İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/231 E. 2024/630 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2022/231
- Karar No
- 2024/630
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO:2022/231 Esas KARAR NO :2024/630 DAVA:Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ:05/04/2022 KARAR TARİHİ:08/10/2024 Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA DİLEKÇESİ: Davacı vekili dava dilekçesi ile taraflar arasında Bayilik Sözleşmesi' nin yapıldığını, bu sözleşmelere göre davacı ... A.Ş ' nin davalıya otogaz temin edip verecek, davalı da aldığı bu ürünleri ...' ta bulunan istasyonunda tüketicilere sunacağını, bu sözleşmeler 18/09/2015-18/09/2020,19/09/2020-19/01/2021-20/01/2021-20/04/2021 ve 20/04/2021-30/10/2021 tarihleri arasında geçerli olacağını, bayilik sözleşmelerinin her biri kendisi için öngörülen sürede sona erdiğini, Bayilik Sözleşmelerinin ekleri olan en az ürün alma taahhütleri karşılığında bayilere ürünlerde indirim yapıldığını, taraflar arasında da sözleşme eki olan ürün alım taahhütnameleri düzenlendiğini, ürünlerin taahhüt edilen miktardan daha az alınması halinde cezai şart uygulanacağına ilişkin taraflar arasında mutabakata varıldığını, davalının 18/09/2015-18/09/2020 tarihleri arasındaki dönemde 537 Ton eksik aldığını, ton başına 40,00 USD cezai şartın belirlendiğini, 19/09/2020-19/01/2021 tarihleri arasındaki dönemde 41,096 Ton eksik ürün alındığını, bu dönem için belirlenen cezai şartın ise ton başına 175,00 TL olduğunu, 20/01/2021-20/04/2021 tarihlerini kapsayan dönem için 31,889 Ton eksik ürün alındığını, bu dönemdeki sözleşmede ton başına 175,00 TL cezai şartın belirlendiğini, 1. Dönem için 537 Ton x 40,00 USD = 21.480,00 USD cezai şart, 2. Dönem için 41,096 Ton x 175,00 TL = 7.191,00 TL cezai şartın oluştuğunu, 3. Dönem için 31,889 Ton x 175,00 TL = 5.580,00 TL cezai şartın oluştuğunu, bu şekilde toplam cezai şartın 21.480,00 USD VE 12.771,00 TL ' nin toplamından ibaret olduğunu, davacının davalıya cezai şartın ödenmesi için 03/01/2022 tarihinde noter ihtarnamesi çektiğini ancak davalının ödeme yapmadığını, davalı tarafın bayilik sözleşmesi sona erdiği halde davacının aldığı demirbaşları iade etmediğini, yine taraflar arasındaki anlaşmaya göre bu demirbaşların iade edilmemesi halinde her bir gün için 500,00 USD cezai şartın doğumuna yol açılacağını, bu nedenlerle fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak üzere 20.000,00 TL akaryakıt ürün taahhüdüne aykırılıktan doğan cezai şart , davalıya teslim edilen demirbaşlar ( ariyetlerin ) aynen iadesi, bu mümkün değilse İİK 24.maddesi gereği bedellerin şimdilik 1.000,00 TL ' si ariyetlerin ( demirbaşların ) geç teslimine bağlanan cezai şartın şimdilik 5.000,00 TL ' nin sözleşmesel ticari temerrüt faiziyle beraber davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. CEVAP DİLEKÇESİ: Davalı vekili cevap dilekçesinde; taleplerin zaman aşımına uğradığını, sözleşmelerin 1 yıl olmayıp daha sonra altı aylık dönemler için yapıldığı halde bu altı aylık dönemin sanki bir yılmış gibi cezai şartın talep edilemeyeceğini, sözleşmelerin bitip yenisinin yapıldığı halde önceki sözleşmede yer alan cezai şart için ihtirazı kayıt konulmadan sözleşmenin yenilenmesine rağmen cezai şart talep etmenin dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, davacının dönemler sonunda ihtarnameyi çekmeyip davalının başka bir dağıtıcı ile anlaşma yapmasından sonra ihtaratın çekilmesinin davacının kötü niyetini ortaya koyduğunu ve dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, 2015 tarihli Çerçeve Protokol 5.maddesi gereğince malzeme ekipman ve yatırımın sözleşmenin bitim tarihi olan 2020 yılından itibaren davalı şirkete devir ve teslim