İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/248 E. 2025/5 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2023/248
Karar No
2025/5
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2023/248 Esas KARAR NO : 2025/5 DAVA : Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 22/12/2017 KARAR TARİHİ : 08/01/2025 Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA/ Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ile davalının ... tesislerinin çevrenin temizliği, bakımı, sosyal hizmetleri, yemek pişirme ve yemek servisi yapılması işi için 24/12/2012 tarihinde sözleşme imzalandığı, davalı ... işçilerinden ... tarafından kıdem tazminatının ödenmemesi nedeniyle müvekkil kurum aleyhine ve davalı aleyhine alacak davası açıldığını, ... İş Mahkemesi ... Esas sayılı dosyasında yargılama sonucunda davalı şirket tarafından ödenmeyen kıdem tazminatın mevduata uygulanan en yüksek faiz oranıyla müvekkili kurum ile davalı ...'den tahsiline karar verildiğini, bunun üzerine müvekkili kuruma ... 6. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasında davalı ve müvekkil aleyhine icra emri gönderildiğini, ilgili icra müdürlüğüne 18.905,78 TL ödeme yapıldığı; 396,65 TL karar harcı olmak üzere toplamda 19.302,83 TL'nin müvekkili kurumca ödeme yapıldığını; bu miktarın davalı yükleniciye rücu edilmesi zorunluluğu doğduğu; davacı ile davalı arasında akdedilen 24/12/2012 tarihli sözleşme ve sözleşmenin eki niteliğinde olan hizmet işleri genel şartnamesine ve diğer ek belgelere göre müvekkilinin işçi alacaklarından 3 aylık ücret alacağı dışında sorumluluğunun bulunmadığını; işçi alacaklarından çalıştırdığı tüm personelin işvereni olan davalının sorumlu olduğu; yüklenici firmanın sözleşme gereği personeli ile ilgili yükümlülüklerini yerine getirmemesi nedeniyle kuruluşun zararının oluştuğu neticeten fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla davanın kabulü ile 19.302,43 TL'nin ödeme tarihinden itibaren avans faizi, masraflar ve vekalet ücreti ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır. SAVUNMA/ Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının ödediği miktarın tamamı bakımından rücu hakkına sahip olmadığını,İş Kanunu ve Alt İşveren Yönetmeliği kapsamında ödemiş olduğu tutarın tamamını rücu etme hakkına sahip olmadığı; alt işverenin işçilerine karşı asıl işverenin sorumluluğunun müteselsil sorumluluk olduğunu, bu konunun Borçlar Kanunu'nda düzenlendiğini dolayısı ile müteselsil borçluların kusur oranlarının dikkate alınması gerektiğini, 6098 sayılı Borçlar Kanunu'nda müteselsil sorumlular arasındaki iç ilişkide paylaşım, sorumluluk kaynaklarına göre değil; bütün durum ve koşullar özellikle her birine yüklenebilecek kusurun ağırlığı ile tehlikenin yoğunluğunun göz önüne alınması gerektiği; davacı tarafın uğradığını iddia ettiği zararın oluşmasında tek başına sorumlu olduğunu, iş akdi haksız olarak feshedilen işçiler bizzat davacı tarafından seçilip, istihdam edilip, iş akitlerine son verildiği; dava konusu işçiyi işten çıkaranın davacı olduğu; taraflar arasındaki ihale sözleşmesinin tamamen tek taraflı genel işlem koşulu mahiyetinde düzenlemeler olduğu; davacının elindeki işi alt işverene devretmesindeki maksadı konunun uzmanlık gerektirmesi değil; aksine işçilik alacaklarından kaçmak olduğu neticeten Yeni Borçlar Kanunu hükümleri de dikkate alınmak suretiyle, taraflar arasındaki müteselsil sorumluluk bakımından iç ilişkideki kusur oranın belirlenerek; işçilere verilen zarar bakımından müvekkil şirketin hiçbir haksız fiil ifa etmemiş olması nedeniyle, müvekkilin kusursuz olduğunun tespitine ve bu nedenle davanın tamamen reddine; bu talebimizin kabul görmemesi halinde, taraflar arasındaki kusur oranının belirlenerek, kusur oranının dışında kalan meblağ bakımından davacının davasının reddine; bu talebimizin dahi kabul görmemesi halinde, Yeni Borçlar Kanununda da açıkça belirtildiği üzere müteselsil sorumlukta her halükarda borçluların %50’den fazla sorumlu tutulamayacağı gerekçesi ile davanın fazlaya ilişkin kısmının reddine; davacı tarafın faiz talebinin başlangıç tarihinin hukuka aykırı olduğu, ancak dava tarihinden itibaren faiz işletilebileceği gerekçesi ile faiz talebinin reddine ayrıca muhakeme masrafları ve avukatlık ücretinin de karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır. DELİLLER VE GEREKÇE/ Dava, davacının üst işveren sıfatıyla alt işveren davalı şirkette çalışan ...'a ödenen kıdem tazminatını rücu suretiyle tahsili davasıdır. Mahkememizin ... tarih ... E. ... K. sayılı kararı ile ''Dava dosyasının