İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/540 E. 2025/256 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2024/540
Karar No
2025/256
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/540 KARAR NO : 2025/256 DAVA : Sıra Cetveline İtiraz (İflas Tasfiyesinde Düzenlenen Sıra Cetveline Yönelik Kayıt Kabul Talebi (İİK 235)) DAVA TARİHİ : 03/09/2024 KARAR TARİHİ : 10/04/2025 Mahkememizde görülmekte olan Sıra Cetveline İtiraz (İflas Tasfiyesinde Düzenlenen Sıra Cetveline Yönelik Kayıt Kabul Talebi (İİK 235)) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, ... Ticaret Sicil Memurluğunun ... sicil sayısında kayıtlı ve ... adresinde mukim ... ŞİRKETİ'nin (Vergi No: ...) ... 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... tarih ve...Esas sayı ile saat 16:37 itibariyle iflasına karar verildiğini, müflis hakkında verilen iflas kararının 12.05.2022 tarihinde kesinleştiğini, ... 2. İflas Dairesinin ... nolu iflas dosyasında iflas müdürlüğü tarafından 5. ek sıra cetvelinin ilan edildiğini, müvekkilinin ... kayıt nolu dosyasında 14.722.211,49 TL alacaklı olduğunu, sıra cetvelinde 10.300.888,64 TL'nin kabul edildiğini, 4.421.322,85 TL'nin reddedildiğini, müvekkilinin alacağının doğru belirlenmediğini, tüm bu nedenlerle müvekkilinin alacağının kabulü ile masanın bu alacağı ödemeye mahkum edilmesini, sıra cetvelinin buna göre düzeltilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı tarafa usulüne uygun davetiye tebliğ edilmesine rağmen cevap dilekçesi sunulmadığı görülmüştür. Tüm Dosya Kapsamı Birlikte Değerlendirildiğinde Dava, İİK. 235. maddesi kapsamında sıra cetveline itiraza ilişkindir. Davacı taraf, müflis şirketin iflas tasfiyesinin yürütüldüğü ... 2. İflas Dairesinin ... nolu iflas dosyasında 14.722.211,49 TL tutarlı alacak kayıt başvurusunun tamamının kabul edilmesi gerekirken kayıt isteminin 4.421.322,85 TL tutarlı kısmının reddedildiğini, alacağının doğru hesaplanmadığını belirterek alacağının tamamının sıra cetveline kaydedilmesini talep etmiştir. Uyuşmazlık, davacının sıra cetveline kaydedilen alacağı dışında masaya kaydını talep edebileceği bakiye alacağının mevcut olup olmadığı, davacının somutlaştırma yükümlülüğünü yerine getirip getirmediği, bir davada davacı tarafından dile getirilmeyen vakıa ve taleplerin mahkemece re'sen dikkate alınıp alınamayacağı konularında toplanmıştır. Davacı , dava dilekçesi ve dava dilekçesinin açıklanmasına ilişkin dilekçesi ekine sözleşme örneklerini ekleyerek iflas masasına kaydedilenden daha fazla alacaklı olduğunu iddia etmiş ancak hangi nedenle veya hangi vakılara dayanarak alacaklı olduğunu açıklamamıştır. İflas masasının bu safi (net) mevcudu (masaya giren mal, alacak ve haklar), "alacakların ödenmesine tahsis olunur" (İİK m.184,I,c.1). Buradaki "alacaklar" teriminden maksat, aslında yalnız "iflas alacaklarıdır." İflas alacağı, iflas açıldığı anda müflise karşı hukuken mevcut olan alacaklar yani müflisin iflasın açıldığı andaki borçları olup, iflas masasından istenebilirken (masaya yazdırılabilirken), müflisin iflas açılmasından sonra doğan alacakları, iflas alacağı olmadığından, iflas masasından talep edilemez. Bu nedenle, iflas masasından istenen bir alacağın, iflas alacağı mı, yoksa masa alacağı mı olduğunu belirlemenin büyük önemi vardır. Kayıt kabul davaları, iflasından önce müflisten alacaklı olanların, bir diğer ifade ile iflas alacaklılarının alacaklarını iflas masasına kaydettirmek için açtıkları ve dayanağını İİK’nın 235. maddesinden alan davalardır. İİK'nın 235. maddesine göre, kural olarak sıra cetveline itiraz edenler, cetvelin ilanından itibaren 15 gün içinde ticaret mahkemesine dava açabilirler. Ancak aynı Kanun'un 223. maddesi hükmüne göre alacaklı tebligata elverişli adresini bildirip kararın tebliği için avans yatırmışsa 15 günlük dava açma süresi, kararın tebliğ tarihinden itibaren işlemeye başlar. ... 