İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2020/4 E. 2023/776 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2020/4
- Karar No
- 2023/776
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2020/4 Esas KARAR NO : 2023/776 DAVA : Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 02/01/2020 KARAR TARİHİ : 12/12/2023 Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;Taraf şirketler arasında 02.05.2014 tarihinde beş yıl süreli ... Sözleşmesi akdedildiğini, müvekkili şirket tarafından keşide edilen ... 51. Noterliğinin ... tarih ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile; “yeni dönemde sözleşme yenilemesi yapılmayacağının, süreli yapılan sözleşmenin sona erdiğinin, eksik alım nedeni ile ödenmesi gereken tutar olması halinde hesaplanarak taraflarına bildirilmesinin, teminat mektuplarının sözleşme süresi bittiğinden ivedi olarak üç gün içinde iadesinin” davalı tarafa bildirildiğini, ihtarnameye cevap alınamadığını, ayrıca 24.04.2019 tarihinde davalı firmaya sözleşmenin yenilenmeyeceğine dair e-posta gönderildiğini, davalı tarafın teminat mektuplarını iade etmediği gibi 26.06.2019 tarihli 78.937,28 TL bedelli ... no.lu fatura tanzim ettiğini, faturanın ... 51. Noterliğinin ...tarih ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile iade edildiğini, tekrar gönderilen faturanın ... 51. Noterliğinin ... tarih ...3370 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile iade edildiğini, davalı tarafta bulunan 36.000,00 TL, 36.000,00 TL ve 20.000,00 TL olan üç adet teminat mektubunun davalı tarafça tazmin edildiğini, ayrıca davalı tarafın başka bir işlemine dayalı olan 14.961,70 TL fatura bedelinin de teminat mektupları ile mükerrer tahsil edildiğini, bu fatura borcunun 28.11.2019 tarihinde müvekkili tarafından ödenmiş olduğunu, açıklanan nedenlerle; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, mevduata uygulanan en yüksek faiziyle şimdilik 10.000,00 TL fazla ödenen paranın tespiti ile iadesine, şimdilik 20.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı yana yükletilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili 13/03/2023 tarihli ıslah dilekçesinde özetle; dava dilekçelerinde yer alan alacak taleplerini bilirkişi raporu doğrultusunda ıslah ettiklerini, Fazla ödenen paraya ilişkin talebimiz 10.000,00 TL iken Bilirkişi Raporuna binaen bu alacağı 36.163,05- TL olarak (aradaki fark 26.163,05-TL) ıslah etiklerini, buna göre alacağımız için-Fazla ödenen paraya ilişkin talebimiz için: 36.163,05- TL -Manevi tazminat talebimiz için : 20.000,00-TL olmak üzere toplamda 56.163,05-TL talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;Taraflar arasında imzalanan Sözleşmenin Prim Bedeli başlıklı 5. Maddesi ile müvekkili şirketin davacıya peşin destek primi ödeyeceğinin kararlaştırıldığını, 13.06.2014 tarihinde davacının banka hesabına nakdi yatırım bedeli olarak 177.000.- TL yatırıldığını, Asgari Mal Alım Taahhütnamesi ile sözleşme kapsamında davacıya peşin ödenmiş prim miktarının yasal faizi ile birlikte geri ödeneceğinin, ödeme yapılmaması halinde ise müvekkili şirket tarafından teminat mektuplarının mahsup ve tahsil yetkisinde olduğunun hüküm altına alındığını, yatırım bedelinin taahhütname kapsamında faizlendirilerek 26.06.2019 tarih 78.937,28 TL e-fatura düzenlendiğini, faturanın ödenmediğini, 29.11.2019 tarihinde teminat mektupları nakde çevrilerek tahsil edilmiş olduğunu, açıklanan nedenlerle; davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. 26.07.2021 tarihli bilirkişi raporundan özetle ve sonuç ; davalı ...A.