İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2026/453 E. 2026/448 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2026/453
Karar No
2026/448
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2026/453 KARAR NO : 2026/448

DAVA : Şahsi İflas DAVA TARİHİ : 19/08/2004 KARAR TARİHİ : 02/06/2026

Mahkememizde görülmekte olan 2023/337E.sayılı dava dosyasında davalılar ..., ..., ..., ... ve ... aleyhine açılan davada verilen ayırma kararı sonrası dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili ... 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'ne vermiş olduğu dava dilekçesinde; davalıların Bankalar Kanunu ve TTK'ya aykırı yapılan işlem ve kararlardan dolayı bankalar yeminli murakıplarınca banka kayıtları üzerinde yapılan inceleme sonucunda davalı banka yöneticilerinden ...'ın 4.166.000.000.000-TL, ...'ın 4.166.000.000.000-TL, ...'un 12.424.082.604.402-TL, ...'ın 4.891.575.090.374-TL, ...'nun 5.964.037.789.722-TL, ...'nın 1.568.469.724.306-TL, ...'nun 4.166.000.000.000-TL bankaya bu meblağlar kadar zarar vermeleri nedeni ile 4389 sayılı Bankalar Kanunu hükümleri gereğince ana para ve faize ilişkin fazla haklar saklı kalmak koşulu ile bu meblağların davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini, ayrıca şahsi iflaslarının da hüküm altına alınmasını talep etmiştir. ... 3. Asliye Ticaret Mahkemesi ... Esas,... Karar sayılı kararı ile görevsizlik kararı verip dosyayı ... 1. ATM ye göndermiş, akabinde dosya Mahkememize intikal etmiştir. Davalılar vekili 25/06/2001 tarihli cevap dilekçesinde; 4389 sayılı Bankalar Kanunun 17.maddesindeki dava şartlarının müvekkilleri yönünden oluşmadığını, fonun doğrudan iflas davası açma yetkisinin bulunmadığını, kullanılan krediler nedeni ile müvekkillerine sorumluluk yüklenemeyeceğini, öncelikle ihtiyati tedbirin kaldırılmasını, yapılacak tahkikat sonucunda da bütün müvekkilleri yönünden davanın reddini istemiştir. Dava, 4389 sayılı yasanın 17. maddesi uyarınca açılan şahsi iflas istemine ilişkindir. Mahkememizin ...E.sayılı dosyasında yapılan yargılama sonucunda oluşturulan 28/09/2023 tarihli hükümde; "1-Davacı vekilinin ... hakkındaki ihtiyati tedbirlerin kaldırılması talebinin mevcut olması gözetilerek Metin Aksu hakkındaki "ihtiyati tedbirlerin kaldırılmasını, bu kişi hakkındaki davanın takipsiz bırakılmasını teminen" ...hakkındaki davanın HMK m.167 hükmü uyarınca asıl davadan ayrılmasına, Asıl dosyadaki duruşma tutanaklarının, dava ve cevap dilekçelerinin eksiksiz sunulması sonrası ayırma işlemlerine başlanılmasına, 2-Davacı vekilinin diğer davalılar ..., ..., ..., ..., ..., ... aleyhine açılan davanın Bankalar Kanununun 15. maddesinin 3 numaralı fıkrası, 5411 sayılı Bankacılık Kanununun geçici 11. Maddesi, 5411 sayılı Bankacılık Kanunun 132. maddesinin 10 numaralı fıkrası uyarınca yeniden durdurulmasına," şeklinde hüküm oluşturulmuştur. Bunun üzerine talep uyarınca, davalılar ..., ..., ..., ... ve ... hakkındaki davada bu defa ayırma kararı verilmiş ve mahkememiz yukarıda yazılı esas sırasına kayıt edilmiştir. Davalılar ... ve ... vekilinin sunmuş olduğu 06/04/2026 tarihli dilekçe ve ekinde asillerin aynı tarihli beyan dilekçeleri, davalı ... vekilinin 07/04/2026 tarihli dilekçesi ile ekinde asilin 06/04/2026 tarihli beyan dilekçesi, davalılar ... ve ... vekilinin 13/04/2026 tarihli dilekçesi ile ekinde asillerin 06/04/2026 tarihli beyan dilekçeleri ile karşılıklı olarak masraf, vekalet ücreti ve herhangi bir tazminat taleplerinin olmadığının dikkate alınarak davanın konusuz kalmış olması sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına, haklarındaki ihtiyati haciz/tedbir şerhlerinin kaldırılmasına karar verilmesini talep etmişlerdir. Davalılar ..., ..., ... ve ... vekili... ile davalı ... vekili tarafından sunulan 27/04/2026 tarihli beyan ve taahhüt dilekçeleri ile, davacı kurumdan herhangi bir hak ve alacak talebinde bulunmayacakları, davacıya karşı herhangi bir şekilde dava/takip