İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi 2018/755 E. 2024/625 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2018/755
Karar No
2024/625
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO:2018/755 Esas KARAR NO:2024/625 DAVA:Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan) DAVA TARİHİ:17/08/2018 KARAR TARİHİ:18/09/2024 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Ağustos 2018 ayında Türk Lirası karşısında yükselme eğiliminde bulunan Amerikan Dolarının özellikle son 2 hafta içerisinde çok fazla değer kazandığını, yurtdışından gelen ekonomik ve siyasi müdahaleler sonucunda tarihinin en yüksek seviyelerini gördüğünü, söz konusu durumun haber değeri taşıdığını, müvekkil şirkete ait ... logolu televizyon kanalında USD’nin TL karşısındaki bu yükselişinin piyasadaki etkisine yönelik ekonomi temelli haberlerin yayınını gerçekleştirdiğini, davacı şirketin yayınlamış olduğu tarafsız nitelikteki bu haberler karşısında davalı şirketlere bağlı yayın organlarının ... tarihinden itibaren internet, yazılı ve görsel basın üzerinden müvekkil şirket aleyhine yaptırdığı haberlerle birlikte müvekkil şirketi açık bir şekilde kamuoyu önünde hedef gösterdiğini, davalı şirketlerin müvekkil şirketler aleyhine yapmış oldukları yayınların salt kişilik haklarına saldırı olarak değerlendirilemeyeceğini, davalı şirketlerin esas itibariyle kendisiyle aynı sektörde yer alan ve rakibi olan davacı şirkete karşı organize bir karalama kampanyasına giriştiğini , davacı ... ve davacı şirketin çalışanlarını ekonomik tetikçilik, darbecilik ve hatta hainlik ile suçladıklarını, davalı şirketlerin bu tutumunun haksız rekabet teşkil ettiğini, davalı şirketlerin yapmış oldukları düzenli yayınlar ile kendilerinin rakibi konumunda bulunan davacı şirketin ticari itibarını zedelediğini, davalı şirketlerden ... A. Ş.’ye ait “...” logolu televizyon kanalında ve diğer davalı şirket ... A. Ş.’ye ait “...” logolu televizyon kanalında ... tarihlerinde planlı ve organize bir şekilde hareket edilerek kamuoyuna servis edilen haberler ile davacı şirket aleyhine karalayıcı ve gerçeğe aykırı haberler yayınlandığını, davalı şirketlerin gerek yazılı görsel basında çağrıda bulunarak belli başlı şirketleri müvekkil şirkete reklam vermeye çağırdığını, davalı şirketlere ait... uzantılı internet sitelerinden yaptıkları haberlerin söz konusu çağrının günce örnekleri olduğunu, davalı şirketlerin aynı zamanda davacı şirkete reklam vermeyi durduran ve reklam vermeye devam eden şirketleri açıklayarak reklam veren şirketlere de gözdağı vermeye çalıştığını, söz konusu şirketleri tehdit ettiğini, söz konusu haberlerin veriliş şekli, habere konu olan olaylarla bağdaşmayan nitelikte olduğunu, haberciliğe özgü abartılı üslup kullanma anlayışı da aşılmış bulunduğunu, davalı şirketlerin yegane amacının davacıları aşağılamak ve karalamak ve toplumu müvekkillerine karşı nefret ve düşmanlığa tahrik etmek ve davacı şirketin medya sektörü içindeki konumunu haksız şekilde zedelemek olduğu davalı şirketin bunun dışında toplumu bilgilendirme ve ilkeli habercilik gibi bir emelinin bulunmadığı ortada olduğunu, davalıların haksız rekabet teşkil eden yayınları nedeniyle davacı şirketin ekonomik menfaatleri zedelendiğini, davacı şirketin ciddi oranda ekonomik zarara uğradığını, uğramaya devam ettiğini, ayrıca haksız rekabet teşkil eden söz konusu yayınlar nedeniyle müvekkil şirketin kişilik hakları ihlal edildiğini, şirketin ticari itibari zedelendiğini, haksız