Ş. tarafından 21.05.2021 günü incelemeye katılmamış ve yerinde inceleme talebinde bulunulmamış olması nedeniyle, davalı şirkete ait ticari defter kayıtlarının incelenmesi mümkün olmadığını, dava dilekçesinde 14.691,70 TL tutarlı faturanın davalı tarafından mükerrer tahsil edildiği beyan edilmiş ise de, davacı şirket ticari defterlerinde kayıtlı olan; 18.04.2019 tarihli 14.691,70 TL bedelli fatura üzerinde irsaliye tarih ve numarasının: ... olduğu, 31.05.2019 tarihli 14.691,70 TL bedelli fatura üzerinde irsaliye tarih ve numarasının:... olduğu tespit edilmiş olup, davalı şirket tarafından faturalara konu ürünlerin aynı miktar ve birim fiyatlar ile farklı tarihlerde sevk edilmiş olduğu anlaşılmakla birlikte, söz konusu faturalara dayanak olan sevk irsaliyelerinin dosyaya sunulması ile faturalara konu ürünlerin davacıya teslimine ilişkin tespit yapılabileceğini, eksik ürün alım miktarına göre (7.249,87kg x 150.000 TL/30.000 kg) 36.249,35.- TL + KDV olmak üzere toplam 42.774,23 TL olarak hesaplanan peşin satış destek primi tutarının davacı şirket tarafından davalı şirkete iade edilmesi gerektiği, davalı ...A.Ş ‘ nin 66.896.- TL + KDV olarak toplam 78.937,28.-TL fatura bedelini, Banka Teminat Mektubunu nakde tahvil ederek tahsil ettiğinin anlaşıldığı, fakat davalı ...A.Ş’ nin olması gerekenden 30.646,65-TL + KDV toplam 36.163,05.-TL fazladan tahsilat yaptığı, Davalı tarafından fazladan tahsilat yapılarak Banka Teminat Mektubunun nakde tahvil edilmesinin haklı/haksız tahsili konusunun hukuki tavsifi münhasıran Sayın Mahkemeye ait olacağı görüşü bildirilmiştir. 27.03.2022 tarihli bilirkişi ek raporundan özetle ;Davalı şirket tarafından düzenlenen toplam (78.937,28+12.166,67 =) 91.103,95 TL tutarındaki faturaların davacı şirket kabulünde olmadığı anlaşılmaktadır. Kök raporumuzda tespit edilen ve değerlendirilen; davacının eksik ürün alım miktarına göre (7.249,87kg x 150.000 TL/30.000 kg) 36.249,35.- TL + KDV olmak üzere toplam 42.774,23 TL olarak hesaplanan satış destek primi tutarının davacı şirket tarafından davalı şirkete iade edilmesi gerektiği hesaplandığını, davalı şirket tarafından düzenlenen toplam 91.103,95 TL tutarındaki faturaların davacı tarafından iadesinin kabulü halinde; davacının davalıdan (91.103,95-42.774,23 =) 48.329,72 TL alacaklı durumda olduğu, 26.06.2019 tarihli 78.937,28 TL tutarlı faturanın davacı tarafından iadesinin kabulü halinde ise; davacının davalıdan (78.937,28-42.774,23 =)36.163,05 TL alacaklı durumda olduğu sonucuna ulaşıldığı görüşü bildirilmiştir. 07.10.2022 tarihli bilirkişi ek raporundan özetle ; davalı şirket tarafından düzenlenen toplam (78.937,28 TL+12.166,67 TL =) 91.103,95 TL tutarındaki faturaların davacı tarafından iadesinin kabulü halinde; davacının davalıdan (91.103,95-42.774,23 =) 48.329,72 TL alacaklı durumda olduğu, 12.166,67 TL tutarlı faiz faturasının geçerli olduğunun, 26.06.2019 tarihli 78.937,28 TL tutarlı faturanın davacı tarafından iadesinin kabulü halinde ise; davacının davalıdan (78.937,28 TL - 42.774,23 TL =) 36.163,05 TL alacaklı durumda olduğu sonucuna ulaşıldığı görüşü bildirilmiştir. KANAAT VE GEREKÇE Dava, taraflar arasındaki sözleşmeye istinaden davalı tarafça teminat mektuplarının haksız tahsil edilip edilmediği ve haksız tahsil var ise miktarının belirlenmesi ve iadesi ile bu durumun manevi tazminat gerektirip gerektirmediği hususlarına ilişkindir. Taraf şirketler arasında 02.05.2014 tarihinde 5 yıl süreli Madeni Yağ Servis Bayilik Sözleşmesi imzalandığı anlaşılmaktadır. Sözleşmenin Prim Bedeli başlıklı 5.maddesinde; “...' in yıl içerisinde yapacağı satışlardan elde edeceği karın bir kısmma tekabül etmek üzere her bir sözleşme yılı için 30.000.TL den toplam 150.000. +KDV peşin satış destek primi olarak Servis' in düzenleyeceği fatura karşılığında TL olarak bir defada ödeyecektir. Herbangi bir tereddüte yol açmaması için taraflar Servis' in yeniden satış fiyatlarını, kar marjını belirlemede tamamen serbest olduğunu kabul ederler. Ödeme, metni ... tarafından belirlenecek ve bankası ... tarafından tercih edilecek 180.000. TL bedelli bir banka teminat mektubunun ve Servis tarafından düzenlenecek prim faturasının PO kayıtlarma ulaşmasından sonra onayların tamamlandığı ilk ödeme gününde yapılacaktır.” şeklinde düzenleme mevcuttur. Davacı tarafından ... 