İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2020/14 E. 2025/38 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2020/14
- Karar No
- 2025/38
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2020/14 KARAR NO : 2025/38 DAVA : Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 07/01/2020 KARAR TARİHİ : 17/01/2025 Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: (I) TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: (1) Davacı Tarafın İddialarının Özeti:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirket ile davalı arasında 20/06/2016 tarihinde Personel Seçme Yerleştirme ve Danışmanlık Hizmet Sözleşmesi yapıldığı, bu sözleşmenin “ Yükümlülükler "başlıklı 3.maddesinin j bendinde "Taraflardan birinin karşı firmanın mevcut personeline iş teklifinde bulunması ve o iş teklifi yapılan kişinin taraflardan birine geçmesi halinde personelin yıllık brüt ücretinin %100'ü karşı tarafa fatura edilir ve taraflar karşılıklı olarak bu fatura tutarını ödemeyi kabul ve taahhüt eder" şeklinde düzenlendiğini, davacı şirkette 17/11/2017- 27/11/2017 tarihleri arasında ... isimli kişinin çalıştığını, söz konusu kişinin davacı şirketten ayrılarak davalı şirkette çalışmaya başladığını, 01.12.2017 tarihinde de davalı şirket tarafından sigortası yapıldığını, bu durumun SGK kayıtlarından ortaya çıkacağını, söz konusu davacı çalışanının davalı şirkette çalışmak için davacı şirketten ayrıldığını, söz konusu çalışanın davalı şirkette çalışmaya başlamasıyla taraflar arasında yapılan sözleşmedeki yükümlülüklerin davalı şirket tarafından ihlal edildiğini, davacı tarafından davalıya ... 25. Noterliğinin ... tarih ve ... yevmiye sayısı ile sözleşme konusu alacağın ödenmesi amacıyla ihtarname ve ekinde de ... tarih, ... seri numaralı, 60.000,00 TL+ KDV olmak üzere toplam 70.800,00 TL bedelli fatura gönderildiğini, ancak davalı tarafından ... 26. Noterliğinin 84869 yevmiye numaralı, 20/12/2019 tarihli ihtarnamesi ile cevap verilerek taleplerin, fatura aslı, fatura tutarının kabul edilmediğini, bu sebeple davalı tarafından faturaya itiraz edilerek faturanın iade edildiğini, ihtarnameye cevap dilekçesinde ... isimli dava konusu çalışanın 31/05/2017 tarihinde davacı şirketten çıkışı yapıldığından bahsedildiğini, 17/11/2017 tarihinde tekrar SGK girişi yapıldığından ve 27/11/2017 tarihinde 2. kez çıkış işlemi yapıldığından bahsedildiğini, ancak 31/05/2017 tarihinde çalışanın çıkışının yapıldığı şirket SGK kayıtlarından da görüleceği üzere sicil numarası farklı olan başka bir şirket olduğunu, yani davacı şirketin olmadığını, bu firma davacı şirket olmuş olsaydı dahi 17/11/2017 tarihinde tekrar SGK girişi yapılan ve 27/11/2017 tarihinde çıkış işlemi yapılmış olan çalışanın 01/12/2017 tarihinde davalı şirkette çalışmaya başlaması sözleşme yükümlülüğünü davalının ihlal etmesine engel olmadığını, bahsi geçen çalışanın davacı şirkette çalışırken davalı şirkete geçtiğini, davacı şirketinde çalışan kişinin davalı tarafından işe alınmasıyla birlikte sözleşme yükümlülüklerinin ihlal edildiğini, ... isimli kişinin davacı şirkette çalıştıktan sonra davalı şirkette çalışmaya başladığı davacı şirket tarafından öğrenilmesi sonucunda ve bu sebeple davalı şirket sözleşme hükümlerini ihlal ettiğinden sözleşmeden kaynaklanan