fiil kaynaklı ekonomik ve manevi zararlar nedeniyle davacı şirket lehine maddi ve manevi tazminata hükmedilmesi gerektiğini belirterek davalı şirketlerin davacı şirket aleyhine yapmış ve yapmakta olduğu yayınların haksız rekabet teşkil edip etmediğinin tespitini, Mahkeme tarafından fiillerin haksız olduğuna kanaat getirilirse haksız rekabet teşkil eden yayınların menini ve şimdilik 1.000 TL maddi tazminatın davalı şirketlerden tahsiline hükmedilmesini, davacı şirket lehine 1.000 TL manevi tazminatın davalı şirketlerden tahsiline hükmedilmesini, davalı şirkete haksız rekabet teşkil eden beyanlarına karşı düzeltme ve kınama yayınlatılmasını talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu edilen yayınlardan bir kısmının internet sitesinde yayınlanan haberler, diğerlerinin ise televizyon yayınları olduğu dikkate alındığında, televizyon yayınları ile ilgili olarak cevap ve düzeltme metninin yayınlanması niteliğindeki taleplerin özel kanun niteliğindeki 6112 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş Ve Yayın Hizmetleri Hakkındaki Kanun ile düzenlendiğini, bu kanunda ise yayının durdurulması ve önlenmesi gibi tedbirlere yer verilmemiş sadece 18. Maddesinde Düzeltme ve Cevap hakkının nasıl kullanılacağına ilişkin düzenlemeler yer aldığını, internet yayınları ile ilgili olarak da 5156 Sayılı Kanun düzenlendiğini, bu kanun uyarınca da internet yayınları ile ilgili olarak cevap ve düzenleme metninin yayınlanması gibi bir düzenleme bulunmadığını, internet yayınları ile ilgili olarak ancak ve ancak erişimin engellenmesi talep edilebildiğini, ancak bu husustaki talepleri değerlendirmekle görevli mahkemelerin de Sulh Ceza Hakimlikleri olduğunu, davaya konu yayınların ... ve ... ekranlarında belirtilen tarihlerde yayınlandığını ve bittiğini, binaenaleyh durdurulacak bir yayın olmadığı gibi önlenmesi gereken bir yayın tehlikesi de bulunmadığını, dava konusu edilen internet yayınları ile ilgili olarak da sadece erişimin engellenmesi talep edilebileceğinden bu talep bakımından da Mahkememizin görevsiz olduğundan davacı tarafın talepleri kabul edilebilir olmadığını , televizyon yayınlarının hangi durumlarda durdurulacağına ilişkin usul ve esasların yine 6112 sayılı kanunda düzenlenmiş olup, bu düzenlemelerin somut olay ile bir ilgisi bulunmadığını, durdurma, önleme, düzeltme, kınama ve tazminat taleplerinin tek kalemde talep edilmesinin mümkün olmadığını, müvekkil şirketler tarafından yapılanın bir boykot olmadığı, basın özgürlüğü çerçevesinde yapılmış haberler olduğunu, davalı şirketlerin davacı tarafça yapılan haberleri ve yayınları bir nevi eleştirdiğini, davalı şirketler tarafından yapılan ve basın özgürlüğü çerçevesinde yer alan, basın ilke ve kurallarına uygun olan haberlerin davacının herhangi bir zarara uğramasına sebebiyet vermeyeceğini, eleştiri kapsamında kalacağı açık olduğunu, dava konusu edilen yayınlarda; ... televizyon kanalının yayın çizgisinden, ..., ...'un ... hakkında yaptığı haberlerden, sosyal medya provokatörlerinden bahsedildiğini ve bu kapsamda davacının bu ve benzeri hususlarda yaptığı haberlerin eleştirildiğini, davacının yayın politikasının eleştirilmesi hukuka uygun olduğunu, dava konusu yayınlarda yanıltıcı herhangi bir bilgiye yer verilmediğini, zira davacı tarafın davalı şirketler tarafından eleştiri getirdiği yayınlar herkes tarafından bilindiğini, bu sebeple huzurdaki davada haksız rekabet hükümleri ihlal edilmediğini, huzurdaki dava olsa olsa eleştiri