İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/115 E. 2026/215 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2025/115
- Karar No
- 2026/215
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/115 Esas KARAR NO : 2026/215
DAVA : İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 17/02/2025 KARAR TARİHİ : 31/03/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacının, araç tamir-bakım hizmeti sunan tamir merkezi olduğunu, davalı sigorta şirketi ile arasında 15.02.2024 tarihinde anlaşmalı özel servis sözleşmesi akdedildiğini, buna göre davacının, davalı sigorta şirketinin sigortalılarına indirimli hizmet vereceğine ilişkin davalı sigorta firması ile iş ilişkisinin 15.02.2024 tarihli sözleşme ile belirlendiğini, davalı sigorta şirketinin sigortalısı olan dava dışı ... aracının karışmış olduğu kaza neticesinde, davalı sigorta firması ile arasında kasko poliçesi olduğu ve davacı ille de davalı arasında anlaşma bulunduğundan ... plaka sayılı aracını davacının işletmesinde tamir ettirmek istediğini, buna istinaden ... numaralı hasar dosyası oluşturulduğunu, davalı sigorta şirketinin yönlendirdiği dava dışı ...Şti ve davalı sigorta şirketi ile mail üzerinden yazışmalar yapılmış ve davalı aracın 225.000,00-TL bedelle tamir edilmesi hususunda davacı ile mutabık kaldığını ve sigortalısına ait aracın tamir edilmesini istediğini, bunun üzerine davacının aracı tamir ettiğini ve sigortalı Türkan Çelik'e takip dayanağındaki belge ile teslim ettiğini, akabinde sözleşme uyarınca ödeme için davalıya mail ile başvurduğunu, davalı ile arasında imzalanan sözleşme gereği, davalı sigorta şirketi araç tamir bedelini 30 gün içerisinde ödeyeceğini kabul, beyan ve taahhüt ettiğini ancak davalının ödemeyi bir türlü gerçekleştirmediğini, bunun üzerine davacının, müteaddit defa davalı sigorta şirketine mail attığını, aradığını ancak ödemeyi alamadığını, davacının, 2024 Temmuz ayından beri iş bu tamir bedeline ilişkin ödemesini alamamadığını ve davalı sigorta şirketi tarafından mağdur edilmesi üzerine ... 22. İcra Dairesi'nin ... Esas Sayılı dosyası ile icra takibi başlattığını, bu defa da davalı sigorta şirketi icra takibine itiraz ettiğini, dava şartı olan arabulucuk görüşmelerinin 31.01.2025 tarihinde anlaşmazlık ile sonuçlandığını, yukarıda izah edilen ve Mahkemenizce re'sen dikkate alınacak nedenlerle;davanın kabulü ile ... 22. İcra Dairesi'nin ... dosyasına vaki itirazın iptaline, ... 22.İcra Dairesinin ...E. sayılı takibinin devamına, asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Başvuruya ilişkin taleplere dair cevapları sunmadan önce, yürürlükte bulunan "Kasko Poliçesi Genel Şartlarının" ve sigortalı ile davalı sigorta şirketi arasında akdedilmiş bulunan "sözleşmenin (poliçenin)" davaya konu kısımlarına ilişkin maddelerinin incelenmesi gerektiğini, Yargıtay 4.Hukuk Dairesinin ...E.,...sayılı güncel kararında poliçe klozlarının esas olduğu ve dikkate alınması gerektiği belirtildiğini, poliçede anlaşmasız serviste onarım yapılması ve tedarik işlemlerinin sigorta şirketi tarafından yapılmaması halinde İskonto İle İlgili Madde Mevcut olduğunu, "Zenginleşme yasağı ilkesi" her durumda gözetilmesi gerektiğini, POLİÇE SAYFA 7: "..... Sigortalının anlaşmalı olmadığı tamirhane ve servislerde yapılacak onarımlarda, tedarik edilebildiği durumda parça tedariğinin sigorta şirketi tarafından yapılacağı ve parçanın servis tarafından tedarik edilmesinin sigorta şirketinin belirlediği parça iskonto oranı sigortacının onayına bağlı olduğu hususlarında mutabık kalmışlardır. Sigortalının veya onarım