İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2026/57 E. 2026/61 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2026/57
Karar No
2026/61
Karar Tarihi

T.C. BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2026/57 Esas KARAR NO : 2026/61

DAVA : Ticari Ünvanın Korunması DAVA TARİHİ : 21/01/2026 KARAR TARİHİ : 22/01/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 09/02/2026

Mahkememizde görülmekte olan Ticari Ünvanın Korunması davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ; TALEP: Davacı vekili dava dilekçesi ile Müvekkil Şirket ..... Anonim Şirketi, yaklaşık yirmi yıldır havacılık sektöründe faaliyet göstermekte olup, gerek ticaret unvanı gerekse marka itibarı yönünden piyasada bilinirlik kazanmış ve güven oluşturmuş köklü ve tanınan bir şirkettir. Müvekkil Şirketin, marka tescili ... tescil numarası ile "... Havacılık A.Ş. + şekil” ibareli marka için 16/10/2018 tarihinden itibaren on yıl süreyle yenilenmiştir. Tarafımızca, Ticaret Sicilinde “...” unvanıyla kayıtlı bir şirketin kurulduğu ve bu unvanın müvekkil şirketin ticaret unvanı ve marka ismi ile yüksek derecede benzerlik taşıdığı, hiçbir ayırt edici unsuru taşımadığı ve dahası Müvekkil şirket ile aynı sektörde faaliyet gösterdiği tespit edilmiştir. Bu nedenle Müvekkil Şirketin ticaret unvanı ve markasının yarattığı bilinirlik ve güvenilirlik kullanılarak haksız rekabete neden olunduğu görülmektedir. Davalı şirket, "... Mah. ... Sk. No: 3 Kadıköy / İstanbul" adresinde bulunan işletme içerisinde ve dışında müvekkilin hak sahibi olduğu markayı hiçbir geçerli hakkı olmaksızın kullanarak müvekkilin marka hakkına ve ticari unvanına tecavüz etmektedir. Söz konusu unvan, müvekkil şirketin unvanı ve tescil edilen markası "...." isminden yalnızca 1 harf fazla içermekte ve çoğul anlam katan bir ekten ibaret olup, üçüncü kişiler nezdinde karışıklık yaratmaya açık niteliktedir. Müvekkil firmayla aynı ibareleri taşıyan davalının ticari ünvanını silinmesini, Mahkemeniz aksi kanaatte ise değiştirilmesini, işbu hususlarda gereğinin ifası için ilgili kurum ve kuruluşlara bildirimde bulunulmasına,

Ticari ünvanlardaki aynı ibareler nedeniyle doğan tecavüzün tespitiyle, ortadan kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLER VE GEREKÇE: Dava, marka hakkına ve ticari unvana tecavüz iddiasına dayalı davalının ticari ünvanın silinmesi veya değiştirilmesi talebine ilişkindir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesinde hangi işlerin ticari dava olarak nitelendirilecekleri belirlendikten sonra anılan kanunun 5. maddesinde ticaret mahkemelerinin kuruluşu ve hangi mahkemelerin ticaret mahkemesi sıfatıyla bakacağı belirlendikten sonra asliye ticaret mahkemesi ile asliye ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu belirtilmiştir.Ticari davaları, mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayıl TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür. Tüm dosya kapsamı sonucu yapılan incelemede somut olayda davacı tarafça dava dilekçesinde TTK'nın haksız rekabet hükümlerine dayanılmışsa da, maddi vakıaların anlatımı taraflara, hukuki değerlendirme ise mahkemeye ait olduğundan uyuşmazlığın marka hakkına tecavüz iddiasına dayandığı anlaşılmakla ihtisas mahkemesi olan Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nde görülmesi gerektiğinden yazılı şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1- Göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle, HMK'nın 114/1-c ve 115/2. maddeleri gereğince DAVANIN USULDEN REDDİNE, uyuşmazlığın çözümünde Bakırköy Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin görevli olduğuna, 2-6100 Sayılı HMK'nın 20. maddesi gereğince taraflardan birinin bu karar verildiği anda kesin ise tebliğ tarihinden, süresi içerisinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmeleri gerektiğinin, aksi taktirde mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin İHTARINA, 3-HMK'nın 20. maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip yasal iki haftalık sürede talepte bulunulduğunda dosyanın görevli Bakırköy Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesine tevzii edilmek üzere Bakırköy Adliyesi Hukuk Mahkemeleri Tevzi Müdürlüğü'ne GÖNDERİLMESİNE, 4-Mahkememizce verilen görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra usulüne uygun talepte bulunulmaması nedeniyle davaya görevli mahkemede devam edilmemesi ve talep halinde yargılama giderlerinin değerlendirilerek HMK'nın 331/2. maddesi gereğince bir karar verileceğinin İHTARINA, 5- Yargılama gideri ve harçların nihai karar ile birlikte değerlendirilmesine, Dair, tarafların yokluğunda HMK 394/5 ve 341/1 maddesi gereğince tebliğden itibaren 2 hafta içerisinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar verildi. 22/01/2026

Katip ... e-imzalıdır Hakim ... e-imzalıdır "iş Bu Evrak 5070 Sayılı Elektronik İmza Kanununun 5. Madde Uyarınca Güvenli Elektronik İmza İle İmzalanmış Olup, 22. Madde Uyarınca Da Islak İmza İle İmzalanmayacaktır."

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2026/57, K. 2026/61, T. 22.01.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2026-57-e-2026-61-k-50ddb7027080