İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2026/94 E. 2026/410 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2026/94
Karar No
2026/410
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2026/94 Esas - 2026/410 TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO : 2026/94 KARAR NO : 2026/410

.... DAVA : Marka YİDK Kararının İptali DAVA TARİHİ : 04/03/2026 KARAR TARİHİ : 01/10/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 01/10/2026

Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan Marka YİDK Kararının İptali istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA : Davacı vekili dilekçeleriyle özetle, müvekkili şirketin .... sayılı “...” ibareli marka başvurusuna davalı şirket tarafından itiraz edildiğini, itirazın .... tarafından kabul edildiğini ve başvuru kapsamından 42. Sınıf hizmetlerin çıkartıldığını, karara karşı müvekkili itirazının .... kararı ile reddedildiğini, kararın hatalı olduğunu, redde mesnet markada yer alan “...” ibaresinin güçlü....marka niteliğinin, müvekkili markasında yer alan şekil unsurlarının ve ilgili tüketicilerin algılarının kararda yeterli ölçüde değerlendirilmediğini, teknoloji ve yazılım dünyasında “...” metaforunun çok kollu yapı, eş zamanlı süreç yönetimi, ağ yapıları, modüler entegrasyon ve çoklu sistem koordinasyonu gibi işlevleri çağrıştırmak üzere kullanılan bir kavramsal anlatım biçimi olduğunu, ibarenin tek başına baskın unsur olarak değerlendirilemeyeceğini, markaların kullanım alanlarının birbirinden farklı olduğunu, ilgili tüketicilerin profesyonellerden oluştuğunu ve dikkat seviyelerinin yüksek olduğunu, markaların ilgili tüketiciler tarafından karıştırılması ihtimali bulunmadığını, müvekkili şirketin önceki kullanımlarından kaynaklı müktesep hakkı bulunduğunu beyanla, .... sayılı kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; taraf markalarının görsel, işitsel ve kavramsal yönden karıştırılma ihtimaline yol açabilecek derecede benzer olduğunu, markalarda “...-...” ibaresinin ortak ayırt edici unsur olarak yer aldığını, başvuru markasında yer alan şekil unsurunun markaya ayırt edicilik katmadığını ve tali nitelikte olduğunu, markaların kapsamında ortak olarak yer alan 42. Sınıf hizmetler yönünden markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunduğunu, davacının kazanılmış hak iddiasının yerinde olmadığını, davacının tescil talebinin fonksiyon gaspı niteliğinde olduğundan reddi gerektiğini, müvekkili Kurum tarafından tesis edilen iş ve işlemlerin hukuka uygun olduğunu beyanla, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı şirket vekili, cevap ve ikinci cevap dilekçelerinde özetle; dava konusu marka başvurusu ile müvekkiline ait .... sayılı markanın aynılık derecesinde benzer olduğunu, tüketicilerin dava konusu markayı müvekkiline ati seri marka olarak algılaması ihtimalinin yüksek olduğunu, markada “P” harfi yerine “B” harfi kullanılmasının farklı bir etki yaratmadığını, her iki markanın esas unsurunun “...-...” ibareleri olduğunu, dava konusu markanın müvekkili markası ile aynı şekilde 42. Sınıf hizmetleri kapsadığını, ilgili tüketicilerin profesyonellerden oluşmasının karıştırılma ihtimalini ortadan kaldırmadığını, davacının müktesep hak iddiasının mesnetsiz olduğunu beyanla, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davanın açılmasını müteakip davaya katılan tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını ve bilirkişi raporları alınmasını müteakip, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 41/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraf vekillerine tahkikat ve yargılamının geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır. GEREKÇE : Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının iddiaları karşısında, .... Kararının iptali koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır. İşlem dosyasının tetkikinde, dava konusu .... sayılı marka başvurusu, 36 / 42 / 45. sınıflar için tescil talebiyle 04.10.2024 tarihinde yapıldığı, dava konusu marka başvurusu 27.11.2024 tarihli 457 sayılı Resmi Marka Bülteni’nde yayımlandığı, başvurunun yayımına davalı şirket tarafından “benzerlik/karıştırılma ihtimali” gerekçesine dayanılarak 42. Sınıf hizmetler yönünden itiraz edildiği, itirazın .... sayılı karar ile kabul edilerek, marka başvurusu kapsamından “42. Sınıf: Bilimsel ve sınai inceleme, araştırma hizmetleri; mühendislik hizmetleri, mühendislik ve mimari tasarım hizmetleri, kalite ve standart belgelendirme amaçlı mal/hizmetlerin test edilmesi.Bilgisayar hizmetleri: bilgisayar programlama, bilgisayarı virüse karşı koruma, bilgisayar sistem tasarımı, başkaları adına web sitelerinin tasarlanması, bakımı ve güncelleştirilmesi, yazılım tasarımı, kiralanması ve güncelleştirilmesi, internet arama motoru sağlama, hosting, bilgisayar donanımları alanında danışmanlık, bilgisayar donanımlarının kiralanması hizmetleri.Bu sınıfa dahil olup mühendislik, mimarlık, bilgisayar hizmetleri kapsamına girmeyen her türlü tasarım hizmetleri; grafik sanat tasarım hizmetleri (reklam amaçlı tasarım ve peyzaj tasarımı hariç).Sanat eserleri orijinallik onay hizmetleri.”nin çıkartıldığı, davacı tarafından .... kararına da itiraz edildiği, itiraz üzerine .... kararı ile itirazın reddine karar verildiği, anılan kararın ilgililere tebliğ edildiği ve yasal süresi içerisinde işbu davanın açıldığı belirlenmiştir. DEĞERLENDİRMELER: Dava Konusu Marka Başvurusu ile Davalı Şirketin Redde Mesnet Markası Arasında İlişkilendirilme İhtimali; Marka tescilinde nispi ret nedenleri arasında düzenlenen karıştırılma ihtimali uyarınca; tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. Markaların, karıştırılma ihtimaline dayalı tescil engelinden veya hükümsüzlük nedeninden söz edebilmek için aşağıdaki unsurların tamamının kümülatif olarak varlığı gerekir. Bu koşullardan herhangi birinin sağlanmamış olması halinde diğerlerinin varlığı değerlendirme konusu nispi tescil engelinin varlığını kabul için yeterli olmayacaktır: Dava konusu marka ile iddialara mesnet markaların kapsamında, aynı veya benzer mal ve hizmetler bulunuyor olması. Dava konusu marka ile iddialara mesnet markaların aynı veya benzer olması. Dava konusu markalar ile iddialara mesnet markalar arasında, ilişkilendirilme ihtimali de dâhil olmak üzere, halk nezdinde karıştırılma (iltibas) ihtimali bulunması. Emtiaların Aynı/Benzer Olup Olmadığı ; Markalar arasındaki iltibas değerlendirmesi, markaların kapsamında yer alan mallardan ve hizmetlerden bağımsız değildir. Markaların tescilli oldukları sınıflar veya hizmetler farklılaştıkça markalar arasındaki benzerliklerin iltibasa neden olma ihtimali azalacaktır. Bir başka anlatımla, markaların kapsadığı malların ve hizmetlerin farklılaşması neticesinde markayı oluşturan ibarelerin benzerliğine rağmen iltibas tehlikesi azalmakta; malların ve hizmetlerin aynı olması durumunda ise markaların arasındaki ortalama bir benzerlik dahi iltibasa neden olacaktır. Mal ve hizmetlerin aynılığı, ilke olarak mal ve hizmetlerin aynı şekilde yazılmış, ifade edilmiş olmasıdır. Benzer mal ve hizmetler ise, ortalama tüketicilerce aynı (veya ilişkili) kaynaktan geldikleri varsayımıyla karıştırılma ihtimalinin konusu olabilecek mal ve hizmetleri içermektedir. Benzer mal ve hizmet tanımlamasının içeriği, aynı tür mal ve hizmeti mutlak surette kapsamakla birlikte daha geniş bir yaklaşımla benzer oldukları öngörülebilecek, tüketicilerce ilişkilendirilerek aynı kaynaktan geldikleri varsayılabilecek, aynı/benzer ihtiyaçların karşılanmasını sağlayacak mal ve hizmetleri de kapsamaktadır. Mal ve hizmetlerin benzerliği veya ilişkilendirilebilir niteliği .... İnceleme Kılavuzu’na göre aşağıda belirtilen durumlarda ortaya çıkabilir: − Mal ve hizmetlerin kullanım amacı ve alanlarının benzerliği, − Mal ve hizmetlerin kullanıcılarının benzerliği, − Malların fiziksel görünümünün benzerliği, − Mal ve hizmetlerin ticari pazara ulaşmasında kullanılan satış yollarının benzerliği, −.Mal ve hizmetlerin birbirleriyle rekabet eder nitelikte bulunmasından kaynaklanan benzerlik, − Mal ve hizmetlerin birbirlerini tamamlayıcı nitelikte olmasından kaynaklanan benzerlik, − Malların mağazalarda aynı reyonda veya rafta bulunmasından kaynaklanan benzerlik. İlgili sektördeki malların niteliği, piyasaya sunuluş şekli, tüketici alışkanlıkları gibi somut olayı etkileyen ek şartların varlığı halinde hizmetlerle mallar arasında ilişkilendirilme ihtimali ortaya çıkabilmektedir. Dava konusu marka başvurusu, davalı şirketin itirazı üzerine, 42. Sınıf hizmetler bakımından reddedildiği, dolayısıyla davanın konusunu 42. Sınıf hizmetlerin oluşturduğu, davalı şirketin ....sayılı redde mesnet markası ise 09, 10, 12 ve 42. Sınıf mal ve hizmetlerde tescilli olduğu, Taraf markalarının, 42. Sınıf bakımından aynı/aynı tür hizmetlerden oluştuğu, Sonuç olarak, dava konusu marka kapsamında yer alan ve reddine karar verilen tüm hizmetler bakımından, taraf markaları arasında “emtiaların aynı veya benzer olması” şartının sağlandığı, İşaretlerin Benzer Olup Olmadığı ve İltibas/Karıştırılma İhtimali; Markaların emtia/hizmetlerinin benzer olup olmadığının tespiti yapıldıktan sonra bakılması gereken ikinci kriter işaretlerin benzer olup olmadığıdır. İki markanın benzer olup olmadığı değerlendirilirken; markalar arasında görsel, işitsel veya kavramsal düzeyde ortaya çıkan benzerlik veya yakınlık dikkate alınmalıdır. Görsel, işitsel veya kavramsal benzerliğin derecesi konusundaki değerlendirmeyi malların niteliğini ve malların piyasaya sunum yöntemlerini dikkate alarak yapmak yerinde olacaktır. İlgili tüketicinin markaları doğrudan karşılaştırma imkânının bulunmadığı, markaların karşılaştırmasını zihninde muhafaza ettiği tam (eksiksiz) olmayan imaja göre yaptığı dikkat edilmelidir. Görsel benzerlik, kelime veya şekil markalarının görünüm olarak benzerlik içermeleri durumunda ortaya çıkar. Görsel benzerliğin tespiti, markaların benzer markalar olarak değerlendirilmeleri için, tek başına yeterli olarak kabul edilebilir. Bilindiği üzere, kelime markaları söz konusu olduğunda, kelimenin yazım şekli değil kelimenin kendisi korunmaktadır. Bu nedenle, kelimenin büyük ya da küçük harfle ya da farklı yazım karakterinde yazılmış olmasının incelemeye etkisi yoktur. Kelime markalarında görsel değerlendirme; kelimenin uzunluğu/kısalığı, harf sayısı, harflerin dizilimi, kelime sayısı ve işaretlerin yapısı gözetilerek yapılmalıdır. Görsel değerlendirmede, kelimenin ilk kısmında oluşan benzerlik ya da benzememe durumu kelimenin son kısmına göre daha büyük öneme sahiptir. Bununla birlikte, görsel algı önce dışta bulunan elemanları ayırt ettiği için, son harf, kelimenin iç kısımlarında