edileceğinin anlaşmayla belirlendiğini, buna rağmen davacı taraf sözleşmeye aykırı olarak ariyetlerin tamamını söküp tutanakla teslim aldığını, yine Yargıtay içtihatları gereği sözleşme yenilenirken önceki dönemden doğan cezai şart için dağıtıcı ihtirazı kayıt koymamış ise veya ihtarname çekmemişse buna rağmen sözleşme yenilenmiş ise, artık davalıda davacıya karşı haklı bir güvenin oluşacağını, davacının daha sonra davaya konu cezai şartı talep etmesinin çelişkili davranış yasağını oluşturacağını, böyle bir davranışın da hukuken korunmayacağını, tüm bu nedenlerle davanın reddinin gerektiğini savunmuştur. HUKUKİ NİTELENDİRME DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Davanın konusu taraflar arasında yapılan bayilik sözleşmesinin sona ermesi nedeniyle bayinin eksik ürün alması nedeniyle sözleşmesel cezai şart bedeli ile demirbaşların geç iade edilmesi nedeniyle sözleşmesel cezai şart bedelinin tahsili davasıdır. Davacı belirsiz alacak davası olarak fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak bir miktar için dava açmıştır. Mahkememizce .... Asliye Hukuk Mahkemesi' nden talimat yolu ile alınan bilirkişi raporuna göre dava konusu edilen demirbaşların dava tarihi itibariyle değerinin KDV dahil 1.316.700,00 TL olduğunu tespit etmiştir. Aynı rapora göre davalının ticari defterlerinin usule uygun tutulduğu tespit edilmiştir. Davacı vekili bu rapora karşı verdiği 27/03/2023 tarihli dilekçesinde bilirkişinin tespit ettiği ariyetler ile davalıya teslim edilen ariyetler arasında farklar bulunduğunu liste halinde sunduğu demirbaşların bir kısmının bilirkişi raporuna yansımadığını beyan etmiştir. Davalı vekili aynı rapora karşı itiraz dilekçesinde yapılan hesaplamanın davalının mahvına yol açabilecek miktarda olduğundan kabul edilemeyeceğini, pandemi şartlarının mücbir sebep sayılması gerektiğini beyan etmiştir. Bilirkişi heyeti raporu düzenlemeden önce ... Vergi Dairesi' nden davalının 2017-2018-2019-2020 yıllarına ait kurumlar vergisi beyannameleri celp edilmiş, bu belgelerdeki bilançolar ve diğer belgelerden davalının 2020 yılı sonu bilançosunda öz varlık değerinin 12.495.74,48 TL olduğu belirlenmiş olup bilirkişilerin taraflar arasındaki sözleşmelere göre hesapladıkları cezai şartlar ile bu öz varlık değerleri karşılaştırıldığında davalının mahvına yol açabilecek büyüklükte cezai şart bulunmadığından tarafların da tacir olduğu, sözleşmenin de ticari işletmeleri ile ilgili olduğu gözetildiğinde sözleşmelerdeki cezai şartlar geçerli olup tarafları bağlayıcı niteliktedir. Borca batık durumu TTK 376 maddesinde tanımlanmış olup cezai şartlardan dolayı davalı tarafın borca batık duruma düşmesi yani mahvolması söz konusu değildir. Davalının bu savunmasına itibar etmek mümkün değildir. Yine taraflar arasında yapılan sözleşmelere göre davalının belirli bir miktar yakıt alma taahhüdü verdiği, bu taahhüdü yerine getirmemesi halinde cezai şart bedelinin kararlaştırıldığı açıktır. İki tarafın da itirazı yoktur. Ancak taraflar arasında ilk sözleşme 18/09/2015-18/09/2020 tarihlerini kapsar şekilde beş yıl olup bu süre bittikten sonra cezai şarta yönelik herhangi bir ihtirazı kayıt ortaya konmadan 19/09/2020-19/01/2021 dönemini kapsayan bir yıllık yeni sözleşme yapılmış, bunun sona ermesi üzerine 20/01/2021-20/04/2021 dönemli dört aylık 20/04/2021-30/10/2021 dönemli altı aylık dördüncü sözleşme yapılmıştır. Her yeni sözleşme yapılırken önceki dönem için taahhüt edilen eksik akaryakıtın alınmaması gerekçesiyle herhangi bir ihtar ve ihtirazı kayıt yapılmadan yeni sözleşmeler yapılmaya devam olunmuştur. Bu durumda yani ihtirazı kayıt konulmadan veya ihtar çekilmeden yeni sözleşme yapılması halinde önceki döneme ilişkin ceza koşulu