incelenmesinde; davacı ile davalı arasında 24/12/2012 tarihinde ... ihale kayıt numaralı iş kapsamında "... tesisleri ile çevresinin temizliği, bakımı, sosyal hizmetleri, yemek pişirme ve yemek servisi yapılması işi" için ihale lehtarı davalı ile hizmet alım sözleşmesi akdedildiği, sözleşmenin 8.2.maddesiyle ihale dökümanının bu sözleşmenin eki ve ayrılmaz parçası olarak kabul edildiği, ihale dökümanının idareyi ve yükleniciyi bağlayacağı sözleşme ile ihale dökümanı arasında farklılık olması halinde ihale dökümanında yer alan hükümlerin esas alınacak olduğu, bu kapsamda ihale dökümanının, hizmet işleri genel şartnamesi, idari şartname, sözleşme tasarısı, birim fiyat tarifleri(varsa), özel teknik şartname (varsa), teknik şartname ve açıklamalardan (varsa) oluştuğu görülmektedir. Sözleşmenin 22.1.maddesinin "yüklenicinin sözleşme konusu iş ile iglii çalıştıracağı personele ilişkin sorumlulukları, ilgili mevzuatın bu konuyu düzenleyerek emredici hükümleri ve genel şartnamenin 6.bölümünde belirlenmiş olup yüklenici bunları aynen uygulamakla yükümlüdür." şeklindeki hükmü ile davalının bu sözleşme kapsamında yapmayı taahhüt ettiği işlerde çalıştıracağı personele ilişkin sorumlulukları ihale dökümanı kapsamında yükümlendiği görülmektedir. Taraflar arasında akdedilen sözleşme ile açıkça atıfta bulunması nedeniyle çalışanların özlük haklarının sözleşmenin eki ve ayrılmaz parçası niteliğindeki şartnamenin 22.1.maddesi ve hizmet işleri genel şartnamesinin 6. bölümünde yer alan 38.madde de düzenlendiği görülmektedir. Dosya mübrez ve isimleri yukarıya alınan belgeler ışığında somut olaya bakıldığında, davacı ile davalı arasında karma nitelikli hizmet satın alma sözleşmesinin akdedildiği, sözleşmeye konu işin esas itibariyle davacı üst işveren tarafından yürütülmesi gereken asli nitelikte bir kamusal hizmet niteliğinde olduğu ve eğer hizmet alımı yapılmamış olsa idi hizmetin zaten davacı tarafından yürütülecek nitelikte bir hizmet olduğu ve ancak hizmet alım ihalesi neticesinde taraflar arasında akdedilen sözleşme ile yürütümünün davalı alt işverene yüklenildiği ve bu kapsamda 3. kişi ... dahil bir kısım işçiler ile davalı alt işveren arasında hizmet sözleşmesi akdedildiği ve bu kişilerin çalıştırıldığı ve davalı alt işverenin çalışanlara karşı yükümlülük altına girdiği görülmektedir. Bu kapsamda alt işveren, kusurlu bir hareketi ile çalışanın iş akdini feshe neden olduğunda veya iş akdini kendisi haksız yere feshettiğinde kusuru nedeni ile sözleşmenin feshine neden olduğundan, çalışanın haksız fesihten doğan tüm haklarından sorumludur. Bu hal sözleşme hukukumumuza hakim kusur sorumluğunun doğal bir sonucudur. Ancak davalı alt işverenin bu sorumluğunun; ihale dokümanını aşar şekilde, kusursuz sorumluluk olarak düzenlenen halleri de kapsayıp kapsamadığının irdelenmesi gerekmektedir. Yukarıda da dile getirildiği gibi hizmet alımı kapsamındaki işlerde, iş akdinin alt işverenin kusuru nedeni ile feeshi halinde, alt işverenin, kusuru ile sebep olduğu zaralardan kaynaklanan sorumluğu bakımından en küçük bir tereddüt bulunmamaktadır. Bu manada alt işverenin, iş akdini sebepsiz feshetmesi veya haklı bir neden olmadan feshetmesi halinde, veya alt işverenin kusuru nedeni ile çalışanın haklı neden ile iş akdini fesh etmesi halinde alt işverenin çalışanan kraşı sorumlu olduğu ve sorumluğu kapsamında ödediklerini de kimseye rücü edemeyecek olduğu açıktır. Ancak bu sorumluğunun 14/2.maddesi kapsamında kadının evlendiği tarihten itibaren bir yıl içerisinde kendi arzusuyla iş akdini sona erdirmesi halinde işverenin iş akdinin devamı süresince her geçen tam yıl için 30 günlük ücreti tutarında kıdem tazminatını çalışana ödeme yükümlülüğünü düzenleyen kusursuz sorumluluk halini de kapsayıp kapsamadığının taraflar arasındaki sözleşme ve sorumluk hukuk kapsamında irdelenmesi gerekmektedir. 4857 sayılı kanunun 2/4. maddesinin “Bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin vp'işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini saclece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir. Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur.” şeklindeki açık hükümü gereği, alt işverenin üst işveren ile birlikte çalışana karşı çalışanın kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumlu oldukları açıktır. Bu nedenledir ki ... İş Mahkemesinin 10/02/2015 tarih ... Esas ve ...Karar sayılı kararı ile 3.kişi çalışanın kıdem tazminatı alacağından davacı ve davalı birlikte sorumlu tutulmuşlardır. Ancak düzenleme ilk etapta sadece zayıf durumdaki işçinin hakkına bir an önce kavuşmasını sağlamak için öngörülmüş bir hüküm gibi görünse de üst işverenin sorumluluğunun maddi hukuktan kaynaklandığı da dikkatten kaçmamalıdır. Üst işverenin bu sorumluluğu, ödediklerini iç ilişkide birbirlerinden isteme hakkının kapsamını belirleyecektir. Üst ve alt işverenlik ilişkisinin sözkonus olduğu hallerde hizmet sözleşmesi her ne kadar işçi ile alt işveren arasında aktedilmekte ise de sözleşmeye konu iş üst işveren aitttir. İfa edilen işin menfaat sağlayanı üst işverendir. Bu nedenle de işin görülmesi sırasında çalışanların 3. kişilere verdiği zarardan dolayı üst işveren zarar görenlere karşı adam çalıştıran olarak sorumludur. Bu nedenle de üst iişveren, hizmet alımı kapsamında yapılmakta olan işte çalışan işçilere karşı, sözleşme ve ihale dokümanı ile alt işverene temlik edilen borçlar bakımından çalışanlara karşı sorumlu olmaya devam etmektedir. Kaldı ki üst işveren, hizmet alım sözleşmesi kapsamında çalışanlar ile yapılan sözleşmenin esasında tarafıdır. Çünkü hizmet alım sözleşmelerinde çalışanları üst işveren işe almakta ve hizmet alım sözleşmesi yapılan alt işveren kendinden önce işe alınan kişileri de işten çıkaramamaktadır. Dolayısı ile alt işverenin, hizmet alım sözleşmesine konu işte çalışacak işçiler ile yaptığı sözleşmelerde normal sözleşmelerde olduğu gibi sözleşme serbestliği ilkesi doğrultusunda sözleşmenin diğer taarfını seçme hakkına sahip olduğu söylenemez. Bu kapsamda somut olaya bakıldığında, ... İş Mahkemesinin 10/02/2015 tarih ...Esas ve ... Kararı ile 3. Kişi lehine hüküm altına alınan işçi hakkı, yasa koyucu tarafından, 1475 sayılı yasanın 14/2.bendinde ile evlilik nedeniyle sözleşmenin feshi ve kıdem tazminatından sorumluluğun işverene ait olduğuna dair bir kusursuz sorumluluk hali olduğundan ve yürütülen iş bakımından esasen sorumluluk üst iş verene it olduğundan ve sözleşme ve ihale dokümanı ile de iş sözleşmesinden kaynaklanan ve işverenin kusursuz sorumluluk hallerinden kaynaklanan işçi haklarının alt işveren temlik edildiği sabit olmadığından davanın reddine karar vermek gerekmiştir. Dosya üzerinden hukukçu öğretim görevlisi bilirkişi ...'den alınan 11/07/2018 tarihli bilirkişi raporu ile; davacının ilama dayalı olarak ... 2. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına mahsuben 22/09/2017 tarihinde 18.905,78 TL ve 396,65 TL ise harç olmak üzere toplam 19.302,43 TL ödeme yaptığı, ödenmiş bulunan bu miktar paradan dolayı davacı ile davalı arasındaki iç ilişkiden kaynaklanan sorumluluğun doktrin tarafından kısmi borçluluk ilişkisi olarak Yargıtay uygulaması itibariyle de iş kanunun m.2 kapsamında birlikte sorumluluk olarak kabul edildiği ve kusur oranlarını belirleme imkanı olmadığından yarı yarıya sorumlulğun esas alınmasının gerektiğinin kabul edildiği, bu uygulama doğrultusunda davacının davalıdan rücu suretiyle talebi mümkün alacak miktarının 19.302,43 /2= 9.651,22 TL olduğu tespit edilmiş ise de yukarıdaki gerekçeler ile rapora itibar edilmemiştir. Tüm bu nedenlerden dolayı 3.kişi işçi tarafından talep edilipte davacı üst işveren tarafından ödenip, ödemenin alt işverene rücu sureti ile tahsili niteliğindeki davanın reddine'' şeklinde karar verildiği anlaşılmıştır. Davacı vekilinin işbu karara karşı istinaf kanun yoluna gitmesi sonrası İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi'nin 22.03.2023 tarih ... Esas...Karar sayılı ilamı ile ''Davacı ile davalı arasında 24/12/2012 tarihinde ...ihale kayıt numaralı iş kapsamında "... tesisleri ile çevresinin temizliği, bakımı, sosyal hizmetleri, yemek pişirme ve yemek servisi yapılması işi" için ihale lehtarı davalı ile hizmet alım sözleşmesi akdedildiği, sözleşmenin 8.2. maddesiyle ihale dökümanının bu sözleşmenin eki ve ayrılmaz parçası olarak kabul edildiği, ihale dökümanının idareyi ve yükleniciyi bağlayacağı sözleşme ile ihale dökümanı arasında farklılık olması halinde ihale dökümanında yer alan hükümlerin esas alınacak olduğu, bu kapsamda ihale dökümanının, hizmet işleri genel şartnamesi, idari şartname, sözleşme tasarısı, birim fiyat tarifleri, özel teknik şartname, teknik şartname ve açıklamalardan oluştuğu görülmektedir. Sözleşmenin 22.1. maddesinin "yüklenicinin sözleşme konusu iş ile ilgili çalıştıracağı personele ilişkin sorumlulukları, ilgili mevzuatın bu konuyu düzenleyerek emredici hükümleri ve genel şartnamenin 6. bölümünde belirlenmiş olup yüklenici bunları aynen uygulamakla yükümlüdür." şeklindedir. Hizmet işleri genel şartnamesinin 38. maddesinde ise ''Yüklenicinin çalıştırdığı işçilerin, işi yapılmakta olduğu bir iş kolu veya meslekte aynı tipteki bu iş