İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/205 E. 2025/425 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2024/205
Karar No
2025/425
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO:2024/205 Esas KARAR NO:2025/425 DAVA:İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ:03/04/2024 KARAR TARİHİ:25/06/2025 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının müvekkili şirkette 01/04/2021 tarihinde, "Ruhsatlandırma Uzman Yardımcısı" olarak çalışmaya başlamış olup, iş ilişkisinin 08/01/2024 tarihli yazılı istifası ve aynı tarihli T.C. .... Noterliğinin ... Yevmiye Numaralı İhbarnamesi ile istifa etmesine kadar devam ettiği, davalının, müvekkili şirket nezdinde, "Ruhsatlandırma Ve Dokümantasyon Uzman Yardımcısı" sıfatı ile çalıştığı ve bu çalışma esnasında müvekkili şirketin satım stratejileri, müşteri portföyü, ürün formülleri müvekkil şirket ve müvekkili şirketin hizmet verdiği ve hizmet aldığı 3. Kişilere ait gizli bilgilere ve şirketin faaliyetlerine ilişkin bir çok gizli bilgiyi ve ticari sırları edinme imkanı olduğunu, davalının işbu istifasından 2 gün sonra müvekkili ile aynı ve benzer alanlarda faaliyet gösteren, aynı zamanda müvekkilinin hem ticari ilişkisi bulunduğu müşterisi hem de rakip firması konumundaki ... ... A.ş.'de aynı görevde işe başladığının öğrenildiği, bu durumun taraflar arasında imza altına alınan İş Sözleşmesinde yer alan "rekabet etmeme yasağına" aykırılık teşkil ettiğini, Davalının müvekkili şirkette çalıştığı dönemde müvekkilinin ... firmasına verdiği hizmetlere ilişkin süreç "ruhsatlandırma uzmanı" olan davalı tarafından yürütüldüğü, davalının evlilik sebebi ile 08/01/2024 tarihinde işten ayrılmış iş sözleşmesine aykırı şekilde haksız ve hukuka aykırı şekilde ... firmasında işe başladığını ve davalının, ... firması'nda işe başladığı; ... firması çalışanı ...'nin, müvekkili şirket çalışanı ...'a gönderdiği 10/01/2024 tarihli maili ile bildirildiği, davalının 08.01.2024 tarihinde müvekkili şirketten işten ayrılmış 10.01.2024 tarihinde ... Firması'nda işe başladığı mailini aldığını, Mail içeriğinde "... A.ş. ile ... Grup arasındaki yeni kontağımızı sizlere duyurmak adına yazıyorum. sizinle mevcutta devam eden ve/veya yeni oluşacak projeler için, bundan sonraki süreçte sorumlu kişi, firmamız bünyesinde işe yeni başlayan ... olacaktır. Kendisi devam eden projeler için (Deterjan yönetmeli; kapsamındaki ürünler, ... kapsamındakiler, ..., ... raporu gerekenler vb.); sizlerle ayrı mailler üzerinden iletişime geçiyor olacak." Şeklinde bilgi verildiği, davalının işbu eyleminin, taraflar arasında akdedilen iş sözleşmesinin 7. md yer alan "rekabet yasağı" hükmüne aykırılık teşkil ettiğini, iş sözleşmesi hangi sebeple sona ererse ersin, işveren ile aynı yahut benzer iş kolunda faaliyet gösteren rakip bir firmada, iş sözleşmesinin sona erme tarihinden itibaren 24 ay müddet ile, aynı veya benzer görevleri yerine getirecek şekilde ... ili, ..., ..., ..., ... çalışamaz, ortak olamaz, danışmanlık-müşavirlik vb. ad altında hizmet veremez, kendisi ya da birinci dereceden akrabaları adına bir işyeri kuramaz veya kurduramaz. Rekabet etmeme yükümlülüğü iş sözleşmesinin devamı boyunca da aynen geçerlidir. Rekabet yasağına ilişkin yukarıda belirtilen hükümlere aykırı davranan Personelin, bu maddeye aykırı davranışının tespit edilmesi halinde iş sözleşmesi bildirimsiz ve tazminatsız sona erdirilebilir. Personel, işverenin bu davranışının sonucunda uğradığı zararın tamamının tazminin yanı sıra 50.000,00 TL cezai şart olarak ödeyeceğini kabul ve taahhüt eder. Aynı zaman da İşveren, personelden rekabet yasağına ilişkin davranışlarından vazgeçmesini istediğinde personel bu davranışlarını sonlandırmayı kabul ve taahhüt etmektedir...” şeklinde olduğu, Rekabet yasağını düzenleyen hükümlerde; personelin iş sözleşmesi hangi sebeple sona ererse ersin, işveren ile aynı yahut benzer iş kolunda faaliyet gösteren rakip bir firmada, iş sözleşmesinin sona