servisinin parça tedariğinin sigortacı tararafından yapılmasını kabul etmediği durumlarda, ödenecek tazminata konu parçanın tutarı sigorta şirketinin tedarik maliyetini aşmayacaktır." karar verilmesi halinde "Bilirkişi İncelemesi" nin de bu maddeler çerçevesinde yapılması gerektiğini çünkü talebe konu poliçe Zorunlu Trafik Poliçesi olmadığını, özel ve tarafların karşılıklı anlaşmasına tabi olan sözleşme maddeleriyle bağlı Kasko Poliçesi olduğunu, davacı tarafından sunulan ve emsal gösterilen kararlar davaya konu kasko poliçesiyle ilgili olmadığını, davalı şirket nezdinde 14.12.2023 / 14.12.2024 vade tarihli ... numaralı “Genişletilmiş Kasko Paket Sigorta Poliçesi” ile sigortalı... plaka sayılı araç maliki davacı, 30.05.2024 tarihinde meydana gelen kaza nedeniyle... sayılı hasar dosyası açıldığını ve poliçede karşılıklı kabul görmüş maddelere istinaden eksper tarafından bizzat araç üzerinde inceleme gerçekleştirildiğini, HMK madde 193 gereğince ortada geçerli bir delil anlaşması bulunmakta olduğunu ve davalı sigorta şirketi hasar dosyası kapsamında sunulan eksper raporu "Hakem Bilirkişi Raporudur". Dosya kapsamında aracı görerek değerlendirme ile rapor tanzim eden eksper HMK madde 193 gereğince "hakem-bilirkişi" olduğunu, düzenlenen rapor yine HMK 193 gereğince "delil tespiti" mahiyetinde olduğunu, Sigortalının kendi iradesiyle aracını teslim ettiği serviste eksper tarafından arasında ilgili poliçenin de maddelerine uygun şekilde rapor oluşturulduğunu, Talep konusu işçilik ücreti çok fahiş yükseklikte olduğunu; Poliçede açıkça yer alan; ..... Sigortalının anlaşmalı olmadığı tamirhane ve servislerde yapılacak onarımlarda, tedarik edilebildiği durumda parça tedariğinin sigorta şirketi tarafından yapılacağı ve parçanın servis tarafından tedarik edilmesinin sigorta şirketinin belirlediği parça iskonto oranı sigortacının onayına bağlı olduğu hususlarında mutabık kalmışlardır. Parça iskontosunun sözleşmede "Hasar onarım yeri" başlığı altında yer aldığı ve kabul edildiği ortada olduğunu, sigortalı aracın onarımının kaza tarihi itibariyle tedarik iskontosu uygunalacağı poliçede açıkça iki farklı başlık altında yer aldığını, ..... Sigortalının veya onarım servisinin parça tedariğinin sigortacı tararafından yapılmasını kabul etmediği durumlarda, ödenecek tazminata konu parçanın tutarı sigorta şirketinin tedarik maliyetini aşmayacaktır, başvuruyu kabul etmemek kaydıyla, dosyada hasar incelemesi tamamlandığı ve ekte sunulan ekspertiz raporunda belirlenen kdv hariç tutar üzerinden dosyada ödeme gerçekleştirileceği ve ödeme dekontu bilahare iletileceğini, Başvuruya ilişkin taleplere dair cevaplarımızı sunmadan önce, sigortalı ile davalı şirket arasında akdedilmiş bulunan sözleşmenin davaya konu kısımlarına ilişkin maddelerinin incelenmesi gerektiğini, hukuki olarak da değerlendirmenin ve bilirkişi incelemesinin de bu maddeler çerçevesinde yapılması gerektiğini çünkü talebe konu poliçe Zorunlu Trafik Poliçesi olmadığını, özel ve tarafların karşılıklı anlaşmasına tabi olan sözleşme maddeleriyle bağlı Kasko Poliçesi olduğunu, ortada sözleşmeler hukukuna ilişkin çözümlenmesi gereken bir ihtilafın olduğunu, Parça iskontosunun sözleşmede "Hasar onarım yeri" başlığı altında yer aldığı ve kabul edildiğini, Sigortalı aracın onarımının kaza tarihi itibariyle tedarik iskontosu uygunalacağı poliçede açıkça iki farklı başlık altında yer aldığını, .... Sigortalının veya onarım servisinin parça tedariğinin sigortacı tararafından yapılmasını kabul etmediği durumlarda, ödenecek tazminata konu parçanın tutarı sigorta şirketinin