hakkının aşılıp aşılmadığı hususunun tespitine ilişkin olabilir ki, ağır eleştirinin bile hukuka uygun sayıldığı AHİM ve Yargıtay kararları ile sabit olduğunu , davaya konu edilen haberlerin soyut bir anlatım neticesinde oluşturulmadığını, haberlerin meydana gelen gelişmeler ve davacı tarafça yapılan yayınlar dolayısı ile ele alındığını, bu durum da dava konusu haberlerin “görünen gerçekliğe” uygun olarak ve eleştiri hakkı kapsamında ele alındığını açıkça gösterdiğini, dava kapsamında haberlerin yalnızca ifade özgürlüğü kapsamında ve eleştiri maksatlı ele alındığı ve kamu yararına yönelik bulunduğu çok açık olduğunu, huzurdaki davaya konu haberler ile haksız rekabet hükümleri ihlal edilmediğini ve dolayısı ile maddi ve manevi tazminat talebi şartları oluşmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER VE GEREKÇE: Dava 6098 sayılı TBK'nın 57. maddesi, 6102 sayılı TTK'nın 56 ve 58. maddeleri muvacehesinde haksız rekabetin tespiti, meni, maddi ve manevi tazminat ile ilan talebine ilişkindir. Davacı tüzel kişilik daha evvelden ... adlı televizyon kanalının sahibi olup, davalılar da ... Gazetesi, ... ve ... adlı yayın kuruluşlarının sahibi grup şirketlerdir. Eldeki dava, davalıların anılan basın yayın organlarında ... ila ... tarihleri arasında davacının işletmesi olan ... televizyonunu karalama, kötüleme ve bu kanala reklam verdirmeme yönündeki yayınlara dair haksız rekabet hukuksal sebebine dayalı olarak açılmıştır. ... Gazatesi'nin internet sitesinde ... tarihli ekran görüntüsünde (".....) başlıklı yazıda açıkça ... TV'ye reklam verilmemesine yönelik yönlendirme yapıldığı, ...'in internet sitesinde ... tarihli ekran görüntüsünde "... ...'a ve ... ...." başlıklı yazıda, ... Gazetesinin ... tarihli internet sayfasında "... ...!" başlıklı yazıda, ... Gazetesinin ... tarihli internet sayfasında "...?" başlıklı yazıda, ... Gazetesinin ... tarihli internet sayfasında "..." başlıklı yazıda, ... Gazetesinin ... tarihli internet sayfasında "..." başlıklı yazıda, Bunlar gibi RTÜK'ten belirtilen dönem aralığına ilişkin ... ve ... kanallarının haber yayınları celp edilmiş ve 04.11.2020 tarihli bilirkişi raporu ile bu yayınların çözümü yaptırılmıştır. RTÜK’ten gelen CD haricinde taraflarca sunulmuş olan ve dosya kapsamı içerisinde bulunan diğer CDler incelenmiştir. RTÜK’ten gelen CD içerisinde bulunan ve birebir aynı olan bültenler hariç diğer bültenler incelenmiştir. Bu Cd’ler içerisinde yine ...’in davacı ... TV ile ilgili yapmış olduğu 4 adet haber bülteni tespit edilmiştir. RTÜK’ten gelen CD haricinde taraflarca sunulmuş olan ve dosya kapsamı içerisinde bulunan diğer CD’ler içerisinde ... kanalında yayınlanan davacı ... TV ile ilgili 6 adet haber bülteni tespit edilmiştir. Davacı ... TV hakkındaki ilk haber ... tarihinde saat ... bülteninde, yaklaşık ... dakika süren ‘’...’’ isimli bölümde yapılmıştır. Davacı ... TV hakkında toplam 27 adet haber-... olduğu tarafımızdan tespit edilmiştir. Tüm bu yayınların tek tek deşifresi yapılmış ve metne dökümü yukarıda yapılmıştır. Deşifresi yapılan bu haberlerin 20 tanesi, ... tarihinde ... kanalında yayınlanan ve yaklaşık ... dakika süren ... bölümünün farklı bölümleri yeniden kurgulanarak ve sadece bazılarında spiker anonsu değiştirilerek farklı saatlerdeki farklı bültenlerden aynen yayınlanmıştır. Yani gerek ... gerekse ... kanalında yayınlanan, davacı ... Tv ile ilgili 20 adet haber, yapılmış olan ilk haberin farklı kısımları kurgulanarak farklı başlıklar altında tekrarlanmıştır. Yine ... mallarının boykotuyla ilgili yapılan 5 adet haber aynı olup farklı saatlerde ve bültenlerde yayınlanmıştır. Sadece ... kanalında 15 Ağustos 2018 tarihinde yayınlanan ...