erme tarihinden itibaren 24 ay müddet ile, aynı veya benzer görevleri yerine getirecek şekilde ... ili, ...,.., ..., ... Bölgelerinde çalışamayacağının düzenlendiğini, Davalının, rekabet etmeme yasağına aykırı davrandığından iş sözleşmesinin rekabet yasağına ilişkin 7. md gereğince 50.000 TL cezai şartı ödemekle yükümlü olduğunu ve tahsili amacıyla, davalı aleyhine .... İcra Dairesi ... E. sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının süresinde itiraz ettiğinden takibin durduğunu ifade ederek, fazlaya ilişkin haklarının saklı kalması kaydı ile davanın kabulü ile davalının, .... İcra Dairesi ... E. sayılı dosyasına yaptığı itirazların iptaline ve takibin devamına, davalı aleyhine dava değerinin %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasında; daha önce iş ilişkisinin bulunduğu ve iş sözleşmesi içerisinde, iş sözleşmesinin feshinden sonraki döneme dair rekabet yasağı düzenlemesi olduğundan görevli mahkemenin İstanbul İş Mahkemesi olduğunu ve dosyanın, İstanbul İş Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesini talep edildiği, ceza koşulunun geçersiz olduğu, davacı taraf müvekkilin, iş sözleşmesinde yer alan rekabet etme yasağını ihlal ettiğini, sözleşme kapsamında rekabet etme yasağına aykırı davranılması halinde 50.000 TL ceza koşulu ödeneceğinin düzenlendiği, .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile sözleşmede yer alan ceza koşulunun ödenmesinin talep edildiğini beyan ettiği, söz konusu beyanlardan ve dosya kapsamından anlaşılacağı üzere davacı yan; iş sözleşmesi içerisinde yer alan ceza koşuluna istinaden alacak iddiasında bulunmaktadır. Öncelikle, müvekkilin rekabet yasağına ilişkin hükmü ihlal etmediğini, bu yöndeki iddiaları kabul etmedikleri, bununla birlikte; sözleşme içerisinde yer alan, icra takibine ve davaya dayanak yapılan ceza koşulu hükmü geçersiz olduğundan huzurdaki davanın reddine karar verilmesini talep ettiği, TBK 420/1 maddesi "Hizmet sözleşmelerine sadece işçi aleyhine konulan ceza koşulu geçersizdir." hükmünü içerdiği, davacı tarafça dosyaya sunulan dava dilekçesinin sekizinci sayfasında yer alan madde metninden anlaşıldığı kadarıyla, rekabet yasağına ilişkin ceza koşulu düzenlemesi tek taraflı ve sadece işçi aleyhine olacak şekilde olduğu, Yasanın amir hükmü uyarınca, icra takibine ve davaya dayanak yapılan ceza koşulunun geçersiz olduğunun açık olduğu, bu nedenle geçersiz ceza koşuluna istinaden açılan davanın reddine karar verilmesini talep ettiklerini, müvekkilinin rekabet yasağını ihlal etmediğini, Davacı yan; müvekkilin kendi bünyesinde çalışırken evlilik sebebiyle iş sözleşmesini sona erdirerek kısa bir süre sonra ... ... A.Ş'de işe başladığını beyan ederek ceza koşulu talebinde bulunduğu, Davacı yanın, müvekkilin kendilerine rakip firmada işe başladığı yönündeki iddiaları gerçek dışı olup müvekkil rekabet etme yasağına aykırı davranmadığından ceza koşulu maddesi geçerli olsaydı dahi tazminat talep edilmesi mümkün olmayacağı, keza bahsi geçen şirket davacı şirketin rakibi olmadığı, dava dilekçesinde de ikrar edildiği üzere müvekkilin işe başladığı şirket, davacıdan halen dahi hizmet satın alan müşterisi olduğunu, aralarında rekabet yani kanunda tanımlandığı şekliyle "mal ve hizmet piyasalarındaki teşebbüsler arasında özgürce ekonomik kararlar verilebilmesini sağlayan yarış" bulunmamaktadır. Biri diğerinin müşterisi olan iki şirketin yarış halinde olmadıkları izahtan varestedir. Keza davacı şirket; bir kısım ürünlerin piyasaya arzına ilişkin regülasyon, mevzuat, analiz ve dokümantasyon konularındaki süreçlerin takibine ilişkin hizmet vermekte olup üretici firma olmadığı, dava dışı ... ise kendi ürünlerini üreten, ürettiği ürünleri piyasaya arz eden firma olduğu, ... firması başka bir firmaya regülasyon, analiz ve/veya dokümantasyon hizmeti/danışmanlığı olmadığı, dava dilekçesinde de ikrar edildiği üzere davacı şirket ile ... şirketi arasındaki ticari ilişki müvekkilin işe başlamasından sonra