İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/438 E. 2024/851 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/438
- Karar No
- 2024/851
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO:2024/438 Esas KARAR NO:2024/851 DAVA:Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ:23/12/2016 KARAR TARİHİ:28/11/2024 Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde; Müvekkilinin akaryakıt sektörüne 2010 yılında girdiğini davalı ile aralarında akaryakıt bayilik sözleşmesiyle dikey ilişki kurulduğunu ve bu ilişkinin 2016 yılı aralık ayına kadar devam ettiğini, müvekkilinin 2014 yılında üçüncü Bir akaryakıt istasyonu daha satın aldığını, bu nedenle davalı ile ikinci kez dikey ilişki kurulduğunu buradaki risklerin önüne geçebilmek icin 100.000,00 TL değerinde iki adet banka teminat mektubu teslim ettiğini, müvekkilinin akaryakıt bedellerini hiç problemsiz ödediği halde, akaryakıt pazarındaki payını davalı 2,4 iken Havza pazarına kendi payınıda ekleyerek bu payı %140 lara çıkardığı halde miktarını yine 5.000 metre küpe çıkarttığı halde müşterilerin araçlarında arıza oluştuğunda itibarının sarsılmasına engel olmak için davalı tarafından araçların tamir bedellerinin ödendiği halde davalının davacıya ait olan satış alanına ikinci ve üçüncü bayilikleri verdiğini, buradaki ticari şartları müvekkiline tanımadığı için müvekkilinin müşterilerinin müvekkilinin bayilerini terkettiğini, bundan dolayı müvekkilinin ticari faaliyetlerini devam ettiremediğinden haklı nedenle sözleşmeyi feshetme zorunda kaldığını, davalı firmanın son aldığı akaryakıt bedeli için müvekkili aleyhine icra takibi açma ve teminat mektuplarını ayrıca tazmin etme ihtamelinin yüksek olduğunu, müvekkilinden satış bedellerinden tahsil etmesine rağmen müvekkiline bu yönde tehdit ettiğini, bu nedenle aleyhlerine icra takibi başlatılmadan evvel bu davanın açılmasında zaruret bulunduğunu, bayilik sözleşmesinin Havza ilçesinde bulunan bu iki istasyonda ifa edildiğini. Bu nedenle HMK 10. Madde gereğince mahkememzini de yetkili olabileceğini, izah edilenlerden dolayı doğacağı mutlak olan zararın önlenmesi için ihtiyati tedbir talebinde bulunulması gerektiğini, müşteri numarası belirten fatura kullanarak açılacak olan tedbirin durdurulmasına ihtiyati tedbiren karar verlimesi gerektiğini, iddia ederek öncelikle İİK 72. Madde gereğince ihtiyati tedbir kararı verilmesini, müvekkilinin davalıya borcu olmadığının tespit edilmesine ve yargılama giderlerinin davalıya yükletilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili yeniden 03/01/2017 havale tarihli dilekçesi ile durumun ve şartların değiştiği iddiasıyla tedbir kararı verilmesini içerir dilekçinden özetle; 29/12/2016 tarihinde davalının talebi üzerine müvekkilinden 2 teminat mektubunun bedeli olan 200.000,00 TL yi tahsil ettiğini, bankaya sundukları tazmin taleplerinin incelenmesinde sözleşme hükümlerini yerine getirmediği ve borcunu ödemediğinden 100.000,00 TL bedelli mektubun ödenmesinin rica edildiğini, iddia edilen bu hususlar gereğince davalının icra takibi açma kararında sebahat ettiğinin sabit olduğunu, bankaların yazısı nedeniyle müvekkilinin kredi yönünden güvenilir olmayan tacir karalamasıyla karşılaşacağını, müvekkilini davalının böyle bir tahsilat yapması karşısında kredinin katledilebilceği hususunda uyardığını iddia ederek, fatura bedellerininde ödenmiş olması sebebiyle borçlu olmadığının sabit olduğunu, davalının halen daha bu faturalar kaynaklı icra takibi yaparak müvekkilini