- ... TV haberi bir kez yayınlanmıştır. Hem ... televizyonu, hem de ... Televizyonu yayınlanan ve yukarıda deşifre metni bulunan haberlerin sunumları yapılırken ekrana getirilen alt yazıların da ekran görüntüleri alınmıştır. MAhkememizce aldırılan bilirkişi raporunun ekinde sunulan bu görüntülerde ekrana getirilen alt yazıları dikkat çekenleri şunlardır: ... - ... - ... - ... - ... - ... - ...! - ...! - ...! - ... - ... ... - ...’... - ... ... - ... ... - ... ... - ... ... - ... ... ... - ... - ‘’...’’ ...! - ...= ... - ... - ‘’... - ... - ... - ... - ... - ... ... - ... - ... - ... ifadeleri ile ve içerikte geçen birçok cümle ile davacıya ait ... kanalının kötülendiği, karalandığı, hedef gösterildiği ve bu kanala reklam verilmemesi yönünde propaganda yapıldığı anlaşılmıştır. Bilindiği üzere, basın özgürlüğü, Anayasa'nın 28. maddesi ile Basın Kanunu'nun 1. ve 3. maddelerinde düzenlenmiştir. Bu düzenlemelerde basının özgürce yayın yapmasının güvence altına alındığı görülmektedir. Basına sağlanan güvencenin amacı; toplumun sağlıklı, mutlu ve güvenlik içinde yaşayabilmesini gerçekleştirmektir. Bu durum, halkın dünyada ve özellikle içinde yaşadığı toplumda meydana gelen ve toplumu ilgilendiren konularda bilgi sahibi olması ile olanaklıdır. Basın; olayları izleme, araştırma, değerlendirme, yayma ve böylece kişileri bilgilendirme, öğretme, aydınlatma ve yönlendirmede yetkili ve aynı zamanda sorumludur. Basının bu nedenle ayrı bir konumu bulunmaktadır. Bunun içindir ki bu tür davaların çözüme kavuşturulmasında ayrı ölçütlerin koşul olarak aranması, genel durumlardaki hukuka aykırılık teşkil eden eylemlerin değerlendirilmesinden farklı bir yöntemin izlenmesi gerekmektedir. Basın dışı bir olaydaki davranış biçiminin hukuka aykırılık oluşturduğunun kabul edildiği durumlarda, basın yoluyla yapılan bir yayındaki olay hukuka aykırılık oluşturmayabilir. Ne var ki basın özgürlüğü sınırsız olmayıp yayınlarında Anayasa'nın Temel Hak ve Özgürlükler bölümü ile Türk Medeni Kanunu'nun 24 ve 25. maddesinde yer alan ve yine özel yasalarla güvence altına alınmış bulunan kişilik haklarına saldırıda bulunulmaması ve hukuki bir zorunluluktur. Basın özgürlüğü ile kişilik değerlerini karşı karşıya geldiği durumlarda; hukuk düzeninin çatışan iki değeri aynı zamanda koruma altına alması düşünülemez. Bu iki değerden birinin diğerine üstün tutulması gerektiği, bunun sonucunda da, daha az üstün olan yararın daha çok üstün tutulması gereken yarar karşısında o olayda ve o an için korumasız kalmasının uygunluğu kabul edilecektir. Bunun için temel ölçüt kamu yararıdır. Gerek yazılı ve gerekse görsel basın bu işlevini yerine getirirken, özellikle yayının gerçek olmasını, kamu yararı bulunmasını, toplumsal ilginin varlığını, konunun güncelliğini gözetmeli, haberi verirken özle biçim arasındaki dengeyi de korumalıdır. Yine basın, objektif sınırlar içinde kalmak suretiyle yayın yapmalıdır. O anda ve görünürde var olup da sonradan gerçek olmadığı anlaşılan olayların yayınından da basın sorumlu tutulmamalıdır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi birçok kararında; “...Sözleşme’nin 10/1. fıkrasında güvence altına alınan ifade özgürlüğünün, demokratik toplumun ana temellerinden birini ve yine bu toplumun gelişmesi ve her bireyin kendini