yer alan harflere kıyasla, daha büyük etkiye sahip olacaktır. Kelime markalarında, kelime yazıldığından farklı şekilde okunmadığı sürece (yabancı dillerdeki markalar), görsel ve işitsel benzerlik genellikle aynı anda ortaya çıkar. Bununla birlikte, kısa zaman aralığında gerçekleşen işitsel algıya kıyasla, görsel algının daha kesin ve tekrarlanan algılama imkânı sağladığı dikkate alınmalıdır. Bu nedenle, işaretler arasındaki görsel farklılıklar işitsel farklılıklara kıyasla daha fazla etkiye sahip olacaktır. İşitsel benzerlik, kelime markaları telaffuz edilirken ortaya çıkan benzerlik halidir. İşitsel benzerliğin tespiti, bazı durumlarda tek başına markaların benzer markalar olarak değerlendirilmeleri için yeterli kabul edilebilir. Ancak, işitsel benzerliğin görsel benzerlikle yeterli düzeyde desteklenmemesi halinde markaların benzer markalar olarak değerlendirilmemesi de mümkündür. Kavramsal (anlamsal) benzerlik, kelime veya şekil markalarının karşılık geldikleri anlam veya kavramlar bakımından ayniyet veya benzerlik içermeleri durumunda ortaya çıkar. Kelime markalarının kavramsal (anlamsal) benzerliği, temel olarak, farklı şekilde yazılı kelimelerin aynı veya farklı dilde aynı/benzer kavramlara (anlamlara) karşılık gelmeleri durumunda ortaya çıkabilir. Şekil markalarının kavramsal (anlamsal) benzerliği ise temel olarak, markalarda yer alan şekil unsurlarının aynı kavramlara karşılık gelmeleri durumunda ortaya çıkabilir. Benzerlik ve karıştırılma ihtimali telaffuz, anlam veya biçimden, işaretlerin toplu olarak bıraktığı izlenimden, seri içine girmekten veya başka bir çağrışımdan kaynaklanabilir. Halkın, karşılaştırılan işaretler arasında “bağlantı” kurma ihtimali bulunması, benzerlik bulunduğunu kabul etmek için yeterlidir. Markalar arasında benzerlik incelemesinde temel ilke, her iki markanın ortalama tüketici üzerinde bıraktığı genel intibaa göre tüm faktörler bir arada gözetilerek “global değerlendirme” yapılmasıdır. Global değerlendirme gereği, markaların unsurlarına bölünerek, unsurlarına göre ayrı değerlendirme yapılması hatalı olacaktır. Bununla birlikte, inceleme sırasında markayı oluşturan jenerik, tanımlayıcı unsurların değerlendirme dışı bırakılmasına engel değildir. Dolayısıyla asıl olan markaların bir bütün halinde bıraktıkları genel intibaa göre değerlendirme yapılmasıdır. ....kararında belirlenen temel ilkelerin dikkate alınması gerekmektedir. Buna göre; Asıl unsuru markanın bütünü itibarıyla bıraktığı izlenim, tümüne hâkim olan görünüş ve ayrıcalığını vurgulayan imajda aramak lazımdır. Tespit edilen asıl unsur sözcükten ibaret ise markalarda ortak olarak kullanılan kök kelime ve başvuru sahibinin varsa ilave ettiği ekler belirlenmelidir. Son olarak başvuru sahibinin markasındaki eklentinin başlı başına ayırt edicilik vasfının olup olmadığı üzerinde durulmalıdır. Dava konusu marka başvurusu, “...” ibaresinden oluşmakta olup, ilk “A” harfi üzerinde oldukça küçük bir şekil unsuru bulunduğu, fakat şekil unsurunun kapladığı alan itibarıyla, markaya ayırt edicilik kattığının söylenemeyeceği, dava konusu markanın esas unsurunun “...” ibaresi olduğu, “...” ibaresinin, anlamlı bir ibare olmadığı, dava konusu markanın esas unsurunun “...” ibaresi olduğu, Davalı şirkete ait redde mesnet marka ise, herhangi bir şekil unsuru içermeyen, beyaz zemin üzerine siyah renk, büyük harf ve düz yazı ile oluşturulmuş, ayrı ayrı yazılmış “...” ve “...” kelimelerinden oluştuğu, davalı şirket markası kapsamında başka bir unsur bulunmadığı, “... ...” ibaresi, yazıldığı gibi okunmakta