alacağın davacıya ödenmesi için bu davayı açma zorunluluğunun hasıl olduğunu, davalının sözleşme hükümlerini ihlal etmesi sebebiyle ve fazlaya ilişkin talep ve hakları saklı kalmak kaydıyla, sözleşmeden kaynaklanan alacaklarının 60.000 TL + KDV olmak üzere şimdilik toplam 70.800,00 TL faizi ile birlikte tahsilini, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. (2) Davalı Tarafın Savunmalarının Özeti: Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının taleplerinin kötü niyetli olduğunu, davacı firmada çalıştığı belirtilen çalışanın SGK hizmet dökümü incelendiğinde ... sicil nolu firmadan 31.05.2017 tarihinde SGK çıkışının yapıldığını, her ne kadar davacı dilekçesinde dava dışı 3. kişinin davacı harici bir firmada çalıştığı iddia edilse de söz konusu iddianın gerçeğe aykırı olduğunu, davacı ... isimli çalışanı davacı firma ile organik bağı olan ... sicil no.lu firma bünyesinde 31.05.2017 tarihine kadar çalıştığını, akabinde bahsi geçen kişinin davalı şirkette çalışmaya başlamasından hemen önce 17.11.2017 tarihinde davacı firmaya SGK girişinin ve 27.11.2017 tarihinde de çıkış işlemi yapıldığını, davacı firma ile 1100774 sicil no.lu firmanın yapısını ve aralarında organik bağ bulunup bulunmadığının, her iki firmanın geçmiş hisse yapıları ve kayıtları ile birlikte ... Ticaret Sicil Müdürlüğünden sorulmasının talep edildiğini, davacı firmanın sahipleri/ortakları zaman içerisinde değişmiş olduğu için her iki firmanın ortaklık yapısının geçmişe dönük olarak incelenmesinin gerektiğini, dava dışı 3. kişinin herhangi bir iş yerinde çalışmazken 20.10.2017 tarihinde davalı şirkete iş başvurusunda bulunduğunu, söz konusu başvuru “...” firması tarafından davalı şirket insan kaynakları direktörüne e-posta yolu ile gönderildiğini, ilgili e-posta bildiriminin delil listesinde sunulduğunu, gerekli görülmesi halinde kariyer.net firmasından başvuru tarihinin celbinin talep edildiğini, davacının mevcut çalışanına iş teklifinde bulunulması gibi bir durumun söz konusu olmadığını, dava dışı 3. kişinin herhangi bir işte çalışmazken başvuruda bulunmuş olmasının SGK kayıtları ile de sabit olduğunu, ancak sonrasında davacı tarafından kötüniyetli olarak, 17.11.2017 tarihinde SGK girişinin yapıldığını, sadece on gün sonra 27.11.2017 tarihinde çıkış işleminin yapıldığını, bu durumun davacının haksız olarak talepte bulunmak üzere birtakım kötüniyetli ve hukuki dayanağı olmayan işlemlerde bulunduğunu, davacının kendi kötüniyetli davranışına dayanarak hak iddia etmesinin hukuka aykırı olduğunu, ve davacının, dava dışı 3. Kişiye 17.11.2017 tarihinden önce sunduğu iş teklifini tarihi ile birlikte yazılı olarak ispatlaması gerektiğinu, bu hususun davacıdan sorulmasının talep edildiğini, davacının hiçbir iddiasını ve talebini kabul etmemekle birlikte, daha evvel ihtarname ekinde gönderilmiş olan fatura içeriği ve fatura tutarının da kabul edilmediğini, davacının taraflar arasındaki sözleşme gereği dava dışı 3. Şahıs olan ...'