İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/790 E. 2024/817 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2022/790
Karar No
2024/817
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2022/790 Esas KARAR NO : 2024/817 DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 14/10/2022 KARAR TARİHİ : 12/11/2024 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Dava/ Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 28.08.2020 tarihinde müvekkiline ait ... plakalı araç ile davalı sigortacı şirketle sigortalanmış ... plakalı araç arasında maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, Karayolları Trafik Kanunu 99.maddesine göre sigortacıların, hak sahibinin zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartlarıyla belirlenen belgeleri, sigortacının merkez veya kuruluşlarından birine ilettiği tarihten itibaren sekiz iş günü içinde zorunlu mali sorumluluk sigortası sınırları içinde kalan miktarı hak sahibine ödemek zorunda olduğunu, müvekkilinin davalı-borçlu sigorta şirketine başvuru yapmasına rağmen, sigorta şirketinin kanunun emrettiği 8 iş günü içerisinde ödemek zorunda olduğunu, tazminatı ödemediğini, müvekkilinin haklarını sebepsiz yere ödemeyerek ihmal ettiğini, ödemekle zorunlu olduğu tazminatı sürünceme de bırakarak sebepsiz zenginleşmeye gittiğini, tahsil etmeleri gereken tazminat alacaklarını yasal süresinde tahsil edemediklerini, alacağın zamanında tahsil edilememesinden ve yasal faizi aşan zararın ortaya çıkmış olması sebebiyle aşkın zarar taleplerine ilişkin huzurdaki davayı açma zaruretinin doğduğunu, davalı tarafça sigortalanan aracın kusurlu bulunduğunu, müvekkilinin kusursuz olduğu dikkate alındığında davalının müvekkilini zarar uğratmak maksadıyla herhangi bir ödeme yapmadığını, bunun üzerine ... tarihinde ...sayılı dosya ile Sigorta Tahkim Komisyonu'na başvurduklarını, değer kaybı bedeli tazminatı talep edildiğini, komisyonun...numaralı kararıyla "talebin kabulü ile 6.072,00-TL değer kaybının ve bu miktara 03.05.2021 tarihinden itibaren uygulanacak yasal faizin sigorta şirketinden alınarak başvuru sahibine ödenmesine, 250,00-TL başvuru harcının ve 300,00-TL bilirkişi ücretinin sigorta şirketinden alınarak başvuru sahibine ödenmesine, başvuru sahibi vekille temsil edildiğinden AAÜT'ye göre 4.080,00 -TL vekalet ücretinin sigorta şirketinden alınarak ilgiliye ödenmesine, 5684 sayılı Kanunun 30/12. Maddesi hükmü gereği, kararın bildirim tarihinden itibaren 10 gün içinde Sigorta Tahkim Komisyonu nezdinde itiraz yolu açık olmak üzere karar verildi" şekilde karar verildiğini, müvekkilinin borcu tahsil etmek amacıyla 01.09.2020 tarihinde borçluyu temerrüde düşürdüğünü ancak borcun 27.09.2021 tarihinde ... 10. İcra Dairesi ...E. Sayılı dosyasından yapılna icra takibi ile tahsil edebildiğini, müvekkilinin davalıdan talep ettiği değer kaybı bedeli tazminatının temerrüde düşürdüğü tarihteki alım gücü ile tahsil edeceği tarihteki alım gücünün aynı olmayacağını ve müvekkilinin zarara uğrayacağını, dosyada tahsil edilen faiz oranı ile alacaklı müvekkilinin zararını karşılar nitelikte bir bedel olmadığını, müvekkilinin alacağını zamanında tahsil edememesinden kaynaklanan belirsiz olan munzam zararın şimdilik 100,00 TL'sinin davalıdan avans faiz ile