da devam ettiğini, müvekkilin ... şirketinde çalışmaya başlaması taraflar arasındaki ticari ilişkiyi hiçbir şekilde olumsuz etkilemediğini, bunun yanında davacı şirket bünyesinde ruhsatlandırma uzmanı olarak çalışan müvekkilin, davacı şirketle ilgili bilgi ve belge erişimi çok kısıtlı olduğunu, ... şirketi bünyesinde ise sadece kendi şirketinin ruhsatlandırma süreçlerini takip ettiğini, Müvekkil, 24.10.2019 tarihinden itibaren davacı ile aynı adreste faaliyet gösteren ve ortakları aynı olan grup şirketlerden ... ... Anonim Şirketinde işe başladığını, 01.04.2021 tarihinde ise işverenin talebi ile birlikte davacı şirket bünyesinde çalışmaya devam ettiği, 23.12.2023 tarihinde ... ile evlenmiş ve 08.01.2024 tarihinde iş akdini, evlilik nedeniyle feshetmiştir. İş sözleşmesi, 1475 sayılı yasanın 14. Maddesine feshedilmiş olmasına rağmen iş bu tarihe kadar, davacı tarafça müvekkile ödenmesi gereken kıdem tazminatı, haksız ve hukuka aykırı olarak ödenmediğini, söz konusu alacağımıza ilişkin olarak .... İş Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyası üzerinden yargılama devam ettiği, bu kapsamda, kesinlikle davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla TBK 139 uyarınca takas hakkımızı kullandığımızı beyan ederiz...” İfadesi ile davanın reddi ile davacının, asıl alacağın %20'sinden az olmayacak şekilde tazminata mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Dava, taraflar arasında akdedilen iş sözleşmesinde rekabet yasağına aykırılık iddiasına dayalı cezai şart alacağa ilişkin .... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasında başlatılan takibe yapılan itirazın iptali ve icra inkar tazminatı talebine ilişkindir. .... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyası sureti celp edilerek dosyamız arasına alınmış olup, takip dosyası incelendiğinde; alacaklının ..., borçlunun ... olduğu, takibin 50.000,00-TL alacağa ilişkin ilamsız takip olduğu, takip dayanağının ceza-i şart alacağı olduğu, 15/02/2024 tarihli ödeme emrinin 20/02/2024 tarihinde borçluya tebliğ edildiği, borçlunun 21/02/2024 tarihinde, süresi içerisinde borca, ferilerine ve faize itiraz ettiği görülmüştür. Mali Müşavir ..., Ticaret Hukuku Alanında Nitelikli Hesaplama Uzmanı ... ve Kimya Mühendisi ... tarafından müşterek imzalı 14/10/2024 tarihli bilirkişi heyeti raporunda özetle; Huzurdaki uyuşmazlığın rekabet yasağı sözleşmesinden kaynaklandığı, davalının davacı şirkette Ruhsatlandırma ve dokümantasyon uzman yardımcısı pozisyonunda çalışırken istifa ederek dava dışı şirkette çalışmaya başladığı, Davalının davacı şirketteki konumu itibariyle ticari sır niteliğindeki bilgilere vakıf olduğundan bahsedilebileceği, bu itibarla rekabet yasağı sözleşmesinin yapılmasında davacının korunmaya değer haklı bir menfaatinin bulunduğundan bahsedilebileceği, Rekabet yasağının geçerli olarak kurulduğu varsayımında, rekabet yasağına ilişkin düzenlemenin yer, konu ve zaman bakımından değerlendirmeye tabi tutulması gerekeceği, somut olayda rekabet yasağının süre olarak 2 yıllık bir sınırlama öngördüğü, konu bakımından işverenle aynı veya benzer işkolunun belirlendiği, yer bakımından ise ... ili, ..., ..., ..., ... belirlendiği, sayılan bölgelerin Türkiye'nin ekonomik ve nüfus olarak en gelişmiş ve büyük bölgeleri olup birçok ticaret şirketinin merkezlerinin bu bölgelerde yer aldığı, dolayısıyla yer bakımından getirilen rekabet yasağı nedeniyle davalının fiilen Türkiye'de çalışmasının imkansız hale gelebileceği, bu yönüyle rekabet yasağının yer bakımından hukuka uygun olmadığı ve Mahkemece TBK m. 445/2 uyarınca rekabet yasağı düzenlemesine müdahale edilmesi gerektiği, somut olayda şirketlerin farklı alanlarda faaliyet gösterdiği, davacının dava dışı şirkete hizmet sağladığı göz önünde bulundurulduğunda rakip konumunda olmadıkları ve bu kapsamda faaliyet konularının da farklı olduğu sonucuna varılabileceği, bu itibarla davalının dava dışı şirkette çalışmasının rekabet yasağına aykırı