için mevzuatla kabul edilenden daha az elverişli olmayan şartlarda çalışmalarını ve ücret almalarını sağlayacaktır. Ücret, yan ödeme ve çalışma şartlarının toplu sözleşme veya mevzuatla tespit edilmemiş olması halinde yüklenici, en yakın ve uygun bir bölgedeki işkolu veya meslekteki aynı bir iş için mevzuatla tespit edilenlerden daha elverişli olmayan ücret, yan ödeme ve çalışma şartlarını sağlayacaktır. Yüklenici, varsa alt yüklenicilerin bu çalışma şartlarına uymalarını sağlamak için gerekli tedbirleri alacaktır. ... Personel alacakları, hak ediş raporunun düzenlendiği tarihten önceki (için ücretleri ödeme günü öncesindeki) günleri için belirlenmiş sayılır. Bu tür alacakların üç (3) aylık tutarından fazlası hakkında idareye herhangi bir sorumluluk yüklenemez'' hükümleri yer almaktadır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava dışı işçiye ödenen işçilik alacağından hangi tarafın ne oranda sorumlu olduklarına ilişkin olup uyuşmazlığın çözümünde yukarıda ayrıntılı açıklandığı üzere öncelikle taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine göre ihtilafın çözümlenmesi gerekmektedir. Dava konusu olayda davacı ile davalılar arasında asıl işveren-alt işveren ilişkisi mevcut olup, davacı asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeriyle ilgili olarak İş Kanunu'ndan kaynaklanan yükümlülükler nedeniyle, alt işverenle birlikte müteselsilen sorumludur. Burada Kanundan kaynaklanan bir teselsül hali söz konusudur ve işçi alacağının güvence altına alınması amacıyla getirilmiş olan sadece işçilere karşı bir sorumluluktur. Asıl ve alt işveren arasındaki ilişkide ise iş hukuku değil, Borçlar Kanunu ve sözleşme hukuku esas alınacağından, uyuşmazlığın taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine göre çözümlenmesi gereklidir. Alacaklıya karşı müteselsilen sorumlu olan borçlular, kendi aralarındaki iç ilişkide, bu husustaki nihai sorumluluğun hangi tarafa ait olduğu konusunda bir anlaşma yapabilirler. Nitekim 818 sayılı Borçlar Kanunun 146. maddesinde "Borcun mahiyetinden hilafı istidlal olunmadıkça, müteselsil borçlulardan her biri alacaklıya yapılan tediyeden birbirine müsavi birer hisseyi üzerlerine almaya mecburdur. Ve hissesinden fazla tediyede bulunan, fazla ile diğerlerine rücu hakkını haizdir. Birinden tahsili mümkün olmayan miktar, diğerleri arasında mütesaviyen taksim olunur." (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 167. maddesi "Aksi kararlaştırılmadıkça veya borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça, borçlulardan her biri, alacaklıya yapılan ifadan, birbirlerine karşı eşit paylarla sorumludurlar. Kendisine düşen paydan fazla ifada bulunan borçlunun, ödediği fazla miktarı diğer borçlulardan isteme hakkı vardır.") şeklindeki hükümde de müteselsil borçlulardan her birinin alacaklıya yapılan ifadan birbirlerine karşı genel olarak eşit paylarla sorumlu oldukları ancak bunun aksinin kararlaştırılabileceği de açıkça belirtilmiştir. Bu nedenle uyuşmazlığın çözümünde öncelikle taraflar arasında imzalanan sözleşme hükümleri ve genel hukuk prensipleri dikkate alınarak bir sonuca gidilmesi gerekmektedir. Dosyada bulunan sözleşmeler incelenmiş olup, mevcut sözleşmelerin 22. maddesi ile yüklenicinin çalıştıracağı personele ilişkin sorumluluklarının genel şartnamenin 6. bölümünde belirlendiği belirtilmiştir. Taraflar arasında imzalanan hizmet alım sözleşmesi ile sözleşmenin eki niteliğinde bulunan idari ve teknik şartnamede, çalışan işçilerin hak ve alacaklarından hangi tarafın sorumlu olacağının açıkça düzenlenmiş olması halinde tarafların serbest iradeleri ile imzalamış oldukları sözleşme ve şartname hükümleri, tacir sıfatına haiz her iki tarafı da bağlayacağından, dava dışı işçiye ödenen bedellerden hangi tarafın sorumlu olduğunun tespiti için öncelikle dava dışı işçinin tabi olduğu tüm hizmet alım sözleşmeleri ve genel, idari, teknik şartnameler getirtilerek incelenmesi gerekmektedir. Sözleşme ve şartnamelerde, işçilere ödenen bedellerden alt yüklenicilerin sorumlu olacağı belirlendiği takdirde, her bir alt işveren kendi dönemi ile sınırlı olacak şekilde hesaplanacak olan bedelden tam olarak sorumludur. Eğer sözleşmede ve şartnamelerde bir hüküm yer almıyorsa bu durumda her bir alt işverenin sorumlu olduğu hesaplanan bedelden, davacı alt işverenlerle birlikte yarı oranında sorumludur. Bu nedenle dava dışı işçinin davalı işçisi olarak çalıştığı süre bir yıldan az olsa bile işçiyi çalıştırdığı süre ile orantılı olarak ödenen bedellerin davalılardan tahsiline karar verilmesi gerekmektedir. Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 23/03/2021 tarihli ...E. ... K. sayılı ilamında; "... Hizmet alım ihaleleri aynı yüklenici tarafından alındığı gibi, değişik yükleniciler tarafından da alınabilmektedir. Bu halde işyeri devri suretiyle işçiler yeni yükleniciye devredildiği için hizmet akitleri kesintiye uğramadan devam etmekte ve işçilik alacakları da bu doğrultuda hesaplanmaktadır. İşçiye ödenen kıdem tazminatı iş sözleşmesinin feshedildiği tarihteki giydirilmiş ücret üzerinden hesaplanmakta olup bu kıdem tazminatının tamamından işçiyi çalıştırdıkları dönemle orantılı olarak yükleniciler işverene karşı sorumludurlar. Yıllık izinler kullanılmadığı taktirde iş sözleşmesinin feshi ile ücrete dönüşmektedir. Sözleşmeyi feshedenin son yüklenici olduğu ve yıllık izinlerinde bu fesih ile ücrete dönüştüğü gözönüne alındığında yıllık izin ücretinden son yüklenici sorumlu olacaktır. İhbar tazminatından son işveren sorumludur. Bunların dışında hafta tatil ücreti, ücret alacağı, fazla mesai ücreti gibi işçiye ödenen tazminatlardan yükleniciler işverene karşı işçiyi çalıştırdıkları dönemle sınırlı olarak sorumlu olacaklardır." şeklindedir. Emsal ilamda ifade edildiği üzere yıllık izin ücreti ve ihbar tazminatının iş akdini haksız olarak fesheden işverenden tahsili gerektiği için, bu kalemlerden fer'ileri ile birlikte (takip tarihine kadar işlemiş faiz, ödeme tarihine kadar işlemiş faiz, icra ve mahkeme harçları da dahil) sadece son işveren sorumludur. Ayrıca işçilik alacakları davası neticesinde davacının ödediği yargılama giderleri, faiz ve vekalet ücreti açısından da davalı aleyhine hükmedilecek işçilik alacağı miktarına göre oranlama yapılarak hesap edilmesi gerekmektedir. Davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde ihale sözleşmelerinin tamamen tek taraflı bir şekilde genel işlem koşullu mahiyetinde düzenlendiği belirtilmiştir. O halde, mahkemece, dava dışı işçinin çalışma dosyası ve ... İş Mahkemesi'nin... Esas ve...Karar sayılı dosyası getirtilmeli, davacı alt işveren nezdinde çalıştığı dönemler tespit edilerek, yukarıda ifade edildiği gibi, mahkeme kararında hükmedilen kıdem tazminatından davalı alt işverenin kendi çalıştırdığı dönemle sınırlı sorumlu olmak üzere, ayrıca yargılama giderleri, faiz ve vekalet ücreti yönünden de davalı alt işverene rücu edilecek işçilik alacağı miktarına göre bir oranlama yapılarak davacının sorumlu olduğu miktar belirlenmelidir. Mahkemece dava dışı işçinin davalı şirket bünyesinde çalıştığı dönem tespit edilerek sorumlu olduğu miktarın hesaplanması için bilirkişi raporu alınmalı sonucuna göre karar verilmelidir. Eksik inceleme ile hüküm kurulması hatalı olmuştur. Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; kararın açıklanan gerekçeler doğrultusunda kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için 6100 sayılı HMK'nin 353-(1).a.6 maddesi gereğince dosyanın mahkemesine iadesine'' şeklinde karar verildiği anlaşılmıştır. Kaldırma kararı sonrası mahkememiz işbu esasında yapılan yargılamada dosyanın önceki bilirkişiye tevdii ile bozma ilamı doğrultusunda ek rapor alınmasına karar verilmiştir. Bilirkişiden alınan 10.08.2023 tarihli ek rapor ile davacının ... İş Mahkemesi'nin ...E. ... K. sayılı ilam konusu alacaklara ilişkin ... 2. İcra Dairesi'nin ... E. sayılı dosyasına 22.09.2017 tarihinde 18.905,78 TL ve 396,65 TL ise harc olmak üzere toplamda 19.302,43 TL ödeme yaptığı, Dava dışı işçinin davalı şirket bünyesinde davacının taşeronu olduğu döneme ilişkin çalışmasının 11.03.2010-09.06.2013 tarihleri ile sınırlı olduğu bu kapsamda hizmet süresinin 3 yıl 2 ay 29 gün olduğu, Son brüt ücret tutarının 1.166,70-TL olduğu, Bu anlamda dava dışı işçinin davalı şirketin hizmet dönemindeki çalışmasına esas toplam brüt kıdem tazminatı tutarının 3.787,25 TL olduğu, Yargılama giderleri, vekalet ücreti ve faize ilişkin ödenen toplam tutarın istinaf ilamına uygun olarak oranlama yöntemi ile hesap edildiği, Dosyada mübrez davacı ile davalı arasında akdedildiği iddia olunan hizmet alım sözleşmesinin kabul edilmemesi halinde istinaf ilamına ve kök rapora uygun olarak iç ilişkideki sorumluluğun kısmi borçluluk ilişkisi olduğu ve sorumluluğun İş Kanunu m.2 hükmü kapsamında birlikte sorumluluktan kaynaklandığının kabulü ile kusur oranlarını belirleme imkanı mevcut olmadığından yarı yarıya sorumluluğun esas alınmasının gerekliliği, dolayısı ile davacının davalıdan rücu edebileceği kısmın 4.624,32 TL olacağı, Taraflar arasında akdedilen hizmet alım sözleşmesinin 22. Maddesinde atıf yapılan Genel Şartname'nin kabulü halinde ise iç