tahsilini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı yana tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. SAVUNMA/ Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın görevsiz mahkemede ikame olduğunu, başvuru sahibine ait aracın ticari değil hususi kullanıma tahsis edilmiş bir araç olduğunu, davanın ticari dava niteliği taşımadığın, HMK madde 2 hükmü uyarınca davanın görülmesinde Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevli olduğunu, munzam zararın mal varlığında faiz ile giderilmesi mümkün olmayan aşkın bir zarar olduğunu, munzam zarara uğranıldığını ispat yükünün davacının üzerinde olduğunu, munzam zararın objektif değil subjektif bir zarar olduğunu ve kişiye/duruma göre değişiklik göstermekte olduğunu, bu durumda uğratılan zararın miktar olarak davacı tarafından tam olarak belirlenebilir olmasının beklendiğini, dava konusu zarar niteliğinin belirsiz alacak davası ile örtüşmediğinden bahisle huzurdaki başvurunun usulden reddini talep ettiklerini, 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 97. Maddesinde düzenlenen sigortacıya başvuru şartı yerine getirilmeden dava yoluna başvurulduğunu, davacı tarafın munzam zarar iddiasını ispata yarar belgeleri, vekili olduğu şirkete iletmeksizin dava ikame ettiğini, başvuru şartı yerine getirilmeden dava şartının noksan olduğunu, vekili olduğu şirketüin sorumluluğunun Karayolları Motorlu Araçlar Mali Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları ile sınırlı olduğunu, riziko tarihinin 28.08.2020 olduğunu ve huzurdaki davanın ise 14.10.2022 tarihinde ikame edildiğini, Genel Şartların C.8. Maddesi uyarınca (motorlu araç kazalarından doğan zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin, zarar ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve herhalde, kaza gününden başlayarak on yıl içinde zamanaşımına uğrar) davacı taleplerinin zamanaşımına uğradığını, davalı şirketin sorumluluğunun Karayolları Motorlu Araçlar Mali Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları ile sınırlı olduğunu, diğer yandan Genel Şartların "Teminat Dışı Kalan Haller" kenar başlıklı A.6. Maddesinin 1/k bendinde "gelir kaybı, kar kaybı, iş durması ve kira mahrumiyeti gibi zarar verici olguya bağlı olarak oluşan yansıma veya dolaylı zararlar nedeniyle yöneltilecek tazminat talepleri "nin, trafik sigortası poliçesi teminatı dışında olduğunu, Sigorta Tahkim Komisyonu Uyuşmazlık Hakem Heyeti'nin... numaralı ve 28.09.2022 tarihli kararında "Aşkın zarar talebine ilişkin talepler ZMS'nin teminat kapsamı içerisinde yer almadığından dolayı zarar olarak değerlendirmiş olup Yargıtay kararları doğrultusunda başvuran tarafın 10,00TL aşkın zarar talebinden davalı sigorta şirketinin sorumlu olmadığı kanaatine varılmış; başvuru sahibinin işbu talebinin reddine karar verilmiştir" şeklinde karar verildiğini, munzam zararın, borçlu temerrüde düşmeden borcunu ödemiş olsaydı, alacaklının mal varlığının kazanacağı durum ile temerrüt sonucunda ortaya çıkan ve oluşan durum arasındaki fark olduğunu, somut olayda her iki durum arasında fark olmadığı ve davacının zarara uğramadığını açık olmakla birlikte bu zarar miktarının hesaplanabilmesi için iki yöntem bulunduğunu, yöntemlerden birincisinin somut yöntem, ikincisinin ise soyut yöntem olduğunu, dava dilekçesinden anlaşılacağı üzere