İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2026/286 E. 2026/343 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2026/286
- Karar No
- 2026/343
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2026/286 Esas KARAR NO : 2026/343
DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 19/01/2026 KARAR TARİHİ : 31/03/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 01/04/2026
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... ... Ve Yapı San. Tic. Ltd. Şti., lehtarı ... Grup İnş. San. Tic. Ltd Şti. 15.12.2025 tarihli, rakam ile 1.250.000 TL , yazı ile birmilyonikiyüz TL bedelli çekten dolayı ..... Yapı İnşaat Turizm Nalburiye Taahhüt San. Ve Tic. Ltd. Şti.'nin davacılara karşı başvuru hakkının bulunmadığının ve dolayısıyla Bakırköy .... İcra Dairesi ...../.... E. Sayılı takip dosyasında borçlu olmadıklarının , davacıların çekten dolayı sorumlu olmadığının tespiti ile Bakırköy .... İcra Dairesi ..../..... E. Sayılı takip dosyasının dava sonuna kadar tedbiren durdurulmasına karar verilmesi talebinden ibarettir. Müvekkillerin Bakırköy .... İcra Dairesi ..../.... E. Sayılı takip dosyasından ve ... ... Ve Yapı San. Tic. Ltd. Şti., lehtarı ... Grup İnş. San. Tic. Ltd Şti. 15.12.2025 tarihli, rakam ile 1.250.000 TL , yazı ile birmilyonikiyüz TL bedelli çekten dolayı borçlu olmadığının tespitine, Bakırköy .... İcra Dairesi ..../.... E. Sayılı takip dosyasının müvekkiller yönünden davanın sonuna kadar teminatsız olarak sayın mahkemenin aksi kanaatte olması halinde ise uygun bir teminat karşılığında tedbiren durdurulmasına, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkil şirket huzurdaki davaya konu çeki .....'tan usulüne uygun ciro silsilesiyle iktisap etmiş olduğunu, bu nedenle müvekkiline karşı ileri sürülen iddiaların tamamı kötü niyetli olmakla; davacı tarafın tek amacı borçtan kaçtığını, bu itibarla, müvekkili olduğu şirket, ttk m. 687 uyarınca “iyi niyetli hamil” sıfatını taşıdığını, kanun hükmü gereği, çekin önceki ... veya cirantaları arasındaki kişisel def’iler, çekin iyi niyetli hamili olan müvekkiline karşı ileri sürülemez. borçlu tarafın soruşturma dosyasına dayanarak ileri sürdüğü itirazlar, herhangi bir hukuki değer taşımamaktadır. delil yetersizliği nedeniyle takipsizlikle sonuçlanmış bir şikayetin, ihtiyati haczin kaldırılmasına dayanak yapılması mümkün değildir. borçlu tarafça açıkça dolandırıcılık kastıyla, muvazaalı ve alacaklının hakkını bertaraf etmeye yönelik hareket etmektedir. netice itibariyle davaya konu çek, ileri tarihli olarak düzenlenmiş olup vade tarihinden yaklaşık üç ay önce şirket imza yetkilisinin değiştirilmesi ve akabinde menfi tespit davası ikame edilmesi, davacı tarafın kötü niyetli ve muvazaalı hareket ettiğini açıkça gösterdiğini, müvekkili çeki usulüne uygun ciro ile iktisap etmiş olduğunu, davacı tarafın tüm iddiaları gerçek dışı ve borçtan kaçmaya yönelik olduğunu, T.C. Bakırköy ....asliye Ticaret Mahkemesi'nin ..../.... E. dosyasında yerel mahkeme tarafından 20.01.2026 tarihinde usul ve yasaya aykırı şekilde verilen ara kararın kaldırılarak ihtiyati tedbire yönelik itirazımızın kabulüne karar verilmesini, davacı tarafın ikame ettiği haksız davanın esastan reddine karar verilmesini, kötü niyetli davacı aleyhine asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleriyle vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE YARGILAMANIN ÖZETİ: Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; Bakırköy ....İcra Dairesinin ..../.... Esas sayılı dosyasında takibe konu edilen kambiyo senedine yönelik menfi tespit talebine, ilişkin olduğu anlaşıldı. Mahkememizce Yapılan İşlemler ve Toplanan Deliller: 1-Mahkememizce tensip zaptı hazırlanmış ve taraflara duruşma gününü bildirir meşruhatlı davetiye usulüne uygun olarak tebliğ edilmiştir. 2-Mahkememizce işbu dava Mahkememizin ..../.... E. Sayılı dosyasından davacı ... şirketi yönünden 31.03.2026 tarihli ara karar ile davacıların zorunlu dava arkadaşı olmadıkları talepleri arasında hukuki ve fiili irtibat bulunmadığı anlaşılmakla tefrik edilerek yeni esasa kaydedilmiş ve yargılamaya yeni esastan devam edilmiştir. 