ilişkide rücu edilebilecek kısmın dava dışı 3. Kişi işçinin son brüt maaşının 3 katını aşamayacağı (1.166,70*3=3.500,10-TL) tespit edilerek, oranlama ile hesaplanan yargılama gideri, faiz ve vekalet ücreti dahil davacının davalıdan rücu edebileceği kısmın 8.551,00-TL olacağı tespit edilmiştir. Mahkememizin 20/03/2024 tarihli duruşma ara kararı ile Bozma ilamı sonrası alınan ek bilirkişi raporunda davacı tarafından icra dosyasına ve mahkeme dosyasına yapılan ödemelerin ayrı ayrı belirlenmediği ve ödemenin yapıldığı tarihine ilişkin faiz hesaplamasının yapılmadığı ve ek rapor düzenlenirken dava dışı ...’a ait tüm hizmet alım sözleşmeleri ve genel, idari, teknik şartnameler getirilmeden inceleme yapıldığı görülmekle, dosyanın borçlar ve icra iflas hukuku alanında uzman bilirkişi ve iş hukuku alanında uzman bilirkişiye tevdii ile bam bozma ilamında yer alan hususlardan olan “Sözleşme ve şartnameler incelenerek dava dışı ...’a ait kıdem tazminatına konu kalemlerden fer'ileri ile birlikte (takip tarihine kadar işlemiş faiz, ödeme tarihine kadar işlemiş faiz, icra ve mahkeme harçları da dahil) kalemler halinde belirlenmek suretiyle; ... İş Mahkemesi’nin ...Esas ... Karar sayılı ilama konu işçilik alacakları davası neticesinde davacının ödediği yargılama giderleri, faiz ve vekalet ücreti açısından da davalı aleyhine hükmedilecek işçilik alacağı miktarına göre oranlama yapılarak ;davacı alt işveren nezdinde çalıştığı dönemler tespit edilerek, mahkeme kararında hükmedilen kıdem tazminatından davalı alt işverenin kendi çalıştırdığı dönemle sınırlı sorumlu olmak üzere, ayrıca yargılama giderleri, faiz ve vekalet ücreti yönünden de davalı alt işverene rücu edilecek işçilik alacağı miktarına göre bir oranlama yapılarak davacının sorumlu olduğu miktarın icra dosyası ve mahkeme dosyasında ayrı ayrı kalemler halinde belirlenmesine karar verilmiştir. Nitelikli Hesaplamalar Uzmanı ... ve ...'den alınan 11.10.2024 tarihli bilirkişi raporu ile ... Şirketi’nde ... tarihleri arasında çalıştığı, çalıştığı döneme ilişkin olarak bu şirketin sorumluluk oranının 0,05 olduğu kabul edilerek 988,21.-TL’lik (0,05 x19.302,43.-TL =988,21.-TL)kısımdan sorumlu olabileceği, .. Şti- ... ’nde 01.03.2007-09.04.2008 tarihleri arasında çalıştığı, çalıştığı döneme ilişkin olarak bu şirketin sorumluluk oranının 0,17 olduğu kabul edilerek 3.231,92.-TL’lik (0,17 x19.302,43.-TL =3.231,92.-TL) k kısımdan sorumlu olabileceği,... Şti. Ortak Gir.’nde 10.04.2008-11.03.2010 tarihleri arasında çalıştığı, çalıştığı döneme ilişkin olarak bu şirketin sorumluluk oranının 0,29 olduğu kabul edilerek 5.605,24.-TL’lik (0,29 x 19.302,43=5.605,24 ) kısımdan sorumlu olabileceği, ... Ltd.’nde 11.03.2010-09.06.2013 tarihleri arasında çalıştığı, çalıştığı döneme ilişkin olarak bu şirketin sorumluluk oranının 0,49 olduğu kabul edilerek 9.477,06.-TL’lik (0,49 x 19.302,43=9.477,06.-TL ) kısımdan sorumlu olabileceği tespit edilmiştir. Tüm dosya kapsamında yapılan değerlendirmede davacı ... tesisleri ile çevrenin temizliği, bakımı, sosyal hizmetleri, yemek pişirme ve yemek servisi yapılması işi için 24/12/2012 tarihinde taraflar arasında sözleşme imzalandığı, sözleşmenin 9. Maddesinde işin süresinin 36 ay olarak belirlendiği; sözleşmenin 14. Maddesinde ihale konusu hizmetin gerçekleştirilebilmesi için çalıştırılacak 506 sayılı kanuna tabi personelin,sayı ve günlük çalışma saatinin belirlenmesi kaydıyla yapılacak ödemelerin tespit edildiği; sözleşmenin 22. Maddesinde yüklenicinin sözleşme konusu iş ile ilgili çalıştıracağı personele ilişkin sorumlulukları ilgili mevzuatın bu konuyu düzenleyen emredici hükümleri ve Genel Şartnamenin 6. Bölümünde belirlenmiş olup yüklenici bunları aynen uygulamakla yükümlü olduğu tespit edilmiştir. Sözleşme ekinde yer alan Ek 8 Hizmet İşleri Genel Şartnamesi 6. Bölümde "yüklenicinin çalıştırdığı personel,çalışanların hakları ve çalışma şartları"nın düzenlendiği; m.38'de 4. Bentte personel alacakları, hakediş raporunun düzenlendiği tarihten önceki (işçi ücretleri ödeme günü öncesindeki) günler için belirlenmiş sayılır. Bu tür alacakların 3 aylık tutarından fazlası hakkında idareye herhangi bir sorumluluk düşmeyeceği kararlaştırıldığı anlaaşılmıştır. ... İş Mahkemesi'nin...Esas ... Karar sayılı ilamında davacısı ... olan davalıların iş bu mahkememizin tarafları olan davacı ve davalının olduğu; ilgili ilamda davalı Saytem'in işçisi olarak çalışan ...'