tehdit ettiğini, müvekkilinin tüm ihtisati faaliyetini yok olmasının engellemek amacıyla İİK 72/2 gereği ihtiyatid tedbiri kararı verilmesinin talep etmiştir. CEVAP-KARŞI DAVA: Davalı vekili cevap - karşı dava dilekçesinde; Davacıya iki ayrı istasyon için iki ayrı bayilik sözleşmesi ile bayilik hakkı tanındığını, vekiledeni şirketin , davacı tarafça verilmiş olan teminat mektuplarını davacı tarafın cari hesap borçlarına mahsup ettiğini, davacının vekiledeninden mal satın aldığını akabinde bedellerinin teminat mektuplarını nakde çevrilerek ödenmesini talep ettiğini, sonrada huzurdaki davayı ikame ettiğini keza davalının fatura muhteviyatına bir itirazı olmadığı gibi fatura konusu ürünlerinde davacıya teslim edildiğini, dolayısıyla davacının ürün bedellerinden sorumlu olduğunu, açılan asıl davanın usul ve yasaya aykırı olduğundan reddine karar verilmesini talep etmişlerdir. Karşı davaya yönelik olarak; Karşı davalı ... ... Limited Şirketi ile davalı arasında Akaryakıt Bayilik Sözleşmeleri ve Protokolleri imzalandığını, Akaryakıt bayilik sözleşmesi davacı karşı davalının her bir istasyonu için ayrı ayrı olacak şekilde imza edildiğini, diğer davalı ..., ... Petrolün davalı şirket nezdindeki doğduğunu ve doğacak borçlarına garantör olduğunu, İmzalanan sözleşmeler ile karşı davalı şirketin davahnm 2019 yılına kadar bayisi olması sağlandığını ve karşı davalıya 2 farklı istasyon için bayilik hakkı tanındığım, taraflar arasında akdedilmiş olan bayilik sözleşmeleri ile karşı davalının davalı bayisi olduğu yerler ise "...Sokak No: 119 Havza/... ve Üniversite Mahallesi ... Karayolu Caddesi No: 165 Havza/...' adresleri olduğunu karşı davalı tarafa bayilik hakkı ile birlikte, karşı davacı davalı şirket tarafından uygun ticari koşullar sağlandığını, vade farksız ürünler ile sözleşme süresince kullanılmak üzere ariyet menkuller verildiğini, ayrıca karşı davacı davalı şirket tarafından karşı davalıya proaktif satış kapsamında ... marjlı destekte bulunulduğunu, karşı davacı davalı tarafından karşı davalıya, taraflar arasında akdedüen kararlaştırılan karlılıktan çok daha fazlası tanındığım, fcarşı damalı aleyhine hiçbir işlem ve girişimde bulunulmadığını, ancak karşt davah tarafça iyi niyet ve ahde vefa ilkelerine aykırı olarak bayilik sözleşmeleri feshedildiğini, karsı davalı tarafça taraflar arasında akdedilmiş olan bayilik sözleşmelerine aykirt hareket ettiğini ve haksız olarak bayilik sözleşmeleri feshettiğim, karşı davalı tarafça 12.12.2016 tarihinde asıl davaya konu banka teminat mektubu miktarlarına denk gelecek şekilde asıl dava da menfî tespit talebinde bulunduğu faturalarda geçen ürünleri satın alındığım, yine ayru tarihîe karşı davalı tarafça bayilik sözleşmeleri haksız ve tek taraflı feshedilmiş olup söz konusu ihtar aynı gün içinde karşı davacı davah şirketin eline geçmesi için ... Noterliğin' den gönderildiğini, 13.12.2016 tarihinde karşı davah tarafça karşı davaa davalı şirkete verilen teminat mektubu tutarlarının 12,12.2016 tarihinde satın almış olduğu ürün bedellerinden mahsup edilmesi talep ettiğini, karşı davalı tarafça kronolojisini belirtmiş olduğu süreçte plantı ve fcöfti niyetli olarak bayilik sözleşmeleri feshedildiğini, bayi planlı bir şekilde teminat mektubu bedelleri kadar akaryakıtı davalıdan aldığını, akabinde bayilik sözleşmelerini haklı bir neden olmaksızın fesih ettiğini teminat mektubunun verdiği zararlar nedeni ile nakde çevrileceğini ve aldığı ürüne ilişkin cebri takip işlemlerinin