İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/425 E. 2024/695 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2022/425
- Karar No
- 2024/695
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO:2022/425 Esas KARAR NO :2024/695 DAVA:Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ:15/07/2015 KARAR TARİHİ:09/10/2024 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 31.12.2014 tarihine kadar tedarikçi...’dan elektrik enerjisi aldığını, ...şirketinin ... ...A.Ş. olduğunu, adı geçen dağıtım şirketinin, her ay aktif ve reaktif tüketimleri ölçüp, tedarikçi...’a bildirmesi, ...’ın da her ay aktif ve reaktif tüketim miktarlarını ve aktif tüketim bedellerini, oluştuysa reaktif tüketim bedellerini (reaktif cezaları) davacı ...’a bildirmeleri gerektiği halde, tedarikçi... , davacıya gönderdiği 31.10.2014, 08.12.2014 ve 31.12/2014 tarihli faturalarda aktif enerji tüketim miktar ve bedelleri yer almasına rağmen, reaktif tüketim miktarları ve bunlara ilişkin oluştuğu iddia edilen reaktif enerji bedelleri (reaktif cezalar) bildirilmemiş, ... Ekim 14, Kasım 14, Aralık 14 aylarında oluştuğunu iddia ettiği toplam reaktif enerji bedellerini ihtiva eden 31.01.2015 tarih ve 120.393,04-TL tutarlı faturayı ve aynı 120.393,04-TL bedeli içeren 10.02.2015 tarihli mükerrer faturayı gönderdiğini, zamanında bilgilendirilmediğinden cezaya girdiğini, müvekkili ... firmasının 07.01.2015 tarihinden itibaren tedarikçi ...’dan elektrik enerjisi almaya başladığını, tedarikçi ...’nın, davacı ... firmasına 07.01.2015 - 31.01.2015 döneminde harcadığı 360476,550 kVARh reaktif enerji için, 1628146,800 kWh aktif enerji miktarının % 20’si olan 325629,36kWh aştığı gerekçesiyle 19.02.2015 tarihli fatura ile 360476,550 kVARhxO,13344860 TL/kVARh = 48.105,09- TL tutarında reaktif enerji bedeli (reaktif ceza) tahakkuk ettirdiğini, cezaya girildiğini dört ay sonra öğrenebildiğini bu nedenle de kompanzasyon sistemini revize edemediklerini , şerhli olarak tüm reaktif ceza bedellerinin ödendiğini, haksız ödenen bedellerin faiziyle birlikte iade edilmesi gerektiğini beyan etmiş, dilekçesinde vs açıklamalarda bulunarak şimdilik 5.000-TL nin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... ...A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; Davada mahkememizin yetkisiz olduğunu, yetkisizlik kararı verilerek Ankara Adliyesi Ticaret mahkemelerine gönderilmesi gerektiğini, davacının dosyası ve faturalar incelendiğinde talebinin haksız olduğunu, müvekkili şirket düzenlediği faturaları zamanında ve ilgili mevzuata uygun olarak düzenlediğini, davacının müvekkili tarafından düzenlenerek davacıya gönderilen hiç bir faturaya itiraz etmediğini, Reaktif bedeli EPDK mevzuatına uygun olduğunu, müvekkili yönünden davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı... ...A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; iş bu davada mahkemenizin yetkili ve görevli olmadığını, bu davanın Danıştayda görülmesi gerektiğini, taraflarına yönelik belirsiz alacak davası açılamayacağı, alacağın zamanaşımına uğradığını, davanın taraflarına yöneltilemeyeceğini, müvekkili şirket elektrik üreticisi olup ana depoya elektrik vermekle yükümlü olduğunu, davacıya karşı yapılan işlem EPDK mevzuatına uygun olduğunu, tüketim miktarına yapılan itirazlarda dağıtım lisans sahibi kayıtları dikkate alındığını, Tarafların Serbest Tüketici sözleşmesi zorunlu olup tacirler arasında yapıldığını, Fatura