ve telaffuz edilmekte olup, “...” ibaresi aynı zamanda davalı şirketin ticaret unvanının çekirdek unsuru olduğu, davalı şirketin önceki tarihli markaları incelendiğinde “...” ibaresini içeren çok sayıda başvuru/tescilli halde markası olduğu, davalı şirketin “...” ibaresini içeren çok sayıda başvuru yaptığı, bileşke markalarda yer alan (münhasıran ayırt edici niteliğe sahip olan) bazı kelime unsurları, markada baskın unsur konumunda olmasalar da karıştırılma ihtimaline yol açabilirler. Bu tip durumlarla, uygulamada özellikle ticaret unvanı veya tüketicilerce tanınan çatı markasıyla birlikte kullanılan ikinci markalarda karşılaşılmaktadır. Davalı şirketin önceki tarihli markaları incelendiğinde, “...” ibaresinin çatı markası niteliği taşıdığı, redde mesnet markada yer alan “...” ibaresinin esas ve baskın unsur olduğu, tüketicilerce marka olarak algılanacak kısmın “...” ibaresi olduğu, “...”, “Kafadan bacaklılardan, dokunaçlı bir tür mürekkep balığı”dır. Dava konusu marka “...” ibaresinden oluştuğu, davalı şirkete ait redde mesnet markanın ise esas unsurunu “...” ibaresi oluşturduğu, her iki ibare, görsel, işitsel ve kavramsal yönden birlikte değerlendirildiğinde, ortalama tüketici nezdinde benzer bir genel izlenim yarattığı, Öncelikle, ibareler aynı harf dizilimi ile başlamakta olup, her ikisi de “....” harf grubu ile başlamakta, “A, T” harfleri ile bitmektedir. İbareler arasındaki farklılık yalnızca beşinci harfteki farklılıktan kaynaklanmaktadır. Bu farklılık tek bir sessiz harfin (B/P) değişmesinden ibaret olup, kelimelerin uzunluğu, harf sayısı ve genel görünümü karşısında tali niteliktedir. Ortalama tüketici markaları yan yana karşılaştırma imkânına sahip olmadığından ve markaları hafızasında kalan genel izlenim ile değerlendirdiğinden, söz konusu farklılığın ilk bakışta kolaylıkla fark edilmesinin beklenemeyeceği, İşitsel açıdan da markalar arasında benzerlik bulunmaktadır. İbareler aynı hece yapısına sahip olup, ilk iki hece (...) tamamen aynıdır. Son hecelerdeki “bot” ve “pot” ifadeleri ise yalnızca bir ünsüz harf bakımından farklılaşmaktadır. Türkçede b ve p sesleri aynı artikülasyon bölgesinde üretilen, birbirine fonetik olarak oldukça yakın ünsüzlerdir. Bu nedenle markaların telaffuzu sırasında ortaya çıkan işitsel izlenim büyük ölçüde benzer olduğu, Kavramsal açıdan ise davalı markasının esas unsurunu oluşturan “...” ibaresi, tüketici tarafından doğrudan deniz canlısı olan "..." kelimesini çağrıştırmaktadır. Dava konusu “...” ibaresi ise sözlük anlamı bulunmayan, ayırt edici nitelikte bir ibare olmakla birlikte, kelimenin ilk kısmının “...” şeklinde korunmuş olması ve yalnızca son bölümünde “P” harfinin “B” harfi ile değiştirilmesi nedeniyle, ortalama tüketici tarafından ilk bakışta veya ilk işitilişte “...” kelimesinin farklılaştırılmış yazımı ya da varyasyonu olarak algılanabilecek niteliktedir. Özellikle tüketicinin markayı hızlı ve eksik hatırlama eğilimi dikkate alındığında, dava konusu ibarenin davalı markasının esas unsurunu çağrıştırması kuvvetle muhtemeldir. Bu itibarla, taraf markaları arasında mevcut farklılıklar markaların bıraktığı genel izlenimi ortadan kaldıracak güçte değildir. Aksine, markalar arasında görsel ve işitsel bakımdan yüksek derecede, kavramsal bakımdan ise çağrışım düzeyinde benzerlik bulunmaktadır. Sonuç olarak, taraf markalarının esas unsurları arasında görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzerlik bulunduğu, davalı şirkete ait redde mesnet marka ile dava konusu marka başvurusu arasında “markaların aynı ya da