İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/85 E. 2026/86 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/85
- Karar No
- 2026/86
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2026/85 KARAR NO : 2026/86
DAVA : Konkordato (Adi Konkordatodan Kaynaklanan (İİK 285 İla 308/h)) DAVA TARİHİ : 30/01/2026 KARAR TARİHİ : 30/01/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 12/02/2026
Mahkememizde görülmekte olan Konkordato (Adi Konkordatodan Kaynaklanan (İİK 285 İla 308/h)) davasının dosya üzerinde yapılan incelemesi sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: İDDİA: Davacı vekili Bakırköy Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesine vermiş olduğu 30/01/2026 tarihli dava dilekçesinde ; Müvekkilinin mal varlığının korunabilmesi için İcra ve İflas Kanunu’nun 287, 288, 294 ve 295. maddeleri ve devamı gereğince; İcra ve İflas Kanunu’nun 287. Maddesi gereğince 3 aylık geçici mühlet kararı verilmesine ve gerekli görülmesi halinde işbu müddetin 2 ay daha uzatılmasına, geçici mühlet kararının İİK.’nın 288. maddesi çerçevesinde ilanına, davacının konkordato taleplerinin kabulü ile ihtiyati tedbir kararlarının aynen devamıyla yargılama sırasında kesin mühlet kararı verilmesi ile yargılama neticesinde konkordatonun tasdikine, tasdik kararının ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. DELİLLER ve GEREKÇE: Dava, İİK'nın 285 ve devamı maddelerince açılan konkordato talebine ilişkindir. Mahkememiz ... Esas sayılı dosyasında 30/01/2026 tarihli ara kararı ile davacı ... yönünden tefrik edilmiş ve mahkememizin .... Esasına kaydı yapılmıştır. İcra ve İflas Kanunu’nun 286’ncı maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde, konkordato talebinin ciddiyetinin ve uygulanabilirliğinin değerlendirilmesine esas teşkil eden en önemli belgenin “konkordato ön projesi” olduğu açıkça düzenlenmiştir. Anılan hüküm uyarınca borçlu, alacaklılarına olan borçlarını hangi oran ve vadelerde ödeyeceğini, alacaklıların hangi ölçüde fedakârlıkta bulunacağını, ödemelerin finansmanının hangi kaynaklardan sağlanacağını, mevcut malvarlığının tasfiye edilip edilmeyeceğini ve faaliyetlerin sürdürülebilirliği için gerekli mali yapının ne şekilde kurulacağını somut, denetlenebilir ve gerçekçi verilerle ortaya koymak zorundadır. Bu düzenleme, konkordato kurumunun özünde yer alan “iyileştirme ve yeniden yapılandırma” amacının yalnızca soyut beyanlarla değil, uygulanabilir ve borçluya özgü mali projeksiyonlarla desteklenmesi gerektiğinin bir sonucudur. Nitekim öğretide de konkordato ön projesinin, konkordato yargılamasının merkezinde yer alan ve tasdik şartlarının değerlendirilmesinde belirleyici rol oynayan temel belge olduğu; bu projenin borçluya özgü ekonomik gerçekliği yansıtması gerektiği kabul edilmektedir. Somut uyuşmazlıkta davacı tarafından sunulan konkordato talebi ve buna dayanak gösterilen proje incelendiğinde, projenin borçlu şirketin konkordato ön projesinden bağımsız ve müstakil bir nitelik taşımadığı, davacının kendi ekonomik ve mali durumuna özgü bir iyileştirme planı içermediği anlaşılmaktadır. Oysa konkordato yargılamasında her borçlu bakımından tasdik koşullarının ayrı ayrı değerlendirilmesi zorunludur. Özellikle kefil, ortak veya ilişkili kişi konumundaki gerçek kişilerin konkordato taleplerinde, bu kişilerin şirketten bağımsız mali varlıkları, gelir kaynakları, ödeme kabiliyetleri ve konkordato kapsamında üstlenecekleri yükümlülüklerin somut olarak ortaya konulması gerekir. Davacının sunduğu ön projede ise, kendi malvarlığına, gelir akışına veya ödeme planına ilişkin özgün bir analiz ve finansal modelleme bulunmadığı; projenin bütünüyle borçlu şirketin faaliyetlerinden elde edilmesi öngörülen gelirler üzerine inşa edildiği, dolayısıyla davacının şahsi ödeme gücünü ortaya koyan herhangi bir somut veri veya strateji içermediği görülmektedir. Bu durum, İİK m.286/1-a hükmünde aranan şartların şeklen değil, esasen yerine getirilmemesi anlamına gelmektedir. Konkordato hukukunun temel prensiplerinden biri, her borçlu bakımından tasdik koşullarının bireysel olarak değerlendirilmesidir. Zira konkordato, kişiye sıkı sıkıya bağlı bir yeniden yapılandırma kurumudur ve her borçlunun mali yapısı, alacaklı portföyü ve ödeme kapasitesi farklıdır. Bu nedenle bir borçlunun projesinin diğer bir borçluya aynen uygulanması veya başka