İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/193 E. 2023/809 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/193
- Karar No
- 2023/809
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO:2023/193 Esas KARAR NO:2023/809 DAVA:Tazminat DAVA TARİHİ:16/09/2014 KARAR TARİHİ:22/11/2023 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili tarafından verilen 29.02.2012 tarihli dava dilekçesinde özetle;.”Müvekkili şirketin, 22/07/2011 tarihli fuara iştirak sözleşmesi gereği "...'na İmalatları olan ve gelinlik konusunda uzman olan, davacının birlikte çalıştığı, ... sözleşme aşamasında şifahi olarak katılacağı kendilerine vize alınacağı söylenmesine ve bu İtibarla sözleşmeye ikna edilmelerine rağmen, sözleşme sonrasında ... 'e vize alınamayacağı, fuara katılamayacağı, ...'ın ise eşi ile kendisine vize alınacağı bildirilmiş, fakat fuara iki gün kala; ...'a vize alınamadığı, fuara katılamayacağı davacıya bildirildiği, Gelinlik işinden ve fuardan hiç anlamayan ...'ın eşi ... davalı fuar şirketinin talebiyle fuara katıldığı, bu nedenle davacının sanatının ve ürünlerinin iş konusunda deneyimsiz olan ...'ın stantta görevli kalmasına rağmen stantın herhangi bir iş bağlantısı yapamamasına sebep olduğu iddia edilerek taraftar arasındaki sözleşmenin feshi ve şimdilik 10.000,-TL ödenmesi talebiyle dava dilekçelerini sunduklarını, Davalı şirket görevlisi ... Hanımın, müvekkiline alt mağazayı 2011 Haziran ayında ziyaret ettiği, "... 'na müvekkili şirketin katılmasının çok yararlı olacağını, fuara kendisi ile birlikte çalıştığı ...'ın katılımının sağlanacağı stant ücretinin % 50 'sinin devlet teşviği olarak geri ödeneceği, fuara katılım ve vizeler konusunda hiçbir engellerinin olmadığını belirterek, 22/07/2011 tarihinde sözleşme imzalandığını. Fuara katılım için 45.000,-TL'lik bütçenin davacı tarafından ayrıldığı ve hazırlıklarda kullanıldığı. Fuarcılık konusunda çalışan davalının fuarın yapıldığı ülke ile ilgili bilgilere vakıf olması gerektiği belirtilmiş, fuar katılımı konusunda gerekil şartları sağlamayı taahhüt eden davalının buna karşılık gerekli özeni göstermeyerek ... ve birlikte çalıştığı ...’ın vizesini alacağını şifahen bildirmesine rağmen alamadığını ve fuara İlgili kişilerin gidemediğini bildirmiştir. Fuar Sözleşmesinin yapılmasının esas nedeni müvekkil ... ve birlikte çalıştığı ...’ın fuara katılmasının sağlanmasının taahhüt edilmesi olduğu belirtilmiştir. Davalı şirket esas taahhüdünü yerine getirmeyince müvekkili bu işlerle hiç alakası olmayan ...'ın esi ...'ı fuara göndermek zorunda kaldığını belirtmiş, müşterilerle hiç bir bağlantı kurulamadığı ve hiçbir satış yapılamadığını beyan etmiştir. Tüm bu nedenlerle davalı şirketin taahhütlerini verine getirmemesi ve bunun yol açtığı zararlara karşılık, davacı yaptığı masraflar, ödemiş olduğu turizm ve stant bedelleri, Sözleşmeye uyulması hâlinde elde edeceği karda dikkate alınarak fazlaya ilişkin haklan saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000.-Tl nin davalıdan alınarak davacıya verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekilinin sunduğu 26.03.2012 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Muhatap ile müvekkili arasında 22/07/2011'de 21-23/11/2011 tarihli ...'de gerçekleşecek ...katılım sözleşmesi imzalandığı ve 8.778-Euro bedeli ödeyeceğini gösterir aynı tarihli taahhütname verdiğini, Müvekkilinin firmanın sözleşmeden kaynaklanan tüm yükümlülüklerini yerine getirdiğini, Taraflar arasında imzalanan sözleşmede, katılımcı muhataba vize alınması gibi bir taahhüt bulunmadığını, aynı şekilde sergilenen ürünler konusu da müvekkili firmanın bilgisi ve ilgisi dışında olduğu. 