2. İflas Müdürlüğüne yazılan müzekkereye davacı vekilinin 17.772.211,49 TL'lik alacak kayıt başvurusunun 2345 sırasına kaydedildiği, alacaklı vekili tarafından talep edilen taşınmaz satış bedeli, kira bedeli, cezai şart, bonus bedeli ve faizler olmak üzere toplam 14.772.211,49 TL'lik alacak kayıt başvurusunun 10.300.888,64 TL'lik kısmının kabulüne, 4.421.322,85 TL 'lik kısmının ise sıra cetveline kaydedilmesi talebinin reddine karar verildiği, ek sıra cetvelinin ... tarihli ... ilan edildiği, alacaklının 5.000 TL geç kayıt masraf avansı yatırdığı, alacaklı vekiline sıra cetveli ilanı ve kabul-red kararının 22/08/2024 tarihinde tebliğ edildiği şeklinde cevap verildiği, tebliğ avansını yatıran davacının 15 günlük hak düşürücü süre içinde işbu davayı açtığı anlaşılmıştır. Dava dilekçesinde sıra cetveline kaydı istenilen alacağın dayanaklarının açıklanmadığı, sebebinin somutlaştırılmadığı anlaşılmakla mahkememizce davacı vekiline 09/09/2024 tarihli ara karar ile alacak isteminin dayanaklarını ve alacağın sebebini somutlaştırmak üzere süre verilmiş, davacı vekili 09/09/2024 tarihli ara karara rağmen dava dilekçesinin örneğini sunduğundan, davacı vekiline usul ekonomisi gereği son kez süre verilerek, iflas masasına kaydı istenilen alacağın hangi nedenlerden kaynaklandığı veya doğduğu, bu alacağın hangi delillerle ispat edilmek istenildiği konusunda açıklama yapmak üzere 2. kez 2 haftalık kesin süre verilmiş, davacı vekili tarafından sunulan 03/10/2024 tarihli dilekçe ile taraflar arasında akdedilen sözleşmelerin alacak ilişkisini gösterdiğinin ve devir işleminin gerçekleştiğine dair tapu kayıtlarının sunulduğunun belirtildiği ancak 03.10.2024 tarihli dilekçe ile de alacağın sebebinin somutlaştırılmadığı anlaşılmıştır. Uyuşmazlığın çözümü için vakıa ile ilgili açıklama yapılması gerekmiştir. Davanın temelini vakıalar oluşturur. Vakıa, tarafların iddia ve savunmasını dayandırdığı olaylardır. 6100 sayılı Kanun'un 194, 119/e, f ve 129/d, e maddelerine göre taraflar dava ve cevap dilekçelerinde dayandıkları vakıaları, ispata elverişli şekilde somutlaştırmalıdırlar. Ayrıca tarafların dayandıkları delilleri ve hangi delilin hangi vakıanın ispatı için gösterildiğini açıkça belirtmeleri zorunludur. Aynı Kanun'un 25 inci maddesine göre, kanunda öngörülen istisnalar dışında, hâkim, iki taraftan birinin söylemediği şeyi veya vakıaları kendiliğinden dikkate alamaz ve onları hatırlatabilecek davranışlarda dahi bulunamaz. Ayrıca kanunla belirtilen durumlar dışında, hâkim, kendiliğinden delil toplayamaz. 187 nci maddeye göre, ispatın konusunu tarafların üzerinde anlaşamadıkları ve uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek çekişmeli vakıalar oluşturur ve bu vakıaların ispatı için delil gösterilir ve 189 uncu maddenin dördüncü fıkrasına göre ise bir vakıanın ispatı için gösterilen delilin caiz olup olmadığına mahkemece karar verilir. Bir davada haklı çıkabilmek için soyut veya genel hatlarıyla bir iddiayı ortaya koymak yeterli değildir. Aynı zamanda bu iddiaların, ispata elverişli hale getirilerek zaman, mekân ve içerik olarak somutlaştırılması gerekir. En azından iddianın araştırılabilmesine yönelik somut bilgi ve açıklamaların sunulması gerekir.İddia somutlaştırıldıktan sonra hâkim ve karşı taraf, bunun üzerinden savunma ve yargılama yapabilecektir.Soyut iddialar ve vakıalar üzerinden değerlendirme yapılması mümkün değildir. Somutlaştırma yükü, genel anlamda tarafların açıklama ödevinin bir parçası ve layihalar teatisi aşamasındaki tezahür şeklidir. Somutlaştırma yükü, basit yargılama ve kendiliğinden araştırma ilkesinin uygulandığı davalarda da geçerlidir. HMK m. 31 gereğince, Hâkim, uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu kıldığı durumlarda, maddi veya hukuki açıdan belirsiz yahut çelişkili gördüğü hususlar hakkında, taraflara açıklama yaptırabilir; soru sorabilir; delil gösterilmesini isteyebilir.Davaya konu talebin somutlaştırılmaması halinde önce hâkim,m. 31 ve 119/1-e gereğince davayı aydınlatma ödevi ve ön incelemedeki görevi gereği, somut olmayan hususların belirlenmesini davacıdan istemeli, gerekirse tarafa açıklattırma yaptırmalı, bu eksiklik giderildikten sonra yargılamaya devam etmelidir. Hâkim önüne gelen bir uyuşmazlıkla ilgili maddi vakıaları tespit ettikten