ın bir yıllık brüt ücreti tutarına karşılık gelen tutarın ödenmesi gerektiğini iddia etmekte olduğunu, bir yıllık brüt ücret karşılığında denk geldiği iddia edilen 60.000 TL + KDV tutarında fatura düzenlediğini, davacının iddialarını kabul etmemekle birlikte düzenlenen fatura tutarının dayanaksız olduğu, SGK kayıtlarında da açıkça görüleceği üzere dava dışı 3. kişinin, davacı firma nezdindeki SGK'ya bildirilmiş ücretinin 1.025,75 TL olduğunu, Bu durumda 12 aylık brüt ücretine karşılık gelen tutar davacının düzenlediği faturanın çok daha altında kaldığını, davacının taleplerinin haksız ve mesnetsiz olmakla birlikte talep edilen tutarın da hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, dava dışı 3. kişinin, Davacının düzenlediği fatura tutarı kadar ücret almakta ise davacı tarafından ücreti SGK'ya gerçeğe aykırı olarak bildirildiğini, belirtilerek huzurdaki davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin de davacıya yükletilmesine karar verilmesi savunmuştur. (II) ÇEKİŞMELİ VAKIALAR HAKKINDA TOPLANAN DELİLLER: 1-Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığından gelen ...'ın 2016-2018 yılları arasında çalıştığı iş yerlerinin ünvanlarını gösterir kayıtlar ile bu yıllar arasında düzenlenmiş işe giriş ve çıkış belgelerinden birer sureti, hizmet döküm cetveli, iş yeri tescil bilgisi, 2-... A.Ş.'den gelen ...'ın bilgileri, 3-Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığından gelen ...Ticaret unvanlı işyerine ilişkin işyeri tescil bilgisi, 4-Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığından gelen ...Tic. Ltd. Şti.'nin işyeri ile ilgili işyeri tescil bilgisi, 5-Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığından gelen ...'ne ait işyeri tescil bilgisi, 6-Bilirkişi kök ve ek raporu, 7-Tüm dosya kapsamı. (III) DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE DEĞERLENDİRİLMESİ, SABİT GÖRÜLEN VAKIALAR, ÇIKARILAN SONUÇ VE HUKUKÎ SEBEPLER: Davacının davası taraflar arasında imzalanan 20.06.2016 tarihli Personel Seçme Yerleştirme ve Danışmanlık Hizmet Sözleşmesi'ne aykırı olarak davalının davacının eski personelini istihdam ettiği iddiasına dayanan cezai şart alacağının tahsiline ilişkindir. Taraflar arasında 20.06.2016 tarihli Personel Seçme Yerleştirme ve Danışmanlık Hizmet Sözleşmesi imzalandığı hususunda herhangi bir uyuşmazlık yoktur. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının bünyesinde çalışan dava dışı işçinin daha sonra davalı tarafından istihdam edilmesi sebebiyle sözleşmede kararlaştırılan cezai şart bedelinin davalıdan tahsili şartlarının oluşup oluşmadığı hususundadır. Davacı taraf dava dışı ...'ın 17.11.2017 - 27.11.2017 tarihleri arasında davacı yanında sigortalı olarak çalıştıktan sonra davalı yanında işe başladığını, bu sebeple sözleşmede kararlaştırılan cezai şart koşullarının oluştuğunu ileri sürmüş, davalı ise, dava dışı işçinin herhangi bir işte çalışmaz iken davalının yanında işe başladığını ileri sürerek davanın reddini talep etmiştir. Taraflar arasında imzalanan 20.06.2016 tarihli Personel Seçme Yerleştirme ve Danışmanlık Hizmet Sözleşmesi'nin incelenmesinde, sözleşmenin konusunun davalının ihtiyaç duyduğu personelin, düzenlenecek talep formunda belirtilen özellik ve niteliklere uygun olarak davacı tarafından seçilmesi, gerekirse eğitiminin sağlanması ve davalıya yönlendirilmesi karşılığında davalının bu edim karşılığında para borcunu ödemesinden ibaret olduğu anlaşılmıştır. Anılan sözleşmenin Yükümlülükler başlıklı 3. Maddesinin (j) bendinde, tarafrlardan birinin karşı firmanın mevcut personeline iş teklifinde bulunması ve o iş teklifi yapılan kişinin taraflardan birine geçmesi halinde, personelin yıllık brüt ücretinin %100'ünün karşı tarafa fatura edileceği ve tarafların karşılıklı olarak bu fatura tutarını ödemeyi kabul ve taahhüt ettiği anlaşılmıştır. Davacının dayandığı tanıkların yeminli beyanları alınmıştır. Davacı tanığı ve işbu davanın dayanağı olan ... 