İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/466 E. 2024/803 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/466
- Karar No
- 2024/803
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2023/466 Esas KARAR NO : 2024/803 DAVA : İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 14/07/2023 KARAR TARİHİ : 26/11/2024 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekilinin Mahkemeye sunmuş olduğu dava dilekçesini özetle; Müvekkili firma ile Davalı ... Şti arasında 20.12.2021 tarihinde sözleşme imzalandığını, sözleşmenin 2.6 maddesi uyarınca 01.01.2022-31.12.2022 tarihleri arasında sistemlerine dahil edeceği müşterilerin 1.000.000 LT (Bir milyon litre) akaryakıt tüketimi yapacağını, ... Şti. tarafından taahhüt edildiğini, Davacının bu sözleşmenin 2.5 maddesi uyarınca ...’e 100.000,00 TL + KDV tutarında reklam bedeli ödemesi yaptığını, Söz konusu ödemenin dayanağı olan sözleşmenin 2.6 maddesine göre bu ödemenin şarta bağlı olup, bu şartın yerine getirilmemesi durumunda geri talep edileceğinin kararlaştırıldığını, Sözleşmenin 2.6 maddesi uyarınca bir yıl içinde 1.000.000 lt tüketim yapacak müşteri portföyünün oluşturulmadığını, 31.12.2022 tarihine kadar eksik kalan taahhüt nedeni ile öncelikle bu alımın 2023 Nisan ayı içerisinde gerçekleştirilmesi için ... Noterliğinin 24.03.2023 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile talep edildiği görüldüğünü, Söz konusu ihtarnamenin 29.03.2023 tarihinde Davalıya tebliğ edildiğini, Nisan 2023 ayı sonuna kadar herhangi bir ödeme gerçekleştirilmeyince temerrüde düşmüş olduğunu, sözleşme gereği 100.000,00 TL + 18.000,00 TL katma değer vergisi olmak üzere 08.05.2023 tarih ve ... nolu faturanın düzenlenerek gönderildiğini, ödemenin gerçekleşmemesi üzerine icra takibinin başlatıldığını, Sözleşmenin tetkikinden görüleceği üzere her iki tarafın da tacir olması nedeniyle İstanbul ve İzmir Mahkemelerinin yetkili olduğunu, Davacının ikamet adresinin İstanbul olması nedeniyle sözleşmeden kaynaklı yetkiye istinaden icra takibi başlatıldığı görüldüğünü, Tarafların hak ve yükümlülüklerinin düzenlendiği sözleşmenin 2.6 maddesinde: “ ... nun sisteme dahil edeceği müşterilerin 01.01.2022-31.12.2022 tarihleri arasında gerçekleşen tüketimlerin 1.000.000 litre olmaması durumunda reklam bedeli olarak aldığı 100.000,00 + KDV lik desteğin derhal ... e geri ödemekle mükellef olduğu” belirtildiğini, Bu açıklamalara göre edimlerini yerine getirmeyen ve sözleşmeye aykırı davranan Davalının haksız davranışları nedeni ile sözleşmeyi fesiheden Davacı yine sözleşmenin tanıdığı cezai şart hakkını kullanmış olduğunu, davanın kabulüne, itirazın iptaline ve takibin devamına, asıl alacağın % 20 sinden aşağı olmamak üzere davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesi talep etmiştir. Davalı vekilinin Mahkemeye sunmuş olduğu cevap dilekçesini özetle; Davalı şirket tarafınca davaya cevap verilmediği görülmüştür. Dava, taraflar arasındaki sözleşme gereği 1.000.000 litre akaryakıt alım şartına bağlı olarak yapılan ödemenin, şartın gerçekleşmediği iddiasıyla iadesi istemine ilişkindir. ... İcra Müdürlüğü'nün 2023/... Esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde, davacının davalı aleyhine 100.000,00-TL asıl alacak için ilamsız icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin borçluya 17/05/2023 tarihinde tebliğ edildiği, borçlunun 23/05/2023 tarihinde süresi içerisinde itiraz ettiği görülmüştür. Bilirkişi heyetinin düzenlediği 12.08.2024 tarihli 5 sayfadan ibaret raporunda özetle; Taraflar arasındaki ticari iş niteliğindeki sözleşmede, davalı taraf ön şartlı olarak ödenen başarı primini, 1.000.000 Litre satışı gerçekleştiremediğinde, ödemekle yükümlü olduğu 100.000+ %18 KDV ile ödememiş, borçlu olduğunu bilmesine rağmen kötü niyetle icra takibine itiraz etmiş, Davacı bir yıllık süre içinde itirazın kaldırılması (iptaline) ve takibin devamı ile asıl alacağın % 20 sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminat talepleri hukuka uygun olduğu tespit edilmiştir. Nihai takdir ve değerlendirme Sayın Mahkemeye ait olmak üzere hazırladığım raporumu Saygılarımla arz ederim. Tüm dosya kapsamının bir arada değerlendirilmesi neticesinde; taraflar arasında 20/12/2021 tarihinde ... taşıt Tanıma Sözleşmesi imzalandığı, sözleşmenin konusunu davalının taşıt tanıma sisteminden geçen petrol ürünleri satışında 01.01.2022 ile 31.12.2022 tarihleri arasında Davacı için bir müşteri portföyü oluşturmak olduğu, davacı bu portföy müşterilerine KDV hariç % 5 indirimli satışı kabul ettiği, davalı ise oluşturduğu müşteri portföyüne yapılan satıştan 350.000 (Üçyüz elli bin Litre) satış litresi üzerinde % 0,5 prim alacağı, davalının oluşturduğu bu portföyden satış 1.000.000 litreyi geçmesi şartı ile 100.000+%18 KDV başarı primi ödemesini şartlı olarak yapacağı, 1.000.000 litre satış yapılmadığında bu bedelin geri ödenmesi kararlaştırıldığı, davacı yan sözleşme gereği davalı yanın 1.000.000 litre satış gerçekleştirmediği iddiasıyla iş bu davayı açtığı anlaşılmıştır. İspat yükü, bir vakıanın doğru ve gerçek olup olmadığı konusunda hakimi inandırma faaliyetidir. İspat, ispat anıdan önce vuku bulmuş ve tekrar etmeyen, vakıalara ilişkindir. İspat yükü aynı zamanda bir haktır. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK), “İspat Yükü” başlıklı 6. maddesinde, “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.” şeklinde; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 190. maddesinde ise: “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir.” şeklinde düzenlemelere yer verilmiştir. Tüm bu açıklamalar ışığında davacı yanın, davalının portföyünün 1.000.000 litre akaryakıt satın almadığını ispat yükü altında olduğu, bu yönde hiçbir delil sunmadığı, mahkememizce ön inceleme duruşmasında ticari defter ve kayıtlarını sunmak üzere kesin süre verilmesine karşın kesin süre içerisinde delillerini ibraz etmediği anlaşıldığından ispatlanamayan davanın reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın reddine, 2-Alınması gereken 427,60-TL harcın, peşin alınan 1.207,75-TL harçtan mahsubu ile bakiye 780,15-TL harcın karar kesinleştiğinde talep halinde davacıya iadesine, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince 30.000,00 -TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, 5-6325 sayılı Kanunun 18/A-13 maddesi uyarınca Hazine tarafından karşılanan zorunlu arabuluculuk gideri olan 3.120,00-TL'nin davacıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydına, 6-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde resen ilgilisine iadesine, Dair, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süresi içerisinde ... Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. Katip ... ¸e-imzalıdır Hakim ... ¸e-imzalıdır