davacı tarafın munzam zararı soyut yöntem ile ispat etme gayreti içerisinde olduğunu, ancak taraflar arasında bir sigorta sözleşmesi bulunduğundan yerleşik kararlar ve doktrindeki görüşler uyarınca davacı tarafından somut bir yöntem ile iddia edilen munzam zararın ispat edilmesi gerektiğini, davacının munzam zarar talebine dayanak olarak yüksek enflasyonu gösterdiğini, oysa Yargıtay istikrarlı kararlarında, munzam zararın objektif değil subjektif bir zarar olduğunu ve enflasyon, kur artışı vb genel durumların munzam zarar olarak değerlendirilemeyeceği yönünde olduğunu, davanın öncelikle usulden reddini, işin esasına girilmesi halinde esastan reddini, aksi takdirde sorumluluğun azami poliçe teminatı ile sorumlu tutulmasını, kabul anlamına gelmemek üzere aleyhe hüküm kurulması halinde ise poliçe limiti ve sigortalının kusur oranı dikkate alınarak hüküm kurulmasını, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı davacıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER VE GEREKÇE/ Dava, haksız fiilden kaynaklanan tazminat davasıdır. Dava konusu uyuşmazlığın, davacıya ait ... Plakalı araç ile davalı sigorta şirketi ile sigortalanmış ... Plakalı araç arasında meydana gelen maddi hasarlı trafik kazası nedenine dayalı davacı yanın davalı sigorta şirketinden talep etmiş olduğu munzam zarar istemine, hususlarından kaynaklandığı anlaşılmış olup ispat yükü davacıda bulunmaktadır. Bu hususun tespiti hukuk dışında özel ve teknik bilgiyi gerektiren hal olduğundan 6100 sayılı HMK m.266 gereği mahkemenin tarafların talebi yahut kendiliğinden vereceği karar ile bu hususları bilirkişiye tespit ettirmesi mümkündür. Mahkememizce verilen 05/03/2024 tarihli 1 nolu ara kararı gereğince dosyanın mahkememizce resen seçilecek bir mali müşavir, bir sözleşme konusunda akademisyen bilirkişiye tevdi ile dosya kapsamı ile davacının iddia ettiği alacak bakımından davalının temerrüte düştüğü 01/09/2020 tarihi ile fiili ödemenin yapıldığı 27/09/2021 tarihi arasında munzam zarar oluşup oluşmadığı, oluşması halinde miktarının ne olabileceği, bu zararın davalıdan istenilip istenilmeyeceği hususunda rapor alınmasına karar verilmiş olup, mahkememizce belirlenen bilirkişiler ... ile ... tarafından müştereken hazırlanan 27.05.2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle; "davacı ... yönetimindeki ... plakalı ...markalı araç ile davalı şirket tarafından Trafik sigortası yapılan ... yönetimindeki ... Plakalı ... markalı aracın 28.08.2020 tarihinde maddi hasarlı kaza yaptığını, kazada davalı şirket tarafından sigorta ettirilen aracın 96100 kusurlu bulunduğunu, davacının 19.04.2021 tarihinde sigorta şirketine başvuru yaptığının ancak davalı şirket tarafından müspet cevap verilmediğinin ifade edildiğini, yapılan inceleme neticesinde görevlendirilen bilirkişi tarafından 31.08.2021 tarihinde değer kaybına ilişkin rapor sunulduğu, rapora göre davacının aracında 8.500,00 TL tutarında değer kaybının meydana geldiğinin tespit edildiğini, davalı sigorta şirketinin 19.04.2021 tarihinden itibaren 8 iş günü içerisinde ödeme yapmaması nedeniyle 03.05.2021 tarihinde temerrüde düştüğünün ifade edilerek 03.05.2021 tarihinden itibaren faiz ödemekle yükümlü olduğunun ifade edildiğini, kusurlu olan ... Plakalı aracın hususu olması sebebiyle yasal faiz