İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/331 E. 2024/434 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2022/331
Karar No
2024/434
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO:2022/331 Esas KARAR NO :2024/434 DAVA:Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ:16/11/2021 KARAR TARİHİ:13/06/2024 Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde; Müvekkili aleyhine davalı ... A.Ş tarafından .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile kambiyo senetlerie özgü icra takibi başlatıldığını, 06/06/2018 takip talebi tarihli icra takibinde borçluların müvekkil ... yanında ... Nak. İnş. Mad. Turz. San. Ve Tic. Ltd. Şti. ile ... olduğunu, icra takibinin konusunun 1.300.000,00-TL bedelli 28/05/2018 vadeli, 05/03/2018 keşide tarihli bono olduğunu, keşide yerinin yazmadığını, takip tarihinde alacaklı bankanın ödeme emrindeki ana para alacak talebinin 1.200.00,00-TL olduğunu, müvekkilin davalı bankada 30/07/2012 tarihinde genel kredi sözleşmesine kefil sıfatıyla imza attığını, asıl borçlunun krediye kullanan ... şirketi olduğunu, müvekkilin 30/07/2012 tarihli genel kredi sözleşmesinin bazı sayfalarında müteselsil kefil başlıklı matbu ve el yazısıyla doldurulmuş 500.000-TL bedelli kefalet beyanı bulunan bir yazıda ve bedel ile tarih kısımları boş olarak imzalatılan takibe konu senette imzasının bulunduğunu, başka bir kredi sözleşmesinde ve evrakta imzasının bulunmadığını, davalı banka tarafından kambiyo senedi ile icra takibine konu edilen alacağın 22/06/2017 ve 25/04/2017 tarihli iki adet genel kredi sözleşmesi olduğunu, bu sözleşmelerde borçlunun ... şirketi, kefilin ... olduğunu bu iki kişinin imzasının bulunduğunu, müvekkilinin imzasının bulunmadığını, takibe konu senedin gerçeğe aykırı doldurulduğunu, senedin yasal vasıfları taşınmadığını, senedin 2012 tarihli sözleşme imzalanırken davalı bankaya teminat amacıyla boş olarak verildiğini ve banka tarafından takip açılırken mevcut duruma ve sözleşme hükümlerine aykırı şekilde doldurulduğunu, müvekkilinin davalı bankaya .... İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı dosyasında borçlu olmadığının tespitini, menfi tespit talebinin kabulünü, davalı bankanın %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep ederek dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde; Davada görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu, Davacı ile ilgili husumet ticari kredi alacağı ile ilgili olduğundan davaya Ticaret Mahkemesinin bakması gerektiğini, bu nedenle görevsizlik kararı verilmesini, davacının davasının reddini, davacının %20’den az olmayacak miktarda icra inkar tazminatı ödemesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER Davacı vekili delil ve belgelerini ibraz etmiş, davada; .... İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı icra dosyası ve içeriği, .... İcra Hukuk Mahkemesi ... Esas sayılı dosyası ve içeriği, .... Noterliği 01/06/2018 tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarname, .... Noterliği 06/06/2018 tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarname, 30/07/2012 tarihli genel kredi sözleşmesi ve ekleri, 22/06/2017 ve 25/04/2017 tarihli genel kredi sözleşmeleri ve ekleri ile hesap ve taksit durumlarını gösterir belgeler, Banka kayıtları, Dava konusu ve taraflar arasındaki alacak borç ilişkisine dayanak tüm ödeme belgeleri, makbuzlar ve hesap ekstreleri, Nüfus kayıtları, Bankanın şubesinin kapandığında dair yazı, Bilirkişi incelemesi, Arabuluculuk tutanakları, Her tür yasal delile dayanmışlardır. .... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası sureti UYAP üzerinden celp edilerek dosyamız arasına alınmış olup, takip dosyası incelendiğinde; alacaklının ... Anonim Şirketi borçlunun ..., ... Nak. İnş. Mad. Turz. San. Ve Tic. Ltd. Şti. Ve ... olduğu, 1.200.000,00 TL asıl alacak, 2.925,00 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 2.202.925,00 TL alacak için 06/06/2018 tarihinde takibe girişildiği görülmüştür. İstanbul 7. Asliye Hukuk Mahkemesinin 06/04/2022 tarih ... sayılı kararı ile görevsizlik kararı verilerek dosya mahkememize tevzi edilmiş ve işbu esasa kaydedilmiştir. Mahkememizce toplanan delillere, iddia ve savunmaya göre bilirkişiler heyetinden alınan 29/02/2024 tarihli raporlarında: ''...1.Davalı banka ile dava dışı Şirket arasında 30.07.2012 tarihinde 500.000,00 TL limitli, 19.01.2017 tarihinde 1.500.000,00 TL limitli Genel Kredi sözleşmelerinin düzenlendiği, Söz konusu sözleşmelerden 30.07.2012 tarihli olanında davacı ...'nın 500.000,00 TL.lık kefalet limiti olduğu, 19.01.2017 tarihli sözleşmede davacının kefalet imzasının bulunmadığı, dolayısıyla sözleşmeden kaynaklı davacının bu sözleşmeye dayalı 500.000 TL.lık kredilerden sorumlu tutulabileceği, 2.Davalı Bankanın ....İcra Müdürlüğü ... esas dosyasına Kambiyo senet takibine konu 1.300.000,00 TL tutarlı 05.03.2018 tanzim, 28.05.2018 vade tarihli senette ise davacının borçlu olarak imzasının bulunduğu, 3-Davalı Banka tarafından dava dışı şirket ve kişiler ile davacıya .... Noterliğinden 01.06.2018 tarihinde ... yevmiye sayılı ihtarname keşide edildiği ve ihtarnamenin davalıya tebliğinden sonra, davacı ve diğer dava dışı borçlular tarafından ....Noterliğinden 06.06.2018 tarihli karşı ihtarname ile kat ihtarına itiraz edildiği, 4-Kat ihtarındaki krediler incelendiğinde, Dava dışı Şirkete 19.01.2017 tarihli 1.500.000,00 TL. Limitli Genel Kredi sözleşmesinden sonra açıldığının tespit edildiği, davacının kefil olduğu 30.07.2012 tarihli 500.000 TL limitli sözleşmeye dayalı açılmış bir kredi kalmadığı, dolayısıyla davacının yeni sözleşmeden dolayı sorumlu olduğu bir kredi tutarı bulunmadığı, 5-Dava konusu senette ve 30.07.2012 tarihli Genel Kredi Sözleşmesinde davacının soyadı ... görülmesine karşılık, takip talebinde davacı soyadının ... olarak görüldüğü, davacının evlenmesi nedeniyle ... soyadını aldığını beyan etmesine karşılık dosyaya medeni hal değişikliğine ilişkin tarihleri kanıtlayan herhangi bir belgenin sunulmadığı, bu hususun takdirinin Sayın Mahkemeye ait olduğu, 6-Dava dışı kişiler tarafından kat ihtarı ve takibe konu krediler için Banka mevduat hesaplarına takipten sonra toplam 1.201.424,33 TL ödeme yapıldığı ve dava dışı dışı kredinin bu şekilde bankaya olan borçlarının tahsil ve tasfiye edilmiş olduğu, 7-Davalı Banka tarafından davacının da borçlu olarak yer aldığı ....İcra Müdürlüğü ... esas dosyasına yapılan tahsilatların bildirilmediği, dava dışı şirketin 19.01.2019 tarihinde yaptığı 42.939,00 TL.nin bulunduğu, diğer tahsilatların icra dosyasına bildirilmemesi nedeniyle davalı Bankanın kayıtlarında dava dışı şirket ve davacıdan herhangi bir alacağı kalmamasına karşılık Davalı Bankanın 17.03.2023 tarihli icra kapak hesabına göre 2.005.705,09 TL, 24.01.2024 tarihine göre ise 2.597.156,63 TL davacı ve dava dışı şirket ve kefilinden alacaklı gözüktüğü, ancak bu durumun gerçeği yansıtmadığı..." tespit ve rapor edilmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; kambiyo senetlerinden kaynaklanan menfi tespit talebine ilişkindir. Davacı yan; davacı hakkında 1.300.000,00-TL bedelli 28/05/2018 vadeli, 05/03/2018 keşide tarihli bono nedeniyle kambiyo senetlerie özgü icra takibi başlatıldığını, davacının davalı banka tarafından kullandırılan 30/07/2012 tarihli genel kredi sözleşmesine 500.000,00 TL limitle sınırlı olmak üzere kefil olduğunu, aynı tarihte bedel ile tarih kısımları boş olarak imzalatılan takibe konu senedin imzalandığını, davalı banka tarafından kambiyo senedi ile icra takibine konu edilen alacağın 22/06/2017 ve 25/04/2017 tarihli iki adet genel kredi sözleşmesi olduğunu, bu sözleşmelerde