tedarik maliyetini aşmayacaktır. Sigorta şirketleri, hasarlı aracın değiştirilmesi gereken yedek parçalarının, tedarik parçalarının tedarik sürecinde, toplu ve büyük tutarlı yedek parça alımı yapabilme kapasitelerinden kaynaklanan rekabet gücünü kullanarak indirim hakkı elde edebilmekte, farklı servislerden fiyat teklifi alarak rekabet ortamı içerisinde alternatif onarım metotları kullanabilmekte olduğunu, yukarıda verilen ve ekte sunulan poliçede yer alan klozlar uygulandığını, hasarlı araca sigortacılık mevzuatının öngördüğü ve poliçeye uygun şekilde parçaların takılması ve hasarlı aracın gerektiği şekilde onarılarak gerçek zararın karşılandığını, Parça tedarik süreci; Bağımsız sigorta eksperleri tarafından ilgili aracın hasar tespiti, onarım süreci takip edilmekte ve aracın yedek parça değişimleri, yapılacak işçilikler servis ile mutabakata göre eksperin raporunu oluşturduğunu, davalı sigorta şirketi tarafından ilgili markaların distribütör tarafından sağlanan yedek parçaları tedarik edilmekte ve ilgili servise gönderilmekte olduğuunu, Yedek Parça Tedarik Sisteminde bulunan, ilgili markanın Distribütörünün belirlemiş olduğu Yetkili Bayii tavsiye edilen müşteri satış fiyatı üzerinden parçaların fiyatları belirlendiğini, bu uygulama çerçevesinde, Tedarikçinin referans kabul ettiği fiyatlar Marka Distribütörünün belirlediği tavsiye edilen müşteri satış fiyatları üzerinden iskonto uygulanarak fatura edildiğini, tedarik edilen parçalar aracın bulunduğu tamircide/serviste eksper tarafından ekspertizinin yapıldığı ve parçaların satın alındığı tarihteki fiyatlar üzerinden hesaplanmakta ve fatura edildiğini, bu sebeple onarımın tamamlanması, ilgili servise / yedek parça tedarikçisine veya sigortalıya ödenen hasar tutarlarının ödenmesinden sonra; ileriki tarihlerde tarafınızdan gelen İşçilik veya Yedek parça fiyatlarına ek olarak talep bulunulması haksız kazanç olarak değerlendirildiğini, ayrıca ekspertiz tarihinden sonra meydana gelebilecek döviz kurundaki değişiklikler veya yedek parça ve işçilik fiyatlarına gelen zamlar ile yeni bir eksperiz yapılarak davalı şirketden talep edilmesi durumunda kabul görmesi mümkün olmadığını, Sigortalı firmanın KDV mükellefi bir firma olması ve şirketimize yansıtma faturası ibraz etmesi gerektiğini ancak fatura ibraz edilmesi halinde davalı şirketin KDV ödemesinden sorumluluğu doğacağını, GİB’nca yayımlanan 8 Ağustos 2011 tarihli 60 No’lu KDV Sirkülerinde konuyla ilgili açıklama aşağıdaki şekildedir: "Bir teslim veya hizmetin karşılığını teşkil etmeyen veya buna bağlı olarak ortaya çıkmayan sigorta tazminatları KDV'nin konusuna girmemektedir. Bu durumda, sigortalının hasar gören eşya için sigorta şirketinden aldığı tazminat için KDV hesaplanması söz konusu olmayacaktır. Ancak, sigortalı mükellefin hasar gören eşyayı tamir ettirerek, adına düzenlenen faturaları ibraz etmek suretiyle tamir bedelini sigorta şirketinden tahsil ettiği durumda, sigortalının, sigorta şirketi adına yaptığı ve KDV'ye tabi olan masrafların aynen sigorta şirketine yansıtılması için fatura düzenlenmesi ve KDV hesaplanması gerekmektedir.” Kaldı ki KDV Kanunu madde 20/4 uyarınca "Belli bir tarifeye göre fiyatı tespit edilen işler ile bedelin biletle tahsil edildiği hallerde tarife ve bilet bedeli katma değer vergisi dahil edilerek tespit olunur ve vergi müşteriye ayrıca intikal ettirilmez." Şeklinde hüküm tesis edildiğini, kanunla yapılan bu düzenlemenin tarifeyle değiştirilmesi ve tersi bir düzenleme ihdas edilmesi mümkün olmadığını, burada açıkça davalı şirket adına fatura düzenlenmesi gerektiği