içeriklerine de TTK 21 maddesi kapsamında itiraz edilmediğini, müvekkili yönünden davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Dava, elektrik hizmeti nedeniyle davacıdan tahsil edilen reaktif ceza bedellerinin iadesi ve uğranılan zararların tazmini talebine ilişkindir. Bilirkişi kurulunun düzenlediği 23.09.2016 tarihli raporunda özetle; "Davacı ... firması, aktif enerji miktarının %20'sini aşarı şekilde endüktif reakuf enerji tükettiğinden; Aralık 2014 ayı için 39.551,98-TL 2014 takvim yılı Ocak 2015 ayı için 48.105,09-TL 2015 takvim yılı Toplam 87.657,07-TL reaktif enerji tüketim bedeli (reaktif ceza) ödemesi gerekmektedir. EPDK’nın 8/1/2004 tarih ve 284/2 sayılı ile 06.07.2004 tarih ve 337 sayılı kararının 5 .D. maddesinde; “Aboneye ait kompanzasyon tesisinde arıza sonucu oluşan ihlalin yılda (takvim yılı) bir kez olması halinde reaktif enerji bedeli jaturalamada dikkate alınmaz” hükümleri gereğince; Dava konusu somut olayda davacıya ait kompanzasyon tesisinde arıza sonucu oluşan ihlalin 2014 yılında bir kez ve 2015 yılında ; bir kez olması nedeniyle reaktif enerji bedelinin (reaktif ceza) dikkate alınmaması gerekmektedir. Bu nedenle davacıdan tahsil edilen reaktif enerji bedellerinin iade edilmesi gerekir. Davacıdan tahsil edilen 120.393,04-TL reaktif enerji bedelinin davacıya iade edilmesi konusunda... ve ... ...A.Ş, nin kusurlu eylemleri ile olduğu anlaşılmaktadır. Davacıdan tahsil edilen 48.105,09-TL+8.658,92-TL (KDV)= 56.764,01 TL reaktif enerji bedelinin ... ve ... ...A.Ş.nin kusurlu eylemi ile olduğu anlaşılmaktadır." görüşü tespit ve rapor edilmiştir. Bilirkişi kurulunun düzenlediği 05.09.2017 tarihli ek raporunda özetle; "Tüketicinin reaktif enerji bedeli ödeyip ödemeyeceği aylık fatura bazında değerlendirilmekte ve tüketiciye reaktif enerji bedeli tahakkuk ettirildiği takdirde sonraki ayda cezaya girmemek için önlemini alabilmektedir. Davacının , Ekim’2014 , Kasım’2014 ve Aralık’2014 dönemlerinde tükettiği reaktif enerji miktarları her ay yerine üç aylık yani toptan tespit edilerek toplam miktarlar üzerinden değerlendirme ile 120.393,04 -TL reaktif enerji bedeli tahakkuk ettirilmiştir. EPDK Kararlarına aykırı şekilde değerlendirme ile tahakkuk ve tahsil edilen sözü geçen bedelin davacıya iade edilmesi gerekmektedir. Kaldıki , davacı , kök rapordaki değerlendirmelere göre Aralık’2014 dönemi için 46.671,34-TL reaktif enerji bedeli ödemesi gerekmektedir. Ancak; EPDK’nm 284/2 ve 337 sayılı kararındaki; “Aboneye ait kompanzasyon tesisinde arıza sonucu oluşan ihlalin yılda (takvim yılı) bir kez olması halinde reaktif enerji bedeli faluralamada dikkate almmaz" hükümler gereğince , davacının kompanzasyon tesisinde anza sonucu oluşan ihlalin 2014 takvim yılında bir kez olması nedeniyle reaktif enerji bedelinin dikkate alınmaması gerektiğinden 120.393,04 TL bedelin iade edilmesi gerekmektedir, EPDK kurul kararlarına aykırı uygulamaları nedeniyle... ... Sanayi A.Ş. ve ... ...A.Ş. kusurludur. Davacı, kökrapordaki değerlendirmelere göre Ocak’2015 için 56.764,01-TL reaktif enerji bedeli ödemesi gerekmektedir. Ancak ; EPDK’nın 284/2 ve 337 sayılı kararlarının 5.D. maddelerindeki; “Aboneye ait kompanzasyon tesisinde arıza sonucu oluşan ihlalin yılda (takvim yılı) bir kez olması halinde reaktif enerji bedeli faluralamada dikkate alınmaz" hükümler gereğince , dava konusu somut olayda davacıya ait kompanzasyon tesisinde arıza sonucu oluşan ihlalin 2015 takvim yılında bir kez olması nedeniyle reaktif enerji bedelinin dikkate alınmaması gerektiğinden tahsil ediletı 56.764,01-TL reaktif eneıji bedelinin davacıya iade edilmesi gerekmektedir. EPDK kurul katarlarına aykırı uygulamaları nedeniyle ... ... ... A.