İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi

Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2026/77 E. 2026/331 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2026/77
Karar No
2026/331
Karar Tarihi

T.C. BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2026/77 Esas KARAR NO : 2026/331

DAVA : Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 29/01/2026 KARAR TARİHİ : 07/04/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 08/04/2026

Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili vermiş olduğu dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin, otomotiv sektöründe faaliyet göstermekte olup özellikle ..... marka araçların iç dizayn tasarımı ve satışı konusunda uzmanlaşmış bir ticari kuruluş olduğunu, karşı taraf ..... 'nın, temsilcisi olduğu ..... Turizm İnşaat Ltd. Şti.'nin ticari faaliyetlerinde kullanmak üzere müvekkili şirketten ..... plakalı aracı satın almak hususunda mutabık kalmış ve bu kapsamda müvekkiline 1.800.000,00 TL araç bedeli üzerinden sözleşme yapılmış ve noter huzurunda satışı gerçekleşmiş olduğunu, söz konusu ticari ilişkinin, her iki tarafın da tacir olduğu ve basiretli hareket etme yükümlülüğü altında bulunduğu bir satış sözleşmesine dayanmakta olduğunu, satış sürecinden yaklaşık 45 gün sonra davalının, herhangi bir hukuki veya sözleşmesel dayanak göstermeksizin, satın aldığı aracı aynı bedelle iade etmek ve ödediği parayı geri almak istediğini beyan etmiş olduğunu, müvekkili tarafından hukuka uygun olarak reddedilen bu talep sonrası karşı tarafın, hakkın kötüye kullanılmasını teşkil edecek şekilde ve hiçbir somut belgeye dayanmadan Bakırköy ..... İcra Dairesi'nin .... Esas sayılı dosyasıyla 2.200.000,00 TL bedelli bir ilamsız icra takibi başlatmış olduğunu, söz konusu takibin, tebligat süreçlerindeki maddi hatalar ve sehven itiraz edilmemesi neticesinde kesinleşmiş; müvekkilinin tüm banka hesapları ile ticari stokunda bulunan araçları üzerine haciz şerhleri işlenmiş olduğunu, bu araç hacizleri ve banka hesapları üzerine konan hacizlerden müvekkili şirketin fazlasıyla zarar görmüş ve haksız nedenle başlatılan işbu icra takibi sebebiyle ticari hayatının sekteye uğramış ve itibarı zedelenmiş olduğunu, davalının, halen aracın mülkiyetini elinde bulundurmakta olduğunu, hem araca sahip olup hem de araç bedelini (üstelik fahiş faizlerle) geri almaya çalışmanın, Türk Medeni Kanunu m. 2 anlamında hakkın açıkça kötüye kullanılması olduğunu, davalının, hiçbir alacağı olmadığını bildiği halde yargı mercilerini yanıltarak haksız kazanç sağlamaya çalışmakta olduğunu, müvekkili şirketin birebir iadeyi kabul etmemesi akabinde aracı müvekkiline e-devlet üzerinden satış yetkisi vererek teslim etmiş olduğunu, bunun davalı tarafın müvekkili tarafından ticari hayatta kandırılmadığı ve o aşamaya kadar bir zarara uğratılmadığının en büyük göstergesi olduğunu, şayet böyle olması halinde davalının kandırıldığını ileri sürüp ayriyeten gidip aracı tekrar müvekkili şirkete teslim etmesinin hem hayatın olağan akışına aykırı olup hem de davalının basiretli bir tacir gibi davranma yükümlülüğünü yerine getirmediğini gösterecek olduğunu, tarafların en başından itibaren güven ilişkisine dayanan ticaretlerinin karşı tarafın mesnetsiz icra takibiyle zedelenmiş, bu nedenle müvekkilinin zilyetliğinde bulunan araca ilişkin karşı tarafın alması yönündeki talebini davalıya iletmiş ancak davalı tarafından işbu aracın teslim alınmamış olduğunu, müvekkili şirketin banka hesabından tahsil edilen bedelin, Bakırköy .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin .... D. İş .... K. sayılı dosyası (veya mevcut dosya) üzerinden 423.047,44 TL yatırılmış ve alınan tedbirle reddiyat durdurulmuş olduğunu, akabinde icra takibine taraflarınca sunulan teminat mektubu karşılığında nakit paranın müvekkiline iadesinin sağlanmış olduğunu, HMK m. 389 uyarınca; mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı veya tamamen imkansız hale geleceği ya da gecikmesinde sakınca bulunan hallerde ihtiyati tedbir kararı verilmesinin esas olduğunu, işbu dosyada "yaklaşık ispat" koşulunun fazlasıyla gerçekleşmiş olduğunu, zira hem aracın mülkiyetinin ve tasarrufunun karşı tarafta olduğunu, hem de fahiş bedelli bir takip söz konusu olduğunu, açıklanan nedenlerle müvekkilinin hakkının zayi olmaması için mahkememizden üzerine ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmek zarureti hasıl olduğunu beyanla; müvekkili şirketin davalıya borçlu olmadığının tespitine, Bakırköy ..... İcra Dairesi'nin .... E. sayılı takibinin iptaline verilen ihtiyati tedbir kararının asıl dava sonuna kadar devamına, İİK m. 72/3 gereğince takibin durdurulmasına ve tüm hacizlerin kaldırılmasına, davalının %20’den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili vermiş olduğu cevap dilekçesinde özetle; müvekkili .....'nın, 2025 yılı Eylül ayında davacıdan "..... marka, orijinal fabrika çıkışlı ...." olduğu taahhüt edilen ..... plakalı aracı satın almış, ancak aracın ilk