiği, dava İİK'nın 67. maddesi düzenlenen bir yıllık hakdüşürücü süre içinde açıldığı görülmüştür. Mali Müşavir Bilirkişinin 01/09/2024 Tarihli Raporunda Özetle; "Davacı tarafça incelemeye ibraz edilen 2022-2023 yılı yasal defterlerinin tasdikle ilgili yükümlülüklerinin yasal sürelerinde yerine getirildiği, delil kabiliyetlerinin Sayın Mahkemenin Takdirinde olduğu, Davacının ticari defterlerinde ve belgelerinde borcun dayandığı belgelerin tamamının kayıtlı olduğu, davacı firmanın yasal defterlerinde davalı taraftan 41.238,41-TL tutarında alacaklı olarak göründüğü, Davacının icra takibinde davalıdan 46.238,41-TL talep ettiği ancak icra takip sonrası 5.000-TL davalıdan tahsil ettiği bu tahsilatın davacı ticari defterlerinde kayıtlı olduğu davacının davalıdan 41.238,41-TL talep edebileceği, Davalının tarafça yasal defter ve dayanak belgeler incelemeye ibraz edilmediğinden dava konusu olaylar yönünden davalı tarafa ait yasal defterler üzerinde inceleme yapılamadığı, Davalı şirketin davacı tarafından düzenlenen faturalara ve içeriklerine itiraz ettiğine dair dosyada mevcut bilgi ve belge bulunmadığı, dosyada mevcut olan tarafların vergi dairelerinden gelen Ba-Bs formalarında rakamların birbirini doğruladığı, dava konusu alacağı oluşturan faturalara ve faturanın muhteviyatını oluşturan ürünlere davalı tarafından itiraz edildiğine ilişkin herhangi bir belgeye rastlanılmadığı bu sebeple davalının aradaki ticari ilişkiyi ve fatura içeriklerini kabul etmiş olduğu, tarafların inkâr tazminatı ve diğer benzeri taleplerinin Sayın Mahkemenizin takdiri içinde kaldığı," görüş ve kanaatine varılmıştır. Mali Müşavir Bilirkişinin 04/01/2025 Tarihli Ek Raporunda Özetle; "Davacı tarafça 22/09/2023 tarihinde icra takibinin başlatıldığı, davalının itiraz ederek takibi durdurduğu, ancak davadan önce dava konusu borcun 5.000,00-TL'sinin havale ile ödendiği, aynı tarihte davacı defterine işlenen ödeme sonrası davacı alacağının 41.238,41-TL'ye düştüğünün davacı ticari defterlerinde tespit edildiği, icra takibinden sonra yapılan bu tahsilatın davacının kabulünde olduğu, takdiri tamamen Sayın Mahkemeye ait olmak üzere; davacının davalıdan dava tarihi itibari ile 41.238,41-TL asıl alacak talep edebileceği, Sayın Mahkemenin aksi kanaatte olması halinde davacının davalıdan 46.238,41-TL asıl alacak talep edebileceği takip sonrası dava öncesi davacıya ödenen 5.000-TL’nin alacağın infazı sırasında icra dairesince kapak hesabından düşülmesi gerektiği," görüş ve kanaatine varılmıştır. DELİLLER: -.... İcra Müdürlüğü'nün 2023/... sayılı dosyası -... Vergi Dairesi Müdürlüğü'nden gelen; davalıya ait BA/BS formlarını içerir müzekkere cevabı -... Vergi Dairesi Müdürlüğü'nden gelen; davacıya ait BA/BS formlarını içerir müzekkere cevabı -... Asliye Ticaret Mahkemesi'nden gelen konkordato komiserlerinin kimlik ve tebligata yarar açık adres bilgileri -... Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü'nden gelen; davalıya ait 2022/2023 yılları itibariyle çalışan listesini içerir müzekkere cevabı -Davacı tarafından sunulan; dava konusu satılan mallara ilişkin fatura ve irsaliye suretleri -Bilirkişi raporları -Tarafların ticari defter ve kayıtları -Tarafların beyan ve dilekçeleri -Arabuluculuk son tutanağı -Tüm dosya kapsamı DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Dava, mal satımına dayalı açık cari hesaptan takip edilen fatura alacağı için başlatılan takipte itirazın iptali istemine ilişkindir. Cari hesap TTK 89 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Sözleşmenin yazılılık şartı geçerlilik şartı olarak düzenlenmiştir. Taraflar arasında yasal şekilde aranan bir cari hesap ilişkisi bulunmamaktadır. Ancak zamana yayılı olacak şekilde ticari ilişki bulunmaktadır. Bu durumda incelenen ticari defterlerden de anlaşıldığı üzere aralarında ticari ilişki bulunduğu ve alacak ile borçları açık cari hesap ile takip ettikleri anlaşılmıştır. Davacının doğrudan TTK 89 ve devamında düzenlenen cari hesap sözleşmesinden yazılı geçerlilik şartına aykırılıktan yararlanamayacağı açık ise de ticari defter kayıtlarından alacağını ispat etmesi mümkün olacaktır. Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre fatura emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır (229. md.). Fatura malın teslimi veya hizmetin yapıldığı tarihten itibaren azami "yedi gün" içinde düzenlenir. Bu süre içerisinde düzenlenmeyen faturalar hiç düzenlenmemiş sayılır (231/5. Md.). 6102 sayılı TTK'da da fatura konusunda hükümler vardır. Ticari işletmesi bağlamında bir mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olan tacirden, diğer taraf, kendisine bir fatura verilmesini ve bedeli ödenmiş ise bunun da faturada gösterilmesini isteyebilir.” (6102 Sayılı TTK 21/1) Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır (6102 Sayılı TTK 21/2). Faturanın onu teslim alan kişiyi borç altına sokabilmesi için taraflar arasında borç doğurucu bir ilişkinin varlığı ve faturanın da bu ilişki nedeniyle düzenlenmiş olması gerekir. Borç münasebeti olmaksızın düzenlenen ve muhatap tarafından her nasılsa teslim alınan faturaya sekiz günde itiraz edilmemiş olması onu borç altına sokmaz. Ancak TTK 21/2 maddesi uyarınca, faturalara 8 gün içerisinde itiraz edilmediği takdirde faturadaki gösterilen bu bedeli kabul edilmiş sayılır. Faturanın tebliği şekle bağlı değildir, yazılı veya sözlü herhangi bir şekilde yapılabilir. Muhatap hazır ise kendisine elden verilmesi, değil ise herhangi bir şekilde gönderilmesi mümkündür. Ancak, uyuşmazlık halinde ispat kolaylığı açısından, fatura tebliğinin noter aracılığıyla ya da imza karşılığı elden tebliğ yolu ile ya da telgraf, teleks yolu ile veya PTT aracılığıyla ya da faks çekilmesi yahut güvenli elektronik imza ile elektronik posta gönderilmesi şeklinde yapılması uygundur. Faturaların borçluya tebliğ edilip edilmediği, itiraza uğrayıp uğramadığı belirlenmeli, faturaların tebliğ edilmiş ve 8 günlük itiraz süresi içerisinde itiraz edilmemiş olduğunun tespiti halinde faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunun alacaklı tarafça kanıtlanmış olduğu ve sadece fatura içeriğinin kesinleştiği,bunun aksinin yani faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığının ve kesinleşmediğinin kanıt yükünün bu kez borçluya geçtiği kabul edilmelidir. Faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması birbirinden farklıdır. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddeye göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir ise de akdî ilişkinin yazılı delillerle ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili TTK'nın 222. maddeye bakmak gerekir. Bu nedenle ticari defterlere kaydedilmiş fatura akdi ilişkinin varlığını da kanıtlar. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir. Faturalarda belirtilen mal veya hizmetin davalı alıcıya teslim edildiği iddiasını davacı ispatla yükümlüdür. Fatura içeriğindeki mal veya hizmetin davalıya teslimi dayanak belgelerle kanıtlanmadığı sürece ticari defterler tek başına malın teslim edildiğini ispata yeterli değildir. Somut olayda, faturanın davalı aleyhine borç doğurup doğurmadığına dair bilirkişi incelemesi yapılmış; davacı taraf ticari defterlerini sunmuş, davalı taraf ise ticari defterlerini mazeretsiz şekilde sunmamıştır. Taraflara ticari defter sunmamanın ihtaratı verilen ara kararla açıkça yapılmıştır. Alınan rapordan takip konusu edilen faturalara dair tarafların vergi dairesi ba/bs formları uyumludur. Her ne kadar malın teslimine dair ispat yükü davacı üzerinde olsa da davalı ticari defterlerini mazeretsiz olarak sunmamış ve incelemeye bu suretle engel olmuştur. Tarafların vergi dairesi bildirimleri de uyumlu olduğuna, davacı defterlerinin HMK 222/3 maddesi uyarınca hükme esas alınabileceğine göre alacağın varlığı ve miktarı bu suretle ispat olunmuştur. Davacı defterinden anlaşılan miktarın takibe aynen konu edildiği, asıl alacak yönünden itirazın haksız olduğu, takipten sonra davadan önce yapılan 5.000,00 TL'lik ödemenin takip talebindeki gibi TBK 100 maddesine göre değerlendirilmesi gerektiği açıktır. Ne var ki bu ödemenin TBK 100 hükmü gereğince alacağın ferileri ve icra masraflarına yeter derecede olmadığı, çok küçük bir miktar olduğu ve dolayısıyla harca esas dava değerine etki edemeyeceği, davacının itirazın tamamen iptalinde hukuki yararının devam ettiği gözetilerek infaz aşamasında değerlendirilmesi gerektiğinin tespiti ile yetinilip, tüm bu nedenlerle davanın kabulüne karar verilmiştir. İcra İnkar Tazminatı yönünden; dava konusu alacağın önceden belirlenebilirlik, bilinebilirlik, hesap edilebilirlik vasfı ve dolayısıyla likit alacak niteliği taşıdığı, kısmen yapılan ödemenin açıkça görüldüğü, bu haliyle İİK'nın 67. maddesindeki koşullar gerçekleştiği görülmekle, davacının icra inkar tazminatı kabulü ile, alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tahsis edilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Ayrıntılı Açıklandığı Üzere; 1-Davanın KABULÜ ile; .... İcra Dairesi'nin 2023/... Esas sayılı dosyasında, asıl alacak miktarı olan 46.238,41-TL yönünden başlatılan icra takibine yapılan itirazın, İİK 67. maddesi uyarınca İPTALİNE, takibin asıl alacak üzerinden DEVAMINA, -Takipten sonra ancak dava tarihinden önce 18/10/2023 tarihli 5.000,00-TL'lik harici kısmi ödemenin bu tarih itibariyle Türk Borçlar Kanunu'nun 100. maddesi uyarınca öncelikle masraf ve faizlerden düşülmesi gerektiğinin İcra Müdürlüğünce infaz aşamasında gözetilmesine, 2-Hükmedilen asıl alacağın % 20'si oranında hesaplanan 9.247,68-TL icra inkar tazminatının İİK 67. maddesi uyarınca davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Alınması gereken 3.158,55-TL harcın, peşin alınan 558,45-TL harcın düşümü ile bakiye kalan 2.600,10-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 4-Davacı tarafından yatırılan 269,85-TL başvurma harcı ve 558,45-TL peşin harç toplamı olan olmak üzere toplam 828,30-TL harcın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafından yapılan müzekkere, tebligat, bilirkişi ücreti toplamı 4.650,00-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan 30.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 7-6325 sayılı Kanunun 18/A-13 maddesi uyarınca Hazine tarafından karşılanan zorunlu arabuluculuk gideri 3.120,00-TL'nin davalıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydına, 8-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde resen ilgilisine iadesine, Dair, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süresi içerisinde Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu kabil olmak üzere verilen karar alenen okunup usulen anlatıldı 17/02/2025 Katip ... Hakim ... e-imza e-imza

Atıf: İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/852, K. 2025/106, T. 17.02.2025, www.arakarar.com/karar/istanbul-14-asliye-ticaret-mahkemesi-2023-852-e-2025-106-k-0f66051fb07e