benzer olması” şartının sağlandığı, Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus; ortalama düzeydeki halk nezdinde bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurulmasıdır. Hatta markalar arasında birçok noktada fark bulunduğu tespit edilse bile “umumi intiba” ikisinin karıştırılabileceği yönünde ise, iki işaret arasında karıştırılma ihtimalinin bulunduğu kabul edilmelidir. Burada işitsel veya görsel bir benzerlik ve hatta genel görünüş açısından umumi intiba olmasa bile halk tarafından iki marka arasında bir bağlantı kurulması ve hatta çağrıştırması dahi karıştırılma ihtimali için yeterli bir ölçü olarak kabul edilmelidir. Tüketicinin iki işaret arasında doğrudan ya da kaynakları bakımından idari – iktisadi bir ilişki kurma yanılgısına düşmesi iltibas ihtimalinin kabulü için yeterli olacaktır. Karıştırılma olasılığının değerlendirmesi, inceleme konusu markaların görsel, işitsel veya kavramsal benzerliği bakımından, markaların ayırt edici ve baskın unsurları özellikle göz önüne alınarak, markaların bütünsel olarak ortaya çıkardıkları izlenim esasında yapılmalıdır. İnceleme konusu malların veya hizmetlerin ortalama tüketicilerinin markaları algılayış biçimi, karıştırılma olasılığına yönelik genel değerlendirmede belirleyici rol oynar. Markalar arasındaki görsel, işitsel veya kavramsal benzerlikler bütün olarak karşılaştırılmalıdır. Karşılaştırma, genel izlenim esas alınarak, özellikle markaların ayırt edici ve baskın unsurları ve davanın koşullarıyla ilgili tüm faktörleri dikkate alarak global olarak yapılmalıdır. Karıştırılma ihtimali değerlendirilirken araştırılması gereken bir diğer husus da hedef tüketici kitlesidir. Tüketici kitlesi, her bir mal ve hizmet türü için ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Markalar arasındaki karıştırılma ihtimalinin tespitinde kural olarak ortalama tüketiciler dikkate alınacak olup; doktrinde kabul edilen kritere göre malın hitap ettiği makul düzeyde bilgi ve dikkate sahip tüketicilerin tamamının ya da büyük bir bölümünün karışıklık yaşaması değil, bu tüketicilerin bir kısmının karışıklık yaşama ihtimali bulunması, benzerlik ve iltibas bulunduğunun kabulü için yeterli bulunmaktadır. Somut olayda, “aynı/aynı tür” olarak işaretlenen hizmetler, genel olarak yetişkinlere hitap eden hizmetler olup, tüketicinin gündelik (her anının, rutininin) ihtiyaçlarını karşılayan, her gün talep edilen, sık satın alınan veya sık sık tüketilen hizmetler değildir. Bu hizmetlerin ortalama tüketici/alıcı kitlesinin bilinç/dikkat/özen seviyesinin yüksek olabileceği ve iltibas değerlendirmesinde dikkat düzeyi ortalamanın üzerinde olan ilgili tüketici kesiminin dikkate alınabileceği, Sonuç olarak, dava konusu marka başvurusu kapsamında yer alan ve reddine karar verilen hizmetler ile davalı şirkete ait redde mesnet marka kapsamında yer alan 42. Sınıf hizmetlerin aynı/aynı tür olduğu, dava konusu markanın “...”, davalı şirket markasının ise “... ...” ibaresinden oluştuğu, davalı şirket markasında yer alan “...” ibaresinin çatı marka olup, davalı şirket markasının esas unsurunun “...” ibaresi olduğu, “...” ve “...” ibareleri arasında ise görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzerlik bulunduğu, zira farklılık taşıyan harfin kelimenin ortasında olup, birbirine çok yakın iki ses olduğu, her ne kadar ilgili tüketicinin bilgi ve dikkat düzeyi ortalamanın üzerinde ise de, somut olayda markalar arasındaki görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzerliğin seviyesi ile birlikte değerlendirildiğinde, tüketicinin