20.09.2021 tarihli celsedeki yeminli beyanında özetle, " 2012-2017 yılları arasında ...'da 2017 aralık - 2019 aralık ... a.ş. nezdinde çalıştım, ben ...'nın kuruluştan itibaren ...'da çalışmaktayım, ben insan kaynakları ekininin başında koordinatör olarak görev yapmaktaydım, ben ...'da çalışırken davalı ... a.ş'de zaten benim müşterimdi, ben iki üç ayda bir rutin olarak davalı şirketle görüşüyordum, ben ...'da çalışmaktayken yine bu ziyaretlerimden birinde davalı ... a.ş. İnsan kaynakları direktörü ... bey ile sohbet esnasında çalışmakta olduğum ...'nın zor bir süreçten geçtiğini, ücret ödemelerinin geciktiğini, birkaç şirket ile görüşmeler yaptığımı fakat ortada net bir şey olmadığını belirtmem üzerine kendisi tamamen dostane olarak gelip "burada çalışmayı düşünür müsün" şeklinde beyanda bulundu, sonradan benden cv'mi istedi, kendi şirketlerinin iş geliştirme direktörü ile görüştürmek istedi, ben de kariyet.net'den cv'mi indirip göndermiştim, ...ve ... adreslerini kullanmaktaydım, tahmini olarak cv'mi gönderdikten 5-6 hafta sonra davalı şirket nezdinde çalışmaya başladım, 1 aralık 2017 resmi çalışmaya başladığım tarihtir, şirkete başlamadan önce sözleşmedeki cezai şart ile ilgili hükümden haberim vardı, ancak hiç aklımıza gelmedi bu durum, 1 aralık 2017 tarihinden yaklaşık olarak 2 hafta önce davacı şirket ile olan sözleşmemi karşılıklı anlaşma yoluyla sonlandırdık, ayrıca bu cezai şart ile ilgili davacı yanın ...'dan olan talebinin ben yaklaşık 4-5 ay sonra ... bey'in bana gelip söylemesi ile öğrendim, ayrıca ... bey "ben bu sorunu hallederim" dedi.sektörde bordrolama firmaları mevcuttur, devletteki alt-üst işveren ilişkisi gibi bir ilişki mevcuttur, bizim bordrolarımız oradan çıkmaktadır, bu durum bordrolama şirketinin çalışan sayısını arttırıp çeşitli teşviklerden ve indirimlerden daha fazla yararlanmasını sağlamak amacıyla yapılmaktadır, ben de bu nedenle bir başka bordrolama şirketinde çalışıyor görünsem de bordrolama şirketi tarafından yazılan görevlendirme yazısı ile mevcut ik'da çalışmaya devam ediyordum, aynı zamanda protokol ile üst işveren ...'dır, ayrıca davacı şirkette 17 kasım 2017 - 27 kasım 2017 tarihleri arasında sigortalı olarak tekrar sigorta girişinin yapılma nedeni toplu geçişlerde benim sigortamın yapılmadığını hastaneye gittiğimde fark etmem üzerine hemen davacı şirkete söyledim, sigortam o süreçte yapıldı." şeklinde beyanda bulunmuştur. Davacı tanığı ... 20.09.2021 tarihli celsedeki yeminli beyanında özetle,"ben 18 mart 2015 tarihinden 2017 kasım-aralık ayına kadar davacı şirket nezdinde çalıştım, sosyal medya ve web tasarım konusunda çalışmaktaydım, hatta halen sosyal medya işleri yönetici olarak sistem üzerinde çekilmemiştir, ancak davacı veya davalı şirket nezdinde sigortalı çalışmam hiç olmamıştır, ben bizzat bu nedenle ...'ın davacı şirket nezdindeki sigorta bildirimlerinden hiçbir bilgim yoktur, 2017 aralık ayına kadar davacı şirket nezdinde çalışmasına devam etmiştir ..., birçok defa da ...'daki ...'