51. Noterliğinde ... tarihinde, ... yevmiye no ile keşide edilen ihtarnamenin 3. Maddesinde yazılı "Sözleşme uyarınca asgari mal alım taahhütnamesi ışığında alım miktarımızın hesaplanmasını, eksik alım olması halinde firmanıza ödenmesi gereken tutarın hesaplanarak, hesaplama bilgisi ile tarafimıza iletilmesini, yapılması gereken ödeme olması halinde bu ödemenin hesabınıza yapılacağını bildirmekteyiz.” şeklinde ihtarat gönderildiği, davalı ...A.Ş'nin ise, davacı tarafa eksik alımdan kaynaklanan miktar karşılığı iade etmesi gereken pirimin 66.896. TL + KDV olarak toplam 78.937,28.-TL olduğunu ifade eden 26.06.2019 tarihli faturayı gönderdiği ve taraflar arasında itiraz edilerek karşılıklı iade edilen bu fatura bedelinin 29.11.2019 tarihinde davalı nezdinde bulunan Banka Teminat Mektubunun nakde tahvil edilerek tahsil edildiği ve uyuşmazlığın buradan kaynaklandığı anlaşılmaktadır. 6100 sayılı HMK'nın 222. maddesinde, "mahkeme ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir" hükmü bulunmaktadır. Ticari davalarda, yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda, ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delil niteliğindedir. Yasada delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır. Ticari defterler kesin delillerden ise de, ancak HMK 222. maddedeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir. Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekir. Bu durumda her iki tarafın ticari defterlerinin de incelenmesi zorunludur. Ancak karşı taraf ticari defterlerini sunmadığı takdirde bu davranışı ile kendi ticari defterlerinin davacı defteri ile uyumlu olup olmadığının incelenmesine engel olduğundan, engel olduğu sonucun varlığını kabul etmiş sayılmalıdır. Tacir olup ticari defter tutmak zorunda olan taraf ticari defterleri bulunmadığını ileri süremeyeceğinden, verilen kesin süreye rağmen defterlerini ibraz etmediği takdirde mahkeme karşı taraf defterindeki kayıtların doğru olduğunu kabul edebilir. Bu açıklamalar ve sözü edilen kurallarla birlikte somut olay değerlendirildiğinde, mahkemece taraflara ticari defterlerini sunmaları için süre verilmiş olup yalnızca davacı şirket tarafından ibraz edilen defterleri üzerinden yapılan inceleme sonucu bilirkişi raporu alınmıştır. Davalı ... A.Ş. tarafından tanzim edilen 26.06.2019 tarih ... nolu 78.937,28 TL tutarlı “İstasyon Nakdi Yatırım Bedeli İadesi” açıklamalı e-arşiv fatura ve ... tarih ... nou 12.166,467 TL tutarlı “Vade Farkı” açıklamalı e-arşiv fatura muhatabının davacı şirket olduğu ancak davacı şirkete ait defter ve kayıtlarda bu faturaların kayıtlı olmadığı görülmüştür. Dosyaya sunulan banka dekontlarında; davacı şirket banka hesabından 28.11.2019 tarihinde davalı şirket hesabına 14.691,70 TL ödeme yapılmış olduğu, Davalı ... tarafından; 29.11.2019 tarihinde 36.000,00 TL, 36.000,00 TL ve 20.000,00 TL olmak üzere toplam 92.000,00 TL tutarında "teminat mektubu bedelinin tazmin edilmiş olduğu görülmektedir. Davacı şirket tarafından 5 yıllık süre içerisinde 30.000- kg taahhüde karşı yapılan ürün alımının toplam 22.750,13 kg olduğuna göre hak edilen satış destek primi tutarının 113.750,77 TL+ KDV olmak üzere 134.225,77.- TL olarak hesaplandığı, eksik ürün alım miktarına göre (7.249,87kg x 150.000 TL/30.000 kg) 36.249,35.