İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/813 E. 2025/89 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/813
- Karar No
- 2025/89
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/813 KARAR NO : 2025/89 DAVA : Şirketin İhyası DAVA TARİHİ : 19/12/2024 KARAR TARİHİ : 06/02/2025 Mahkememizde görülmekte olan Şirketin İhyası davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, davacı kısıtlı ...'ın terkin edilen ancak ihyasını talep ettikleri ...'nin pay sahibi ve aynı zamanda müdürü olduğunu, şirketin ... İli, ... İlçesi, ... Köyü 240 Ada, 13 parsel ve 267 Ada, 2 parselde kayıtlı iki taşınmazı olduğunu, gayrimenkulleri için işlem yapmak amaçlı ... Ticaret Odası Başkanlığına gidildiğinde, buradaki yetkililer tarafından şirketin ... tarihli sayı ... nolu Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nden resen terkin edildiğinin öğrenildiğini, davalı ... Müdürlüğünce ihtar çekmeksizin Ticaret Kanunu’nun Geçici 7. maddesi uyarınca şirketin resen terkinine karar verildiğini, yapılan terkin işleminin açıkça usul ve yasaya aykırı olduğunu, şirketin tüzel kişiliğinin ticaret sicilinden terkin ile sona erdiğini, tüzel kişiliğin sona ermesi için de, tasfiye işlemlerinin eksiksiz tamamlanması gerektiğini, şayet tasfiye işlemleri gerektiği gibi tamamlanmamış ve tasfiyesi gereken hususlar eksik bırakılmışsa tüzel kişiliğin ticaret sicilinden silinse bile şirketin tüzel kişiliğinin sona erdiğinin kabulü olamayacağını, şirketin tasfiye edilmemiş gayrimenkulleri olduğunu ve usulsüz olarak tasfiye edildiğini, bilindiği üzere Türk Ticaret Kanununun geçici 7. maddesi uyarınca 01.07.2015 tarihine kadar münfesih halde bulunan şirketlerin Ticaret Sicili Müdürlüklerince tespit edilip sonrasında da resen terkin edilmesi gerektiğinin düzenlendiğini, şirketin terkin edilmesine yönelik işlemin hukuka aykırı olduğunu, zira davalı tarafından terkin işleminin gerçekleştirildiği şirketin İstanbul Vergi Dairesi ile özel icra müdürlüğüne dosya borçlarının olduğunu, bu borçları ödeyebilecek taşınmazlarının da olduğunu, şirket yetkilisi olan davacının yetki belgesi alması durumunda şirkete ait taşınmazlarını satabilecek ve şirketin borçlarını ödeyebilecek durumda olduğunu, bu sebeple şirketin ihyasına karar verilmesi gerektiğini, ilgilisine tebligat gönderilmeden gerçekleştirilen terk işlemlerinde ve ayrıca şirketin hak ve borçlarının olması ve bunların tasfiyesi gerektiğinden ortada usule uygun bir terk işlemi bulunmadığının açık olduğunu, bu sebeple burada hak düşürücü sürenin uygulanamayacağını, davacının ihyası istenilen şirketin yöneticisi olduğundan ve şirketin üzerine kayıtlı taşınmazı bulunduğundan şirketin ihyasını talep etmesinde hukuki yararının mevcut olduğunun açık olduğunu, tüm bu nedenlerden ve resen göz önüne alınacak nedenlerle, fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla; 12 Ağustos 2013 tarihinde resen terkin olunan ...'nin (geçici) ihyasını, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, Ticaret Sicili Müdürlüğü'nün 6102 Sayılı TTK m. 32 ve Ticaret Sicili Yönetmeliği m. 34 hükmü çerçevesinde işlem yaptığını, müvekkili Ticaret Sicili Müdürlüğünün resen terkin işleminin “6102 sayılı Kanunun Geçici 7’nci maddesi”, “Münfesih Olmasına Veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler İle Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğ’in 5’inci maddesi”, “6103 sayılı Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 20/1 maddesi” ve “Anonim ve Limited Şirketlerin Sermayelerini Yeni Asgari Tutarlara Yükseltmelerine ve kuruluşu ve Esas Sözleşme Değişikliği İzne Tabi Anonim Şirketlerin Belirlenmesine İlişkin Tebliğ’in 7. Maddesi” kapsamında olduğunu, tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmadığını, müvekkili Ticaret Sicil Müdürlüğüne 447873-0 ticaret sicil numarası ile kayıtlı bulunan ...'nin dosyasında yapılan inceleme neticesinde; dava konusu şirketin, “6102 sayılı Kanunun Geçici 7’nci maddesi”, “Münfesih Olmasına Veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler İle Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğ’in 5’inci maddesi”, 6103 sayılı Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 20/1 maddesi ve Anonim ve Limited Şirketlerin Sermayelerini Yeni Asgari Tutarlara Yükseltmelerine ve Kuruluşu ve Esas Sözleşme Değişikliği İzne Tabi Anonim Şirketlerin Belirlenmesine İlişkin Tebliğ’in 7. maddesi kapsamında; "5174 Sayılı Kanun kapsamında olduğunun (m. 10)" hususunun belirlenmesinin ardından, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun Geçici 7’nci maddesi ile “Münfesih Olmasına Veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler İle Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğ”in 5’inci maddesi gereğince resen terkin kapsamına alındığının, tebligat ve ilan prosedürlerinin yerine getirilmesinin ardından 31.07.2013 tarihinde sicil kaydının resen terkin edildiğinin anlaşıldığını, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu Geçici 7’nci Maddenin 15’nci fıkrası, “Ticaret sicilinden kaydı silinen şirket veya kooperatifin alacaklıları ile hukuki menfaatleri bulunanlar haklı sebeplere dayanarak silinme tarihinden itibaren beş yıl içinde mahkemeye başvurarak şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebilir.” hükmünü haizdir. Müvekkil Ticaret Sicil Müdürlüğünün, mahkeme hükmü olmaksızın bir şirketi tekrar sicile tescil yükümlülüğü bulunmamaktadır. Söz konusu şirketin ihyası istenmekte ise de; “Münfesih Olmasına Veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler İle Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğ”in 16’ncı maddesinin 2’nci fıkrasında yer alan “Bu Tebliğ hükümlerine göre, ticaret sicilinden kaydı silinen şirket veya kooperatiflerin alacaklıları ile hukuki menfaatleri bulunanlar haklı sebeplere dayanarak silinme tarihinden itibaren beş yıl içinde mahkemeye başvurarak şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebilir.” hükmü gereğince, bu işlemin madde hükmünde de belirtildiği üzere ancak bu hususta mahkemeye başvurulmak suretiyle gerçekleştirileceğinin açık olduğunu, dava konusu şirketin ihyasına (ek tasfiyesine) karar verilmesi durumunda tasfiye memuru atanması gerektiğini, müvekkilinin davanın açılmasına sebep olmadığını, bu nedenle müvekkili Ticaret Sicili Müdürlüğü'nün yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulamayacağını, tüm bu nedenlerden dolayı; davanın reddini, mahkemece davanın kabulüne kanaat getirilmesi halinde ise dava konusu şirketin dava dilekçesinde belirtilen işlemlerin yapılabilmesi hususunda ek tasfiyesine ve tasfiye memuru atanması ile müvekkili müdürlük aleyhine yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmedilmemesine karar verilmesini talep etmiştir. Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, Dava, ticaret sicilinden re'sen terkin edilen şirketin, TTK 547. maddesine dayanan ek tasfiyesi amacıyla yeniden tescili davasıdır. Uyuşmazlık, 6102 Sayılı TTK'nın Geçici 7. maddesi uyarınca ticaret sicilinden 31/07/2013 tarihinde res'en terkin edilen şirketin yeniden tescilinin istemekte hukuki yararın bulunup bulunmadığı, terkin edilen şirket adına kayıtlı taşınmaz bulunup bulunmadığı, ek tasfiye amacıyla ihya koşullarının oluşup oluşmadığı konularından ibarettir. TTK' nun 547. maddesinde "Tasfiyenin kapanmasından sonra ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğu anlaşılırsa, son tasfiye memurlarının, yönetim kurulu üyelerinin, pay sahibi veya alacaklıların ,şirket merkezinin bulunduğu yerde ki asliye ticaret mahkemesinden bu ek işlemler tamamlanıncaya kadar şirketin yeniden tescilini isteyebilecekleri, mahkemenin istemin yerinde olduğuna kanaat getirirse ek tasfiye için yeniden tesciline ve bu işlemleri yapmaları için tasfiye memuru atayacağı düzenlenmiştir. Belirtilen yasa maddesinde açıkça düzenlendiği üzere; tasfiyenin kapanmasından sonra ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğu anlaşılırsa davaya dayanak olan işlemlerin sonuçlandırılmasına münhasır olarak şirketin yeniden tescili talebi ile işbu davanın açılıp görülmesi mümkündür. Somut olayda davacı ile ihyası talep edilen şirketin taraf olduğu dosyanın görülüp sonuçlandırılması için terkin edilmiş şirketin yeniden tescili zorunludur. Davacının açtığı dava sonucunda davanın kabulüne karar verildiği taktirde tasfiye işlemlerinin eksiksiz olarak tamamlandığından bahsedilemeyecektir. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi ... E.) TTK 547. maddesi kapsamında açılan davada ise zamanaşımı veya hak düşürücü süre söz konusu değildir. Somut olayda, ihyası istenen şirketin adına kayıtlı taşınmazların ve malvarlıklarının tasfiyesi amacıyla ihya talep etmekte menfaatinin bulunduğu ve davacının TTK 547. Maddesi gereği ek tasfiye için ihya talep edebileceği anlaşılmakla ek tasfiye amacıyla şirketin ihyasına karar vermek gerekmiş, davalı sicilin yasal hasım olması nedeniyle yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulması mümkün görülmemiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KABULÜNE, ...nün ... sicil nosunda kayıtlı ...'nin; adına kayıtlı taşınmazların ve malvarlıklarının tasfiyesi amacıyla TTK'nın 547. maddesi uyarınca YENİDEN TESCİLİNE (İHYASINA), ...'ın (T.C. Kimlik No:28.....42) tasfiye memuru olarak görevlendirilmesine, Kararın sicile tescil ve ilamına, masrafın davacı tarafça karşılanmasına, 2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesine göre tahsili gereken harç 615,40 TL olduğundan peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 187,80 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 3-Davalı yasal hasım olduğundan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına ve davacı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 4-Gider avansının kalan kısmının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 06/02/2025 BAŞKAN ... ÜYE ... ÜYE ... KATİP ...