bir davranış olarak değerlendirilemeyeceği, Rekabet yasağına aykırılığın yaptırımını sözleşmede cezai şart olarak belirlendiği, davalının sözleşmede belirlenen cezai şartı ödemekle yükümlü olacağı, cezai şartın aşırı olduğu halde bunun indirilmesi konusunda nihai takdirin Sayın Mahkemenizde olduğu, Rekabet yasağı sözleşmelerinde tek taraflı cezai şart getirilmesinin kararları uyarınca mümkün olduğu hususları tespit ve rapor edilmiştir. Davacı tanığı ... Mahkememiz huzurundaki beyanında; "ben davacı şirkette 2020 yılının Ekim ayından beri operasyon müdürü olarak çalışıyorum, İnsan Kaynakları biriminde bilgi sahibiyim, işe alım başta olmak üzere insan kaynaklarını ilgilendiren bütün iş ve işlemler hakkında bilgi sahibiyim, davalı ise davacı şirkete hatırladığım kadarıyla 2020 yılının Eylül veya Ekim aylarında çalışmaya başlamış, ben işe başladığımda davalı da çalışıyordu. O dönemde uzman yardımcısı olarak çalıştığını hatırlıyorum, geçen yıl yani 2024 yılı Ocak ayında sanırım ayın 5'inde davalı davacı şirketten ayrıldı, davacı şirket kozmetik sektöründe danışmanlık hizmeti vermektedir, davalı da hizmet verdiğimiz tüm firmaların formülleri, dökümanları, ürünle ilgili bilgi dosyaları, Sağlık Bakanlığı ile ilgili tüm süreç hakkında bilgi sahibidir, davalı taraf davacı şirketten ayrıldıktan sonra davacı şirketin hizmet verdiği bir şirkette çalışmaya başladı, bu şirket ... Sağlık şirketidir, davalı taraf davacı şirkette çalışırken ... Şirketi ile ilgili danışmanlık hizmeti sırasında görevlendirilmişti, bizden ayrıldıktan sonra bu şirkette çalıştığını bize bu şirket çalışanı olarak attığı mail üzerine haberdar oldum, ...'ta ruhsatlandırma uzmanı olarak çalıştığını tahmin ediyorum, davacı şirkette çalıştığı sırada ayrılmadan önceki dönemde müdür yardımcısı pozisyonunda çalışıyordu, davalı taraf davacı şirkette çalıştığı dönemde sadece ... değil birçok firmanın bilgisine sahipti ayrıca formül başta olmak üzere birçok bilgiye sahip olup ...'ta üretimi yapan bir şirket olduğu için gizlilik açısından davacı şirket için bir sorun olacağı düşünülüyordu, davacı şirketin davalının işe girdiği ... şirketi ile danışmanlık hizmeti devam ediyor ve bu süreci şu anda yine ruhsatlandırma bölümü yürütüyor, ayrıca davalı davacı şirketten ayrılmadan önce 25.000-TL maaş alıyordu, beyanımda bahsettiğim ürün formülleri dışarıdan gelebilecek tüm saldırılara karşı korunaklı olan ... denilen bir sistemde saklanıyor, ...'nın bu sistemden bir döküman alıp olmadığı konusunda bilgim yoktur, davalı davacı olan ... şirketinden önce ... İlaç şirketinde çalışıyordu, bu şirketin de davacı şirketle ticari ilişkisi vardı, bir dönem ben de ... İlaç'ta çalıştım, ...'nin ortaklarını hatırlamıyorum, davacı şirketle ortaklarının aynı olup olmadığı konusunda bilgim yoktur" demiştir. Davacı tanığı ... Mahkememiz huzurundaki beyanında; "... grupta ruhsatlandırma müdürü olarak 2022 yılı Mayıs ayından beri çalışıyorum, ilk girdiğimde planlama ve proje müdürü olarak çalışıyordum, daha sonra 2023 yılı Ağustos sonu Eylül ayı başı gibi ruhsatlandırma bölümüne geçtim ve halen bu pozisyonda çalışıyorum, çalıştığım bölüm nedeni ile davacı şirketin birlikte ticari ilişkisinin olduğu tüm firmalar ve davacı şirketin tüm ürünlerin formülleri, dökümanları, analiz belgeleri başta olmak üzere birçok gizli bilgiye sahibim, ben çalışmaya başladığımda davalı da davacı şirkette ruhsatlandırma müdür yardımcısı olarak çalışıyordu, 2024 yılının başında yılbaşından kısa bir süre sonra davacı şirketten ayrıldı, ayrıldıktan sonra ... şirketinde çalışmaya başlamış, ...'ta da ruhsatlandırma bölümünde çalışmaya başlamış, bu durumda ...'tan gelen bir maille haberdar olduk, mailde davacı şirketle yürütülecek işlerde ... adına ...'nın görevlendirildiği belirtilmişti, benim şu anda çalıştığım ruhsatlandırma bölümünde biraz önce bahsettiğim ürün formülleri başta olmak üzere gizlilik gerektiren belgelere bu bölümde çalışan kişiler ulaşabilmektedir, ben davacı şirkette çalışmaya başladığımdan beri gördüğüm kadarıyla davacı şirketin ... Şirketi ile ticari ilişkileri vardı, davalının çalıştığı ... üretim yapmakta ve davacı şirket ise danışmanlık hizmeti vermektedir, ... da kozmetik üzerine bir firmadır, ... ise davacı şirketten ...'