İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2026/88 E. 2026/646 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2026/88
Karar No
2026/646
Karar Tarihi

T.C. A N T A L Y A 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2026/88 KARAR NO : 2026/646 DAVA : İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 20/09/2022 KARAR TARİHİ : 10/09/2026

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özet olarak; alacağın konusu ... , ... tarihli iki adet fatura olduğunu, davalıdan alacaklarının tahsili için Antalya Genel İcra Dairesi ... /... dosyasından başlatılan faturalara dayalı ilamsız icra takibine davalı ... tarihinde genel geçer ve soyut nitelikte itiraz ettiğini, faturadaki alacağın konusunda borçlunun ticari işletmesi borçlu esnaf olup fatura esnaf işletmesi ile ilgili olduğundan görevli mahkeme HMK 2. maddesi gereği Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunu belirterek davalının Antalya Genel İcra Dairesi ... /... dosyasındaki itirazının iptalini ve müvekkile en yüksek düzeyde %20'den az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatı ödemeye mahkum edilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin de davalıya yükletilmesini talep ve dava etmiştir. Davalıya çıkartılan tebligatın usulüne uygun olarak tebliğ edildiği, davalı vekilinin cevap dilekçesi sunmadığı anlaşıldı. Mahkememizce Mali Müşavir ... ... tarafından aldırılan ... tarihli bilirkişi raporunda özetle;"Davacı ile davalı arasında ticari ilişki bulunduğu ve bu ilişki kapsamında dava ve takip konusu ... tarihli ... TL ile ... tarihli ... TL tutarlı olmak üzere toplam ... TL bedelli iki adet faturanın düzenlendiği, Davacı tarafın ticari defter kayıtlarında söz konusu faturaların davalı adına borç kaydedildiği, akabinde aynı cari hesap içerisinde yer alan ... tarihli ... TL ve ... tarihli ... TL tutarlı banka tahsilatları ile birlikte ... tarihli ... TL tutarlı nakit tahsilat kaydı sonrasında ilgili cari hesap bakiyesinin “...” olarak kapatıldığı, Davacı tarafından dosyaya sunulan cari hesap ekstresinde, banka yoluyla gerçekleştirilen tahsilatların “resmi hesaba gelen EFT” şeklinde açıkça gösterildiği, buna karşılık bazı borçlandırma kalemlerinin “gayri resmi” olarak nitelendirildiği, bu durumun davacının kendi kayıtlarında borç doğuran işlemler ile tahsilatları ayrıştırdığını ortaya koyduğu, Davacı tarafın, tahsilatların hangi borca mahsup edildiğinin belirlenemediği yönündeki itirazlarının, dava konusu alacağın yalnızca iki adet faturadan ibaret olması ve tahsilatların aynı cari hesap akışı içerisinde yer alması karşısında mevcut kayıtlarla tam olarak örtüşmediği; bu iddianın kabulü için tahsilatların başka bir borca ait olduğunu gösteren somut ve yazılı delillerin ortaya konulmasının gerektiği, Davacı ticari defterlerinde yer alan tahsilat kayıtlarının, usulüne uygun tutulmuş ticari defter kayıtları kapsamında değerlendirilmesi gerektiği; bu kayıtların aksinin ancak senet veya diğer kesin delillerle ispatlanabileceği, Davalı ticari defterlerinde dava konusu cari hesap bakiyesinin ... tarihli muhasebe kaydı ile kapatıldığı, söz konusu kaydın tek başına ödeme tevsik edici belge niteliğinde bulunmamakla birlikte, davacı ticari defter kayıtları ile birlikte değerlendirildiğinde muhasebe görünümünü desteklediği, tespit edilmiştir. Bu kapsamda; taraf ticari defterleri, banka kayıtları ve dosya kapsamındaki belgelerin birlikte değerlendirilmesi sonucunda, dava konusu faturalara ilişkin alacağın davacı ticari defter kayıtlarına göre tahsil edilmiş olduğu, davalı ticari defterlerinde de ilgili cari hesabın kapatılmış olması ile taraf defterlerinin bu yönüyle birbirini teyit ettiği anlaşılmakla; takip tarihi itibarıyla davacının davalıdan bu faturalar yönünden talep edebileceği bir alacağının bulunmadığı kanaatine varılmıştır" şeklinde bildirilmiştir. Mahkememizce ... Mali Müşavir ... tarafından aldırılan ... tarihli bilirkişi raporunda özetle;"Davacının ticari defterlerine göre, davacı tarafından davalıya mal satılması şeklinde taraflar arasında ticari bir ilişkinin mevcut olduğu, bu ticari ilişki gereğince takip/dava konusu alacağın dayanağı olan toplam ... .