ın çalışmış olduğu şirkete gittim" şeklinde beyanda bulunmuştur. Davacı tanığı ... 20.09.2021 tarihli celsedeki yeminli beyanında özetle,"ben davacı şirkete 2014-2018 yılları arasında dışarıdan finansal danışmanlık yapıyordum, firmanın doğrudan iç ilişkilerini bilmemekle birlikte bankalar nezdinde kredibilitesini artırmak ve çeşitli indirimlerden yararlanılması amacıyla personeller başka şirketlerde bordrolu olarak yer alabiliyordu, ancak normalde bu kişiler ...'da fiilen çalışmaktadırlar, ...'ın sigortasız olduğu fark edilmesi üzerine kasım ayı içerisinde sigortası davacı şirket nezdinde tekrar yapıldı." şeklinde beyanda bulunmuştur. Tarafların delilleri toplanmış, dava dışı işçiye ait işe giriş ve çıkış belgeleri ilgili yerlerden celp edilerek uyuşmazlığa ilişkin bilirkişi heyetinden rapor alınmıştır. Dosyaya sunulan 03.10.2023 tarihli bilirkişi raporunda özetle, tarafların ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, sahipleri lehine delil niteliğini haiz olduğu, tarafların ticari defterleri arasında mutabakat bulunmadığı, davacının ticari defterlerine göre davacının davalıdan 70.800,00 TL alacaklı göründüğü, davalının ticari defterlerinde davacıya ilişkin alacak veya borç kaydının bulunmadığı, dava dışı işçi ...'ın çalışma kayıtlarına göre davacı yanında 17.11.2017- 27.11.2017 tarihleri arasında çalıştığı, davalı yanında ise 01.12.2017 tarihinde işe girdiği, davalı şirketteki işinden 02.12.2017 tarihinde ayrıldığı, dosyaya ibraz edilen elektronik posta iletisinden de dava dışı işçinin davalı ile iletişime geçen bir personel olduğu, davalının dava dışı kişinin davacının işçisi olduğunu bilmemesinin mümkün olmadığı, sözleşmeye göre davacının davalıdan talep edebileceği cezai şart bedelinin 92.453,93 TL olduğu bildirilmiştir. Sözleşme tarihi itibariyle sözleşmede belirlenen cezai şart bedelinin davalının ekonomik mahvına sebep olup olmayacağı hususunda mali müşavir bilirkişisinden ek rapor alınmıştır. Dosyaya ibraz edilen 23.10.2024 tarihli bilirkişi ek raporunda, davalının 2016 yılına ait ticari defterlerine göre borca batık olduğu, pasifler toplamının 15.341.793,44 TL olduğu bildirilmiştir. Dosyada mevcut 03.10.2023 tarihli kök bilirkişi raporu ile 23.10.2024 tarihli ek bilirkişi raporuna, gerekçeli somut olay ve dosya içeriği ile uyumlu, taraf ve Mahkeme denetimine elverişli olması sebebiyle Mahkememizce itibar edilmiştir. Davalının davacı yanında çalışan işçiye iş teklif edip istihdam ettiği, bu suretle taraflar arasında imzalanan sözleşmeye göre cezai şart bedeli talep etme şartlarının oluştuğu kanaatine varılmakla birlikte; TBK m. 182/f.3’ya göre cezai şartın indirilmesi konusunda ticari işler ve tacirler bakımından uygulanıp uygulanmayacağı hususunda TTK’nın 22’nci maddesinde buna açıklık getirilmekte ve TTK m. 22/f.1’da TBK m. 182/ f.3 düzenlenen cezai şartın indirilmesinin mahkemeden istenemeyeceği belirtilmiş olmakla birlikte Yargıtay uygulamasında fahiş nitelikte bulunan ve tacirin mahvına sebep olacak cezai şartın indirilmesi kabul edilmiştir. Özellikle miktar yönüyle ahlaka, adaba ve kanunun emredici hükümlerine aykırı düşen cezai şarta yalnızca tacirin basiretli davranma yükümlülüğünü