Ş. ve ... ...A.Ş. Kusurludur. Sonuç olarak; davacıdan tahsil edilen 120.393,04 TL reaktif enerji bedelinin davacıya iade edilmesi konusunda davalı... ... Sanayi A.Ş. ve davalı ... ...A.Ş. kusurlu eylemleri ile olduğu anlaşılmaktadır. Davacıdan tahsil edilen 56.764,01-TL reaktif enerji bedelinin davacıya iade edilmesi konusunda davalı ... ... ... A.Ş. ve davalı ... ...A.Ş. kusurlu eylemleri ile olduğu anlaşıldığı" belirlenerek tespit ve rapor edilmiştir. Davacı vekili 10/10/2017 tarihli ıslah dilekçesi ile dava talebini 5.000,00 TL arttırmak suretiyle dava değerini 177.157,05 TL'ye ıslah etmiştir. Mahkememizin ... Esas sayılı dosyasında yapılan yargılama neticesinde; Asıl ve ıslahla açılan davanın kabulü ile davalılardan ... ... A.Ş ve ... ... A.Ş'nin 56.764,01-TL nin dava tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine, fazla istemin reddine, davalılar... ... San.A.Ş., ve ... ... A.Ş'nin 120.393,04-TL nin dava tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine, fazla istemin reddine karar verilmiş, verilen kararın davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairesine gönderilmiştir. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesinin 2018/1246 Esas 2020/798 Karar sayılı 10/09/2020 tarihli ilamında, "...Davalılar arasında ihtiyari dava arkadaşlığı bulunmaktadır. Benzer davalara ilişkin Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2017-14777 E, 2017/14654 K.sayılı emsal ilamında 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun uyuşmazlıkla ilgili “Sözleşmeden doğan davalarda yetki“ başlıklı 10. maddesi "Sözleşmeden doğan davalar, sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde de açılabilir" hükmünü, “yetki sözleşmesi” başlıklı 17. maddesi "Tacirler veya kamu tüzel kişileri, aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında, bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşmeyle yetkili kılabilirler. Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça dava sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemelerde açılır” hükmünü, aynı Kanun’un 448. maddesi gereğince kanun hükümlerinin tamamlanmış işlemleri etkilememek kaydıyla derhal uygulanacağı hükmünü ihtiva etmektedir. HMK 17.maddesinin ikinci cümlesine göre, “Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça dava sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemelerde açılır”. HMK 167. madde uyarınca birlikte açılan davalar hakkında yargılamanın her aşamasında davaların ayrılmasına karar verilebilir. Somut olayda davalılar arasında zorunlu dava arkadaşlığı yoktur. O nedenle yetki itirazında bulunan davalı ile ilgili tefrik kararı verilmesi gerektiği açıktır. Davalı ... tarafından yetkisizlik konusunda istinaf talebinde bulunulmuş isede,davalılardan... ile davacının yaptığı sözleşmede yetkili mahkemenin İstanbul mahkeme ve icra daireleri olarak belirlendiği,diğer davalı ... Elektrik ..şiketinin adresinin Ankara olduğu,davalı ... şirketinin adresinin Maltepe/İstanbul olmasına rağmen davacı ile olan sözleşmesinde yetkili mahkemenin sözleşmede boş bırakıldığı ve yetkisizlik iddiasının sadece davalı ....