taraf markalarını aynı/aynı tür mal ve hizmet üzerinde gördüğünde ya da işittiğinde, farklı marka ile karşı karşıya olduklarını anlayabilmelerinin mümkün olmaması, taraf markalarının birbiri ile ilişkilendirme ihtimalinin bulunması nedeniyle, somut olayda, reddine karar verilen hizmetler bakımından markaların ilişkilendirilmesi ihtimaline dayalı olan nispi tescil engeline ilişkin şartların oluştuğu, Davacının Önceki Tarihli Tescilli Markalarına Binaen Kazanılmış Hakkının Bulunup Bulunmadığı; Davacının iddiaları kapsamında davacı adına kayıtlı önceki tarihli markalarının, dava konusu başvuruya müktesep hak oluşturup oluşturmadığı hususu incelenmiştir. Yargıtay kararlarında kazanılmış hak sağlayan önceki markaların belirlenmesi yönünden bazı ölçütler getirilmiş ve getirilen bu kriterler güncel kararlarda da geçerliliğini korumuştur. Buna göre; .... sayılı ilamda da belirtildiği üzere, kazanılmış hakkın varlığının kabulü için şu üç koşulun birlikte bulunması gereklidir: Kazanılmış hak iddia edilen tescilli marka ile dava konusu markadaki ibarelerde asli unsurların muhafaza edilmiş olması ve eski markanın en azından hükümsüzlük davası açılabilecek kadar belli bir sürede çekişmesiz şekilde kullanılması, Karşı taraf markalarına yanaşma niyeti olmadan ve iltibas tehlikesi yaratmayacak şekilde, eski ve yeni markalar arasında işletme ile bağlantının ve tüketici nezdinde yaratılan izlenimin korunmuş bulunması, Yeni markada kazanılmış hak iddia edilen markaya nazaran emtia kapsamının genişletilmemiş olması. Dava konusu marka başvurusu 04.10.2024 tarihinde tescil başvurusuna konu edildiği, Davacıya ait önceki tarihli .... sayılı marka, 11.10.2023 tarihinde tescil edilmiş olup, henüz 5 yıllık hükümsüzlük davası süreci içinde olup, somut olayda “eski markanın en azından hükümsüzlük davası açılabilecek kadar belli bir sürede çekişmesiz şekilde kullanılması” şartının gerçekleşmediği, bu nedenle, davacı tarafa ait .... sayılı markanın, dava konusu markaya müktesep hak oluşturamayacağı, Netice itibariyle, Dava konusu marka kapsamında yer alan ve reddine karar verilen hizmetlerin, davalı şirkete ait marka kapsamında yer alan emtia ile aynı/aynı tür olduğu, Dava konusu marka başvurusunun, davalı şirkete ait redde mesnet marka ile görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzer olduğu, Davacıya ait dava konusu marka başvurusu ile davalı şirkete ait marka arasında karıştırılma ihtimali bulunduğu, Davacının önceki tarihli markasına binaen müktesep hakkının bulunmadığı, .... sayılı kararının hukuka uygun olduğu sonuç ve kanaatlerine varılmış davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Davanın reddine, Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, Davalı kurum ile şirket kendisini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 55.000,00.-TL maktu ücreti vekâletin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, Davalı kurumun yapmış olduğu bir gider olmadığından bu hususta bir karar verilmesine yer olmadığına, Davalı şirketin yapmış olduğu bir gider olmadığından bu hususta bir karar verilmesine yer olmadığına, Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333), Dair, davacı vekili ve davalı kurum ile davalı vekillerinin yüzüne karşı, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde .... istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.

Kâtip Hâkim ... ✍e-imzalıdır ✍e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2026/94, K. 2026/410, T. 01.10.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2026-94-e-2026-410-k-5ad9021b4c26