16/11/2011 tarihinde vize başvurusu refüze edilen ... yerine esi ... fuara katılmak için ... 'ye 20/11/2011 tarihinde gittiği, Fuar yapılmış olduğu ve müvekkilinin taahhüt ettiği gibi muhatap firmanın fuarda temsil edildiğini, Muhatabın iddia ettiği gibi yapmış oldukları masraflar, ödedikleri turizm ve stant bedelleri ... ve ...'ın fuara katılacağı, kendilerine vize alınacağı hiçbir şekilde müvekkili tarafından taahhüt edilmediğini, Sözleşme fesih şartlan, sözleşmede açıkça belirtilmiş olup, muhatabın keşide ettiği ihtarname ile sözleşmeyi feshi imkansız olup sözleşmeye ve hukuka aykırı olduğunu, Davacı taraf ve müvekkili arasında 22/07/2011 tarihli fuar sözleşmesi imzalandığı, davacı tarafın el yazısıyla yazmış ve kaşeleyerek İmzaladığı ödeme taahhüdü olduğu, davacının 21- 23/11/2011 tarihlerindeki "... Fuarfna katıldığı ve ürün teşhir ettiğini, Davacı taraf Noter aracılığı ile 13/01/2012 de ihtar çektiğini ve kendilerine verilmeyen vizelerden dolayı müvekkili şirketin sorumlu olduğu ve bu bahisle müvekkili şirketten 50.000.- TL talep ettiğini, Buna cevap olarak muhataba 26/01/2012 tarihli .... Noterliğince ihtarname keşide ederek ihtarnamelerinde dayandıkları konularda , firmalarımın hiçbir sorumluluğunun olmadığı. Sözleşmeden doğan edimlerin müvekkilince yerine getirildiğini kalan bakiye 5.778- Euroyu ödemeleri gereğini bildirdiğini, Davacının katılım bedelinin teşvik ile geri alınabileceği konusunda müvekkilince ikna edildiğinin asılsız olduğunu, sahıs şirketlerinin teşvikten faydalanmayacağının bilinen gerçek olduğunu , bu konuda firmada satış yapan ... ... tarafından bilgilendirilmiş ve muhatabın bu konuda kabul beyanı olduğunu, Vize alımı konusunda bir sözleşme ve belge imzalanmadığını muhatabın ticaret yapan tacir olduğunu vize konusunda hiçbir ülkede Türk vatandaşlarına vize almanın bir garantisi olmadığını, tarafların imzaladığı sözleşme 8. Madde uyarınca " müşteri kendisine tahsis edilen standın tüm sorumluluğunu üstlenmiş olup , gerek sergilediği malların kalitesi, gerekse hal ve tavır itibarıyla Türkiye'yi temsil ettiğinin şuurunda olmak " Denmekte davacının fuara götürdüğü tüm mallarının kendinde olduğu, sözleşmenin 9.maddesl uyarınca "fuarda satış yapmak yasaktır" ibaresi bulunmakta olduğunu ve fuarda toptan müşteriye yönelik sipariş alınabileceğini belirtildiğini, sözleşmeye göre tarafların yükümlülüklerini yerine getirdiğini beyan etmiş, tüm bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Dava; taraflar arasında akdedilen 22.07.2011 tarihli fuara katılım sözleşmesinden kaynaklanan tazminat talebine ilişkindir. Mahkememizin 18/11/2015 tarihli ... sayılı kararı davacı vekilince temyiz edilmiş, dosya temyiz incelemesi yapılmak üzere Yargıtay ilgili hukuk dairesine gönderilmiştir. Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin ... sayılı 19/11/2018 tarihli ilamıyla, "Dava sözleşmeden kaynaklı tazminat istemine ilişkindir. HMK'nın 297/2. maddesinde, hükmün sonuç kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin taleplerden herbiri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesinin zorunlu olduğu öngörülmüştür. Kararın hüküm fıkrası ile gerekçesi birbirine sıkı sıkıya bağlı olup arasında çelişki bulunmaması gerekmektedir. Kısa ve gerekçeli karar arasında farklılık ve çelişki yaratılması halinde 10.04.1992 gün ve ... sayılı Yargıtay İçtihatları Birleştirme kararı çerçevesinde, mahkemece, kısa karar ile bağlı kalınmadan yeni bir kısa ve buna uygun gerekçeli karar verilmelidir. Somut olayda mahkemece hükmün gerekçesinde 4.389,00 Euro teşvikten faydalanılamama zararından ve 18.000,00 TL zarardan davalı şirketin sorumlu tutulabileceği kanaatine varıldığı belirtildiği halde hüküm bölümünde nedeni belirtilmeden 18.000,00 TL'nin kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bu durumda mahkemece kararın gerekçesi ile hüküm fıkrası arasında çelişki oluşturacak şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır." gerekçesiyle Mahkememizin18/11/2015 tarihli ... sayılı kararının bozulmasına karar verilmiş, bozma üzerine dosya Mahkememizin ... esas sırasına kaydedilmiştir. Mahkememizce usul ve yasaya uygun olduğu değerlendirilen Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 19/11/2018 tarih ... sayılı bozma ilamına uyulmasına karar verilmiş, bozma ilamı üzerine davacının gerçek kişi tacir kaydının bulunup bulunmadığı hususunda ... Müdürlüğüne yazı yazılmıştır. ... 11/10/2019 tarihli yazı cevabında davacının gerçek kişi tacir kaydının bulunduğu ve ticaret sicil kaydının faal olduğunun belirtildiği görülmüştür. Mahkememizin ... esas sayılı dosyasında yapılan yargılama neticesinde, ... 11/10/2019 tarihli yazı cevabında davacının gerçek kişi tacir kaydının bulunduğu ve ticaret sicil kaydının faal olduğunun belirtildiğinden ve neticeten davacının tacir olduğu, somut olayda davacı hata, hile, gabin hallerine basiretli bir tacir olarak dayanamayacağı, davacının imzaladığı 13/10/2011 tarihli feragat yazısına istinaden davacının teşvike ilişkin zararlarını davalıdan talep edemeyeceği, teşviklerden faydalanamamaktan ötürü uğranılan fuar katılım ücretinin 1/2'si nispetindeki 4.389,00 Euro teşvikten faydalanılmama zararından davalı şirketin sorumlu tutulamayacağı anlaşıldığında tacir sıfatı taşıyan davacının 4.389,00 Euro teşvikten faydalanılmama zararına ilişkin talebinin reddine karar vermek gerektiği, davacının davalıdan sadır, davalının fuara ilişkin nakliye ve vize işlemlerini de üstlendiğine yönelik belgelerin HMK 202 maddesi kapsamında delil başlangıcı olarak sayın Mahkemece kabulü halinde, nakliye ve vize hizmetlerine ilişkin davalı taahhütlerinin kapsamının dinlenen tanık beyanlarıyla netleştirilmesi hukuken mümkün ve gerekli olduğundan, dinlenen tanık beyanlan uyarınca davalının davacıyı vize ve teşvik hususunda, taraflar arasında akdi ilişkinin kurulması aşamasında bilerek yanlış yönlendirdiği, bu hususlardaki gerçek durumu akdi ilişkinin kurulması aşamasında inkar ettiği, bu hususlara ilişkin doğru bilgileri davacı açısından artık geri dönülemez aşamalarda beyan ettiği sonucuna varılmakla, 1.000,00.-TL den 45 gelinlik için 45.000,00.-TL den %40 değer kaybından ötürü bu alanda uğranılan 18.000,00.-TL zarardan davalı şirketin sorumlu olduğu gerekçesiyle 23/10/2019 tarihinde ... karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulü ile 45 gelinlik için uğranılan 18.000,00TL zararın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, davacı tacir sıfatı taşıdığından 4.389,00 Euro teşvikten faydalanılmama zararına ilişkin talebinin reddine karar verilmiş, kararın taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya temyiz incelemesi için Yargıtay ilgili Hukuk Dairesine gönderilmiştir. Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin ... nolu 19/12/2022 tarihli ilamıyla, "Dava sözleşmeden kaynaklı tazminat istemine ilişkindir. Taraflar arasındaki sözleşmede davalının davacı çalışanına ya da herhangi bir kişiye vize alma taahhüdünde bulunmadığı görülmektedir. Davacı tarafından dava dilekçesi ve delil listesinde gösterilmeyen ancak daha sonraki beyan dilekçesi ile sunulan bir kısım belgelerin davalının fuara ilişkin nakliye ve vize işlemlerini de üstlendiğine yönelik belge kabul edilerek, dinlenen tanık beyanları doğrultusunda yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olmuştur. Davacının fuara katılacağı ülkeye vize alınıp alınamayacağını bilmesi gerektiği gibi iddia edilen kişilere vize alınmamasına rağmen başka bir kişi ile fuara katıldığı anlaşılmaktadır. Bu durumda davacının tazminat isteminin de reddi gerekirken, davalının sözleşme bedelinin bakiyesinin ödenmediği savunması da değerlendirilmeksizin davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulmasına karar vermek gerekmiştir" gerekçesiyle Mahkememizin 23/10/2019 tarih ... esas ... karar sayılı kararının bozulmasına karar verilmiş, bozma üzerine dosya Mahkememizin 2023/193 esas sırasına kaydedilmiştir. Mahkememizce usul ve yasaya uygun olduğu değerlendirilen Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin ... nolu 19/12/2022 tarihli bozma ilamına uyulmasına karar verilmiştir. Davacı vekili 22/11/2023 tarihli celsedeki beyanında; "Yargıtay bozma ilamı kapsamında son celse ara kararı ile verilen süre içerisinde yazılı beyan sunmadık, davadan feragat ediyoruz, feragat nedeni ile davanın reddine karar verilsin" şeklinde beyanda bulunmuş, beyanı okunarak imzası alınmıştır. Davacı vekilinin dosyaya sunmuş olduğu vekaletnamesi incelendiğinde, davacı vekiline davadan feragat yetkisinin açıkça tanındığı görülmüştür. "HMK MADDE 307- (1) Feragat, davacının, talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesidir. MADDE 309- (1) Feragat ve kabul, dilekçeyle veya yargılama sırasında sözlü olarak yapılır. (2) Feragat ve kabulün hüküm ifade etmesi, karşı tarafın ve mahkemenin muvafakatine bağlı değildir." hükümleri uyarınca, Davacı vekili 22/11/2023 tarihli celsedeki beyanında davadan feragat ettiklerini bildirilmiş, davacı vekili Av. ...'nun sunulan vekaletnamesi incelendiğinde davadan feragat yetkisinin açıkça tanındığı görüldüğünden davanın feragat nedeniyle reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere; 1-Feragat nedeni ile davanın reddine, 2-Harçlar Kanunu 22. Maddesi uyarınca feragat ilk celseden daha sonra gerçekleştiğinden karar ve ilam harcının (269,85-TL'nin) 2/3'ü olan alınması gerekli 179,90-TL harçtan peşin alınan 148,50-TL harcın mahsubu ile bakiye 31,40-TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-Yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 4-Kendini vekille temsil ettiren davalı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince 17.900,00-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 5-Yatırılan avanstan artan bakiyenin karar kesinleştiğinde yatırana/vekiline iadesine, Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren15 gün içerisinde Mahkememize verilecek bir dilekçe ile veya başka bir yer Mahkemesi aracılığı ile gönderilecek bir dilekçe ile Yargıtay nezdinde Temyiz kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.22/11/2023 Katip ... e-imzalıdır Hakim ... e-imzalıdır