geliştirmesi için esaslı şartlarından birini oluşturduğunu hatırlatarak ifade özgürlüğünün, Sözleşme’nin 10/2. fıkrasının sınırları içinde, sadece lehte olan veya muhalif sayılmayan veya ilgilenmeye değmez görülen "haber" veya "fikirler" için değil, ama aynı zamanda muhalif olan, çarpıcı gelen veya rahatsız eden haberler veya fikirler için de uygulandığını, bunun, çoğulculuğun, hoşgörünün ve açık fikirliliğin gerekleri olduğunu, bunlar olmaksızın "demokratik toplum" olamayacağını ...” belirtmiştir. İfade özgürlüğü ve bu bağlamda basın özgürlüğünün asıl, sınırlamanın ise istisna olduğu unutulmamalıdır. Sınırlamanın kanuni olması, meşru amaca dayanması ve demokratik toplumda gerekli ve orantılı olması da gözetilmelidir. Bu ilkeler çerçevesinde somut olaya bakıldığında, davalıların fikir ve eylem birliği içerisinde, anılan yayınlarla davacının yayın kuruluşunu kötüledikleri, reklam verilmemesi noktasında teşvik edici yayınlar yaptıkları anlaşılmış olup, bunların basın özgürlüğü kapsamını aşan ve haksız eyleme varan yayınlar olduğunu kabul etmek gerekmiştir. Bu haksız eylemlerin, davacı iddialarını teksif ettiği ve 6098 sayılı TBK'nın 57. Maddesi ile 6102 sayılı TTK'nın 56 ve 58. maddeleri muvacehesinde basın yoluyla irtikap edilen haksız rekabet mahiyetinde olduğu anlaşılmıştır. Bu sebeple davacının tespit, men, ilan ve manevi tazminat taleplerinin kabulü gerekmiştir. Davacı tarafın maddi tazminat taleplerine gelince; Dosya 2 Mali Müşavir, Sektör Uzmanı, Bilgisayar Mühendisi, Nitelikli Hesaplama Uzmanından oluşan bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, düzenlenen 04/11/2020 tarihli raporda; davalı ...'in davacı hakkında yapmış olduğu haberler, habercilik anlamında amacını aşan, kişileri ve kurumları eleştiri sınırlarının ötesinde küçük düşürüp hedef gösteren, düşünce, ifade ve vicdan özgürlüğüne yönelik basın ahlak ilkelerinin sınırlarını zorlayıcı yayınlar yaptığı, yayınlar sebebiyle davacı şirketin maddi zarara uğrayıp uğramadığı, maddi zarara uğramış ise söz konusu maddi zararın davacı tarafın ticari defter ve belgeleri üzerinde tespiti talebine yönelik, mali verilerde reklam gelirlerinde bir azalışın meydana geldiği görülmekle birlikte, davacı şirketin yazılı reklam anlaşmalarının bulunmadığı, sektörde reklam anlaşmalarının yazılı olarak önceden sözleşmeye bağlanmadığı ve anlık olarak gerçekleştirildiği, sözleşme iptallerinden kaynaklı maddi zararın somut olarak hesaplanmasının mümkün olamadığı, reklam gelirlerindeki azalışın birden fazla unsuru olabileceği gibi reklam gelirlerine ait bu azalışı dava konusu iddia edilen eylemlerinden kaynaklanıp kaynaklanmadığı açıkça tespiti mümkün olmadığından bu yöndeki nihai takdirin Mahkememizde olduğu, sektörel tespitler çerçevesinde, davalıların basın yoluyla davacının mesleki veya kişisel onur ve saygınlığına saldırıda bulunup bulunmadığının değerlendirilmesinin Mahkememiz takdirinde olduğu, davada iddia olunan eylemlerin haksız rekabet boyutunun TK m. 55/1 (a) bağlamında kötüleme niteliği taşıdığı ancak bu hususta nihai takdirin yine mahkememize ait olduğu bildirilmiştir. Dosya yeniden bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, düzenlenen 08/10/2021 tarihli ek raporda; sektörel değerlendirme ve kök rapordaki mali değerlendirmelerde açıkça belirtildiği üzere davalı şirketin davalı medya kuruluşunun yayınlarının sebep olduğu maddi ve somut olarak kanıtlanabilir durumda olmadığı, kişilik hakları yönünden tüm unsurları ile konunun