ifade edildiğini, bu nedenle başvuru sahibinin talebi kabul edilecek ise de davalı şirket adına kesilmiş bir yansıtma fatura dosyaya ibraz edilmediğinden, KDV hariç bedel üzerinden hüküm tesis edilmesi gerektiği kanaatinde olduğunu, Kaldı ki; ilgili poliçede yer alan B.UYARILAR başlığı altında 15.sayfada; “10. Herhangi bir hasar tutarının Sigortacı tarafından KDV dahil olarak ödenebilmesi için gerçek kişi sigortalıların fatura aslını ibraz etmesi, tüzel kişi sigortalıların ise yansıtma faturası düzenlemeleri esastır” klozu da ayrı bir düzenleme olarak yer aldığını, açıklanan ve re'sen gözetilecek sebeplerle; Taleplerin kabul görmemesi halinde ise deliller ve beyanlar doğrultusunda, yürürlükte bulunan "Kasko Poliçesi Genel Şartlarının" ve sigortalı ile davalı şirket arasında akdedilmiş bulunan ve ekte yer alan "sözleşmenin (poliçenin)" davaya konu kısımlarına ilişkin maddelerinin sunduğu teminatlar kapsamında, hakem bilirkişi olan eksper raporu doğrultusunda zarar giderilmiş olup "Zenginleşme Yasağı" ilkesi gözetilerek zararın somut olarak hiçbir delil ile ispatlanmamış olması nedeniyle davanın reddine karar verilmesini, davalı şirket tarafından karşılık ayrıldığı için ve teknik karşılıkları da bu durum etkilediği için davacı aleyhine haksız ve hukuka aykırı şekilde açılmış bulunan dava nedeniyle kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, yine bir kabul beyanı olmamak kaydıyla alacak iddiası yargılamayı gerektirdiği için likit olmadığnıdan inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER VE GEREKÇE: Taraflara usulune uygun davetiye tebliğ edilmiş olup, ... 22.İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasının UYAP sureti, dava konusu aracın servis kayıtları ile sigorta şirketine yazılan müzekkere cevaplarının dosya arasına alındığı anlaşılmıştır. Dosyanın rapor alınmak üzere mali müşavir, sigorta ve makine mühendisi bilirkişi heyetine tevdi edildiği ve düzenlenen 26/11/2025 tarihli raporda özetle; Davalı ... A.Ş.’ye kasko poliçesi ile sigortalı, ...’e ait ... plaka ve (...) şasi numaralı hususi otomobilin olay tarihinde özeş servis ortamında, kısmen orijinal-kısmen yan sanayi vasıfta parçalar kullanılarak anahtar teslim anlaşmaya bağlı olarak gerçekleştirilen onarım bedelinin KDV hariç 225.000,00 TL olduğu, durdurulmasına karar verilen dava konusu icra takibinin de 225.000,00 TL asıl alacak bedeli üzerinden başlatıldığı ve uygun olduğu, davacının 12.11.2024 icra takip tarihinden itibaren 225.000,00 TL ana para için adi kanuni faiz talebinde bulunabileceği, İcra inkâr ve kötü niyet tazminatına hükmedilmesi meselesi Sayın Mahkemenizin münhasıran yargılama yetkisine dair bir husus olduğu görüş ve kanaatine varılmıştır. Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Davanın; davacının davalı aleyhine ... 22.İcra Müdürlüğü'nün ...Esas sayılı dosyasında yapmış olduğu takibe davalı tarafça yapılan itirazın iptaline ilişkin olduğu anlaşılmıştır. ... 22.İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası celbedilmiş ve incelenmesinde davacı alacaklı tarafından davalı borçlu aleyhine 225.000,00 TL alacak için takip başlatıldığı, davalı tarafın itirazı üzerine takibin durmasına karar verildiği ve davacı tarafça iş bu itirazın iptali davasının ikame edildiği anlaşılmıştır. Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerden; taraflar arasında 15.02.2024 Tarihli Anlaşmalı Servis Sözleşmesi akdedildiği, iş bu sözleşme incelendiğinde; ekspertiz raporuna ilişkin davacının parça+işçilikli tamiratını yapacağı davalı şirketin sigortalılarına ait araçların onarımı bittiğinde “Araç Teslim Belgesi”nin davalı şirket sigortalısına servis tarafından imzalatılacağı, davacının “Anlaşmalı” kapsamda veya kapsam dışında onarılan tüm araçlar için mutabık kalınan tazminat tutarından davalı sigorta şirketine yedek parça bedeli üzerinden %15 toplam işçilik bedeli üzerinden %15 oranında indirim uygulayacağı ancak indirim öncesi parça ve işçilik ücretleri hiçbir şekilde servisin yetkili olduğu markanın cari liste veya rayiç değerlerini aşmayacağı, onarımlara ilişkin; “ibraname, makbuz ve teslim belgesi”nin davalı sigorta şirketine intikal ettirilmesini takip eden 30 gün içerisinde sözleşme uyarında karşılamakla yükümlü olduğu meblağın, davalı sigorta şirketine iletilmesi ile davacı servis iban hesabına ödeneceği, hasarlı aracın yedek parça ve işçilik bedellerinin, serviste ekspertizin yapıldığı tarihteki fiyatlar üzerinden hesaplanacağı, bu tarihten sonra meydana gelebilecek döviz kurundaki değişiklikler veya yedek parça ve işçilik fiyatlarına gelen zamlar hiçbir şekilde davalı sigorta şirketinden ve araç sahibinden talep edilemeyeceği, sözleşme imza tarihinden itibaren 1 yıl geçerli olduğu, fesih bildiriminde bulunulmadığı takdirde sözleşmenin aynı şartlarla bir yıllık süre için yenilenmiş sayılacağı anlaşılmıştır. Dosya bilirkişi heyetine tevdi edilmiş ve dosya kapsamına uygun denetime açık ve hükme elverişli bilirkişi raporu ile; davacı ve davalı arasında gerçekleşen elektronik yazışmalarda 225.000,00 TL bedelle aracın davacı tarafından onarılmasına onay verildiği, gerekli mutabakat belgelerinin gönderildiği ve sigortalı tarafından doldurularak imzalanmasının istendiği, 18.07.2024 tarihli “Teslim İbra ve Temlik Belgesi”nde; hasarlı aracın sahibi ve davalı sigorta şirket sigortalısı ... tarafından imzalanan belgede, ... plakalı aracın davacı ... tarafından onarılıp kendisine teslim edildiği, 225.000,00 TL hasar tazminat alacağını davacı ...’na devir ve temlik ettiğini kabul, beyan ve taahhüt ettiği, tüm belgelerin davalı şirkete iletildiği ve sözleşmede belirlenen 30 gün sürenin aşıldığı ve ödemenin gerçekleşmediği, netice itibari ile Davalı ... A.Ş.’ye kasko poliçesi ile sigortalı, ...’e ait ...plaka ve (...) şasi numaralı hususi otomobilin olay tarihinde özeş servis ortamında, kısmen orijinal-kısmen yan sanayi vasıfta parçalar kullanılarak anahtar teslim anlaşmaya bağlı olarak gerçekleştirilen onarım bedelinin KDV hariç 225.000,00 TL olduğu, durdurulmasına karar verilen dava konusu icra takibinin de 225.000,00 TL asıl alacak bedeli üzerinden başlatıldığı ve uygun olduğu, dolayısı ile davacı alacaklının davalıdan, takipte talep ettiği miktar kadar alacaklı olduğunun tespit edildiği anlaşıldığından, davanın kabulüne, davalının ... 22. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın iptaline, takibin aynen devamına, İcra inkar tazminatı talebi yönünden; İİK 67/2 maddesinde " Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir." denilmektedir. Borçlunun icra inkar tazminatı ile mahkumiyeti açısından itirazın kötü niyetli olması şartı aranmayıp geçerli bir takibin ve itirazın bulunması, takip konusu alacağın belirlenebilir (likid) alacak olması ve davalının itirazında haksız olması gerekmektedir. "Likid alacak" kavramına gelince; eğer borçlu, ödeme emri ile kendisinden istenilen alacak bakımından borçlu olduğunu bilmekte veya bilmek durumunda ise ve buna rağmen itiraz ederse, itirazında haksızdır. O halde, borçlunun haksız olup olmadığının saptanabilmesi için, “alacağın bilinmekte veya bilinmek durumunda olması”nın ne anlama geldiği önem arz etmektedir. Öğretide