sonra ancak hukuk alanındaki faaliyetine geçer. Bu faaliyet dört aşamadan oluşur. Hâkim ilk önce usul hükümlerine uygun olarak tespit ettiği somut olaya ilişkin vakıalara uygulanacak hukuk kuralını tespit eder. Hâkim, tespit ettiği vakıalara uygulayacağı hukuk kuralının belirlemesinde yanılmışsa, buna dayanarak vereceği hükmün de yanlış olması kaçınılmazdır. İkinci aşamada hâkim, tespit ettiği hukuk kuralının gerçek ve doğru anlamını açıklar. Hâkim hukuk kuralının açıklanmasında (tefsirinde) hataya düşerse yapacağı hukuk uygulaması da yanlış olacaktır. Üçüncü aşamada hâkim bulduğu ve açıklayarak elle tutulur hâle getirdiği hukuk kuralında yer alan soyut vakıa ile davada tespit ettiği somut vakıayı karşılaştırarak vakıanın hukuki nitelendirmesini yapar (tavsif). Burada hâkimin yaptığı nitelendirme hukukun uygulanmasına ilişkindir. Hâkim, hukukun uygulanması alanında ilk üç aşamayı doğru olarak yürüttüğü takdirde nihayet mantıken varılan hukuki sonuç ortaya çıkar. Hâkim somut olaydaki hukuksal faaliyetin ilk üç aşamasını doğru olarak tamamladıktan sonra ancak dördüncü aşamada vardığı hukuki sonuç doğru olabilecektir. Kuşkusuz ki; yargılamanın mümkün olan en kısa sürede sonuçlanması için öngörülen hususların en önemlisi, taraflara yapacakları işlemler için belirli bir süre tanınması ve bu sürelerin hak düşürücü nitelik taşımasıdır. Bu yolla amaçlanan usul ekonomisidir. Usul ekonomisi ilkesi, HMK’nın 30. maddesiyle düzenleme altına alınmış olup; uyuşmazlıkların en az giderle, en makul sürede ve en az emekle çözümü ve gereksiz yere dava açılmasının engellenmesi şeklinde açıklanmaktadır. Bir davaya taraf olan herkes, karşı taraf karşısında kendisini dezavantajlı bir konumda bırakmayacak şartlarda, iddialarını mahkemeye sunabilmesi için makul bir fırsata sahip olabilmelidir (AİHM, De Haes ve Gijsels-Belçika, 24 Şubat 1997). Aynı şekilde, tarafların gösterilen tüm delillerden haberdar olması ve görüş bildirebilmesi de adil yargılanma hakkı kapsamında gözetilmesi gereken ilke olarak belirtilmiştir (AİHM, Borgers-Belçika, 30 Ekim 1991). Açıklanan bu ilkelere paralel olarak HMK ile yargılamanın makul sürede bitirilmesini sağlamak amacıyla düzenlemeler yapılmış ve bu amaca ulaşılabilmesi için önemli bir katkı sağlayan delillerin bildirilme zamanı özel olarak düzenlenmiştir. HMK’nın 194. maddesi ile düzenleme altına alınan hüküm gereği, taraflar dayandıkları vakıaları, ispata elverişli şekilde somutlaştırma yükümlülüğü altındadırlar. (Hukuk Genel Kurulunun 20.04.2016 tarihli ve... E., ... K.; 04.02.2021 tarihli ve... E.... K. sayılı kararları). 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Somutlaştırma yükü ve delillerin gösterilmesi” başlıklı 194. maddesi; "(1) Taraflar, dayandıkları vakıaları, ispata elverişli şekilde somutlaştırmalıdırlar. (2) Tarafların, dayandıkları delilleri ve hangi delilin hangi vakıanın ispatı için gösterildiğini açıkça belirtmeleri zorunludur.” hükmünü haizdir. Dava dilekçesinde iflas tasfiyesinde düzenlenen sıra cetveline kaydedilmesi gereken alacak miktarının sıra cetveline kaydedilen alacak miktarından daha fazla olması gerektiği iddia edilmesine rağmen; davanın temelini oluşturan alacağın sebebi vakıaların(olayların) açıklanıp somutlaştırılmadığı anlaşılmakla ispat edilemeyen davanın reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın REDDİNE, 2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar tarifesine göre tahsili gereken harç 615,40 TL olduğundan peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 187,80 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 4-Gider avansının kalan kısımlarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, Dair, davacı vekili ...'nun yüzüne karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf yolu açık olmak üzere oybirliği ile verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 10/04/2025 BAŞKAN ÜYE ÜYE KATİP

Atıf: İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/540, K. 2025/256, T. 10.04.2025, www.arakarar.com/karar/istanbul-1-asliye-ticaret-mahkemesi-2024-540-e-2025-256-k-edd257d9b196