bir projenin uzantısı niteliğinde olması, konkordatonun amacıyla bağdaşmamaktadır. Yargısal uygulamada da, borçlu şirketin projesine bağımlı şekilde hazırlanan ve bağımsız mali iyileştirme unsurları taşımayan konkordato taleplerinin tasdik şartlarını karşılamadığı kabul edilmektedir. Nitekim Ankara Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesinin 27/10/2022 tarih ve ... Esas, ... Karar sayılı ilamında, gerçek kişi borçlunun şirketten bağımsız bir konkordato projesi sunmamasının tasdik koşullarının gerçekleşmediği anlamına geldiği vurgulanmış; yine aynı Dairenin 05/06/2020 tarih ve ...Esas, ... Karar sayılı kararında, konkordato projesinin borçluya özgü somut tedbirler içermemesi hâlinde tasdik talebinin reddinin yerinde olduğu ifade edilmiştir. Sakarya Bölge Adliye Mahkemesinin 29/09/2023 tarih ve ... Esas, ... Karar sayılı ilamında da benzer şekilde, borçlunun mali kaynaklarının gerçekçi biçimde ortaya konulmaması hâlinde konkordato talebinin reddedilmesi gerektiği belirtilmiştir. Bunun yanı sıra İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ... Hukuk Dairesinin 18/02/2021 tarih ve ... Esas, ... Karar sayılı kararı ile ... Esas, .. Karar sayılı ilamında; konkordato projesinin borçlunun malvarlığı ve gelir potansiyeliyle uyumlu olması gerektiği, borçlunun ödeme kapasitesini aşan veya başkaca bir borçlunun faaliyetlerine bağlı projelerin tasdik şartlarını karşılamayacağı açıkça ortaya konulmuştur. Aynı doğrultuda Yargıtay ... Hukuk Dairesinin 07/02/2023 tarih ve ... Esas, ... Karar sayılı ilamı ile 04/12/2023 tarih ve ... Esas, ... Karar sayılı kararlarında, konkordato ön projesinin borçluya özgü mali iyileştirme tedbirleri içermesi gerektiği; soyut ve başka bir borçlunun mali yapısına dayalı projelerin tasdik için yeterli sayılamayacağı belirtilmiştir. Somut olayda davacının malvarlığının borç miktarını karşılamaya elverişli olmadığı, borçlarını hangi kaynaklardan ve hangi yöntemlerle ödeyeceğine ilişkin bağımsız bir finansman planı sunmadığı, projede yer verilen ödeme senaryolarının borçlu şirketin faaliyetlerine bağlı olduğu ve davacı bakımından gerçekçi bir ödeme kabiliyeti ortaya koymadığı anlaşılmaktadır. Bu hâliyle davacı tarafından sunulan konkordato ön projesinin, İİK m.286/1-a hükmünde aranan unsurları karşılamadığı; alacaklıların tatminini sağlayabilecek ölçüde somut, denetlenebilir ve uygulanabilir bir yeniden yapılandırma modeli içermediği sonucuna ulaşılmıştır. Konkordato kurumunun amacı, borçlunun dürüstlük kuralına uygun şekilde mali durumunu iyileştirerek alacaklılarını mümkün olan en yüksek oranda tatmin etmesini sağlamak olup, borçlunun ekonomik gerçekliğiyle örtüşmeyen ve başka bir borçlunun mali yapısına bağımlı projeler bu amaca hizmet etmemektedir. Bu nedenlerle davacı tarafından sunulan konkordato talep ve projesinin, kanunda öngörülen tasdik koşullarını sağlamadığı; borçlunun bağımsız mali iyileştirme planı bulunmadığı ve malvarlığının borçlarını karşılamaya yeterli olmadığı anlaşıldığından, davanın reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılarak aşağıdaki gibi hüküm fıkrası oluşturulmuştur. HÜKÜM/Yukarıda açıklandığı üzere: 1-Davacı / borçlu tarafından açılan konkordato davasının dosyaya sunulan ön projede; konkordatonun başarısının borçlu şirketlerin konkordatosunun başarısına bağlandığı, kendine özgü konkordato tedbiri ve hedefi içermediği, borçlunun malvarlığının yeterli olmadığı anlaşıldığından HMK'nın 114/2 ve ve 115/2.maddeleri uyarınca USULDEN REDDİNE, 2-Alınması gerekli 732,00-TL Peşin harcın davacıdan tahsili ile hazineye İRAD KAYDINA, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendileri üzerinde bırakılmasına, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 341 ilâ 360'ncı madde hükümleri uyarınca,mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye verilecek dilekçe ile kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde veya istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf,başvuru hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile, mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye vereceği cevap dilekçesi ile iki hafta içerisinde İSTİNAF yolu açık olmak üzere dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda oy birliği ile karar verildi.30/01/2026
Başkan ... ¸e-imzalıdır Üye ... ¸e-imzalıdır Üye ... ¸e-imzalıdır Katip ... ¸e-imzalıdır