- TL + KDV olmak üzere toplam 42.774,23 TL olarak hesaplanan satış destek primi tutarının davacı şirket tarafından davalı şirkete iade edilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmaktadır. Davalı şirket vekili tarafından dosyaya sunulan itiraz dilekçesinde;davalı şirket tarafından davacı şirkete 177.000,00 TL İstasyon Nakdi Yatırım Bedeli ödenmiş olduğu, raporlarda davalı şirket tarafından 177.000,00 TL ödeme yapıldığı tespit edilmiş olmasına karşın, hesaplamanın haksız ve hukuka aykırı olarak 150.000,00 TL üzerinden yapılmış olduğu belirtilmiş ise de, bilirkişi kök ve ek raporlarının incelenmesinde, hesaplamada; davalı şirket tarafından davacı şirkete ödenen 150.000,00 TL + %18 KDV= 177.000,00 TL tutarının dikkate alındığı, KDV'siz tutar olan 150.000,00 TL ile hesaplama yapıldıktan sonra elde edilen 36.249,35 TL'ye %18 KDV ilave edilerek 42.774,23 TL tutarın hesaplandığı, davacının eksik ürün alım miktarına göre (7.249,87kg x 150.000'TL / 30.000 kg) 36.249,35.- TL + KDV olmak üzere toplam 42.774,23 TL olarak hesaplanan satış destek primi tutarının davacı şirket tarafından davalı şirkete iade edilmesi gerektiğinden bu yöndeki itiraza itibar edilmemiştir. ... Vergi Dairesi Müdürlüğü'nün 18.08.2021 tarihli yazısı ekinde davacı şirkete ait 2019 yılı BA Formu gönderilmiş olup, davacı şirket tarafından 2019 yılı BA Formu ile davalı şirket adına 3 adet fatura bedeli olarak KDV hariç 31.824,00 TL tutarının beyan edilmiş olduğu, KDV dahil 3 adet fatura toplamının 37.552,32 TL olduğu, buna göre; davacı tarafından mükerrer olduğu beyan edilen 14.691.70 TL tutarlı faturanın BA Formu ile 2019 yılı içerisinde vergi dairesine bildirilmiş olduğu, ticari defter ve kayıtlarda da yer aldığı anlaşılmıştır. Davalı şirket tarafından düzenlenen 26.06.2019 tarihli 78.937.28 TL tutarlı ve 29.11.2019 tarih 12.166,67 TL tutarlı faturaların, davacı şirket tarafından 2019 yılına ait BA Formu ile vergi dairesine beyan edilmemiş olduğu, söz konusu faturaların davacı şirketin ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı görülmektedir. Taraflar arasında akdedilen Madeni Yağ Servis Bayilik Sözleşmesi'nin eki niteliğindeki Asgari Mal Alım Taahhütnamesinde, "“Her bir yıllık dönemin sonunda şirketinizden yapmış olduğumuz alım miktarlarının değerlendirilmesi sonucunda yukarıdaki tabloda beyan etmiş olduğumuz miktarların altında kalındığı takdirde şirketinizce peşin ödenmiş prim miktarının, gerçekleşen satışa göre yıl bazında kararlaştırılması üzerinden hesaplanacak orana göre uhdemizde bulunan fazla ödenmiş peşin destek primini yasal faizi ile birlikte geri ödemeyi, böyle bir durumda geri ödeme yapılacak miktarın tarafımıza bildirilmesinden itibaren 15 (onbeş) takvim günü içerisinde ödeme yapacağımızı, ödeme yapmadığımız taktirde şirketinizin bu bedeli, vermiş olduğumuz banka teminat mektubundan resen mahsup ve tahsil etme yetkisine sahip olduğunu, …, beyan, kabul ve taahhüt ederiz.” düzenlemesi yer almaktadır. Taahhütnameden de anlaşılacağı üzere hesap bakiyesinin öncelikle muayyen bir hale getirileceği ve davacı şirkete bildirileceği kararlaştırılmış ise de, davalı şirket tarafından iade edilmesi gereken, bilirkişi heyetince 42.774,23 TL olarak hesaplanan satış destek primi tutarının üzerinde 91.103,95 TL'lik faturanın davacı şirkete tebliği ile bildirim yükümlülüğünü gerçekleştirdiğinden bahsedilemeyeceği, zira mutabakat sağlanmaksızın iade bedelinin üzerinde fatura düzenlendiği, kaldı ki davacı tarafın ticari defter ve kayıtları ile BA formalarında da bu faturanın yer almadığı görülmektedir. 