şirketi tarafından istinafa getirildiği görülmekle, davalıların sorumlu oldukları dönemler açısından davalı... şirketi ile davalı ... şirketi,ayrıca davalı ... Elektrik şirketi ile davalı ... şirketleri ilgli dava konusu yapılan alacak kalemleri hakkında bu davada ihtiyari dava arkadaşı olduklarından, davalı ... şirketi yönünden diğer davalı... şirketi ile ilgisinin bulunmadığı,sadece davacının elektrik aldığı diğer firma olması sebebiyle aynı konu hakkında hakkında dava açılması gözetilerek,davalı ... ve davalı ... yönünden dava konusu yapılan alacak kalemlerine dair davanın davalı ... açısından bu davadan tefriki ile hernekadar sözleşmede yetkili mahkeme belirtilmemiş isede, davalı ... adresinin Maltepe/İstanbul olduğu gözetilerek bu alacak kalemine dair davada davalı ... yönünden yetkisizlik kararı verilmesinin sağlanması için tefrik kararı verilmesi gerektiği..." gerekçesi ile Mahkememizin 13/12/2017 tarih ... esas ... karar sayılı kararının kaldırılmasına karar vermiş, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesinin 2018/1246 Esas 2020/798 Karar sayılı kaldırma ilamı üzerine dosya Mahkememizin ... esas sırasına kaydedilmiştir. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesinin 2018/1246 Esas 2020/798 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere davalılar arasında ihtiyari dava arkadaşlığı bulunduğundan ve davalı ... ... ... A.Ş yetki itirazında bulunduğundan, davalı ... ... ... AŞ'nin sadece davacının elektrik aldığı diğer firma olması ve diğer davalı İçtaş şirketi ile ilgisi bulunmadığından ve sözleşmede yetkili mahkeme belirlenmediğinden, davalı ... ... ... A.Ş'nin adresinin İstanbul/Maltepe olduğu da dikkate alındığında Davalı ... ... A.Ş. yönünden açılan davanın işbu Esas dosyadan TEFRİKİNE, diğer davalılar... ... Sanayi A.Ş. ve ... ...A.Ş yönünden davanın işbu esas üzerinden yürütülmesine karar verilmiş, davalı ... ... A.Ş. yönünden açılan dava tefrik edilerek Mahkememizin ... esas sırasına kaydedilmiştir. Mahkememizin ... Esas sayılı dosyasında yapılan yargılama neticesinde; asıl ve ek raporda da saptandığı üzere davacıdan tahsil edilen 120.393,04 TL reaktif enerji bedelinin davacıya iade edilmesi konusunda davalı... ... Sanayi A.Ş. ve davalı ... ...A.Ş. kusurlu eylemleri ile olduğunun anlaşıldığı gerekçesiyle asıl ve ıslahla açılan davanın kabulü ile davalılardan ... ... A.Ş yönünden 56.764,01-TL nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine, fazla istemin reddine, Davalılar... ... Sanayi A.Ş. ve ... ...A.Ş yönünden 120.393,04-TL nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınıp davacıya verilmesine, fazla istemin reddine karar verilmiş, verilen kararın davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairesine gönderilmiştir. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesinin 2021/2167 Esas 2022/1801 Karar sayılı 14/06/2022 tarihli ilamında, "...Zamanaşımı def'i ile ilgili olarak; Bilindiği üzere özel hukukta teknik bir kavram olan zamanaşımı, bir hakkın kazanılmasında veya kaybedilmesinde kanunun kabul etmiş olduğu sürenin tükenmesi anlamına gelmektedir. Zamanaşımı, hakkın ileri sürülmesini engelleyici nitelikte olup, alacak hakkı alacaklı tarafın- dan, kanunun öngördüğü süre ve koşullar içinde talep edilmediğinde etkin bir hukuki himayeden, başka bir deyişle, dava yoluyla elde edilebilme olanağından yoksun bırakılmaktadır. Diğer bir anlatımla zaman aşımı, alacak hakkını sona erdirmeyip sadece onu "eksik bir borç" hâline dönüştürmekte ve dolayısıyla