ın ürettiği ürünlerle ilgili danışmanlık hizmeti alıyor, davacı şirket ... gibi üretim yapan başka şirketlere de danışmanlık hizmeti veriyor, üretim yapan şirketlerin ürünleri ile ilgili formülleri başta olmak üzere birçok bilgiye verdiği danışmanlık hizmeti nedeni ile davacı şirket sahiptir, davacı şirket de dava dışı ... da kozmetik alanında faaliyet göstermekte ancak biri üretim yaparken davacı ... hizmeti vermektedir, davalının davacı şirketten ayrılmadan önce son maaşının 25.000 TL olduğunu biliyorum" demiştir. Davalı tanığı ... Mahkememiz huzurundaki beyanında; "ben davacı şirkette 2013-20023 yılları arasında yaklaşık 10 yıl süre ile çalıştım ilk girdiğimde proje uzman yardımcısıydım, devam eden süreçte pozisyonum değişti ve işten ayrılmadan önce son 2 yıl boyunca ruhsatlandırma bölümünde müdür olarak çalıştım, yaklaşık bir 4 yıllık süreçte de davalı ile birlikte davacı şirket bünyesinde çalışmıştık, davalının davacı şirkette çalışmaya başladığı tarihten beni ayrıldığım tarihe kadar davalının yöneticisi pozisyonundaydım, davacı şirket danışmanlık hizmeti verdiği binlerce firma için firmaların bazıları için sorumlu teknik eleman hizmeti bazıları için ise proje bazlı hizmet veriyordu, bu kapsamlı bir iş olduğu için ve tek kişinin halletmesi mümkün olmadığı için ruhsatlandırma bölümü diye bir birim oluşturuldu, bu birimdeki ekip yaklaşık 17 civarında kişiden oluşuyordu, bu ekip davacının danışmanlık hizmeti verdiği şirketlerin ürünlerinin Sağlık Bakanlığına bildirimlerini gerçekleştiriyordu, bu bildirimleri yapabilmek için ürünlerin formülasyon ve üretim bilgisi ile hammadde bilgisi gibi bazı bilgileri sahip olunması gerekiyordu, bu bilgiler davacı şirketin hizmet verdiği şirketlerin çok fazla olması ve ürünlerinin de çok fazla olması nedeni ile gizli bilgi olarak ifade edilen formülasyon, üretim ve hammadde bilgilerinin bir insanın aklında kalabilmesi mümkün olacak nitelikte değildir, bu bilgiler kapsamı nedeni ile şirket bilgisayarlarında muhafaza ediliyor, ruhsatlandırma bölümündeki ekipte çalışan herkesin bu bilgilere bilgisayar ortamında erişme imkanı vardır, bu bilgilere bilgisayar ortamından ulaşılabildiği gibi harici olarak bir dökümana veya flashbellek gibi bir şeye atılabilmesi mümkündür, bilgisayar sisteminde muhafaza edilen bu bilgilerin server alanının arkasında bu bilgilerden çıktı veya harici belleğe alınması durumunda bunun tespit edilip edilemeyeceği konusunda bilgim yoktur, sadece yükleme bilgilerini yapan personel bilgilerini görebiliyoruz, davalının böyle bir döküman alıp almadığı konusunda hiçbir zaman şirkette söylenti olmadı, ben davacı şirketten ayrıldığım tarihte davalı halen davacı şirkette çalışıyordu bu nedenle davalının ayrılma sebebinin evlenmesi ve uzakta bir yere taşınması olduğunu duydum bunun dışında ayrılma sürece ve sonrası ile ilgili bir bilgi sahibi değilim, davalı davacı şirketten ayrıldıktan sonra ... diye bir şirkette çalıştığını biliyorum, ancak davalının davacı şirketten ayrıldıktan sonra çalıştığı ... şirketi ile davacı şirket arasında bir ticari ilişki olup olmadığını bilmiyorum, ben davacı şirkette çalıştığım dönemde davacı şirket ...'a danışmanlık hizmeti vermiyordu çünkü üretim yapan bir firmaydı ruhsatlandırma bölümünde çalıştığım dönemde ben ... ile ilgili hiçbir işlem yapmadım, ruhsatlandırma bölümünde ...'la ilgili hiçbir işlem yapılmadı, davacı şirket ile benim aramda halihazırda devam eden 2 hukuk davası vardır, birisi İŞ Mahkemesinde benim açtığım tazminat alacağıma ilişkin dava olup diğeri sözleşmeden kaynaklı cezai şart alacağına dair Ticaret Mahkemesinde görülen ve davacı şirket tarafından açılan davadır, davacı şirketin benim çalıştığım