periyodik bakımı esnasında, aracın fabrikasyon çıkışlı orijinal Vito olmadığının, sonradan panelvandan dönüştürüldüğünün yetkili servis uzmanlarınca saptanmış olduğunu, bir aracın panelvandan dönüştürülmüş olmasının, aracın şasisi, güvenlik donanımları ve piyasa değeri açısından "esaslı bir gizli ayıp" teşkil edeceğini (TBK m. 219), davacı şirketin, dava dilekçesinde kendisinin bu alanda "uzman" olduğunu beyan etmiş olduğunu, kendi uzmanlık alanında faaliyet gösteren bir tacirin, sattığı aracın panelvan kökenli olduğunu bilmemesinin mümkün olmadığını, bu durumun, davacının ayıbı kasten gizlediğini ve ağır kusurlu olduğunu kanıtlamakta olduğunu, TBK m. 225 uyarınca, ağır kusurlu satıcının, ayıbın süresinde ihbar edilmediği savunmasını ileri süremeyeceğini, davacı tarafın, tarafların tacir olması nedeniyle 8 günlük ihbar süresinin geçtiğini iddia etmekte, ancak, söz konusu ayıp "gizli ayıp" niteliğinde olup, ancak teknik bir inceleme ile ortaya çıkarılabilecek düzeyde olduğunu, müvekkilinin, ayıbı öğrenir öğrenmez derhal davacıya başvurarak sözleşmeden dönme hakkını kullanmış olduğunu, müvekkilinin, ayıbın tespiti üzerine aracı davacıya iade etmek istemiş, ancak davacının haksız yere bu talebi reddetmiş olduğunu, müvekkilinin, aracı davacının iş yerine bırakmış ve iyi niyetinin göstergesi olarak, aracın satılarak bedel iadesinin sağlanması amacıyla e-devlet üzerinden satış yetkisi vermiş olduğunu, bu eylemin, TBK m. 227/1-a anlamında "satılanı geri vermeye hazır olma" ve "sözleşmeden dönme" iradesinin net bir uygulaması olduğunu, davacının hem aracı zilyetliğinde bulundurup hem de "mülkiyet karşı taraftadır" diyerek bedel iadesinden kaçınmasının TMK m. 2 anlamında hakkın açıkça kötüye kullanılması olduğunu, davacının, noter sözleşmesindeki 1.800.000 TL üzerinden sorumluluk kabul etmekte olduğunu, oysa ki müvekkilinin; 1.800.000 TL banka havalesi, 100.000 TL davacının babasının hesabına (İstoç'ta bulunan .... Bankası şubesinden direk hesabına yatırılmış, işbu durumun tespit edilmesi için gerekli müzekkere işlemlerin yapılmasını talep ediyor olduklarını) ve 300.000 TL nakit olmak üzere toplam 2.200.000 TL ödeme yapmış olduğunu, noter sözleşmesindeki bedelin muvazaalı olduğunun ve gerçek bedelin 2.200.000 TL olduğunun, banka kayıtları ve delil başlangıcı mahiyetindeki belgeleri ile ispat edilecek olduğunu, Yargıtay'ın, gerçek bedelin ispatı durumunda alıcının ödediği tutarın tamamını iade alabileceğini hükme bağlamış olduğunu, müvekkili tarafından başlatılan icra takibinin, ayıplı mal satışına dayalı haklı bir alacağın tahsili amacını taşımakta olduğunu, takibin kesinleşmesinin davacının yasal süresinde itiraz etmemesinden kaynaklanmış olup, müvekkilinin herhangi bir kötü niyeti bulunmadığını, İİK m. 72/5 şartları oluşmadığından davacının tazminat talebinin reddi gerektiğini beyanla; davacı tarafın haksız ve mesnetsiz menfi tespit davasının reddine, müvekkili lehine %20'den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına (davacının haksız davası nedeniyle) hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, ticari ilişkiden kaynaklanan menfi tespit davasıdır. Davaya son veren taraf işlemlerinden olan davadan feragat, davacının, talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesidir.(HMK.307/1) Feragat, dilekçeyle veya yargılama sırasında sözlü olarak yapılır. (HMK.309/1) Feragatin hüküm ifade etmesi, karşı tarafın ve mahkemenin muvafakatine bağlı değildir. (HMK.309/2) Davacı vekili mahkememizin 07/04/2026 tarihli celsesinde, davalı taraf ile sulh olduklarını, davadan feragat ediyor olduklarını beyan etmiş, davalı vekili ise aynı celsede davacı taraf ile sulh olduklarını, yargılama gideri ve vekalet ücreti talepleri bulunmadığını beyan etmiş olmakla, davacı vekilinin davadan feragat ettiği ve vekaletnamesinde de davadan feragat yetkisinin bulunduğu anlaşılmakla, davanın feragat nedeniyle reddine dair karar verilerek aşağıda yazılı olduğu biçimde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: AÇILAN DAVANIN FERAGAT NEDENİYLE REDDİNE; 1-Alınması gereken harç peşin alındığından bu hususta yeniden harç alınmasına yer OLMADIĞINA, 2-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 6.000,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye gelir KAYDINA, 3-Davacı tarafça sarf edilen yargılama giderlerinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA, 4-Taraflarca vekalet ücreti talebinde bulunulmadığından bu hususta karar verilmesine yer OLMADIĞINA, 5-Davacı tarafça yatırılan ve kullanılmayan bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya İADESİNE, Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı, kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemelerinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.07/04/2026

Katip ..... Hakim .....

Atıf: Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2026/77, K. 2026/331, T. 07.04.2026, www.arakarar.com/karar/bakirkoy-2-asliye-ticaret-mahkemesi-2026-77-e-2026-331-k-8be5f82bd546