yapılacağının farkına varması nedeni ile, teminat mektuplanmn nakde çevrilerek cari hesaba mahsup edilmesini istediğini, böylelikle davalının uğradığı zararları teminat mektuplarından karşılama imkanı açıkça ortadan kaldırıldığını, sırf bu durum dahi bayilik sözleşmelerinin kötü niyetli olarak fesih edildiğini gösterdiğini, karşı davah tarafça 12.12.2016 tarihinde asıl davaya konu banka teminat mektubu miktarlarına denk gelecek şekilde asıl dava da menfi tespit talebinde bulunduğu faturalarda geçen ürünleri satın alındığım, yine aı/ra tarihte karşı davah tarafça bayilik sözleşmeleri haksız ve tek tarafh feshedilmiş olup söz konusu ihtar aynı gün içinde karşı davaa, davalı şirketin eline geçmesi için ... Noterliğin'den gönderildiğini, 13.12.2016 tarihinde karşı davalı tarafça karşı davacı davalı şirkete verilen teminat mektubu tutarlarının 12.12.2016 tarihinde satın atmış olduğu ürün bedellerinden mahsup edilmesi talep ettiğini karşı davah tarafça kronolojisini belirtmiş olduğu süreçte planlı ve kötü niyetli olarak bayilik sözleşmeleri feshedildiğini, bayi planlı bir şekilde teminat mektubu bedelleri kadar akaryakıtı davalıdan aldığım, akabinde bayilik sözleşmelerini haklı bir neden olmaksızın fesih ettiğini, teminat mektubunun verdiği zararlar nedeni ile nakde çevrileceğini ve aldığı ürüne ilişkin cebri takip işlemlerinin yapılacağının farkına varması nedeni ile, teminat mektuplarının nakde çevrilerek cari hesaba mahsup edilmesini istediğini, böylelikle davalının uğradığı zararları teminat mektuplarından karşılama imkanı açıkça ortadan kaldırıldığını, sırf bu durum dahi bayilik sözleşmelerinin kötü niyetli olarak fesih edildiğini gösterdiğini, taraflar arası akdedilmiş olan bayilik protokolünün konuyu düzenleyen ve şartı ceza uygulaması başhklı 4.maddesi aşağıdaki şekilde olduğunu, ... ile bayi arasındaki akaryakıt bayilik sözleşmesinin, akaryakıt bayilik sözleşmesi için belirlenen süreden önce bayi tarafından haksız ve hukuka aykın bir sebep ve suretle feshedilmesi halinde, ...' in bayi eylemleri sebebiyle oluşan zarar ziyan ve tazminat hakları saklı kalmak ve ...' in akaryakıt bayilik ilişkisini feshedip etmemek seçimlik haklan saklı kalmak üzere, bayi veva Garantör, ...' in ilk yazılı talebinde ve ...' in hiçbir kanuni merasim yürütmesine gerek olmaksızın 50.000,00 USD tutarındaki parayı, ...' e nakden ve defaten ödemeyi kabul beyan ve taahhüt ettiğini, hükmü düzenlemiş olup karşı davalı tarafın toplam da 2 adet bayiliği bulunması sebebiyle davalı karşı davacı 100.000,00 USD haksız fesih nedeniyle ceza-i şart ödemek zorunda olduğunu, karşı davalı tarafın /çarşı davacı davalı şirkete taraflar arasında akdedilmiş bulunan bayilik sözleşmeleri ve bayitffc protokollerinden kaynaklanan 2,343,47 TL cari hesap borcu bulunduğunu, söz konusu bedelinde davalıya ödenmesi gerektiğini, bayi işbu sözleşme ile veya bu sözleşmeye ek protokollerle belirlenen cezai şarta ilaveten fesih tarihinden sözleşme sonuna kadar geçecek dönemde yıllık satış taahhüdüne göre satması gereken toplam petrol ürünleri miktarların t fesih işlemi nedeniyle satamaması sonucu ...' in uğradığt tüm zarar ve ziyanı bu mey anda fesih tarihinden sözleşme süresi sonuna kadar satması gereken beher m3 beyaz ürün, beher ton siyah ürün, beher ton madeni yağ ürünleri, beher ton otogaz LPG ürünlerindeki ...' in ilk talebi halinde derhal nakden ve defaten ödemeyi beyan kabul ve taahhüt ettiğini, hükmü düzenlenmiş olup karşı davalı tarafın 2 bayisi olması sebebiyle