ayrıntılı olarak açıklandığı, basın yoluyla kişilik haklarının ihlal edilmesi durumunda, hukuki koruma yollarına başvurulabilmesi için, bütün koruma yollarında ortak olan unsurun basın yoluyla yapılan saldırının hukuka aykırı olması gerektiği, bazı korunma yollarından faydalanmak için (örneğin maddi ve manevi tazminat davası açabilmek için), saldırının hukuka aykırı olması yanında bazı ek koşulların daha (örneğin davalının kusurlu olması) arandığı, ancak bütün koruma yolları için temel koşulun saldırının hukuka aykırı olması gerektiği, bu hususun Mahkememiz takdirinde olduğu, davada iddia olunan eylemlerin haksız rekabet boyutunun TK m. 55/1 (a) bağlamında kötüleme niteliği taşıdığı ancak bu hususta nihai takdirin Mahkememize ait olduğu, kök rapordaki görüşlerini değiştirecek bir husus bulunmadığından görüşlerini muhafaza ettiklerini belirtmişlerdir. Dosya yeniden oluşturulan 2 Mali Müşavir, Sektör Uzmanı, Bilgisayar Mühendisi, Nitelikli Hesaplama Uzmanından oluşan bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, düzenlenen 19/10/2022 tarihli raporda; davalı ...’in davacı hakkında yapmış olduğu haberler, habercilik anlamında amacını aşan, kişileri ve kurumları eleştiri sınırlarının ötesinde küçük düşürüp hedef gösteren, düşünce, ifade ve vicdan özgürlüğüne yönelik basın ahlak ilkelerinin sınırlarını zorlayıcı yayınlar yaptığı tarafımızdan değerlendirilmiş olup sektörel tespitler çerçevesinde, davalıların basın yoluyla davacının mesleki veya kişisel onur ve saygınlığına saldırıda bulunup bulunmadığının değerlendirilmesinin Mahkememiz takdirinde olduğu, davada iddia edilen eylemlerin haksız rekabet boyutunun TK. 55/1(a) bağlamında kötüleme niteliği taşıdığı ancak bu hususta nihai takdirin Mahkememiz ait olduğu, davacı şirketin incelenen kayıtlarına göre; davalılar tarafından davacı yana yapılan yayınlar öncesi davacı yanın ortalama reklam gelirlerinin 35.592.286,25 TL olup, davalılar tarafından yapılan yayınlar sonrasında ise davacının Ağustos Döneminde 20.853.743,71 TL, Eylül Döneminde 13.471.956,03 TL, 2019 Ocak Döneminde ise 5.461.154,94 TL azalışın meydana geldiği belirtilmiştir. Dosya tarafların itirazları üzerine yeniden bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, düzenlenen 23/01/2023 tarihli ek raporda; davalı ...’in davacı hakkında yapmış olduğu haberler, habercilik anlamında amacını aşan, kişileri ve kurumları eleştiri sınırlarının ötesinde küçük düşürüp hedef gösteren, düşünce, ifade ve vicdan özgürlüğüne yönelik basın ahlak ilkelerinin sınırlarını zorlayıcı yayınlar yaptığı tarafımızdan değerlendirilmiş olup sektörel tespitler çerçevesinde, davalıların basın yoluyla davacının mesleki veya kişisel onur ve saygınlığına saldırıda bulunup bulunmadığının değerlendirilmesinin Mahkemenin takdirinde olduğu, davada iddia edilen eylemlerin haksız rekabet boyutunun TK. 55/1(a) bağlamında kötüleme niteliği taşıdığı ancak bu hususta nihai takdirin Mahkememize ait olduğu, davacı şirketin incelenen kayıtlarına göre; davalılar tarafından davacı yana yapılan yayınlar öncesi davacı yanın ortalama reklam gelirlerinin 35.592.286,25 TL olup, davalılar tarafından yapılan yayınlar sonrasında ise davacının Ağustos Döneminde 20.853.743,71 TL, Eylül Döneminde 13.471.956,03 TL, 2019 Ocak döneminde ise 5.461.154,94 TL azalışın meydana geldiği belirtilmiştir. Dosya daha önce aldırılan her iki raporlar arasında çelişkiler bulunduğu anlaşılmakla Haksız Rekabet Konusunda Uzman, Tv ve Reklam Uzmanı ve Mali