açmayacakları, şikayet, tazminat ve benzeri hukuki yollara müracaat etmeyecekleri, işbu dava dosyası nedeniyle herhangi bir vekalet ücreti alacağı olması halinde müvekkillerinden talep edecekleri, masraf, yargılama gideri vs.adı altında başkaca herhangi bir hak ve alacak taleplerinin olmadığını/olmayacağını gayri kabili rücu kabul, beyan ve taahhüt etmişlerdir. Davacı vekilleri tarafından sunulan 29/04/2026 ve 05/05/2026 tarihli dilekçeler ile, kurum ile ... arasında 12/03/2026 tarihinde bir protokol düzenlenmiş olup anılan protokolün davalara ilişkin 8.maddesine istinaden ve borçlu grup tarafından bir kısım edimlerin ifası nedeniyle davacı fon tarafından davanın konusuz kalmasına yönelik talepte bulunulması gereğinin ortaya çıktığını, buna göre davalılar ..., ..., ..., ... ve ... açısından karşılıklı olarak masraf, vekalet ücreti ve herhangi bir tazminat taleplerinin bulunmadığını, davanın konusuz kalması sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmesini talep etmişlerdir. TMSF tarafından dosyaya sunulan 20/05/2026 tarihli yazı ile, Kurum nezdinde borçlu bulunan Bank kapital Hakim Ortakları Ceylan Grubuna dahil gerçek ve tüzel kişilerle ile 12.03.2026 tarihinde, anılan Grubun borçlarının tahsil ve tasfiye edilmesine yönelik hükümler ihtiva eden bir Protokol tanzim edildiğini, işbu Protokolün “Açılmış Dava ve Takipler” başlıklı 8.1. maddesi'ne istinaden, davalılar ..., ..., ..., ..., ... ve vekilleri tarafından dava dosyasına Protokolde kararlaştırıldığı şekilde yazılı beyanlarda bulunulmuş olup bunu takiben Fon'u temsilen davayı takip eden Fon avukatları Av.... ve Av.... tarafından da, anılan protokole istinaden yazılı beyanda bulunan davalılar açısından “davanın konusuz kalmış olması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına” dair hüküm tesis edilmesi talebinde bulunulduğunu, davalı Metin Aksu hakkında ise daha önce Mahkemenizce tesis edilen 16.12.2021 tarih ve 543 sayılı Fon Kurulu kararı kapsamında işlem tesis edilerek, adı geçn kişi hakkında dava tefrik edilmiş Mahkemenizin 2024/572 E sayılı dava dosyası üzerinden “konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına” karar verildiğini, diğer davalı A.Tayfun Kabalak hakkında ise, bu aşamada Fon tarafından davaya devam edileceğini, sonuç olarak, halihazırda Kurumda Fon avukatı olarak görev yapan Av.... ve Av.... tarafından Başkanlığımız dosyasına ibraz edilen müzekkereye konu taleplerin Kurumun bilgisi dahilinde olduğu beyan edilmiştir. Yapılan açıklamalar karşısında davacı tarafından davalılar ..., ..., ..., ..., ... aleyhine açılan davada taraf vekillerinin beyanları gözetilerek konusuz kalan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına, davalılar hakkında verilen ihtiyati tedbir ve diğer tüm geçici hukuki koruma önlemlerinin kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı tarafından davalılar ..., ..., ..., ..., ... aleyhine açılan davada taraf vekillerinin beyanları gözetilerek konusuz kalan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına, davalılar hakkında verilen ihtiyati tedbir ve diğer tüm geçici hukuki koruma önlemlerinin kaldırılmasına, 2-Davacı harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, 3-Tarafların yapmış oldukları yargılama giderlerinin tarafların üzerinde bırakılmasına, 4-Tarafların beyanları gereği taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-Ayrılan dosyada avans olduğu takdirde hükmün kesinleşmesi sonrası taraflara iade olunmasına, Kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde mahkememize veya bulunulan yer asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile başvurmak koşuluyla İstanbul BAM nezdinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda oy birliği ile karar verildi. 02/06/2026

Başkan ...

Üye ...

Üye ...

Yazı İşleri Müdürü ...

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2026/453, K. 2026/448, T. 02.06.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2026-453-e-2026-448-k-2856908e1e6a