istenemez. Bilirkişi raporunda yazılı 30/01/2013 tarih 2012-19-670 Esas 2013/271 Karar sayılı Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararı da bu şekildedir. Her ne kadar davacı vekili daha sonra Yargıtay 11. Hukuk Dairesi' nin 2020/4521 Esas 2021/7202 Karar sayılı kararı ile eksik ürüne bağlanan cezai şart için yeni ürün verilirken çekince konulmasına veya ihtara gerek yoktur denilmiş ise de bu daha çok yeni sözleşme halleri için olmayıp aynı sözleşmede birden fazla yıl için anlaşma yapılmış ise her yıl sonunda böyle bir ihtirazı kayıta gerek olmadığını anlatmaktadır. Mesela taraflar arasında yapılan ilk sözleme 5 yıllık olup bu 5 yılın içindeki her bir yıl sonu için böyle bir ihtirazı kayıt ve ihtara gerek yoktur. Ancak taraflar bu ilk sözleşmenin 5 yılı bittikten sonra yeni bir sözleşme yapmış olup bunun süresi 1 yıl olup bu yeni sözleşme yapılırken ihtirazı kayıt konulmamışsa artık bahsi geçen Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararı gereği önceki cezai şart bedeli istenemez. TBK 179/2 maddesinde düzenlenen bu hüküm emredici nitelikte olmadığından ve de kamu düzeni ile ilgili olmadığından taraflar bunun aksini sözleşmede düzenleyebilirler. Her ne kadar davacı vekili sözleşmenin 24.maddesi ile sözleşmelerin ihtirazı kayıtla düzenlendiğini iddia etmiş ise de bu maddeden bu şekilde hüküm çıkarmak ve davacının ihtirazı kayıt koyduğunu yorumlamak mümkün değildir. Tüm bu nedenlerle bahsi geçen Yargıtay Hukuk Genel Kurulu göz önüne alınarak davacı taraf her bir sözleşme bittikten sonra yeni bir sözleşme yaparken önceki sözleşmeden kaynaklı cezai şart bedeli için ihtirazı kayıt koymadığından, davalı tarafta haklı güvenin oluştuğu, bu haklı güven ve dürüstlük ilkeleri gereğince önceki sözleşme dönemlerinden kaynaklı ceza koşulları talep edilemeyeceğinden davacının ürün alımı taahhüdüne aykırılıktan doğan cezai şart bedeli davasının reddine karar vermek gerekmiştir. Davacının talep ettiği bir diğer talep ise davalıya teslim edilen ariyetlerin aynın iadesi, bu mümkün değilse bedelinin şimdilik 1.000,00 TL ve ariyetlerin geç teslimi nedeniyle sözleşmede buna bağlanan cezai şartın şimdilik 5.000,00 TL ' sini talep etmiştir. Dava dilekçesine ekli Ariyet Demirbaş Belgesi' ne göre sözleşme sona erdiğinde bu malzemelerin davacıya iade edileceği, teslimde gecikme yaşanması halinde her bir gün için 500,00 USD tutarında cezai şartın ödeneceğini, taraflar bu belgede karara bağlamış ve imzalamışlardır. Bu belgeye ek belgede hangi demirbaşların davalıya teslim edildiği yazılmıştır. Davalı vekili cevap dilekçesinde her ne kadar 2015 tarihli Çerçeve Protokolün 5.maddesi gereği teslim edilen malzeme ve ekipmanların 7.ve 8.maddeler gereği sözleşmenin bitim tarihi olan 2020 yılında sözleşmenin sona ermesi ile davalıya devir ve teslim olacağını savunmuş is ede dosyaya buna ilişkin herhangi bir sözleşme veya belge ya da delil sunmamıştır. Bu durumda sadece dava dilekçesine ekli davalı tarafça imzalanan Ariyet Demirbaş Belgesi' ni esas alıp davayı çözümlemek gerekir. Bu belgedeki cezai şart taraflar arasında sözleşmenin tümüyle sona ermesi halinde geçerli olacağından önceki açıklamamızda geçen Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararının buna da uyarlanması mümkün değildir. Yani taraflar arasında ilişki sona erdiğinde davacı malzemelerini geri alabileceğinden cezai şartın uygulanması da bu tür bir durumda uygulanabilir. Yeni sözleşmeler kurulup ilişki devam etmesi halinde davacının davalıya vereceği demirbaşlar istenemeyeceğinden taahhüt edilen ürünün alınmamasına bağlı cezai şart için yukarıda anlatılan değerlendirmeler demirbaşların geç iade edilmesine bağlanan cezai şart bedeli için uygulanamaz. Yani taraflar arasında yeni