3-Davaya konu Bakırköy ..... İcra Dairesi'nin ..../..... E. Sayılı dosyası UYAP sistemi üzerinden incelenmiştir. Delillerin Değerlendirilmesi ve Kararın Hukuki Gerekçeleri: Davacı Mahkememiz nezdinde açmış olduğu işbu davada Bakırköy ..... İcra Dairesi'nin .../.... E. Sayılı dosyasında davalı tarafından takibe konu edilen çekin çekin lehtar ... Grup İnş. San. Tic. Ltd Şti. Tarafından rızası dışında elinden çıktığını, çek üzerindeki lehdar çekin lehtar ... Grup İnş. San. Tic. Ltd Şti.'ye ait imzanın lehdar şirkete ait olmadığını iddia ederek menfi tespit talebinde bulunmuştur. Takibe dayanak kambiyo senedi incelendiğinde; ciro zincirinin birbirini takip eden nitelikte olduğu, ciroların 6102 sayılı Kanun'un 789 ve 790. Maddesine uygun olduğu ve ciro zincirinde şekli olarak herhangi bir kopukluk olmadığı anlaşılmaktadır. 6102 sayılı Kanun'un 818. Maddesinin 1. Fıkrasının (c) bendinin atfı ile uygulanması gereken borçlanmaya ehil olmayan kişilerin imzasına, yetkisiz imzaya, düzenleyenin sorumluluğuna ilişkin aynı kanunun 677. Maddesi ise şu şekildedir: "Bir poliçe, poliçe ile borçlanmaya ehil olmayan kişilerin imzasını, sahte imzaları, hayali kişilerin imzalarını veya imzalayan ya da adlarına imzalanmış olan kişileri herhangi bir sebeple bağlamayan imzaları içerirse, diğer imzaların geçerliliği bundan etkilenmez." İlgili hükümden görülebileceği üzere ciro zincirinin şekli olarak birbirini izleyen lehtar ve ciranta imzalarını içermesi halinde, söz konusu lehtar veya ciranta imzalarından birinin geçersiz olması veya hayali kişilerin imzasının bulunması halinde dahi bu durum diğer imzaların sahiplerini etkilemeyecek, ciro zincirinde kopukluğa yol açmayacaktır. Davaya konu somut olayımızda da davacı ... Şirketi tarafından kendisine ait ... imzasına yönelik bir itirazda bulunulmamış olup, lehtarın imzasının lehtara ait olmadığı iddia edilmiştir. Lehtarın imzasının lehtara ait olmaması 6102 sayılı Kanun'un 677. Maddesi gereğince ancak lehtar tarafından açılan davada öne sürülebilecek olup, lehtarın imzasının lehtara ait olmaması halinde dahi keşidecinin kendi imzasından kaynaklanan sorumluluğu 6102 sayılı Kanun'un 677. Maddesi gereğince devam edecektir. Bu durumda ... tarafından lehtarın imzasının lehtara ait olmaması sebebiyle kendi keşide ettiği çekten ... olarak sorumlu olmadığı öne sürülemeyecektir. Nitekim Yargıtay ..... Hukuk Dairesi ..../.... E., ..../... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır: "Dava, çekler nedeni ile borçlu bulunmadığının tespiti istemine ilişkin olup dava konusu çeklerin ... olan davacı, her iki çekteki davalı ...' ün imzalarının sahte olduğunu iddia etmektedir. Davalı ... ise davacının çekleri düzenlendiğini ancak kendisine teslim etmeden çaldırdığını ve çek bedellerini davalıdan tahsil ettiğini bildirmiştir. Davalı ... ise çeklere ciro yolu ile hamil olmuştur. Dava konusu çeklerdeki ciro silsilelerinde dış görünüş itibari ile bir kopukluk görülmemektedir. Dava tarihinde yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK 818/1-c maddesi göndermesi ile 677. maddesi uyarınca imzaların istiklali prensibi gereği kambiyo senetlerindeki her imza sahibi, kendi imzasından sorumludur. Bu durum karşısında bir imzanın sahte olması imzasını inkar etmeyen diğer imza sahiplerinin sorumluluğunu ortadan kaldırmaz." İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ...... Hukuk Dairesi ise ..../.... E., ..../.... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır: "Ancak, davalının davaya konu çeki kötü niyetle iktisap ettiğinin kanıtlanamadığı, davacı keşidecinin kendi imzasına yönelik bir itirazı olmadığı, imzaların istiklali kuralı gereğince lehtarın çekteki imzasının sahte olmasının sadece lehtar yönünden lehine delil ve mutlak def'i olabileceği, keşidecinin çekten dolayı sorumluğunu ortadan kaldırmaya hukuken yeterli olmadığı, keşidecinin çekten dolayı sorumluğunun devam etmekte olduğu dikkate alınarak davacı (....) ... İnşaat Turizm Organizsyon ve Ltd. Şti yönünden açılan davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmiş olması hatalı olmuştur. Bu sebeple davalının işbu davacı yönündeki istinaf talebinin ise kabulüne karar verilmesi gerekmiştir. Mahkemenin gerekçesinde; "Davamıza konu söz konusu çeke ilişkin arka yüzünde de yer alan İstanbul .