alacağın dava edilebilme niteliğini ortadan kaldırmaktadır. Zamanaşımına uğrayan alacağın tahsili hususunda Devlet kendi gücünü kullanmaktan vazgeç- mekte, böylece söz konusu alacağın ödenip ödenmemesi keyfiyeti borçlunun iradesine bırakılmaktadır. Ancak belirtmek gerekir ki, alacağın salt zamanaşımına uğramış olması onun eksik bir borca dönüşmesi için de yeterli değildir; bunun için borçlunun, kendisine karşı açılmış olan alacak davasında alacaklıya yönelik bir def'ide bulunması gerekir. Zamanaşımı def'i, davalının aslında var olan bir borcunu özel bir nedenle yerine getirmekten kaçınmasına olanak veren bir haktır. Bu hakkı kullanıp kullanmamak tamamen borçluya kalmıştır. Diğer bir an- latımla, davalı tarafından zamanaşımı def'i ileri sürülmedikçe, o hak ve alacak için kanunun öngördüğü zaman- aşımı süresi dolmuş olsa bile hâkim bunu kendiliğinden göz önüne alamaz (6098 sayılı TBK m. 161). Bu itibarla, zamanaşımı savunması ileri sürüldüğü zaman, eğer savunma gerçekleşirse hakkın dava edilebilme niteliği ortadan kalkacağından, artık mahkemenin işin esasına girip onu da incelemesi mümkün değildir. (Hukuk Genel Kurulu 2017/11-149Esas 2019/49) TBK.'nın 146.maddesi ( 818 sayılı BK md. 125) ; " Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, her alacak on yıllık zamanaşımına tabidir. " hükmüne amirdir. Zamanaşımı süresi işlemeye başladıktan sonra, borçlunun veya alacaklının bazı eylem ve işlem- leri zamanaşımı süresinin işlemesini haklı olmaktan çıkarabilir ya da yeniden bu sürenin başlaması sonucunu doğurabilir. İşte bu hallerde zamanaşımının durması ve kesilmesinden söz edilebilir. Zamanaşımını kesen sebepler BK'nın 133-136. maddelerinde ( TBK. m.154-157) düzenlenmiş olup, BK'nun 133/2.( TBK. 154/2) maddesi uyarınca borçlu aleyhine icra takibi başlatılması halinde, zaman- aşımı süresi kesilir ve alacağın takibine ilişkin her işlemden sonra yeniden işlemeye başlar. (Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2017/9113 Esas, 2019/5468 Karar nolu ,17.06.2019 tarihli ilamı) Bu açıklamalar ışığında somut olay ele alındığında; davacı ... şirketi elektrik enerjisini 31/12/2014 tarihine kadar tedarikçi firma durumundaki...'tan temin etmiş olup diğer davalı durumundaki ... Elektrik Şti ise dağıtım şirketi durumundadır. Dava konusu uyuşmazlık sözleşme kapsamında tahakkuk olunan 31/01/2015 ve 10/02/ 2015 tarihli faturalardan kaynaklanmaktadır. Davanın açıldığı 15/07/2015 tarihi itibariyle BK 146. Maddesinde belirtilen 10 yıllık dava zamanaşımı süresinin dolmadığı tespit edilmekle davalı ...'ın zamanaşımına yönelik istinaf itirazı yerinde görülmemiştir. Esas yönünden; uyuşmazlık, dava konusu reaktif bedellerinin talep edilip edileme- yeceği hususunda toplanmaktadır. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda 'EPDK'nun 8/1/2004 tarih ve 284/2 sayılı ile 06/07/ 2004 tarih ve 337 sayılı kararının 5. Maddesinde yer alan "aboneye ait kompanzasyon tesisinde arıza sonucu oluşan ihlalin takvim yılda bir kez olması halinde reaktif enerji bedeli faturalamada dikkate alınmaz" hükmü bulunduğu , davacının kompanzasyon sistemindeki arızanın 2014 takvim yılında 1 kez ve 2025 takvim yılında bir kez olması nedeniyle reaktif enerjj bedeli alınamayacağından bahisle tahsil edilen bedelin iade edilmesi gerektiği' işaret edilmiş ve mahkemece bu rapor doğrultusunda hüküm kurulmuştur. Ancak dava konusu faturalar Ekim ,Kasım, Aralık 2014 dönemine ilişkin olup dava ko- nusu