İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/771 E. 2026/739 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/771
- Karar No
- 2026/739
- Karar Tarihi
T.C.
İZMİR
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2026/771 Esas
KARAR NO : 2026/739
DAVA :Şirketin İhyası
DAVA TARİHİ :22/07/2026
KARAR TARİHİ :03/08/2026
Mahkememizde görülmekte olan Şirketin İhyası davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili Mahkememize verdiği 22/07/2026 tarihli dava dilekçesinde; ...nin tasfiye süreci ve sicil kaydı nedeniyle şirketin davada taraf ehliyeti bakımından yeniden tesisine ihtiyaç bulunduğunu, İzmir ... Ticaret Sicil numarası ile kayıtlı bulunan ... Şirketinin, tasfiye sürecine girdiğini ve mevcut sicil durumuna göre tasfiye halinde/terkin edilmiş bir ticaret şirketi konumuna geldiğini, davacının eldeki uyuşmazlıkta takip etmek zorunda olduğu hukuki menfaatin, yalnızca soyut bir şirket kaydının varlığı değil; bu şirketin lehine kurulduğu ileri sürülen ipoteğin tapu sicilinden fekki ve dayanak alacağın sona erdiğinin yargısal olarak tespiti olduğunu, ne var ki şirketin ticaret sicilindeki statüsü nedeniyle, mevcut haliyle dava ve takip işlemlerinin sağlıklı yürütülmesi, tebligatların yapılması, yetkili temsilcinin belirlenmesi ve nihayetinde şirket adına savunma alınmasının fiilen ve hukuken güçleştiğini, ticaret şirketlerinin tasfiye sonrasında sicilden terkin edilmesinin, şirketin tüm hukuki ilişkilerinin bir anda ortadan kalktığı anlamına gelmeyeceğini, tasfiye tamamlanmış görünse bile, sona ermeyen hak ve borçların bulunmasının, sonradan ortaya çıkan malvarlığı unsurlarının varlığı veya devam eden dava ve icra ilişkileri karşısında şirketin yeniden tescili ya da ihyasının gerekebileceğini, işbu dava bakımından da taşınmaz üzerindeki ipotek kaydının kaldırılabilmesi için, ipotek alacağını ileri süren şirketin hukuki varlığının yeniden sağlanmasının zorunlu olduğunu, aksi hâlde davacının, muhatabı bulunmayan veya temsil kabiliyeti belirsiz bir şirkete karşı hak arama imkânından mahrum kalacağını, bu nedenle davanın açılmasındaki temel hukuki yararın, şirketin salt şekli olarak değil, davaya konu aynî teminat hakkı bakımından yeniden işlem yapılabilir hale getirilmesi olduğunu, ihya kararı verilmesinin, yalnızca sicil kaydının teorik olarak canlandırılması değil; tapu sicili, ipotek fekki, muhtemel müzekkere yazışmaları ve gerektiğinde şirket adına savunma yürütülebilmesi için zorunlu bir ön adım olduğunu, dava konusu ipoteğin 1987 tarihli olup resmî senetteki 20.000.000 TL bedelin güncel karşılığının 20 TL olduğunu, davaya konu taşınmaz üzerinde, 5.11.1987 tarih ve 5622 sayılı resmî senet / ipotek akit tablosu ile davalı şirket lehine ipotek tesis edildiğini, resmî senet içeriğinden anlaşıldığı üzere ipoteğin, taşınmaz rehni niteliğinde olup teminat altına alınan alacağın varlığı ile bağlı fer’î bir aynî hak olduğunu, işbu ipotek tesis edilirken resmî senette bedel 20.000.000 TL olarak gösterildiğini, ancak 5083 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Para Birimi Hakkında Kanun uyarınca bu tutarın güncel karşılığının 20 TL’ye dönüştüğünü, bu hususun, uyuşmazlığın maddi değerini değil, ipoteğin bugün itibarıyla nominal ve sembolik bir görünüm taşıdığını göstermesi bakımından önemli olduğunu, ipotek alacağının tapu sicilinde hâlen görünmesinin, onun ekonomik ve hukuki olarak aktif bir teminat olduğu anlamına gelmeyeceğini, tam tersine, üzerinden onlarca yıl geçen bir ipoteğin, dayanak alacağın sona ermesine rağmen tapuda kayıtlı kalmasının, taşınmaz malikinin mülkiyet hakkını gereksiz ve ölçüsüz şekilde sınırlayan bir sonuç doğuracağını, resmî senetteki bedelin güncel karşılığının 20 TL gibi son derece düşük bir meblağ olmasının, davalının ipoteği sürdürmekteki hukuki yararını daha da tartışmalı hale getirmekte olduğunu, çünkü burada tartışılan şeyin, yüksek meblağlı bir teminat ilişkisinin devamı değil; yıllar önce kurulmuş, güncel ekonomik anlamı fiilen kalmayan bir kaydın sicilden kaldırılması olduğunu, bu yönüyle şirketin ihyası talebinin, soyut ve