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin .../... E. sayılı 3. kişileri de kapsar ibraz ve ödemeden men kararına rağmen davalı alacaklı tarafından İstanbul ... Asliye Ticaret Mahkemesi nezdinde ihtiyati haciz kararı alınmış, akabinde .... Bankası-..... Şubesine ait, ... ... İnşaat Turizm Organizasyon San.ve Tic. Ltd. Şti. olan keşide tarihi 30.09.2017 olan 25.000 TL bedelli, ...... olan çeke dayalı olarak İstanbul ....İcra Müdürlüğü'nün ..../.... Esas sayılı dosyasından takip başlatıldığı yanlar arasında ihtilafsızdır" tespiti yapılmıştır. Yerleşmiş Yargıtay uygulamaları uyarınca çek iptali davaları hasımsız olarak açıldığından davalı taraf çek iptali davasında taraf olmadığından, bu davada verilen karar davacıyı bağlamayacağı gibi, dava konusu çekin davacı tarafın çalınan çeklerinden biri olduğunun belirlenmesi ve bu kapsamda zayi sebebiyle çek iptali davasının açılmış olması, davalının çeki iktisabında kötü niyetli veya ağır kusurlu olduğunu ispata yeterli değildir (Yargıtay HGK'nun 06/04/2021 tarih ve ..../..-... esas ve ..../.... karar). Mahkemece davalının taraf olmadığı hasımsız açılan İstanbul .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin .../..... E. Sayılı çek iptali davasının davanın kabulüne gerekçe yapılması yerleşmiş Yargıtay uygulamalarına aykırı olduğundan davalı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf sebebinin kabulüne karar verilmiştir." İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ..... Hukuk Dairesi ..../.... E., ..../.... K. Sayılı kararında da aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır: "Somut olayda , ... olan davacının takip konusu çekteki imzasına itirazın söz konusu olmadığı, TTK 818.maddesindeki atıfla çeklerde de uygulanması gereken aynı Kanunun 677. maddesindeki , "Bir poliçe, poliçe ile borçlanmaya ehil olmayan kişilerin imzasını, sahte imzaları, hayali kişilerin imzalarını veya imzalayan ya da adlarına imzalanmış olan kişileri herhangi bir sebeple bağlamayan imzaları içerirse, diğer imzaların geçerliliği bundan etkilenmez." şeklindeki yasal düzenlemeye göre, imzaların bağımsızlığı ilkesi gereği, ..... cirosunun sahte olması keşidecinin sorumluluğunu ve çekin geçerliliğini ortadan kaldırmaz. ..... imzasının sahteliği, ..... tarafından kendisine başvurulduğunda herkese karşı ileri sürebileceği mutlak def'idir. Dolayısıyla senet lehtarının veya diğer cirantaların ciro imzasının sahte olması hâli, diğer imza sahiplerinin ve özellikle senedin asıl borçlusu olan keşidecinin senetten kaynaklanan sorumluluğunu ortadan kaldırmaz, ... yönünden ciro zincirini koparmaz, ciro zincirinde bulunan imzalardan birinin veya bazılarının sahteliğine dayanılarak keşidecinin menfi tespit davası açmasına olanak sağlamaz. Ayrıca dava konusu çekin tedavüle konulduğunda tüm zorunlu unsurları taşıdığı, TTK.nun 680. maddesi uyarınca, açığa senet düzenlemesi mümkün olduğundan, ... tarafından imzalanıp bir kısım yerleri boş bırakılan çekin keşide tarihinde zorunlu unsurlarının bulunmadığı iddia edilmiş ise de boş bırakılan tanzim tarihinin sonradan doldurulması çekin kambiyo vasfını etkilemez ve üçüncü şahıslar tarafından iyi niyetle iktisabına engel teşkil etmez. Yine TTK 687.maddesi gereğince, poliçeden dolayı kendisine başvurulan kişi, düzenleyen veya önceki hamillerden biriyle kendi arasında doğrudan doğruya var olan ilişkilere dayanan def'ileri başvuran hamile karşı ileri süremez; meğerki, hamil, poliçeyi iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket etmiş olsun. Dolayısıyla somut olayda, keşidecinin lehtar ile arasındaki ilişkilerden doğan def'ileri başvuran hamile karşı ileri süremez. Dava konusu çekteki