öne sürerek müdahale edilememesi hukuka ve hakkaniyete aykırı düşecektir. Yargıtay, borçlu tacir tarafından taahhüt edilen cezai şartın, ekonomik özgürlüğü yok edip etmeyeceği, ekonomik geleceği tehlikeye düşürüp düşürmeyeceği, ahlak ve adaba aykırı bulunup bulunmayacağı gibi hususların değerlendirilmesi gerektiği yönünde kararları bulunmaktadır. Cezai şartın ahlaka aykırılığı söz konusu olduğu durumlarda doğrudan cezai şartın (YHGK, 20.03.1974 T., ...E. ...K. sayılı kararında yer aldığı üzere kısmen iptal edilmesi de mümkündür. TBK m. 27 /2 ye göre böyle bir uygulama mümkündür. Yargıtay'ın da kabul etmiş olduğu üzere tacirin ekonomik mahvına sebep olabilecek nitelikte ki bu derece yüksek cezai şartın indirilmesi gerekmektedir. Yapılan yargılama, toplanan deliller, alınan bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, takdiren % 50 oranında indirim yapılmak suretiyle davacının davasının kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM/ Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; Davacının davasının KISMEN KABULÜNE, 1-Takdiren %50 oranında indirim uygulanmak sureti ile 35.400,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 2-Fazlaya ilişkin talebin reddine, 3-Davalı lehine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan 2.418,17 TL nispi karar harcından, peşin yatırılan 1.209,09 TL harcın mahsubu ile noksan kalan 1.209,08 TL harcın davalılardan tahsili ile hazineye gelir kaydına, Davacı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine, Davalılar lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince reddedilen miktar üzerinden hesaplanan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalılara verilmesine, Davacı tarafından yapılan toplam 3.759,50 TL yargılama giderinden davanın kabul red miktar ve oranı göz önüne alınarak hesaplanan 1.879,75 TL yargılama gideri ile 1.209,09 TL peşin harç ve 54,40 TL başvuru harcı toplamı 3.143,24 TL'nin davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, Davalılar tarafından yapılan 1.500,00 TL yargılama giderinin davanın kabul red miktar ve oranı göz önüne alınarak hesaplanan 750,00 TL'nin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, bakiye kısmın davalılar üzerinde bırakılmasına, 6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesi gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davanın kabul ret miktar ve oranı göz önüne alınarak kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan 660,00 TL'nin davalılardan, ret edilen miktar üzerinden hesaplanan 660,00TL'nin ise davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, tahsilat ve gereği için Mahkeme Yazı İşleri Müdürlüğünce ilgili vergi dairesine müzekkere yazılmasına, Davacı tarafından yatırılan bakiye gider avansının kararın kesinleşmesi halinde davacıya iadesine, Dair, davalı vekilinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'nde İSTİNAF yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 17/01/2025 KATİP ¸e-imzalıdır HAKİM ¸e-imzalıdır Harç/ Masraf Dökümü Peşin Harç : 1.209,09 TL Karar Harcı : 2.418,17 TL Noksan Harç : 1.209,08 TL Davacı Gider Avansı Yatırılan Avans : 3.950,00 TL Davalı Gider Avansı Yatırılan Avans : 1.500,00 TL Yargılama Gideri Detayları Bilirkişi Ücreti : 4.500,00 TL Posta Giderleri : 759,50 TL