ın 02/06/2013 tarihinde evlenmesi nedeniyle kıdem tazminatı alacağının talep edildiği mahkememiz davacının asıl işveren mahkememiz davalısının alt işveren olduğu tespit edilerek 7.900,81 TL brüt kıdem tazminatının sözleşmenin fesih tarihinden itibaren işleyecek en yüksek banka mevduat faizi ile birlikte ödenmesine karar verildiği anlaşılmıştır. İş bu ilamın ... (Kapatılan) 6. İcra Müdürlüğü'nün ...Eski esas- ... 2. İcra Müdürlüğü'nün ...Esas sayılı takip dosyasında 05/09/2017 tarihinde davacı ... tarafından 3.992,59 TL ve 22/09/2017 tarihinde davacı ... tarafından 14.913,19 TL tahsilat toplamda 18.905,78 TL yapıldığı anlaşılmıştır. Bozma ilamı öncesi alınan 11/07/2018 tarihli bilirkişi raporunda davacı tarafından yapılan icra dosyası karar harcı ile toplam 19.302,43 TL iç ilişkideki sorumluluğun kısmi borçluluk ilişkisi olduğu ve yarı yarıya sorumluluğun esas alınması gerektiği; hesap uzmanı tarafından davadışı işçinin son brüt maaşının 3 katının ödenmiş kısmından mahsup yapılarak tespit edilmesi gerektiğinin belirtildiği anlaşılmıştır. Bozma ilamı sonrası alınan 10/08/2023 tarihli bilirkişi raporunda davadışı işçinin çalışma süresinin 3 yıl 2 ay 29 gün olduğu; son aylık brüt ücret tutarının 1.166,70 TL olduğu ve yapılan hesaplamada 8.551,00 TL olacağı tespit edildiği ancak davacı tarafından icra dosyasına ve mahkeme dosyasına yapılan ödemelerin ayrı ayrı belirlenmediği ve ödemenin yapıldığı tarihine ilişkin faiz hesaplamasının yapılmadığı ve ek rapor düzenlenirken dava dışı ...’a ait tüm hizmet alım sözleşmeleri ve genel, idari, teknik şartnameler getirilmeden inceleme yapıldığı görülmekle iş bu raporlar hükme esas alınmamıştır. Bozma ilamı doğrultusunda ... müzekkere cevabı ile davadışı işçi ...'a ait işe giriş- çıkış belgelerinin dosyaya ibraz edildiği ve taraflar arasındaki sözleşme, teknik ve idari şartnameler dikkate alınarak bozma ilamında yer alan eksiklikler tamamlandıktan sonra alınan 11.10.2024 tarihli bilirkişi raporu dikkate alındığında, taraflar arasında imzalana hizmet alım sözleşmesi ile davalının kendi işçisi ile hizmetin yerine getirilmesini amaçlamıştır. Hizmet alımı tip sözleşmelerinde asıl işverenin, alt işveren yüklenici tarafından çalıştırılan işçinin ücretinin ödenmesi, sosyal haklarının takibi gibi denetim dışında işçiye karşı bir sorumluluğu bulunmamaktadır. İşçilik alacakları asıl işveren tarafından ödenen işçinin, alt işverenin (yüklenicinin) işçisi olması, sözleşme ücretine işçinin ücret ve sosyal haklarının dahil olması nedeniyle, asıl işveren ve alt işveren arasındaki sözleşmede, "asıl işverenin işçilik alacaklarından sorumlu olacağına" dair bir hüküm bulunmaması durumunda, asıl işverenin bu sıfatla işçiye ödemek zorunda kaldığı işçilik alacaklarının ve ferilerinin tamamını, işçiyi çalıştıran alt işverenlerden (yüklenicilerden) rücuen talep etme hakkı bulunduğu; taraflar arasında sözleşme kapsamında kıdem tazminatının yüklenicinin ve işverenin hangi oranda sorumlu olduğuna dair bir hüküm bulunmadığı, hizmet sözleşmesi gereği çalışan personelin ücret ve diğer işçilik alacaklarından kaynaklı hakediş raporunun düzenlendiği tarihten 3 aya kadar sorumlu olduğu kararlaştırılmıştır. Davadışı işçinin iş bu davanın tarafları dışında yer aldığı şirketlere ilişkin işe giriş- çıkış belgelerinin dosyaya ibraz edildiği; kıdem tazminatının her bir şirketin kendi çalıştırdıkları döneme ilişkin çalıştırdığı dönem gün hesabı yapılarak, ödenen tutar davacının çalışmış olduğu toplam güne (2383) bölünmek suretiyle günlük kıdem tazminatına isabet eden günlük tutar (7.900,81.-TL/ 2383 gün =3,315489.- TL) tespit edilecek olup bu(3,315489.- TL) tutar her bir alt taşeronda yükleniciden geçen sürelerin çarpımı sonucu yüklenicilerin sorumlu olduğu kıdem tazminatı hesabı tespit edilerek ... İş Mahkemesi'nin ...Esas ... Karar sayılı ilamında yer alan tutarın (7.900,81.-TL) oranlanması suretiyle yüklenicilerin orantısal yükümlülükleri tespit edilecektir. Ayrıca icra dairesine ödenen tutar (19.302,43.-TL) yüklenicilerin orantısal yükümlülükleriyle çarpılmak suretiyle her bir yükleniciye ait tutar tespit edildiği davalı ... Tic.Ltd 11.03.2010-09.06.2013 tarihleri arasında çalıştığı, çalıştığı döneme ilişkin olarak bu şirketin sorumluluk oranının 0,49 olduğu kabul edilerek 9.477,06.-TL’lik (0,49 x 19.302,43=9.477,06.