işlemin yapıldığı ve faturanın düzenlendiği dönemi itibariyle bilirkişi raporunda ve mahkeme kararında atıf yapılan 08/01/2004 tarihli kurul kararı değil 18/12/2012 tarihli 4193 sayılı EPDK kurul kararı yürürlüktedir ve yürürlükte bulunan bu kararın uygulanması gerekmektedir. Dava konusu uyuşmazlıkta uygulanması gereken 4193 sayılı EPDK kurul kararının 8/2-c maddesinde "reaktif enerji bedeli" ;dağıtım sistemi kullanıcılarından reaktif enerji uygulamasına tabi olanlar için ilgili mevzuatta reaktif enerjiye ilişkin olarak belirlenen sınırların aşılması halinde ve 12-16 maddelerde belirtilen şartlar dahilinde uygulanan bedeldir" şeklinde tanımlanmış, aynı kararda "..." başlığı altında 12. Maddede "... Uygulamasının Kapsamı "13.maddede endüktif (sistemden çekilen) reaktif enerji, 14.maddede ise kapasitif (sisteme verilen) reaktif enerji ile ilgili hükümlere değinilmiştir. 4193 sayılı kararına göre,"Endüktif ve Kapasitif" Reaktif enerjide belirlenen sınırların aşılması halinde reaktif enerji tarifesinin uygulanacağı açıktır. Ancak "reaktif enerjide belirlenen sınırın yılda bir kez aşılması durumunda faturalamada dikkate alınmayacağı" veya "arıza"dan bahsedilmemiştir. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda yürürlükte olmayan EPDK kurul kararı doğrultusunda ve yanılgılı değerlendirme yapıldığı, bu yönüyle raporun hükme elverişli olmadığı sonucuna varılmıştır. Buna göre, ilk derece mahkemesince önceki bilirkişi kurulundan veya yeni oluşturulacak üçlü bilirkişi kurulundan 4193 sayılı EPDK kararı ve taraflar arasındaki sözleşme hükümleri gözetilerek hükme ve denetime elverişli, itirazları giderici ek/veya yeni rapor alınarak hasıl olacak sonuca göre karar tesisi gerekirken yanlış kurul kararı uygulanarak yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı bulunmuştur..." gerekçesi ile Mahkememizin ... esas sayılı dosyasında verilen 2021/151 karar sayılı kararın kaldırılmasına karar verilmiş, kaldırma ilamı üzerine dosya Mahkememizin 2022/425 esas sırasına kaydedilmiştir. Mahkememizin 2022/425 esas sayılı dosyasında BAM kararı doğrultusunda oluşturulan bilirkişi heyetinden rapor alınmıştır. Bilirkişi heyeti 19/09/2023 tarihli raporunda özetle; her türlü delilin takdiri ve nihai karar Mahkemeye ait olmak üzere; rapor içeriğinde kapsamlı olarak irdelendiği ve açıklandığı şekilde, 18/12/2012 tarihli 4193 sayılı EPDK kurul kararına göre, davacıdan tahsil edilen 120.393,04 TL ve 56.764,01 TL (KDV dahil) reaktif enerji bedellerinin EPDK'nın ilgili Yönetmelikleri doğrultusunda tanzim edildiği ve davacının söz konusu tutarları ödediği; bu nedenle davacının, davalılardan alacağının bulunmadığı sonuç ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir. Tarafların rapora itirazı ile ek rapor alınmak üzere dosya bilirkişi heyetine verilmiş olup, Bilirkişi heyeti 03/05/2024 tarihli ek raporunda özetle; Yapılan inceleme ve değerlendirme sonucu, takdiri ve nihai karar Mahkemeye ait olmak üzere; önceki bölümlerde kapsamlı olarak irdelendi açıklandığı şekilde, 18/12/2012 tarihli 4193 sayılı EPDK kurul kararına göre, davacıdan tahsil edilen 120.393,04 TL ve 56.764,01 TL (KDV dahil) reaktif enerji bedellerinin EPDK'nın ilgili Yönetmelikleri doğrultusunda tanzim edildiği ve davacının söz konusu bu tutarları ödediği, Bu nedenle davacının, davalılardan dava dilekçesinde beltilen 5.000,00 TL tutarındaki alacağının bulunmadığı tespit ve rapor edilmiştir. Tüm dosya