şimdilik her bir istasyon için 10.000,00 TL kar mahrumiyetinin davacı karşı davaltya ödenmesi gerektiğini beyanla, davalının üzerine düşen tüm yükümlülükleri ifa etmesi karşısında davalı imzalanan sözleşme ve taahhütnamelere aykırı davrandığını ve taraflar arasındaki sözleşmeleri haklı bir neden olmaksızın fesih ettiğini, bu nedenlerle davacının davasının reddine, karşı davanın kabulü ile davalıdan, ceza-i şart alacağının, cari hesap alacağı ve kar mahrumiyeti alacağının tahsiline karar verilmesini talep ve karşı dava etmişlerdir. GEREKÇE: Dava; teminat mektuplarından dolayı davacının davalı yana borçlu olmadığının tespiti talebine ilişkindir. Mahkememizin 26/11/2020 tarih ve ... sayılı kararı ile Asıl davanın konusuz kalması nedeniyle esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği, verilen bu kararın taraflarca istinaf edilmesi üzerine dosyanın İstanbul BAM'a gönderildiği, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi'nin 02/07/2024 tarih ve 2021/1070 Esas 2024/1040 Karar sayılı ilamı ile; "...Dava dosyasının yapılan incelemesinde, davanın esası incelenmeden önce usul bakımından yapılan değerlendirmede; asıl davada davacı ... Petrol...Ltd. Şirketi tarafından 21.12.2016 tarihli dava dilekçesiyle, asıl davada davalı ...ve Tic. AŞ'ye karşı menfi tespit davası açmıştır. Davalı şirket tarafından ise cevap dilekçesiyle ile birlikte verilen karşı dava dilekçesinde, karşı davalı olarak asıl davada davacı ... Petrol Ürünleri.... Ltd Şirketi ile birlikte, asıl davada davacı konumunda olmayan ... gösterilmek suretiyle karşı dava açılmıştır. Oysa asıl davada ...'ın davacı sıfatı yoktur. Yani, ... tarafından Altınbaş aleyhine açılmış bir asıl dava yoktur. Buna rağmen ilk derece mahkemesi tarafından ... da karşı davalı sıfatıyla usul ilişkisine dâhil edilmiş, ....Ltd. Şirketi ve ... karşı davalı olarak kabul edilip karşı davada her ikisi hakkında hükük tesis edilmiştir. Açılmış ve hâlen görülmekte olan bir davada, davalının, aynı mahkemede asıl davacıya karşı, HMK'nın 132-135 hükümleri uyarınca dava açmasına karşı dava denir (KURU, Baki, İstinaf Sistemine Göre Yazılmış Medenî Usul Hukuku, Ankara, 2017, s.422) . Karşı dava asıl dava ile birlikte incelenip karara bağlanır. Karşı dava açılabilmesinin şartları HMK'nın132. maddede düzenlenmiştir. Karşı dava, cevap dilekçesi ile birlikte açılabilir. Karşı dava, (davalı tarafından) asıl davacıya (karşı davalıya) karşı açılır. Karşı dava, esas dava ile görülen ayrı bir davadır. Bu nedenle karşı davalar müstakil davalar gibi harca tabidir. Somut olayda asıl davnın davacısı ..... Ltd. Şirketi'dir. ... tarafından davalıya karşı iş bu dosyada açılmış herhangi bir dava mevcut değildir. Bu durumda, karşı davayı düzenleyen usul hükümlerine göre ... hakkında açılan karşı davanın dinlenmesinin mümkün olup olmadığının mahkemece hiç değerlendirilmeden esas bakımından karar verilmesi, usule ve yasaya aykırı olmuştur. Nitekim,Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 2008/5354 Esas, 2008/10629 Karar ve 16.09.2008 tarihli emsal ilamında, "...Karşılık dava, yalnız asıl davanın davacısına karşı açılır. Asıl davada taraf (davacı) olmayan üçüncü kişilere karşı dava açılamaz; açılmışsa mahkeme, üçüncü kişiye karşı açılmış olan karşılık davayı reddeder ve yalnız asıl davayı inceleyip, karara bağlar. Somut olayda diğer davalı hakkındaki dava, karşı dava ile açılmış olup, C... Lt ŞTi hakkındaki dava ayrı bir dava şeklinde açılıp birleştirme kararı da verilmediğine göre, ... yazılı