oranına göre hesaplama yapıldığını, davacıya ait araçta 8.500,00 TL tutarında değer kaybının hesap edildiğini, sigorta şirketi tarafından değer kaybı olarak davacıya yapılan 2.428,00 TL tutarındaki ödemenin tenzili sonucu kalan değer kaybının 6.072,00 TL tutarında olduğunu, raporun sonuç kısmında ise, talebin kabulü ile 6.072,00 TL değer kaybının ve bu miktara 03.05.2021 tarihinden itibaren uygulanacak yasal faizin sigorta şirketinden alınarak başvuru sahibine ödenmesine, 250,00 TL başvuru harcının ve 300,00 TL bilirkişi ücretinin sigorta şirketinden alınarak başvuru sahibine ödenmesine, başvuru sahibi vekille temsil edildiğinden AAÜT'ye göre 4.080,00 TL vekalet ücretinin sigorta şirketinden alınarak ilgiliye ödenmesine, karar verildiği tespit edildiğini, dosyaya sunulu dilekçeler ve Sigorta Tahkim Komisyonu Uyuşmazlık Hakem Kararının incelenmesi neticesinde, davacı ...yönetimindeki ... plakalı ... markalı araç ile davalı şirket tarafından Trafik sigortası yapılan ... yönetimindeki ... Plakalı ... markalı aracın 28.08.2020 tarihinde maddi hasarlı kaza yaptığı, kazada davalı şirket tarafından sigorta ettirilen aracın %100 kusurlu bulunduğunu, bu minvalde davalı sigorta şirketi tarafından davacıya 17.12.2020 tarihinde gerçekleşen kaza için 2.130,32 TL hasar ödemesi yapıldığı tespit edildiğini, sonraki süreçte davacının 19.04.2021 tarihinde değer kaybı için davalı sigorta şirketine değer kaybı için başvuru yaptığını, davalı şirketten müspet cevap gelmemesi üzerine Sigorta Tahkim Komisyonuna değer kaybı tazminatı için başvuru yaptığını, bu aşamalar sürerken davalı sigorta şirketi tarafından 29.04.2021 tarihinde davacıya 2.428,00 TL tutarında değer kaybı tazminatı ödemesi yaptığı anlaşıldığını, davacının başvurusunu değerlendiren Sigorta Tahkim Komisyonu Uyuşmazlık Hakemi 14.09.2021 tarihli kararıyla, davacıya ait araçta 8.500,00 TL tutarında değer kaybı hesap ettiğini, sigorta şirketi tarafından değer kaybı olarak davacıya 29.04.2021 tarihinde yapılan 2.428,00 TL tutarındaki ödemenin tenzili sonucu kalan değer kaybının 6.072,00 TL tutarında olduğunu sonucuna vardığı, netice olarak, davacı talebinin kabulü ile 6.072,00 TL değer kaybının ve bu miktara 03.05.2021 tarihinden itibaren uygulanacak yasal faizin sigorta şirketinden alınarak başvuru sahibine ödenmesine karar verdiği tespit edildiğini, dosyaya mübrez dekont ve ... 10. İcra Dairesi'nin 27.09.2021 tarihli reddiyat makbuzundan, davacının Sigorta Tahkim Komisyonu Uyuşmazlık Hakem kararına istinaden belirlenen alacağını Anadolu 10. İcra dairesi kanalıyla 27.09.2021 tarihinde 6.990,08 TL tutarıyla tahsil ettiği tespit edildiğini, 05.03.2024 tarihli ara kararı ile heyetimizden dosya kapsamı ile davacının iddia ettiği alacak bakımından davalının temerrüde düştüğü 01.09.2020 tarihi ile fiili ödemenin yapıldığı 27.09.2021 tarihi arasında munzam zarar oluşup oluşmadığını, oluşması halinde miktarının ne olabileceğini, bu zararın davalıdan istenilip istenilmeyeceği hususunda rapor hazırlanmasını istediği görüldüğünü, dava konusunun munzam zarar talebi olduğunu, davacının ekonomik şartlar sonucu ortaya çıkan olumsuzluklar gibi genel ve soyut hususlardan ziyade geç ödeme nedeniyle davacının kendisinin, şahsen ve somut olarak uğradığı zarar kapsamında munzam zarar talep