İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/715 E. 2026/723 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/715
- Karar No
- 2026/723
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2026/715 Esas KARAR NO :2026/723
DAVA:Menfi Tespit (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ: 05/11/2024 KARAR TARİHİ: 01/10/2026
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde; Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: müvekkili şirket ile davalı arasında 45.000 adet bebek kremi alımı için 9.137.298,00-TL bedelli bir anlaşma yapıldığını, bu anlaşma gereği müvekkilinin kredi kartı, EFT ve yedi adet avans çeki ile ödemelerini gerçekleştirdiğini, ancak davalı şirketin malların bir kısmını teslim etmediğini, teslim edilmeyen ürünler için düzenlenen 2.478.713,33-TL tutarlı iade faturasına davalının itiraz etmediğini ancak ürün bedelinin iade edilmediği gibi ilgili çeklerin de geri verilmediğini, vadesi yaklaşan çeklerin haksız olarak tahsil edilmesi durumunda müvekkilinin telafisi imkansız zararlara uğrayacağını belirterek, öncelikle savunma alınmaksızın 11.11.2024 ve 18.11.2024 vadeli iki adet avans çekinin icra takibine konulmaması ve ödenmemesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini, müvekkil şirketin davalıya 2.478.713,33-TL tutarında borçlu olmadığının tespitini, söz konusu çeklerin tahsil edilmesi durumunda borçlu olunmayan 2.478.713,33-TL'nin iade faturası tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte tahsilini, çeklerin tahsil edilmemesi durumunda ise 728.713,33-TL'nin aynı şartlarla tahsilini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalıya usulüne uygun olarak dava dilekçesi ve tensip tutanağının tebliğ edildiği ancak herhangi bir cevap dilekçesi sunmadığı anlaşılmıştır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; satış sözleşmesinin avansı olarak verildiği iddia edilen çeklerden dolayı borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir. Davacı, çeklerin Sudocrem alımına yönelik avans olarak verildiğini ancak malların teslim edilmediğini, bu nedenle çeklerden dolayı borçlu olmadığını iddia etmektedir. Uyuşmazlık, taşınır satışına ilişkin sözleşmeden kaynaklanmaktadır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 207/2. fıkrasında "Sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça veya aksine bir âdet bulunmadıkça, satıcı ve alıcı borçlarını aynı anda ifa etmekle yükümlüdürler" hükmü düzenlenmiştir. Bir ödeme aracı olan çekin kural olarak mevcut bir borcun tasfiyesi amacıyla verildiğinin kabulü gerekir. Hem çekin ödeme aracı olması hem de TBK'nın 207/2 fıkrasındaki yasal karine göz önüne alındığında, eldeki davada ispat yükü, yasal karinenin aksini iddia eden davacı üzerindedir. Bu itibarla davacı, dava konusu çekler karşılığında kendisine mal teslim edilmediğini ispat yükü altındadır. Uyuşmazlığın niteliği ve miktarı itibarıyla bu hususun yazılı delil ile kanıtlanması gerekmektedir. Ne var ki bu yönde bir belge sunulmadığı gibi dava dilekçesinde yemin deliline de dayanılmamıştır. Ayrıca işbu davanın sözleşme konusu çeklerden ötürü mal teslim edilip edilmediğine ilişkin olması sebebiyle ticari defterlerdeki alacak kayıtları malın teslim edilmediğine kanıt için elverişli ve yeterli değildir (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2022/59 E-2023/3417 K sayılı kararı ile 2021/7369 E-2023/1678 K sayılı kararı). Hal böyle olunca kanıtlanamayan davanın reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2025/2343-7282 E.K. sayılı ilamı ile 2022/2770 E-2023/6528 K sayılı ilamı). HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere; 1-)Davanın REDDİNE, 2-)Harçlar Yasası uyarınca alınması gerekli 732,00 -TL harcın başlangıçta peşin alınan 42.330,23 -TL harçtan mahsubu ile bakiye 41.598,23-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep haline davacıya iadesine, -6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-14 maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği'nin 26.maddesine göre; Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.600,00-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 3-)Davacı yanca yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-)Davacının gider avansından artan bakiyesinin karar kesinleştiğinde re'sen davacıya/vekiline iadesine, Davacı vekilinin yüzüne karşı tarafların gerekçeli kararı tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize verecekleri bir dilekçe ile veya başka bir mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderecekleri dilekçe ile HMK 341. madde uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yoluna başvurma hakları hatırlatılmak suretiyle oybirliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 01/10/2026
Başkan ... ¸e-imzalıdır Üye ... ¸e-imzalıdır Üye ... ¸e-imzalıdır Katip .... ¸e-imzalıdır