şekilde hüküm tesisi, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir..." şeklinde karar verilmiştir. Yargıtay 11. HD'nin 2005/4597 E- 2006/4751 K sayılı, 27.04.2006 tarihli kararı da aynı yöndedir. Kuru da karşı davanın, asıl davadaki davacıya karşı açılabileceğini belirtmiştir (KURU, a.g.e s.426) Yasal düzenlemeler ve Yargıtay'ın emsal ilamları da dikkate alınarak, cevap dilekçesiyle birlikte karşı dava yöneltilen ... hakkında usulüne uygun şekilde açılmış bir dava bulunup bulunmadığı değerlendirilmeksizin ve harçları yatırılarak açılmış bir davanın mevcut olduğu kabul edilirse HMK'nın 132/2 maddesi dikkate alınmaksızın işin esası hakkında karar verilmiş olması isabetli görülmemiştir. Karşı dava yönünden tarafların istinaf kanun yoluna başvurmuş olmaları ve ... hakkında hüküm tesis edilmiş olması da dikkate alındığında, hükmün bu haliyle esastan incelemesi mümkün görülmemiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, işin esasına dair istinaf nedenleri incelenmeksizin , ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına ve yukarıdaki açıklamalar ışığında usuli konular değerlendirilip davanın tarafları konusundaki tereddüt giderilerek yeniden karar verilmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine ...." karar verilerek dosyanın mahkememize gönderildiği ve işbu esasa kaydedildiği anlaşılmıştır. Mahkememizin 28/11/2024 tarihli celsesinde; HMK 132/1 maddesine uygun olmayan karşı davanın bu dosyadan tefriki ile farklı bir esasa kaydına, asıl davaya bu esas üzerinden devam edilmesine karar verilmiş ve dosya tefrik edilerek mahkememizin ... Esas sırasına kaydedilmiştir. Yargılama aşamasında davalı yanın teminat mektuplarını bozdurarak davacıdan olan cari alacağını tahsil ettiği, davanın konusuz kaldığı anlaşılmıştır. Davanın konusuz kalması nedeniyle esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına, davacının talebi de bu yönde olmakla birlikte dava konusu teminat mektupları koşulsuz olup sözleşmeden doğabilecek tüm risklerin temin için tanzim edildiği dikkate alındığında, davacı yanın davanın açıldığı tarihte dava açmakta haklı olmadığı anlaşıldığından yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmakla; HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere; 1-Davanın konusuz kalması nedeniyle esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına, 2-Karar tarihi itibariyle alınması gereken 427,60-TL harcın peşin alınan 3.415,50 -TL harçtan mahsubu ile bakiye 2.987,90 -TL harcın karar kesinleştiğinde davacı karşı davalı yana iadesine, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 4-Kendini vekille temsil ettiren davalı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca 32.000,00-TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, (Mahkememizce yazılan 18/10/2024 tarihli harç tahsil müzekkeresinin işlemsiz olarak iadesi ile, yeniden yazılmasına) 5-Yatırılan avanstan artan kısmın yatırana/ vekiline iadesine, Davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı tarafların gerekçeli kararı tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize verecekleri bir dilekçe ile veya başka bir mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderecekleri dilekçe ile HMK 341. madde uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yoluna başvurma hakları hatırlatılmak suretiyle oybirliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 28/11/2024 Başkan ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Katip ... e-imzalıdır