edebileceğini, dosya kapsamı incelendiğinde, aşkın zararı ortaya koyan bir bilgi yahut belgeye dosya kapsamında rastlanılamadığı" yönünde rapor düzenlendiği görülmüştür. Dosyaya mübrez 31.10.2022 tarihli Sigorta Tahkim Komisyonu dosyasının ve 14.09.2021 tarih ve ... sayılı Sigorta Tahkim Komisyonu Uyuşmazlık Hakem Kararının incelenmesinde, davacı ... yönetimindeki ... plakalı .. markalı araç ile davalı şirket tarafından Trafik sigortası yapılan ... yönetimindeki ... Plakalı ... markalı aracın 28.08.2020 tarihinde maddi hasarlı kaza yaptığı, kazada davalı şirket tarafından sigorta ettirilen aracın 96100 kusurlu bulunduğu, davacının 19.04.2021 tarihinde sigorta şirketine başvuru yaptığının ancak davalı şirket tarafından müspet cevap verilmediğinin ifade edildiği, yapılan inceleme neticesinde görevlendirilen bilirkişi tarafından 31.08.2021 tarihinde değer kaybına ilişkin rapor sunulduğu, rapora göre davacının aracında 8.500,00 TL tutarında değer kaybının meydana geldiğinin tespit edildiği, davalı sigorta şirketinin 19.04.2021 tarihinden itibaren 8 iş günü içerisinde ödeme yapmaması nedeniyle 03.05.2021 tarihinde temerrüde düştüğünün ifade edilerek 03.05.2021 tarihinden itibaren faiz ödemekle yükümlü olduğunun ifade edildiği,Davacıya ait araçta 8.500,00 TL tutarında değer kaybının hesap edildiği, sigorta şirketi tarafından değer kaybı olarak davacıya yapılan 2.428,00 TL tutarındaki ödemenin tenzili sonucu kalan değer kaybının 6.072,00 TL tutarında olduğu anlaşılmıştır. Dosyaya sunulu dilekçeler ve Sigorta Tahkim Komisyonu Uyuşmazlık Hakem Kararının incelenmesi neticesinde, davacı ...eki ... plakalı...markalı araç ile davalı şirket tarafından Trafik sigortası yapılan ... yönetimindeki ... Plakalı ... markalı aracın 28.08.2020 tarihinde maddi hasarlı kaza yaptığı, kazada davalı şirket tarafından sigorta ettirilen aracın %100 kusurlu bulunduğu, bu minvalde davalı sigorta şirketi tarafından davacıya 17.12.2020 tarihinde gerçekleşen kaza için 2.130,32 TL hasar ödemesi yapıldığı, daha sonra davacının 19.04.2021 tarihinde değer kaybı için davalı sigorta şirketine değer kaybı için başvuru yaptığı, davalı şirketten müspet cevap gelmemesi üzerine Sigorta Tahkim Komisyonuna değer kaybı tazminatı için başvuru yaptığı, bu aşamalar sürerken davalı sigorta şirketi tarafından 29.04.2021 tarihinde davacıya 2.428,00 TL tutarında değer kaybı tazminatı ödemesi yaptığı anlaşılmaktadır. Davacının başvurusunu değerlendiren Sigorta Tahkim Komisyonu Uyuşmazlık Hakemi 14.09.2021 tarihli kararıyla, davacıya ait araçta 8.500,00 TL tutarında değer kaybı hesap ettiği, sigorta şirketi tarafından değer kaybı olarak davacıya 29.04.2021 tarihinde yapılan 2.428,00 TL tutarındaki ödemenin tenzili sonucu kalan değer kaybının 6.072,00 TL tutarında olduğunu sonucuna vardığı, netice olarak, davacı talebinin kabulü ile 6.072,00 TL değer kaybının ve bu miktara 03.05.2021 tarihinden itibaren uygulanacak yasal faizin sigorta şirketinden alınarak başvuru sahibine ödenmesine karar verdiği, dosyada mübrez dekont ve İstanbul Anadolu ... İcra Dairesi'nin 27.09.2021 tarihli reddiyat makbuzundan, davacının, Sigorta Tahkim Komisyonu Uyuşmazlık Hakem kararına istinaden belirlenen alacağını ... 