İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/59 E. 2025/90 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2025/59
- Karar No
- 2025/90
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO:2025/59 Esas KARAR NO :2025/90 DAVA:Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan) DAVA TARİHİ:27/01/2025 KARAR TARİHİ:28/01/2025 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirketin kozmetik sektöründe, özellikle ...'den ithal ettiği ürünlerin online satış platformlarında satışı suretiyle faaliyet gösterdiğini, davacı şirketin kozmetik sektöründe ülkemizin en önde gelen, özellikle online platformlarda en çok tanınan ve bilinen, yaygın ve genel tabirle ifade etmek gerekirse "sektörün en önde gelen" firmalarından biri olduğunu, davalı şirketin şirket unvanı altında gerek "...", "..." gibi kullanıcı adlarıyla ... gibi online platformlarda; davacının davalı şirketten daha evvelden satmakta olduğu ürünlerin, ambalajlarını ayırt edilemeyecek düzeyde birebir kullanarak tüketiciyi yanlış yönlendirmek suretiyle, iltibasa yol açarak haksız rekabet oluşturduğunu, haksız rekabete konu ürün görüldüğü üzere, "..." yani ayak maskesi olduğunu, davalının davacıya ait ambalajla birebir aynı ambalajı kullanmakta, davacının ambalajında yer verilen Korece ibareleri bile olduğu gibi kopyalamak suretiyle satışa sunduğunu, kaldı ki, aksi durumda bile haksız rekabet fiili ortadan kalkmayacak olsa da, davalının ilgili ürünü ...'den ithal ettiği ihtimali dahi oldukça zayıf göründüğünü , davalının satışa sunduğu ilgili ürünün, bir üstünde gösterilen, davacının satışa sunduğu ürünlerinin ambalajlarının taklidi ve iltibası suretiyle satışa sunulduğunu, bu hususun basit bir ilk bakışla dahi kolaylıkla anlaşıldığını, hal böyle olunca haksız rekabetin, TTK md. 55/1-a(5) ve sair ilgili mevzuat kapsamında vukuu konusunda herhangi bir şüphe ve tereddüt oluşmadığını, haksız rekabet nedeniyle uğranılan zararın net ve kesin olarak tayininin mümkün olmadığını, zira haksız rekabet nedeniyle pek çok ayrı yönden zararların meydana geldiğini, bir kere, haksız rekabet mağduru olan tarafın, haksız rekabet eden tarafın rekabeti nedeniyle satış miktarları düşmekte, yoksun kalınan karın ortaya çıkmakta olduğunu, bunun dışında, benzer ambalajlı ürünler arasındaki iltibas tüketicide olumsuz bir intiba oluşturabilmekte ve tüketiciyi bahse konu her iki ürünü satın almaktan da alıkoyabilmektedir, hatta öyle ki, bu nevi bir haksız rekabet nedeniyle, haksız rekabet mağdurunun diğer ürünlerinin satış miktarlarının dahi, tüketicide oluşabilecek bir kötü intiba hasebiyle azalabileceği izahtan vareste olduğunu, ne var ki, belirtilen hususlar da dahil olmak üzere mümkün olabilecek her açıdan, haksız rekabet nedeniyle oluşacak tüm zarar miktarının kesin olarak tayininin imkansız olduğunu, bu noktada genel olarak tekrar değerlendirmek gerekir ki, haksız rekabet nedeniyle zarara uğradığını iddia eden davacı, sadece zararın mevcudiyetini değil, bunun miktarını da ispat etmek zorunda olduğunu, ancak zararın özellikle yoksun kalınan kazanç olarak ortaya çıktığı durumlarda, davacının bu iddiasını ispatlamasının oldukça güç olduğunu, gerçekten de, davacının fiili zararını ispat etmesi, örneğin iltibas sebebiyle satışa arz ettiği ürünlerin ekonomik değerinin azaldığını ispat etmesinin kolay olduğunu, bununla birlikte, satışlarındaki düşüşün yani yoksun kaldığı kazancın, tam miktarını ispat ise oldukça