dönemde danışmanlık hizmeti verdiği binlerce şirket var, hepsini tek tek saymam mümkün değil ama aklımda olan birkaç şirketi söyleyebilirim, ... , ..., ... ilk aklıma gelenler bunlar dışında hatırladığım şu an başka firma yok, ruhsatlandırma bölümünde çalıştığım süre boyunca bu bölüme giren ve bu bölümden ayrılan yaklaşık 150 kadar personel sirkülasyonu olmuştu, bu husus SGK kayıtlarından tespit edilebilir, davacı şirkette davalının pozisyonunda çalışan ve davalı gibi ayrıldıktan sonra davacı şirketin ticari ilişkisi olan firmalarda çalışan başka personeller de var, bu personellerden birkaç tanesi biraz önce saydığım ..., ... ve ...'da çalışmaya başlamıştı, bunun gibi birçok örnek var ve bunların davacı şirketle herhangi bir hukuki süreçleri yok" demiştir. Davalı tanığı ... Mahkememiz huzurundaki beyanında; "ben ... Grup'ta 2018-2023 yılları arasında Uluslararası Satış ve Pazarlama Bölümünde çalıştım, davalı ben davacı şirkette çalışmaya başladıktan yaklaşık 6 ay sonra davacı şirkette çalışmaya başladı, davalı ruhsatlandırma kısmında çalışıyordu, ben davalı ile davacı şirkette tanıştım ve sonrasında 2023 yılının Aralık ayında evlendik, ben evlenmeden önce davacı şirkete istifa dilekçemi verdim, düğünden sonra da davacı şirketle iş ilişkim bitti, davalı da 2024 yılı Ocak ayının ilk haftasında davacı şirketten evlilik nedeni ile ayrıldı, davalı ayrıldıktan sonra ... Kozmetik Tıbbi Cihaz şirketinde çalışmaya başladı, bu şirket kendi ürünlerini üretip piyasaya satan ve aynı zamanda fason üretim yapan bir şirkettir, ... davacı şirketten regülasyon hizmeti alıyordu, benim çalıştığım dönemde bu iki şirket arasında ticari ilişki vardı ancak ben ayrıldıktan sonra devam edip etmediklerini bilmiyorum, bahsettiğim bu regülasyon hizmetini satış ekibi olarak benim çalıştığım birimde bilgi sahibiydi, biz satış birimi olarak ... gibi davacı şirkete müşteri bağlıyorduk, satış ekibi müşteri ile anlaşmayı yaptıktan sonra örneğin ... gibi birçok şirketle anlaşma yapıldıktan sonra bu şirketlerin ürettiği ürünlerin onayları ve bununla ilgili süreçleri, Sağlık Bakanlığına yapılan bilgilendirme gibi işlemleri ruhsatlandırma bölümü yapıyordu, ruhsatlandırma işlemlerinin yapılması için ürün özelinde bir takım bilgilere sahip olmak gerekiyordu, satış ekibi ürün bilgileri ile ilgili kısımlara dahil olmuyordu çünkü bu husus ruhsatlandırma ekibinin işiydi, ruhsatlandırma sırasında davacı şirketin hizmet verdiği şirketlerin binlerce ürünü ile ilgili bilgiler davacı şirket bilgisayarında muhafaza ediliyordu ve benim de çalıştığım satış ekibinin bu bilgilere kısıtlı erişimi vardı, satışta olduğumu için müşteri portföyü gibi kısımları görebiliyorduk, ürün formülasyonları gibi bilgileri müşteriler bizden analiz istemesi halinde görebiliyorduk, bu bilgilerin içinde de ürünlerde bulunan hammaddeler bilgisi yer alıyordu, benim davacı şirkete açtığım prim alacağım ve tazminat alacaklarım için açtığım dava var, davacı şirket de bana rekabet yasağı ve haksız rekabetle ilgili dava açtı, her iki dava da görülmeye devam ediyor, ruhsatlandırma ekibinde çalışanlar ürün formülasyonları ve hammadde gibi bilgilere sahiptir ancak bunlar akılda kalacak bilgiler değildir, davacı şirketin hizmet verdiği şirketlerle ilgili yaptığı işlemler ruhsatlandırma bölümü işini bitirdikten sonra Bakanlığa bildirimler yapıldığında hizmet verilen bu şirketle ilgili bazı bilgiler Sağlık bakanlığının sitesinden de temin edilebilecek nitelikte bilgilerdir, ben davacı şirkette 5 yıl çalıştım, ruhsatlandırma bölümünde işin kapasitesi nedeni ile minimum 20 kişi çalışırdı bazen yoğunluğa göre 30 kişiye kadar çıkabilirdi benim çalıştığım dönemde ruhsatlandırma bölümüne giren ve çıkan işi sayısı 100-150 kişidir, bu kadar kişi değişmiş olabilir, çalıştığımız süre boyunca doğal olarak iş arkadaşlarımızla arkadaşlık ilişkilerimiz oluyor ve ruhsatlandırma bölümünde çalışıp davacı şirketten ayrıldıktan sonra davalının ...'da çalıştığı gibi davacı