ciro silsilesinin birbirini takip ettiği, çek metninden anlaşılamayan defilerin, çeki elinde bulunduran ve kötüniyetli olduğu kanıtlanamayan davalı alacaklıya karşı ileri sürülemeyeceği, davalının iyi niyetli meşru hamil olduğu, ödeme def'inin davalıya karşı ileri sürülemeyeceği, tüm bu açıklamalara göre, menfi tespit talebinin dinlenemeyeceği anlaşılmıştır." Nitekim son olarak Yargıtay ..... Hukuk Dairesi ..../.... E., ..../... K. Sayılı kararında 10.02.2025 tarihinde şu değerlendirmeleri yapmıştır: "6102 sayılı TTK'nın 778. maddesinin atfıyla bonolar hakkında da uygulama alanı bulan aynı Kanun'un 677. maddesi gereği, bononun borçlanmaya ehil olmayan kişilerin imzasını, sahte imzaları, hayali kişilerin imzalarını veya imzalayan ya da adlarına imzalanmış olan kişileri herhangi bir sebeple bağlamayan imzaları içermesi halinde dahi diğer imzaların geçerliliği bu durumdan etkilenmeyecektir. Anılan hükümden hareketle birbirinden bağımsız her imza, eğer ki geçersizse, sadece imzanın sahibi yönünden hükümsüzlük sonucu doğuracaktır. İmzaların bağımsızlığı ilkesi, atılı her geçerli imzanın (keşidecinin, cirantanın, avalistin, kabul eden muhatabın imzası gibi) sahibini bağladığını, geçersiz imzaların sahiplerinin sorumlu tutulmamasına rağmen poliçenin geçerliliğinin ortadan kalkmayacağını ifade eder. Eş anlatımla, geçerli imzaların sahiplerinin başkasının imzasının geçersiz olduğunu ileri sürerek kambiyo sorumluluğundan kurtulmaları mümkün değildir. Somut olayda, keşidecinin ancak kendi imzasının sahteliği iddiasında bulunabileceği, lehtarın imzasının sahteliği iddiasında bulunarak menfi tespit talep edemeyeceği gözetilerek, bu doğrultuda yapılacak değerlendirmenin sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle davanın kabulü doğru olmamış ve bozmayı gerektirmiştir." Bu bağlamda davaya konu somut olay değerlendirildiğinde; davacı ... tarafından kendi imzasına yönelik bir itirazda bulunulmadığı, lehdarın imzasının lehdara ait olmadığının öne sürüldüğü, imzaların istiklali prensibine göre davacının başkasına ait imzaya itiraz edemeyeceği, takibe konu kambiyo senedi incelendiğinde şekli olarak ciro zincirinde bir kopukluğun bulunmadığı anlaşılmakta olup davacı ... ... Ve Yapı Sanayi Ticaret Limited Şirketi'nin kendi geçerli imzasına yönelik bir itirazı bulunmadığından davanın reddine karar vermek gerekmiştir. Davacı ... Ve Yapı Sanayi Ticaret Limited Şirketi tarafından tedbir kararı alınarak teminat karşılığı tedbir kararının infaz edildiği anlaşılmakla tazminat koşullarının oluştuğu anlaşılmış, kararın kesinleşmesi halinde 2004 sayılı Kanun'un 72/4. Maddesi gereğince yatırılan teminattan karşılanmak üzere takip konusu senet asıl alacağının %20'si oranında hesaplanan 250.000,00-TL tazminatın davacıdan alınarak davalıya verilmesine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; 1-Davanın REDDİNE, 2-Davacı tarafından tedbir kararının teminat yatırılarak infaz edildiği anlaşılmakla kararın kesinleşmesi halinde 2004 sayılı Kanun'un 72/4. Maddesi gereğince yatırılan teminattan karşılanmak üzere asıl alacağın %20'si oranında hesaplanan 250.000,00-TL tazminatın davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 3-Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 732,00-TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 4-Davacı tarafça yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta HÜKÜM KURULMASINA YER OLMADIĞINA, 5-Davalı tarafça yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta HÜKÜM KURULMASINA YER OLMADIĞINA, 6-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 193.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 7-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının HMK 333.maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde taraflara iadesine, 8-HMK'nin uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine, Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere tarafların yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı 31/03/2026
Katip ..... e-imza
Hakim ........ e-imza