kapsamı birlikte incelendiğinde ve değerlendirildiğinde; Öncelikle Mahkememizce alınan bilirkişi ek raporunda zamanaşımı itirazına değinildiği, Davalı... vekilinin cevap dilekçesi incelendiğinde zamanaşımı itirazı bulunduğu görülmekle, Mahkememizce zamanaşımı itirazı ara kararla değerlendirilmemiş olup, Mahkememizin ... esas sayılı dosyasında verilen kararın istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesinin 2021/2167 Esas 2022/1801 Karar sayılı 14/06/2022 tarihli ilamında, davalı vekilinin zamanaşımı itirazı yönünden değerlendirme yapılarak, somut olay bakımından, davacı ... şirketi elektrik enerjisini 31/12/2014 tarihine kadar tedarikçi firma durumundaki...'tan temin etmiş olduğu, diğer davalı durumundaki ... Elektrik Şti ise dağıtım şirketi durumunda olduğu, dava konusu uyuşmazlığın sözleşme kapsamında tahakkuk edilen 31/01/2015 ve 10/02/2015 tarihli faturalardan kaynaklandığı ve davanın açıldığı 15/07/2015 tarihi itibariyle BK 146. Maddesinde belirtilen 10 yıllık dava zamanaşımı süresinin dolmadığı gerekçesiyle davalı...'ın zamanaşımına yönelik istinaf itirazının yerinde görülmediği belirtilerek davalının zamanaşımı itirazının değerlendirildiği görüldüğünden, Mahkememizce zamanaşımı yönünden ayrıca bir değerlendirme yapılmasına gerek görülmemiştir. Esas yönünden yapılan inceleme ve değerlendirmede, Mahkememizin ... esas sayılı dosyasında verilen hükme ilişkin İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesinin 2021/2167 Esas 2022/1801 Karar sayılı 14/06/2022 tarihli ilamında, yürürlükte olmayan EPDK kurul kararlarına göre alınan raporla kurulan hükmün hatalı olduğundan bahisle yürürlükte olan 4193 sayılı EPDK kararı ve taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine göre rapor alınmasına karar verilerek Mahkememiz kararı kaldırıldığından ve kaldırma ilamı üzerine Mahkememizin 2022/425 esas sayılı dosyasında alınan 19/09/2023 tarihli raporda ve itiraz üzerine alınan 03/05/2024 tarihli ek raporda, 4193 sayılı EPDK kararına göre davacıdan tahsil edilen reaktif enerji bedellerinin EPDK'nın ilgili yönetmelikleri doğrultusunda tanzim edildiği ve davacının talep edebileceği alacağının bulunmadığı belirlenmiş olup, bilirkişi raporunda davacının dava dilekçesinde belirttiği 5.000,00-TL'yi talep edemeyeceğine değinilmişse de Mahkememizce verilen ilk kararın istinafı öncesinde davacı tarafça ıslah dilekçesi sunularak 10/10/2017 tarihinde dava değeri 172.157,05-TL'ye çıkarıldığından davalı taraf lehine vekalet ücretinin takdirinde dava değeri esas alınmak suretiyle davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere; 1-Davanın reddine, 2-Karar tarihi itibariyle alınması gereken 427,60-TL harcın peşin alınan 85,39-TL ile 2.940,01-TL ıslah harcından mahsubu ile fazla 2.597,80-TL harcın hüküm kesinleştiğinde davacıya iadesine, 3-Yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 4-Kendini vekille temsil ettiren davalılar lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca 30.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 5-Yatırılan avanstan artan kısmın karar kesinleştiğinde yatırana/ vekiline iadesine, Dair, davacı vekili ile davalılar vekillerinin yüzlerine karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Mahkememize verilecek bir dilekçe ile veya başka bir yer Mahkemesi aracılığı ile gönderilecek bir dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 09/10/2024 Katip ... e-imzalıdır Hakim ... e-imzalıdır