İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/585 E. 2024/618 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2024/585
Karar No
2024/618
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO:2024/585 Esas KARAR NO :2024/618 DAVA:Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ:23/05/2024 KARAR TARİHİ:07/10/2024 Yukarıda tarafları ve konusu yazılı davanın mahkememizce yapılan açık yargılaması sonrasında; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: .... Asliye Hukuk Mahkemesi ... E. Sayılı dosyasında davacı vekili dava dilekçesinde özetle; .... İcra Müdürlüğünün 2021/... Esas sayılı icra dosyası ile davalı tarafnıdan hakkında icra takibi başlatılan müvekkilinin bankada herhangi bir hak ve alacağının bulunmadığına yönelik 89/4 ve 89/2 birimlerine ayrı ayrı ve süresinde itirazlarının sunulduğunu, icra müdürlüğü tarafından 89/3 haciz ihbarnamesi gönderildiğinden müvekkilinin borçlu olmadığının tespitini, .... İcra Müdürlüğünün 2021/... Esas sayılı takibin tedbiren durdurulmasını, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini arz ve talep etmiştir. Dosya; .... Asliye Hukuk Mahkemesi' nin 27/05/2024 tarih ... Esas ve ... Karar sayılı görevsizlik kararı ile mahkememize gelmiş olup yukarıdaki esas numarasını almıştır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, davacının .... İcra Müdürlüğünün 2021/... Esas sayılı dosyasında borçlu olunmadığının tespitine dair menfi tespit davasıdır. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesi gereğince borçlu icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu olmadığının tespiti için menfî tespit davası açabilir. Kural olarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf, o vakıayı ispat etmeye mecburdur (TMK m. 6 m.).İspat yüküne ilişkin bu genel kural, menfi tespit davaları için de geçerlidir. Yani, menfi tespit davalarında da tarafların sıfatları değişik olmakla beraber, ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayıp, bu genel kural uygulanır. Bu davalarda da bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran (iddia eden) taraf o vakıayı ispat etmelidir. Borçlu borcun varlığını inkâr ediyorsa, bu durumlarda ispat yükü davalı durumunda olmasına karşın alacaklıya düşer. Borçlu varlığını kabul ettiği borcun ödeme gibi bir nedenle sona erdiğini ileri sürüyorsa, bu durumda doğal olarak ispat yükü kendisine düşecektir. Görülmektedir ki, menfi tespit davasında kural olarak, hukuki ilişkinin varlığını ispat yükü davalı/alacaklıdadır ve alacaklı hukuki ilişkinin (borcun) varlığını kanıtlamak durumundadır. İİK 72/5 maddesindeki düzenlenmeye göre; menfi tespit davası borçlu lehine hükme bağlanırsa derhal takip durur, icra kısmen veya tamamen eski hale iade edilir. Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötüniyetli olduğu anlaşılırsa talebi üzerine takip konusu alacağın %20'sinden az olmamak üzere borçlunun dava sebebiyle uğradığı zararın alacaklıdan tahsiline karar verilir. Tüm dosya kapsamı incelendiğinde; .... İcra Müdürlüğünün 2021/... esas sayılı kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla icra takibinin alacaklısının dosyamız davalısı olduğu, takip borçlusunun ise sadece ... Anonim Şirketi olduğu, davacının anılan takip yönünden üçüncü şahıs konumunda olduğu ve davacıya yönelik doğrudan takip başlatılmadığı, davacıya 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 89. Maddesi uyarınca gönderilen haciz ihbarnamesine itiraz etmemesi nedeniyle davacı adına kayıtlı banka hesapları, araç ve taşınmaz mallara haciz konulduğu, bu halde İİK 89. Maddesi uyarınca icra takibi yönünden üçüncü şahıs konumunda olan davacının takip borçlusuna borçlu olmadığını veya malın takip borçlusuna ait olmadığını iddia ve ispat etmeye mecbur olduğu ancak eldeki davada davacının takip borçlusuna borçlu olmadığına veya malın takip borçlusuna ait olmadığına dair iddia ileri sürmediği şu halde iddianın ileri sürülüş biçimi de dikkate alındığında davanın İİK 89. Maddesi uyarınca açılan menfi tespit davası olarak nitelendirilmesinin de mümkün olmadığı buna göre davacının davayı açmakta korunmaya değer bir hukuki yararının bulunmadığı, hukuki yararın varlığının dava şartı olduğu ancak eldeki davada bu dava şartının bulunmadığı anlaşılmakla davanın usulden reddine, ihtiyati hacizlerin kaldırılmasına dair ihtiyati tedbir talebi yönünden de talebin İİK 72. Madde kapsamında uygulanabilecek tedbirlerden olmadığı ayrıca mahkememizin de bu talep yönünden görevli olmadığı anlaşılmakla ihtiyati tedbir talebinin de reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir. K A R A R : Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere; 1-Davanın usulden REDDİNE, 2-Davacının ihtiyati tedbir talebinin REDDİNE, 3-Alınması gereken 427,60 TL karar harcının peşin alınan 5.988,87 harçtan mahsubu ile fazla alınan 5.561,27 TL harcın kararın kesinleşmesine müteakip ve talep halinde davacıya iadesine, 4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 5-Davalı tarafça yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 6-6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.600,00 TL arabulucu ücretinin davacıdan alınarak Hazine'ye ödenmesine, 7-Gider avansının harcanmayan kısmının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine, Dair, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere tarafların yokluğunda dosya üzerinden yapılan inceleme sonrasında karar verildi. 07/10/2024 Katip ... e-imzalı Hakim ... e-imzalı

Atıf: İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/585, K. 2024/618, T. 07.10.2024, www.arakarar.com/karar/istanbul-11-asliye-ticaret-mahkemesi-2024-585-e-2024-618-k-d35947bc7614