Müşavirden oluşan bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, düzenlenen 11/09/2023 tarihli raporda; ... TV’ye yönelik olarak ‘ekonomiye karşı darbe gerçekleştiren’, ‘kara propaganda yapan’, ‘milli duruş sergilemeyen’, ‘kaosa sürükleyen’, ‘ihanet ve tetikçilik yapan’, ‘hainlik yapan’ ve ‘FETÖ’cü yuvası’ gibi birtakım ifadelerle ... TV’ye yönelik olarak suç teşkil eden tanımlar yapılmasının takdirinin Mahkememize ait olmak kaydıyla TTK 55/1-a-1 bendinde düzenlenen kötüleme fiilinin ihlali sayılacağı, reklamcılık faaliyetlerine yönelik incelemeler ve değerlendirmeler çerçevesinde, söz konusu yayınlar gerçekleşmeden önce ve gerçekleştikten sonra Davacı şirkete ait reklam gelirlerinin fark edilir oranda düşmesinin sebebinin yapılan yayınlar sonucunda “marka değeri” zedelenen ve kurumsal itibarı kamuoyu nezdinde düşen davacı şirketin reklam verenlerinin kendi şirket yapılarını ve kârlılıklarını korumak adına davacı şirkete yönelik reklam yayınlarına son vermesi olduğunun değerlendirilmesinin Mahkememiz takdirinde olduğu, mali açıdan yapılan inceleme ve değerlendirme sonucunda, dava konusu reklam gelirlerinin azalmasının davalının yayınıyla doğrudan ilgili olduğu hususunda teknik yönden herhangi bir tespit yapılamaması, davacının reklam gelirlerinin dava konusu olaylardan 2 ay önce % 44,16 oranında düşmesi ve bu düşüşün toplamda 3 ay (dava konusu olayların olduğu ay dahil) devam etmesi nedeniyle davacı şirketin reklam gelirlerinin azalmasının sırf davalının yayınlarıyla ilgili olduğu hususunun sayın Mahkememiz takdirinde olduğu, ticari defter incelemesinden vaki haberler nedeniyle davacının uğradığı zararın miktarının net olarak tespiti mümkün olmadığından maddi tazminatın TBK 50 ve 51 hükümleri doğrultusunda Mahkememizce takdir edilmesinin gerektiği, Yargıtay’ın yerleşik kararlarına göre, hâkimin haksız rekabet eylemi dolayısıyla manevi tazminata hükmedebilmesi için davacının iktisadi menfaati yüzünden zararın veya tehlikenin ve kusurun mevcudiyeti yeterli olduğu, davaya konu olayda da vaki haksız rekabet fiili nedeniyle davacının manevi tazminat talebi hususundaki takdirin Mahkememize ait olduğu belirtilmiştir. Dosya taraf itirazları tek tek cevaplanmak suretiyle yeniden bir önceki bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, düzenlenen 08/07/2024 tarihli ek raporda; “Yaz Ayları Yayın Dönemi” olarak bilinen Haziran, Temmuz ve Ağustos aylarının 2017-2018-2019 yıllarında standart bir biçimde diğer aylara göre düşüş yönünde seyrettiği tespit edilmiş olup, davacının mali gelirlerinin davalının karalama kampanyası nedeniyle ... tarihinden itibaren düştüğü iddiasına yönelik somut bir delil tespit edilemediğinden reklam gelirlerinin düşüş nedeninin bu yayınlar olduğuna yönelik iddianın bu aşamada ispata muhtaç olarak kaldığı, davacı vekilinin belirttiği 10 markanın, ... TV aleyhine yapılan yayınlardan en az iki ay önce reklam vermeyi sonlandırdığı tespit edilmiş olup, ilgili markaların reklam yayınlarını sonlandırmalarıyla ... TV aleyhine yapılan yayınlar arasında herhangi bir illiyet bağının bulunmadığı, kök raporda da belirtildiği üzere, ... TV’ye yönelik olarak ‘ekonomiye karşı darbe gerçekleştiren’, ‘kara propaganda yapan’, ‘milli duruş sergilemeyen’, ‘kaosa sürükleyen’, ‘ihanet ve tetikçilik yapan’, ‘hainlik yapan’ ve ‘...’ gibi birtakım ifadelerle ... TV’ye yönelik olarak yayınlar yapılmasının takdirinin Mahkememize ait olmak kaydıyla TTK 55/1-a-1 bendinde düzenlenen kötüleme fiilinin ihlali sayılacağı, Yargıtay’ın yerleşik kararlarına göre, hâkimin haksız rekabet eylemi dolayısıyla manevi tazminata hükmedebilmesi için davacının iktisadi menfaati yüzünden zararın veya tehlikenin ve kusurun mevcudiyeti yeterli olduğu, davaya konu olayda da vaki haksız rekabet fiili nedeniyle davacının manevi tazminat talebi hususundaki takdirin Mahkememize ait olacağı belirtilmiştir. Mahkememizce yaptırılan bilirkişi incelemelerinde, davacının reklam gelirlerindeki düşmenin anılan yayınlardan evvel başladığı tespit edilmiştir. Dolayısı ile davalıların haksız rekabet eylemleri ile davacının reklam gelirlerindeki düşüş arasında doğrudan veya dolaylı bir illiyet bağı tespit edilememiştir. Bu sebeple maddi tazminat talebinin de reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Gerekçeleri yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİNE, Davalıların fikir ve eylem birliği içerisinde kendilerinin sahip oldukları ... ..., ... ... ve ... televizyonu yayın organlarında 10/08/2018 ila 14/08/2018 tarihleri arasında davacının işletmesi olan ... Tv yi kötülemek ve hedef göstermek suretiyle davacıya karşı haksız rekabette bulunduklarının tespitine, Davalıların bu haksız rekabet eylemlerinin menine, 2-Maddi tazminat taleplerinin REDDİNE, 3-Manevi tazminat talebinin KABULU ile 1.000,00 tl manevi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, 4-Karar kesinleştikten sonra masrafı davalı taraftan alınarak iş bu kararın ulusal çapta yayın yapan bir gazetede ilanına, 5-Harçlar kanunu gereğince kabul edilen değer üzerinden alınması gereken toplam 427,60-TL harçtan daha önceden ödenen toplam 35,90-TL harç düşüldükten sonra eksik kalan 391,70-TL harcın davalılardan müştereken müteselsilen alınarak hazineye irad kaydına, 6-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T (Madde-13) göre hesaplanan 17.900,00-TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 7-Davalılar kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T göre vekalet ücreti red edilen miktarı geçemeyeceğinden 1.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 8-Davacı tarafından yapılan; 35,90-TL Peşin harcın davalılardan müştereken müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 9-Davacı tarafından yapılan; 51.000,00-TL Bilirkişi ücreti, 317,35-TL Tebligat, Posta ve diğer masraflar, olmak üzere toplam 51.317,35-TL yargılama giderinin kabul red oranı dikkate alınarak 41.053,88-TL lik kısmanın davalılardan müştereken müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin ise davacı üzerinde bırakılmasına, 10-Davalılar tarafından yapılan; 9.000,00 TL bilirkişi ücretinden oluşan yargılama giderinin kabul red oranı dikkate alınarak 1.800,00 TL'lik kısmının davacıdan alınarak davalılara verilmesine, bakiye yargılama giderinin ise davalılar üzerinde bırakılmasına, 11-Dosyada kullanılmayan bakiye gider avansının HMK.’nın 333. ve HMK yönetmeliğinin 47/1 maddeleri uyarınca karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa ödenmesine, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, kararın tebliğinden itibaren 2 Hafta süre içerisinde Bölge Adliye Mahkemesine İSTİNAF yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.18/09/2024 Başkan ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Katip ... e-imzalıdır

Atıf: İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2018/755, K. 2024/625, T. 18.09.2024, www.arakarar.com/karar/istanbul-10-asliye-ticaret-mahkemesi-2018-755-e-2024-625-k-6a9bd7ee206f