güç bir durum olduğunu, ayrıca yoksun kalınan kazanç varsayımsal bir hesaba dayandığından, belirlenecek olan miktarın kesinliğinin de olmadığını, yoksun kalınan kazancın belirlenmesiyle ilgili olarak, ne Ticaret Kanunu’nda ne de Borçlar Kanunu’nda hükmün mevcut olduğunu, bununla birlikte, fikri mülkiyet haklarının korunmasına yönelik düzenlemelerde yoksun kalınan kazancın nasıl belirleneceğine dair hükümlere rastlanıldığını, somut uyuşmazlıkta, huzurdaki davada arabuluculuk dava şartı olmadığını, zira davanın salt tazminat davası olmayıp, tespit, haksız rekabetin men'i ve ref'i davası olup, Yargıtay kararlarınca sabit olduğu üzere, bahse konu şekilde davaların yığılması suretiyle ikame edilen davalarda arabuluculuk zorunlu dava şartı olarak aranmadığını belirterek ürünlerinin satışının tedbiren durdulmasına, ilgili ürünün, davacıya ait ürünlerle yol açtığı iltibas nedeniyle haksız rekabet oluşturduğunun tespitine, davalı şirketin, ilgili ürünü satıştan men'i suretiyle, ilgili haksız rekabetten men'i ve ref'ine, fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000 TL (belirsiz alacak) maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faiziyle birlikte ve 30.000 tl manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER VE GEREKÇE: Dava, davalının e-ticaret sitesinde satışını yaptığı "..." yani ayak maskesi ürünün tanıtımında davacı tarafa ait ürün ambalajlarının taklidi ve iltibası suretiyle gerçekleştiği iddia edilen haksız rekabetin tespiti, önenmesi, maddi ve manevi tazminat davasıdır. Dosyanın incelenmesinde; taraflar arasındaki uyuşmazlığın 5846 sayılı FSEK'nu kapsamında kaldığı, mahkememizin görevsiz olduğu, anılan kanun uyarınca özel görevli ve halen faaliyette bulunan İstanbul Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi görevli olduğu anlaşılmıştır. 5846 Sayılı Yasa’nın 76.maddesinde açıkça belirtildiği üzere; Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun düzenlediği hukuki ilişkilerden doğan davalara, KHK ile düzenlenmiş olan marka, patent, tasarım gibi uyuşmazlık konusu davalara bakmakla görevlidir. 5846 sayılı FSEK " GÖREV VE İSPAT" başlıklı Madde 76 "Bu Kanunun düzenlediği hukukî ilişkilerden doğan davalarda, dava konusunun miktarına ve Kanunda gösterilen cezaya bakılmaksızın, görevli mahkeme Adalet Bakanlığı tarafından kurulacak ihtisas mahkemeleridir. İhtisas mahkemeleri kurulup yargılama faaliyetlerine başlayıncaya kadar, asliye hukuk ve asliye ceza mahkemelerinden hangilerinin ihtisas mahkemesi olarak görevlendireceği ve bu mahkemelerin yargı çevreleri Adalet Bakanlığının teklifi üzerine Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca belirlenir." hükümlerine amirdir. Görev kamu düzeni ile ilgili olup taraflarca ileri sürülmese dahi yargılamanın her aşamasında resen nazara alınması gereken en usuli kurallardandır. 6100 Sayılı HMK.nun 4/1-a maddesi ile 6102 sayılı yasanın 6335 sayılı yasa ile değişik 2. maddesi uyarınca aynı yasanın 5. maddesi gereğince Asliye Ticaret Mahkemeleri ile Asliye Hukuk Mahkemeleri ve diğer Hukuk Mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olup; bu durumda göreve ilişkin usuli hükümlerin uygulanacağı belirtilmiştir. 6102 Sayılı yasanın geçici 9. Maddesi uyarınca "Bu yasanın göreve ilişkin hükümleri yasanın yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış bulunan (01/07/2012) davalara uygulanmaz. Bu davalar açıldıkları tarihte yürürlükte bulunan kanun hükümlerine tabidir. Bu tarihten sonra açılmış bulunan davalara ise uygulanacağı açıkça belirtilmiştir. 