-TL, tutarındaki 2 adet faturanın davalı adına borç olarak kaydedildiği ve bu faturalar bedelinin tamamının banka havalesi ve nakit olarak davalı taraftan tahsil edildiği, dolayısıyla da takip/dava konusu alacağın dayanağı olan faturalara istinaden takip tarihi itibariyle davacının davalı taraftan bir alacağının olmadığı tespit edilmiştir" şeklinde bildirilmiştir. Mahkememizce Antalya Genel İcra Dairesi'ne müzekkere yazılarak ... /... Esas sayılı dosyasının bir örneği celbedilmiş incelenmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: İtirazın iptali davası, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu (İİK)’nun 67.maddesinde düzenlenmiş olup, “Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın (Değişik ibare: 02/07/2012- 6352 S.K./11. md.) yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir" hükmü öngörülmüştür. Bu hüküm uyarınca, alacaklının kötüniyet tazminatına mahkûm edilebilmesi için takibin haksız ve kötü niyetle yapılmış olması gerekir. Yargıtay uygulamasına ve öğretiye göre, alacağının bulunmadığını bildiği veya bilmesi gereken bir durumda olduğu halde, icra takibine girişen alacaklı, kötü niyetli kabul edilir. Örneğin, alacağı kendisine tamamen ödenmesine rağmen icra takibine girişen, kefil hakkında kefalet limitinin üzerindeki bir miktar için takip yapan, vadeden önce icra takibine girişen veya kredi sözleşmesinde imzasının bulunmadığı kendisine bildirilen bankanın gerekli incelemeyi yapmaksızın icra takibi başlatması durumlarında alacaklı, İİK’nun 67.maddesi anlamında kötüniyetli sayılmalıdır. (Baki Kuru, İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, 2. baskı, Ankara 2013, s. 258) Dava açılmadan önce davacı tarafça davalı aleyhine arabuluculuk başvurusunda bulunulduğu ve arabuluculuk son tutanağının dosyaya sunulduğu anlaşılmıştır. Taraflar arasında bir ticari ilişkinin bulunduğu, davacının davalı aleyhine başlattığı ilamsız icra takibinin davalının borca itirazı ile durduğu, davacı tarafça davalının icra takibine vaki itirazının iptali istemiyle eldeki davanın açıldığı, davalı tarafın icra dosyasında borçlu olmadıklarından bahisle asıl borca ve ferilerine itiraz ettiği, her iki tarafın dava konusu döneme ilişkin ticari defter ve belgelerini defter inceleme günü mahkememize ibraz ettikleri, Davacı ibraz edilen dava konusu döneme ilişkin ticari defter ve belgeler üzerinde yapılan inceleme sonucunda mali müşavir bilirkişi tarafından tanzim edilen ... tarihli bilirkişi raporunda, taraflar arasında ticari bir ilişkinin mevcut olduğu, davacının ticari defterlerine göre, davacı tarafından davalıya mal satılması şeklinde taraflar arasında ticari bir ilişkinin mevcut olduğu, bu ticari ilişki gereğince takip/dava konusu alacağın dayanağı olan toplam ... .-TL. tutarındaki 2 adet faturanın davalı adına borç olarak kaydedildiği ve bu faturalar bedelinin tamamının banka havalesi ve nakit olarak davalı taraftan tahsil edildiği, dolayısıyla da takip/dava konusu alacağın dayanağı olan faturalara istinaden takip tarihi itibariyle davacının davalı taraftan bir alacağının olmadığının tespit edildiği anlaşılmıştır. Davalı ibraz edilen dava konusu döneme ilişkin ticari defter ve belgeler üzerinde yapılan inceleme sonucunda mali müşavir bilirkişi tarafından tanzim edilen ... tarihli bilirkişi raporunda, taraf ticari defterleri, banka kayıtları ve dosya kapsamındaki belgelerin birlikte değerlendirilmesi sonucunda, dava konusu faturalara ilişkin alacağın davacı ticari defter kayıtlarına göre tahsil edilmiş olduğu, davalı ticari defterlerinde de ilgili cari hesabın kapatılmış olması ile taraf defterlerinin bu yönüyle birbirini teyit ettiği anlaşılmakla; takip tarihi itibarıyla davacının davalıdan bu faturalar yönünden talep edebileceği bir alacağının bulunmadığı hususları tespit edilmiştir. Yazılan müzekkerelere verilen cevaplar, aldırılan bilirkişi raporları, icra takip dosyası ve tüm dosya kapsamı birlikte göz önünde bulundurulduğunda; ticari defterlerin kesin delil niteliğinde olduğu, her iki tarafın defterleri üzerinde yapılan bilirkişi incelemesinde davacının davalı taraftan herhangi bir alacağının bulunmadığı tespit edildiğinden, dolayısıyla davalının takibe itirazının haksız olduğu anlaşıldığından davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; 1-Davanın REDDİNE, 2-Alınması gereken ... TL maktu harçtan peşin alınan ... TL harç mahsup edilerek bakiye ... TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye irad kaydına, 3-Davacının karşıladığı yargılama harç ve giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ... TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 5-Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca Hazine tarafından karşılanan ... TL arabuculuk giderinin, davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına, 6-Yatırılan avansın kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde HMK Gider Avansı Tarifesinin 5/1. maddesi gereğince hesap numarası bildirilmiş ise elektronik ortamda hesaba aktarılması, hesap numarası bildirilmemiş ise masrafı avanstan karşılanmak suretiyle PTT merkez ve işyerleri vasıtasıyla adreste ödemeli olarak gönderilmek suretiyle yatıran tarafa iadesine, Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen karar miktar itibariyle KESİN olmak üzere açıkça okunarak verildi.10/09/2026

Katip ... ¸e-imza

Hakim ... ¸e-imza

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2026/88, K. 2026/646, T. 10.09.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2026-88-e-2026-646-k-22847f51773d