-TL ) kısımdan sorumlu olacağı anlaşılmakla Yargıtay 15. HD ...Esas ... Karar sayılı ilamı ve Yargıtay 6. HD ...Esas ...Karar sayılı ilamı da dikkate alınarak" 1. Hizmet alım sözleşmeleri; ihale şartları ile belirlenen işin sözleşmede kararlaştırılan bedel ile yapılmasının üstlenildiği sözleşmelerdir. Bu sözleşme türünde yüklenicinin edimi, hizmetin kendi işçisi ile yerine getirilmesi, işverenin edimi ise sözleşme bedelinin ödenmesidir. Sözleşme kapsamında yapılması gereken iş yüklenici işçisi tarafından yerine getirilecektir. İş aktinin yüklenici ile işçi arasında yapıldığı hususu ihtilaflı değildir. SGK kayıtları da bu hususu doğrulamaktadır. Hizmet alımı tip sözleşmelerinde işverenin, yüklenici tarafından çalıştırılan işçinin ücretinin ödenmesi, sosyal haklarının takibi gibi denetim dışında işçiye karşı bir sorumluluğu yoktur. İşveren ile yüklenicinin İş Kanununa göre işçiye karşı müteselsilen sorumlu olmasına rağmen rücu ilişkisinde taraflar arasında imzalanan sözleşmenin uygulanması sözleşme hukukunun en temel ilkelerindendir. 2. İşçilik alacakları işveren tarafından ödenen işçinin; yüklenici işçisi olması, sözleşme ücretine işçinin ücret ve sosyal haklarının dahil olması, işverenin işçilik alacaklarından sorumlu olacağına dair sözleşmede bir hüküm bulunmaması hususları nazara alındığında davacı işverenin işçiyi çalıştıran yüklenicilerden ödediği bedeli ve ferilerinin tamamını talep etme hakkı bulunduğunun kabulü gerekir. 3. Hizmet alım ihaleleri aynı yüklenici tarafından alındığı gibi, değişik yükleniciler tarafından da alınabilmektedir. Bu halde işyeri devri suretiyle işçiler yeni yükleniciye devredildiği için hizmet akitleri kesintiye uğramadan devam etmekte ve işçilik alacakları da bu doğrultuda hesaplanmaktadır. 4. İşçiye ödenen kıdem tazminatı iş sözleşmesinin feshedildiği tarihteki giydirilmiş ücret üzerinden hesaplanmakta olup bu kıdem tazminatının tamamından işçiyi çalıştırdıkları dönemle orantılı olarak yükleniciler işverene karşı sorumludurlar." 11.10.2024 tarihli bilirkişi raporu ile yukarıda izah edilen tespitlerin ve hesaplamaların yapıldığı anlaşılmakla davalının sorumlu olduğu 9.477,06 TL’nin olduğu anlaşılmıştır. İstanbul BAM 18. HD ... Esas ...Karar sayılı ilamında "Yargıtay 13.Hukuk Dairesi'nin ... Esas, ...Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere, rücuen tazminat davalarında davacı kurumun yaptığı ödeme tarihinden itibaren faiz yürütülmesi gerekli olup davacı istinaf nedeninde haklıdır.HMK 355. maddesi gereğince davacı tarafın istinaf sebebiyle sınırlı olarak yapılan incelemede; istinaf talebinin yerinde olduğu ve dava dışı işçiye yapılan ödemenin ödeme tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte tahsiline dair karar verilmek üzere dairemizce hüküm kurulması gereklidir." dikkate alındığında davacının ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsilini talep edebileceği anlaşılmakla neticeten davacının davasının kısmen kabulüne, 9.477,06 TL’nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsili ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacının davasının kısmen kabulüne, 9.477,06 TL’nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsili ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesi gereğince hükmolunan kısım üzerinden hesaplanan 647,38 TL nispi karar harcından peşin yatırılan 329,64 TL harçtan mahsubu ile noksan 317,74 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına, 3-Davacı vekili lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesi gereğince hükmolunan kısım üzerinden hesaplanan 9.477,06 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine, 4-Davalı vekili lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesi gereğince reddedilen kısım üzerinden hesaplanan 9.477,06 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalı tarafa verilmesine, 5-Davacı tarafından yapılan toplam 8.623,50 TL yargılama giderinden davanın kabul red miktar ve oranı göz önüne alınarak hesaplanan 4.233,94 TL yargılama giderinin ve 329,64 TL peşin harç ve 31,40 TL başvurma harcı toplamı 4.594,98 TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 5-Taraflarca yatırılan ve bakiye kalan gider avansının kararın kesinleşmesi halinde kendilerine iadesine, Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı HMK'nun 341/1 vd. maddeleri uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize ya da mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine istinaf dilekçesi sunulmak ve istinaf başvurma ve karar harcı ile istinaf gider avansı yatırılmak suretiyle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi İlgili Hukuk Dairesince incelenmesi için tarafların istinaf kanun yoluna başvuru hakkı açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 08/01/2025 KATİP ... ¸e-imzalıdır HAKİM ... ¸e-imzalıdır

Atıf: İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/248, K. 2025/5, T. 08.01.2025, www.arakarar.com/karar/istanbul-1-asliye-ticaret-mahkemesi-2023-248-e-2025-5-k-5a1362104846