davacının kefaletinin bulunmadığını ileri sürmüş, davalı yan ise; müvekkil banka ile davadışı borçlu şirket ... Nak. İnş. Mad. Turz. San. Ve Tic. Ltd. Şti. arasında kredi ilişkisi kurulmuş olup davacı borçlunun kredi borçlarını ödemek amacıyla takibe konu kambiyo evrakını tanzim ederek verdiklerini, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur. Davalı ile dava dışı ... Ltd Şirketi arasında 30.07.2012 tarihinde 500.000 TL. limitli, 19.01.2017 tarihinde de 1.500.000,00 TL. limitli iki ayrı genel kredi sözleşmesi imzaladığı, 30.07.2012 tarihli sözleşmede davacı ...'in (... adı ve soyadı ile) müteselsil kefil sıfatıyla imzasının bulunduğu, 19.01.2017 tarihli sözleşmede ise davacının kefaletinin yer almadığı, davacının davalı bankaya karşı dava dışı ... Ltd şirketine açılan ve açılacak kredilerden dolayı 500.000,00 TL.ye kadar müşterek borçlu ve müteselsil kefaletinin olduğu, dava dışı şirketle davalı arasında 19.01.2017 tarihinde 1.500.000 TL limitli yeni bir kredi sözleşmesi imzalamış olup kat ihtarına konu olan kredilerin de dava dışı şirkete 19.01.2017 tarihli 1.500.000,00 TL. limitli genel kredi sözleşmesinden sonra açıldığı hususlarında çekişme bulunmamaktadır. Çekişme davacının kefaletinin bulunduğu sözleşme kapsamında davacıya imzalattırılan dava konusu kambiyo senedinden dolayı, davacının imzasının bulunmadığı sonraki tarihli kredi sözleşmesi kapsamında davacının sorumluluğunun bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır. Mahkememizce davalı banka kayıtları üzerinde bilirkişi aracılığı ile inceleme yaptırılmış olup, raporda özetle; "...dosya içeriğine göre davalı ile dava dışı ... Mad. Tur. San. ve Tic. Ltd. Şti. arasında akdedilen “... A.Ş.Genel Kredi Sözleşmesi” başlıklı, 30/07/2012 tarihli sözleşmeyi (“2012 tarihli Kredi Sözleşmesi”) davacı taraf “...” adı ve soyadı ile müteselsil kefil sıfatıyla imzalamıştır. ... ile davacı ...’in aynı kişi olup olmadığının takdiri de Sayın Mahkemeye aittir. Burada aynı kişi oldukları dosyanın geneline göre kabul edilerek açıklama yapılacaktır. 2012 tarihli Kredi Sözleşmesinde “Kefalet Limiti: 500.000 TL (Beş yüz bin TL)” olarak yazılmıştır. Türk Borçlar Kanunu (TBK) m.583 f.1’e göre, “Kefalet sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azamî miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz. Kefilin, sorumlu olduğu azamî miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır.” Buna göre kefilin, sorumlu olacağı azamî miktar ile kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda bu sıfatını kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır. 2012 tarihli Kredi Sözleşmesinde el yazısı ile bunların yazıldığı görülmektedir. Buna göre davacı 2012 tarihli Kredi Sözleşmesinden 500.000 TL kefalet limiti ile müteselsil kefaleti söz konusudur. TBK m.589 f.1’e göre, “Kefil, her durumda kefalet sözleşmesinde belirtilen azamî miktara kadar sorumludur.” ve TBK m.589 f.2’ye göre, “………..kefil, belirtilen azamî miktarla sınırlı olmak üzere, aşağıdakilerden sorumludur:…..” Eldeki uyuşmazlıkta “Kefalet Limiti: 500.000 TL (Beş yüz bin TL)” olarak belirtildiğinden, TBK m.589 hükmüne göre bunun azami miktar olarak kabulü gerekecektir. Ancak takipte kendisi açısından kesinleşen miktar dışındaki kalemlerden, kefilin sorumlu olup olmayacağı da ele alınmalıdır. Kefilin her durumda kefalet sözleşmesinde belirtilen azami miktara kadar sorumluluğu (TBK m.589 f.1), kefilin kendi temerrüdünden dolayı ortaya çıkan temerrüt faizleri veya kefilin şahsına yönelik dava ve takip masraflarından sorumluluğu için söz konusu olmayacağından, kefil bunlardan sınırlamaya bağlı kalmadan sorumlu olacaktır (bu konuda bkz.: Seda Kara Kılıçarslan, Kefilin Sorumluluğunun Kapsamı, Gazi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi C. XIII, Y. 2009, Sa. 1-2, s.47.) Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2018/19-689 E., 2018/1624 K. ve 6.11.2018 tarihli kararında, “….kefilin yalnızca kefalet limiti ve kendi temerrüdünün hukuki sonuçları ile bağlı olduğu….” (https://kazanci.com.tr) hükmünü vermiştir. Ancak Heyetimizde bulunan teknik Bilirkişinin tespitine göre, “….Diğer bir deyişle davacının kefalet imzasının olduğu 500.000 TL limitli sözleşmeye dayalı olarak kat tarihinde devam eden bir kredi borcu tespit edilememiştir.” TBK m.598 f.1’e göre ise, “Hangi sebeple olursa olsun, asıl borç sona erince, kefil de borcundan kurtulur.” Diğer ele alınması gereken husus davaya konu kambiyo senedi, bonodur. Her kambiyo taahhüdünün altında temel bir ilişki, bir neden bulunmak zorundadır (bkz.: Gülşah Yılmaz, “Yargıtay Kararları Işığında Bononun Ta’lili”, Ankara Barosu Dergisi, 2020/4, s.7). Eldeki olayda bonoda “Bedeli nakden ahzolunuştur.” şeklinde bedel kaydı yer almakta ve söz konusu senedin davalı Banka ile dava dışı şirket ... Nak. İnş. Mad. Turz. San. ve Tic. Ltd. Şti. arasında kurulan kredi ilişkisine dayanılarak düzenlendiği, cevap dilekçesinde, “davalı Banka ile davadışı borçlu şirket ... Nak. İnş. Mad. Turz. San. Ve Tic. Ltd. Şti. arasında kredi ilişkisi kurulduğu, borçluların kredi borçlarını ödemek amacıyla takibe konu kambiyo evrakını tanzim ederek davalı Bankaya teslim ettikleri” şeklinde beyanlar bulmaktadır. Cevap dilekçesinde, “ancak senedin vade tarihinde ödenmemesi üzerine borçlular hakkında yasal takip işlemlerine başlandığı.” belirtilmektedir. Ancak Heyetimizde bulunan teknik Bilirkişinin yukarıda yer alan tespitine göre, “Davacı söz konusu senedin 30.07.2012 tarihinde imzalanan 500.000,00 TL.lık Genel Kredi sözleşmesi ile birlikte boş olarak davalı Bankaya verildiğini beyan ve iddia etmiştir. Davalı Bankanın 19.01.2017 tarihinde davalı şirketten 1.500.000,00 TL.lık yeni bir Genel Kredi sözleşmesi düzenlediği ve bu sözleşmeye sadece dava dışı ...'in Müşterek borçlu ve müteselsil kefil olarak imzaladığı dikkate alındığında söz konusu senedin daha önce alındığı izlenimini vermekte olup takdir Sayın Mahkemeye ait bulunmaktadır.”; “…. davacının kefalet imzasının olduğu 500.000 TL limitli sözleşmeye dayalı olarak kat tarihinde devam eden bir kredi borcu tespit edilememiştir.” Buna göre mademki davalı tarafın cevap dilekçesinde, “davalı Banka ile davadışı borçlu şirket ... Nak. İnş. Mad. Turz. San. Ve Tic. Ltd. Şti. arasında kredi ilişkisi kurulduğu, borçluların kredi borçlarını ödemek amacıyla takibe konu kambiyo evrakını tanzim ederek davalı Bankaya teslim ettikleri” kabul edilmektedir ve Heyetimizde bulunan teknik Bilirkişinin “….Diğer bir deyişle davacının kefalet imzasının olduğu 500.000 TL limitli sözleşmeye dayalı olarak kat tarihinde devam eden bir kredi borcu tespit edilememiştir.” tespiti söz konusudur, TBK m.598 f.1’in, “Hangi sebeple olursa olsun, asıl borç sona erince, kefil de borcundan kurtulur.” hükmü gereği davacının kefil olarak bu borcundan kurtulduğu anlaşılmaktadır." görüşlerine yer verilmiştir. Mahkememizce yapılan yargılama, toplanan taraf delilleri, hükme elverişli bulunan bilirkişi heyeti raporu ile tüm yargılama dosyası kapsamına göre, yukarıda değinilen hukuksal durum ve somut olayın birlikte değerlendirilmesi sonucunda; davalı ile dava dışı kredi lehdarı ... Mad. Tur. San. ve Tic. Ltd. Şti. arasında akdedilen “... A.