6102 sayılı TTK madde 18/3'te "Tacirler arasında, diğer tarafı temerrüde düşürmeye, sözleşmeyi feshe, sözleşmeden dönmeye ilişkin ihbarlar veya ihtarlar noter aracılığı ile, taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta sistemi ile yapılır" hükmü düzenlenmiştir. Bu bağlamda davacı adına düzenlenen faturaların taahhütnamede belirtilen şekilde borcu veya hesabı bildirmeye yönelik ihtar niteliğinde olmadığı, asgari mal alım taahhüdü gereği muayyen şekilde davacı şirkete bildirilmesi gereken hesabın bildirilmediği, bu nedenle 15 günlük sürenin işlemeyeceği dolayısı ile davacı şirketin temerrüde düşmediği kanaatine varılmıştır. Kaldı ki bilirkişi raporunda tespit edilen davacının iade etmekle yükümlü olduğu prim tutarı ile davalının düzenlemiş olduğu faturadaki tutarların da farklı olduğu gözetildiğinde, davalı tarafın teminat mektuplarını nakde çevirmesinden doğan davacıya ait zararın hükme esas alınan bilirkişi raporunda yapılan hesaplamaya göre ıslah dilekçesi doğrultusunda 36.163,05 TL olacağı, bu tutara dava tarihinden itibaren mevduata uygulanan en yüksek faiz oranı uygulanmasına karar vermek gerekmiştir. Davacı taraf aynı zamanda manevi tazminat talep etmektedir. Manevi tazminat talebi bakımından yapılan değerlendirmede; tüzel kişi olan davacı şirketin toplam 92.000,00-TL teminat mektuplarının nakde çevrilmesi nedeniyle ticari itibarının ne şekilde zedelendiğine dair somut delil sunmadığı, manevi tazminat talep koşullarının oluşmadığından bu yöndeki talebin reddine, alınan bilirkişi kök ve ek raporları bir arada değerlendirildiğinde, davanın kısmen kabulü kısmen reddi cihetine gidilerek 36.163,05 TL'nin dava tarihinden itibaren mevduata uygulanan en yüksek faiz oranı ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, manevi tazminat talebinin reddine dair karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ; 1)Davanın KISMEN KABULÜ ile; 36.163,05 TL'nin dava tarihinden itibaren mevduata uygulanan en yüksek faiz oranı ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 2)Manevi tazminat talebinin REDDİNE, 3)Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince kabul edilen maddi tazminat miktarı üzerinden hesaplanan 3.836,50 TL nispi karar harcının, 512,33 TL peşin harç ve 447,00 TL ıslah harcı toplamı 959,33 harçtan mahsubu ile noksan kalan 2.877,17 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irad kaydına, 4)Davacı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince kabul edilen maddi tazminat miktarı üzerinden hesaplanan 17.900,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 5-Davalı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince reddedilen maddi tazminat miktarı üzerinden hesaplanan 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 5-Davalı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 10/4 maddesi gereğince reddedilen manevi tazminat miktarı üzerinden hesaplanan 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 6)Davacı tarafından yapılan toplam 3.113,05 TL yargılama giderinden davanın kabul red miktar ve oranı göz önüne alınarak hesaplanan 2.004,47 TL yargılama gideri ile 512,33 TL peşin harç ve 447,00 TL ıslah harcı, 54,40 TL başvuru harcı toplamı 3.018,20 TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 7)6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesi gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.560,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, tahsilat ve gereği için Mahkeme Yazı İşleri Müdürlüğünce ilgili vergi dairesine müzekkere yazılmasına, 8)Davacı tarafından yatırılan bakiye gider avansının kararın kesinleşmesi üzerine davacıya iadesine, Dair davacı vekilinin yüzüne karşı HMK'nun 341/1 vd. maddeleri uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize ya da mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine istinaf dilekçesi sunulmak ve istinaf başvurma ve karar harcı ile istinaf gider avansı yatırılmak suretiyle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi İlgili Hukuk Dairesince incelenmesi için tarafların istinaf kanun yoluna başvuru hakkı açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 12/12/2023 Katip e-imza Hakim e-imza