10. İcra dairesi kanalıyla 27.09.2021 tarihinde 6.990,08 TL tutarıyla tahsil ettiği tespit edilmiştir. Uyuşmazlık konusu ihtilafın davacının iddia ettiği alacak bakımından davalının temerrüde düştüğü 01.09.2020 tarihi ile fiili ödemenin yapıldığı 27.09.2021 tarihi arasında munzam zarar oluşup oluşmadığı, oluşması halinde miktarının ne olabileceği, bu zararın davalıdan istenilip istenilmeyeceği hususundan kaynaklandığı anlaşılmaktadır. İstanbul BAM 43. HD ... Esas ... Karar sayılı ilamında da" Munzam(aşkın) zarar 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 122/1. Maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre, alacaklı, temerrüt faizini aşan bir zarara uğramış olursa, borçlu kendisinin hiçbir kusuru bulunmadığını ispat etmedikçe, bu zararı da gidermekle yükümlüdür. Dava konusu edilen zararın yasal dayanağını oluşturan Türk Borçlar Kanunu'nun 122. maddesi hükmüne göre, borcun ödenmemesi veya geç ödenmesi nedeniyle alacaklı geçmiş günler için öngörülen faizle karşılanamayacak bir zarara uğramış ise, borçlu, geç ödemeden dolayı kendisinin hiçbir kusurunun bulunmadığını kanıtlamadıkça bu zararı da karşılamak zorundadır. Yasa bu hüküm ile alacaklıya temerrüt faizini aşan zararını borçludan isteme olanağı tanımıştır. Ancak bunun için uğranılan zararın varlığı ve miktarının alacaklı tarafından kanıtlanması gerekir. Zarar kanıtlandığı takdirde borçlu, ödemenin geç yapılmasında kendisinin hiçbir kusurunun bulunmadığını kanıtlaması halinde bu zararı ödeme yükümlülüğünden kurtulabilir. O halde, munzam zararın ödenmesi söz konusu olduğunda kusur, bir unsur olarak yer almaktadır. Kısacası, munzam zarar davasında davacı, zararın varlığını ve miktarını; davalı ise, borcun geç ödenmesinde kusurunun olmadığını kanıtlayacaktır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 19.06.1996 gün ve ... karar sayılı kararında da değinildiği üzere; bu konuda kanıtlanması gereken, belli paranın gününde ödenmemesinden doğan zarardır. Alacaklı, borcun kendisine geç ödenmesi yüzünden uğradığı zararın ne olduğunu ve miktarını kanıtlamak durumundadır. Doğaldır ki bu zarar paranın zamanında ödenmemesinden dolayı mahrum kalınan olası (muhtemel) kar ya da varsayılan (farz edilen) gelir değildir. Bu zarar davacının öz varlığından, ekonomik ve sosyal faaliyetlerinden, toplum içindeki statüsünden, başına gelen olaylardan kaynaklanan somut olgular nedeniyle uğramış olduğu zarardır. Hal böyle olunca davada istenen zararı doğuran somut olayın ve bu nedenle uğranılan zararın kanıtlanması gerektiği açıktır. Munzam zararın tazmini için alacaklı, uğradığı zararın kendisine ödenen temerrüt faizinden fazla olduğunu somut olgulara dayanarak inanılır, kesin ve net bir biçimde kanıtlamak zorundadır. Genel ve soyut nitelikteki enflasyonun ya da bankalarda mevduat için ödenen faizin temerrüt faizinden yüksek oranda olması, munzam zararın gerçekleştiği ve kanıtlandığı anlamına gelmez. davacının enflasyon ve mevduat faizinin yüksekliği gibi genel olguları değil, şahsen ve somut olarak geç ödemeden dolayı zarar gördüğünü kanıtlaması gerekir. Aksi halde soyut ve doğrudan davacının zararını ifade etmeyen, genel ekonomik gelişmeler TBK'nın 122. maddesinde sözü edilen munzam zararın tazminini gerektirmez(Yargıtay18. Hukuk Dairesi'nin 14.12.2015 Tarih, ... E.