Ş.Genel Kredi Sözleşmesi” başlıklı, 30/07/2012 tarihli sözleşmeyi (“2012 tarihli Kredi Sözleşmesi”) davacının 500.000,00 TL limitle müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığı, ancak bilirkişi raporundaki teknik tespitlere göre, davacının kefalet imzasının olduğu 500.000,00 TL limitli sözleşmeye dayalı olarak kat tarihinde devam eden bir kredi borcunun tespit edilemediği, TBK m.598 f.1 hükmüne göre hangi sebeple olursa olsun, asıl borç sona erince, kefil de borcundan kurtulacağı anlaşılmaktadır. Dava kambiyo senedinden kaynaklanan icra takibine yönelik olup, her kambiyo taahhüdünün altında temel bir ilişki, bir neden bulunmak zorundadır. Eldeki olayda bonoda “Bedeli nakden ahzolunuştur.” şeklinde bedel kaydı yer almakta ve söz konusu senedin davalı banka ile dava dışı şirket arasında kurulan kredi ilişkisine dayanılarak düzenlendiği, cevap dilekçesinde davalı banka ile davadışı borçlu şirket arasında kredi ilişkisi kurulduğu, borçluların kredi borçlarını ödemek amacıyla takibe konu kambiyo evrakını tanzim ederek davalıya teslim ettikleri hususunun kabul edildiği, buna göre, davacının söz konusu senedi 30.07.2012 tarihinde imzalanan 500.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmesi ile birlikte boş olarak davalıya verdiği, davalı banka ile dava dışı şirketin 19.01.2017 tarihinde 1.500.000,00 TL. tutarında yeni bir kredi sözleşmesi imzaladıkları, bu sözleşmede davacının müteselsil kefil olarak imzasının bulunmadığı, kat ihtarına konu olan kredilerin de dava dışı şirkete 19.01.2017 tarihli 1.500.000,00 TL. limitli genel kredi sözleşmesinden sonra açıldığı hususları birlikte değerlendirildiğinde, davacının kefil olduğu 500.000,00 TL limitli sözleşmeye dayalı olarak kat tarihinde devam eden bir kredi borcunun bulunmaması nedeniyle TBK m.598 f.1 hükmüne göre hangi sebeple olursa olsun, asıl borç sona erince, kefil de borcundan kurtulacağı anlaşılmakla davanın kabulüne, davacının .... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası kapsamında davalı yana borçlu olmadığının tespitine, davalının takipte kötü niyetli olduğu anlaşılmakla takibe konu 1.200.000,00-TL bono tutarı üzerinden hesaplanacak %20 oranında kötü niyet tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır. HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere; 1-Davanın KABULÜNE, 2-Davacının .... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası kapsamında davalı yana borçlu olmadığının tespitine, takibe konu 1.200.000,00-TL bono tutarı üzerinden hesaplanacak %20 oranında kötü niyet tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Karar tarihi itibariyle alınması gereken 81.972,00-TL harçtan peşin alınan 3.859,52-TL, 16.650,00 -TL tamamlama harcının mahsubu ile bakiye 61.462,48 -TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-14 maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği'nin 26.maddesine göre; Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.320,00-TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-Davacı tarafından yapılan 59,30 -TL başvurma harcı, 3.859,52-TL peşin harç, 16.650,00 -TL tamamlama harcı, 8,50 -TL vekalet harcı, 384,00-TL tebligat/ posta gideri, 10.000,00 -TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 30.961,32 -TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Kendini vekille temsil ettiren davacı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca 162.000,00-TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Yatırılan avanstan artan kısmın karar kesinleştiğinde yatırana/ vekiline iadesine, Davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı tarafların gerekçeli kararı tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize verecekleri bir dilekçe ile veya başka bir mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderecekleri dilekçe ile HMK 341. madde uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yoluna başvurma hakları hatırlatılmak suretiyle oybirliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 13/06/2024 Başkan ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Katip ... e-imzalıdır

Atıf: İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2022/331, K. 2024/434, T. 13.06.2024, www.arakarar.com/karar/istanbul-13-asliye-ticaret-mahkemesi-2022-331-e-2024-434-k-5444e4c2535e