şirketin ticari ilişkisi olan başka şirketlerde çalışan personeller de var ve bunların bir çoğuna böyle bir dava açılmadığını harici arkadaşlık ilişkimiz nedeni ile biliyorum, davacı şirketin çalıştığımız işyeri ...'te olup evlendikten sonra evlilik masrafları nedeni ile ... dayıma ait evde ücretsiz oturmaya başladık ve davalı da uzak mesafe nedeni ile davacı şirketteki işinden ayrıldı" demiştir. Tüm dosya kapsamı birlikte incelendiğinde ve değerlendirildiğinde; 2004 sayılı İİK madde 67 uyarınca; "takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde Mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağın varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir". .... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyası sureti incelendiğinde; alacaklının ..., borçlunun ... olduğu, takibin 50.000,00-TL alacağa ilişkin ilamsız takip olduğu, takip dayanağının ceza-i şart alacağı olduğu, 15/02/2024 tarihli ödeme emrinin 20/02/2024 tarihinde borçluya tebliğ edildiği, borçlunun 21/02/2024 tarihinde, süresi içerisinde borca, ferilerine ve faize itiraz ettiği itiraz üzerine takibin durdurulmasına dair bir kararın alacaklı/vekiline tebliğine dair takip dosyası kapsamında mazbataya ve sair bilgi belgeye rastlanmamakla birlikte, eldeki itirazın iptali davasının 03/04/2024 tarihinde açıldığı, alacaklı/vekiline itiraz üzerine takibin durdurulması kararının tebliğine dair mazbata, sair bilgi belge de bulunmadığından İİK madde 67'de öngörülen bir yıllık sürenin işlemeye başlamadığı gibi takip tarihi ile dava tarihi arasında da 1 yıldan az süre bulunduğu görülmekle eldeki itirazın iptali davasının süresi içerisinde açıldığının kabulü gerektiği anlaşılmıştır. Mahkememizce yapılan incelemede, davacı ile davalı arasında 01/04/2021-08/01/2024 tarihleri arasında iş ilişkisi bulunduğu ve davalının davacı şirkette ruhsatlandırma uzman yardımcısı olduğu, davalının davacı şirketten ayrıldıktan sonra, dava dışı ... ... San ve Tic AŞ'de çalışmaya başladığı hususları gerek taraflar arasında çekişmesiz olup, gerekse celp edilen davalının SGK kayıtlarından da anlaşılmaktadır. Burada ihtilaflı olan husus davacı ile davalının davacı şirketten ayrıldıktan sonra çalışmaya başladığı ... ... AŞ arasında rekabet ilişkisi bulunup bulunmadığı ve davalının davacı ile aralarında kararlaştırdıkları rekabet yasağına aykırı davranışın bulunup bulunmadığına ilişkindir. Rekabet yasağı sözleşmesinin şartlarının incelenmesinde, rekabet yasağının sınırlarının, yer bakımından ... ili, ..., ..., .. ve ... bölgeleri olarak belirlendiği, zaman bakımından 24 ay olarak belirlendiği ve konu bakımından da işveren ile aynı yahut benzer iş kolu olarak belirlendiği görülmüştür. Mahkememizce alınan bilirkişi heyeti raporunda, davalının davacı şirket bünyesinde çalıştığı ruhsatlandırma ve dökümantasyon biriminin kimya sektöründe, ürünlerin tüm belgelerini hazırlayıp düzenlediği, denetim süreçlerini yönettiği, müşteri portföyü bilgisine sahip olarak müşteri ve iş ortaklarının güvenini iletişim kurarak sağladığı bir birim olup, genel anlamda ilkesel olarak işlevleri bunlar olmakla birlikte, davalının da bu burumun uzman yardımcısı görevi kapsamında davacının teknik ve ticari bilgilerine hakim olmasının mümkün olabileceği belirtilmiş, rapordaki bu değerlendirmenin genel bir değerlendirme olması nedeniyle dinlenen tanık beyanlarının içeriği birlikte değerlendirildiğinde, davalının, davacı şirkette çalıştığı sırada ... dahil birçok şirketin bilgilerine, ürünlerinin formüllerine erişim imkanı bulunduğu, ancak bu dökümanların, ürün formüllerinin korunaklı bir sistemde muhafaza edildiği, ayrıca bilgilerinin bir insanın aklında kalabilmesi mümkün olacak nitelikte olmadığı ve davalının da bu bilgileri belirtilen korunaklı sistemden aldığına dair dosyada somut delil bulunmadığından davalının sadece bilgi sahibi olması nedeniyle rekabet yasağına aykırı davrandığından söz edilemeyeceği değerlendirilmiştir. Ayrıca bilirkişi raporunda