6100 sayılı HMK.nun 114/ç maddesine göre görev dava şartlarındandır. Aynı yasanın 115/1. maddesi uyarınca Mahkeme dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflardan her biri dava şartı noksanlığını herzaman ileri sürebilirler. Yine aynı yasanın 115/2. maddesi uyarınca Mahkeme dava şartı noksanlığını tespit ettiğinde davanın usulden reddine karar verir denilmektedir. Eldeki davada davacı taraf, ...'den ithal ettiği ve online satış platformlarında sunulan ürünlerin ambalajlarının davalı tarafından ayırt edilemeyecek düzeyde kopyalanmak suretiyle satışa sunulduğunu, davalı yanın haksız rekabete konu edilen "..." yani ayak maskesi ürünün ambalajında yer verilen Korece ibareleri bile kopyalamak suretiyle satışa sunmakta olduğunu, davalının satışa sunduğu ürünlerin, davacı tarafından satışa sunulan ürünlerin ambalajlarının taklidi ve iltibası suretiyle gerçekleştirildiği iddiasıyla dava açmıştır. Özetle davacı taraf, kendi ürünlerinin tanıtımında kullanıldığını iddia ettikleri ürünlerin ambalajlarının izinsiz olarak kullanıldığı iddiasıyla dava açmıştır. Şu halde iltibas iddiasının teknik yönden incelenmesi gerekmekte olup, bu durumun FSEK’in 84/3. maddesine göre haksız rekabet teşkil edip etmediğinin incelenmesi gerektiği anlaşılmıştır. Fikir ve Sanat Eserleri Kanununun 76/1. maddesindeki, bu kanunun düzenlediği hukuki ilişkilerden doğan davalarda görevli mahkemenin Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi olduğu düzenlemesi karşısında, dosya içeriği de dikkate alınarak davacının haksız rekabetten kaynaklanan taleplerinin FSEK kapsamında değerlendirilmesi gerektiğinden eldeki davada İstanbul Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu, mahkememizin işbu davaya bakmakta görevsiz olduğu anlaşılmakla; mahkememizin görevsizliği nedeniyle davanın usulden reddine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.(Emsal için bkz. İst. BAM 16 HD 2024/1733 Esas 2025/22 Karar sayılı ilamı). HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; (1)Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, Görev hususunun 6100 Sayılı HMK 114/1-c hükmü kapsamında "dava şartı" niteliğinde olması nedeniyle HMK 115/2, fıkrası uyarınca DAVANIN USULDEN REDDİNE, (2)6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 20. Maddesi uyarınca bu görevsizlik kararı süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde taraflardan birinin kararı veren mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesi talep edildiğinde dava dosyasının görevli İstanbul Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'ne GÖNDERİLMESİNE, (3)Dava dosyasının görevli ya da yetkili mahkemeye gönderilmesinin talep edilmemesi halinde mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesine, (4)HMK m. 331/2 hükmü gözetilerek; dosyanın görevli İstanbul Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesine gönderilmesi halinde, yargılama harç ve giderleri hususunda görevli İstanbul Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince karar verilmesine; aksi durumda talep üzerine dosyanın ele alınarak yargılama giderleri hususunda bir karar verilmesine, (5)İhtiyati Tedbir talebinin görevli Mahkemece değerlendirilmesine, Tarafların yokluğunda verilen kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı.28/01/2025 Katip ... ¸e-imzalıdır Hakim ... ¸e-imzalıdır