-... K. Sayılı kararı). Bunun gibi, borçlunun borcunu ödemede temerrüte düşmesi durumunda, alacaklının başkaca bir hususu kanıtlamadan sadece ülkenin içinde bulunduğu ekonomik durumu TBK'nin 122. maddesindeki munzam zararın kanıtı olarak göstermesi ve ekonomik gelişmelerin getirdiği olumsuzluğun gerçek zarar olarak kabulü mümkün değildir. Zira, alacaklının somut olarak herhangi bir zarara uğradığını kanıtlamaksızın salt enflasyon (ya da onun yarattığı diğer olumsuzluklar) oranında bir zarara uğradığının varsayılması, 3095 sayılı Kanunla belirlenen faiz oranlarını mahkeme kararıyla enflasyon oranına çıkaracak niteliktedir. Bu ise mümkün değildir(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun ... Esas ... Karar sayılı ilamı; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun ... Esas ...Karar sayılı ilamı; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun ...Esas- ...Karar sayılı ilamı Bu halde TBK'nın 122. maddesinde karşılanması öngörülen faizi aşan-munzam zararın, Ülkede varlığı kabul edilen genel ekonomik olumsuzlukların (enflasyon oranı, yüksek ve değişken döviz kurları, mevduat faizleri vb. gibi) “malum ve meşhur” olgular olarak kabulü ile değil, bunlar dışında davacının durumuna özgü somut olaylarla kanıtlanması gerekir. Davacı ileri sürdüğü munzam zararını somut olgularla kanıtlamadıkça zarar miktarının saptanması gerçekçi olmayıp varsayımsal kalacaktır." Somut olayda davacı taraf, tahsil edilmesi gereken tazminat alacağının yasal süresinde tahsil edilemediğini, alacağın zamanında tahsil edilememesinden ve avans faizini aşan zararın ortaya çıkmış olması sebebiyle aşkın zarar talebine ilişkin iddiasını ispata elverişli deliller ortaya koymadığı zararın ne şekilde oluştuğunu konusunda ispat külfeti üzerinde olan davacının munzam zararın varlığını somut deliler ile ispatlayamadığı anlaşılmakla dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda da aşkın zararı ortaya koyan bir bilgi yahut belgeye dosya kapsamında rastlanılamadığı, munzam zarara ait deliller bulunmadığı belirtilmekle işbu rapora da itibar edilerek sübut bulmayan davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-)Davanın REDDİNE, 2-)Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince alınması gereken 427,60 TL karar harcının peşin yatırılan 80,70-TL harçtan mahsubu ile noksan kalan 346,90-TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 3-)Davalı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince red edilen miktar üzerinden hesaplanan 100,00-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 4-)Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 5-)Taraflarca yatırılan bakiye gider avansının kararın kesinleşmesi halinde yatırana iadesine, 6-)6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu m.18/A gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.560,00-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, tahsilat ve gereği için Mahkeme Yazı İşleri Müdürlüğünce ilgili vergi dairesine müzekkere yazılmasına, Dair davacı vekilinin yüzüne karşı miktar itibari ile KESİN olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 12/11/2024 Katip ¸e-imzalıdır Hakim ¸e-imzalıdır

Atıf: İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2022/790, K. 2024/817, T. 12.11.2024, www.arakarar.com/karar/istanbul-1-asliye-ticaret-mahkemesi-2022-790-e-2024-817-k-ced5e06b29ba