genel olarak kabul edildiği üzere, borçlu, alacaklının icra takibinde talep ettiği alacağı veya alacağın bütün unsurlarını bilmekte veya bilmek (kolayca hesap edebilmek) durumunda ise ve alacağın miktarının belirlenmesi için tarafların ayrıca mutabakata varmasına (anlaşmasına) veya mahkemenin tayin edeceği bilirkişi eliyle bir değerlendirme yapılmasına ihtiyaç yoksa, alacak likidedir. Yargıtay’ın çeşitli kararlar vesilesiyle genel olarak yaptığı tanım da buna paraleldir: Ör- neğin, Hukuk Genel Kurulu'nun emsal kararlarında belirtildiği ve benimsendiği üzere , “alacağın gerçek miktarı belli ve sabit ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmekte veya bilinmesi gerekmekte ve böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesi mümkün ise başka bir ifadeyle, borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise alacak likiddir." Yargıtay'ın burada ifade ettiği, “borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise” ölçütü çok önemlidir. Burada dile getirilen borçlunun “yalnız başına” tespiti hususu, alacağın ve miktarının borçlu tarafından bütün unsurları ile bilinebilir (hesap edilebilir) olması ve bu konuda alacağın tespiti için ayrıca yargılama yapılmasına gerek olmaması anlamındadır. Alacağın likid olması bakımından “alacağın muhakkak bir belgeye bağlı olması" da şart değildir. ( İcra İnkar Tazminatı Açısından “Likid Alacak” Kavramı - Prof. Dr. Ejder Yılmaz/ Bankacılar Dergisi, Sayı 67, 2008) Açıklamalar doğrultusunda; takibe konu alacağın likit ve belirlenebilir olduğu, yine davalının hakkındaki icra takibine haksız olarak itiraz ederek durmasına neden olduğu da dikkate alınarak asıl alacağın % 20'si oranındaki icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçeleri yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KABULÜNE, -Davalının ... 22. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın iptaline, takibin aynen devamına, -Asıl alacağın % 20'si oranındaki icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 2-Harçlar kanunu gereğince dava değeri üzerinden alınması gereken toplam 15.369,75-TL harçtan daha önceden ödenen toplam 2.717,44-TL harç düşüldükten sonra eksik kalan 12.652,31-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irad kaydına, 3-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T (madde-13 İkinci Kısım İkinci Bülüm) göre hesaplanan 45.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Davacı tarafından yapılan; 615,40-TL Başvuru Harcı, 2.717,44-TL Peşin/nisbi Harcı, 18.000,00-TL Bilirkişi ücreti, 1.092,50-TL Tebligat, Posta ve diğer masraflar olmak üzere toplam 22.425,34 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(11)-(13) maddesi ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 4.600,00-TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsiliyle Hazine adına gelir kaydına, 6-Dosyada kullanılmayan bakiye gider avansının HMK.’nın 333. ve HMK. yönetmeliğinin 47/1. maddeleri uyarınca karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa ödenmesine, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı davalı tarafın yokluğunda gerekçeli kararın tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, HMK 342.maddesine uygun olarak düzenlenmiş dilekçenin, HMK 343.maddesi gereğince Mahkememize ve Mahkememize gönderilmek üzere başka yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilmesi ve HMK 344.maddesinde belirtilen harç ve giderlerin yatırılması sureti ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar tefhim edildi, usulen anlatıldı.31/03/2026
Katip ¸e-imzalıdır
Hakim ¸e-imzalıdır