davacı şirket ile davalının davacı şirketten çalışmaya başladığı dava dışı ... .. AŞ'nin faaliyet alanlarının örtüşmediği belirtilmiş, dinlenen tanık beyanlarından da anlaşıldığı üzere ... üretim yapın bir şirket olup, davacı ise dava dışı bu şirketin ürünlerine ilişkin danışmanlık hizmeti vermektedir ve aralarındaki bu ilişki davalının davacı şirkette çalıştığı dönemde var olmakla birlikte, davalının davacı şirketten ayrılıp dava dışı şirkette çalışmaya başladıktan sonra da devam ettiği anlaşılmıştır. Netice olarak davacı şirket ile dava dışı ... ... AŞ arasında faaliyet alanlarının farklı olması nedeniyle rekabet oluşturacak bir durum bulunmadığı, aksine ticari ilişkilerinin bulunduğu ve halen de devam ettiği, rekabet yasağı sözleşmesinin konu bakımından sınırları arasında bulunmadığı değerlendirilmiştir. Rekabet yasağı sözleşmesinin sınırlarından yer yönünden yapılan incelemede, yer bakımından sınırların İstanbul ili, Marmara, İç Aadolu, Ege ve Akdeniz bölgeleri olarak belirlendiği, belirlenen bu bölgelerin ise Türkiye'nin ekonomik ve nüfus olarak en gelişmiş ve büyük bölgeleri olduğu, bir çok ticaret merkezinin bu bölgelerde yer aldığı, bu hali ile rekabet yasağı sözleşmesinde yer bakımından kararlaştırılan sınırlar, davalının fiili olarak Türkiye'de önemli bir alanda çalışmasını engellediği, bu hali ile de düzenlemenin hakkaniyete aykırı olduğu değerlendirilmekle birlikte, davacı şirket ile dava dışı ... ... AŞ'nin faaliyet alanlarının farklı olması ve aralarında devam eden ticari ilişki bulunması nedeniyle rakip olmadıkları değerlendirildiğinden, davalının dava dışı ... ... AŞ'de çalışması rekabet yasağına aykırı olmadığından davanın reddine karar vermek gerekmiş, ayrıca dinlenen hem davacı hem de davalı tanıkları beyanlarının, davacı ile davalının sonradan çalıştığı (rekabet yasağını ihlal ettiği iddia edilen) şirket arasında ticari ilişki olduğu ve rekabet halinde olmadıkları hususlarını doğruladığı görülmekle, davacı vekilinin dinlenen tanıklardan husumet bulunduğu iddiasıyla, aralarında görülmekte olan davalara dair dosyaların celbi talep edilmişse de, MAhkememizce bu dosyaların celbine gerek görülmemiştir, şöyle ki daha evvel davacı şirkette çalışan ve ayrılan kişilerin işçilik alacaklarına dair görülmekte olan davalarının bulunması nedeniyle bu hususun başlı başına beyanlarının içeriklerini denetlemekte kullanılması doğru olmayacaktır, zira davacı tarafça davalı tanıklarının beyanlarının içeriklerinin doğru olmadığı/ tanıkların yalan beyanda bulunduklarına dair dilekçesinde somut bir itiraz ileri sürülmediği gibi, tanık beyanı takdiri delil olduğu da dikkate alındığında davacı vekilinin bu husustaki talep ve itirazları yerinde görülmemiştir. HÜKÜM : Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere; 1-Davanın reddine, 2-Karar tarihi itibariyle alınması gereken 615,40-TL harçtan peşin alınan 603,88-TL harcın mahsubu ile bakiye 11,52-TL ilam harcının davacıdan tahsiline, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-14 maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği'nin 26. md göre; Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.600,00-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-Yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 4-Kendini vekille temsil ettiren davalı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesaplanan 30.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 5-Yatırılan avanstan artan kısmın karar kesinleştiğinde yatırana/ vekiline iadesine, Dair, davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Mahkememize verilecek bir dilekçe ile veya başka bir yer Mahkemesi aracılığı ile gönderilecek bir dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 25/06/2025 Katip ... e-imzalıdır Hakim ... e-imzalıdır

Atıf: İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/205, K. 2025/425, T. 25.06.2025, www.arakarar.com/karar/istanbul-13-asliye-ticaret-mahkemesi-2024-205-e-2025-425-k-0e27eeceef8d