sözleşme kurulmakla ilişki devam ettiğinden ariyetlerin de iadesi söz konusu olamayacağından tüm ilişkinin bittiği fesih tarihinden itibaren cezai şart bedeli talep edilebilir. Buna uygun olarak bilirkişiler 30/05/2024 tarihli ek raporlarında değerlendirme yapmışlardır. Buna göre 03/01/2022 tarihli ihtarname ile davalı tarafa üç günlük süre verilmiştir. Dolayısıyla bahsi geçen cezai şartın başlama süresi 06/01/2022 tarihi olmalıdır. Bu tarih ile dava tarihi olan 05/04/2022 tarihleri arasında 89 gün olup 89 x 500,00 USD = 44.500,00 USD yapmaktadır. Yani davacının davalıdan demirbaş ariyetlerin geç verilmesine bağlanan cezai şart bedeli olarak 44.500,00 USD talep edebilir. Yine .... Asliye Hukuk Mahkemesi' nin 10/03/2023 tarihli bilirkişi raporuna göre dava konusu demirbaşların yıpranma payı düşüldüğünde dava tarihi itibariyle değeri KDV dahil 1.316.700,00 TL' dir. Davacı bu miktarın 1.000,00 TL ' si için dava açmıştır. Yine ariyetlerin geç teslimine bağlı cezai şart bedeli için 5.000,00 TL talep etmiştir. Ariyetlerin geç tesliminden dolayı cezai şart bedeli Amerikan Doları olarak belirlenmiş ise de davacı TL olarak talep ettiğinden talepte bağlılık ilkesi gereğince 5.000,00 TL' nin temerrüt tarihi olan 06/01/2022 tarihinden itibaren işleyen ticari temerrüt faiziyle birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine karar verilmiştir. Yine davacının fazlaya ilişkin hakları saklı tutularak bilirkişilerce tespit edilen ariyetlerin değerinin şimdilik 1.000,00 L ' sinin aynı temerrüt tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. KARAR : Gerekçesi yukarıda yazılı kararda açıklandığı üzere; 1-Davacının otogaz ürün alım taahhüdüne aykırılıktan doğan cezai şart alacağı talebinin REDDİNE, 2-Davacının davalıya teslim edilen ariyetlerin bedelinin iadesi davasının KABULÜ ile fazlaya ilişkin hakları saklı tutularak şimdilik 1.000,00 TL ' nin temerrüt tarihi olan 06/01/2022 tarihinden itibaren işleyen ticari temerrüt avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Davacının ariyetlerin geç teslimine bağlanan cezai şart bedeli davasının KABULÜ ile fazlaya ilişkin hakları saklı tutularak şimdilik 5.000,00 TL ' nin temerrüt tarihi olan 06/01/2022 tarihinden itibaren işleyen ticari temerrüt avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Alınması gereken 427,60 TL harcın, peşin yatan 444,02 TL ' den düşümü ile bakiye kalan 16,42 TL ' sinin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı yana iadesine, 5-Davacı tarafından ödenen 427,60 TL peşin harcın davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 6-Davacı tarafından bu yargılama nedeni ile ödenen 80,70 TL başvuru harcı ile 10.517,25 TL posta, tebligat ve bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 10.597,95 TL yargılama giderinden davanın kabul ve ret oranına göre hesaplanan 2.445,68-TL yargılama giderinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, geriye kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, 7-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereği hesap olunan 6.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 8-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereği hesap olunan 20.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, 9-Gider avansının harcanmayan kısmının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine, 10-6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.560,00 TL arabulucu ücretinin 360,00 TL' sinin davalıdan, 1.200,00 TL ' sinin davacıdan alınarak Hazine'ye ödenmesine, Dair, davacı ve davalı vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine İSTİNAF YOLU açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı 08/10/2024 Katip ... e-imzalıdır Hakim ... e-imzalıdır