teknik bir şirket hukuku meselesi değil; doğrudan doğruya taşınmaz üzerindeki ipoteğin terkini için gerekli fiilî ve hukuki zeminin kurulması meselesi olduğunu, şirketin sicilden terkin edilmiş olması hâlinde, tapu sicilindeki ipotek kaydına ilişkin savunma ve işlem yetkisi ortadan kalkmakta; davacının terkin istemini muhatapsız bırakmakta olduğunu, dolayısıyla ipoteğin nominal değerinin 20 TL olsa dahi, terkin ihtiyacının ortadan kalkmadığını, bilakis kaydın artık hukuken sürdürülmesinin hiçbir makul gerekçesinin bulunmadığının açık olduğunu, ipoteğe dayanak olduğu ileri sürülen alacak sona ermiş olup sicil kaydının gerçeğe uygun olmadığını, dava konusu ipoteğin, 1987 yılında tesis edilmiş olmasına rağmen aradan geçen uzun süre boyunca davalı şirket veya tasfiye memurları tarafından herhangi bir takip, yenileme, tahsilat, ihtar, şerh veya koruyucu işlem yapılmadığını, davacıya göre ipoteğe dayanak olan borç, ödeme, ibra, mahsup, feragat veya başka bir hukuki neden ile sona erdiğini, buna rağmen tapu sicilindeki ipotek kaydının terkin edilmediğini, bu durumun, sicil ile gerçek hukuki durum arasında açık bir uyumsuzluk yaratmakta olduğunu, taşınmaz üzerindeki ipoteğin devam edebilmesi için, onu taşıyan alacağın varlığını sürdürmesi gerektiğini, alacak sona erdiğinde ipoteğin tapuda görünmeye devam etmesinin, şeklen mevcut fakat maddi olarak temelsiz bir kayıt doğuracağını, davacının elinde her zaman doğrudan ödeme dekontunun bulunmayabileceğini, ancak bu hususun ispatın yalnızca tek bir belgeye indirgenemeyeceği gerçeğini değiştiremeyeceğini, ipoteğin fekki bakımından bankaya, alacaklı şirkete veya tasfiye memuruna ait kayıtlar, hesap ekstresi, tahsilat defteri, kapama yazısı, mutabakat belgeleri, ticari defterler, yazışmalar ve gerekli görüldüğünde bilirkişi incelemesi birlikte değerlendirildiğini, burada hukuken önemli olanın, borcun gerçekten sona erip ermediğinin tüm somut veri ve kayıtlarla ortaya konulması olduğunu, şirketin tasfiye edilip sicilden silinmiş olmasının, bu kayıtların teminini ayrıca güçleştirdiğini, bu nedenle ihya davasının, yalnızca şirketin tüzel kişiliğinin şeklen geri gelmesi için değil; aynı zamanda tapu siciline yansıyan ipotek kaydının hukuka uygun şekilde kaldırılması bakımından zorunlu bir ara aşama oldğunu, şirketin varlığı olmadan, ipoteğin dayanak alacağının sona erdiği hususu hakkında karşılıklı kayıt incelemesi yapılmasının, gerektiğinde müzekkere yazılması ve uygun savunma alınmasının mümkün olmayacağını, ihya kararı verilmemesi halinde davacının, tapu sicilinin düzeltilmesi yönünde etkili bir hukuki korumadan mahrum kalacağını, davacının talebinin, yalnızca şirketin sicilde yeniden görünmesi olmadığını, esas amacın, ipoteğin dayanağı olan alacağın sona erdiğini ortaya koyarak tapu sicilindeki ipotek şerhinin kaldırılmasını sağlamak olduğunu, ancak bu sonucun, tasfiye sebebiyle tüzel kişiliği sona eren bir şirket hakkında sağlıklı şekilde yürütülecek bir yargılama ile elde edilebileceğini, şirketin ihyasının, tapu sicilinin düzeltilmesi ve ipotek fekki yönünde açılacak veya sürdürülmekte olan davanın usulî ön koşulu niteliğinde olduğunu, ticaret sicilinden terkin edilen bir şirketin, kendisine yöneltilecek talep ve savunmalarını karşılayacak hukuki kapasitesinin bulunmamasının; mahkemenin gerçeğe uygun ve icra kabiliyeti olan bir hüküm kurmasını da güçleştireceğini, bu sebeple, davacının menfaatini korumak adına ihya kararı ile şirketin yeniden işlem görmesinin, en azından ipotek hakkında gerekli taraf teşkilinin sağlanması gerektiğini, aksi halde davacının, fiilen varlığını sürdüren bir ipotek kaydına karşı, hukuken ulaşamadığı bir muhataba karşı mücadele etmek zorunda kalacağını, bu durumun hak arama özgürlüğü ile bağdaşmayacağını, bu çerçevede mahkemenizce verilecek ihya veya ek tasfiye kararının, yalnızca şekli bir ticaret sicili işlemi olmayacağını, kararın; mülkiyet hakkının korunması, tapu sicilinin gerçeğe uygun hale getirilmesinin, davacının alacak veya aynî hak temelli istemlerinin etkin şekilde ileri sürülmesi ve yargısal denetimin tamamlanabilmesi bakımından zorunlu olduğunu, şirketin tasfiye halinde görünmesi veya sicilden silinmiş bulunmasının, ipotek kaydını sonsuza kadar korunabilir hale getirmeyeceğini, bilakis, bu kaydın hukuki temelinin devam edip etmediği incelemesinin yapılabilmesi için şirketin ihyasının gerektiğini, TTK m. 547 kapsamında ihya / ek tasfiye kararı verilmesi hukuken mümkündür ve somut olayda zorunlu olduğunu, somut uyuşmazlıkta uygulanması gereken temel düzenlemenin, tasfiye sonrasında ortaya çıkan hukuki ihtiyaçlar bakımından Türk Ticaret Kanunu m. 547 başta olmak üzere ticaret şirketlerinin sona ermesi, tasfiyesi ve gerekli hallerde yeniden tesciline ilişkin hükümler olduğunu, tasfiye neticesinde sicilden terkin edilen bir şirket hakkında, sonradan ortaya çıkan bir hukuki menfaatin ya da tamamlanmamış bir tasfiye işleminin bulunması hâlinde ihya veya ek tasfiye yoluna gidilebildiğini, davacının dava konusu taşınmaz üzerindeki ipotek kaydının fekki istemi de bu kapsamda olduğunu, çünkü ipotek kaydının tapudan silinmesi için, rehnin lehdarı konumundaki şirketin hukuken taraf olabilmesi ve gerekli işlemlerinin yürütebilmesi gerektiğini, bu nedenle davanın, ticaret sicilindeki kayıt düzeltmesinden ibaret görülmemesi gerektiğini, aslında istenen şeyin, şirketin ihya edilerek dava ve takip ehliyetinin yeniden kurulmasının, sonrasında ise ipoteğin dayanak alacağı sona ermiş olduğundan fekkin mümkün hale getirilmesi olduğunu, bu yönüyle ihya kararı, nihai amaç olmayıp davacının tapu sicilindeki yükten kurtulmasını sağlayacak zorunlu bir hukuki araç olduğunu, mahkemece şirketin mevcut durumunun sicilden terkin edilip edilmediğinin, tasfiye memuru atanıp atanmadığının, tasfiye ilanlarının yapılıp yapılmadığının, ticaret sicil gazetesindeki son durumun ne olduğu ve şirketin tüzel kişiliğinin hangi aşamada sona erdiği re’sen araştırılması gerektiğini, gerekirse İzmir Ticaret Sicil Müdürlüğü’nden bütün sicil kayıtlarının celp edilmesi gerektiğini, tasfiye sonu tescili, terkin ilanı ve varsa tasfiye memuru bilgileri dosyaya getirtilmesi gerektiğin, bu inceleme sonunda şirketin yeniden tescil veya ihya edilmesi gerektiği anlaşılırsa, talebin kabulünün zorunlu hale geleceğini bildirmiş, İzmir ... Ticaret Sicil numaralı ...’nin, sicilden terkin edilmiş olması halinde ihyasına; terkin işlemi henüz kesinleşmemiş ise ek tasfiye / yeniden tescil yoluyla tasfiye işlemlerinin tamamlanmasına, şirketin dava ve takip ehliyetinin yeniden tesisine, gerektiğinde son tasfiye memurunun/temsilcisinin dosyaya kazandırılmasına, verilecek ihya kararının ticaret siciline tescil ve ilanına, dava konusu taşınmaz üzerindeki ipotek alacağına ilişkin kayıtların tamamının celbine ve ilgili müzekkerelerin yazılmasına, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Her ne kadar davacı tarafça ...'nin, sicilden terkin edilmiş olması halinde ihyasına; terkin işlemi henüz kesinleşmemiş ise ek tasfiye / yeniden tescil yoluyla tasfiye işlemlerinin tamamlanmasına, şirketin dava ve takip ehliyetinin yeniden tesisine, gerektiğinde son tasfiye memurunun/temsilcisinin dosyaya kazandırılmasına ilişkin şirketin ihyasına karar verilmesine yönelik olarak ... hasım gösterilerek ihya davası açılmış ise de; ihya davasının ihyası istenen şirketin kayıtlı bulunduğu Ticaret Sicil Müdürlüğü ve varsa tasfiye memurları hasım gösterilerek açılması gerektiği, davalı olarak gösterilen ...ne husumet yöneltilemeyeceği, incelenen tüm dosya kapsamıyla anlaşılmış, davanın pasif husumet ehliyeti yokluğundan reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM:
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın pasif husumet ehliyeti yokluğundan REDDİNE,
2-Alınması gereken 732,00 TL Başvuru harcı ile 732,00 TL Peşin harç toplamı olan 1.464,00 TL harcın davacıdan tahsiline,
3-Davacı tarafça yapılan masrafların üzerinde bırakılmasına,
Dair, tebliğden itibaren 2 hafta içerisinde İstinaf Yasa yolu açık olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oy birliği ile karar verildi. 03/08/2026
Başkan ...
e-imza
Üye ...
e-imza
Üye ...
e-imza
Katip ...
e-imza